Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 04.11.14, 00:17   #1
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66396
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde akademik yıl açılış töreninde konuştu.


İşte Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Tıp alanında çok değerli araştırmalar yapılacak. Bilim adamlarımız burada yetişecektir. Kaynak noktasında sıkıntılar var.

Vakıflar genel müdürümüzle değerlendirme de yapacağız. Gelirlere baktığınızda bir akar görürsünüz aynı şeyin burası için de olması çok önemli.

Bugünün benim nezdimde çok farklı bir anlamı var.
12 yıl önce siyasi partim seçime girmiş ve birinciliği üstlenmişti. 12 yıl boyunca başkanlığı yaptığım için 4 öncelik belirlemiştik.
Adalet, sağlık ve emniyet... Kararlı adımlar attık, ilerledik. Çok önemli adımlar attık.
Biz daha iyiyi yapmamız lazım, eksiklerimiz şüphesiz ki fazla.
Herkes 12 yıl öncesine bakmıyor şimdiye bakıyor sayıyor eksikleri.
Nereden nereye geldik... Her ilde üniversite açtık.
Açıyorsunuz bu okulları hoca yok dediler.

Hocalarımızın bunun hesabını bize sormayacak dedik.
Onlar yetiştirecek dedik.
Tıpta çok açığımız var.
Kariyer yapma noktasında da öyle bir zihniyet var ki ön tıkıyor.
Sayın hocalarım biz uzman doktorlarımıza doçentlik, profesörlük veremez miyiz.
Veririz dediler, önünü açalım dedik.
Gelin Türkiye’de sağlık bilimleri üniversitelerini kuralım.
Bir gün hastayım, doktor bana ilaç verdi 5 tane.
Uzattım o zamanlar ilaçlar hastaneden alınıyor.
2’si var diğerleri yok eczaneden alın dediler.
Bunlar hep hafızamızdaydı.

BUNLAR HAİN YA


Sorumluluk yetkisini elimize alınca bunları değiştirdik
12 yıllık süreçte eğitimden sonra sağlık dedik
Çok modern hastanelerimiz var
O terör estirilen yerde bile nasıl modern bir hastane
O açılışa Yüksekova halkını tehdit ettiler, açılışa göndermediler, ölümle tehdit ettiler
Bir hemşiremiz geldi, “Başbakanım her şey iyi güzel de şehir merkezine nasıl gideceğim korkuyorum” dedi.
Bunlar hain yaa.
Bunlar kendi halklarına hainlik içindeler.
Sonra barış diyorlar.

Bakın havaalanı yapıyoruz onu bile yaptırmıyorlar.
Müteahitler tehdit ediliyor.
Size hizmet verecek yahu.
Kürt kardeşlerim diyor yalan.
Bırak da bitirelim şu havalimanını.
Tamam bitir diyorlar, çalışıyoruz yine gelip makineleri yakıyorlar.
İsteseler de bitireceğiz, istemeseler de bitireceğiz o havalimanını
16 gazeteci öldürüldü Gazze’de. Dünya medyasının sesi çıkmıyor.
.Türkiye’de olsa dünya medyası kıyameti koparır.
Polisimizin en ufak ihlalini günlerce dillerine dolayanlar Mısır’da olanlar ses çıkarmazlar.

Niye?
Çünkü Mursi farklı bir insandı, onların dünyalarının insanı değildi.
Egemen güçlerin istediği demokrasi değil.
Geçen BM’de bizi bir masaya oturtacaklar.
Devlet büyükleri orada.
Getirin bakayım şu listeyi kimler var dedim.

'BEN BU MASADA OTURMAM' DEDİM

Baktım Sisi’de orada.
Dedim ben bu masada oturmam.
Ve tabii katılmadım benim sandalyem orada boş kaldı.
Birileri değişik şeyler söyleyebilir ben haktan yanayım.

"EKMEK ALMAYA GİTTİ DİYORLAR... YALAN"


Gezi olaylarında hayatını kaybeden bir çocuğu, hakkında senaryolar yazarak reklam malzemesi yaparak, aylarca istismar konusu yaptılar. Yalan söylüyorlar. 'Ekmek almaya gitti' diyorlar. Yalan. Ne ekmek almaya? Çocukcağızı terörün içine ittiler. Sapanlarla, maskelerle resmi var. Bunların hepsi tespit edilmiş vaziyette. Fakat, bunun için kıyametleri koparanlar Diyarbakır'da alçakça, vahşice 3 kattan aşağı atılan Yasin ile ilgili onu arabayla çiğnedikleri halde bunu asla gündeme getirmediler. Yasin Börü ve arkadaşlarını görmediler, görmezden geldiler. Niye? Çünkü Yasin Börü, inancını yaşayan bir delikanlıydı. Yani bu vahşet anlayışını anlamak mümkün değil.

Arkadaşlar, tüm bu ve buna benzer tavırlar son derece kasıtlı, son derece bilinçli, Türkiye'ye yönelik algı operasyonlarının parçası olarak ortaya konan tavırlardır. Bu çifte standart aslında 100 yıllık bir Batı alışkanlığıdır. 100 yıl önce 1. Dünya Savaşı başlamış, savaşın silahlı cepheleri ama siyasi, psikolojik, sosyolojik cepheleri 100 yıl sonra bugün dahi kapanmamıştır. Şu anda da dikkat edin, Batı medyasında Türkiye'ye karşı tamamen yalan haberlerle örülmüş bir psikolojik saldırının olduğunu görürsünüz.

Batı medyasında Türkiye'ye karşı yalan haberlerle örülmüş bir psikolojik savaş var.
Türkiye'de içeride olan gazeteci sayısı 7'dir.
Bunlar terörist.
Diyorlar ki yeniden yargılansın.
Neden yargılansın bunlar senelerdir içerideler, suçları kesinleşmiş neden yeniden yargılansınlar.
Algı operasyonu var.
Yabancı basın Türkiye'ye karşı algı operasyonu yapıyor.
Sürekli imam hatip okulu açıyor, alkolü yasaklıyor diye haber yapan zavallılar var.
Hendek atlattılar bunlar bize ya. İmam hatipliyi üniversiteye almıyordunuz, bir de Eyüp Lisesi’ni bitirdim.
Kim ne yazarsa yazsın, hangi ihaneti yazarsa yazsın.
Kobani’ye her türlü desteği verdik.
200 bin Kürt’ü Türkiye’ye kabul eden bu iktidar.
Biz yediriyoruz, biz giydiriyoruz.
400 milyon dolar harcama yaptık.
Bize gelen yardım 200 milyon dolar.
Tablo bu.
Yardım elini uzatan biziz.
Sizin için Kobani neden bu kadar önemli?
ABD laf dinlemedi.
Kobani’ye silah indirdi.
Güvenlik ve özgürlük dengesini hassas bir şekilde yürütüyoruz.


Kaynak
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 07.11.14, 21:26   #2
Düz Adam

Sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 8
Mesajlar: 954
Ettiği Teşekkür: 903
Aldığı Teşekkür: 3231
Rep Derecesi : Sami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Bu mektubu Hakkari Yüksekova'da görev yapmış, henüz yeni dönmüş,bir bayan öğretmenimiz göndermiş.

Alıntı yaptım ama tamamını okumaya bile gücüm yetmedi benim.

Zor bu memleket, zor..

..


“ Eğer tayini doğu'ya çıkan herhangi bir memursanız, karşılaşacağınız batıdaki hayattan çok farklıdır.öncelikleriniz değişir, sizle beraber sizi tanıyanların ve ailenizin de ayni şekilde.anne baba ve yakınlarınızın gözü televizyonda kulağı radyodadır.

Evet, çok zor doğu'da batılı olmak..memur olmak..polis, asker, doktor hemşire öğretmen ve hatta bunlardan birinin eşi olmak.ben yüksekova’da yaptım doğu görevim, sık sık da van ve hakkari’ye gittim.bu yazdıklarım oralarda hayatı paylaştığımız tüm arkadaşlarımın ortak duygularıdır.

Biz daha gelmeden güneydoğu için,’çok fakirlik var’ denmişti. oysa Yüksekova’da büyük kentlerde bile zor görülen son model lüks arabalar, cipler vardı.

ilk günlerde en çok dikkatimi çeken, devamlı her tınısını ve nerdeyse sözlerinin tamamını öğreneceğim 'gerilla şarkıları' dinletildi bize.

Benim için, bir öğretmen olarak, hele hele ata'nın adını taşıyan bir ilkokul,lise ve üniversite bitirmiş, bir öğretmenseniz.. ülkenin her yanı eşittir sizin için. 'her ne olursa olsun, tüm çocukların eşit ve feda edilemez olduğudur''beyninize kazılan. onların ihtiyacı öğretmense, doktorsa, polisse, askerse hepsi var orada. yokluk da var; ancak kayseri'de, çorum'da, adana'da gümüşhane'de, sivas’ta olduğundan daha fazla değil.

Siz gitmeden bölgeye namınız gider: 'bilmem nereli öğretmen, bilmem kimin karı(!)sı' size hoş geldin denmez…batılı meslektaşlarınız selam vermek için, öğretmenler odasında oralı öğretmenlerin olmadığı anları kollarlar.öğretmenler odasında sessizlik hakimdir..yorum yapılmaz espri kaldırmaz tuhaf bir gerilim vardır havada. adını koyamazsınız..

Şaşıp kalacağınız yutkunduğunuz çok anlar yaşarsınız bölgede: hele halkın içindeyken, içinde eşinizin olduğunu düşündükleri helikopterin düşmesi için ellerini birleştirip gözlerinize baka baka :''allah'ım inşallah düşer!'' derler. ülkemin her yanında öğretmenler çocukları eğittiği için saygı görür. ama burada bırakın takdir edilmeyi, aşağılanma, hakaret, taciz her şey yaşadık biz...

Sabah erken okula vardığınızda; yakınlarında taş biriktirmiş bekleyen çocuklar görürsünüz.nedenini sorduğunuzda size mantıklı bir cevap veremeyen, öğrencinizle göz göze geldiğinizi düşünün bir...çelik gibi sinirleriniz olmalı..

Beşikten gelen bir düşmanlıkla büyütülen, her üniformalıyla korkutulan çocuklar. dillerini ancak okula başladıklarında zar zor öğrendikleri, kendilerinden çok farklı sandıkları bir milletin memurlarına karşı geliştirilmiş bir duygusal siper vardır. sadece 2 yılımı bir kız öğrencimi gülümsetmeye harcadım! benimle gülümsemedikçe ne dediğimi anlama isteği duymayacağını kendimden bildiğim için.

Okulda yerli meslektaşlarınız, öğretmenler odasında batılı öğretmenlerin artmasından rahatsızlık duyar. daha sonra samimi olmayı ve samimiyetine güven duymayı öğrendiğim oralı bir meslektaşım 'ben gelemem sizlerin de olduğu yerde, ezik kalırım aykırı dururum' demişti çekinerek. benimle aynı eğitimi almış, çok kaliteli sevdiğim bir öğretmendi kendisi. bayramlaşmayı neden hep okulda yaptığımızı, birbirimize gidip gelebileceğimizi söylediğimde okulun kantincisi olan bey:' siz bize gelin hocanım, biz sizin oraya (lojman) girerken çıkarken görülürsek, başımız belaya girer' demişti.

Eylem olacağı zaman tüyo gelir. okul saatlerinde duyum alınmış ve okulu terk edip hemen kendimi lojmana atmam söylenmişti. daha ilk ayımdı orada. müdür beye ilettim,'durmayın eylem hazırlığı varmış' dedi. eylem olduğunda şunlar olasıdır: memurlar dairelerde kısılır kalır. şanslı olanlar öğretmenevi, eş-dost evine, polis noktasına sığınır.

Kendi ülkenizde trajikomik bir durum değil mi? asla toplanılacak ev, bir uzman çavuş evi olamaz çok tehlikeli ve saldırıya açıktır. ilçede sivil bölgede ev tutmuşlarsa en çok onlar tehdit altındadır. ev sahipleri bir gün ya ‘evi boşalt ya da...’ deyiverirler. bekar öğretmenler erkekse şanslıdır. 5-10 demez küçücük bir evde kalırlar.

Bayan arkadaşlardır asıl mağdur olanlardır. okulunuz taşlanıyorsa ve çıkamadıysanız ya içeride güvenebileceğiniz dostlarınızla olmanız lazım gelir. ya da allah'a dua etmekten başka çareniz kalmaz.kadın öğretmenler oraya onların çocuklarını eğitmeye gitmiştir. ama her yerde saygısızlığa, tacize maruz kalırlar. o nedenle toplu gezer topluca ayni evde kalmaya gayret ederler.

Yaşadığım bir olay: okulun kapısına çıkmamla bir taksiye denk gelerek elimi kaldırdım, adamcağızın gafletinden de yaralanarak bindim. parayı hemen uzatarak soldan aksi istikamete dönmesini rica ettim. bir 5 metre gitmemiştik ki, lojmanlara gideceğimi söylememle birlikte beni taksiden zorla indirdi...’başımı derde sokma benim! diye de bağırdı.

ilk aylar eşimi de benim gibi öğretmen sanırlarken esnaftan yana sıkıntımız olmadı. bir iki ay içerisinde kim olduğu öğrenildi. asker eşiydim, eşimin infaz listesinde adı bile çıktı bir terörist cesedinden. neyse, o ilk aylar ekmek almayı tercih ettiği fırına ramazan akşamı girdiğimde, fırıncıdan 'pide kalmadı' cevabını aldığımda şok oldum. perde arkasındaki dizili pide ve ekmekleri görmüştüm. gözümün içine bakarak o unutulmaz cevabı suratıma yemiştim: sana yok!

Yine ramazan ayıydı, iftar saatine yakın bir gürültü duyduk.o fırından pidelerini aldıktan sonra evlerine iftar açmaya giden iki uzmanımız havaya uçuruldu. birini kaybettik. o gün bir daha çöp konteynırlarının yakına park etmek ne kelime yakınından geçmemem.

Bölgede yaşam hepimiz için bildiklerimizden farklıydı. hiç bir anne benim yaşadıklarımı yaşamak zorunda kalsın istemem. lojmanların içerisinde korunaklı (yani yoldan geçen bir araçla yapılabilecek bir saldırıda 'menzil dışı' ) sandığımız çocuk bahçesinde oynayan oğlumu seyrederken; kolundaki bileklikten adını sildirip, kan grubunu yazdırmanın daha faydalı olacağını düşünürken yakalamıştım kendimi.

Bir pazar öğleden sonrası trafikçi bir polis memurunu havaya uçurulmuştu. camlarımızın zangırtısıyla çocuk parkının isabet aldığını sanarak, apartmandaki annelerin merdivenlerden feryat ederek çocuklarına koşuşlarına şahit olmuştum. bazen bir patlama olduğunda hele ki dışarıdaysam, eşim benim için, bense içerde bıraktığım oğlum için perişan olurduk sağ haberi alıncaya dek.

Aslında gece çıkan çatışmaları gelen giden helikopterlerin sesinden, eşinizin eve gelmemesinden bir şeylerin ters gittiğini anlarsınız.telefonlarınız kesiktir. jammerdan olmasını umarsınız. frekansların sizinkilerce kesilmiş olmasını dilersiniz.

Operasyonlarda ceplerle birbirimizin eşinden sağlık haberi almaya çalışırken, karşı tarafın da dinlemiyor olmasını dilersiniz. ki konvoya bir saldırı olmasın. komutanlar gece karanlığında sessizce dönerler evlerine. apartmanda ayak seslerini dinlersiniz. postal sesini eşinizinkiyle uyuşması için beyninizi zorlarsınız. ve aynı apartmanda başka dairenin kapısında postal görürseniz, içten içe sizinki gelmediği için onları kıskanırsınız.

Aileniz sizi aradığında, metanetli konuşmak zorundasınızdır. hem onları endişelendirmemek hem de örgütten dinleyen varsa onları mutlu etmemek, bilgi vermemek, hem de akıl sağlığınıza mukayyet olmak içindir bunlar.

Pencerenizden çatışmadan getirilen cenaze ve yaralıları, bunların taşınışını ve bir sigara bile yakmak için durmaksızın koşuştuklarını görürsünüz. az önce cenazesini indirdiği arkadaşının yerine, gidecek timle beraber elleri titremeden dizleri çözülmeden; ve abartmıyorum bir salise duraksamadan tekrar helikoptere atlayanlara bakarsınız. sonra hiç bir anormallik yokmuş gibi, oğlunuz o manzaraya şahit olmasın diye uzaklaştırırken pencereden, diğer yandan ailenize akrabalarınıza tesadüfen aramış dahi olsalar olanlar için mış miş gibi yapmanız gerekir.
ağlamamış gibi, içiniz 1000 parçaya parçalanmamaktaymış gibi, sanki geceleri yataktan sıçramıyormuşsunuz gibi! geceleri dinlediğimiz çatışma ve helikopter seslerini o kadar kanıksadığımı, bir gece sessizlikte uyanıp 'acaba baskın mı yedik? nöbetçiler mi uyudu?' diye korktuğumu unutamam..

Karanlığın bu yüzünü hiç bilmezdim. mesela karartma yapılacağını önceden bilemezsiniz. önceden çamaşır, bulaşık, ütü, banyo, ev temizliği, ders hazırlığı, sınav kağıdı ne işiniz varsa halletmiş olmanız gerekir, gündüz elektik varken..her şeyi bitirmiş bile olsanız karanlıkta mumlarınız yeterince ışık vermez. gece bebeğinize süt hazırlamanız gerekmekteyse yandınız vay halinize!

Dışarı ışık sızmasın diye karartmalarda camlara battaniye astığımızı, belki birkaçınız bilir. ama ben bunun, saldırıda camlar patladığında kırıklardan korumak için de kullanılan ilkel bir yöntem olduğunu lojmanımız roketlendiğinde öğrendim..

Tv izliyorum, var mısın yok musunun reklam arasında, yolun tam karşısındaki bir evden 3 roket atıldı. camın önünde, nöbetçi olan eşime çocuğu yeni yatırdığımı söylerken..daha uykuya dalmakla dalmamak arasındaydı yavrum.(bu nedenle halen anksiyete tedavisi görüyor). roketlerden ilkinin havada süzülüşünü görüp 'sen top atışı mı yaptırıyorsun?' demiştim eşime. ilki açığa düştü gürültüyle, eşimin hayır! dediğini ve askerlere emirler vererek koştuğunu duyuyordum.

Elim kulağımda oğlumun odasına koşup onu yorganla kucakladığım gibi, penceresiz olan tek dört duvarlı yer sayılacak banyoda emniyetini sağlarken, diğerlerinin nasıl bir kavis ve ışıkla hedefe ulaştığına şahit oldum.

Sonra sessizlik..oyun oynadığımızı söylediğimi hatırlıyorum taşırken oğluma..sımsıkı sarıldığımı da..telefon irtibatı kesilmeden ne olursa olsun aileme haber verme alışkanlığı edindim. sms'le, kısa ve net: biz iyiyiz merak etmeyin!

O esnada onları korkutmaktan ve kendini yalnız hissetmemek adına yapılan bir alışkanlık. ben o mesajı attığımda hayattaydım. çünkü evladını kaybeden bir babanın 'şehit olan oğluyla, en son 1 hafta önce konuştuğunu' söylediğinde, ailemi endişelendirmemekten daha kötüsünün; altyazıyı okuyup da telefonla bize ulaşamamaları olduğunu öğrendim.

Ne o günün sabahı ne de Aktütün ve Gediktepe karakol baskınları... çukurca, şemdinli, mayınları gibi tekrar eden bir çok olaydan sonraki sabahlar, idari izinli olmama rağmen, işimi aksatmamaya dikkat ettim. çocuklarım saydığım küçük kürt talebelerimi asla ihmal etmedim. metanet..aslında burada daha farklı bir anlam içermekte..

Bize eşi asker polis memur olan herkese, bilhassa o şehit haberlerinin akabinde; işyerimize güler yüzlü inadına neşeli, makyajlı gitmemiz salık verildi. haklılardı. o kanlı baskınlardan sonra örgütün her zırt pırt yıldönümünde, bebek katilinin suriye'den çıkışı, yok efendim,yakalanışı gibi…1 mayıs,nevruz gibi tarihlerde ama özellikle şehit verdiğimiz günün sabahı, başlayarak akşamına kadar lojmanların karşısındaki kolonlardan zorla dinletilen gerilla(!) türkülerine katlanmak sadece metanet olamaz!

Bir kere çok mecbur kaldım.her 2-3 ayda bir erzak almak (ve hatta nefes) için van'a karayoluyla gideceğimizde (emniyetli günse ve konvoy varsa ancak) yazmayı adet edindiğimiz vasiyetimizde belirtmeme rağmen, aileme her ikimize de bir şey olduğu takdirde oğlumuzun kimler tarafından büyütülmesini istediğimizi ve ne olursa olsun üzülmemelerini söyleyiverdim. babamın sesinin buğulandığını hatırlıyorum.

Bir kaç defa çocuğu aileme emniyette olacağı bir yere bırakıp da dönmeyi de çok düşünmüş ve konuşmuştuk. arabada kendimizce önlemler alırdık,2,5 yaşındaki oğlum her ne olursa olsun durmamamız gerektiğini gerekirse içeri istifra etmesi (süratli giderek o virajları almamız gerektiğinden) ya da tuvalet ihtiyacı duymaması konusunda sıkı sıkı tembihlenirdi.

Camları karartılmış ve dönüş yolunda artık sahte plaka takmak zorunda kalarak, yolculuk yaptığımız aracımızda her ikimiz de silahlı olurduk. mermi her zaman namluya sürülü ve elimizin altında seyahat ederdik. her virajın arkasında ne çıkacağını sizi neyin beklediğini bilmeden yol alırken hep bildiğim tüm duaları hatmederdim. ve ne olursa olsun 2 mermiyi saklayacağıma söz vermiştim; bir şey olursa kaçamayacağıma, oğlumu da kurtaramayacağıma kanaat edersem, kendime ve yavruma sıkılmak üzere saklanacak son iki mermi.

Helalleşilerek dönülen izinlerden sonra, tekrar oraya dönmesi en zoruydu. öğrencilerimi okulumu arkadaşlarımı özlemiş olurdum ama beni bekleyenin tam olarak ne olduğunu asla bilemezdim…

Karlar altında geçmekte olan -20lerde seyreden günlerden birinde artık evde tutulmaktan iyice bunalmış olan oğlumu da aldım. kantinin önüne kamyonet gelmesini fırsat bilerek dışarı çıktım. kamyonet demek yeni mal geldi demektir. oğlunuz için aylardır reklamlarda görülüp imrendiği çikolatayı bulma ümididir..misafirliğe giderken giyilecek kadın çorabı kalmadığında kamyonet yolu gözlenir. gıda şöyle böyle tamam da, oyuncak ve ihtiyaçlar hiç bitmez..
o akşam içerideki kalabalığı görünce kenarda beklemenin daha iyi olduğunu düşündüm. ve aile kantininde bu kadar telaşla neden keklere bisküvilere meşrubatlara saldırırcasına hücum etmekte olan askerlerin, raf filan dinlmediğini aksine yağma edercesine boşalttıklarını izlemiştim. anlam verememiştim.

Bir ara kasadaki bana seslendi :'hanıma yer açın önce o alsın, buyrun bayan?' sadece neler olduğunu sorabildim, aldığım cevapla afalladım. göreve gidecek olanlar sırt çantaları çok ağır olmasın diye verilen kumanyayı yolda atıp, bunları yemeyi tercih ediyorlardı. henüz 19-20 yaşında, lise öğrencilerinden daha güçlü gözükmeyen çelimsiz sıska mehmetçiğin o telaşının arkasındaki gerçek beni kahretmişti.

Ekmek alarak dışarı çıktığımda ağlıyordum. oğlumun 'elimi sıkıyorsun anne' sesiyle kendime geldim.çok gücüme gitmişti,çocuk görünümlü çocuk ruhlu çikolata kapışan gülüşen mehmetçikler..baskınların ertesinde sessizlik hakimdir işyerlerinde çarşıda sanki hiç olmamış o canlar gitmemiş gibi.. delirmeniz işten değildir. geçmiş olsun var mı sizden zayiat? densin, hatırınız sorulsun istersiniz. ancak yalnızken koridorda yakalarlarsa sorabilir arkadaşlarınız: 'dün eviniz roketlenmiş, nasılsınız var mı yapabileceklerimiz bir şey?' diye.

Eylem günleri okula gelmektense polis taşlamaya giden öğrencilerim de var.o gün öğreneceklerini kaçırdıklarından yakınan da. ve beni hala arayıp soran, özleyen özlediğim ve bir şekilde birbirimizi sevmeyi öğretebildiğim öğrencilerimi de hatırlıyorum.

Yüksekova’dan ayrılırken, Allah'a emanet ettim oradakileri. bayrağı da bir diğer öğretmene devrettim. ama beni sorarsanız, ben eski ben değilim artık.. sırf bir polisle çıktığı için taranan öğretmen kızı nasıl unuturum? ben yokken çocuğuma bakması için aradığım, her oralı kızın 'tehdit edildik abla kusura bakma' diye işi bırakmasını? ancak bir korucunun kız kardeşine tek evladımı emanet edebildiğim günden sonra, o kızın da benim bir kardeşim olduğunu?

Hiç bir normal karne günü öğrencilerime karne veremedim. milli eğitim tarafından ilçeye baskın yapılma olasılığına karşı, özellikle bayan öğretmenlerin can güvenliğini sağlayamama endişesiyle 'siz seminere katılmayın. aslında ne kadar erken ayrılsanız o kadar iyi' dendiğini? devletimin beni korumakla görevli polisinin değil beni, kendini koruyamayacak kadar aciz kaldığını.. savciların elinin kolunun bağlı çaresizliğini…
bunları geride bıraktığımı sananlar var ama…

Bırakmadım... Bırakmadık.



.
Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sami'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.11.14, 01:04   #3
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 784
Mesajlar: 6,388
Ettiği Teşekkür: 28192
Aldığı Teşekkür: 33967
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Alıntı:
Geçen BM’de bizi bir masaya oturtacaklar.
Devlet büyükleri orada.
Getirin bakayım şu listeyi kimler var dedim.
Ciddi olarak böyle olduğuna inananlar var. Sanırsın BM önünde el pençe divan duruyor, listede kim var kim yok bizimkinin onayından geçiyor. Bunun sözüne denilecek tek şey; atmaa ziyaaa
Sevda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.11.14, 07:57   #4
» Memleket Delisi «

Asena - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2014
Konular: 108
Mesajlar: 2,398
Ettiği Teşekkür: 13684
Aldığı Teşekkür: 9778
Rep Derecesi : Asena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardırAsena şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Alıntı:
Nereden nereye geldik... Her ilde üniversite açtık.
Bina varya, icinde ne yapildigi önemli degil. Matematik, fizik, kimya neden mecburi diyede sasiriyorsundur, eminim.

Alıntı:
Sayın hocalarım biz uzman doktorlarımıza doçentlik, profesörlük veremez miyiz.
Veririz dediler, önünü açalım dedik.
Yandik! Bunlar kömür dagittigi gibi profosörlükte dagitir. Yakinda hepsi bunlarin profosör olmasa...



Alıntı:
Getirin bakayım şu listeyi kimler var dedim.




__________________
•*¨`*•.¸¸.•´*¨`*•K.Atatürk•*¨`*• .¸¸.•´*¨`*•
Asena isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
açıklamalar, bunlar, erdoğandan, Önemli, yalan, önemli


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tiyatro Nedir & Tiyatronun Gelişimi oneyouu Tiyatro Haberleri 1 29.04.16 22:08
İngiliz Sömürge Stratejileri - İngiltere'nin Sömürgecilik Tarihi Kartal Dünya Tarihi 1 20.01.16 19:20
Duygusal zeka Dolunay Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler 0 26.02.11 22:05
Aylık Falınız - Temmuz / 2010 dR€aM Astroloji | Mitoloji 2 05.07.10 17:49
Cumhuriyet Döneminde Güzel Sanatlar oneyouu Türk Tarihi 0 25.01.09 01:09


WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:14.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.