Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Resimli, Resimsiz Şiirler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 01.05.15, 02:06   #1
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Aşk dediğin elif gibi olmalı, dümdüz, dosdoğru…






Aşk dediğin şın gibi olmalı, şeksiz şüphesiz ve üç noktası özü, sözü, gözü anlatmalı…

Aşk dediğin kaf gibi olmalı, kaf dağı gibi ulaşılmaz erişilmez olmalı, iki zirvesi iki nokta gibi göğe uzanmalı, biri can biri canan olmalı…

Hem kaf aşkın kalbidir onu çıkarınca geriye aş kalır, mide kalır… Aşk gönül işidir; gıdası cananın tebessümü, bir tatlı sözüdür…

Alemin var olma sebebi Aşktır, dünya Aşk ile döner, güneş her sabah Aşka gülümser, yıldızlar kara gecede Aşkı aydınlatır, yağmur bile Aşkı yeşertmek için yağar aleme…





Aşk dediğin Hz. Hifa hatun ile Hz. Suheyb’in sevdası gibi olmalı…

Gülün Nazı, Bülbülün niyazı hep Aşk içindir… Şairlerin yazdığı, ressamların çizdiği hep Aşk değil midir?

Hz. İbrahim’in gönüllü girdiği ateşi gülistana çeviren Aşk, Hz. Yusufu Mısır’a sultan eden Aşk, Hz. Muhammed sallallahü aleyhi vesellem efendimizin sidret’ül müntehadan ötelere götüren Aşk …

".....AŞK sözcüğü zaten sözlükte sarmaşık demekmiş. Bir sarmaşık çınarları. servileri nasıl sarmalarsa AŞKta öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri ve her sarmaşık sardığı ağacı kuruturmuş sonunda dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş...."






".....sevmenin tabakaları muhabbet, AŞK ve dert olmak üzere üç derecedir;
-muhabbet odur ki; mahbubunu görürse memnundur, görmezse kaydında değildir.
-AŞK odur ki; mahbubunu görürse memnundur, görmezse mahzundur.
-dert odur ki; mahbubunu görürse de mahzundur, görmezse de mahzundur...."

Aşk hüznün dostudur, hasretin yoldaşı… Gurbettir hep Aşkın mekanı… Hep biri ister, biri gözler, birden başkası düşmanıdır Aşkın…

Aşkın tek gıdası, ekmeği, aşı, aşığın gözyaşıdır. Aşkın bayramı maşuğun bir tek tebessümüdür…

Aşk; görebilmektir, binlerce kişi içinde bile onu görebilmek, ama bazen de görmezden gelebilmektir.

Aşk ta karşılık beklemek yoktur. Aşığın duası her an “Yarabbi onun hakkında hep en hayırlısını nasip et, ona gelecek dertler, üzüntüler bana gelsin” diyebilmektir. Ya da “ Ben öleyim o kalsın, ben ağlayayım o gülsün … ” Ama en önemlisi Hz. Ebubekir’in duası gibi dua etmektir. Hani diyor ya “Yarabbi benim vücudumu o kadar büyüt o kadar büyüt ki cehennemde benden başka kimseye yer kalmasın.” İşte Aşık en azından diyebilmeli ki “Yarabbi benim vücudumu iki kişilik yap eğer onun cezası varsa onun yerine de ben yanayım, yer kalmasın cehennemde o dışarıda kalsın”







Hatırlamak; unutanlara has bir özelliktir. Aşk dediğin unutmak tükenmektir diye bilip hiç unutmamaktır…
Aşk, Nazdır . Tüm sevdaların olmazsa olmazı naz… Türk’ün ta Türkistan’dan çıkıp geldiği, İstanbul’un Fatih’e ettiği naz… Naz anlayana niyazdır. Bilesin!

Aşk; her şeyi, her anı, her zamanı, her mekanı O ve diğerleri diye ayırmaktır. Onsuz bir geçmişi buruşturup çöpe atabilmek, onsuz bir geleceği hayal bile etmemektir.


Aşk; en çokta haddini bilmektir….
Aşk susmayı bilmektir, susabilmektir…

Ve Aşk; bilmektir Ey Sevgili!

Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir.
Onun selamı ile gelen bela olsa Eyvallah diyebilmektir.
Kızmana, gülmene, gelmene, gitmene, kalmana ölmene hepsine Eyvallah. Bilesin!

Mustafa Türkarslan
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 06.06.15, 02:03   #2
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Bir Elif Miktarı Gülümse







Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..








Ey gözlerime bahşedilmiş mucize,
Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu,
Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat,
Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla “ bir avuç deryâ’yı “ dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua....








Kulağımda yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan - ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker teker aşarak sana koşuyorum. Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli “ umut “ sayfalarına bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse olmaya geliyorum..








Heybemde yetiştirirken her nefesine bir “ Elif “ miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana “ sana “ katmaya geliyorum.. Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben “ senin gözlerinde “ yaşlanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim senin varlığında sonlansın sevgilim…Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir “ Elif “ miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna’nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz..








Tedavülü çoktan kalkmış bir ömrün peyderpey yeniden yaşatılması değil bizim sevdamız. Bitkisel hayatta yaşayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil yaşadıklarımız.. Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın haliyiz.. Tümceleri sevda ile nakış edilmiş cümlenin içinde yüreği Cennet kokan bir özneyle ile bir yüklemiz.. Biz ki toprağın suya hasret kaldığı zaman diliminde gökten düşen - bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse’yiz..








Şimdi sevme zamanı.. Şimdi kavuşma zamanı..Gökten inen nurun toprakla kavuşmasında temaşa edilen mucizenin kelimelere dökülen haliyiz biz.. Sen ve ben bir’iz..Sen ve ben hep biziz.. Biz ki ;bir “ Elif “ miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen.. Biz ki; taze gülüz nadasa bırakılmış topraklarda yeniden yeşeren.. Ve biz ki, birbirimizin kaderine yazılmış bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda köşede delice beklenilen…








Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam,
Sevda mucizesinin yeniden aaaahür ettiği gözlerine yaşat beni.. Sonra da yeşil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni…Hadi sevgili durma öyle.. Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotoğraflara bile renk katan yaşı küçük ama yüreği büyük o kahve gözlü kızın yüreğine al..








Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının güzelliğine kat beni.. Baktığın her gökyüzünde benim gülen yüzümü görebilecek kadar benimse beni..Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını idrak edemediğimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremediğimiz nefesinle sev beni.. İçine çek beni.. Taaa ciğerlerine doldur beni. Uzaklığımı unut, nefesime sokul.. Şah damarlarımdan bir an bile ayrılma sevgili.. Yoğunluktan bitap düşen yüreğimi nefesinle tazelendir..








Hadi el gibi sevgili durma yanımda . Ne olursa olsun yaşat beni yaşadığın sevdanın en yalın zamanında.. Kapı zile basan kişinin aşikâr olmasına inat sen hep benden başka her şeyi unutacak kadar sev beni..
Hadi sevgili.. Bu Cumartesi bana memleketinden güneşler topla heybene..Biraz da deli esen rüzgardan doldur eteklerine..Bana gelirken toz toprak koksun yüreğin… Ellerin ise huzur… Şimdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim.. Hicretim sana..








Yollarım sana… Menzilim sanadır..
Unutmadan sevgili.. Gözlerimi kapattım.. Hani her zaman sana dediğim gibi” bir gün gözlerine bir şey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına.. İşte bak yine gözlerimi sana verdim.. Kapattım ışıklarımı.. Annemin tülbentiyle perdeledim güneşi.. Sağım- solum karanlık mı sanıyorsun şimdi.. Tut ellerimi şimdi.. Gözlerin ışığım, adımların adımlarım olsun…Hadi gözlerimi kapattım ve kulağımda Cennet şarkılarıyla çoşarken kulağına fısıldıyorum sevgili…








“ Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni ..."
Hep bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse ne olur…


Çünkü; gülmek sana yakışıyor.....

Gülümse ne olur…
Gülümsediğin,
Bende yaşadığın,
Beni “ sende “ yaşattığın için
“ Eyvallah sevgili eyvallah….”





- İsmail Sarıgene -
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.06.15, 02:03   #3
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Elif’e dair







Bir elif miktarı uzanmak;göçebe umutlara..İnce bir ihtar gizli aslında bu miktarda..Çook ince..Garip dünyadan,garip tarifler olsa da heybede,var-yok arasına müteallik bir eğreti çizgi bi-zar etmiş;yekpare didarları..Ve mekanın fırçasıyla,sükutun varlılığıyla,izzetin vakarlılığıyla birde benim fakrımla yapmacı vedaatlara hilaf bir seda duyulmuş;Gönül Diyarından,Şehr-i Yar’dan…
Kırbada su yok..Heybede de azık..Düşüncede de kaygılar..Didarımda da yokluk..Bir ‘elif miktarı’ yakın değiliz;kavrulan,savrulan bir kum tanesi misali;özlemini kurduğumuz hayallerimizin..Muallak bıraksa da her bir kırıntı,zeminde bir emare kalmadığından,arsız hırsızlar kesretli ruyaları da esir etmiş;kendince..Ve fevc fevc hezimetler yaklaşmış bize..Ama bir farkla..Bir ‘elif miktarı’ kalmış aramızda!…
Yakıcı üç noktada birleşmiş ‘elif’..Hattatın nazenin kamışında..Duruşuyla sermest edip bizleri,varlık suretine bürünen bu ruhlar boyun bükmüş..Tıpkı ‘elif’ gibi..Ve verdiği huzurla aziz eylemiş bizleri..Geçit vermiş;vuslata..Ve en güzel kıvama getirilmişiz;kalbin kuytularındaki tahir goncalarla!…
Himaye edilen aldanışlar;zamanın diliyle parelenmiş..
Aşikare kendimizden sakladıklarımız bir bir ortaya çıkmış;
ELİF’İ GÖRÜNCE!…
-İşte Demişler..İşte!..
Bizler gölge;Aslımız O’rada!..
VE YAKLAŞ EY CAN!..
BİR ELİF MİKTARI KALDI;VUSLATA!..
HADİİİ!!!…
HADİİ!!..
HADİ!.
-alıntı-
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.07.15, 02:17   #4
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Ansızın yıldızlar çalınır geceden.







Hayatın koynundan zamanlar çalınır. Uzak bir gidiş düşer ömrünüze. Gülüşleriniz solar düşleriniz tutuklanır. Geceden sabaha yollar tutulur. Hüzün zehirli bir ok gibi saplanır kalbinize. Gözleriniz uzaklara dalar kalbim uzak bir düş büyütür. Özler hüzünlenir yalnızlaşır Ağlar...
Bu işte bir yanlızlık var
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzannmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan





Nerdesin?
yalnızlık geziniyor damarlarımda... melankoli zehirliyor ruhumu...ve umuda yazdıramıyorum adımı...

bu işte bir yalnızlık var...
Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi...!'
Yalnızım uçurum kıyısında hayat ve Ölüm (sonsuz başlangıç) arasında...

Puslu bir sabah ayazını peşimden sürükleyerek gidiyorum.Yalnızlığımı köhne bir sandalın sahipsiz sürüklenişine bırakırkenn hüznüm ardından ağlıyordu.Alışkanlığından vazgeçen bir tiryaki gibi sıkıp yumruklarımı arkama dönüp bakmadan gidiyorum.
Sahibi olmadığım ama üzerime zorla giydirilen bir beden büyük bütün kaçışları ihtiyacı olanlara bırakacaktım vicdanım el vermedi.Usulca soyundum ve sahiplerine geri verilmek üzere bir kennara bıraktım hepsini gidiyorum.Umudum küçük bir kız çocuğuel salla¤¤¤¤¤ çağırıyor benni uzaklardan.

Israr etmeyeceksin kalmam için ama hani olur ya yine de etme.Yapamadığım tek şey (Bilinmeyen)di baharda kardelen yetiştirmek.Sen onu istedin mahcup oldu yüreğim gidiyorum..

Yeni değill bu yalnızlık...





Ve alıştım gidemediğim yerlerden yalnız dönmeye...
beni de götür yalnızlığına... bennim yalnızlığım çook Kötü (kem)...

gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar yeryüzünde sizin kadar yalnızım...
yalnızlığa elbet alışır yüreğim yalnızlıkla belkide başaçıkabilirim... sensizlik bennim canımı acıtan...
ve yalnızlık... sigara külü kadar yalnızlık..
Kopkoyu bir yalnızlık demledim kenndime Yanında ne kızarmış ekmek kokusu ne de annemin yağlı reçelli ekmekleri...
Aldım elime kalemi boş bir sayfa buldum Yalnızlığı yalnızlığa anlattım Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda...





Yalnız gördü ya! Gelir bennde kalır yalnızlık Uzar geceler..İstanbul’a yağmurr yağar karla karışık.
Kar’ı ayıklar yağmurr kokuları alırım koynuma Ot koyarım göz ucuma Anla; Yine yangın Yine hasret Yıkanan İstanbul’dan düşen payıma
ağla gözüm dinsin sızımbu şehirde yalnızımhasret bennim hüzün bennim ama yine umut bennimdüğün dernek sizin olsun bana Ölüm (sonsuz başlangıç)leri verin…





Ağlamak istedim her şey (Bilinmeyen)e inat
gökyüzü başladı ağlamaya ağladığımı da göre ( öyle bildirilmiştir )n olmadı.
Dinledim saatlerce içimin sızısını dinledim.
Yalnızlığımı dinledim.
Çok şey (Bilinmeyen)ler anlatan bir sessizlik vardı havada.
Tek hissettiğim yalnızlığım çaresizliğim çıkmazlarım
ve gözlerimden akan yaşların yanaklarımda can vermesiydi

Elif gibi yalnızım!





ne esrem ne ötrem...ne benni dururan bir cezmim ne bana benn katan bir şeddem var...
ne elimi tutan bir harf ne anlam katan bir harekem...kalakaldım sayfalar ortasında...
İste böyle benn gibi sen gibi.bir okuyan bekledim bir hıfzeden belki.
gölgesini istedim bir dostun med gibi....
sızım elif sızısı…





sevmek korkulu rüya yalnızlık büyük acı hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı
Denize dökülen bir damla su yok dere yataklarında.Çiçekler kurumaya yüz tutmuşkenn hazann bahçelerinde sen gülümserdin sen de yoksun Artık (gayrı).
Son bulmuş bir fırtınanın enkazını topluyor kalbim.Yol boyu kalp kırıkları cam kırıklarına karışmış Gülümseyemiyor güneş senin gibi ya da yağmurr çiseleyemiyor suya hasret gönlüme.





'Gitmesen olmaz mıydı?' derdim ama mecbur olmasan gitmezdin Ilık yağmurrum. Ellerimi boş bırakmazdın bu zemheri yalnızlıkta.
Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana...Duymuyorsun....Gitme diyorum sana...gitme....
Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında....Gece korkunç...gece sessiz...gece yalnız...Sesim kısılıyor....
Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanınGidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin....benniyüreğimdeki sevgiyi..Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun.....





Ama ne olur bunu unutma.... Gidişin dinderemez bu fırtınayı.Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana;GITME....
geceler uzun ve yalnız yoksun sabaha kadar düşümde bile uzaksın bunu kim hayra yorar
yalnızlık tek kelime(kelam) ile sensizlik...
Bana ne olur ellerini ver! Gideceksin ama yine gel döneceksin diye söz ver....
ne olur gel! benn sensiz İstanbul'a düşmanım...
Ey Kalbim! Yalnızsın bu yolculukta da...

Alıntı
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.07.15, 02:26   #5
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …








Ney’e nefes olunca gözleri buğulu neyzen
Dönmeye başladı yorgun semazen
Ve takvimlerden haber geldi
Kor düştü bir avuç küle
Bir tebessüm oynattı yerinden
Kemik saplı bıçağı
Kabuk düştü yaranın üzerinden






Yusuf’un kanı birikti düştüğü kuyuda
Rüzgâr savurdu yine çölün ötelerine
Kays’ın ayak izlerini
Ferhat’ın kazması bir defa daha vurdu
Dağın göğsüne göğsüne
Bir tebessüme gizlendi –aşina- ses
İki tel saç savruldu ufuk çizgisine
Akıl gitti…




Yamandı o ateşe baş koymak
Yanmaktı… Pervane olmaktı
Kaçak iğde ağacının kokusunu getirecekti rüzgâr
Fesleğen nefesi getirecekti avuçlarıma
Beklemek yamandı
“Elif”le “ye” arasındaydı hayat
Ve ben “lâmelif”te bekliyordum
Aynaların sırrına sır katmaktı ölüm
Ölüm beklemenin ikiz kardeşiydi
Yamandı lâmelif…






İşte yüreğinin gösterdiği yerdeyim
Son menzilin son durağında bekleyen
En son yolcu ben miyim?
Zamanın tükendiği en ölümcül demdeyim
Kimse bilmez ne beklediğimi
Lamelifi de kimse bilmez
Bilmezsin nasıl beklediğimi




Çağırıyor musun beni
Işığında Pervane’yim…


İrfan Özcan
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.07.15, 02:51   #6
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,711
Ettiği Teşekkür: 72273
Aldığı Teşekkür: 66409
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Ellerine sağlık Suzim...

Teşekkürler...
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 01.08.15, 04:48   #7
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Bir Elif Miktarı Gülümse







Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..”

Ey gözlerime bahşedilmiş mucize,

Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu,

Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat,

Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla “ bir avuç deryâ’yı “ dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua....






Kulağımda yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan - ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker teker aşarak sana koşuyorum.






Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli “ umut “ sayfalarına bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse olmaya geliyorum.. Heybemde yetiştirirken her nefesine bir “ Elif “ miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana “ sana “ katmaya geliyorum..







Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben “ senin gözlerinde “ yaşlanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim senin varlığında sonlansın sevgilim…Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir “ Elif “ miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna’nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz..





Tedavülü çoktan kalkmış bir ömrün peyderpey yeniden yaşatılması değil bizim sevdamız. Bitkisel hayatta yaşayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil yaşadıklarımız.. Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın haliyiz.. Tümceleri sevda ile nakış edilmiş cümlenin içinde yüreği Cennet kokan bir özneyle ile bir yüklemiz.. Biz ki toprağın suya hasret kaldığı zaman diliminde gökten düşen - bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse’yiz.. Şimdi sevme zamanı.. Şimdi kavuşma zamanı..







Gökten inen nurun toprakla kavuşmasında temaşa edilen mucizenin kelimelere dökülen haliyiz biz.. Sen ve ben bir’iz..Sen ve ben hep biziz.. Biz ki ;bir “ Elif “ miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen.. Biz ki; taze gülüz nadasa bırakılmış topraklarda yeniden yeşeren.. Ve biz ki, birbirimizin kaderine yazılmış bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda köşede delice beklenilen…







Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam,

Sevda mucizesinin yeniden aaaahür ettiği gözlerine yaşat beni.. Sonra da yeşil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni…Hadi sevgili durma öyle.. Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotoğraflara bile renk katan yaşı küçük ama yüreği büyük o kahve gözlü kızın yüreğine al..







Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının güzelliğine kat beni.. Baktığın her gökyüzünde benim gülen yüzümü görebilecek kadar benimse beni..Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını idrak edemediğimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremediğimiz nefesinle sev beni.. İçine çek beni.. Taaa ciğerlerine doldur beni. Uzaklığımı unut, nefesime sokul..







Şah damarlarımdan bir an bile ayrılma sevgili.. Yoğunluktan bitap düşen yüreğimi nefesinle tazelendir.. Hadi el gibi sevgili durma yanımda . Ne olursa olsun yaşat beni yaşadığın sevdanın en yalın zamanında.. Kapı zile basan kişinin aşikâr olmasına inat sen hep benden başka her şeyi unutacak kadar sev beni..







Hadi sevgili.. Bu Cumartesi bana memleketinden güneşler topla heybene..Biraz da deli esen rüzgardan doldur eteklerine..Bana gelirken toz toprak koksun yüreğin… Ellerin ise huzur… Şimdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim.. Hicretim sana.. Yollarım sana… Menzilim sanadır..







Unutmadan sevgili.. Gözlerimi kapattım.. Hani her zaman sana dediğim gibi” bir gün gözlerine bir şey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına.. İşte bak yine gözlerimi sana verdim.. Kapattım ışıklarımı.. Annemin tülbentiyle perdeledim güneşi.. Sağım- solum karanlık mı sanıyorsun şimdi.. Tut ellerimi şimdi.. Gözlerin ışığım, adımların adımlarım olsun…Hadi gözlerimi kapattım ve kulağımda Cennet şarkılarıyla çoşarken kulağına fısıldıyorum sevgili…






“ Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni ..."

………...

Hep bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse ne olur…

Çünkü; gülmek sana yakışıyor.....

Gülümse ne olur…

Gülümsediğin,

Bende yaşadığın,

Beni “ sende “ yaşattığın için

“ Eyvallah sevgili eyvallah….”



- İsmail Sarıgene -
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.08.15, 01:50   #8
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

AŞK-I ELİFBA...








Aşk-ı Elifba ...


ELİF gibi, tekim, birim, yalnızım…

Yazdım… Elif dedim ilkin.. Mürekkebim bir damladan başlayıp uzarken sayfanın koynunda, ben bir Elif sevdâsı nakşettim sayfalara… Sayfanın koynu şerha şerha… Sayfa baştan sona âh ü figân, tepeden tırnağa kan revân… Elif’le başladım bu aşkı anlatmaya… Elif dibâcedir, Elif mukaddim… Elif ilktir, Elif kadîm… Elif’tir hep ilk adım…





BE gibi, sırrımı noktaya sakladım…

Kulağa üflenen bir sır gibi esrârın tam ucundayım. Âlemin sırrını kalbinde saklayan Kurân’a, Kurân’ın kalbi Fatiha’ya, Fâtiha’nın kalbi besmeleye, besmelenin kalbi Be’ye ve Be’nin altındaki kara mürekkebe sevdâlıyım…Bir aşk Elifbâsı çarpar sol yanımda... Ben gelişi Elif’ten belli bir yüreğin sadâsıyım.


TE gibi, gülmeyi umarken ben hüzünle sınandım…

Harflerin sayfaya akseden yüzü bir hüzne bürünürken kalemimde… Ve kader, kederin bir diğer adı gibi dururken önümde… Nâzenin gül/ümseme gibiydi avucumda dikenler… Bir hârın âh u zârıyla imtihana sarıldım.




SE gibi, bütünü arzularken ben payıma düşen üç noktayla uslandım…

Bütündü, tek parçaydı hep bu dünyada gördüğüm. Vahdet muhabbetle örülerek damla damla aktı rahlenin ortasına… Ayn, Şın ve Kaf’ı temsilen üç nokta yayıldı kitabın tam ortasına… Yandım…


CİM gibi, bir ben noktasına âşık olup karalar bağladım…


Sevgilinin yanağında kararan bir nokta idi ördüğüm… Sevgilinin yanağında ben, bahtım gibi bir kara ben gördüm. Cim suretiyle sahifeye düşen harfte aşkın en kara hâlini, süveydâyı gördüm. Kara sular indi kalbime… Kalbimi bir ben noktasıyla oyuk oyuk dağladım.




HA gibi, boşluğumun çemberinde yaya kaldım…

Bir çemberdi bu aşk… Ezelî ve ebedî.. Başı-sonu olmayan bir halkanın tam ortasında kalakaldım. Boşluğumu halkalarla doldururken, halka içre halka çizerken Ha gibi çemberimin âteşinde yandım. Kendi ateşiyle yandı Kaknûs, âhh ben de âteşimle yeniden ayağa kalktım.


HI gibi, başımdaki noktayı bedenden aşk için ayırdım…

Ömür bir mum gibi eriyerek tükendi. Ecel keskin bir alev gibi başımda bitti. Bir mum ve mum alevi gibi… Ayrı duran bir harf ve noktası gibiAşk için erittim bedenimi… Kanım, kıvrıla kıvrıla aksın sayfaya… Kanadım, sonunda kendi kanımı içerek kandım.



DAL gibi, aşk deryasına iki büklüm daldım…

Uçsuz bucaksız bir okyanustu rahlemde açılan sayfa… Ezelden belâlı bir âşık gibi bıraktım kendimi suyun koynuna… İki büklümüm işte, dervişin elinde asâ gibi… Çile yurdundan gelmiş bir Dal’dan dahi belim eğri, boynum bükük… Deryâlara daldım, aşkla temizlensin diye kirlerim… Günah kokan ellerimle suya boyandım…


ZEL gibi, kambur ruhumu noktayla taçladırdım…

Ervâh yurdundan kopup da geldim, denizin kıyıya attığı damla gibi… Ruhum kambur bir dilenci gibi kaldı yüce kapında.. Ellerim çâresiz, ellerim sahipsiz, ellerim kirli… Ruhum, günâhkâr ruhum ancak aşkınla diri… Koy aşkını bir nokta gibi başıma… Şâd olayım…





RI gibi, hilâl kaşını iki büklüm belime hançer kıldım…

Hilâl kaşın önünde râm oldum, büküldü boynum. Yay kaşınla fırlattığın oka, nişân oldu koynum… Sızlayan, damlayan, ağlayan kan… Hançerin ucundan sızan can gibi bakışın, gecenin koyusunda parlayan hilâl gibi bakışın, bir harfin nazarına dokundu. Rı’dan başlayıp aşka aktım, ben bu aşkı mürekkeple yıkandım.


ZE gibi, aklın kıyamıyla aşkın secdesi arasında, rükûda kaldım…

Ne gökteyim ne yerde…Ne kıyamdayım ne secdede… Birlik ve hiçlik arasında, akıl ve aşk sıratında çiçek açan bir yerde.. Yollarının bolluğuyla sınanan bir sevdânın başındayım. Zegibi rükûda kaldım. Yüzümle arza bakarken, ruhumla semâya aktım… Ârâftan çıksın kalbim, eğrilerim doğrulsun; ben de bir yol bulayım…





SİN gibi, inci dişerinden çıkacak bir hazineye sevdâlandım…

İnci dişlerinden bir söz işitmek istedim. Yüzyıllar önce şairin bir Sin’e teşbih ettiği dişlerinden bir güzel söz işitmek istedim. O söz ki, ezelî ve ebedî sevdâm… Bırak açılsın dudaklar ve yayılsın âleme dualar… Dualar bir hazine gibi, şefâat bambaşka bir hediye gibi bütün evrene yayılsın… Bütün harflerin ucunda, başında, sonunda Sen varsın.


ŞIN gibi, üç inciyi başımda taşımakla onurlandım…

Dünyaya dağılan incilerden üçünü başıma takayım. Ayn, Şın ve Kaf diyorum ya hani.... Payıma düşen üç harf ile dilşâd olayım. Üç inci ile yatıp üç harf ile uyanayım… El ver, aşkını başımda taşıyayım.





SAD gibi, gözlerinin esrarına kapıldım da kıvranarak kıvrıldım…

Bir harfin kıvrımıyla kıvrandım sayfalar üzerinde… Sad gibi koyu bir esrârı sarıp sarmalayıp sakladım gözlerimde… Efsûnlu bir nazar gibi, büyülü bir rüzgâr gibi harflerinde ruh buldum. Adını oluşturan harflerin esrârını gözlerinden okudum.


DAD gibi, gözlerinin uçurumunda, bir kara ben noktasında aklandım…

Gözlerin bir uçurum… Sahifenin kenarında sonsuzluğa akacak iken ruhum, ben içre bir ben tuttu gözlerimi… Ay ve güneş nasıl tutulursa bir boşlukta, gözlerim nasıl tutulursa bir boşluğa… Harflerin noktasına da işte öyle tutundum. Bir kara nokta akladı benliğimi… Noktalar çoğalırken ben âhh, hep azaldım.





TI gibi, elif sevdâmı nergis gözlerine yasladım da yaşadım…

gibi iki hamlenin yarasıyım. Bir göz kıvrımından süzülüp bir nergis çiçeğinden dökülüp Elif’in ayağına diz çöktüm. Vahdetten yükselen aşkımı Elif’in birliğine yasladım. Sevdâm büyük, sedâm küçük olsa da… Susmadım.


ZI gibi, didelerin aşkıyla yandım, Elif iken nokta kadar ufaldım...


Mürekkep, harflerin damarından süzülüyor damla damla… Harfler kamış kalemin ucunda can bulurken mürekkep damlıyor beyaz bir satıha… Zı’daydı bütün güzelliğin… Gözlerin, benin ve servi boyunla tamam oldu güzelliğin. Ve aşk Elif iken küçüldü, süzüldü, bir noktaya büründü. Bir Elif hamlesiyle ufalandım, pâre pâre paralandım.


AYIN gibi, aşkın dîvânına bir küçük mukaddime olsaydım...

Aşk olsun diyorum. Sayfalarca aşk… Bir dîvân sayfasında saklanan; içi nakış ve hat, dışı tezhip ve sanat kokan bu yaralı aşk, yayılsın rahlenin kalbine… Kalpten sonra bütün âleme… Harflerin gül kokusu bu… Bir dîvân sayfasında gizlenen aşkın yüzyıllık hoşbûsu bu… Ve ben, bir dibâce olsaydım bu dîvâna, bir mukaddime… Belki bir Elif’le nur düşerdi ismime…





GAYIN gibi, gözüme düşen bir nokta yaşla sırılsıklam ıslandım…

Bir çift göz verildi kabuğumun kalbine. Sadece bir çift gözdü ruhuma açılan pencere… Gönlümün gökyüzünden kan düştü, nokta nokta ıslandım. Hicran düştü Elifbâya… Ben, kamış kalem ve mürekkeple ıslandım. Ve ben âhh, sonunda uslandım…


FE gibi, ka’de-i ûlâda kaldım, son kez secdeye varamadım …

Aşkın önünde diz çöktüm, ayak burktum, boyun büktüm. Başım kalbime yakın, arınmaya ve cilâlanmaya muhtaç kalbime… Yolları aşıp Sana geliyorum. Yüzüm yok secdenin nur yüzüne, biliyorum. Ellerim bir tesbih tanesinde kilitli.. Bedenim huzurunda ve ruhum ipinden kopmuş bir tesbih tânesi gibi… Yollarımı aç… Fe’lerim Vav gibi huzura muhtaç….





KAF gibi, Zümrüd-i Ankâya âşık bir masaldım…

Kaf dağından süzülüp geldi gönül kuşlarım. Hüdhüd, Simurg, Hümâ, Ankâ… Bir Zümrüd ü Ankâ’nın kanadında asılı kaldı kanayan masalım. Aşk masalının kahramanları uçuşuyor gönlümde… Kaf dağının ardındaki kimyâ ile can buldu harfler… Aşk ile… Âşıkların menziliydi çöller ve dağlar… Ben kendimi bildim bileli, dağlara mahkûmum… Dağlardı benim yurdum…


KEF gibi, bir Nûn ile can buldum, Kûn dendi ve ben “ol”dum…

Kûn dendi, Kef ve Nun bir araya geldi. Çamurdan ve balçıktan sonra, bir alaktan filizlenip boy verdim. Oldum ve ölmeyi bildim, öldüm ve olmayı bildim. Bilmeyi ve bilinmeyi istedim. Harflerdi tek şâhidim… Ne kalem yetti, ne kâğıt içimdeki ummânı taşırmaya… Harflerdi tek şâhidim… Ben anlatamadım…




LAM gibi, saçlarının kıvrımına asılarak sallandım…

Saçlarının kıvrımına yuva yaptı gönül kuşum.. İpe asılan bir ayna gibi döne döne kendimi buldum. Tel tel örülen bir siyahlıkta, ince ve kara ipler arasında hapsoldu gönül kuşum… Ava giden bendim, saçlarının tuzağında avlanan yine ben… Îdama mahkûm bir âşık gibi saçlarının tellerine asılarak sallanan ben… Ve ben… Aşkın darağacındaydım…


MİM gibi dudağının kuyusunda küçülen ve yok olan bir noktaydım…

Dudağının kuyusunda gördüm Yûsuf’un rüyâsını… Çukur, halka halka küçüldü; halkalar büyüyerek kuyunun uykusunu böldü. Büyüyen ve küçülen noktalar gibi… Bir dudağın hânesine konuverdim… Sükûtu resmeyleyen bir noktayım.. Ben esâsen hiç olmadım, uçsuz bucaksız bir yoktayım.





NUN gibi, ateş denizini mumdan gemiyle, Nun gemisiyle aşsaydım…

Aşk, âteş denizini mumdan gemilerle geçtiği vakit… Gönül gemileri bir Nuh tufanı ile engin vâdîleri aştığı vakit… Bir Nun tekkesi düşseydi payıma… Yana yakıla aşsaydım alevli denizleri… Aşarak geçseydim âteşten dehlîzleri… Var/saydım… Aşka ulaşsaydım.


VAV gibi, iki büklüm hâlimle bir cenine konsam, bir secdeye varsaydım…

Vav gibi iki büklüm kaldım belâlı bir dünya yalanında… Yalanlardan, dolanlardan, koynuma dolanan yılanlardan sonra bir Vav huzuru hayâl ettim kendi dünyamda… Anne karnına düşen ceninden kopup, secdeye varan elimde koşup… Bir Vav gibi kendime dolansaydım…


HE gibi, alevden yaşlarımı bir âh için akıttım…

İçinde alev yanan iki kırmızı kadehti gözlerim… Dağlamak ve ağlamak arasında gidip gelen koyu bir alev gibi yükseldi ellerim.. Bir âh’tı yükselen, havaya… Bir inşirâhtı yükselen, semâya… He gibi iki göz çukuruna dolan dumandım. Dumanımla gökyüzüne uzandım.





LAMELİF gibi Lâ’nın aşkıyla çark attım…


Harfler bir semâzen gibi dönerken sayfalarda, ben ters bir semâzen sûreti gördüm Lâ’nn koynunda… Çark atıyordu yokluğun noktaları… Yokluğun çokluğa dönen adımında bir “yok” hecesi dokundu sayfalara: Lâ… Sonsuz bir sonsuzlukla dile gelen harf, dönüyordu âh diyerek sayfamda… LâilâheillALLAH diyerek dönüyordu Lâ…


YE gibi, son’a geldim, Sana geldim; hamdım ve son’unda yandım…

Sana geldim. Elifbânın bütün harflerini aşk ile, âteş ile yaktıktan sonra Ye’nin kıvrımıyla sayfa sonuna geldim.

Harfler, heceler, kelimeler ebedî bir sevdâya mâil… Elifbâ baştan sona içimdeki aşka mümessil… Mürekkep nokta nokta sayfaları aşıyor. Sayfalar dalga dalga rahlelerden taşıyor. Bu aşkınlık, bu taşkınlık yüreğimden çıkıp aşka akıyor. Ve aşk bütün kâinata damla damla yayılıyor. Aşk-ı Elifbâ… Kendi hikâyesini yazan muammâ… Aşkla…
alıntı
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 08.07.16, 01:15   #9
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

ELiF'E BENZER





Bir aşkın derdine müptelâ oldum
Gül açmış hasreti¸ elife benzer!
Âlemde bu aşkın mührünü buldum
Yayılmış fermânı elife benzer!





Azapta tutuşmuş¸ sevgide yanmış
Bir gülen zamanın vecdine kanmış!
Ashâb-ı Kehf gibi dalmış¸ uyanmış
Her devri¸ devrânı elife benzer!






Çilede¸ çektikçe okudum aşkı
Kul oldum¸ kullukta dokudum aşkı!
Nûrdan¸ billûrdan mı bu aşkın köşkü?
Menzili¸ mekânı elife benzer!






Bir mest-i elestim buldum ezelden
Gökler bulutlandı düştüğüm hâlden!
..
Bu aşk¸ aşk yükünü derdi gönülden
Feryâdı¸ figânı elife benzer!






Sızdıkça bir umman kâtresi cana
Derin bir sır açar öz aşkım bana!
Bir yürek yıkanır düşer zamana
Esrârı¸ efkârı elife benzer!






Bende sadâsı var hüznün¸ sürûrun
Çöktü tacı¸ tahtı¸ kibrin¸ gururun!
Kâbe'den Sidre'ye yükselen nûrun
Gülü¸ gülistânı elife benzer!

Rıfat ARAZ


__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 08.07.16, 01:44   #10
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Aşk Dediğin Elif Gibi Olmalı, Dümdüz, Dosdoğru …

Ansızın yıldızlar çalınır geceden. Hayatın koynundan zamanlar çalınır. Uzak bir gidiş düşer ömrünüze. Gülüşleriniz solar düşleriniz tutuklanır. Geceden sabaha yollar tutulur. Hüzün zehirli bir ok gibi saplanır kalbinize. Gözleriniz uzaklara dalar kalbim uzak bir düş büyütür. Özler hüzünlenir yalnızlaşır Ağlar...



Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzannmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan



Nerdesin?
yalnızlık geziniyor damarlarımda... melankoli zehirliyor ruhumu...ve umuda yazdıramıyorum adımı...

bu işte bir yalnızlık var...
Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi...!'
Yalnızım uçurum kıyısında hayat ve Ölüm (sonsuz başlangıç) arasında...



Puslu bir sabah ayazını peşimden sürükleyerek gidiyorum.Yalnızlığımı köhne bir sandalın sahipsiz sürüklenişine bırakırkenn hüznüm ardından ağlıyordu.Alışkanlığından vazgeçen bir tiryaki gibi sıkıp yumruklarımı arkama dönüp bakmadan gidiyorum.
Sahibi olmadığım ama üzerime zorla giydirilen bir beden büyük bütün kaçışları ihtiyacı olanlara bırakacaktım vicdanım el vermedi.Usulca soyundum ve sahiplerine geri verilmek üzere bir kennara bıraktım hepsini gidiyorum.Umudum küçük bir kız çocuğuel salla¤¤¤¤¤ çağırıyor benni uzaklardan.

Israr etmeyeceksin kalmam için ama hani olur ya yine de etme.Yapamadığım tek şey (Bilinmeyen)di baharda kardelen yetiştirmek.Sen onu istedin mahcup oldu yüreğim gidiyorum..

Yeni değill bu yalnızlık...



Ve alıştım gidemediğim yerlerden yalnız dönmeye...
benni de götür yalnızlığına... bennim yalnızlığım çook Kötü (kem)...



gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar yeryüzünde sizin kadar yalnızım...
yalnızlığa elbet alışır yüreğim yalnızlıkla belkide başaçıkabilirim... sensizlik bennim canımı acıtan...
ve yalnızlık... sigara külü kadar yalnızlık..
Kopkoyu bir yalnızlık demledim kenndime Yanında ne kızarmış ekmek kokusu ne de annemin yağlı reçelli ekmekleri...
Aldım elime kalemi boş bir sayfa buldum Yalnızlığı yalnızlığa anlattım Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda...

Yalnız gördü ya! Gelir bennde kalır yalnızlık Uzar geceler..İstanbul’a yağmurr yağar karla karışık.
Kar’ı ayıklar yağmurr kokuları alırım koynuma Ot koyarım göz ucuma Anla; Yine yangın Yine hasret Yıkanan İstanbul’dan düşen payıma
ağla gözüm dinsin sızımbu şehirde yalnızımhasret bennim hüzün bennim ama yine umut bennimdüğün dernek sizin olsun bana Ölüm (sonsuz başlangıç)leri verin…

Ağlamak istedim her şey (Bilinmeyen)e inat
gökyüzü başladı ağlamaya ağladığımı da göre ( öyle bildirilmiştir )n olmadı.
Dinledim saatlerce içimin sızısını dinledim.
Yalnızlığımı dinledim.
Çok şey (Bilinmeyen)ler anlatan bir sessizlik vardı havada.
Tek hissettiğim yalnızlığım çaresizliğim çıkmazlarım
ve gözlerimden akan yaşların yanaklarımda can vermesiydi

Elif gibi yalnızım!



ne esrem ne ötrem...ne benni dururan bir cezmim ne bana benn katan bir şeddem var...
ne elimi tutan bir harf ne anlam katan bir harekem...kalakaldım sayfalar ortasında...
İste böyle benn gibi sen gibi.bir okuyan bekledim bir hıfzeden belki.
gölgesini istedim bir dostun med gibi....
sızım elif sızısı…

sevmek korkulu rüya yalnızlık büyük acı hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı
Denize dökülen bir damla su yok dere yataklarında.Çiçekler kurumaya yüz tutmuşkenn hazann bahçelerinde sen gülümserdin sen de yoksun Artık (gayrı).
Son bulmuş bir fırtınanın enkazını topluyor kalbim.Yol boyu kalp kırıkları cam kırıklarına karışmış Gülümseyemiyor güneş senin gibi ya da yağmurr çiseleyemiyor suya hasret gönlüme.

'Gitmesen olmaz mıydı?' derdim ama mecbur olmasan gitmezdin Ilık yağmurrum. Ellerimi boş bırakmazdın bu zemheri yalnızlıkta.
Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana...Duymuyorsun....Gitme diyorum sana...gitme....
Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında....Gece korkunç...gece sessiz...gece yalnız...Sesim kısılıyor....
Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanınGidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin....benniyüreğimdeki sevgiyi..Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun.....



Ama ne olur bunu unutma.... Gidişin dinderemez bu fırtınayı.Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana;GITME....
geceler uzun ve yalnız yoksun sabaha kadar düşümde bile uzaksın bunu kim hayra yorar
yalnızlık tek kelime(kelam) ile sensizlik...
Bana ne olur ellerini ver! Gideceksin ama yine gel döneceksin diye söz ver....
ne olur gel! benn sensiz İstanbul'a düşmanım...
Ey Kalbim! Yalnızsın bu yolculukta da...





Alıntı
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
, dediğin, dosdoğru, dümdüz, elif, gibi, olmalı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 07:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.