Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 03.01.17, 12:31   #1
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 59
Mesajlar: 209
Ettiği Teşekkür: 162
Aldığı Teşekkür: 748
Rep Derecesi : Tuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Yalniz
Standart Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

İnternette dolaşırken birbiri ile ilgili 4 makale ilgimi çekti.

Bu makaleleri burada hiç yorum yapmadan sizlere 2 aşamada aktarmaya çalışacağım.

Ben bu konularda yorum yapamayacağım.

Bu konular hakkında yorum yapacak arkadaşlara teşekkür ederim.

***

1---DİNDARLIK NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Cuma Özusan

Dindarlık bir yaşama şeklidir. Bu yaşama şekli hayatın her alanında kendini belli eder. Belli bir mekâna ve zamana has değildir. Dini görevler diye ayrı bir şey yoktur. Herşey dinin içindedir. Bütün yapılanlar ya dindarca olur ya olmaz. Dindarlık ahlaktan ayrılamaz, vazgeçilmez bir şekilde insanlığı ve ahlakı gerektirir.İbadet ve ritueller bile mutlaka dindarlık demek değildir. Bunlar dinin varmak istediği amaca ulaştıran vasıtalardır. Bizzat maksat değillerdir. Ruhtan ve ahlaktan yoksun ibadetler amaç değildir. Amacı göz ardı edip araçlar demek olan rituelleri öne çıkarmak kendini aldatmaktır ve vakit kaybetmektir.

Toplumdaki temel yönelişler dindarlığı etkiler. Herkes nasıl yaşıyorsa siz de öyle yaşarsınız. Çarşıda, pazarda, sokakta, alışverişte, okulda, yolda, toplantılarda dindarca bir şey göremezseniz dindar olamazsınız. Çevreniz sizin neyi benimseyeceğinizi ve nasıl yaşayacağınızı büyük oranda etkiler. Dindar olmayan bir toplumda dindar olamazsınız. Bu bakımdan bireysel bir dindarlık mümkün değildir ve olsa da fazla bir önemi olmaz. İnsanı çevresinden ve çevresini de dünyadan soyutlayamazsınız. Her yerden haberdarsınız. Dünyanın genel gidişi rahata, konfora ve maddeye düşkünlük şeklinde tezahür ediyor.

Sadece din eğitimi ve öğretimi ile dindar kişiler yetiştirilemez. Dindarlık zekânın eğimiyle sağlanamaz. Din dersi diye ayrı bir dersle din duygusu yaratılamaz. Din dersini veren öğretmen eğer davranışlarıile örnek olamıyorsa öğrettiklerinin hiçbir yararı olmaz. Eğer dindarsa fizik hocası da dindarca etkide bulunabilir, dindar öğrenciler yetiştirebilir. Din bilgisi öğretmenlerinin görevi eski bilgileri nakletmekten ibarettir. Bilmek amel etmeyi doğurmuyor. İnsanın anlayışının ve çevresinin değişmesi lazımdır. Din ve dindarlık böyle kişileri görerek edinilir. Dindar kişileri göremezseniz dindar olamazsınız. Mutlaka görmeniz lazımdır.

Dini bilimler ancak zihnin entelektüel tecessüsünü giderenşeylerdir. Matematik, fizik, kimya, gramer gibi... Bir defa din hiçbir zaman ilmi disiplin, akademik çalışma demek değildir. İlmi disiplinler zekânın eseridir. İnsanı dindar kılan ise zekâsıdeğil duygularıdır. Hiç okuma yazma bilmeyen de dindar olabilir. Dini ilimlerini tahsil ederken amel etmeye vakit kalmıyor. Adam akademide, o kütüphane senin bu kütüphane benim diyerek gece gündüz tezini hazırlıyor. Misafirliğe gitmiyor, eğlencelere katılmıyor, yolda birisi kendisine bir şey sorsa vaktim yok diyor. Bu adam araştıracak ve kitap yazacak. Peki, ne zaman onlara göre yaşayacak!

Tefsir, kelam, fıkıh gibi temel dini ilimlerin dindarlık yaratmadaki etkileri çok sınırlı ve cüzidir. Bunlar çok gereksiz teferruatla doludur. Kuran ve hadislerin hedeflediği şeye hizmet etmiyor. Kuran ve sünnet çok soru sorulmasını hoş görmüyor ve hatta yasaklıyor. Peygamberimiz ince eleyip sık dokumayın diyor. Kelamda Allahın sıfatları zatıyla aynı mıdır ayrımıdır gibi konular, fıkıhta mezarlıkta biten ağacın meyvesi yenir mi yenmez mi gibi konular, tefsirde Nuh’un gemisi kaç arşındı gibi konular tartışılmıştır. Bunların günlük hayatta hiçbir etkileri ve yararı yoktur. İnsanın ne imanını ne amelini artırır ve ne de hayatını güzelleştirir.

Peki, bu ilimler tahsil edilmesin mi denilecek. Elbette tahsil edilecek. Bunlar insanların zihinsel ve bilimsel ihtiyaçlarınıkarşılayacak. Bazı insanlar okuyup yazmaya ve akademik konulara daha fazla meyyal ve meraklıdır. Bunun önüne geçilemez. Böyle insanlara da ihtiyaç vardır. Bu ilimler İslam medeniyetinin ortaya koyduğu şeylerdir. Bunların geçmişi bilmek bakımından elbette bir değerleri vardır. Bunlar bütün diğer bilimler gibidir. Bunlarla dindarlığın hâsıl olmayacağı bilinerek hareket edilecek. Bilim evrenseldir, bir papaz da gelip dini ilimleri tahsil edebilir. Din akademik bir konu değildir veya akademik bir konu din değildir.

Dindarlık için ilim tahsilinden ayrı bir çalışma ve programın olması lazımdır. Bu iş daha çok kişiseldir. Bunu Kuran ve Sünnet zaten göstermiştir. Bu, kavli ve kevni ayetlerin tefekküründen doğan anlayıştır. Bu yaşam tecrübesinden doğan şeydir. Bu anlayışın artması insanın iman ve amelini artırır. Bu saf tefekkürdür. Müslümanlar bunu ihmal ediyorlar. Geçmişte de ihmal edildi. Düşünce ve tefekküre en yakın ilim olan kelam bile maksada uygun bir şey ortaya koyamamıştır. Bazı spekulasyonlarla uğraşmıştır. İman ve amel zayıfladığı ve sapık fırkalar doğduğu için kelam gereklidir denilerek bu tarz mazur görülemez. Vesselam.



Cuma Özusan

cuma.ozusan@hotmail.com

DNDARLIK NEDR, NE DELDR? - Cuma zusan - Siverek Haberleri I Siverek Haber

*******

2---Ateizm nedir?


Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları ve dinleri reddeden; doğruluğuna inanılan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımıdır.[1]

Ateistler, bazen "tanrıtanımaz" kelimesiyle anılsalar da[2], bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. Ateizm inanç koşullanmalarını, hayalî yaratıkları ve olayları reddeder. Ateist bakış açısıyla tanrının yanı sıra tüm metafizik inançlar ve tüm ruhanî varlıklar da reddedilir.[3]

Kelime anlamında da belirtildiği üzere; ateizm, din ile ilgili bir kavram değil, tanrı ile ilgili bir kavramdır. Dinlerin varlığı, dinlerin tanımının ne olduğu, dinlerin iyi mi yoksa kötü mü olduğu ateizmin konusu ve tartışma alanı dışındadır. Ateizm, her tür metafiziği reddettiği için, kendini metafizik ögeler üzerinden temellendiren dinlerin metafizik boyutlarını da reddeder. Yani bu, özellikle dinlere karşı sergilenen bir duruş değil, genel olarak tüm metafizik inanışlara karşı bir duruştur.

Ateizm sıklıkla "dinsizlik" ile özdeşleştirilse de, Budizm gibi bazı Uzak Doğu dinlerinde de "yaratıcı" anlamında bir tanrının varlığına rastlanmaz.[4] Bu yönüyle de ateizm ile dinsizlik birebir örtüşmez. Deist akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür.[5]

Ateizm, anti-teizm yani teizm karşıtı demek değildir ve bir "tepkisellik" anlamı içermez, zira metafizik ögelerin "var olmadığını" savunmak için metafizik ögelerin "var olması" gerekmez. Ateizm, yalnızca bir "durum" ifadesidir. Sadece tanrı veya tanrıların ve metafizik ögelerin var olmadığını söyler.

Ateizm; yaratıcı ve müdahaleci bir tanrıyı kabul eden teizmden,[6] yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden,[7] her şeyi kapsayan içkin bir tanrı[8] veya evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğunu savunan panteizmden[9] ve Tanrı'nın hem evrenin kendisi hem de evrenin ötesinde (aşkın) olduğunu savunan panenteizmden; ayrıca, Tanrı'nın varlığı ve yokluğu konusundaki soruları "cevaplandırılamaz" diyerek cevapsız bırakan agnostizmden; Tanrı'yı, "kesin olarak" reddetmesiyle ayrılır.[10]

Günümüzde, dünya nüfusunun % 2,3’ü kendini ateist, %11,9’u dinlere inanmayan olarak tanımlamaktadır.[11] Bu oran Rusya’da %48’in üzerine çıkmakta, Japonya’da ise %64 ila %65 arasında seyretmektedir. Avrupa Birliğinde oran, %6 ile İtalya ve %85 ile İsveç arasında değişkenlik göstermektedir.[12] 2006 yılı istatistiklerine göre ise Türkiye'de ise bu oran %2,5-%3 arasındadı
Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.17, 12:35   #2
Tam Üye

Tuco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Konular: 59
Mesajlar: 209
Ettiği Teşekkür: 162
Aldığı Teşekkür: 748
Rep Derecesi : Tuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevherTuco işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Dindarlık nedir?,Ateizm nedir?

Bazıları Kuran ve Tevrat'ın Allah'ın kitapları olduğunu, dolayısıyla aynı şeylerden bahsetmiş olmalarının doğal olduğunu söyleyeceklerdir. Kuran Tevrat'ın çelişkilerini mi düzeltmektedir, yoksa Muhammed olayları aklında kaldığı kadarı ile yarım yamalak mı aktarmıştır?

Tevrat'tan yapılan kopyalar, Kuran'a çoklukla orjinal hikayeden farklı ve eksik alınmışlardır. Bu yazımızda, bu tür eksik ve farklı yanları, bir kaç örnekle birlikte göstermeye çalışacağız.


Tevrat, Çıkış-14/21 'Ve Musa deniz üzerine elini uzattı ve Rab bütün gece kuvvetli şark yeli ile denizi ve denizi kara etti ve sular yarıldı...'

Kuran,

Şuara-63 'Bunun üzerine Musa'ya: Asan ile denize vur diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (oniki yol açıldı) her bölük koca bir dağ gibi oldu.'

Tevrat, Musa'nın bir illizyonist gibi elini denize uzattığını, denizin yarılarak kara olduğunu söylüyor. Peki Kuran 'asa ile denize vurma' hikayesini nereden çıkartıyor? İşin aslını Tevrat'tan daha mı iyi biliyor? Gerçekte Allah 'asan ile denize vur' diye vahyetti, fakat Musa bu vahiy'e uymayip eli ile hareket mi çekti? Kuran Tevrat'ın çelişkilerini mi düzeltiyor?


Sad-21 '(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanmışlardı.'

Sad-22 'Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster" dediler.'

Sad-23 '(Onlardan biri şöyle dedi Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi.'

Sad-24 'Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.'

Sad-25 'Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.'

Sad-26 'Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.'

Sad Sure'si içinde 6 Ayet tutan bu kıssa ile ilgili başka açıklama bulunmamaktadır. Açıklamalar tefsirler içindedir ve diğer Davut kıssaları da göz önüne alınarak açıklanmaya çalışılır. Fakat hiç kimse aslı Tevrat'ta olan hikayenin, Kuran tarafından çarpıtılarak verildiğinden söz etmez. Çünkü Davut ahlaksız bir peygamberdir. Muhtemelen "bu ne ahlaksız peygamber" denilmesi önlenmek için, masal farklı bir şekle getirilerek anlatılmıştır.

Sad-26'da kutsanarak 'peygamber' ilan edilen Davut'a 'heva ve hevese uyma' denilerek, hikayenin aslı hakkında minik de olsa ip ucu verilmektedir. Gerçekte ise Davut, 'heva ve hevesine' uymuştur.

Kuran'ın hikayesini değiştirerek çarpıttığı, gerçekte son derece ahlaksız ve karaktersiz olan Davut'un, asıl hikayesini Tevrat'tan okuyalım;

(Kısaltarak veriyorum.)

Sarayının çatısında oturan Davut, yakın çevredeki evlerin birinde çıplak olarak yıkanmakta olan bir kadın görür. Hemen adamlarını çağırır ve kadını yanına getirmelerini söyler. Getirilen kadınla 'yatan' Davut, kadına sahip olmak ister. Kadın Davut'un yakın arkadaşı Hitti Uriya'nın karısıdır ve adı Batşeba'dır. Kadın'a sahip olabilmek için Uriya'yı öldürtmekten başka çözüm bulamayan Davut, Uriyayı savaşa gönderir. Fakat adamlarına Uriya'yı savaşın en tehlikeli yerinde savaştırmalarını söyler. Uriya orada ölür ve Davut Uriya'nın karısı Batşeba'ya el koyar. (Unutmadan söyleyeyim, Davud'un Batşeba'dan önce tam '99 KARISI' vardır.)
(NOT: ayrıntılı bilgi içim Eski Ahit 2. Samuel Bap-11'e bakınız.)
Kuran'ın asıl hikayesini çarpıttığı(!), kendisine kitap verildiğini ve peygamber olduğunu söylediği Davut, işte bu Davut'tur.


(2)



Süleyman ve Sebe Melikesi...

Neml-16-17-18-19 ''Süleyman Davud'a mirasçı oldu. Dedi ki : ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeye ait bilgi verildi. Gerçekten bu apaçık bir lütufdur. Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan kurulu ordusu toplandı. Hepsi topluca gidiyorlardı. Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir karınca: ''Ey karıncalar! yuvalarınıza girin. Süleyman ordusu bilmeden sizi çiğnemesin'' dedi. Süleyman onun bu sözünü duyunca hafifçe güldü ve''rabbim'' dedi. Bana, anama ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi şeyleri yapmakta beni muaffak et...''

Neml-20-21-22 ''Süleyman kuşları araştırarak: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? 'Bana neden bulunmadığının sebebini bildiren bir delil getirmelidir. Yoksa onu şiddetli bir azaba uğratır veyahut keserim.' dedi. Çok geçmeden hüdhüd geldi ve 'senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve Sebe'den doğru bir haberle sana geliyorum'.''

Daha sonra Hüdhüd kuşu Sebe Melikesinden bahseder, çok büyük tahtı olduğunu, gerek o gerekse onun milletinin Allah'ı bırakıp Güneş'e tapındıklarını, onların yoldan çıkmış olduklarını ve şeytana uymakta olduklarını söyler.

Neml-27-28 ''Süleyman dedi ki: Bakalım doğru mu söylüyorsun. Yoksa yalancılardanmısın? Şu mektubumu götür. Onu onlara ver. Sonra yana çekil. Bak bakalım ne cevap verecekler?''

Sonrasında Sebe Melikesi Hüdhüd'ün getirdiği mektubu okur, mektupta Süleyman; bana baş kaldırmayın teslim olun demiştir. Sebe melikesi ulularına danışır; durum budur der. Ulular ise 'biz güçlü ve savaşçı milletiz, emir senindir düşün karar ver' derler. Melike;

Neml-34-35 'Melike, 'hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hale getirirler. Onlar da böyle yapacaklardır' dedi. Ben onlara bir hediye göndereyim de, bakalım elçiler ne ile dönecekler.'

Devamında Süleyman; 'onlar teslim olmadan kim bana Melike'nin tahtını getirebilir' der. Cinlerden biri (İfrit); ben getiririm der. Göz açıp kapayıncaya kadar İfrit tahtı Süleymana getirir. Süleyman 'Bu dedi, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin lutfundandır' (Neml-40) dedi. Daha sonra Süleyman Sebe Melikesinin getirilmesini söyler, bakalım tahtını tanıyacakmıdır? Melike'ye bu taht senin mi diye sorulur. O da; 'tıpkı o' der, sonrasinda ilave eder; 'bize daha önce bilgi verilmiş ve biz de Müslüman olmuştuk. Onu ise Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkarcı bir kavimdendi. (Neml-42-43)

Neml-44 'Ona köşke gir dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman 'bu billurdan yapılmış seffaf bir zemindir dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleymanla beraber alemlerin rabbi olan Allah'a teslim oldum.'

(Bu hikaye ile ilgili pek çok soru alimlerin bile kafasını karıştırmaktadır. Örneğin; Kuşların ve karıncalarin dilini bilmenin pratikteki yararı nedir? Hüdhüd ne menem bir kuştur, ne ne iş yapar? Üzerinde oturulan taht, fark edilmeden nasıl çalınır? İslam'ın ortaya çıkmasına yüzlerce yıl varken nasıl Müslüman olunur? vs.)

Kuran'da anlatılan, yaklaşık 30 Ayet tutan karmaşık ve mantık yoksunu bu hikaye de Tevrat kaynaklıdır. Tevrat'ta konu daha yalın, daha makul ve daha kabul edilebilir şekilde anlatılmışken, Kuran'da konu neden akıl dışıdır bilinmez. Diğer taraftan Tevrat'ta anlatılan hikayenin, Kuran'da anlatılan hikaye ile hiç bir benzerliği bulunmamaktadır.

Filmlere ve kitaplara konu olup, dünya edebiyatına giren 'Süleyman ve Seba Melikesi' hikayesini aşağıda kısaca veriyorum;

(Tekmilini birden okumak isteyen Tevrat/I Krallar, Bap 10'a bakabilir.)

Seba kraliçesi, çok zeki ve akıllı olan Süleyman'ın ününü duymuştur. Onu görmek ve bulmacalarla denemek için Kudüs'e gitmeye karar verip yola çıkar. Beraberinde baharat, altın ve kıymetli taşlarla yüklü bir kervan ve çok sayıda insan bulunmaktadır. Kudüs'e ulaşır, Süleyman ile uzun konuşmalar yapar, soracağı bütün bilmece ve bulmacaları sorar. Sorduğu her şeye kusursuz cevaplar alan kraliçe, Süleyman'ın her şeyine (yaşayışına, sarayına, yakışıklılığına vs.) hayran olur ve; 'buraya gelmeden önce hakkında duyduğum şeylerin doğru olduğuna, gelip görene kadar inanmamıştım. Fakat bana bildirilenler gerçeğin yarısı bile değilmiş. Senin halin anlatılanlardan çok daha üstünmüş, seni İsrail tahtına koymak için senden razı olan Rab mübarek olsun.' der. Sonrasında yanında getirdiği hediyeleri Süleyman'a verir. Süleyman'da ona bir takım hediyeler verir ve Seba kraliçesi adamlarıyla birlikte yola çıkar ve memleketine döner.

Tevrat'ın anlattığı hikaye bu iken, Kuran bambaşka ve alakasız bir hikaye anlatır. Acaba Muhammed, Tevrat'tan 'Seba Melikesi ile Süleyman' isimlerini beraberce duymuş, fakat hikayenin aslını bilmiyor, hikayenin aslını bilmediğinden mevzu yoklugunda yeni bir hikaye uydurmuş olabilir mi??

(NOT: Yaklaşık 700 karısı olduğu rivayet edilen Süleyman da oldukça ahlaksız ve karaktersizdir. 'Armut dibine düşer' derler ya; Süleyman'ın babası DAVUT'tur...)



(3)



Bakara Sure'sinde 3 Ayet ile anlatılan, Talut ve Calud kıssası bulunmaktadır;

Bakara-249. 'Talut askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.'

Bakara-250. 'Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kafir kavme karşı bize yardım et, dediler.'

Bakara-251. 'Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Davud da Calut'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lakin Allah bütün insanlığa karşı lutuf ve kerem sahibidir.'

Tam olarak anlaşılamayan bu kıssa, insanın aklına bir sürü soru getiriyor. Talut ve Calud kimdir? Neden savaşmışlardır? Irmaktan su içen insanlar neden imtihan edilmişlerdir? İmtihan sonunda ne olmuştur? Mevzu Talud ve Calud iken, Davut nasıl, nereden ortaya çıkmıştır? Vs. Vs. Kuran her zamanki keyfiliği ile, aniden anlatıp bitirdiği bu hikaye hakkında hiç bir açıklama yapmamaktadır. Olayın aslı ile ilgili bilgi Tevrat kurcalandığında bulunmaktadır. Tevrat ayrıntı vermekte Kuran kadar cimri değildir ve bir çok konu ayrıntılı olarak Tevrat'tan öğrenilmektedir.

(İnsan'ın aklına; o dönem Muhammed inanırlarının, aynen İsevi'ler gibi Tevrat'ı bildikleri, kendi kitaplarını okurken Tevrat'ı bir başvuru kitabı olarak kullandıkları geliyor. 'Hatırladınız mı' diye başlayan Ayet'ler göz önüne alındığında, Tevrat'tan yarım yamalak alınan kıssa'ların, o dönem inanırlarının gerçekte hikayenin tamamını biliyor oldukları gibi bir izlenim yaratıyor.)

Herneyse, yukarıdaki başı sonu belli olmayan kıssa'yı asıl kaynağından ögrenmeye çalışalım;

(Uzun olan hikayeyi kısaltarak vereceğim, tamamını merak edenler Hakimler bap-6-7'den okuyabilirler.)

İsrailoğulları Tanrı'nın istemediği şeyleri yaptıkları için, Tanrı tarafından ceza olarak Midyani'lerin egemenliği altına sokulmuşlardır. Uzun yıllar eziyet çeken İsrailoğulları, Tanrıya şikayet edip kendilerini kurtarmasını isterler. Tanrı bu yakarışları haklı bulup, İsrailoğulları'na bir peygamber vermeye karar verir. Peygamber olarak Cad'ı (Gideon) seçer, ve 'Rab seninledir, bu kuvvet ile git İsrail'i Midyan'ın elinden kurtar' der. Cad, 'ne ile kurtaracağım, elimde hiç bir şey yok' deyince Rab, 'mutlaka seninle olacağım ve Midyanileri vuracaksın' der.

Cad kavminden cok kalabalık bir ordu toplar. Fakat Tanrı toplanan ordu savaşı kazandığında, bunu kendilerinin başardığını sanacağını ve kendisine minnet duyulmayacağını, hatta kibirle bu işi kendilerinin becerdiklerini soyleyeceklerini düşündüğünden Cad'a, 'Kavmine söyle, kim korkuyorsa geri dönsün de' der. Otuziki bin kişilik ordunun yirmiiki bini döner ve geriye on bin kişi kalır. Fakat Tanrı bunu da çok bulur ve hala İsrailoğullarının savaşı, Tanrı'nın yardımı olmadan kendilerinin kazandığını söyleyeceklerini düşündüğünden, 'Kavminin sayısı yine fazladır, onları suya indir ve ben onları deneyeceğim. Seninle beraber gidecek dediğim adam seninle gidecek, seninle gitmeyecek dediğim adam seninle gitmeyecek.' der.

Cad adamlarını suya indirir, Tanrı, 'Köpeğin diliyle içtiği gibi su içen her adamı ayrı, ve su içmek için dizlerinin üzerine çöken her adamı da ayrı koyacaksın.' der. Dilleriyle su içenler bir kenara ayrılır, bunların sayisi üçyüzdür. Diğerleri de geri gonderilir. Tanrı, 'diliyle su içen üçyüz kişi ile kurtaracağım' der. Sona kalan bu üçyüz kişi ile Cad düşmana saldırır, Tanrı'nın desteği ile Midyan ordusunu yener.

Gerçek hikaye budur ve görüldüğü gibi olayın kahramanı 'Talud' değil Cad yani Gideon'dur. Ayrıca olay Muhammed'in anlattığı gibi saçma sapan değil, iyi kötü kurgusu olan bir hikayedir. Muhammed bu hikayeyi son derece kısaltıp, kendi politikasına uydurmak için inanırlara bir vahiymiş gibi olarak aktarmıştır.

Burada diğer karmaşık konu ise Bakara-251'de söylendiği gibi, 'Davud'un Calud'u öldürmesidir'.
Tefsirlere baktığımızda karşımıza şu hikaye çıkıyor;

Bu savaş sırasında Davud 7-8 yaşlarındadır. Tanrı, Talut'a (Cad) Calut'un Davud tarafından öldürüleceğini söylemiş ve bu nedenle Talut Davud'u da yanında götürmüştür. Yolda giderlerken uç taş canlanıp konuşmaya başlamış ve Davud'a, 'Bizi al, Calut'u bizimle öldür' demişler. Davud taşları almış, savaş sırasında sapanı ile atmış ve Calut'u öldürmüştür.

Geçmişte Taberi'den aktardığım bir Hadis'de, Calut'un 500 batmanlık bir 'tolga' (NOT: 3.5 tondan fazla) taşıdığını yazmıştım. Şimdi düşünüyorum; 500 batmanlık bir tolga taşıyan azman (veya dev, veya...) bir adam, sapan ile atılan üç taş ile nasıl ölür? Mevzu İslam'a ait bir Hadis'te geçiyorsa, ölür...


(4)




Yahudilerin kitabından yarım yamalak alınmış bir masal daha...

Sebe-12 'Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgarı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.'

Sebe-13 'Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şüukredin. Kullarımdan şükreden azdır!'

Sebe-14 'Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak deyneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.'

Pek anlaşılır olmayan bu hikayeden anlayabildiğimiz şu;

Süleyman bir şey(ler) yaptırıyor, Allah ise Süleyman'ın emrine cinlerle birlikte bir çok şey veriyor; ne işe yarayacağı bilinmeyen rüzgar, erimiş bakır ve kaytardıklarında alevler ile cezalandırılan cinden işçiler. Fakat Sebe-14'de olay karmaşıklaşıyor; Allah Süleyman'ın ölümüne karar veriyor fakat nedense cinlerin bilmesini istemiyor. Süleymanın deyneğini yiyen (Deynek muhtemelen Süleyman'a ait) oyun bozan ağaç kurdu, cin'lere Süleyman'ın öldüğünü söylüyor. Ve böylece, eğer cinler gaybı (geleceği) bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmayacaklardı(?) sonucuna ulaşılıyor. Bu sonuca göre insanın aklına bir soru takılıyor; küçük düşürücü azap içinde kalmamak için, gaybı bilmek mi gerekiyor? Bu sadece cin'ler icin geçerli bir durum mu yoksa, insanlar için de geçerli mi? Bu noktada, Allah'ın dışında da gaybı bilmenin mümkün olduğu sonucu çıkarılabilir mi?

Her ne ise...

Bu karmaşık, ne olduğu pek anlaşılmayan kıssa'nın da aslı yine Tevrat'ta, fakat bazı değişikliklerle...

Bakalım;

(Tevrat'tan alıntıladığımız hikaye; Süleyman tarafından yaptırılan, içinde on emir'in bulunduğu kutsal sandığın saklandığı -ki bir zamanlar var olduğu kabul edilen bu kutsal sandık, dünya üzerinde izine rastlanamamış ve hiç bir zaman bulunamamıştır-, efsanevi Süleyman tapınağı ile ilgilidir. Bu tapınak bugün bulunmamaktadır, gerçekte mevcut olduğu bile tam olarak bilinmemekte ve geçmişte yapılan bazı savaşlar sonunda yıkıldığı söylenmektedir. Kudüs'te bulunan, geçmişi hakkında kesin bir bilgi bulunmayan meşhur ağlama duvarı'nın, efsanevi Süleyman tapınağının son kalıntıları olduğu iddia edilir...)

İrailoğullarının Mısır'dan çıkmalarının 480. yılında, krallığının dördüncü yılında Süleyman Tanrı adına bir mabet inşa ettirmeye basladı. Bu tapınağın inşası sırasında hiç gürültü yapılmıyordu. Yani ne bir çekiç, ne balyoz, ne balta ne de başka bir ses işitilmiyordu. Bu da bir TOPRAK KURDU'nun refakati sayesinde gerçekleşiyordu. Bu kurt çalışanlara taşların nasıl parçalanacağını ve sessizce nasıl taşınacağını gösteriyordu.

Hikaye uzun fakat çalışanların cin taifesinden olduğu söylenmediği gibi, Süleyman'ın öldüğü de zikredilmemektedir. Hatta tanrı Süleyman'a; 'Bu yaptığın eve gelince, eğer benim kanunlarımda yürürsen, o zaman baban Davud'a söylediğim sözleri seninle pekiştireceğim. Ve İsrailoğullarının ortasında oturacağım ve kavmim İsrail'i bırakmayacağım.' der. Ayrıca Kuran'da söylendiği gibi 'kurt', ağaç kurdu değil, bir toprak kurdu'dur.

Kısaca işin aslı Kuran'ın söylediği gibi değildir.

Ateizm: Kuran; Tevrat'ın Kötü Kopyası


********

Bu yazıya verilen cevap:



Cevap 1:

Semavi dinlerin kaynağı bir olduğu için, özellikle iman esaslarında benzerlik ve birliğin olması bu dinlerin doğruluğunu göstermektedir.

Mesela bütün hak dinlerde “la ilahe illallah=Allah’tan başka ilah yoktur” hakikatinin ilan edilmesi, tevhid inancının tartışmasız bir gerçek olduğunun göstergesidir. Zira, binler sene içerisinde farklı zaman dilimlerinde ortaya çıkan hak dinlerin aynı noktaya parmak basması bu işin kaynağının gerçekliğine büyük bir kanıttır.

- Birbirlerini görmeyen bu dinlerin sahibi olan peygamberlerin bu görüşlerini daha önceki peygamberlerden kopya ettiklerini düşünmek, beşer aklını hafife almak demektir.

Özellikle okuma-yazması olmadığı herkes tarafından kabul edilen, Kur’an’da bu husus açıkça vurgulandığı halde, tarihin şahadetiyle muarızlarından hiç kimsenin buna karşı çıkmadığı bilinen ve çocukluğundan beri bulunduğu çevre halkı tarafından -asla yalana tenezzül etmeyen, en güvenilir bir kimse olduğunu unvanı olarak- kendisine “Muhammedu’l-emin” unvanı verilen Hz. Muhammed’in elindeki vahyin/Kur’an’ın eski kitaplardan kopya olduğunu iddia eden kimsenin -şayet akli muhakemesi yerindeyse- dinsizliğin verdiği ön yargı fanatizminin esir aldığı bir “zavallı” damgasını yemekten kurtulamayacaktır.

- Kur’an’ın daha önceki kitaplardan naklettiği bazı gerçekleri açıkça ifade etmesi, “kopyacılık” iddiasının bir safsata olduğunun açık göstergesidir. Çünkü, dürüstlüğüyle meşhur olmuş Hz. Muhammed kendisinden çok emindir. Allah’tan geldiğine inandığı eski kitapların ve suhufların, Allah’ın kitabı Kur’an’da referans verilmekten asla rahatsız olmaz.

Buna mukabil, yeri geldiğinde Tevrat’a bağlı din adamlarına -Kur’an lisanıyla-meydan okuyor ve “...eğer doğru isenin Tevrat’ı getirip okuyun bakalım!” (Al-i İmran, 3/93) demekten çekinmiyor. Bu cesur tavır, “kopyacılık” iddiasının açık bir yalan olduğunu göstermektedir.

Cevap 2:

“Arızalı beyinler, benzer sanrılar görüyorlar. Biyolojik beynin arızaları da benzer” şeklindeki ifade, yazarın aleyhinedir. Şecaat arz ederken iki-üç yönden hezimete sürüklenmiştir:

Birincisi: “Arızalı beyinler, benzer sanrılar görüyorlar” yargısı, tam da yazarın hayatında tecrübe ettiği, bizzat yaşadığı bir hükümdür.

İkincisi: Yazarın bu benzerliklere vurgu yapması, yalnız bugün bile iki milyara yakın Müslüman insanın beyin arızalısı olduğunu söylemek için ise, özellikle diğer din mensupları da buna dahil olduğuna göre, insanlık camiasının yaklaşık % 70-80’inin deli olması gerekir.

Bu kadar kocaman bir yalana cesaret eden kimsenin ne olabileceğine doktorlar karar vermelidir.

Üçüncüsü: Eğer bu benzetme ile, vahiy kitaplarının birer kopya oldukları kastedilmişse, bu düşünce zifiri cehalet kılığına bürünmüş dinsizlik sara nöbetinin dışa vurmasıdır. Çünkü, insanlardaki arızalı beyin benzerliği varsa, sağlıklı beyinlerin benzerliği de vardır. Kalplerin de dahil olduğu insan organlarının birbirine nakledilebilmesi, bu benzerliğin açık göstergesidir.

Şu halde, bu adamın iddiasına göre, milyarlarca insanların bütün organları -benzer olduklarından- birbirinin kopyasıdır.

Biz de deriz ki, bu iddia sahibi, insanların organlarının birer kopya olduğunu ispat ederse, bu takdirde semavi kitapların da birer kopya olduklarına dair iddiasında bir arpa boyu kadar da olsa “evhamdan kaynaklanan” bir haklılık ihtimali olabilir.

Eğer bunu ispat etmezse, bu takdirde bütün insanların sayısı kadar/hatta organlarının sayısı kadar “yalancı-müfteri” damgasını yemekten kurtulamaz.

Cevap 3:

Semavi olan dinlerin birbirini tanıması, onların hak din olduklarının göstergesidir. Çünkü, farklı zaman diliminde gelen bu dinlerin birbirlerini desteklemesi, onların aynı kaynaktan beslendiğini gösterir.

Nitekim, değişik hayali kaynaklardan beslenen beşeri dinlerin birbirini desteklediğini kimse iddia edemez.

Cevap 4:

“Hazırda zaten uyutulmuş bir kitle var (yani daha önceden başka dine iman edenler), kim kaçırmak ister, o kitleyi..” ifadesi, ateistlerin yalancılıkta sınır tanımadığını, diğer bir ifadeyle “tanrı tanımazlık”, “iftirada sınır tanımazlık” anlamına geldiğini göstermektedir. Çünkü;

a) İslam dininin ilk müminleri olanlar, çoğunlukla, hiç bir dine bağlı olmayan puta tapan müşrikler idi. Demek ki (yani daha önceden başka dine iman edenler..), ifadesi yalanın ötesinde bir zırvanın zirvesini göstermektedir.

b) “Hazırda uyutulmuş bir kitlenin var olduğu” doğrudur. Fakat bu kitle dindar kesim değil, dinsiz kesimdir. Bunun en büyük delili, ateist rejimlerin yıkılmasından sonra insanların hızla dindarlığa dönmesidir.

Bunun manası şudur: “Materyalist felsefe ile uyutulmuş ateist kitle, materyalist düşünce afyonundan kurtulur kurtulmaz, kendine geliyor, aklını başına alıyor, gerçekleri görüyor ve bir dine, özellikle de en son hak din olan İslam dinine intisap ediyor.”

Bir gün, bu iddia sahibi de ateizm afyonundan paçayı kurtarıp, aklını başına devşirir, “modern bilimin evrenin sonradan yaratıldığını kabul ettiğini, sonradan var olan her şeyin mutlaka bir var edeni olduğunu, bir iğnenin bile ustasız olmadığını, olamayacağını, bir tek harf bile yazarsız yazılamayacağını” düşünüp de kelime-i şahadet getirip Müslüman olabilir. Biz de onu bütün benliğimizle alkışlayacağız..

https://sorularlaislamiyet.com/dinle...-kopyasi-midir
Tuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Tuco'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.17, 12:47   #3
Uzman Üye

Tura - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2012
Konular: 35
Mesajlar: 3,436
Ettiği Teşekkür: 19088
Aldığı Teşekkür: 18982
Rep Derecesi : Tura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Dindarlık nedir?,Ateizm nedir?

Ateist Zuckerberg dine döndü
__________________
Tura Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Tura'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.17, 17:36   #4
Tam Üye

birbilen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Konular: 42
Mesajlar: 203
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür: 988
Rep Derecesi : birbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyorbirbilen karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dindarlık nedir?,Ateizm nedir?

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Tura Mesajı göster

__________________
birbilen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz birbilen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.17, 17:53   #5
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 101
Mesajlar: 1,684
Ettiği Teşekkür: 4191
Aldığı Teşekkür: 6098
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

Din, bir inanç sistemidir. İnançlar ise birer varsayımdır. Yani siz öyle olduğunu farz etmişsinizdir ve sizin için öyledir. İşte bu farz edişlere göre hareket eder,inançlarınıza göre bakış açınızı şekillendirirsiniz. Semavi Din leri ayırıp içine büyüteç ile baktığımızda çok farklı gibi görülen inanç sistemlerinin bir tornadan çıkmış gibi kopyalandığını, birbirlerinden ve daha evvel ki paganist sistemlerden pek çok alıntıları olduğu da görürsünüz.
Dinler de birer sosyal kurum halindedir, bu suretle kendini idame etmek, genişlemek ve yayılmak isterler. Bunu fırsat bilen pek çok din bezirganı bu durumu değerlendirir, hem ticaretini yapar, hem de saygı, ayrıcalık görür.

Ateizm, dinleri ve onun dayanağı olan Tanrıyı, mistisizmi reddeder, aklı, bilimi,deneyselliği, ölçülebilirliği ve bilgiyi ön planda tutar. Kafasında bir Tanrı put'u yoktur.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.17, 23:51   #6
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 801
Mesajlar: 8,630
Ettiği Teşekkür: 39651
Aldığı Teşekkür: 34676
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

Allah' a samimi bir şekilde inanan insan için din olmaz. Peygamber ve onların kitapları olmaz.

Şu tek tanrılı dinler, Allah inancından nemalanmak isteyen ve kendisini Allah' ın elçisi olarak topluma sunan ve toplumun cehaletinden bu şekilde faydalanan köylü kurnazlarını kurduğu rezil bir sektördür.

Be rezil sektör insanları cehalet içinde tuttuğu içindir ki uluslararası hukuk (dünya egemenlerinin hukuku) tarafından ''din ve inanç özgürlüğü'' adına koruma altına alınmıştır. Çünkü din afyonundan en muazzam şekilde yararlananlar dünyaya egemenlik kuran emperyalistlerdir. Din denen rezalet emperyalistlerin dünya halklarını uyutma aracı olan bir afyondur ve tam da bu nedenden dolayı hukukla koruma altına alınmıştır.

Allah (var ise eğer) kullarını dinlerle, peygamberlerle ve kitaplarla bölüp sonra da bunlar üzerinden bir birine kırdırmaz.

Bugün özellikle emperyalizme göbeğinden bağlı bulunan coğrafyalarda dinsel egemenliklerin olması da tamamen emperyalistlerin çıkarı gereğidir.

Din denen rezalet ortadan kalksın, kimse din bezirganlığı ile cebini dolduramayacağı gibi kimse de din adına kan dökmeye cesaret edemeyecektir.

Allah var ise, sanıyorum en çok lanetlediği şey kendi adına yaratılan bu pis dinlerdir.
__________________
<img src=http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/susmayacagiz.jpg border=0 alt= />
zafere kadar devrim!
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.01.17, 00:07   #7
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 101
Mesajlar: 1,684
Ettiği Teşekkür: 4191
Aldığı Teşekkür: 6098
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

Ah be @Aristocum , pek çok dinidar tip aslında pagan'dır da neyse. Allah kavramı sadece bir isimdir ve sen içine ne koyarsan o oluveriyor. Öyle tanrı manrı hiç değil.
Kişi kendi içinde bulacak kendi Allah'ını . Sen ne kadar özgürsen içindeki Allah o kadar özgür, sen ne kadar zalimsen içindeki Allah o kadar zalim, sen ne kadar affediciysen içindeki Allah da o kadar affedici.
Öyle Allah nedir diye merak eden olursa içinde sevgiyi bulsun, adına Allah desin yeter. Başka aradığı her şey put olur çünkü.
Din denilen ise birilerinin dinlediği şeyler işte. Kulaktan kulağa günümüze kadar gelmiş bazı yorumlarıyla beraber. Son durumu da ortada ...
Bilimden, bilgiden uzaklaştıkça aslında sevdiğimiz Allah'tanda uzaklaşıyoruz. Zira bilginin, bilimin olmadığı her yer kararıyor.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.01.17, 16:02   #8
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 73
Konular: 503
Mesajlar: 2,618
Ettiği Teşekkür: 20397
Aldığı Teşekkür: 10638
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

Sn. Aristo, Sn. alkanaga,

Yorumlarınız açıklamalarınız doyurucu bilglendirici içten gelen samimi duygulardı. Ben yukarıda kaleme alınmış olan yazıyı okuduğumda ilk etapda yorum yapmayı yeğlemedim. Sn. Aristo ve sn.alkanaga'nın konuya müdahil olacaklarını adım gibi biliyordum. Sizlere ve yazıyı kaleme alan arkadaşımıza teşekkürler.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.01.17, 18:28   #9
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 101
Mesajlar: 1,684
Ettiği Teşekkür: 4191
Aldığı Teşekkür: 6098
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dindarlık Nedir? Ateizm Nedir?

@Mustafa Akten abi yukarıdaki yorumun için biz teşekkür ederiz... İnsanı insan yapan değer, düşünüp sorgulayabilmesidir. Bunun içinde fikri hür, vicdanı hür nesiller gerekli ki, Simurg efsanesindeki kuşlar gibi yabana yem olmasın...
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ateizm, dindarlä±k, dindarlık, nedir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 21:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.