Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 20.01.14, 13:33   #1
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,267
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32310
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Türkiyede Yaşayan Biri Avrupalı Olabilir mi? | Pınar G.



Paris’e yerleştiğim günden beri yakın çevrem tarafından eleştiriliyorum. Neden ülkem için mücadele etmek yerine ülkemi terk ettim? Doğduğum toprak bana, ben de ona aidim ya; doğar doğmaz, doğduğum yere iyelik eki ekleyerek benim olduğunu ibraz etmem gerekiyor. İbrazım ve sahiplenmem gerektiği yetmiyormuş gibi, bir de oradan ayrılmam “ayıp” sayılıyor. Neden Avrupa ülkelerini, Türkiye’den üstün tutuyorum? Doğduğum coğrafya İslam ve şark kültürünün etkisi altından sıyrılabilmek adına bir ulu önder tarafından Avrupalılaştırılmaya çalışılmış ya, onu kayırmam, onu savunmam, ona methiyeler düzerek yüceltmem gerekiyor.

Çok seviyoruz Türkiye’yi Avrupa ve Asya olarak ayırmayı, ayırırken kendimizi “aydın” kesimden varsayıp, Avrupalı algılamayı. Oysaki tüm Avrupa ülkelerinin Türkiye’de olup bitenden bahsederken bizi Ortadoğu haberleri içine katarak, az gelişmiş coğrafyanın biraz da olsa gelişebilmiş insanları olarak sınıflandırdığından bir haberiz aslında. Ama doğru, her seferinde unutuyorum ya, aslında onlar bizim gelişiyor olduğumuzu kıskanan dış mihraklar ve bizim ilerlememizi engellemek için ellerinden geleni yapacaklar değil mi?

Kimseye tarih dersi verme niyetinde değilim ancak Dünya tarihinin en uzun süre hüküm süren (tam 623 yıl) İmparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu üzerine kurulmuş, sadece 90 yaşında olan bir Cumhuriyetiz biz.

Göçebe bir toplumuz, kurulu düzene göre değil, bir sonraki düzende nasıl olsa düzeltilir diyerek inşa ediyoruz konutlarımızı. Deprem olunca yıkılıyor, deprem olmazsa da, restore etmek yerine biz yıkıyor ve kendi tarihimizi yok ediyoruz.

Militarist bir toplumuz, hala topraklarımızı koruma derdinde olduğumuzdan zorunlu askerlikle ülkenin tüm erkeklerinin biz rahat uyuyalım diye, uyanık kalmasını bekliyoruz. Asker olunca gurur duyuyor, asker ölünce ağlıyoruz.

İslami bir toplumuz, doğduğumuz gün nüfus cüzdanlarımızın din hanesine yazılıyor dinimiz, eğitim sistemimizde zorunlu din dersiyle beynimiz yıkanıyor, evrim teorisini, büyük patlama teorisini ezkaza ilgilenip de araştırmazsak öğrenemiyoruz. Bir kısım İslam’a inanmasa da bir Tanrı kavramına inanıyor. Hatta Tanrı demeyi yanlış, Allah demeyi doğru görüyor. Günlük dil jargonumuzdan "inşallah"lar, "Maşallah"lar eksik olmuyor. Birçoğumuz, inanmak kadar inanmamanın da saygı gerektiğini algılayamıyor, inanmayanları saygısız olarak tanımlıyor, hatta hakaret ettiklerini düşünüp yargılıyoruz.

Kamusal hizmet ve kamusal alan algısı olmayan bir toplumuz. Kendi ödediğimiz vergilerle yapılan, bizim rahatlığımız için kurulan ve aslında karşılığını ödediğimiz bir hizmet olan kamusal düzene sahip çıkmıyoruz. Kendi evimiz temiz olduğu sürece sokakların pis olması, kendi balkonumuzda çiçeklerimiz olduğu sürece parklarımızın olmaması, televizyonumuz olduğu sürece sinemaların, tiyatroların olmamasını önemsemiyoruz. Sokağımızdaki küçük esnafı “fakir” işi olarak görüyor, inatla AVM’lerden ve büyük markalardan alışveriş yapmayı tercih ediyoruz.

Nasyonalist bir toplumuz, Türklüğü tüm ırkların üzerinde tutuyor, Türkiye’de yaşayan diğer ırkları kendi ırkımıza bir tehdit olarak algılıyor, haklarını ve varlıklarını yok sayıyor ve yüzümüzü kendi işimize gelen tarafa çeviriyoruz. Başka ırkların Türkiye toprakları içerisindeki özgürlük mücadelesini, terör olarak görüyor, Osmanlı’nın bile azınlık hakları adına yapabilmiş olduğunu, biz yapamıyoruz.

Cinsiyetçi bir toplumuz, hala ataerkil yapımızı üzerimizden silkemiyor, erkek egemenliğini üstün sayıyor, erkekleri yüceltiyoruz. Bir kız çocuğu doğduğunda babasına ait sayılabiliyor ve onun “izni” ile başka bir erkeğe teslim edilebiliniyor. 13 yaşında kendine eş alan Hz. Muhammed gibi, 13 yaşında kızlar gelin olabiliyor. Bir kadının “evlenmeden önce” başka erkekler ile beraber olması ayıp sayılırken, bir erkeğin başka kadınlar ile beraber olması kendisine futbol skoru gibi prim kazandırabiliyor. Bir erkek ile cinsel ilişkiye giren kadın, ki aslında bu ilişkiden erkeğe oranla çok daha fazla zevk alabilen kadın, kendini “kolay” hissedebiliyor ve erkeğin gözünde değerinin düştüğünü düşünebiliyor. Sırf bu baskı yüzünden Türkiye’deki her 2 kadından 1’i vajinusmus rahatsızlığıyla cinsel yaşamı hiç yaşayamıyor, yaşasa da sancılı cinsel birliktelik yaşıyor.

Kadınları özgüvensiz, gelişmemiş, okumamış ve bilinçlenmemiş bir toplumuz. Bir kadının okumuş ve iyi bir iş sahibi olmuş olması yetmiyor, namuslu olması, istediği erkekle cinsel ilişkiye girmemiş olması, çok yaşlanmadan evlenmesi, anne olması, işini bırakmak pahasına ülkesine faydalı evlatlar yetiştirmesi gerekiyor. Gece bebek ağladığında kalkması gereken, akşam evde yemek yoksa pişirmesi beklenen genelde kadın oluyor.

Homofobik bir toplumuz. Bir erkeğin, başka bir erkeğe aşık olabileceğini kabul etsek de, cinsel birlikteliğini düşündüğümüz zaman tiksinen, heteroseksüel bir erkeğin, homoseksüel bir erkeğin yanında rahat hissedemediği bir toplumuz. Bir kadının başka bir kadına aşık olmasını ise tamamen *****grafik düzeyde görebiliyoruz.

Aşk yaşamayı bilmeyen, bilse de yaşayamayan bir toplumuz. Sevgili olarak sokaklarda öpüşemiyor, kamusal alanlarda fiziksel samimiyet gösterdiğimiz zaman yargılanıyoruz. Evlenince kendimize bakmayı, dikkat etmeyi bırakıyor, kilo alıyor, karşı tarafın isteklerine ve memnuniyetine gittikçe daha az özen göstermeye başlıyoruz. Kadınlar çocuk yaptıktan sonra tek aşkları evlatları oluyor, tek aşkı oğlu olan annelerin yetiştirdiği ödipal dönemde sıkışıp kalmış erkeklerle evleniyoruz. Eşini annesi gibi kutsal gören, kutsal gördüğü için içinden geldiğince bir aşk yaşayamayan, bu nedenle dışarıda "hafif meşrep" kadınlara ilgisi devam eden erkeklerle aşk yaşamaya çalışıyoruz.

Sosyal ilişkileri gelişmemiş bir toplumuz. Hala haremlik-selamlık algısıyla, bizimle sadece konuşan bir erkeği bize “yazıyor” sanıyor, bizimle sadece konuşan bir kadını “yollu” sanıyoruz. Sosyal iletişim ve hayat anlayışımızın genel motivasyonu ilgilendiğimiz cinsten ilgi almak veya ilgi göstermek üzerine kurulu. Kalabalık kadın grupları olarak süslene püslene dışarı çıkıyor, yan yana fotoğraf çektiriyor, benzer amaçlarla dışarı çıkmış kalabalık erkek gruplarına gösterip de vermiyoruz. Alkolü çoğu zaman rahatlamak, kendimizi serbest bırakmak amaçlı kullanıyor, dağıtınca suçu alkole atıyoruz ya da suçu alkole atabilecek kadar dağıtmak istiyoruz.

Sosyal hayatı olmayan bir toplumuz. Belli bir yaştan sonra, sosyal hayatı “hovarda” hayatı olarak görüyor, evimizde oturup dizi izlememiz ya da yakın çevremize en değerli porselen tabaklarımızla yemekler vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. İşte tam olarak bu nedenle de aktif sosyal yaşamı sağlayamadığımızdan hepimiz sosyal medyanın bağımlısı oluyoruz. Sosyal medyada sanal sosyalliği, gerçekmişçesine önemsiyoruz ve hatta orada yeni ilişkiler arıyor ve kuruyoruz.

Sanatsız, edebiyatsız bir toplumuz. Sanatçılarımıza değer vermiyor, kitap almayı lüks sayıyor, sergiye gitmeyi “entel dantel” işi olarak görüyor, sinemayı ise sadece eğlence zamanı olarak görüyoruz genelde. Üretmiyor, üretene gerekli desteği göstermiyoruz. 2013 yılında Avrupa’da kitap okuma oranı %21’ken, Türkiye’de, 74 milyon kişide, kitap okuma oranı ise on binde bir. Okuduğumuz kitaplar ise dışı süslü, içi kof aşk romanları veya dizüstü “edebiyat” kitapları. Sanata gelince de modern sanatı algılayabilecek kadar gelişmiş olmadığımız gibi, geleneksel sanata burun bükecek kadar da kibirliyiz.

Ve en üzücüsü de, biat toplumuyuz. Padişah fermanı ile kural, düzen ve kanunun uygulanmasına alışık olduğumuz için yine bizim için bir düzenin kurulmasını ve buna uymayı bekliyoruz. Şu an herhangi bir Türkiye vatandaşının elindeki haklardan hangisini kendi, kendi savaşını vererek kazandı? Haklarımızın çoğu 1923 ve sonrası devlet tarafından bize bahşedilen haklar.

Üzgünüm ama artık 1900’lerin başlarında değiliz. Kurulu dünya düzenine bakacak olursak da yeni bir Mustafa Kemal Atatürk’ün belirip de bizi kurtarması mümkün değil. Biz kendi alışkanlarımızı değiştirmedikçe, kendi haklarımıza sahip çıkmadıkça, haksızlıkların peşini sürmedikçe, attığımız oya değer biçmedikçe, oy attığımız sandığın başında durmadıkça, kendi algımızı sorgulamadıkça ve sorgulanmasına izin vermedikçe değişemeyiz.

Antakya’da Ahmet Atakan Kütüphanesi kurulmak isteniyormuş, kurulsun. İzmir’de Ali İsmail Korkmaz Kütüphanesi kurulmak isteniyormuş, kurulsun. O çocukların bizden hiçbir farkı yoktu ve bizim özgürlüklerimizi savunmak için sokaklardayken öldürüldüler. Artık onlar gibi çocuklar terörist olarak damgalanmasın, toplum isimlerine sahip çıksın. Daha fazla kütüphane kurulsun, daha çok kitap okusun, medenileşebilmemiz ve gelişebilmemiz için ne gerekiyorsa yapılsın. Bunlar bizim önce kişisel, sonra da sosyal sorumluluğumuz.

Araf coğrafyasında doğmuş ve yaşamış olmanın eziyetleri hep bunlar. Eleştirdiğim bunca özelliğimiz Avrupa’da yok mu? Belki var. Ama göze batmayacak kadar az.

Avrupalı olmak mı istiyoruz? Gerçek bir medeniyet mi istiyoruz? İnsan hakları mı istiyoruz? Tüm bunları doğduğumuz topraklarda, sevdiğimiz insanlarla beraber yaşamak mı istiyoruz? Eleştirdiğim özelliklerimize bir bakın derim. Bunlardan en azından birkaçı hepimizde var. Var biliyorum; çünkü yıllardır algımı açmaya çalışıyor olsam da, bende de var. Biz kendimiz değişmediğimiz sürece, hiçbir ulu önder, hiçbir tepeden inme yasa veya düzen bizi değiştiremez. Bu nedenle, aynayı “devlet baba”ya tutmadan önce, kendimize tutmak gerekiyor.

Pınar G. - Radikal Blog
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 23.01.14, 16:13   #2
. . . . Gurbet Ellerde . . . .

Insanlikarayan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Konular: 292
Mesajlar: 10,847
Ettiği Teşekkür: 131060
Aldığı Teşekkür: 42519
Rep Derecesi : Insanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Insanlikarayan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Türkiyede Yaşayan Biri Avrupalı Olabilir mi? | Pınar G.

SerseriGezgin, bu Tesekkürüm sadece emegine, yaziya olan yorumum asagida belli olacak!.

Iki sefer yaziyi okudum, birde yazarin kim oldugunu ögrenmemek icin, Googl´e bas vurdum.

Birkac satirinda, hak vermemek olmaz ama, tümüne bakildiginda, bir Bok sineginin bile, eseledigi yerde birseyler bulabilecegi tabloya vuruyorum.

Birincisi olarak, Basligi sorusturuyorum.

Türkiyenin Avrasyada yer aldigini anlasilan kimse sana anlatmamis, böylelikle hem Avrupa, hemde Asya kitasinda oldugu icin, oralara Avrasyada denir.

Sakin simdi yoldasin AKP Baskani, "Hashasi Tayyiple" karistirma, buda Ak-Denizi, White See olarak adlandirmisti!.

Fransaya yerlesmende ne tesadüf.

Sütcü Imam bile bunlari Anavataninda istememis, bu Mandalara karsi, Tabancasinin Magazinini bosaltmisti!.

Halbuki yeniden Fransizlar, Suriyeden Gazi Antep´e, Alman Mandalarinla simdilik kol kola, Sokaklarda geziyorlar.

Hani belki aklinda degilse hatirlatayim.
Ayni almanlar O tarihlerde, Ermeni hazinesini Almanyaya tasiyip, "Ingilizlerin" Ikinci Dünya savasinda, Hitlerin mahzeninden Ingiltereye tasidiklari Hazinedir!.

Bir Yüzyil Fransa, Ingiltere ve Almanya, Ermeni Hazinesini calmis olsalarda, halen Türkiyenin Ermeni soykirimini, tazelerler, simdilik Ermeni hazinesinide caldigimizi söylemezler, acaba nedendir?.


Yahu Fransadasin, bari su Osmanli tarihinde, Bosporosa getircekleri Heykelide bir konu yapta, coktan beri parasi ödenmis, islerini yerlerine getirsinler, su Fransiz dostlarin!.

Yada Caldiklari Paralari geri iade etsinler, Faaizinide unutmasinlar ama!.
__________________


Türkiyede yasamasa bile!.

Ne Mutlu Türk'üm Diyebilene!.

Çetin Düşlü.
Insanlikarayan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Insanlikarayan'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 22.03.14, 15:16   #3
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Türkiyede Yaşayan Biri Avrupalı Olabilir mi? | Pınar G.

Tiwittır'ı yasaklayan, "Yasakları da yasaklarız" diyen, bağımsız olması gereken yargıyı Adalet Bakanına bağlayan, hırsızlıkların yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışan, durup dururken Suriye'de bir iç savaş çıkartıp yüzbinlerce insanın ölümüne sebebiyet veren bir Başbakanı olan Türkiye ve bunu Başbakan yapan bir millet hiç bir zaman Avrupalı olamaz.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
avrupalı, biri, olabilir, pınar, türkiyede, yaşayan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilgisayar Teknik Destek uur Windows İşletim Sistemi 171 31.01.15 17:15
2014 Yılı İçin Burcunuz Neler Söylüyor... Canan Forum Gerçek Arşivi 15 13.01.14 21:23
Pınar Alacalı'dan Bitkilerin Güzelliğe ve Sağlığa Etkileri | Formülleri OkyanusunKalbi Alternatif Tıp 3 11.12.09 14:05
Bilgisayarın Kendi kendine Reset Atma Nedenleri... Kartal Bilgisayar Donanım | Yazılım 0 16.02.09 02:58


WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.