Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 24.02.16, 21:21   #1
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

Bu Ülke bu hale nasıl geldi?

Devlet her tarafından dökülüyor neresini tutsanız elinizde kalıyor. Düşman işgaline uğrasa bu ülke bu kadar hasar almazdı. Şu an ülkede TSK terör örgütü, yargı çete, polis haşhaşi, basın vatan haini, milletin yarısı düşman, bu ülkeyi hangi düşman işgali bu hale getirebilirdi ki? Terör örgütü lideri olmakla suçlanan bir mahkum ben devletin üçüncü adamıyım, ben söylüyorum başbakan yapıyor diyor, Genel Kurmay Başkanı terör örgütü reisi olmaktan tutuklanıyor. Üç ay içerisinde 12000 polis ve polis şefi, 800 savcı ve hakim çete suçlamasıyla sürülüyor (demek ki sürüldükleri yerde savcıların ve polislerin çete mensubu olmasının bir önemi yok) TSK nın general kadrosunun dörtte biri terör suçlusu olarak içeriye atılıyor,ölen ölüyor kalanlar "Sizlere kumpas kurulmuş"diyerek hapisten çıkartılıyor,içeri atan kim? kumpas kuran kim? hükümeti yöneten kim? belli değil.

Ve asgari ücret hala açlık sınırının altında.

Bu ülke bu hale nasıl geldi hiç düşündünüz mü, bu perişanlığın, pespayeliğin, hukuksuzluğun sorumlusu kim? Demokratik ülkelerde bu işlerin sorumlusu iktidardır ama bunlara sorarsanız bu işlerin sorumlusu muhalefet ve paralellerdir.

Memleketin bütün ayarlarıyla oynayarak içine ettim demiyorlar.

Güya kurnazlık yapıyorlar.

Milleti aptal yerine koyuyorlar.

Peki nasıl iktidara geldi bunlar?

AKP'nin büyük kurnazlığı, Millete saygı duymakla cehalete saygı duymayı aynı anlamda kullanmasıdır. Böylece cahillerin aşağılık kompleksini önemli ölçüde manüple etmiş oldu. ''MİLLETE YUKARDAN BAKIYORSUNUZ'' suçlamalarının temelinde millete saygı değil cahillerin gönlünü ve oylarını almak var. Cahillerin küstahlaşması hükümetin bu kesimi pohpohlaması ve adam yerine koyuyormuş gibi davranması neticesinde oluşmuştur. AKP ye göre Avukatlar, hakimler, öğretmenler, akademisyenler, subaylar, doktorlar velhasıl meslek sahibi eğitimli olanlar milletten değil sadece cahil, işsiz, güçsüz, mesleksiz olanlar milletten sayılıyor ve diğer herkes bunlara saygı duymak zorunda. AKP bu politikasının karşılığını görmüş ve memlekette nekadar cahil varsa hepsinin oyunu almayı başarmıştır. Cahillerde gizli bile olsa bir okumuş düşmanlığı aşağılık komplekslerinin gereği olarak vardır. AKP bu kompleksi oya dönüştürmeyi becermiş cahili bol memlekette de bu oylar onun iktidar olmasına yetmiştir.

Kendi yaşam alanlarından iktisadi-sosyal sebeplerle kopmuş şehir çeperlerine yapışmış eğitimsiz ve mesleksiz yığınlar için yaşam mücadelesi zorunlu olarak kurnazlığı, aldatmayı, yalanı, dolanı, biatı, ''bir yere ait oluyumda nereye olursa olsun''u, ''gizli yap ne yaparsan yap''ı, ''gemisini kurtaran kaptandır''ı, içinde taşır. İnsan hayatını bu şekilde senaryolaştıran düzen onun ahlakını da asla yüzleşilmeyen bir ikiyüzlülük perspektifine taşır.
Bu toplumun ticari ahlakına ne zaman güvenebildiniz?
Bu toplum insanının zorda kalınca yalan söylemediğine ne zaman şahit oldunuz?

Hangi usta size birebir doğru söyledi, hangi müteahhidin malzemeden çalmadığından emindiniz?
Hanginiz mahkeme kapısında adaletin gerçekleşeceğinden emin oldunuz?

Hanginiz trafik polisinin, tapu memurunun rüşvet almadığından adınız gibi emin olabildiniz?
Hanginiz çocuğuna iş ararken bir tanıdığın himmetine sığınmak zorunda kalmadınız?
Konuştuğunuzda herkes yüksek ahlak sahibidir ama nedense zorda kalınca(!) bu ahlakı ihlal etmekte hep gerekçesi vardır ve bu gerekçe genellikle ''ne yapalım, mecburen'' le ifade edilir.

Niye Tayyip? Sorusunun sırrı burada gizli. Tayyip ya da analistleri toplumun zaafiyetini çok iyi yakalamış. Tayyip bu toplumu ahlaki bir topluma dönüştürmek amacı yerine onları bu özellikleriyle muteber kılmanın sandıkta çok daha fazla işe yarayacağını görmüştür. Aşağılık kompleksi içinde kıvranan çok kalın bir toplum katmanı bu ''muteber adam sayılma'' sayesinde özgüven kazandılar. Burada çok ince bir oyun var Tayyip bu kesime ciddi olanaklar sağlayarak onları muteber kılmadı sadece açıkça diğer eğitimli kentli meslek sahibi olanları aşağıladı. Subayları aşağıladı, doktorları aşağıladı, avukatları aşağıladı, diplomatları aşağıladı, mimarları aşağıladı, yargıçları aşağıladı velhasıl okumuş yazmış, meslek sahibi kim varsa aşağıladı, ona göre ''millet'' sadece eğitimsiz, mesleksiz, cahil halktı. Diğerleri ya vatan hainiydiler ya da bu ''halka'' zulmeden elitler. Ne yazık ki Tayyipin milleti sayısal olarak Tayyip'i iktidar etmeye yetiyordu. Bütün faşistler toplumun en alt kesimini kendilerine seçmen kitlesi olarak seçerler onlara biraz kömür biraz makarna yeterlidir. Paylaşım son derece adildir oğluma bir gemi, sana yarım ton kömür ve iki kilo makarna.
Tayyip sayesinde cehalet kendisini ilk defa eğitimli meslek sahibi insanlardan daha muteber buldu. Tayyip'in sırrı burda.


Çoluk çocuk ailece avanta avına çıkmışlar doymuyorlar, doyamıyorlar bir türlü. Valiler yaranma ve yalakalık konusunda belediye başkanları ile yarışıyor. Şehzadeye yalakalık vatana hizmet hükmünde. İnşaatlardan pay, hastanelerden pay, müteahhitlik hizmetlerinden pay, fırıncıdan pay, karapara aklama işlerinden pay,kamu arazilerinden pay, TOKİ'den pay, tüm kamu ihalelerinden pay hülasa her işten ve her varlıktan pay avındalar. Çoluk-çombak, oğul-damat, kız-kızan, hanım-haminne herkes görev başında ve kişiliksiz 320 milletvekili içinden bir tane ADAM çıkıp ''ne oluyor yahu!'' demiyor diyemiyor.

İnsanlık tarihi böyle ne böyle bir soygun gördü ne de bu kadar arsız bir soygun çetesi.
Suriyede şeriatçılar Allahuekber deyip Müslüman öldürüyor, bizimkilerde Allahuekber deyip Müslüman soyuyor, hem de donuna kadar. 320 milletvekili de kurumuş, kaymaklanmış dudaklarını yalayarak soygunu seyrediyor. Soyguncular nümayişe çevirdikleri cuma namazlarında ''Soygun hasılatı için Allaha şükredip soyulanların ahmaklığa devamı için dua ediyorlar''

Türkiye de varolan tüm tarikat ve Cemaatler soygunun ve soyguncuların arkasında olduklarını açıklamaktan iman tahtında bir mahsur görmediler. Hatta mealen bu soygunun imanlarına inançlarına uygun olduğunu deklere ettiler ve soyguncuları açıkça desteklediler. İman-ahlak ilişkisinde İslamiyetin ahlaki kaygılarının koca bir yalan olduğunuda ispatlamış oldular. Bugün büyük bir soygunun şüphelisi durumunda olan Başbakanın Cumhurbaşkanlığına adaylığı tartışılmakta ve aday olması halinde seçileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır, %99 u Müslüman olduğu söylenen bir ülkenin durumu bu, varın siz İslamiyetle ahlakın ilişkisini kendinize göre kurun. Allahuekber diyerek dindaşının ciğerini yiyen müslümana bakarak İslamın hoşgörüyle ilişkisini kurduğunuz gibi. Hadi bakalım kolay gelsin.


Deniz feneri davasının sanıklarının Başbakan ve hükümetle olan yakınlıkları ve yakın ilişkileri,
Yandaş medyanın bu konuda gösterdiği refleks,
Adalet bakanlığı ve HSYK nın davanın savcılarına iftira atacak kadar gözlerini karartmaları,
Almanyada kesinleşmiş bir yargı kararı olmasına ve sanıkların itirafına rağmen hükümetin ve yandaşlarının Alman savcı ve yargıçlarını başka amaçla bu kuruluş ve kişileri suçladıkları iddiasında bulunmaları,
Sanıkların açıkça hükümet tarafından kollanmaları korunmaları,
Sanıkların kendilerinin korunmaması halinde açıklamada bulunacakları tehdidi taşıyan açıklama söylentilerinin yoğunluğu, göstermektedir ki bu davanın konusu sanılandan çok daha geniş çevreleri içine alan organize bir iştir. Ayrıca davanın uzanabileceği kişilerin sıradan kimseler olmadığı siyaseten çok önemli kişilerinde bu organize şebekenin bir parçası olduğu kanaatini oluşturmaktadır.

Bir ülkede bağımsız yargı kararları hükümetin atadığı atanmış insanlar tarafından uygulanmıyorsa, adalete ve yargıya hodri meydan çekiliyorsa, Meydanlarda hak aramaya çıkanlar terörist ilan ediliyorsa, tencere tava çalanlar ihbar edilip Komşularımızla düşman kılınmak isteniyorsa.

O Ülkede demokrasiden söz edilemez.

İslam ülkeleri içerisinde insani gelişmişlik düzeyi itibarıyla ilk 75 ülke içerisine giren bir tek ülke yok. İlk yüze giren ise iki tane. Son sıraların kahir çoğunluğu ise İslam ülkeleri tarafından oluşturuluyor.
İnsanlığa umut, medeniyet, refah, adalet, ilim ve saadet vaat eden İslamiyet bunların ancak tam tersini gerçekleştirdi.
Neredeyse bütün islam ülkelerinde Müslümanlar birbirini boğazlıyorlar Allah adına yaptıklarını söyledikleri cihatta yine Müslüman öldürüp kalbini yiyebiliyorlar, Allahuekber diyerek insanların boğazını kesip, tekbir getirerek çoluk çocuk demeden bombalayabiliyorlar.
Hiç biri demokrasi ile yönetilmiyor hepsi emirler, krallar, şeyhler, diktatörler ülkesi.
Kadınların yaşama hakkı yok ancak kocasının veya ailedeki bireylerin hizmetinde olduğu kadar kendisinden söz ediliyor ve muhatap alınıyor, bütün muhataplık ilişkisi emir kipinde cümlelerden oluşuyor. Kimisinde yanında erkek olmadan sokağa çıkamıyor, kiminde araba kullanamıyor, kiminde pazardan muz alamıyor. Kendi kişiliğini ifade edebileceği giysi kendine yasak dışardan baktığınızda bir kişi değil bezlerin arkasına saklanmış bir yaratık görüyorsunuz. Kocanın ya da ailenin erkeklerinin izni olmadan hiç bir şey yapması mümkün değil.
Bu ülkelerde eğitimden, bilimden, teknolojiden, sanattan, edebiyattan hiç bahsetmeyeceğim bunlar zaten yok.
Sağlıktan, güvenlikten de bahsetmeyeceğim her gün yüzlerce insan öldürülüyor, yaşayanlar bu durumu kanıksamış 100 kişinin bombayla öldürüldüğü 1000 kişinin yaralanıp sakat kaldığı pazar yerinde bombadan bir saat sonra hiç bir şey olmamış gibi yaşam normale dönüyor.
ABD askerleri gelip insanları öldürüp kadınlara tecavüz ediyor, bizim Müslüman başbakanımızda ABD askerlerine belinize kuvvet duası ediyor. El kaide, Nusra gelip insanları öldürüyor ve kadınlara tecavüz ediyor. Bölge kadınlarının kendilerine helal olduğu fetvasını veren katillere bizim başbakanımız yiyecek veriyor, elbise veriyor, silah veriyor, barınmalarını sağlıyor para veriyor.
Yani yabancılar, Müslümanlar gelip diğer Müslümanları öldürüp kadınlara tecavüz ediyor bir başka Müslümanda yabancılara hayır duası edip Müslüman katil ve tecavüzcülere de her türlü yardımı yapıyor.
Bu din size de biraz tuhaf gelmiyor mu? Hiç mi aklı evveli aklı keseni ''yok ne yapıyorsunuz ulan hödükler'' diyemiyor. Koskoca (8 bakanlığın bütçesi kadar bütçesi olan) diyanet işleri başkanlığının bu konularda diyecek bir şeyi yok mu? Müslümanları öldürüp Müslüman kadınlara tecavüz eden Amerikan askerlerine hayır duası yapan başbakana DİNEN denecek bir tek cümle yok mu bu dinin içerisinde.
Zulme sessiz kalan sessiz dilsiz şeytanmış zalime dua edene ne diyeceğiz? Dilli şeytan mı? Bu din onun için bir şey söylemiyor mu. Bu din ''Amerikan askerleri Müslümanları dilediklerinde öldürebilirler, kadınlarına dilediklerinde tecavüz edebilirler size düşen onlara hayır duası etmektir mi diyor?
Diyorsa bu nasıl din?
Demiyorsa siz nasıl bu Müslümanlık pazarlayanların peşine takıldınız?
Ya bu dinle adam gibi yüzleşin, ya da kendinizle, bunu yapmadan bize ne dininizden bahsedin ne de adamlığınızdan.
Bu yaşam biçimine rengini veren zihniyetten hangi insani refleksi bekliyoruz, bu mümkün mü?


İç politikada çevirdikleri fırdöndüyü dışardada çevirebileceklerini sandılar ama dünya g.t kıllarından müteşekkil değil. Yalan dolan orada çok işe yaramıyor. Bunlarında temel argümanı herkesi kandırabileceklerine dair inançları. Türkiyenin dış politikası tamamen Tayyip'in kendi ikbaline ilişkin hastalıklı emellerini gerçekleştirmeye dönük ve zor bir anda tanrısal lojistik destek alacağı beklentisiyle yoğrulmuş halde. Tayyip kendisinin biz fanilerden farklı bir donanımla yaratıldığına ve özel bir görevle görevlendirildiğine akıl hastalığı dercesinde inanmış halde. Yalaka ve kişiliksiz iş arkadaşları ise davranışlarıyla bu hastalığı besliyor. Bazen insanın aklına ''Bu kadar basit olabilir mi?'' sorusu takılır, ancak bu basit halin zahiri olduğu unutulmamalıdır. Bu manzaranın altında cehaletin, kişiliksizliğin, maddi çıkarların, aşağılık kompleksinin, bu halden yararlanmak isteyen güçlerin menfur planlarının içiçe girerek ördüğü son derece karmaşık bir örgü var. Bu karmaşık örgüyü çözmek son tahlilde emperyal planların nihai maksadını öngörmeye bağlıdır ancak bu hali öngörebilmek hamasetten hatta tüm duygusallıklardan arınmış, güçler dengesini iyi analiz edebilen soğukkanlı bir zihin gerektirir. Şuan içerisinde bulunduğumuz durum ise tüm bu olanaklardan yoksun olduğumuzu gösteriyor. İç politikaya dönük hamasi yanlışları savunmakla sınırlı bir dış politika oluşturuldu ve süreç artık doğrular üzerinden değil milli olmakla ilişkilendirelerek tartışılmaya çalışılıyor doğru olmayanın son tahlilde milli de olamayacağı unutularak. Suriye politikasının yanlışlığı, Suriye halkına duyulan sahte alakanın vıcık vıcık hümanizmi ile kapatılmaya çalışılıyor. Halbuki Suriye politikamız suriye halkının durumunu bombok etmekten başka hiç bir işe yaramamıştır. Üstelik katlandığımız bunca fedakarlığa(!) rağmen. Türkiye parasını ödeyerek dünyanın en pahalı belasını satın almıştır. Tam üç milyon eğitimsiz, mesleksiz, yoksul, savaş sendromu yaşayan mülteci, kontrol edilemeyen bir sınır ve göçmenlerin uluslar arası planda yaratacağı sosyal problemler de cabası. Neydi derdimiz Tayyip efendi halife olacak bütün orta doğuyu dizayn edecekti. Yani bir tür yeni Osmanlıcılık oyunu. Bu italya başbakanının Büyük Roma İmparatorluğunu yeniden kuracağım demesi kadar absürt bir akıl hastalığı. İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUM BU AKIL HASTALIĞININ BİZİ NERELERE SAVURABİLECEĞİNİN İP UÇLARINI ÇOK AÇIK OLARAK VERMESİNE RAĞMEN toplumun dikkati bir şekilde yapay gündemlerle bu noktadan uzaklaştırılıyor.
Daha fazla uzatmadan Türkiye BOP planının gereğine uygun olarak sınırları değiştirilecek ülkeler arasındaki yerini koruyor ve bu amaca uygun biçimde dizayn ediliyor. Buradaki en kullanışlı aracın Tayyip'in hastalıklı ikbal hesapları olduğu gün be gün daha görünür hale geliyor. 14 yıldır devletin ayarlarıyla çocukça oynanmış olması bugün bu vahim gidiş karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin devlet olma refleksiyle hareket etmesini engelliyor. Böylece ''devletin ayarlarıyla çocukça oynama'' görüntüsünün arkasında emperyal yıkıcı bir planın olduğu görünür hale gelip anlam kazanıyor. Yani devletin ayarlarıyla oynamanın, bir üst akıl tarafından devlet mekanizmasını paralize ederek felç etmek maksatlı bir planın görünür yüzü olduğu anlaşılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin merkezi sinir sistemi paralize edilmiş ve felç hali gerçekleşmiştir. Artık içerden ve dışardan gelecek saldırılara karşı savunmasızdır. Birisinin çıkıp anayasayı rafa kaldırdım demesi karşısındada çaresizdir, ''suçluları gözaltına almaya gelenleri vurun'' diyen Efkan Ala ya karşıda çaresizdir. ABD ye karşıda çaresizdir Rusyaya karşıda çaresizdir.
Tayyip Erdoğan bir yıkım projesidir ve eğer bu toplum ayağa kalkmakta biraz daha gecikirse sona yaklaşılmıştır.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
14 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.02.16, 22:57   #2
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 982
Mesajlar: 10,450
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39539
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Ülkemiz nasıl bu hale geldi?

Yazıya genel itibarı ile katılmamak zaten mümkün değil.

Laiklikten uzak islam ülkeleri zaten 1400 yıldır bu durumdaydı; ki buna Peygamber dönemi de dahildir.

Türkiye' de laiklikten uzaklaştıkça doğal olarak şeriatçı İslam ülkelerine benzer bir duruma gelecekti ve zaten büyük ölçüdede geldi.

Şimdi başka nedenler de sıralayabilirim. Mesela cehalet!

Aslında cehalet de İslam ülkelerine has bir özellik.

Bu ülkede dinin etkinliğini kırmadan ve o etkinliğe esir edilen cahil yığınlar eğitilmeden normal bir ülke olmak mümkün değildir.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03.03.16, 23:30   #3
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ülkemiz nasıl bu hale geldi?

AKP’nin iktidara getirilmesi (2002)

Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin Irak’ın işgaline ve dolayısıyla Kürdistan projesine yol vermeyeceğinin belli olması üzerine, Kemal Derviş durup dururken erken seçim lâfını ortaya attı. Nedendir açıklanmadı, Devlet Bahçeli de hemen razı oldu. Kasım 2002 seçimlerinde daha bir önceki yıl kurulmuş olan AKP yüzde 34 ile iktidara geldi. ANAP, DYP ve MHP yüzde 9 oranında oylarla TBMM’ye giremedi. Uzan’ın Genç Partisi yüzde 7 oranında oy almasaydı, gireceklerdi ve AKP tek başına hükümet olamayacaktı. Seçimlerde sınırsız para harcayan bu Genç Parti’nin nereden çıktığı ve o kadar parayı nereden bulduğu sorgulanmadı.

Irak tümüyle ABD’nin denetimine geçince, PKK’nın palazlanmasının da yolu açıldı.

TSK’nın Irak’ın Kuzeyindeki terör yuvalarına en küçük bir müdahalesine izin vermeyen ABD bizi güya terör karşıtı lâflarla ve istihbarat desteği aldatmacasıyla oyaladı. Daha doğrusu, meşruiyetini dışarıya dayandıran ve Batının her dediğini yerine getiren AKP hükümeti oyalandırılmaya çanak tuttu.

1999’da, Suriye’deki varlığı tasfiye edilen PKK böylece 2003 yılında ABD’nin kanatları altında Kuzey Irak’da karargâh kurdu.

O zamana kadar TSK’nın PKK’ya, Bağdat ile mevcut “sıcak takip” anlaşması uyarınca karadan ve havadan vurduğu darbeler sürdürülemedi. Zira, ABD izin vermedi.

SİLİVRİ DAVALARI VE AÇILIM

Üçüncü kritik dönüm noktası Silivri davaları

Artık açık şekilde belli oldu ki, bu davalar, TSK’nın, Türkiye’nin iç ve dış güvenlik mimarisinin oluşturulmasının tümüyle dışına çıkarılmasıydı. Başarıldı. Böylece, ipler tamamen AKP hükümetinin ve ABD’nin eline geçmiş oldu. Oysa, bütün demokratik ülkelerde silahlı kuvvetler özellikle dış politikanın ve güvenlik politikasının oluşturulmasında merkezi rol oynarlar.

Dördüncü kritik dönüm noktası “açılım” süreci

Silivri davaları ile eş zamanlı olarak, AKP hükümetinin PKK ile müzakerelere başladığı ortaya çıktı (Oslo görüşmeleri). Kendine yönelik terörizm ile dünyanın her yerinde mücadele edilmesi gerektiğini savunan ABD, PKK ile müzakereleri memnuniyetle karşıladı. Aynı dönemde, AKP ABD’nin telkin ve teşviki ile daha önce “aşiret reisi” diye küçümsediği Barzani ile ilişkileri ısıttı. O kadar ısıttı ki, bu gelişmeden ABD bile rahatsız oldu. Mezhepçi politikalarla merkezi Irak hükümeti dışlandı.

2009 Habur rezaleti ile inkıtaya uğrayan “süreç”, 2011 seçimlerinden sonra hızlanarak devam etti. Güneydoğu’da devlet egemenliği adım adım PKK’ya devredildi.

AKP’NİN SURİYE POLİTİKASI

Beşinci kritik dönüm noktası Suriye politikası

“Arap Baharı”nın rüzgarına kendini kaptıran AKP, Suriye’de de alelacele yapılacak seçimlerle Müslüman kardeşlerin iktidara getirileceğini, böylece Müslüman Kardeşler’in yönettiği ülkelerin ağabeyi olacağını hesap etti.

Bir histeri krizine tutulmuş gibi, Esad’ı devirmek için ne lazımsa yaptı. Sınırlar delik deşik oldu. Dünyanın her yanından gözü dönmüş cihatcıların Suriye’ye girmeleri sağlandı. Ellerine silah, cephane verildi. Her türlü lojistik destek eksik edilmedi. Büyük ölçüde AKP politikaları yüzünden Suriye’de yüz binlerce insan öldü.

AKP’nin yaptığı mezhepçi hesap tutmadı. Tutması da zaten mümkün değildi. Rusya ve İran’ın Esad rejiminin devrilmesine izin vermeyecekleri o histeri krizi içinde hesap edilemedi.

IŞİD ile mücadeleye ve İran ile nükleer müzakerelere öncelik veren ve dolayısıyla İran’ı rahatsız edecek hamlelerden kaçınan ABD de, Esad’ın devrilmesini öncelikli gündem olmaktan çıkardı. AKP yalnız başına kaldı.

O dönem içinde Türkiye’ye milyonlarca Suriyeli sığınmacı girdi. Yarattıkları sosyal ve ekonomik sorunları bir kanera bırakalım, sığınmacılarla birlikte gözü dönmüş cihatçılar, Suriye rejiminin muhaberatçıları, her ülkenin casusları Türkiye’ye doluştu.

Terör örgütleri ülke içinde birbirleriyle çatışmaya başladı. Büyük şehirlerde kalaşnikov silahlarla cinayetler işlenir oldu.

Devlet, ülkenin bir kısmında, egemenlik hakkını kullanmaktan kaçınır duruma geldi.

Ülke, bölünmenin ve bir kıvılcımla kargaşalara savrulmanın eşiğini getirildi.

SONUÇ

AKP hükümeti kendi başına karar alıp uygulama yeteneğini hemen hemen tümüyle yitirmiş durumdadır.

ABD’nin, Almanya başta olmak üzere AB’nin, İran’ın ve PKK’nın elinde hükümeti ve mensuplarını Türkiye içinde ve uluslararası alanda çok zor durumda bırakacak malzeme birikmiştir. Hükümet bu sayılanların rehini halindedir.

Türkiye’nin ulusal güvenliği yaşayan bellek içinde hiç bu kadar tehlike içinde kalmamıştır.

Yani AKP’nin bizzat kendisi bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir.

Ülkede kiminle konuşsanız her şeyin kötüye gittiğini anlatır size. Umutlar gittikçe azalıyor.

Ülkenin hiç bir döneminde bu kadar çaresiz olmamıştık. Çözüm süreci ile şehre inen çapulcular, eğitim sistemini bile sarsacak güce erişti.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.03.16, 02:33   #4
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 982
Mesajlar: 10,450
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39539
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

@alamancı nın yazısı şöyle başlıyor.

Alıntı:
AKP’nin iktidara getirilmesi (2002)

Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin Irak’ın işgaline ve dolayısıyla Kürdistan projesine yol vermeyeceğinin belli olması üzerine, Kemal Derviş durup dururken erken seçim lâfını ortaya attı. Nedendir açıklanmadı, Devlet Bahçeli de hemen razı oldu. Kasım 2002 seçimlerinde daha bir önceki yıl kurulmuş olan AKP yüzde 34 ile iktidara geldi. ANAP, DYP ve MHP yüzde 9 oranında oylarla TBMM’ye giremedi. Uzan’ın Genç Partisi yüzde 7 oranında oy almasaydı, gireceklerdi ve AKP tek başına hükümet olamayacaktı. Seçimlerde sınırsız para harcayan bu Genç Parti’nin nereden çıktığı ve o kadar parayı nereden bulduğu sorgulanmadı.
Bu yazılanlar oldukça eksik kalmış.

Hatırlayalım:

Ecevit, BOP politikalarına karşı ayak direyince yukarıda yazılanların yanında şunlar da oldu:

Ecevit başbakanlığındaki hükümette MHP, koalisyon ortağı, Bahçeli de Başbakan yardımcısıydı. AKP yeni kurulmuş ve antetler AKP' nin en az yüzde 30 oyla en büyük parti olacağını gösterirken Bahçeli, kendisinin başbakan yardımcılığı yaptığı Ecevit hükümetini hükümetten çekileceğini açıklayarak ülkeyi erken seçime zorladı. Bu arada tüm medya Hürriyet bayraktarlığında Ecevit düşmanlığı yapıyor, Ecevit' in bunadığı, hasta olduğu, öleceği hatta kendisinin ve evinin pislikten koktuğu haberlerini yayınlıyordu.

Bahçeli, MHP' nin içinde yer aldığı hükümetten çekileceğini açıklayınca zaten ülke AKP' nin en büyük parti olarak çıkacağı seçimlere mahkum edilmişti.

Ve 2002 seçimlerinde MHP kendini akrep gibi sokup, AKP' ye feda ederken barajı aşamayarak meclis dışında kaldı.

AKP, Abdullah Gül başbakanlığında bir tek parti hükümeti kurdu.

Şimdi mesele BOP planlarının daha iyi işleyebilmesi için yasaklı Tayyip Erdoğan' ı başbakan yapmaktı.

Bu işi de Baykal ve CHP halletti.

Yasaklı Tayyip, Baykal ve CHP' nin desteğiyle önce güzel bir oyunla milletvekili yapılıp, ardından da AKP' nin başına geçti.

...

Burda Cem Uzan faktörü de elbette tartışılır.

...

Ama asıl mesele Türkiye siyasetinin ve siyasetçilerinin ABD çıkarlarına göre dizayn edilmiş olmasıdır.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.03.16, 02:56   #5
Sic ad nauseam. .

Otilia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 24
Konular: 15
Mesajlar: 510
Ettiği Teşekkür: 92
Aldığı Teşekkür: 1699
Rep Derecesi : Otilia isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Ruh Halim: Cok Yorgun
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

Aslında laiklik ilkesi ilk hayata geçirilmeye çalışıldığında çıkan isyanları hatırlarsınız muhtemelen. "Din elden gidiyor" diye insanlar galeyana getirilmişti. Aslında Tayyip tarihi tekerrür ettirdi. Bunu doğrudan dile getirmeden , sadece icraata geçerek yaptı. Örneğin önce Gülen cemaatine bel verdi birlikteydiler. Sonra it dalaşına girildikten sonra adı "paralel " oldu. Ama yok namaz kılarken çekilmiş resim , cuma namazına gitmeler yani hep bir gösteriş. Dinine düşkün cahil insanların gönlünü kazandı adeta biat ettiler. Gerçekten ben 4 partinin de mitingine katılmış biriyim.
Bunu yanımda bir arkadaşla yaptım. Açıkçası pek bilgili biri değildi. Adıyaman merkezde Chp mitingine götürdüm. İlçelerden Besni' ye gidip orada onu bbp mitingine götürdüm.
Kahta 'ya gittik hdp mitingine götürdüm. Sonra akp mitingine götürdükten sonra da
"Sence hangisi iyiydi " dediğimde "Bence Akp ve Bbp mitingleri iyiydi. Ama bbp ırkçı ben Kürtüm , terörist de değilim. Verirsem oyumu Akp ye verirdim. Mitinglerinde ne güzel kadınla erkek birarada değildi kızım , düşünsene ya chp mitinginde tacize uğrasaydık " dedi.
Evet temelde o tecrit edilmeyi kendinin korunulması olarak görmüşken ben " Haremlik , selamlık sistemi mi bu " diye tepki göstermiştim.
Yani cahil insanlar biat etmeye ve tecrit edilmeye hatta koyun gibi güdülmeye açlar.
Açlardı ve gelip doyurulmayı beklediler.
Şimdi Anayasa Mahkemesini tanımayan bir Cumhurbaşkanı modelimiz var , mutlular mı?
evet hala körler ve biat etmeye devam ediyorlar..
__________________
"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye,
rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım.
Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum.
Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
Otilia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Otilia'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.03.16, 20:59   #6
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

Asrın liderimiz hukuku ulemaya (Ulamaya) soralım diyor.

Türkiye’nin Först Leydisi buyurmuşlar:
“90 yıllık enkazı kaldırdık.”

Kendi iktidarlarında Türkiye’nin huzur ve sükun içinde olmadığını itiraf eden Eminanımın “Kaldırdık” dediği enkaz, 93 yıllık cumhuriyet tarihidir!..
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde aydınlanmaya, çağdaşlaşmaya yürümektir…
Temelinde Kurtuluş Savaşı vardır, cumhuriyetin değerleri, kazanımları vardır, Atatürk ilke ve devrimleri vardır…

Bir de son 13 yıllık enkazı kaldırıp baksak, altından neler çıkmış?..
Evet, o enkazın altından derin bir kutuplaşma çıktı…
Ülkenin karpuz gibi ortadan bölünmesi, keskin ayrılıklar çıktı…
Terörle mücadele yerine teröristle pazarlık masasına oturma acizliğinin sonucunda ülkenin kan gölüne dönmesi çıktı…
Her gün sıra sıra şehit tabutlarının gelmesi çıktı…
Kürt ırkçılığının tırmanması çıktı…
Demokrasinin rafa kaldırılması, insan hak ve özgürlüklerinin zincire vurulması çıktı…
Türkiye’nin itibarsızlaşması çıktı…
O enkazın altından dış politikada sıfırlanmamız çıktı…
Sözüne itibar edilmeyen, ciddiye alınmayan bir ülke çıktı…
Bütün komşularımızla sorunlu hale gelmemiz çıktı…
Dünyada yalnızlaşmamız çıktı…
Ülkenin daha da fakirleşmesi çıktı…
Sosyal dengenin bozulması çıktı…
Kadına şiddet ve tecavüzler çıktı…

Komşularının içini karıştıran, Avrupa değerlerinden uzaklaşmış, güvenirliğini kaybetmiş bir Türkiye çıktı.

Biz 90 yılla iftihar ediyoruz…

Cumhuriyet’in okuma – yazma oranından kadın haklarına, Türkiye’yi getirdiği noktayı anlatmayacağım.

Kifayetsizler, bunu hırsları,ihtirasları ile örtmeye çalışsalar da, aslında “ne olduklarını,ne kadar olduklarını” bilirler.

Öfkeleri bu yüzdendir. İddialarının akıldan önde gitmesi bu yüzdendir. Çevrelerine sadece “en büyük sensin” diyenleri toplamaları bu yüzdendir.

Bağırmaları da, en çok “kendilerini ikna edebilmek” içindir.


90 yılda Osmanlının enkazından Tüm Dünyaya örnek olacak bir Türkiye Cumhuriyeti çıktı.

13 yılda Bu cumhuriyet AKP ve yalakaları tarafından gerçek bir enkaz haline getirildi.

Önümüzdeki günler daha çok şeye gebe. Ama en azından şunu biliyoruz:

Cumhuriyet dönemini “enkaz” diye nitelendirenler, onun altında kalacaklar. Bugün değilse, yarın!

Gün gelir, iş şirazesinden çıkar. Yaldızlar dökülmeye başlar.

Bugün, o noktadayız.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.03.16, 00:10   #7
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 982
Mesajlar: 10,450
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39539
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

Alıntı:
Cumhuriyet dönemini “enkaz” diye nitelendirenler, onun altında kalacaklar. Bugün değilse, yarın!

Gün gelir, iş şirazesinden çıkar. Yaldızlar dökülmeye başlar.

Bugün, o noktadayız.
Maalesef bugün yukarıda yazılan noktada isek bu muhalefet sayesinde değil, Tayyip' in BOP için ABD' ye verdiği sözleri tutamaması nedeniyledir.

AKP giderse sanılacak ki, halk gönderdi...

Aslında ABD, AKP' den umudu kesti diye AKP gidecektir.

Bu muhalefetten maydonoz bile olmaz.

Ve göreceksiniz eğer AKP giderse kısa bir rahatın arkasından yine başımız belalarla dolacaktır.

...

Türkiye' de ABD' ye ve yahudilere muhalefet edemeyen hiç bir partiden gerçek muhalefet partisi olmaz... Osa olsa ABD' nin B, C, D... planlarına cevap verecek satılmış iktidarlar olur...
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.03.16, 07:15   #8
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

Emperyalizmin bir tek hedefi vardır: ülkeleri Sömürmek, talan etmek; vatanına, toprağına sahip çıkmayanların, çıkamayanların vatanına el koymak…

Emperyalist devlet bu amacına ulaşabilmek için de yabancı ülkelerde kendisine hizmet edecek, kulluk yapacak bir hainler şebekesi oluşturur…

ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger bu konuda şunları söyler:

“Bizler Amerika olarak içimizdeki vatan hainlerini çabuk öldürürüz, Dünya’nın birçok ülkesindeki vatan hainlerini ise kahraman yaparız, ülkelerinde önemli yerlere getiririz…”

Bu hainler çetesi, yani ihanet erbabı, Osmanlının son dönemlerinde ve Kurtuluş Savaşında da vardı ama zamanla temizlendi… Atatürk’ün ölümünden sonra ise yeniden başını kaldırdı. Varlığını sürdürüp, günümüze değin geldi…

Bunlar, üç kuruşluk menfaat, çıkar için vatanlarını yabancılara peşkeş çektiler, onlara köpeklik yaptılar…


Bu köpeklerin efendilerine en büyük hizmeti ise her zaman ve her dönemde halkın uyumasını sağlamak, halkın gerçekleri görmemesi için elinden gelen çabayı göstermek, onları yüzyıllardır süren uykusundan uyandırmamak…

Emperyalist devlet işte bu nedenle yandaşlarını besler, destekler, korur, onları önemli mevkilere getirir…

Bu alışverişten alan da satan da memnundur…

Küresel emperyalizm, dünya halklarının sömürüye, baskıya başkaldırmaması, karşı koymaması için ülkelerde “Sürü psikolojisi”ni egemen kılmaya çalışır… Bunun için propaganda, beyin yıkama programları hazırlar, örgütler kurar, “uyutma projeleri” geliştirir…

Bu uğurda milyonlar, trilyonlar harcar…

CIA, TAVISTOCK gibi kuruluşlar dünyayı uyutup, uyuşturarak, emperyalistlerin dilediği biçimde sömürüp semirebilmesi için ortam hazırlayan kuruluşlardır…

Ford Vakfı, Rockefeller gibi büyük sermaye grupları ise bu “Kitlesel beyin yıkama” örgütlerinin finans, para kaynaklarıdırlar.

“Bugün Tavistock, ABD’deki vakıflar ağını 6 milyar dolarlık bir bütçe ile faaliyette bulundurmaktadır. ABD’nin dünya düzeni üzerindeki kontrolünü artırmaya yönelik programlar üreten 10 büyük vakıf ve bu Vakıflara bağlı olan 400 kuruluş, 3000 araştırma ve düşünce kuruluşu, Tavistock’un doğrudan kontrolü altındadır…”

Bu örgütler, az gelişmiş ülkeleri denetleyebilmek için o ülkenin medyasına, basınına, insan hakları ve demokrasi oyuncusu soytarılara, sivil toplum örgütlerine trilyonlar akıtır… Para yardımı yapar…

Onlar da demokrasi ve insan hakları savunuculuğu perdesinin arkasında efendilerine hizmet ederler… Irkçılık, cemaatçilik çalışmalarını “eşitlik, özgürlük” bahanesine sığınarak, desteklerler… Savunurlar…

Böylece bir ülkenin bölünmesini, parçalanmasını gerçekleştirip, emperyalizmin “Böl – yönet” siyasetini hayata geçirmeye çalışırlar…

Halkı uyutma, afyonlama en çok da “Kitle iletişim araçları” ile gerçekleşir… Kitle iletişim araçları deyince gazeteleri, radyoları, internet sitelerini anlatmak istiyoruz. Ama halkımızı uyutma, uyuşturma çalışmaları yapan kitle iletişim araçlarının başında televizyonlar gelmektedir…

Diziler, yarışmalar, magazin, İzdivaç programları, Surviver halkımız üzerinde tam bir NARKOZ etkisi göstermekte, “beyin yıkama” aracına dönüşmektedir.

Televizyon karşısına geçen adam kendisini öyle bir verir ki diziye, yarışmaya, evlendirme programlarına, dünya yansa görmez, duymaz, anlamaz…

Bakarkör olur…

Adeta televizyona kilitlenir, beyni esir alınır…

Yanı başında gencecik fidanlar öldürülür, bombalar patlar, hendekler açılır, maden ocakları için binlerce ağaç sökülür, orman katliamına direnen insanlar gaz bombaları altında yerlerde sürüklenir, yaralanır, gözünü – kolunu kaybeder, ülke parçalanır…

Ne gam…

O, dönüp bakmaz bile… Kılı kıpırdamaz…

Sanki o başka bir evrende yaşıyor gibidir… Sanki bütün bu olaylar onun dışında gerçekleşiyor…

Çünkü diziler, izdivaç programları, magazinler onda düşünecek ne kafa ne beyin bırakır… Ne de başını kaldırıp da çevresine bakmaya, olup bitenleri düşünmeye zaman bırakır…

Onun bir tek derdi var şimdi: Kim kime âşık olmuş, kim kiminle yakalanmış, dizilerde kim kimi boynuzlayacak, kim kimi aldatacak, evlenme programlarında kim kiminle hayatını birleştirecek?

Türkiye, DİZİ FİLM alımında ABD’den sonra gelmektedir…

Bir günde 7 – 8 dizi izlettiren TV’ler var…

Bir zaman gelecek, Türkiye parçalanıp özerk bölgelere ayrılıp, bölünecek… Biz de tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi, halkımıza “Bütün bu işler olup biterken siz ne yapıyordunuz?” diye soracağız. Onlar da yine tıpkı Yugoslavya halkı gibi:

“Bizim bir şeyden haberimiz yoktu, Biz bir şey anlamadık, biz evde dizi izliyorduk…” diye yanıt verecekler…

Ama işte o zaman, iş işten geçmiş olacak…

__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.03.16, 16:11   #9
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?





Bunlar kadar, darbenin veya darbeye teşebbüsün adını kullanmaktan zevk alan başka bir grup bulamazsınız.

Onların iktidarına, onların hırsızlıklarına, onların devleti soymalarına, onların Cumhuriyeti yıkma çalışmalarına karşı çıktığınız zaman, anında ya darbeci ilan edilirsiniz ya da darbeye teşebbüsle suçlanırsınız.

Önce ne kadar yandaş medya varsa, ne kadar haram havuzundan beslenen maaşlı “aile gazetecisi” varsa size saldırmaya başlarlar.

Sonra üniformalarını ve cübbelerini kiraya vermiş polis ve savcılar devreye girer. Eğer Yargıç da,bunların ekibindense yandınız demektir.
Çık çıkabilirsen içeriden!

Bunların düşünce yapılarını, mantıklarını anlamak çok zordur.
bu sepetleri!

Bir mahkeme:

Genelkurmay Başkanını “Terör örgütü kurmak” suçlamasıyla tutuklama kararı verdiğinde; “Burası hukuk devletidir, mahkemeler bağımsızdır, mahkeme kararına herkes uymalıdır” derler!

Bir Mahkeme:

Dosyadaki delilleri araştırdığında, hepsinin sahte ve düzenlenmiş olduğunu görür ve suçsuz kişileri tahliye ederse, “Askeri vesayet devam ediyor” , “Bunlar devlete sızmış Paralelciler” diye bağırmaya başlarlar.

Anayasa Mahkemesi:

“Lâiklik karşıtı eylemlerin odağı oldukları” gerekçesiyle bunları mahkûm eder,
Yüce Mahkeme anında darbeci ilan edilir.
Aynı mahkemenin verdiği bir karar hoşlarına giderse, “İşte Hukuk Devleti” derler...


Milyonlarca dolar-avro ile yakalanırlar. Resimler, belgeler, paralar, kasalar hepsi ortada!

Anında “Tuzak bu, paraları polis koydu, paralelci Savcı ve Yargıçların işi!”derler.

Mahkeme paraların iadesine karar verir, sorarsınız; “Hani paraları polisler koymuştu? Hani tuzaktı? Hani paralar sizin değildi? Niçin paraları alıyorsunuz?

Utanmadan ne derler bilir misiniz:

Yargı karar verdi, ne yapalım yani paraları almayalım mı? Siz mahkeme kararlarına saygı duymaz mısınız?

“Ben Anayasa Mahkemesinin kararına uymuyorum, saygı duymuyorum” diye Hukuk Devletini yok edecek sözler söyler, "eleştiri hakkını kullanıyor” derler!

“Türk Milletinden özür dilemeli” dersiniz,

Yanıt; “Bu Anayasa Mahkemesi darbecidir, kaldırılmalıdır” şeklinde gelir.

Sözün özü, bunlar ve Cıva yapışık ikizler gibidirler. Bir noktada tutamazsınız, menfaatleri neredeyse oradadırlar. Dünya yanarsa yansın, ama bunların bitli yorganı yanmasın!

Cahildirler, yapmayı imarı inşayı bilmezler, yıkmada bunlar kadar ustası yoktur.

Hayal âleminde yaşarlar; Bir bakarsınız “Üç saatte Şam’a gidip Cuma namazını Emevi Camiinde kılarlar! Bir bakarsınız akşam namazını Rusya’da kılmaya giderler! beceremediler mi,gidip Silopi'de kılarlar.

Bu sebepten, mevcut siyasi partilerin bunlarla mücadele edip, sandıkta mağlup etmeleri mümkün değildir. Salıdan Salıya grup toplantılarında konuşma yapmakla başarılı olunamaz.

Hafta sekiz gün dokuz, gün 24 saat çalışacak, vatandaşlarımıza gerçekleri anlatacak bir siyasi örgütlenme şarttır. Eğer bu yapılamazsa Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin işi çok zor demektir.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.03.16, 11:20   #10
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Ülkemiz Nasıl Bu Hale Geldi?

AKP yöneticileri siyonist İsrail rejimi ve gerici arap yönetimleri ile el ele vermek suretiyle Türkiye'yi belirsiz bir bataklığa sürüklemektedirler.


Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, 2014’de CNN’e verdiği röportajda kendi partisiyle zıt düşerek, “Biz [Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti], Suriye’de IŞİD ile müttefikiz,” dedi.

Amerikalı yetkililer, geçtiğimiz birkaç yıl boyunca CIA'in yaklaşık 10 bin kadar savaşçıyı eğitip ve teçhizatlandırıp Suriye'ye gönderdiğini söylüyorlar – bu da demek oluyor ki CIA, her bir Esad karşıtı asi için yaklaşık 100 bin dolar harcıyor...”

Haziran 2014'de kendisiyle yapılan röportajda, ömrünü Yahudi emperyalizmine adamış İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, kendi Yinonite ideolojisini, Tel Aviv'in arzusunun Sünni ve Şii müslümanların birbirleriyle savaşmaları olduğunu, onlar birbirlerini güçsüz düşürdüklerinde, İsrail'in hasadı toplamak için orada olacağı, şeklinde açıklıyor.

AKP yönetimi, daha çok mezhepçi yaklaşımlarla hareket ediyor. Mısır’da İhvan grubunu, Suriye’de “Müslüman Kardeşler” grubunu ya da anti-Şii grupları destekleyerek hareket ediyor. Yemen’de de Husiler’e karşı Suudilerle işbirliği yapıyor. Türkiye’nin yaklaşımı mezhepsel, Amerika’nın yaklaşımı ise kendi çıkarlarına hizmet edecek yönde.
Aynı şekilde ABD, IŞİD’le mücadele adı altında bir Kürt koridoru açma ve Kuzey Irak petrollerini Türkiye’ye muhtaç olmaksızın Akdeniz’e taşıma ve oradan pay alma peşinde. Bu bakımdan Amerika’nın hesapları bütün Ortadoğu ülkelerini bölüp sömürmektir.
Amerika bu hedefine ulaşmak için İsrail ile birlikte hareket etmektedir,bu planın içerisinde Türkiye'nin parçalanması da vardır ve Amerika PKK ile PYD ye açıkça destek vererek müttefiklik yalanının arkasındaki gerçek niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Suriye Amerika ve İsrail'in Türkiyeyi parçalama planları için engel teşkil etmekte ve arada bir tampon bölge görevi yapmaktadır,bu nedenle Türkiye'nin Suriye'nin parçalanması yönünde hareket etmesi tam bir akılsızlık ve bindiği dalı kesmektir,Türkiye Suriyenin parçalanması yönünde değil aksine Suriye ve hatta Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması yönünde hareket etmelidir.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Suriye’nin ‘ABD’nin, İsrail’in ve radikal İslamcıların eline düşmesine izin vermeyecek gerçek dostları’ olduğunu söyledi.

Bu konuda basit bir örgüt lideri dahi gerçekleri anlamışken bizim yöneticilerin bunu anlayamaması hayret edilecek bir şeydir.

Türkiye bu durumda acilen bir U dönüşü yapıp Suriyedeki PYD dahil bütün terörist guruplara karşı bir savaş başlatıp Suriye'nin meşru devlet başkanı Esad'ın yanında yer almalıdır.

Bu yapılmadığı takdirde Türkiye'nin geleceği için bu kafa yapısındaki insanlardan oluşan AKP'nin acilen iktidardan düşürülmesi lazımdır.

AKP düşerse yerine kim gelecek diye milletin kafasında soru işareti oluşturmaya çalışıyorlar halbu ki bu günkü şartlarda AKP'nin yerne kim gelirse gelsin yapılacak değişiklikler bellidir.

AKP iktidardan düşerse:

Türkiye parçalanmaktan kurtulur.

Sinekler gibi ranta koşan medya ve işdünyasındaki karaktersizler ordusu da düşer.

Hızlı büyüme dönemini bahane ederek kesesini dolduran rantçıların çarkına çomak sokulur.

Yeni oluşan ayrıcalıklılar sınıfı dağıtılır veya pasifize edilir.

Hızla artan gelir adaletsizliği uçurumunun daralması için bir fırsat doğar.

Büyümenin sadece makro-iktisadi yönlerine odaklanan hükümetin düşmesiyle büyümenin sosyal boyutlarını da düşünen bir hükümet çıkabilme şansı doğar.

Bir şekilde akp'nin içinden çıkıp ülkeyi yöneten bazı yetersiz bakan,bürokrat ve belediye başkanları tutarsızlık ve yetersizlikleriyle devre dışı kalır.

Avrupalılaşma idealinden uzaklaşıp doğulu-asyalı hayaller kurmaya başlayan Türkiye yine avrupa'ya dönme fırsatı yakalayabilir.

Gittikçe ceberrutlaşan devlet halkın tüm kesimleriyle barışma fırsatı yakalayabilir.

Eğitim adaletsilziğine yama da olsa bir çözüm sunan dersanelerin kapatılması önlenip, gariban kesimlerin de iyi lise ve üniversitelerde eğitim görme şansı devam ettirilebilecektir

Partili atanmış yetersiz bürokrat ve müdürlerin yerine ehil kişilerin gelmesi sağlanabilir.

AKP'nin başarısız olduğu yönleri iyi tespit eden bir parti o eksik ve yanlışları kapatarak çok hızlı ve güzel bir başlangıç yapabilir.

Bunda sonraki tüm hükümetler dindar ve dindar olmayan tüm halkın bireysel özgürlüklerini gözetererek ülkeyi yönetebilir.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
geldi, hale, nasıl, ülkemiz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:18.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.