Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 09.08.16, 15:23   #1
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 823
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Tek Yol Atatürk Yolu














İnşallah Erdoğan nerede hata yaptığını anlamıştır ve bir daha af dilemek mecburiyetinde kalmaz...!

Tek yol Atatürk yolu.


FETÖ yandaşı darbeciler ile,FTÖ den nemalanan çapulcuların toplanması ile bu ülke insanları hak ettikleri bağımsız,adil,eşit,müreffeh,korkusuz bir yüksek yaşam standardına kavuşamaz,FETÖ gibi bir çok tarikat ve cemaat bu gün Türkiyede yuvalanmış ve milletin kanını emmeğe devam etmektedir.

Bunların son ferdine kadar kökü kazınmadıkça bu millet için huzur ortamı sağlanamaz.

Bunun da tek yolu Atatürk ilke ve ınkılapları ışığında bunlarla mücadele edilip görüldükleri yerde yok edilmeleridir.

Türkiye'nin selameti için ikinci bir şart ta İmam Hatip okullarının tamamen kaldırılması,imam açığının devlet denetimindeki yeterli sayıda imam kursları ile kapatılmasıdır.

Aksi taktirde FETÖ ve paralel yapı adı altında yapılan bütün operasyonlar gösterişten ileriye geçemez.


İşte Türkiye’deki tarikat ve cemaatler:


İnançlı bir Müslüman olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı en büyük hizmetlerinden biri nedir diye sorsanız, Tekke ve Zaviyeleri kaldırmasıdır derim!
Siyasal İslamcıların hücum edeceği bu hükmümün gerekçesi, Atatürk eğer o Tekke ve Zaviyeleri kaldırmamış olsaydı, bugün Türkiye’de bırakın her şehir ya da semtte, her mahallede adına İslam denen farklı farklı dinlerin mevcut olacağıydı!19. yüzyıldaki Tekke ve Zaviyeler hem emperyalizmin hem de din bezirganlarının kontrolüne geçmişti..

Mehdi Aleyhisselam
Buradan hareketle de bendeniz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslâm’ın temiz olarak yani bozulmadan muhafaza edilmesi bağlamında çok önemli bir işlev gördüğü kanaatindeyim.
Tekke ve Zaviyelerin kaldırılıp yasaklanmasına ve Diyanet’in yol göstericiliğine rağmen maalesef yine de pek çok tarikat ve cemaat zuhur etmiştir ki bunlar yakından incelendiğinde görülüceği gibi tamamına yakını sadece amel konularında değil, iman konularında bile birbiriyle taban tabana
zıttırlar.
İslâmi cemaatler ve tarikatlar olgusunu incelemiş ve bazılarını çok yakından gözlemlemiş biri olarak bunlarla ilgili tespitlerim şunlardır:
1) Bütün cemaatler kendi şeyhlerini (önderlerini) Peygamberimizin günümüzdeki vekili gibi görür. Bazılarının da Mehdi Aleyhisseam olduğuna inanılır.
2) Cemaatlerin hiç birinde bireysel
irade ya da sorgulama yoktur. Şeyh ya da önderin sözü Allah kelamı hükmündedir ve önderin emrini tartışan küfre girip
dinden çıkar.
3) Cemaatlerin hiç biri birbirini sevmez ama açıktan birbirlerine düşmanlık yapmazlar..Pek çok cemaat kendi dışındaki cemaatlerin şirkte (küfürde) olduğuna inanır.
Gettolar ve holdingleşme
4) Cemaatlerin bazıları dış dinamiklerle yani yabancı istihbarat örgütleri ile irtibatlıdır.
5) Cemaatlerin geneli iktidar olanı destekler yani bunlar durakta beklemeyi sevmezler, gelen her otobüse binerler.
6) Her cemaatin kendi gettosu vardır, aralarında kız alıp verirler, alışverişleri ve arkadaşlıkları beraberdir. Buradan hareketle de bunların birbirinden kopması kolay değildir.
7) Pek çok cemaat son dönemde holdingleşmiştir.. Müritlerin yaptığı ticaret, topladığı kurban derisi ve zekatlar bu holdinglerin ana sermayesidir. Holdingin mutlak hakimi de cemaat önderleridir. Şeyh ya da önder, parayı elinde tutanın gücü elinde tuttuğunu bilir ve yönetimi çocukları dışında hiç kimse ile paylaşmaz.
8) Cemaatlerin hedef kitlesi daha ziyade 16-30 yaş arası olanlardır.. Bunlarla önce arkadaşlık edilir, akabinde kendi sosyal çevrelerine sokularak ona kişilik verilir ve dini hassasiyetleri de kullanılarak saflara alınır. Yurtlar, dersaneler, okullar temel alanlarıdır.
9) Bütün cemaatlerde şeyh ya da önderin pek çok zaman akşam namazını Kabe’de yatsıyı da Mescid-i Aksa’da kıldığına inanılır. Şeyhlerinin evliyalıklarına imanları Allah’a imanları gibidir.
10) İstisnasız bütün cemaatlerde şeyh ya da önder emreder, müritler zerre sorgulamaksızın emredilen yere eksiksiz oy verir.

Bürokrasideki müritler!
11) Bürokrasideki müridin şeyhe bilgi taşıması ve istediğini yapması Uhud Gazasında cenk yapması gibidir yani bilgi getiren ve icraat yapan peşin olarak şehit ilan edilir.
12) Cemaatlerin tamamına yakınında müritler yani mensuplar cennete ancak şeyhleri ya da önderlerinin himmetiyle girebileceklerine inanırlar. Önderlerini ahiretlerinin sigortası olarak görürler.
13) Pek çok cemaatin kendine göre İslâm’a hizmet şekli vardır. Kimi Kur’an öğretmenin tek yol olduğuna inanır, kimi dış dünyaya İslâm’ı anlatan kitap gönderir, kimi tebliğ yapar, kimi bürokrasiye girer, kimi okul ya da dersane açar, kimi siyaseti etkilemeyi olmazsa olmaz görür.
14) AKP öncesine kadar cemaatlerin yüzde 70’i İslâmcı partilere oy vermezdi. Bugün AKP’ye militanlık yapan pek çok cemaat ve İslâmcı gurup 90’lı yıllarda Tayyip Erdoğan’ın küfürde olduğuna inanır ve bunu kendi müritlerine açıktan söylerlerdi. Bugün ise bu cemaat ve tarikatların yüzde 90’ı Erdoğan’ın militanı konumundadır.

Sayıları ne kadar?
15) Bazı cemaat mensuplarının yurt dışındaki bankalarda büyük paraları ve muhtelif ülkelerde gayrı menkulleri vardır.
16) Cemaat ve tarikat guruplarına mensup olanların sayıları ise çok çok abartılmaktadır. Bütün bu cemaatlere mensup olanlar kesinlikle 1 milyonun üstünde değildir ancak etkileri vakıadır.
17) Tamamı değil ama bu cemaatlerin bazılarına göre Türkiye bugün Dar-ül Harp yanı kafir devleti konumundadır ve bu düzende devletten çalmak ve onunla mücadele etmek ibadettir.
18) Bir kaçı hariç cemaatlerin siyasi bir projesi yani Devleti ele geçirmek gibi bir gayesi yoktur.
19) Cemaatler konusunda zannedilenin aksine TSK’dan ziyade MİT daha çok bilgi sahibidir ve pek çok mensubu bu cemaatlerin içindedir.
20) Hepsi değil ama pek çok cemaatin bilinçaltında askere ve Atatürk’e karşı büyük bir kin ve öfke vardır.

NAKŞİBENDİ TARİKATININ TÜRKİYE’DEKİ TEMSİLCİLERİ

( Nakşbendiyye, Osmanlıca: ﻧﻘﺸﺒﻨﺪﻴﻪ), Abdulhalik-ıl Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed Bahauddin Şah-ı Nakşibendi‘nin isim babası olduğu İslâm dini tarikâtı. “Nâkış yapan” anlamına gelen Nakşibend; Nakşibendi mürşitlerinin, kalbi dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu adı almıştır.)

Bir Nakşibendiler ülkesi olan Türkiye’de bu tarikatın günümüzde önemli birçok merkezleri vardır. Tarikatlar yasaklı olmalarına rağmen bu merkezler çok canlı ve hareketli biçimde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hatta bunlardan bazıları derin devletin desteğinde resmi ideolojiye büyük hizmetlerde bile bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, yalnızca cemaat şeyhinin adıyla, bazıları ise bulunduğu mekânın adıyla ünlenmiştir.


Türkiye’deki başlıca 16 Nakşibendi Merkez ve cemaati vardır, bunların adları Şöyledir:


1) Palulu Şeyh Said ve Cemaati; Bu şahıs, Ankara’da dönemin derin devleti tarafından organize edilen bir komplo senaryosunda, meselenin farkına varmadan adeta bir figüran olarak rol aldı ve 29 Haziran 1925 Pazartesi sabahı Diyarbakır’da idam edildi. Ondan sonra kendisini ve cemaatini Oğlu Ali Rıza temsil etti. Politikacılardan Abdulmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları Olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ interlandında Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh Muhammed Emin’dir.


2) Arvasiler: Bunlar Kürtleşmiş Arap kökenli, geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah Arvasi bu ailenin, Cumhuriyetten önceki temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi, Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede büyük bir ün kazanmıştır.


3) Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler, oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin temsilcileridir.


4) Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son temsilcisi Kasım Kufralı ( ya da Küfrevî) idi. Bu şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (Eski adıyla Kufra) ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi yoktur.


5) Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarıdır. Yıllar önce İmam-Hatip okullarına karşı çetin bir savaş verdiler. Daha çok Kur’an ezberlettirme amacıyla örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye çalıştılar.


6) İskender Paşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Esad Coşan temsil etmiştir.


7) Darendeli Osman Hulusi’nin cemaati. Bu şeyh ve cemaati fazla ünlenmemiştir.

8) Ahıskalı Ali Haydar’ın cemaati. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Ustaosmanoğlu temsil etmiştir. Bu cemaatin merkezi, İstanbul’da Draman mevkiindeki İsmailağa Camiidir.


9) Şeyh Said Seyda el-Cezeri. Cizreli Şeh Sayda olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu, İstanbul-Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk temsil etmektedir. Güneydoğuda ve İstanbul’da bir miktar müritleri vardır.

10) İsmail Hakkı Ehramcıoğlu. Bu şahıs 1960’larda Sivas, Tokat ve Amasya havalisinde bir muhit kazanmıştı. Propagandistleri pek başarılı olamadıkları için, son yıllarda bu kişiye bağlı cemaat sönmeye yüz tutmuştur.

11) Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar Kasım Zeylan adında bir kişi temsil ediyordu. Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Bir ara İstanbulda’ Sankiyedim Camii eski imamı Mehmet Emin aracılığıyla bir muhit kazanmıştı. Kasım Zeylan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim Zeylan temsil etti. Abdülkerim Zeylan, bir dönem milletveklliği de yaptı. İstanbul’daki temsilcisi, Mehmet Emin öldükten sonra Zeylanların buradaki cemaati sönmüştür.

12) Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen, Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu şahıs, Arap kökenli Siirt’li Şeyh Muhammed el-Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır. Müritleri, daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve İstanbul’da bulunmaktadırlar. Aileyi ve cemaati bugün ciddi anlamda temsil eden biri yoktur.

13) Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet gösteren bu merkezi, Ramazan Dinç adında ilahiyatçı bir Nakşibendi şeyhi yönetmektedir. Bu cemaat fazla açılamamıştır.


14) Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati: Bu merkezi, son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar yönetiyordu. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.



15) Akfırat Cemaati: Tuzla’nın Akfırat Beldesi’nde faaliyet gösteren bu merkezin şeyhi, geçen yıl bir skandala konu olan Yaşar Yılmaz adında bir kişidir. Olay medyada geniş yankı uyandırmıştır.

16) Derin Sofular Cemaati: Fısıltı gazetesinde, Derin devletle işbirliği içinde olduğu ileri sürülen ve bu lakapla anılan cemaat, Ömer Öngüt adında bir kişi tarafından yönetilmektedir. Sakarya’da konuşlandırılan ve İstanbul’da Hakikat Neşriyat adı altında yayın yapan bu merkez, rejime muhalif olan Nakşibendiler karşı şiddetli bir savaş sürdürmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ NAKŞİLER

“Mevlana” mahlasını kullanan Halid-i Bağdadi’ye bağlı Türkiye’de dört büyük Nakşibendi tekkesi vardır:

1) Gümüşhanevi Tekkesi: Kurucusu Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi’ydi. Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Recai Kutan, Ömer Dinçer, Bülent Arınç, Kemal Unakıtan, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi onlarca siyasi isim bu tekkeye bağlıydı.

2) İsmet Efendi Tekkesi: Kurucusu Yanya Mahkeme-i Şeriyesi Kátibi Mustafa İsmet Garibullah Yanyevi’ydi. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi Osmanlı devlet adamları ve bürokratları bu tekkenin müridiydi.

3) Kelami Dergáhı: Önceleri Kadiri olan tekke, Muhammed Esad Erbili’den sonra Nakşibendi-Halidiye ekolüne dahil oldu. Menemen Olayları davası sırasında ölünce dergáhın başına Osman Nuri Topbaş geçti. MSP’li Tahir Büyükkörükçü gibi siyasiler ile bazı ünlü işadamları da bu dergáha bağlıydı.

4) Kaşgari Tekkesi: Kurucusu Şeyh Şefik Arvasi’ydi. Tekkeyi büyüten İstanbul Sultanahmet Camii imamı Abdülhakim Arvasi’ydi. Tekkenin son şeyhi Ahmet Mekki Arvasi’nin, İhlas Holding sahibi Enver Ören’in kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’a irşad müsaadesi verip vermediği halen tartışılmaktadır. Şeyh Şefik Arvasi’nin torunu Didar Hanım, Yusuf Bozkurt Özal’ın oğluyla evlidir.
HALİD-İ BAĞDADİ

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt isyanlarının başlangıç tarihi 19. yüzyıldır.

Osmanlı Devleti’nin zayıflığını fark eder hale gelen tebaa halklar, birer birer isyan ettiler.

Ancak Osmanlı yüzlerce yıllık askeri ve siyasi geleneğe sahip bir miras üzerinde oturuyordu. Kendisini imparator yapan özelliklerini/ faziletlerini tamamen kaybetmemişti.

Tanzimat ile önce sivil-askeri reformları gerçekleştirdi.

Ardından, giderek güvenilmez olan ve çıkardığı isyanlarla tehlike oluşturan, yarı-otonom Kürt derebeylerinin (ayan) ortadan kaldırılmasına karar verdi.

Kuzey Irak’taki, Soran Emirliği’ni (1834), Bahdinan Emirliği’ni (1839), Botan Emirliği’ni (1847) ve Baban Emirliği’ni (1850) sindirdi.

Osmanlı, yarı-otonom Kürt beyliklerini dağıtıp bölgenin siyasi yapısını değiştirirken, aynı dönemde bölgede dinsel açıdan bir başka değişim daha yaşandı.

Bu değişimin öncüsü bir din adamıydı: Şeyh Halid-i Bağdadi.
Nakşibendi – Halid-i Şeyhliği ;

Şeyh Halid-i Bağdadi, 1779’da Kuzey Irak-Süleymaniye’de doğdu. Babası Pir Mikail bölgenin en büyük Kürt aşireti Caf’a mensuptu. Bağdadi’nin soyunun baba tarafından Hz. Osman’a ulaştığı rivayet ediliyordu.

(İlginçtir; bölgedeki Kürt şeyhler “kutsal soy aristokrasisine” girebilmek için soylarını hep Hz. Muhammed’in ailesi Ehl-i Beyit’e dayandırmaya çalışırlar. Ama diğer yandan Kürt olduklarına da vurgu yaparlar! Neyse.)

Şeyh Halid, Kuzey Irak’ın en güçlü alim ailelerinden, Kadiri Berzenci Ailesi’nden dersler aldı. Daha sonra Bağdat’a gitti. Hocası Şeyh Abdülkerim Berzenci’nin vefat etmesi üzerine, onun Süleymaniye’deki medresesinin sorumluluğunu aldı.

1809’da Süleymaniye’yi ziyaret eden Mirza Rahimullah Azimabadi adındaki Hindistanlı bir derviş hayatını değiştirdi. Onun önerisiyle, Hindistan’a gidip Nakşibendi Şeyhi Abdullahi Dehlevi’den el aldı. Süleymaniye’ye Dehlevi’nin halifesi olarak döndü. Yani artık Kadiri değil, Nakşibendi’ydi.
Gelelim Türkiye’deki tarikat ve cemaat guruplarının belli başlılarına:
1) İsmail Ağa Cemaati (Önderi Mahmut Ustaosmanoğlu)
2) Fetullah Gülen Gurubu
3) İskender Paşa Cemaati. (Zahit Koktu, Esat Coşan ve şimdi oğlu Nurettin Coşan)
4) Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı) Önderleri: Tahir Büyükkörükçü-(Gazeteci) Ahmet Taşgetiren ve Topbaşlar
5) Süleymancılar. Önderleri: Kemal Kaçar’ın torunları Denizongun kardeşler.
6) İhlascılar (Enver Ören)
7) Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu guruplar
8) Nakşibendi Yahyalı Cemaatı…. Önderi Ramazan Dinç.
9) Melamiler. Önderi: Ahmet Arslan.
10) Hakikatçiler: Önderi: Ömer Öngüt.
11) Hazneviler: Önderi:
Muhammet Muta Haznevi
12) Menzilciler: Önderi: Abdulbaki Erol.
13) İcmalciler. Önderi: Prof. Haydar Baş.
14) Uşşakiler. Önderi: Fatih Nurullah.
15) Cerrahiler Önderi: Ahmet Misbah Ermenkul.
16) Kadiri Muhammediye: Önderi Muhammet Ustaoğlu.
17) Hizbül Tahrir.
18) Tillocular
19) Galibiler. Önderleri Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu
20) Halveti Tarikatının Şabaniye kolu

Bu cemaat ve tarikat guruplarının dışında Adnan Oktar’dan Mustafa İslamoğlu’nun sevenlerine kadar son dönem öne çıkan bazı İslami çevrelerin varlığı da biliniyor ki bunların sayıları da hayli fazla.

Samimi olanlar!

Kuşkusuz bütün bu gurupların tamamı için din tüccarı, güdümlü ya da küfürde demek asla mümkün değildir. Aralarında samimi yani idealist olanlar gerçekten vardır ve hakikaten İslâm’a hizmet ediyorlar ama dediğimiz gibi bazıları din ambalajı ile emperyalizme hizmet ediyorlar.

Üç günlük dünyada insanoğlunun iktidar hırsı yüzünden yaşanılanları düşününce,hem insanoğlunun hırsına şaşırıyorsunuz hemde Allah ıslah etsin demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Prof. Dr. Haydar Baş farkı!
Prof. Dr. Haydar Baş hoca ile arkadaşlarını, pek çok noktada (onlara benzeyen birkaç grup misali) farklı ve samimi buluyorum.
İşte Prof. Haydar Baş’ı farklı kılan özellikleri:
– İslam’ı ya da Müslümanları Sunni-Şia-Alevi diye ayrıştıran değil, Ehl-i Beyt bayrağı ile bütünleştiren olması!
– Devlet kavramını kutsal görmesi ve Dar-ül Harp (Türkiye kafir devlet) kandırmacasını reddetmesi!
– Yüzde yüz milli ve anti-emperyalist olması!
– Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i seven gerçek bir din alimi olması!
– Amerikancılara ve küresel siyonizme açıktan tavır alması!
– AKP hükümetine rağmen gazete ve televizyonları ile her türlü riske girip açıktan mücadele etmesi!
– İçeriden ve dışarıdan zerre etki altına alınamaması yani yüzde yüz bağımsız olması!
– Irkçı olmayan, Türk milleti kavramını imanın alameti sayması!
– F Tipi örgütle omuz omuza savaşması!
– Dinci değil, samimi bir dindar olması!


Ülkemizde bir çok ünlünün müridi olduğu Cerrahi Tarikatı’nın bilinen özellikleri…

Cerrahiler Türkiye’deki 12 tarikattan birinin kolu. Cerrahi Cemaati’nin lideri, Şeyh Nurettin Cerrahi… Dünyada yaklaşık 30 bin, Türkiye’de 5 bin müridi bulunuyor.
Cerrahilik, Halvetiye Tarikatı’nın en bilinen kolu. Günümüzde özellikle sanatçılar arasında etkin. Dergâhı Karagümrük’te bulunan tarikatın dünyada 30 bin üyesi bulunuyor.
Cerrahi tarikatı, Osmanlı’nın son dönemlerinde özellikle de İstanbul’da üniversite gençliği üzerinde çok etkili olan bir tarikattır. Osmanlı’nın son dönemlerinde birtakım tarikatların karışımlarından yeni tarikatlar meydanagelmiştir. Bunlardan biri de Cerrahiler’dir. Cerrahi tarikatı birtakım hükümlerini Kadiri tarikatından, birtakım uygulamalarını da Rifai tarikatından almıştır.
EN ESKİ DERGÂHLARDAN
Cerrahiler’in Karagümrük’teki Canfeda Camii Sokağı’nda bulunan dergahı ise, Sultan III. Ahmed tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için yaptırıldı. Tekkede Tevhidhane, türbe, erkekler bölümü ve kadınlar bölümü bulunuyor. Türbe, özgün unsurlarını yitirmeden varlığını devam ettirebilen nadir dergahlardan biri olarak kabul ediliyor. Dergahta toplantılar öncesi halka yemek veriliyor. Toplantılara Japonya, İtalya, İngiltere ve ABD’deki müritler de zaman zaman katılıyor.

Tarikatın bazı ünlü isimleri ise şöyle : Ahmet Özhan, Ömer Tuğrul İnançer Mazhar Alanson, Cem Yılmaz, Ali Taran ve Athena Gökhan (Özoğuz)
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 09.08.16, 22:49   #2
Kelebek gibi uçar, arı gibi *******...

Tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2012
Konular: 99
Mesajlar: 4,470
Ettiği Teşekkür: 13391
Aldığı Teşekkür: 20511
Rep Derecesi : Tntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

En iyi tarikat laiklik tarikatı.

İslamın şartı beş. Bir de ahlaklı bir insan olduktan sonra hiçbir tarikata ihtiyacı yok insanın.

LG-D802TR cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
__________________
Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!
Tntcool isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Tntcool'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 09.08.16, 23:24   #3
Üye
birbilen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Konular: 44
Mesajlar: 198
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür: 959
Rep Derecesi : birbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyor
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Tntcool Mesajı göster
En iyi tarikat laiklik tarikatı.

İslamın şartı beş. Bir de ahlaklı bir insan olduktan sonra hiçbir tarikata ihtiyacı yok insanın.

LG-D802TR cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Laikliği en iyi anlayan ve koruyanlar, İslam'ın beş şartını uygulayanlardır zaten (!)

Üstelik laiklik bütün dinlere eşit uzaklıkta durmak demekken,
üsteki cümle laikliği yüceltiyor,
alttaki cümle ise laikliğe aykırı olarak bir dini yüceltiyor ki bu iki cümle birbiriyle çelişkili,
Kafanız iyi mi sizin?
__________________
birbilen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz birbilen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 09.08.16, 23:47   #4
Kelebek gibi uçar, arı gibi *******...

Tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2012
Konular: 99
Mesajlar: 4,470
Ettiği Teşekkür: 13391
Aldığı Teşekkür: 20511
Rep Derecesi : Tntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisiTntcool muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

Konuda anlatılanların hepsi İslami tarikatler dikkat edersen.

Vurgulamak istediğim konuyu anlamak için iyi veya kötü kafaya değil içi dolu kafaya gerek vardır.

LG-D802TR cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
__________________
Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!
Tntcool isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Tntcool'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.10.16, 21:19   #5
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 823
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu



Uçurumun kenarındamıyız?

Bırakalım artık kendimizi ve herkesi kandırmayı, uçurumun kenarında falan değiliz; tekmeyi yedik, çoktan dibe yuvarlandık. Yaralı bereli yaşıyorsak hâlâ, uçurumun dibinin sert toprak değil lağım çukuru olmasındandır. Şimdi, bu ülkeyi bu hale getirenlerin pislikleriyle dolu çukurda debeleniyoruz.

Bizi uçurumun kenarına, bugün birbirlerine düşmüş eski iktidar ortakları el ve güç birliğiyle ittiler. Devletin derinliklerine yuvalanmış karanlık odaklar, Ergenekoncu-ulusalcı çevreler, hangi amaca hizmet ettiği git gide belirsizleşen, kendi halkının mağduriyeti pahasına kör şiddete yönelen silahlı Kürt hareketi, AKP-Cemaat koalisyonunun ülkeyi uçuruma sürükleyen yoluna taş döşediler. Sonunda, koalisyon ortakları devleti ele geçirmek için uçurumun tam kenarında birbirleriyle ölümüne kavgaya tutuşmuşlarken olan yine bize; ülkeye, halka, barışa, demokrasiye, bu toprakların geleceğine oldu.
Uçurumun dibindeki lağım çukuru

Muktedirlerin ve taşeronlarının tekmesiyle yuvarlandığımız çukur yalanlarla, riyayla, itirafçı leşleriyle, muhbir pislikleriyle, belkemiksiz ödleklerin kusmuklarıyla, fırsatçı karaktersizlerin ikbal ışığı görüp biat ettikleri muktedirin ayaklarını yıkadıkları pis sularla, ahlaksızlığın, vicdansızlığın her çeşidiyle dolu. Siyasî, ekonomik, diplomatik, vb. her çeşit sorun eninde sonunda, zaman içinde bir şekilde çözülür ama bir toplumun bu düzeyde ahlaksızlaştırılması, vicdansızlaştırılması, korkaklaştırılması, kine, nefrete, kana tutkun hale getirilmesi, ruhların kirletilmesi, namusun ve iyiliğin teslim alınması, masumiyet yitimi kolay kolay düzelmez. Ne on yıl, ne otuz yıl yeter insanların üzerlerine bulaşan, ruhlarına işleyen pislikten temizlenmelerine.

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Televizyon yayınlarında boy gösteren sıram sıram itirafçılara, dört bir yandaki, özellikle medyadaki muhbirlere; bir zamanlar umacı gibi gördüğü, papaz olduğu büyük Reis’in Sarayına koşturup hulûs çakan, hizmet sunanlara; en küçük bir demokratik ve siyasî etik kaygı taşımayan,iktidar partisine gülücükler dağıtarak mutlu Türk ailesi fotoğrafı veren sözde muhalefete, vb. bir bakın hele…

Yalana, algı manipülasyonuna, ahlak düşkünlüğüne, muhbirliğe nasıl prim verildiğini anlamak için ne idüğü belirsiz bir itirafçı muhbiri (pek de belirsiz değil ya… Yeni Akit’te köşe yazıp Vatan Partisi üyesi ve Ulusal TV programcısı. Eh artık, kimliğini deşifre etmek size düşer) gece boyunca ekranda tutan televizyonlara bakın yeter. Gezi sırasında penguenlere yumulduğu için hepimizin tepkisini çeken CNN kanalı bugünkünden çok daha masumdu. Şu sırada içinde debelendiğimiz lağım çukuruna nasıl da pervasızca pislik takviyesi yapıyorlar. Emirle mi, gönüllü mü, bilemem. Ama tablo budur işte.

Darbeye karşı olmak mı? Güldürmeyin beni…

Toplumu kandırabilirler ama bu kişiler ve çevreler darbelere karşı, tam demokrasiden yana olduklarını bana anlatamazlar.

Uyanın, desem haddimi aşmış olurum, bu yüzden lütfen düşünün, diyeyim. Erdoğan AKP’si Ergenekoncu/ulusalcı, Avrasyacı, anti-Kürt odaklarla “millî merkez”de, “millî duruş”ta buluşarak yeni bir koalisyon kuruyor.

“Millî duruş” maskesiyle FET֒nün kadim ortağı iktidara taze kan sağlayanlar kusura bakmasınlar, bu yazı onları da uyarmak ve lağım çukuruna büsbütün batmalarını engellemek içindir.

Tek Yol Atatürk Yolu
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 25.10.16, 22:22   #6
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 938
Mesajlar: 10,166
Ettiği Teşekkür: 44853
Aldığı Teşekkür: 38557
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi alamancı Mesajı göster


Uçurumun kenarındamıyız?

Bırakalım artık kendimizi ve herkesi kandırmayı, uçurumun kenarında falan değiliz; tekmeyi yedik, çoktan dibe yuvarlandık. Yaralı bereli yaşıyorsak hâlâ, uçurumun dibinin sert toprak değil lağım çukuru olmasındandır. Şimdi, bu ülkeyi bu hale getirenlerin pislikleriyle dolu çukurda debeleniyoruz.

Bizi uçurumun kenarına, bugün birbirlerine düşmüş eski iktidar ortakları el ve güç birliğiyle ittiler. Devletin derinliklerine yuvalanmış karanlık odaklar, Ergenekoncu-ulusalcı çevreler, hangi amaca hizmet ettiği git gide belirsizleşen, kendi halkının mağduriyeti pahasına kör şiddete yönelen silahlı Kürt hareketi, AKP-Cemaat koalisyonunun ülkeyi uçuruma sürükleyen yoluna taş döşediler. Sonunda, koalisyon ortakları devleti ele geçirmek için uçurumun tam kenarında birbirleriyle ölümüne kavgaya tutuşmuşlarken olan yine bize; ülkeye, halka, barışa, demokrasiye, bu toprakların geleceğine oldu.
Uçurumun dibindeki lağım çukuru

Muktedirlerin ve taşeronlarının tekmesiyle yuvarlandığımız çukur yalanlarla, riyayla, itirafçı leşleriyle, muhbir pislikleriyle, belkemiksiz ödleklerin kusmuklarıyla, fırsatçı karaktersizlerin ikbal ışığı görüp biat ettikleri muktedirin ayaklarını yıkadıkları pis sularla, ahlaksızlığın, vicdansızlığın her çeşidiyle dolu. Siyasî, ekonomik, diplomatik, vb. her çeşit sorun eninde sonunda, zaman içinde bir şekilde çözülür ama bir toplumun bu düzeyde ahlaksızlaştırılması, vicdansızlaştırılması, korkaklaştırılması, kine, nefrete, kana tutkun hale getirilmesi, ruhların kirletilmesi, namusun ve iyiliğin teslim alınması, masumiyet yitimi kolay kolay düzelmez. Ne on yıl, ne otuz yıl yeter insanların üzerlerine bulaşan, ruhlarına işleyen pislikten temizlenmelerine.

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Televizyon yayınlarında boy gösteren sıram sıram itirafçılara, dört bir yandaki, özellikle medyadaki muhbirlere; bir zamanlar umacı gibi gördüğü, papaz olduğu büyük Reis’in Sarayına koşturup hulûs çakan, hizmet sunanlara; en küçük bir demokratik ve siyasî etik kaygı taşımayan,iktidar partisine gülücükler dağıtarak mutlu Türk ailesi fotoğrafı veren sözde muhalefete, vb. bir bakın hele…

Yalana, algı manipülasyonuna, ahlak düşkünlüğüne, muhbirliğe nasıl prim verildiğini anlamak için ne idüğü belirsiz bir itirafçı muhbiri (pek de belirsiz değil ya… Yeni Akit’te köşe yazıp Vatan Partisi üyesi ve Ulusal TV programcısı. Eh artık, kimliğini deşifre etmek size düşer) gece boyunca ekranda tutan televizyonlara bakın yeter. Gezi sırasında penguenlere yumulduğu için hepimizin tepkisini çeken CNN kanalı bugünkünden çok daha masumdu. Şu sırada içinde debelendiğimiz lağım çukuruna nasıl da pervasızca pislik takviyesi yapıyorlar. Emirle mi, gönüllü mü, bilemem. Ama tablo budur işte.

Darbeye karşı olmak mı? Güldürmeyin beni…

Toplumu kandırabilirler ama bu kişiler ve çevreler darbelere karşı, tam demokrasiden yana olduklarını bana anlatamazlar.

Uyanın, desem haddimi aşmış olurum, bu yüzden lütfen düşünün, diyeyim. Erdoğan AKP’si Ergenekoncu/ulusalcı, Avrasyacı, anti-Kürt odaklarla “millî merkez”de, “millî duruş”ta buluşarak yeni bir koalisyon kuruyor.

“Millî duruş” maskesiyle FET֒nün kadim ortağı iktidara taze kan sağlayanlar kusura bakmasınlar, bu yazı onları da uyarmak ve lağım çukuruna büsbütün batmalarını engellemek içindir.

Tek Yol Atatürk Yolu

Şu anda zaten lağım çukuruna batmış bulunuyoruz. Boynumuz ve kafmız hala batmamış olabilir... Zaten bu tam batmamışlığın rahatlığı (!) içindeyiz... Hala nefes alabiliyoruz ya!..

Ancak bu ülkenin nüfusunun yarısı Türk değildir.

Maalesef yarımız adı Türkiye olan bir ülkede başka etnik kimliklerle yaşıyor.

Bunlar Türkiye ve Tğrklük konusunda asla hassasiye göstermemişlerdir ve bundan sonra da göstermeyeceklerdir.

Dedeleri zora gelince kendi vatanları için savaşmak yerine vatanlarını satıp bizim aramıza kaçan korkakların torunlarıyla bir aradayız.

Kendi vatanlarına ihanet edenler yeni vatanlarına (Türkiye' ye) haydi haydi ihanet ederlerdi ve ettiler...
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.10.16, 22:43   #7
Uzman Üye

nurideniz34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Yaş: 68
Konular: 615
Mesajlar: 3,455
Ettiği Teşekkür: 57496
Aldığı Teşekkür: 7974
Rep Derecesi : nurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyornurideniz34 karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

Kol kolada çok iyi yakışmışlar..
__________________
En büyük zenginlik,
Sıhhat ve afiyette olmaktır...


İstanbul - 0RH pozitif -1949

Balıkçı Reisi: Nuri Deniz
(Kimya ve İşletme müh.)
nurideniz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz nurideniz34'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 05.01.17, 16:41   #8
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 136
Mesajlar: 404
Ettiği Teşekkür: 279
Aldığı Teşekkür: 1308
Rep Derecesi : Tuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyorTuco artık herkes tanıyor
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Tek Yol Atatürk Yolu

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi alamancı Mesajı göster













İnşallah Erdoğan nerede hata yaptığını anlamıştır ve bir daha af dilemek mecburiyetinde kalmaz...!

Tek yol Atatürk yolu.


FETÖ yandaşı darbeciler ile,FTÖ den nemalanan çapulcuların toplanması ile bu ülke insanları hak ettikleri bağımsız,adil,eşit,müreffeh,korkusuz bir yüksek yaşam standardına kavuşamaz,FETÖ gibi bir çok tarikat ve cemaat bu gün Türkiyede yuvalanmış ve milletin kanını emmeğe devam etmektedir.

Bunların son ferdine kadar kökü kazınmadıkça bu millet için huzur ortamı sağlanamaz.

Bunun da tek yolu Atatürk ilke ve ınkılapları ışığında bunlarla mücadele edilip görüldükleri yerde yok edilmeleridir.

Türkiye'nin selameti için ikinci bir şart ta İmam Hatip okullarının tamamen kaldırılması,imam açığının devlet denetimindeki yeterli sayıda imam kursları ile kapatılmasıdır.

Aksi taktirde FETÖ ve paralel yapı adı altında yapılan bütün operasyonlar gösterişten ileriye geçemez.


İşte Türkiye’deki tarikat ve cemaatler:


İnançlı bir Müslüman olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı en büyük hizmetlerinden biri nedir diye sorsanız, Tekke ve Zaviyeleri kaldırmasıdır derim!
Siyasal İslamcıların hücum edeceği bu hükmümün gerekçesi, Atatürk eğer o Tekke ve Zaviyeleri kaldırmamış olsaydı, bugün Türkiye’de bırakın her şehir ya da semtte, her mahallede adına İslam denen farklı farklı dinlerin mevcut olacağıydı!19. yüzyıldaki Tekke ve Zaviyeler hem emperyalizmin hem de din bezirganlarının kontrolüne geçmişti..

Mehdi Aleyhisselam
Buradan hareketle de bendeniz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslâm’ın temiz olarak yani bozulmadan muhafaza edilmesi bağlamında çok önemli bir işlev gördüğü kanaatindeyim.
Tekke ve Zaviyelerin kaldırılıp yasaklanmasına ve Diyanet’in yol göstericiliğine rağmen maalesef yine de pek çok tarikat ve cemaat zuhur etmiştir ki bunlar yakından incelendiğinde görülüceği gibi tamamına yakını sadece amel konularında değil, iman konularında bile birbiriyle taban tabana
zıttırlar.
İslâmi cemaatler ve tarikatlar olgusunu incelemiş ve bazılarını çok yakından gözlemlemiş biri olarak bunlarla ilgili tespitlerim şunlardır:
1) Bütün cemaatler kendi şeyhlerini (önderlerini) Peygamberimizin günümüzdeki vekili gibi görür. Bazılarının da Mehdi Aleyhisseam olduğuna inanılır.
2) Cemaatlerin hiç birinde bireysel
irade ya da sorgulama yoktur. Şeyh ya da önderin sözü Allah kelamı hükmündedir ve önderin emrini tartışan küfre girip
dinden çıkar.
3) Cemaatlerin hiç biri birbirini sevmez ama açıktan birbirlerine düşmanlık yapmazlar..Pek çok cemaat kendi dışındaki cemaatlerin şirkte (küfürde) olduğuna inanır.
Gettolar ve holdingleşme
4) Cemaatlerin bazıları dış dinamiklerle yani yabancı istihbarat örgütleri ile irtibatlıdır.
5) Cemaatlerin geneli iktidar olanı destekler yani bunlar durakta beklemeyi sevmezler, gelen her otobüse binerler.
6) Her cemaatin kendi gettosu vardır, aralarında kız alıp verirler, alışverişleri ve arkadaşlıkları beraberdir. Buradan hareketle de bunların birbirinden kopması kolay değildir.
7) Pek çok cemaat son dönemde holdingleşmiştir.. Müritlerin yaptığı ticaret, topladığı kurban derisi ve zekatlar bu holdinglerin ana sermayesidir. Holdingin mutlak hakimi de cemaat önderleridir. Şeyh ya da önder, parayı elinde tutanın gücü elinde tuttuğunu bilir ve yönetimi çocukları dışında hiç kimse ile paylaşmaz.
8) Cemaatlerin hedef kitlesi daha ziyade 16-30 yaş arası olanlardır.. Bunlarla önce arkadaşlık edilir, akabinde kendi sosyal çevrelerine sokularak ona kişilik verilir ve dini hassasiyetleri de kullanılarak saflara alınır. Yurtlar, dersaneler, okullar temel alanlarıdır.
9) Bütün cemaatlerde şeyh ya da önderin pek çok zaman akşam namazını Kabe’de yatsıyı da Mescid-i Aksa’da kıldığına inanılır. Şeyhlerinin evliyalıklarına imanları Allah’a imanları gibidir.
10) İstisnasız bütün cemaatlerde şeyh ya da önder emreder, müritler zerre sorgulamaksızın emredilen yere eksiksiz oy verir.

Bürokrasideki müritler!
11) Bürokrasideki müridin şeyhe bilgi taşıması ve istediğini yapması Uhud Gazasında cenk yapması gibidir yani bilgi getiren ve icraat yapan peşin olarak şehit ilan edilir.
12) Cemaatlerin tamamına yakınında müritler yani mensuplar cennete ancak şeyhleri ya da önderlerinin himmetiyle girebileceklerine inanırlar. Önderlerini ahiretlerinin sigortası olarak görürler.
13) Pek çok cemaatin kendine göre İslâm’a hizmet şekli vardır. Kimi Kur’an öğretmenin tek yol olduğuna inanır, kimi dış dünyaya İslâm’ı anlatan kitap gönderir, kimi tebliğ yapar, kimi bürokrasiye girer, kimi okul ya da dersane açar, kimi siyaseti etkilemeyi olmazsa olmaz görür.
14) AKP öncesine kadar cemaatlerin yüzde 70’i İslâmcı partilere oy vermezdi. Bugün AKP’ye militanlık yapan pek çok cemaat ve İslâmcı gurup 90’lı yıllarda Tayyip Erdoğan’ın küfürde olduğuna inanır ve bunu kendi müritlerine açıktan söylerlerdi. Bugün ise bu cemaat ve tarikatların yüzde 90’ı Erdoğan’ın militanı konumundadır.

Sayıları ne kadar?
15) Bazı cemaat mensuplarının yurt dışındaki bankalarda büyük paraları ve muhtelif ülkelerde gayrı menkulleri vardır.
16) Cemaat ve tarikat guruplarına mensup olanların sayıları ise çok çok abartılmaktadır. Bütün bu cemaatlere mensup olanlar kesinlikle 1 milyonun üstünde değildir ancak etkileri vakıadır.
17) Tamamı değil ama bu cemaatlerin bazılarına göre Türkiye bugün Dar-ül Harp yanı kafir devleti konumundadır ve bu düzende devletten çalmak ve onunla mücadele etmek ibadettir.
18) Bir kaçı hariç cemaatlerin siyasi bir projesi yani Devleti ele geçirmek gibi bir gayesi yoktur.
19) Cemaatler konusunda zannedilenin aksine TSK’dan ziyade MİT daha çok bilgi sahibidir ve pek çok mensubu bu cemaatlerin içindedir.
20) Hepsi değil ama pek çok cemaatin bilinçaltında askere ve Atatürk’e karşı büyük bir kin ve öfke vardır.

NAKŞİBENDİ TARİKATININ TÜRKİYE’DEKİ TEMSİLCİLERİ

( Nakşbendiyye, Osmanlıca: ﻧﻘﺸﺒﻨﺪﻴﻪ), Abdulhalik-ıl Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed Bahauddin Şah-ı Nakşibendi‘nin isim babası olduğu İslâm dini tarikâtı. “Nâkış yapan” anlamına gelen Nakşibend; Nakşibendi mürşitlerinin, kalbi dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu adı almıştır.)

Bir Nakşibendiler ülkesi olan Türkiye’de bu tarikatın günümüzde önemli birçok merkezleri vardır. Tarikatlar yasaklı olmalarına rağmen bu merkezler çok canlı ve hareketli biçimde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hatta bunlardan bazıları derin devletin desteğinde resmi ideolojiye büyük hizmetlerde bile bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, yalnızca cemaat şeyhinin adıyla, bazıları ise bulunduğu mekânın adıyla ünlenmiştir.


Türkiye’deki başlıca 16 Nakşibendi Merkez ve cemaati vardır, bunların adları Şöyledir:


1) Palulu Şeyh Said ve Cemaati; Bu şahıs, Ankara’da dönemin derin devleti tarafından organize edilen bir komplo senaryosunda, meselenin farkına varmadan adeta bir figüran olarak rol aldı ve 29 Haziran 1925 Pazartesi sabahı Diyarbakır’da idam edildi. Ondan sonra kendisini ve cemaatini Oğlu Ali Rıza temsil etti. Politikacılardan Abdulmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları Olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ interlandında Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh Muhammed Emin’dir.


2) Arvasiler: Bunlar Kürtleşmiş Arap kökenli, geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah Arvasi bu ailenin, Cumhuriyetten önceki temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi, Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede büyük bir ün kazanmıştır.


3) Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler, oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin temsilcileridir.


4) Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son temsilcisi Kasım Kufralı ( ya da Küfrevî) idi. Bu şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (Eski adıyla Kufra) ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi yoktur.


5) Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarıdır. Yıllar önce İmam-Hatip okullarına karşı çetin bir savaş verdiler. Daha çok Kur’an ezberlettirme amacıyla örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye çalıştılar.


6) İskender Paşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Esad Coşan temsil etmiştir.


7) Darendeli Osman Hulusi’nin cemaati. Bu şeyh ve cemaati fazla ünlenmemiştir.

8) Ahıskalı Ali Haydar’ın cemaati. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Ustaosmanoğlu temsil etmiştir. Bu cemaatin merkezi, İstanbul’da Draman mevkiindeki İsmailağa Camiidir.


9) Şeyh Said Seyda el-Cezeri. Cizreli Şeh Sayda olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu, İstanbul-Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk temsil etmektedir. Güneydoğuda ve İstanbul’da bir miktar müritleri vardır.

10) İsmail Hakkı Ehramcıoğlu. Bu şahıs 1960’larda Sivas, Tokat ve Amasya havalisinde bir muhit kazanmıştı. Propagandistleri pek başarılı olamadıkları için, son yıllarda bu kişiye bağlı cemaat sönmeye yüz tutmuştur.

11) Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar Kasım Zeylan adında bir kişi temsil ediyordu. Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Bir ara İstanbulda’ Sankiyedim Camii eski imamı Mehmet Emin aracılığıyla bir muhit kazanmıştı. Kasım Zeylan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim Zeylan temsil etti. Abdülkerim Zeylan, bir dönem milletveklliği de yaptı. İstanbul’daki temsilcisi, Mehmet Emin öldükten sonra Zeylanların buradaki cemaati sönmüştür.

12) Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen, Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu şahıs, Arap kökenli Siirt’li Şeyh Muhammed el-Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır. Müritleri, daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve İstanbul’da bulunmaktadırlar. Aileyi ve cemaati bugün ciddi anlamda temsil eden biri yoktur.

13) Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet gösteren bu merkezi, Ramazan Dinç adında ilahiyatçı bir Nakşibendi şeyhi yönetmektedir. Bu cemaat fazla açılamamıştır.


14) Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati: Bu merkezi, son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar yönetiyordu. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.



15) Akfırat Cemaati: Tuzla’nın Akfırat Beldesi’nde faaliyet gösteren bu merkezin şeyhi, geçen yıl bir skandala konu olan Yaşar Yılmaz adında bir kişidir. Olay medyada geniş yankı uyandırmıştır.

16) Derin Sofular Cemaati: Fısıltı gazetesinde, Derin devletle işbirliği içinde olduğu ileri sürülen ve bu lakapla anılan cemaat, Ömer Öngüt adında bir kişi tarafından yönetilmektedir. Sakarya’da konuşlandırılan ve İstanbul’da Hakikat Neşriyat adı altında yayın yapan bu merkez, rejime muhalif olan Nakşibendiler karşı şiddetli bir savaş sürdürmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ NAKŞİLER

“Mevlana” mahlasını kullanan Halid-i Bağdadi’ye bağlı Türkiye’de dört büyük Nakşibendi tekkesi vardır:

1) Gümüşhanevi Tekkesi: Kurucusu Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi’ydi. Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Recai Kutan, Ömer Dinçer, Bülent Arınç, Kemal Unakıtan, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi onlarca siyasi isim bu tekkeye bağlıydı.

2) İsmet Efendi Tekkesi: Kurucusu Yanya Mahkeme-i Şeriyesi Kátibi Mustafa İsmet Garibullah Yanyevi’ydi. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi Osmanlı devlet adamları ve bürokratları bu tekkenin müridiydi.

3) Kelami Dergáhı: Önceleri Kadiri olan tekke, Muhammed Esad Erbili’den sonra Nakşibendi-Halidiye ekolüne dahil oldu. Menemen Olayları davası sırasında ölünce dergáhın başına Osman Nuri Topbaş geçti. MSP’li Tahir Büyükkörükçü gibi siyasiler ile bazı ünlü işadamları da bu dergáha bağlıydı.

4) Kaşgari Tekkesi: Kurucusu Şeyh Şefik Arvasi’ydi. Tekkeyi büyüten İstanbul Sultanahmet Camii imamı Abdülhakim Arvasi’ydi. Tekkenin son şeyhi Ahmet Mekki Arvasi’nin, İhlas Holding sahibi Enver Ören’in kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’a irşad müsaadesi verip vermediği halen tartışılmaktadır. Şeyh Şefik Arvasi’nin torunu Didar Hanım, Yusuf Bozkurt Özal’ın oğluyla evlidir.
HALİD-İ BAĞDADİ

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt isyanlarının başlangıç tarihi 19. yüzyıldır.

Osmanlı Devleti’nin zayıflığını fark eder hale gelen tebaa halklar, birer birer isyan ettiler.

Ancak Osmanlı yüzlerce yıllık askeri ve siyasi geleneğe sahip bir miras üzerinde oturuyordu. Kendisini imparator yapan özelliklerini/ faziletlerini tamamen kaybetmemişti.

Tanzimat ile önce sivil-askeri reformları gerçekleştirdi.

Ardından, giderek güvenilmez olan ve çıkardığı isyanlarla tehlike oluşturan, yarı-otonom Kürt derebeylerinin (ayan) ortadan kaldırılmasına karar verdi.

Kuzey Irak’taki, Soran Emirliği’ni (1834), Bahdinan Emirliği’ni (1839), Botan Emirliği’ni (1847) ve Baban Emirliği’ni (1850) sindirdi.

Osmanlı, yarı-otonom Kürt beyliklerini dağıtıp bölgenin siyasi yapısını değiştirirken, aynı dönemde bölgede dinsel açıdan bir başka değişim daha yaşandı.

Bu değişimin öncüsü bir din adamıydı: Şeyh Halid-i Bağdadi.
Nakşibendi – Halid-i Şeyhliği ;

Şeyh Halid-i Bağdadi, 1779’da Kuzey Irak-Süleymaniye’de doğdu. Babası Pir Mikail bölgenin en büyük Kürt aşireti Caf’a mensuptu. Bağdadi’nin soyunun baba tarafından Hz. Osman’a ulaştığı rivayet ediliyordu.

(İlginçtir; bölgedeki Kürt şeyhler “kutsal soy aristokrasisine” girebilmek için soylarını hep Hz. Muhammed’in ailesi Ehl-i Beyit’e dayandırmaya çalışırlar. Ama diğer yandan Kürt olduklarına da vurgu yaparlar! Neyse.)

Şeyh Halid, Kuzey Irak’ın en güçlü alim ailelerinden, Kadiri Berzenci Ailesi’nden dersler aldı. Daha sonra Bağdat’a gitti. Hocası Şeyh Abdülkerim Berzenci’nin vefat etmesi üzerine, onun Süleymaniye’deki medresesinin sorumluluğunu aldı.

1809’da Süleymaniye’yi ziyaret eden Mirza Rahimullah Azimabadi adındaki Hindistanlı bir derviş hayatını değiştirdi. Onun önerisiyle, Hindistan’a gidip Nakşibendi Şeyhi Abdullahi Dehlevi’den el aldı. Süleymaniye’ye Dehlevi’nin halifesi olarak döndü. Yani artık Kadiri değil, Nakşibendi’ydi.
Gelelim Türkiye’deki tarikat ve cemaat guruplarının belli başlılarına:
1) İsmail Ağa Cemaati (Önderi Mahmut Ustaosmanoğlu)
2) Fetullah Gülen Gurubu
3) İskender Paşa Cemaati. (Zahit Koktu, Esat Coşan ve şimdi oğlu Nurettin Coşan)
4) Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı) Önderleri: Tahir Büyükkörükçü-(Gazeteci) Ahmet Taşgetiren ve Topbaşlar
5) Süleymancılar. Önderleri: Kemal Kaçar’ın torunları Denizongun kardeşler.
6) İhlascılar (Enver Ören)
7) Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu guruplar
8) Nakşibendi Yahyalı Cemaatı…. Önderi Ramazan Dinç.
9) Melamiler. Önderi: Ahmet Arslan.
10) Hakikatçiler: Önderi: Ömer Öngüt.
11) Hazneviler: Önderi:
Muhammet Muta Haznevi
12) Menzilciler: Önderi: Abdulbaki Erol.
13) İcmalciler. Önderi: Prof. Haydar Baş.
14) Uşşakiler. Önderi: Fatih Nurullah.
15) Cerrahiler Önderi: Ahmet Misbah Ermenkul.
16) Kadiri Muhammediye: Önderi Muhammet Ustaoğlu.
17) Hizbül Tahrir.
18) Tillocular
19) Galibiler. Önderleri Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu
20) Halveti Tarikatının Şabaniye kolu

Bu cemaat ve tarikat guruplarının dışında Adnan Oktar’dan Mustafa İslamoğlu’nun sevenlerine kadar son dönem öne çıkan bazı İslami çevrelerin varlığı da biliniyor ki bunların sayıları da hayli fazla.

Samimi olanlar!

Kuşkusuz bütün bu gurupların tamamı için din tüccarı, güdümlü ya da küfürde demek asla mümkün değildir. Aralarında samimi yani idealist olanlar gerçekten vardır ve hakikaten İslâm’a hizmet ediyorlar ama dediğimiz gibi bazıları din ambalajı ile emperyalizme hizmet ediyorlar.

Üç günlük dünyada insanoğlunun iktidar hırsı yüzünden yaşanılanları düşününce,hem insanoğlunun hırsına şaşırıyorsunuz hemde Allah ıslah etsin demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Prof. Dr. Haydar Baş farkı!
Prof. Dr. Haydar Baş hoca ile arkadaşlarını, pek çok noktada (onlara benzeyen birkaç grup misali) farklı ve samimi buluyorum.
İşte Prof. Haydar Baş’ı farklı kılan özellikleri:
– İslam’ı ya da Müslümanları Sunni-Şia-Alevi diye ayrıştıran değil, Ehl-i Beyt bayrağı ile bütünleştiren olması!
– Devlet kavramını kutsal görmesi ve Dar-ül Harp (Türkiye kafir devlet) kandırmacasını reddetmesi!
– Yüzde yüz milli ve anti-emperyalist olması!
– Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i seven gerçek bir din alimi olması!
– Amerikancılara ve küresel siyonizme açıktan tavır alması!
– AKP hükümetine rağmen gazete ve televizyonları ile her türlü riske girip açıktan mücadele etmesi!
– İçeriden ve dışarıdan zerre etki altına alınamaması yani yüzde yüz bağımsız olması!
– Irkçı olmayan, Türk milleti kavramını imanın alameti sayması!
– F Tipi örgütle omuz omuza savaşması!
– Dinci değil, samimi bir dindar olması!


Ülkemizde bir çok ünlünün müridi olduğu Cerrahi Tarikatı’nın bilinen özellikleri…

Cerrahiler Türkiye’deki 12 tarikattan birinin kolu. Cerrahi Cemaati’nin lideri, Şeyh Nurettin Cerrahi… Dünyada yaklaşık 30 bin, Türkiye’de 5 bin müridi bulunuyor.
Cerrahilik, Halvetiye Tarikatı’nın en bilinen kolu. Günümüzde özellikle sanatçılar arasında etkin. Dergâhı Karagümrük’te bulunan tarikatın dünyada 30 bin üyesi bulunuyor.
Cerrahi tarikatı, Osmanlı’nın son dönemlerinde özellikle de İstanbul’da üniversite gençliği üzerinde çok etkili olan bir tarikattır. Osmanlı’nın son dönemlerinde birtakım tarikatların karışımlarından yeni tarikatlar meydanagelmiştir. Bunlardan biri de Cerrahiler’dir. Cerrahi tarikatı birtakım hükümlerini Kadiri tarikatından, birtakım uygulamalarını da Rifai tarikatından almıştır.
EN ESKİ DERGÂHLARDAN
Cerrahiler’in Karagümrük’teki Canfeda Camii Sokağı’nda bulunan dergahı ise, Sultan III. Ahmed tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için yaptırıldı. Tekkede Tevhidhane, türbe, erkekler bölümü ve kadınlar bölümü bulunuyor. Türbe, özgün unsurlarını yitirmeden varlığını devam ettirebilen nadir dergahlardan biri olarak kabul ediliyor. Dergahta toplantılar öncesi halka yemek veriliyor. Toplantılara Japonya, İtalya, İngiltere ve ABD’deki müritler de zaman zaman katılıyor.

Tarikatın bazı ünlü isimleri ise şöyle : Ahmet Özhan, Ömer Tuğrul İnançer Mazhar Alanson, Cem Yılmaz, Ali Taran ve Athena Gökhan (Özoğuz)

14 senedir yazılıyor,çiziliyor.
Batı cephesinde yeni bir şey yok

Tren son süratle gidiyor meçhule,fren tutmuyor.
Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
atatürk, yolu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 07:00.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.