Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 30.08.14, 11:49   #1
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,267
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32310
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz



“Tanrının sadece bizim inandığımız biçimde olduğunu, iyiliğin sadece bizim yaptığımız haliyle, yasağın ya da haramın sadece bizim inandığımız haliyle olduğunu düşünüyoruz. Bu topraklarda Aleviler için söylenenlerin Ezidiler için söylenenlerden zerre farkı yok”

BARIŞ İNCE @barisince82

Amed Gökçen, 2005 yılından beri İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde “(Y)Ezidi Kültürünün Karşılaştırmalı Araştırılması” adlı uluslararası çalışmayı yürütüyor. Çalışmalarının ilk ürünü Kalan Müzik tarafından 2009 yılında çıkarılan (Y)Ezidiler adlı CD-Kitaptır. Araştırmalar sonucu elde edilen kaynaklar ise Osmanlı ve İngiliz Arşiv Belgelerinde Yezidiler adı altında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından 2011 yılında yayımlandı. Gökçen, Ezidiler ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

»En merak edilenden başlayayım, Ezidiler Kürt müdür?

Ezidilerin tamamı kendisini Kürt olarak tanımlamıyor. Ezidilerin hepsinin Kürt olduğuna inanan bir politik söylem de var. Bütün olarak Ezidilerin Kürt olduğunu Ezidiler kabul etmiyor. Özellikle Kafkaslara çok ciddi bir nüfus kendisini Kürt olarak kabul etmiyor. Tabii bu farklı fikirlerde yeni dönemin politik durumunun da etkisi var.

»Nerelere dağılmışlar peki coğrafi olarak?

Onu birkaç parçaya bölmek lazım. Tüm Ortadoğu’da yaygın değiller. Irak, Suriye ve Türkiye ile sınırlılar. Bilindiği üzere Hindistan, Pakistan, Afganistan oralarda yaşamıyorlar. Benzer pratiklerden dolayı Zerdüştlerle karıştırılıyorlar. Onun dışında Kafkaslarda, Rusya, Ermenistan ve Gürcistan’da yaşıyorlar. Birçok Avrupa ülkesinde varlar ama bir yerde bir grup olarak yaşadıkların söylemek gerekirse Almanya’yı örnek vermek lazım.

»Neden Almanya?

Tipik bir işçi göçü meselesi. Müslüman Türkler ve Kürtler gibi Ezidiler de göç etmeye başladıklarında komşularından gördükleri yerlere gitmişler ve Almanya’yı tercih etmişler. Bugün dünyadaki en büyük ikinci Ezidi nüfusunun olduğu yer Almanya’dır, Irak’tan sonra.

»İlginç. Hangi rotadan gitmişler Almanya’ya?

Öncelikli olarak Türkiye’den giden Ezidiler var. Türkiye içerisinde de önce Batman’dan gidenler var, sonrasında Mardin, Urfa ve Diyarbakır Ezidileri gidiyor. Daha yakın zamanda, özellikle ABD’nin Irak işgalinden sonra ırak Ezidileri ve Suriye’deki iç savaş öncesinde de Suriye Ezidileri gidiyor.

»Siz “Osmanlı İngiliz Arşiv Belgelerinde Yezidiler” adlı kitabınızın sadece ilk bölümünde Yezidi ifadesini kullanıyorsunuz daha sonra doğru kullanımı açıklayıp Ezidi diyorsunuz...

Bu tamamen yayınevinin hatası. Benim yazdığım bölüm içinde hiçbir şekilde Yezidi geçmiyor. Kalan’dan çıkan müzik albümünde de diğer yayına hazırladığım kitaplarda da bu tanımı kullanmıyorum. Kitap benim elime geçince şok oldum. Çalışmaya başladığım ilk günden beri Yezidi denilmemeli diye uğraşıyorum. 700 sayfalık kitap hazırlıyoruz onun içinde onlarca kez Ezidi diyoruz, kitabın kapağı Yezidi diye geliyor!

»Farkını anlatalım okurlarımıza o halde...

Yezidi dememek lazım. Ben artık Ezidi’nin ve Yezidi’nin anlamının farklı olduğunu anlatmaktan da geçtim. Bir insan kendisini nasıl tanımlıyorsa biz onu öyle tanımlamak zorundayız. Bunda mantık aramanın bir anlamı yok. Ezidi diyeceğiz çünkü bu insanlar kendilerine Ezidi diyor. Ne mana olursa olsun hiç fark etmez. Aslı Yezidi bile olsa, o insanlar kendilerine Yezidi demiyor ve başka bir şey diyorsa biz bunu kabul etmek zorundayız. Dışarıdan onlar için bir tanım üretmek, kültür üretmek, bir topluluk için olabilecek en büyük saygısızlıktır. Buna benzer hataları oldukça fazla şekilde tekrarlıyoruz.

»Ama Osmanlı zamanında özellikle bilerek Yezidi dendiği de söylenebilir değil mi?

Tabii ki. Sadece Osmanlı zamanı değil şimdi bile birçok resmi kuruluş, birçok gazete ısrarla Yezidi yazıyor.

»Niçin böyle yazıyorlar?

Kendileri de bilmiyor. Böyle bir alışkanlık var. Alışkanlıktan kopmak istemiyorlar.

»İlginç. Melek Tavus’tan bahsediyorsunuz kitabınızda. Bu tanrı değil tanrının bir elçisi gibi tanımlanabilir. Kötü bir melekti ve daha sonra mı iyi olmuş?

Hayır, en başından beri iyi. Melek Tavus her zaman iyiydi ama Tanrı onun iyiliğini ve onun güvenilirliğini test etmek için belli sınavlara tabi tutuyor. Bu sınavlardan geçerek dünyanın yapıcısı değil, şu anda yürütücüsü, Tanrı’nın izniyle yürüten varlık olarak görülüyor.

»Tanrı yine kadri mutlak değil mi?

Tabii ki Melek Tavus’u yaratan da Tanrı. Kaderi yaratan, hayatın tüm akışını belirleyen Tanrı’nın kendisidir. Bunu bir şekilde ileten, günümüzdeki tüm olayları derleyen ve düzenleyen ise bu inanışa göre tanrının izniyle Melek Tavus’tur. Hiçbir zaman kötü olmamıştır. Kötülük tasviri Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler tarafından yapılmıştır. Doğrudan bir kötülük meleği olmasa bile bir iyilik kötülük savaşı olduğundan bahsedilir. Ezidilikte ise böyle bir iyilik kötülük savaşı yoktur. Ezidilikte Tanrı’ya başkaldırmış bir melek de yok. Bir tane melek var o melek de tanrının emriyle bir şeyler yapıyor. Kötülük diye de bir şey yok Ezidilikte. Biz kendi kafamızda üretiyoruz, bizi kötülüğe sevk eden bir melek olduğunu düşünüyoruz, bizi yoldan çıkaran, belli kötülükleri yaptıran. Halbuki Ezidilikte bunu yapan insanın bizatihi kendisi. Böyle bir meleğe, herhangi bir yoldan çıkarıcı kişiye ihtiyaç yok. İnsanın kendisi tüm kötülükleri yapabilecek şeye sahip.

»Peki Ezidilerin güneşle olan diyaloğu nereden geliyor?

Güneş de tıpkı Melek Tavus gibi bir elçidir. Aslında doğadaki her şey Ezidiler için bir elçidir. Ay da bir elçidir, rüzgâr da toprak da, su da, birçok element geçer. Ateşe, suya, toprağa yemin edilir bunlardan en önemlisi de güneştir. Güneşin de onların önemli bir azizi olduğuna inanırlar. Aslında güneşe el açmazlar, el açtıkları yer yine tanrıdır, yine dualarına önce Tanrı ile başlarlar sonra Melek Tavus derler sonrasında diğerleri gelir. Şeyh Şems’in onların yakarışını duyacağına ve Tanrı’ya ileteceğine inanırlar. Yoksa Ezidilerin ateşe ya da güneşe taptıkları gibi belli tanımlar var ama bunların hiçbir gerçeklik payı yok. Ezidiler için güneş çok kutsaldır. Ateş de çok kutsaldır ama sanılmasın ki onların kutsallıkları bu ikisi ile sınırlıdır. Yüzlerce kutsal mekân vardır ama biz dışarıdan bakanlar bunu gördüğümüz için, güneşe el açtıklarını gördüğümüz için bu insanlar güneşe tapıyor sanıyoruz. Mesela Irak’ta Laleş’te yaşayanlar güneşe dönmüyor. Çünkü Laleş’in kendisi kutsal bir mekân, istediğin yere dönebilirsin. Ama şimdi araştırmacılar orada bir saha çalışması yürütmedikleri için sanıyorlar ki herkes güneşe tapıyor. Asıl önemli olan elçinin kim olduğudur.

***

Şeyh Adi, Arap ama tüm ibadetleri Kürtçe

»Yaşanılan coğrafyaya, siyasi yapıya göre de kültürler değişiyor olsa gerek. Siz kitabınızda Şeyh Adi’den bahsediyorsunuz ve bundan öncesi ve sonrası olarak Ezidilik tarihini ikiye ayırıyorsunuz. Kimdir bu şeyh?

Aslında Şeyh Adi’nin kim olduğuna dair net bir kaynak yok. Çünkü mümkün mertebe bu araştırmalarda belli sözlü kültürleri yazılı kaynaklarla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Sözlü kültürün ürünlerine de güveniyoruz, hatalarını görüyoruz, yazılı kaynaklara hem güvenip hem onların hatalarını bulmaya çalışıyoruz. Şeyh Adi’nin kim olduğuna dair neredeyse tüm metinler, İslam tasavvufçuları tarafından yazılmıştır. Neredeyse hepsinde Şeyh Adi bin Müsafir, bir Arap Sufi olarak tasvir edilir. Ama bugünkü duruma baktığınızda Ezidilerin hiçbir şekilde herhangi bir Arap kültürü ile alakası yok, tüm duaları Kürtçe, tüm ibadetlerini Kürtçe yapıyorlar, Lübnan’dan geldiği söylenen Şeyh’in Kürtler içerisinde böyle bir organizasyonu gerçekleştirebilme ihtimali çok düşük. Ama şu olabilir, o yüzden ben bunu ikiye ayırıyorum, şeyh’in kendisi zaten var olan ve belli pratikleri olan bir toplamın içinde olması daha muhtemeldir. Bunun adı Ezidi olur, Şemsi olur, Zerdüşti olur hiç fark etmez.

Ama bu pratiklerin çok daha öncesinden var olduğu, şeyh tarafından bir organizasyona tabi tutulduğu söylenebilir. Sözlü kültürde ve birçok duasında da bunun örneklerini görmek mümkün. Şeyhten önce tüm cemaat, pirler ve müritler olarak ikiye ayrılırken Şeyhten sonra cemaat, şeyhler, pirler ve müritler olarak ikiye ayrılmış. Şeyhlik vasfı Şeyh Adi ile birlikte gelmiş ve yayılmış. Mirlik de keza öyle. O sebeple Şeyh Adi öncesi ve sonrası diye ikiye ayırıyorum.


»Tarihsel bölümlere nasıl ayıracağız peki?

Ezidiliği anlamamız için belli tarihsel bölümlere sahip olmalıyız ki daha iyi değerlendirebilelim. Ezidilik gibi konuları değerlendirirken, hem yazılı hem de sözlü kaynaklarımız var her ikisinin de ciddi hataları var o yüzden kesin bir şey söylemektense durum tahlili yapmak önümüzü daha çok açacaktır.

***

Ezidilere bu topraklarda herkes zulmetmiş!

»Şu anki duruma baktığımız zaman Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) denilen çeteden kaçan Ezidileri, Irak’taki Kürt güçlerinin koruduğu söyleniyor. Ancak geçmişte Ezidilere zulüm yapanların içinde Kürtlerin olduğunu söyleyen de var. Bunlar doğru mu?

Ezidilere bu topraklarda herkes zulmetmiş. Sadece Kürtler dersek bu doğru olmaz. En büyük katliamı Bedrettin Lülü ve Türkmenler yapmış. Arap Müslümanların, Sünni Müslümanların, Osmanlı’nın sonrasında da Kürtlerin, Müslüman olsun olmasın pek çok grubun bu topluluğa zulmü vardır. Bunun da temel kaynağı, Ezidilerin savundukları dini anlayışın yanlış anlaşılmasından veya bilinmemesinden kaynaklı. Irak meselesine geldiğimizde görünen şu ki Birçok yerde Mahmur’da, Telafer’de Duhok’ta, Musul’da ciddi bir askeri güç var, önemli bölümü KDP’ye ait, bunun yanında stratejik yerlerde de YPG ve PKK güçleri var. Fakat bu birlikte mücadelenin nereye kadar süreceği ve nerede biteceği de önemli.

»Türkiye Ezidilere kapısını açar mı? Yoksa yine bu yardım etme işi de Kürt güçlerine ya da demokrat kesimlere mi kaldı?

Bu iş demokratların, Kürt güçlerinin yapabileceği bir şey değil bence. Yapabilirler ama buraya sınır kapısı açılsa 300 bin insan gelir, Ezidiler Suriyeli mültecilere benzemez. Bulgaristan’dan gelenlere, Kafkaslardan gelenlere benzemez.

»Neden?

Çünkü Müslüman değiller. Siz Müslüman olmayan bir topluluğu Müslümanların içine getiremezsiniz, o kadar kolay olmaz.

»Entegre olmaları zor olur...

Aynen öyle. Üstelik bu insanların tarihsel arka planı sürekli katliamlarla, fermanlarla belirlenmiş. Bunu değiştiremiyor. Sen o insana gel kampa yaşa dediğinde gelmeyecektir, gelmiyor da zaten. Duhok’ta, Zaho’da bekliyorlar. Sınır açılırsa muhtemelen büyük kısmı gelir. Irak’taki genç Ezidilerin neredeyse tamamı Avrupa’ya gitmek istiyor. Hep de böyleydi. IŞİD’den önce de...

***


Kötülük meleği denen melekle, Melek Tavus arasında bağ yok

»Peki neden Ezidilerin inancında sürekli bir “şeytan” bulma söz konusu? Şu ana kadar söylediklerinizin hiçbir yerinde şeytan göremedik?

Biz görüyoruz. Onlar görmüyor.

»Nereden çıkarmışlar o zaman?

Herkesi kendi inancımız gibi zannediyoruz. Tanrının sadece bizim inandığımız biçimde olduğunu, iyiliğin sadece bizim yaptığımız haliyle, yasağın sadece bizim inandığımız haliyle, haramın sadece bizim karşı durduğumuz haliyle olduğunu düşünüyoruz. Bizim gibi düşünmeyen insanları lekelemek onlara hakaret etmek, aslında çok da yadırganacak bir şey değil. Aleviler için söylenenlerin Ezidiler için söylenenlerden zerre farkı yok. Aynı şekilde Çingeneler için de söylenenlerin bunlardan hiçbir farkı yok. Başkaları yaşamış olsa bu topraklarda onlar için de benzer dedikodular, dini dedikodular, yanlış bilgileri görecektik.

»Bu dedikoduların kökeninde Melek Tavus’un diğer dinlerde kötü olarak algılanmasının nedeni yok mu?

Tabii ki var. Ama aynı şeyi görmüyoruz. Müslümanların kötülük meleği olarak gördüğü melekle, Melek Tavus arasında bir bağ yok. Aynı yere bakıyorlar ama aynı şeyi görmüyorlar. Neredeyse tüm dini anlatılarda denir ki bu melek Tanrı’ya başkaldırdı ve cezalandırıldı. Tanrı’ya, “Ben sana karşı başkaldıracağım ve insanları yoldan çıkaracağım” diyor. Ezidiler de diyor ki “bu nasıl bir Tanrıdır ki tanrının kendi yarattığı melek ona başkaldırıyor. Böyle bir şey mümkün olamaz. Onu da yaratan tanrıdır ve yaptığı her şey tanrının rızasıyla gerçekleşiyor. Hiçbir şey Tanrı’dan habersiz ve bağımsız değildir.” Yani onların dünya ve Tanrı tahayyülü ile diğerlerinin tahayyülü aynı değil. Ama biz kendi anlayışımız üzerinden onları değerlendiriyoruz.

***
“Hakaret ediyorsunuz ama bu insanlar AKP’ye oy verdi” dedim

»Daha önce bir röportajınızda “Ezidiler AKP’ye oy veriyor” dediniz. Gerçekten bu böyle mi, dediniz mi bunu ya da çarpıtma mı?

Dedim, öyleydi, ama şu yüzden söyledim. Bu insanlar uzaydan gelmiş tarikat havasında değiller. Onların da siyasi fikirleri var, siyasi kargaşaları var, onların da hayatları bazen kötü gidebiliyor. İkincisi onlara sürekli sanki 400 kişiyle Türkiye’yi yıkacaklarmış gibi bir misyon biçiliyor. Bu da Erdoğan’ın “Ezidi ayini yapıyorlar” diye hakaret etmeye çalıştığı, (Zerdüşt derken kastettiği Ezidilerdi), bir dönemde ben de “hakaret ediyorsunuz ama bu insanlar size oy verdi” demek istedim.

Birgün - Barış İnce
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.08.14, 12:01   #2
Uzman Üye

C.Doğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2012
Konular: 95
Mesajlar: 1,311
Ettiği Teşekkür: 29662
Aldığı Teşekkür: 5946
Rep Derecesi : C.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura aboutC.Doğan has a spectacular aura about
Ruh Halim: Cok Yorgun
Standart Cevap: Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz

Güzel bir yazı. Bilgilendim. Teşekkürler SerseriGezgin.
__________________
C.Doğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz C.Doğan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.08.14, 14:09   #3
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz

Kurucuları kabul edilen Şeyh Adiy'in Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani ile birlikte İslam alimi İmam Gazali’den ders aldığı söyleniyor.Şeytan'ın telafuzu ise haram olarak kabul ediliyormuş.

İzlediğim bir videoda dikkatimi çeken bir nokta; mezarlığın başında iki kartal var, dua ederken (Bilmiyorum belkide sadece seyrettiğim videoya has olabilir) biz yüzümüzü sıvazlarız ya orada çenesini sıvazlıyordu.

Barış İnce'nin;
“Tanrının sadece bizim inandığımız biçimde olduğunu, iyiliğin sadece bizim yaptığımız haliyle, yasağın ya da haramın sadece bizim inandığımız haliyle olduğunu düşünüyoruz." cümlesi suda yürüyen adam ve keşiş hikayesini anımsattı.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.08.14, 16:13   #4
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz

»Tanrı yine kadri mutlak değil mi?

"Tabii ki Melek Tavus’u yaratan da Tanrı. Kaderi yaratan, hayatın tüm akışını belirleyen Tanrı’nın kendisidir. Bunu bir şekilde ileten, günümüzdeki tüm olayları derleyen ve düzenleyen ise bu inanışa göre tanrının izniyle Melek Tavus’tur. " Deniyor yazı içeriğinde.



Bu anlatımlardan, ve inanç anlayışından, Melek Tavus; sanki Tanrı'nın Gn. Sekreteri gibi anlaşılıyor. Din ve vicdan hürriyetine inananlardan birisi olarak hiç bir inanışı zem etmem. Ancak yaşadığım ülkemde laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması temel esastır. İnançlara ancak ve sadece inanç biçimleri siyaset ile harman edilirse, inançlar idari rejim haline getirilmeye çalışılırsa karşı çıkarız. İnancın ve itikadın adı ne olursa olsun.

Bir husus daha İslam dini açısından bakıldığında, İslam dininde sadece tevhit ve takva olduğunu, Kur'an bir ayetinde tefrikalara bölünmenin Tanrı'ya şirk olacağını ifade etmektedir.

Şimdi Ezidi veya Yezidilerin Irklarını, inanç biçimlerinin birazını, inanç biçimi olarak nerelerde var olduklarını yukardaki yazı içeriğinden biraz daha hatırlamış, bilmediklerimizi öğrenmiş olduk.

Keşke Ezidi veya Yezidi olanların tam olarak inançları yanında ibadet, tazim ve taatlarını dört dörtlük öğrenmiş olsaydık.

Sn. Serseri Gezgin, paylaşım için çok teşekkürler elinize sağlık.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 17.09.14, 15:02   #5
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Açık Alanlarda da Yasak!

Yezidiye Sahip Çıkmadıkça Daha Nelerin Yasaklanıp, Nereye Götürüldüğümüzü Sonunda (O, müritleşmiş kör gözler de) Göreceğiz


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi SerseriGezgin Mesajı göster
Nobel Barış Ödülü Sahibi Elie Wiesel şöyle der :

"Adaletsizliği önleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir ama ; adaletsizliğe itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir zaman asla olmamalıdır!.."

Ama biz , bize sıra gelmedikçe sessiz kalmayı tercih ederiz...

Bu sözler de bilinir , bu durumlarda kullanılır :

İlk önce geldiler komünistleri alıp götürdüler, ben sesimi çıkarmadım.
Beni ilgilendirmiyordu.
Sonra Yahudileri aldılar toplama kamplarına, işkenceye götürdüler, ben yine sesimi çıkarmadım.
Çünkü bana göre bir şey yoktu.
Sonra sosyal demokratları vurmaya, hapse atmaya, toplama kamplarına götürmeye başladılar.
Ben yine sesimi çıkarmadım.
Çünkü bana dokunan yoktu.
Bir gün kapım çalındı.
Beni alıp toplama kampına götürdüler : İşkenceye…
Hiç kimse ses çıkarmadı.
Çünkü ses çıkaracak kimse kalmamıştı…

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti , dikkat edin çanlar çalıyor...

Sevdiğim bir öyküyü sizle paylaşayım :

............

Hikayenin devami yukarida.....


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Kurbağa Pişirmek Deneyi: Yönetenlerin toplumları (aslında tepki gösterecekleri, kabullenmiyecekleri) Siyasi veya sosyal değişikliklere(fark ettirmeden, onları uyutarak) götürürken uyguladıkları taktiği açıklamak için verilen bir örnektir. (deneydir)

Kaynamakta olan sıcak bir suyun içine kurbağa’yı bıraktığınız anda yanan kurbağa acıyla zıplar ve kendisini ölüme götürecek bu kötü durumdan kurtulmaya çalışır.

Fakat, deneyi baştan alır ve başlangıçta, kurbağayı normal ısıdaki bir suya koyup, suyu yavaş yavaş ısıtırsanız, kurbağa o suyun içinden hiçbir zaman kaçmaz, haşlanarak ölür. Çünkü, yavaş yavaş ısıtıldığı için vücudu kendisini haşlayan (ölümüne sebep olan) ölümcül ısıya ulaşıncaya kadar geçen süredeki tüm ısı artışlarına alışmış olduğu için tehlikeyi fark etmez, her ısı artışını bir önceki gibi kendisine zarar vermeyeceğini sandığı ve kaçma, tepki gösterme ihtiyacı hissetmemiştir. Öldürücü ısıyı fark ettiği anda da tepki gösterecek veya kaçacak hali kalmamıştır.

İrtica heveslilerinin, 1950 Menderes hükümetinden beri başvurduğu, son yıllarda da, AKP’nin, iktidarda kalabilmek, çağ dışı rejim emelini gerçekleştirebilmek için (çağdaş yaşamlıları uyandırmadan) yurdumuzda 50 yıldır (suyu yavaş yavaş ısıtıp) uyguladığı bir metottur bu.
Son 10 yıl da, Amerika ve Eğitimsiz halk çoğunluğunun desteğini arkasına alan AKP iktidarı döneminde de Türkiye’yi bir arada tutan Atatürk’e ve İlkelerine, Eserlerine, Laiklik ve Milliyetçilik kavramına, çağdaş yaşamlıların yaşam tercihlerine (kurbağa pişirme deneyine uygun olarak) her geçen gün ve saat yeni bir saldırı olmaktadır.

Özellikle Türban’a özgürlük, maskesi altında
(Anayasa Mahkemesi, HSYK, YÖK.YARGITAY,DANIŞTAY) gibi çağdaş kurumların karalandıktan sonra, halka Anayasa değişikliği ile bu kurumlara siyasilerce atama yapılmasının önünün açılması,

Cumhuriyet’i, Laikliği ve Ülkemizin bütünlüğünü korumakla görevli TSK’ni ve onun kahraman subaylarını karalama, görevlerinden alma kampanyaları sonucunda, Kurbağa’nın ateşi biraz fazla yakılmaya başlanmıştır.
Bu yeni ısı artışından kurbağaların bazıları, rahatsız olsa homurdanmaya başlamış olsalar dahi, yine çoğunluk, ısı artışının kendisine zararı olmayacağını sanmaktadır.

Bu yeni durumun en komik tarafı da:
‘’İslam dini, Milliyetçiliği reddedip, (Müslüman kardeşliğini) Ümmetçiliği savunduğu halde, bazı insanlarda o derece, fikir karmaşası içinde kalmıştır ki:
Herkesin dini inancını serbestçe yaşadığı, kimsenin kimseye inanç tercihleri nedeniyle baskı yapmadığı Atatürk tarafından kurulmuş (nispeten) Laik bir sistemden, Çağdışı kalmış bir rejime geçiş saldırılarının yoğunlaştığı bu günlerde;
Bir taraftan, sanki Milliyetçiymiş gibi, Türkiye'yi böldürmeyeceğini haykırıp PKK’ya tepki gösterirken,

Bir taraftan da koyu yobazmış gibi Atatürk’e ve Onun kurduğu Laik
Cumhuriyet’e ve değerlerine yapılan saldırılara da destek çıkmaktadır.


Bu kişiler İslam’da Milliyet (vatan toprağı) ayırımı olmadığının, kendi kendileriyle çeliştiklerinin bile farkında değiller.
Siz hiç AKP'den Milliyetçilik veya Vatan Toprağının bölünmezliği ile ilgili tek bir söz duydunuz mu?

Hayır duyamazsınız çünkü onlara göre:
Siz eğer Müslümansanız, (Müslümanlarla)Arap Ülkeleriyle kardeşsiniz demektir.

Fakat bu durumda da (O kadar Müslümanlığa Amerika izin vermiyor)
O kadar Müslümansınız madem de;

Çok Müslüman AKP, Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya gibi Hıristiyan ülkelerle birlikte olup, Irak, Libya,Afganistan, Şimdi de Suriye gelecekte İran gibi Müslüman ülkeleri yakıp yıktığında, Müslüman kadınlara tecavüz ettiğinde ne tepki gösterdiniz?
Sizleri DİKTATÖR masalıyla aldattılar mı yoksa,
Hani siz Müslüman'dınız?

Diktatör olsa bile Müslüman olması yetmez miydi?


Üstelikte, (forumda yorumlarını okuduğum, paylaştıkları resimleri veya makalelerden anladığım kadarıyla) bu çağdışı baskıcı bir rejime gidişten en fazla zararı görecek olan (çağdaş giyimli, çağdaş yaşamlı, kızlı erkekli ortamlarda yaşayan, bazen oruç tutup bazen tutmayan, bazen namaz kılıp, bazen kılmayan) gençlik kesimi herkesten fazla dindar kesilmiş ki, aslında din ile alakaları yok.

Bu saptamama hemen tepki geleceğini bildiğim için basit bir örnek vereyim, İslam’da, (arada kan bağı veya nikah bağı olmadan) yetişkin bir erkeğin ve bayanın konuşmaları, bayanın saçını (saçı, kolu, boynu, omzu, bacakları açık fotoğraf) göstermesi hele hele (islamda yeri olmayan ve cezalandırılan, flört gibi) kız erkek arkadaşlığı yapan üyelerin bir kısmı, kendilerinin İslama aykırı davrandıklarının, İslami bir yönetim gelirse bu günkü yaşamlarından zorla uzaklaştırılacaklarının farkında değiller.

Kendi yaşamlarının sonlarını hazırlıyorlar.


Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız vesselam, severiz bindiğimiz dalı kesmeyi,

Ha gayret:
Atatürk’ün BAĞIMSIZ,ÇAĞDAŞ, LAİK, ÖZGÜRLÜKÇÜ CUMHURİYETİNE Birkaç darbe de siz vurun ki,
siz ve tüm çağdaşlar altında kalsın HA GAYRET…

Mediter
Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Türkiye’de Laikliği ortadan kaldırıcı Dindarlık ataklarına seyirci kalan , sigara, içki, internet yasaklarına tepkisiz kalan, (gelecekte kendi çağdaş yaşamına baskı olmaz sanan) veya alkış tutan,
TSK içerisindeki, Cumhuriyeti korumak görevi olan,Atatürkçü ve Laiklik taraftarı komutanların tutuklanışlarını boş gözle izleyen,
İslam alemindeki, dine dayalı yönetimlerin yaşam ve geri kalmışlıkları ortadayken, Türkiye’nin (Arap ülkelerine kıyasla) çok ileri ve çağdaş olmasının, Laiklik sayesinde olduğunu hala anlamayıp, her şeyi toz pembe görüp, Laikliği ortadan kaldırıcı her hamle sonunda mutlu günlerin geleceğini sanan, Polyanalara ithaf olunan bir vecize ve bir öykü …

--------------------------------------------------------------------

Hitler tarafından, özgürlükler aşama aşama nasıl ortadan kaldırılıp, Almanya’nın ve tüm Dünya’nın nasıl felakete sürüklendiğini en güzel anlatan söz Alman şair Bertolt Brecth’e aittir.


“Naziler,
önce komünistleri tutukladılar; komünist değilim diye ses çıkarmadım.

Sonra Yahudileri tutukladılar, Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım.

Sosyal demokratları tutukladılar, savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım.

Sıra bana geldiğinde etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!”

Bertolt Brecht



+ + +

Bizde ise öğüt verici bir öykü anlatılır;


YEZİDİYE ARKA ÇIKACAKTIK

Midyat dağlarında zalim mi zalim, gaddar mı gaddar bir Reşo Ağa varmış.
Zapt ettiği bunca bağ, bahçe, tarla yetmezmiş gibi köylülerin koyun ve keçisiniotlatmak için kullandığı dere kenarındaki merayı da bostan yapmış kendine.

Sıcak bir yaz günü susuzluktan bunalan, biri Müslüman, biri Süryani, biri de Yezidi üç arkadaş dere kenarına inmişler.

Ellerini yüzlerini yıkayıp kana kana su içince biraz kendilerine gelir gibi olmuşlar. Üçü de güçlü, kuvvetli aslan gibi delikanlılarmış.
Gözleri ağanın bostanına takılmış. Sağa sola bakmışlar kimse yok.
Nasıl olsa dere Allah'ın deresi, bostan da köyün merası,
-‘’Bir kaç salatalık, bir iki kavun karpuz yesek ne olur?’’ deyip dalmışlar bostana.
Müslüman Hasso kavuna, Süryani Gebro karpuza, Yezidi Carcuro da saldırmış salatalığa. Daha ilk lokma ağızlarında iken Reşo Ağa bitivermiş bostanın başında.

Bir nara patlatmış ki yer gök inlemiş. Fakat bostana girenlerin üç kişi olduklarını görünce, ikinci nara boğazında düğümlenmiş. Birkaç saniyede, bir kaç bin tilki dolaşmış kafasında. Kendi kendine:
- ‘’Ulan tam da yalnız başıma gelecek zamanı buldum. Her ne kadar aslan gibiysem de bu üç teres de zebellah gibi. Tek tek olsalar neyse ama üçüyle birden başedemem bırakıp gitsem namımız beş paralık olur kimse artık beni takmaz, ne yapsam ne desem’’ diye düşünürken aniden bir şimşek çakmış kafasında.

Atılmış ortaya, dönmüşYezidi Carcuro'ya:
-‘’ Ulan dinsiz kitapsız,’’ demiş, ‘’ Bu Hasso benim Müslüman
kardeşim, dinimiz, kitabımız, Allah’ımız, Peygamberimiz bir. Malımız mülkümüz, canımız kanımız ortak, Gebro desen İsa efendimizin ümmetinden bir dürüst Ehli Kitap, hiç olmazsa dini kitabı belli, kestiği yenilir, sözüne güvenilir. Bunlara değil birkaç kavun karpuz bütün bostan helal olsun.Ulan peki sana ne oluyor behey dört kitabın dördüne de inanmaz, camisiz, kilisesiz, imansız. Sen nasıl benim bostanıma destursuz girersin,
demiş, girişmiş zavallıya.

Hasso ile Gabro derin bir nefes cekip, yırttık diye şükretmişler. Azıcık da hoşlarına gitmiş ağanın sözleri. Ağa kafa, göz, ağız, burun demeden Allah ne verdiyse yapıştırmış, komaya sokmuş gariban Carcuro'yu…

Ağa Carcuro'yu halledince dönmüş Gebro'ya;
- ‘’ Ulan!’’ Demiş, ‘’Biraz önce söyledim. Hasso benim din kardeşim. Dinimiz, kanımız, malımız, canımız bir. Peki sen neyin nesi oluyorsun? Doğru düzgün bir adam olsan Allah'ı üçe çıkarmaz, İsa efendimizi Allah'ın oğlu yapmazdın. Bir Müslüman’ın malını sen nasıl yersin? Bre kafir!’’ demiş, patlatmış yumruğu. Eşek sudan gelinceye kadar dövmüş, dil ,derman, güç, takat , bırakmamış biçare Gebro’da.

Hasso iyice rahatlamış. ‘’Hem canım, zalim malim de olsa, ağa ne de olsa Müslüman , insan din kardeşinin kıymetini bilmeli, ötekilerin iflahını kesti bana birsey yapmadı,’’ demiş içinden.

Gebro'nun da işini bitirdikten sonra ağa dönmüş Hasso'ya:
- ‘’Vay vay vay demiş. Seni gidi vicdansız, hele bunlar biri Yezidi öbürü Hıristiyan. Din, iman, helal, haram bilmezler. Sen sözde Müslüman olacaksın, helali, harami bileceksin, benim malımı mülkümü muhafaza edeceksin. Kendin yetmezmiş gibi bir de bu gavurları takmışsın peşine bostanıma girersin ha! Ulan ben seni gebertmeyeyim de kimi geberteyim. Seni telef etmeyeyim de kimi edeyim.’’ demiş girişmiş Hasso’ya…

Gözünde fer, ağzında diş bırakmamış, kolunu kanadını kırmış, iflahını kesmiş Hasso'nun. Carcuro'dan da Gebro'dan da beter etmiş Hasso'yu.

Köylüler ertesi gün per perişan bulmuşlar üç arkadaşı.
Yaralarını sarıp su ekmek vermişler.’’ Kimler yaptı? Nasıl oldu? Ne oldu?
Güçlü kuvvetlisiniz, üçünüz birden nasıl böyle dayak yediniz?’’,
diye soranlara
Hiçbiri cevap vermiyormuş. Sadece Hasso derinden derine şöyle inliyormuş;
Yezidiye arka çıkmalıydık,
Yezidiye arka çıkmalıydık,
Yezidiye arka çıkmalıydık …..


Bugün bile Midyat'ta Turu Abidin köylerinde üç beş arkadaş yola çıktıklarında aksakallılar gençlere :
"Siz siz olun,
Yezidiye sahip olun,
Yezidiye sahip olun,
Yezidiye sahip olun"
diye üç kez seslenirler…



--------------------------------------------------------------------



Siz siz olun, Yezidiye sahip çıkın…

Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.09.14, 16:12   #6
Üye

Gökyüzü* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2014
Yaş: 26
Konular: 9
Mesajlar: 54
Ettiği Teşekkür: 13
Aldığı Teşekkür: 121
Rep Derecesi : Gökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerdeGökyüzü* Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Aptal
Standart Cevap: Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz

Anlam veremediğim konular.

Bunlar hiç bir zaman bitmeyecektir.
__________________
Öyle çok dokunmak istiyorum ki,bana benzeyen yanına.
Acılarına…

Şükrü Erbaş
Gökyüzü* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Gökyüzü*'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 21.09.14, 17:52   #7
Düz Adam

Sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 8
Mesajlar: 954
Ettiği Teşekkür: 903
Aldığı Teşekkür: 3231
Rep Derecesi : Sami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Herkesi Kendi İnancımızdaki Gibi Zannediyoruz

Dünya inanç dağılımı :


% 21 Müslüman
% 32 Hıristiyan
% 47 İnançsız, Budist vs..

Zaten bizim inandıklarımıza dünyanın çok büyük çoğunluğu inanmıyor.

Sadece bizim çevremiz kısır. Her yeri kendi mahallesi gibi zannederek yaşıyor insanlar.


.
Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sami'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
gibi, herkesi, inancımızdaki, kendi, İnancımızdaki, zannediyoruz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Burcunuzun Şeytan Tarafı Ne Söylüyor? OkyanusunKalbi Astroloji | Mitoloji 15 03.12.12 21:30
Duygusal zeka Dolunay Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler 0 26.02.11 22:05
Kendi Gününde Kendi Saatinde Ama Başka Kanalda ReaL Tv Showları | Tv Yarışmaları | Tv Dizileri Haberleri 1 07.07.09 17:00
İnsan Gelişiminde Basamaklar-Bebeklikten Bilgeliğe Giden Yol oneyouu Sosyal Bilimler 0 12.02.09 21:05
Aziz Nesin Ve Halk Masalları / Söyleşi oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 03:36


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.