Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 10.04.16, 20:03   #1
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 834
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Faşist Diktatörlüğe Doğru


Faşist Diktatörlüğe doğru.


Türkiye artık yönetilebilir ve yurt dışında savunulabilir olmaktan tamamen çıkmıştır,Çağdaş dünyadan ülkemize bakış,Adeta, ülkemizin üzerine deli gömleği giydirilmiş gibidir.

Türkiye; adım adım felakete, kanlı bir hesaplaşmaya ve bölünmeye doğru gidiyor. Bunu görememek, zır cahil olmayı gerektirir.

Bir bugün yaşadıklarımıza bakın, bir de 1 yıl, 3 yıl, 5 yıl ve 10 yıl öncesine! İyiye mi, yoksa kötüye mi gidiyoruz, siz karar verin!

Hitler; Almanya’da demokrasi tramvayını kullanarak,1934’de iktidara geldi, biraz güçlenince otoriter yönetimin ve faşizmin lokomotifine bindi ve 11 yıl iktidarda kaldı.

Eğer Hitler’in iktidara gelişi engellenebilseydi veya geldikten sonra iktidardan düşürülebilseydi; Almanya, Avrupa ve dünya acı ve yıkım dolu faturayı ödemeyecekti.

Her ne pahasına olursa olsun Türkiye'de demokrasi korunmalı ve birilerinin tranvayı olmasına müsaade edilmemelidir.

Mart 1933 Seçimlerden bir hafta önce, Reichstag (Alman parlamentosu) Hitler'in gizli polisince yakıldı ama komünistlerin üzerine atıldı. Reichstag yangını Nazilerin bir komplosuydu. Bir olağanüstü hal kararnamesi yayınlanarak demokratik haklar askıya alındı. Komünist partinin genel başkanı Thaelmann ve meclis grubu da da dahil binlerce komünist tutuklandı.

Bu koşullarda yapılan Mart 1933 seçimlerinde, Nazi partisinin oyları %44'e çıktı. Tek başına hükümeti kurma yetkisini elde eden Hitler faşist bir darbeye girişti. 24 Mart 1933'te meclisten geçirdiği bir “Yetki Tasarısı” ile, meclis bütün yetkilerini hükümete devretmiş sayıldı. Sadece Naziler değil, merkez sağ ve muhafazakar partiler de Hitler'e yetki devrine evet oyu verdi. Böylece artık yasama yetkisi hükümete, ya da daha doğrusu Başbakan Hitler'e geçmişti.

Bir yıl sonra, Ağustos 1934'te, Cumhurbaşkanı Hindenburg öldüğünde, Hitler, kendisini aynı zamanda Cumhurbaşkanı ilan etti. Toplumdan yükselen itirazları bastırmak için de bir referandum düzenledi. Referandumda %88 oranında evet oyu çıkmasıyla birlikte, Hitler hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı oldu. Böylece yasama, yürütme ve yargı “Führer”de toplandı.

Hitler hiçbir zaman “Başkan” olmadı, Almanya'da resmen başkanlık sistemi de yoktu. Anayasa esasen değişmemiş olarak kaldı. Ama Hitler, faşist terör ve sivil darbe yoluyla bütün yetkileri kendi elinde toplamayı başardı.

Eğer Türkiye de söz, düşünce, örgütlenme özgürlüğü yoksa; sadece iktidar partisi örgütlenebiliyor, sadece o söz söyleyebiliyorsa, muhalefet partileri, demokratik basın, sendikalar faşist devlet terörüyle eziliyorsa, o ülkede eşit ve demokratik seçimler yok demektir. Bu koşullar altında bir yıl içinde bütün seçmen tercihleri değiştirilebilir.

Eğer faşist teröre karşı güçlü bir karşı koyuş sergilenemezse, “oylama” pek ala Hitler tipi tek kişilik faşist bir diktatörlüğü resmileştirme işlevini oynayabileceğini gösteriyor.

Erdoğan,“Üniter sistemli başkanlık, baktığımızda var. Hitler Almanyasına baktığımızda da bunu görürsünüz.”demişti.

Erdoğan, Hitler'in iktidara yükselişini örnek gösterirken, konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan mı konuşuyordu? Yoksa, bilinçli bir örnek mi seçilmişti?

Türkiye'de Hitler Almanyası'na benzer faşist totaliter bir rejimin inşası için gerekli koşulların mevcut olduğunu iddia etmek abartılı bir tespit değildir.

Toplumu peşinden sürükleyen, halkın en az yarısı tarafından kutsallaştırılıp, ontolojisinde ilahi işaretler aranan ve bir emriyle akla gelmeyecek ameller işleyecek bir kitle hazır ve nazır beklemektedir.

Türkiyedeki duruma şöyle bir baktığımız zaman:

Artık yasama,yürütme ve yargı AKP'nin elindedi.

Devlet memurlukları ve Üniversiteler ancak AKP politikasini kabul eden ve dinci olanlarin yeridir.

Devlet memurluklari bu koşullara bağlanmistır.

Türkiyede yaşamak için artık AKP politikasina sadakat. Erdoğan’a kayitsiz sartsiz itaat ve cuma günleri mutlaka camiye gitmek şart olmuştur.

AKP hükümetinin ve liderlerinin Hitler'in ve Benito Mussoli'nin yolundan gittiklerni,faşizm için gerekli şartların olduğunu savunmak yersiz ve fazla iddialı bir durum tespiti sayılmamalıdır.

Bir zamanların astığı astık kestiği kestik idarecisi Mussolini, metresi Clara Tettaci ile birlikte Almanya ya doğru kaçıyordu. İkisi de Alman üniformaları giymişlerdi.
Metresi ile birlikte Almanya’ya iki yüz kilo altın ile çantalar dolusu yabancı döviz götürüyorlardı.

Bunlar kendilerine ömür boyu yeterde artardı.

Mussolini yanındaki Alman subayının, "asiler geliyormuş duce. Daha hızlı gitmeliyiz" demesi üzerine kendisine geldi. Demek geliyorlardı. Bütün Alman ordusu bozguna uğramış kaçışıyordu. Bu durumda kiminle mukavemet edebilirdi? Kendi milleti kendisine karsı ayaklanmış ve ele geçirmek için köŞe bucak kendisini aramaya çıkmıştı. Bir ellerine geçerse, kendisine kim bilir neler yaparlardı? Bunu düşünmesiyle birlikte, şoföre, "daha hızlı sür, daha hızlı!" diye bağırdı. Araba homurdanarak giderken "yok, yakalayamazlar, bizi ele geçiremezler" diyordu.

İtalyan mukavemet güçleri Mussolini'nin de bu Alman birliği arasında olduğundan haberdardı. Ne kadar kılık değiştirmiş olursa olsun, onu derhal tanımışlardı. Mussolini kendisini yakalayanlara yalvarıyor ve serbest bırakılmasına mukabil bütün altın ve parasını onlara vereceğini söylüyordu. Mukavemet lideri, "onlar zaten bizim, halkımızın" diye onu tersledi.
Mussolini 27 Nisan 1945'te yakalanmıştı. O gün gözleri önünde kendisiyle birlikte kaçan bütün bakanları ve adamları kursuna dizildi.

Mussolini ve metresi ise 28 Nisan 1945'te kurşuna dizildi. Üzerine sayısız kurşun yağmıştı. Her ikisinin de cesedi Milano yakınındaki bir benzin istasyonunda ayaklarından baş aşağı asıldı.

İtalya’ya yıllarca tek başına hükmeden Mussolini'nin cesedi, günlerce o şekilde baş aşağı asılı kaldı. Cesetler kokmaya başlayıp etrafı rahatsız etmeye başlayınca indirildi ve sessizce gömüldü.

Böylece İtalyan halkı diktatörün cezasını vermiş oldu.

Umarım bazılarının sonu da böyle olmaz..
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.04.16, 20:13   #2
Yasaklı Üye

ugLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2016
Konular: 1
Mesajlar: 332
Ettiği Teşekkür: 216
Aldığı Teşekkür: 969
Rep Derecesi : ugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmedeugLy muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Kuskulu
Standart Cevap: Faşist Diktatörlüğe Doğru

Siyasetden anlamayan biri.
ugLy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz ugLy'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.02.17, 15:49   #3
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 136
Mesajlar: 401
Ettiği Teşekkür: 279
Aldığı Teşekkür: 1320
Rep Derecesi : Tuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Faşist Diktatörlüğe Doğru

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi alamancı Mesajı göster

Faşist Diktatörlüğe doğru.

Türkiye artık yönetilebilir ve yurt dışında savunulabilir olmaktan tamamen çıkmıştır,Çağdaş dünyadan ülkemize bakış,Adeta, ülkemizin üzerine deli gömleği giydirilmiş gibidir.

Türkiye; adım adım felakete, kanlı bir hesaplaşmaya ve bölünmeye doğru gidiyor. Bunu görememek, zır cahil olmayı gerektirir.

Bir bugün yaşadıklarımıza bakın, bir de 1 yıl, 3 yıl, 5 yıl ve 10 yıl öncesine! İyiye mi, yoksa kötüye mi gidiyoruz, siz karar verin!

Hitler; Almanya’da demokrasi tramvayını kullanarak,1934’de iktidara geldi, biraz güçlenince otoriter yönetimin ve faşizmin lokomotifine bindi ve 11 yıl iktidarda kaldı.

Eğer Hitler’in iktidara gelişi engellenebilseydi veya geldikten sonra iktidardan düşürülebilseydi; Almanya, Avrupa ve dünya acı ve yıkım dolu faturayı ödemeyecekti.

Her ne pahasına olursa olsun Türkiye'de demokrasi korunmalı ve birilerinin tranvayı olmasına müsaade edilmemelidir.

Mart 1933 Seçimlerden bir hafta önce, Reichstag (Alman parlamentosu) Hitler'in gizli polisince yakıldı ama komünistlerin üzerine atıldı. Reichstag yangını Nazilerin bir komplosuydu. Bir olağanüstü hal kararnamesi yayınlanarak demokratik haklar askıya alındı. Komünist partinin genel başkanı Thaelmann ve meclis grubu da da dahil binlerce komünist tutuklandı.

Bu koşullarda yapılan Mart 1933 seçimlerinde, Nazi partisinin oyları %44'e çıktı. Tek başına hükümeti kurma yetkisini elde eden Hitler faşist bir darbeye girişti. 24 Mart 1933'te meclisten geçirdiği bir “Yetki Tasarısı” ile, meclis bütün yetkilerini hükümete devretmiş sayıldı. Sadece Naziler değil, merkez sağ ve muhafazakar partiler de Hitler'e yetki devrine evet oyu verdi. Böylece artık yasama yetkisi hükümete, ya da daha doğrusu Başbakan Hitler'e geçmişti.

Bir yıl sonra, Ağustos 1934'te, Cumhurbaşkanı Hindenburg öldüğünde, Hitler, kendisini aynı zamanda Cumhurbaşkanı ilan etti. Toplumdan yükselen itirazları bastırmak için de bir referandum düzenledi. Referandumda %88 oranında evet oyu çıkmasıyla birlikte, Hitler hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı oldu. Böylece yasama, yürütme ve yargı “Führer”de toplandı.

Hitler hiçbir zaman “Başkan” olmadı, Almanya'da resmen başkanlık sistemi de yoktu. Anayasa esasen değişmemiş olarak kaldı. Ama Hitler, faşist terör ve sivil darbe yoluyla bütün yetkileri kendi elinde toplamayı başardı.

Eğer Türkiye de söz, düşünce, örgütlenme özgürlüğü yoksa; sadece iktidar partisi örgütlenebiliyor, sadece o söz söyleyebiliyorsa, muhalefet partileri, demokratik basın, sendikalar faşist devlet terörüyle eziliyorsa, o ülkede eşit ve demokratik seçimler yok demektir. Bu koşullar altında bir yıl içinde bütün seçmen tercihleri değiştirilebilir.

Eğer faşist teröre karşı güçlü bir karşı koyuş sergilenemezse, “oylama” pek ala Hitler tipi tek kişilik faşist bir diktatörlüğü resmileştirme işlevini oynayabileceğini gösteriyor.

Erdoğan,“Üniter sistemli başkanlık, baktığımızda var. Hitler Almanyasına baktığımızda da bunu görürsünüz.”demişti.

Erdoğan, Hitler'in iktidara yükselişini örnek gösterirken, konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan mı konuşuyordu? Yoksa, bilinçli bir örnek mi seçilmişti?

Türkiye'de Hitler Almanyası'na benzer faşist totaliter bir rejimin inşası için gerekli koşulların mevcut olduğunu iddia etmek abartılı bir tespit değildir.

Toplumu peşinden sürükleyen, halkın en az yarısı tarafından kutsallaştırılıp, ontolojisinde ilahi işaretler aranan ve bir emriyle akla gelmeyecek ameller işleyecek bir kitle hazır ve nazır beklemektedir.

Türkiyedeki duruma şöyle bir baktığımız zaman:

Artık yasama,yürütme ve yargı AKP'nin elindedi.

Devlet memurlukları ve Üniversiteler ancak AKP politikasini kabul eden ve dinci olanlarin yeridir.

Devlet memurluklari bu koşullara bağlanmistır.

Türkiyede yaşamak için artık AKP politikasina sadakat. Erdoğan’a kayitsiz sartsiz itaat ve cuma günleri mutlaka camiye gitmek şart olmuştur.

AKP hükümetinin ve liderlerinin Hitler'in ve Benito Mussoli'nin yolundan gittiklerni,faşizm için gerekli şartların olduğunu savunmak yersiz ve fazla iddialı bir durum tespiti sayılmamalıdır.

Bir zamanların astığı astık kestiği kestik idarecisi Mussolini, metresi Clara Tettaci ile birlikte Almanya ya doğru kaçıyordu. İkisi de Alman üniformaları giymişlerdi.
Metresi ile birlikte Almanya’ya iki yüz kilo altın ile çantalar dolusu yabancı döviz götürüyorlardı.

Bunlar kendilerine ömür boyu yeterde artardı.

Mussolini yanındaki Alman subayının, "asiler geliyormuş duce. Daha hızlı gitmeliyiz" demesi üzerine kendisine geldi. Demek geliyorlardı. Bütün Alman ordusu bozguna uğramış kaçışıyordu. Bu durumda kiminle mukavemet edebilirdi? Kendi milleti kendisine karsı ayaklanmış ve ele geçirmek için köŞe bucak kendisini aramaya çıkmıştı. Bir ellerine geçerse, kendisine kim bilir neler yaparlardı? Bunu düşünmesiyle birlikte, şoföre, "daha hızlı sür, daha hızlı!" diye bağırdı. Araba homurdanarak giderken "yok, yakalayamazlar, bizi ele geçiremezler" diyordu.

İtalyan mukavemet güçleri Mussolini'nin de bu Alman birliği arasında olduğundan haberdardı. Ne kadar kılık değiştirmiş olursa olsun, onu derhal tanımışlardı. Mussolini kendisini yakalayanlara yalvarıyor ve serbest bırakılmasına mukabil bütün altın ve parasını onlara vereceğini söylüyordu. Mukavemet lideri, "onlar zaten bizim, halkımızın" diye onu tersledi.
Mussolini 27 Nisan 1945'te yakalanmıştı. O gün gözleri önünde kendisiyle birlikte kaçan bütün bakanları ve adamları kursuna dizildi.

Mussolini ve metresi ise 28 Nisan 1945'te kurşuna dizildi. Üzerine sayısız kurşun yağmıştı. Her ikisinin de cesedi Milano yakınındaki bir benzin istasyonunda ayaklarından baş aşağı asıldı.

İtalya’ya yıllarca tek başına hükmeden Mussolini'nin cesedi, günlerce o şekilde baş aşağı asılı kaldı. Cesetler kokmaya başlayıp etrafı rahatsız etmeye başlayınca indirildi ve sessizce gömüldü.

Böylece İtalyan halkı diktatörün cezasını vermiş oldu.

Umarım bazılarının sonu da böyle olmaz..

Alıntı:
Kılıçdaroğlu: Kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz

DHA
11 Mayıs 2016 - 14:03



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili "Anayasa'yı değiştirelim; ne için? 'Başkanlık sistemini getireceğiz'. Bir kişi konuşacak, Türkiye susacak. Bir kişi konuşacak, hakim ona göre karar verecek. Bir kişi konuşacak, ona göre milletvekili listeleri hazırlanacak. Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz" dedi.








"SİZ DEVLETİ BİTİRİRSENİZ ADALET DE BİTMİŞ OLUR"
Yeni Anayasa tartışmaları üzerinden demokrasi vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, "Demokrasinin olmadığı bir yerde büyüme olmaz. Demokrasinin olmadığı bir yerde can ve mal güvenliği olmaz. Sayın Hisarcıklıoğlu konuşmasında diyor ki 'Yeni Anayasa yapılacaksa bizim can ve mal güvenliğimiz güvence altına alınmalıdır'. Can ve mal güvenliğinizin olmadığını siz de biliyorsunuz. 'Yargı ve Anayasa benim için ayak bağıdır' dendiği zaman sizin içinizden bir yürekli insan çıkıp neden itiraz etmedi? Siz madem demokrasiyi savunuyordunuz neden itiraz etmediniz? Yargıtay Başkanı'mız açıkladı. Yargıya güven yüzde 30'lara düştü, diye. Bir ülkede adalet yoksa o ülkede devlet yoktur; çünkü adalet, mülkün temelidir. Siz devleti bitirirseniz adalet de bitmiş olur" diye konuştu.
"PARLAMENTER SİSTEMİ TU KAKA YAPTIK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Parlamenter sistem, bekleme odasında' sözlerini eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, TOBB'a da sitem ederek, şöyle konuştu: "150 yıldır parlamenter sistem geleneğimiz var, Osmanlı'dan geliyor. Şimdi parlamenter sistemi tu kaka yaptık. Yine size soruyorum. 'Parlamenter sistem bekleme odasına alınmıştır' dediği zaman neden içinizden birisi çıkıp itiraz etmedi? 'Parlamenter sistem bekleme odasına aldım' demek ne demektir biliyor musunuz? 'Ben milli iradeyi tanımıyorum' demektir. Yine size söylüyorum ve sitem de ediyorum. Kusura bakmayın. Benim sitem etme hakkım var. Bütün yükü benim sırtıma yükleyerek demokrasi arayışı içine girmemelisiniz. Destek vermelisiniz"
TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın 'Laiklik yeni Anayasa'da olmamalı' sözleri üzerinden TOBB'u eleştiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Laiklik Anayasa'dan çıkarılmalıdır, diyor. Niye itiraz etmiyorsunuz? Sizin ünvanınızın başında Türkiye yok mu? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği değil mi? Laiklik din ve vicdan özgürlüğü değil mi? Bir kişi kalkacak, TBMM Başkanı kalkacak, konuşacak. 'Laiklik Anayasa'dan çıkarılmalıdır' diyecek, kusura bakmayın ama TÜSİAD kadar yürekli olamayacaksınız. Bunu kabul edemiyorum"


Kılıçdaroğlu: Kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz - Son Dakika Gündem Haberleri
Kılıçdaroğlu'nun "Böyle bir başkanlık sistemini bu ülkede kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” demesi Kılıçdarolu'nun darbeci olduğunu göstermez,aksine burada Kılıçdaroğlu muhtemel bir iç savaşta akacak kanları işaret ederek hükümeti uyarmakta ve tarihi bir görev yapmaktadır.

TBMM Başkanını konuşturup yoklama yaptılar… Çünkü artık laikliğin kaldırılma zamanının geldiğine inanıyorlar…

Bunun için önce konuyu ortaya atıp, toplumun tepkisini ölçüyorlar… Karşı çıkanlar çoğunlukta ve tepki şiddetli ise geri adım atıyorlar… Ortalıkta sessizlik ve duyarsızlık varsa, yollarına devam ediyorlar… Yani bir adım ileri, bir adım geri… Bazen bir adım geri, iki üç adım ileri…


Ergenekonlar, ordunun kafese konulması, kozmik odaların işgali hep bunun için düzenlendi, tertiplendi… Hedef, şeriata giden yolda önlerine çıkabilecek engelleri temizlemekti…

AKP’li Ensarioğlu “Yasama, yürütme ve yargı elimizde” demiştir.

Bu durumda Türkiye zaten başkanlık sistemi ile yürütülüyor,devletin bütün kurumları Cumhurbaşkanına bağlı,referandum ile Anayasanın değiştirilmesi sadece bu durumun resmileştirilmesi için gereken bir formalite.
Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
diktatörlüğe, doğru, faşist


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:35.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.