Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Sağlığımız ve Hastalıklar > Psikoloji

Psikoloji Psikoloji, psikiyatri ve kişisel gelişim


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 19.08.09, 15:40   #1
Süper Üye

nur@n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 511
Mesajlar: 2,261
Ettiği Teşekkür: 1393
Aldığı Teşekkür: 5429
Rep Derecesi : nur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmedenur@n muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Bir ŞizofRenin Dünyası.

SAĞA ÇEKTİM BEKLİYORUM.

Şizofreni zihin bölünmesi anlamına gelen bir
hastalıktır. Biyolojik ve genetik faktörlerin
yanısıra özellikle eğitimde tutarsızlık verilen
çelişkili mesajlar yahut belirsiz anlamsız korkutucu
olaylar ruhsal dünyada bir parçalanmaya yol
açabiliyor bu da sonunda gerçeklerden tamamen kopmayı
ve bir hayal dünyasında yaşamayı netice verebiliyordu.
Bu delikanlı o noktaya gelene dek neler yaşamıştı kim bilir?
"Ben iyiyim doktor ağabey ben iyiyim hiçbir şeyim
yok. Sağa çektimbekliyorum." Böyle demişti Hüseyin
daha odaya ilk girişinde.

Onsekiz yaşındaydı.Şizofreni hastasıydı.Gözlerinde
hayalet görmüşçesine bir korku ile hiçbir şey
görmüyormuş gibi boş bir bakış yer değiştiriyordu.
Çocuk gibiydi tavırları.
Büyümeyi reddetmiş zamanı geri çevirip küçük bir
çocuğun o problemsiz saf dünyasına dönmüştü sanki.
Artık mücadeleyi bırakmış dış dünyaya
kapılarını kapatmıştı.Kendisine ait bilinmez bir
dünyadaydı.Neyi neden yaptığını ne zaman
ne yapacağını kestiremiyordu ailesi.İnsanlardan
kaçıyor bazen kendi kendine birseyler konuşup
gülüyordu. Ama gariptir halinden memnun görünüyordu.
Ve yerli yersiz aynı sözü tekrarlayıp duruyordu:
"İyiyim ben iyiyim. Sağa çektim bekliyorum."

Çocukluğundan ilk hatırladığı babasından yediği bir
tokattı.
Oyundan eve biraz geç gelmiş evdekiler onu çok merak
etmişlerdi. "Geldim işte sevinin" dercesine masum
bir neşeyle yüzüne baktığı babasının öfke dolu bakışları yediği
tokat esnasında gördüğü yıldızlara karışmıştı.
Neye sinirlenmişti babası bilemedi. Çok korktu ve
yatağına gidip ağladı.
Babasının -asabi- olduğunu bazen işten gergin
geldiğini o yüzden ufak şeylere sinirlendiğini
-aslında iyi bir insan- olduğunu zamanla annesinden
öğrenmişti. İyi de kendisinin ne kabahati vardı ki?
Hem babası -Sizin için çalışıyorum ablanın ve senin
geleceğiniz için yoruluyorum- demiyor muydu?
Bizim için çalışıp yorulduğu ve sinirleri bozulduğu
için bizi dövmesi nasıl işti?
Bizden intikam mı alıyordu yoksa? Neden ki?

Bazen -aslan oğlum akıllı oğlum- derdi babası
kendisine bazen de -salak haylaz!-
Ne zaman nasıl tepki alacağını bilemiyor güvensizlik
içini kemiriyordu.
Babasına bile güvenemeyecekse bu dünyada kime
güvenebilirdi ki?
Annesi babasının aksine çok şefkatliydi.Bir o kadar
da evhamlı. Devamlı peşinde dolaşır -Hasta olacaksın-
der başka şey demezdi..
Bu aşırı ilgiden boğulacak gibi oluyordu bazen.
Ama seviyordu kendisini ve dövmüyordu ya; yetebilirdi bu.
Bu sevgi uğruna bazen kişiliğini feda etmesi
gerekiyordu ama olsundu.Hep sevildiğini bilmek güven
vericiydi zira. Ama hayır; maalesef her zaman
sevmiyordu annesi onu.Uslu olduğu zamanlarda
geçerliydi bu sevgi. Şartlı bir sevgiydi yani.
Annesinin hoşlanmadığı bir şey yaptığında -Seni
doğuracağıma taş doğursaydım- sözünü sık duydu.
Bir gün dayanamayıp -Acaba benim gerçek anne-babam siz
değil misiniz?- sorusunu sorduğunda annesi öfkeli
gözlerle -Saçmalama salak!- diye bağırdı.Bu cevap
acaba ne anlama geliyordu?
Bazen annesiyle babası kavga ederlerdi.
Daha doğrusu öyle hissediyordu. İçeriden bağırışlar
gelir yanlarına gidince susarlardı. Bir şey yokmuş
gibi davranırlardı. Ama evde birkaç gün sessiz bir
gerginlik olurdu.İçini dağlardı bu gergin dönemler.
Neydi problem anlayamadı hiç. Neden
anlatmazlardı ki?
Problem varsa söylesinler yoksa güzel güzel sohbet
etsinlerdi.
Böylesi daha mı iyiydi sanki? Suratsız bir çocuk
olmuştu artık.
Evlerine bir misafir geldiğinde ise keyfi biraz
yerine gelirdi.
Anne baba ne kadar gergin de olsalar misafirin yanında
gülümserlerdi çünkü.
Yalancıktan da olsa onları öyle mutlu kibar konuşkan
görmek hoşuna gidiyordu.
Hoşuna gidiyordu da neden biz bize iken böyle
davranmıyorlardı ki? Biz komşulardan daha mı
değersizdik?
Saflık derecesindeki patavatsızlığı misafirliklerde
başına dert oldu.
Anne-babasının evde -kel toş- dedikleri komşu evlerine
misafir olduğu bir gün ona -kel toş- diye seslenince
buz gibi bir hava esmişti.
Ablası çimdikledi.
Yanlış mı söylemişti adını yoksa? Adı bu değil miydi?
Niye öyle diyorlardı o zaman?

Gelen giden arttıkça çelişkiler de artıyordu.
"Yine mi o gıcık tipler geliyor? / Aman efendim ne iyi
oldu da geldiniz?"
"O Ayten de çok saçmalıyor canım / Haklısın
Aytenciğimnaaparsın?"
"Keşke evde yok deseydin oğlum / İnanın çok
özlemiştik."

Bir kenara çekilmiş sessizce izliyordu çoğunlukla. Bu
karmaşık oyunun kuralı acaba neydi?
İlkokula başlayışını evdeki sıkıntılardan kaçış
olarak sevinçle karşılamıştı.
Ama siyah önlükler anlamsız kısıtlamalar olmasa daha
iyi olurdu.
Hele bazen bayat nutuklar atıp bazen de öfkeyle
bağıran asık suratlı öğretmenler olmasa çok da güzel
olabilirdi. Nutuklarda başka konuşuyorlardı
koridorlarda başka.
"Gelecek sizin elinizde / Siz haylazsınız!"
"Okuyup büyük adam olacaksınız / Adam olmazsınız siz!"
"Bu ülkenin umudu sizlerde /Sizi her gün dövmek
lazım!"
"Atatürk bu ülkeyi sizlere bıraktı / Aptallar!"

Anlayamıyordu çoğu şeyi. Atatürk'ü öğretmişlerdi ona
önce ve sonra ve hep-beden eğitimi dersinde bile. "En
büyük o! Bizi kurtardı. Bir millet yarattı."
Ama Hüseyin dedesinden "Allah en büyüktür tek
yaratıcı Odur" diye öğrenmişti.
Bir gün öğretmenine "Allah mı büyük Atatürk mü?" diye
sordu. Öğretmen ters ters baktı ve "Böyle
saçma soruları bir daha sorma; fena olur" dedi.
Korktu yine. Korkmaya alışmıştı zaten.
Korkutucuydu dünya. Nasıl korunacaktı?

İlkokul öğretmeni kopyaya çok kızardı. Bir kez sınavda
kopya çeken bir arkadaşını sınıfın ortasında evire
çevire dövmüş hatta bacağını kanatmıştı.Kopya
kötüydü çekmemeliydi. Hiç çekmedi de. Son sınıfta
ilkokullar arası bilgi yarışmasına katıldılar. Final
yarışmasında öğretmeni yanlarına yanaştı ve "Şöyle bir
soru gelecek cevabı da şu" diye fısıldadı. Duymazdan
geldi.. Kopya kötü değil miydi?
Öğretmen kendilerini deniyordu herhalde. Yarışma
sonrasında öğretmen "Beni niye dinlemediniz? Size
cevabı söyledim. Ya yarışmayı kaybetseydiniz?" diye
bağırınca kafası iyice karıştı. Bir gün birisi
"Bunlar kamera şakasıydı" diyecek diye bekliyordu. Ama
ya değilse?

Bir de kafasındaki çelişkileri tutabilseydi!
Anlaşılan onları kendi kendine ve kendince çözmesi
gerekecekti. Yapabilirse.
Susmak çok iyiydi aslında. Zaten ilkokulda öğretmenleri hep
"Susun!
Çok konuşmayın bakayım!" derdi. Ama lisede
öğretmenler "Niye aval aval bakıyorsunuz derse
katılın biraz sizin gibi koyunlar yüzünden bu millet
geri kaldı!" deyince sessiz ve uslu olma
konusunda da çelişkide kaldı.

Büyümeseydi keşke. Hep küçük bir çocuk olarak kalsa ne
iyi olurdu. Zaten genellikle odasında tek başına
oyuncaklarıyla oynamasına onlarla konuşmasına
annesi "Hâlâ çocuk gibisin" diye tepki gösteriyordu.

Ergenliğe girdiğinde garip şeyler yaşamaya başladı.
Öteden beri bildiği bedeninde o güne dek bilmediği
şeyler oluyordu. Ama kimseye soramadı.
Kimse de ne olup bittiğini ona doğru düzgün anlatmadı.
Ayıp deyip sustular. "Kızların şeyi var mı?"
sorusunun cevabını bile arkadaşlarıyla başbaşa verip üç ayda
öğrenebildi. Yine o dönemde öğrendiğini sandığı bir yığın
şeyi düzeltmesi yıllarını alacaktı.
Zaten kızlardan yana başı dertteydi hep.
Çıktığı bir
sohbetlere gitti. Bir gün anne babasını fısır fısır
konuşurken gördü.
O akşam babası onu karşısına alıp konuşmaya
başladı.Bir problem olduğunu anlamıştı. Bir problem olmasa
babası onunla konuşmazdı çünkü; ancak bir problem
varsa konuşurdu. Sonunda babası dilinin altındaki
baklayı çıkardı:
"Evladım aşırı gitme. Namazını da kıl gereğinde
bara pavyona da git.
Kur'ân da oku kızlarla gezip içki de iç.
Dengeli yaşa."
"Nerede yazıyor bu denge baba?" diye sordu. Babası
sinirlenip "İşte burada yazıyor" dedi ve avucunu
gösterip yanağına okkalı bir tokat yapıştırdı.
Ağlamıyordu artık. Etkileniyormuş gibi yapmaya
çalışıyordu. Ama direnci zayıflamıştı.
Kur'ân'ı danamazı da bıraktı.

Evlerinde televizyon hep açık dururdu.
Bazen açık-saçık programlar olurdu.
Spiker 'Sok Sok! Şu rezilliğe bakın!' diye ekranı inletirken
bir yandan da o rezillikler en ayrıntılı biçimde gösterilirdi.
Babası da hem onları seyreder hem de "Tövbe tövbe!
Başımıza taş yağacak; şunların yaptıklarına bakın"
derdi. Hüseyin "Baba başka kanala geçelim"
deyince de "Biraz bakalım canım meraktan izliyorum
zaten neler olup bitiyor bilmek lazım" diye cevap
verirdi.Babasının bakışlarında merak denilemeyecek
garip bir pırıltı olurdu oysa.
Hüseyin farkındaydı bunun.

Lise son sınıfta siyasetle
ilgilenmek ama aşırı gitmemek gerektiğini öğrendi;
nasıl olacaksa? Ve haber programlarını izlemeye
gazetelerdeki köşe yazılarını okumaya başladı. Birçok
şey öğrendi; özellikle dış politika konusunda. Batılı
olmak lazımdı. Batılılar bizden üstündü. Yok hayır
biz en üstündük.Sadece
biraz geri kalmıştık. Ama en güçlü en akıllı bizdik.
Bu millet adam olmazdı. Biz Batılıları seviyorduk ama
onlar bizi sevmiyordu.Onlar bizi sevmediği için biz
de onları sevmiyorduk. Ama onlar gibi olmalıydık yine
de.Sevmeliydiler bizi biz onları sevmesek de.

Hele Yunanlılar bize iyice düşmandılar. Biz de
onlardan nefret ederdik. Hep savaşmış hep yenmiştik
onları. Ama aslında kardeştik. Bazen bizden
korktukları söylenirdi. Sinirlendiriyordu bu bizi.
Bizden neden korkuyorlardı ki? Fazla sinirlenirsek
canlarına okurduk onların. Korkmasınlardı bizden.

Araplar ise zaten oldum olası bizi sevmezlerdi. Biz de
onları hiç sevmezdik.

Ama onlar bizi neden sevmiyordu
ki? Biz onları hep sevmiş hep iyilik yapmış değil
miydik? Oysa onlar bize hep kötülük yapmak
istiyorlardı. Bizi sevmeleri lazımdı. Ama bizim onları
sevmememiz lazımdı.
Zihni iyice dağılmaya
başlamıştı. İçine kapanmaya başladı. Odasından
çıkmamaya başladı. Hayallerle avundu. Hayallerinde
herşey netti kontrolü altındaydı. En iyisi buydu
galiba. Ama annesi neden ona garip garip bakmaya
başlamıştı ki?

Askere gitmeden önce bir işe girip çalışmak istedi. Birkaç
yere başvurdu. Torpilliler yüzünden ilk başvurduğu
yere alınmadı.Babası öfkelendi. "Bu torpil yüzünden
memleket batacak" dedi. Bir hafta sonra ikinci
başvurduğu yer için torpil bulunca sevindiler. Başkası
lehine olunca kötüydü torpil. Ama biz yapınca iyi
oluyordu.

İşyerinde bir kıza âşık oldu. Tutunacak bir dal
arıyordu bu çalkantılar arasında. Her şey bozulmuştu
o kız tertemizdi. Onunla hayatı sihirli bir değnek
değmişçesine değişecekti. O da Hüseyin'i sevecekti
mutlaka hatta seviyordu galiba. Zaten geçen gün
işyerinde sudan bir sebepten bağırmıştı ona; tıpkı
küçükken annesinin yaptığı gibi. Seviyordu kesin ama
tutucu bir aileden geldiği için bunu pek belli
etmiyordu.Özellikle sessiz mazbut bir kız oluşundan
hoşlanmıştı onun. Ama yaz gelince son hayal
kırıklığını yaşadı. Sevdiği kız bazen kısacık etekler
giyiyordu. Otururken de görünmesin diye eteğini
habire çekiştiriyordu. Niye kısa giyiyordu ki o zaman?
Uzun giyse rahat ederdi. Dayanamayıp bunu söyledi bir gün.

Kız utançla karışık gülümsedi ama giyimini değiştirmedi.
Sonra bir gün onun yazın plajda bikiniyle dolaşıp erkek
arkadaşlarıyla denize girdiğini öğrendi "Nasıl yani???"

Karşımda oturmuş kendi kendine konuşup gülen bu
delikanlı aslında kendince kurtuluşu seçmişti anlaşılan.
Çocukluğundan beri bu hayatı bu insanları çözememiş doğru bir
pusula tutarlı bir rehber bulamamış çifte standartların
yaman çelişkilerin çekiştirmesine daha
fazla dayanamamış ve huzuru ancak gerçeği
reddederek bulmuştu işte.
Bu kuralsız trafik üstüne gelenler arkadan
sıkıştıranlar yol isteyenler küfredenler yüzünden
hayat yolculuğunda sağa çekmişti.Bekliyordu.

"Ben iyiyim artık hiçbir şeyim yok doktor ağabey çok
iyiyim ben. Sağa çektim bekliyorum."
nur@n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nur@n'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 19.08.09, 15:43   #2
Uzman Üye

Süperman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Yaş: 31
Konular: 112
Mesajlar: 1,561
Ettiği Teşekkür: 177
Aldığı Teşekkür: 2066
Rep Derecesi : Süperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Bir ŞizofRenin Dünyası.

Bizim forumunda vardı bi şizafreni


Paylaşım için teşekkürler Narun
Süperman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
Şizofrenin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kirpilerin İlginç Dünyası ReaL Hayvanlar Alemi 18 25.05.15 17:53


WEZ Format +3. Şuan Saat: 18:18.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2018 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.