Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 07.08.19, 17:29   #1
Tam Üye

Kel ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2017
Konular: 242
Mesajlar: 485
Ettiği Teşekkür: 888
Aldığı Teşekkür: 1500
Rep Derecesi : Kel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri



Neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği gözönüne alınarak, dönemin başbakanı İsmet İnönü'nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kuruldular.

1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı. Aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. Oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü. Ayrıca 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapılmıştı. Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulmalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti.
Kapatılana kadar Köy enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti. Fakir Baykurt, Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Hatun Birsen Başaran, Ali Dündar, Mehmet Uslu ve Dursun Akçam gibi önde gelen yazarlar ve düşünürler bu okullarda yetişmişlerdir.

2. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Sovyetler Birliği lideri Stalin'in Türkiye'den Kars, Artvin ve Ardahan'ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD'den askeri destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Milli Şeflik, "5 yıllık kalkınma planları" ve "Köy Enstitüleri"leri gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etti. 1954 yılında "Komünist yetiştiriliyor" gerekçesiyle kapatıldı.


Kaynak:


Kel ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.08.19, 17:33   #2
Tam Üye

Kel ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2017
Konular: 242
Mesajlar: 485
Ettiği Teşekkür: 888
Aldığı Teşekkür: 1500
Rep Derecesi : Kel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Köy Enstitüleri



Köy enstütüleri neden kuruldu neden kapatıldı.

Köy Enstitüleri; köy öğretmen ve eğitmenleriyle köylerde tarım ve sağlık görevlisi olarak çalışacakları yetiştirmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır. Cumhuriyet yönetiminin toplum yapısını yönlendirici uygulamalarının en belirgin örneklerindendir.



Kurtuluş Savaşı sona erdiğinde eğitim alanında hiç de iç açıcı bir durum yoktu. Osmanlı döneminden 2345 ilkokul ve bunlarda görevli 3.061 öğretmen devralınmıştı. 1926 yılına gelindiğinde ilkokul sayısı 4.770’e, öğretmen sayısı da 9.062’ye yükseldi ama ilköğretim sorunu çözülemedi. Özellikle köylerde ilkokul ve öğretmen gereksinimini giderilemiyordu. Mustafa Necati Bey’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 1926 yılında Denizli ve Kayseri’de birer Köy Öğretmen Okulu açılarak soruna çözüm bulunmaya çalışıldı. Ancak, bu okullardan olumlu sonuç alınmadı ve 1932’de kapatılmalarına karar verildi.



1933-1934 yılında kent çocuklarının %75’i ilkokula gidebiliyorken, köy çocuklarının ancak %20’si bu olanaktan yararlanabiliyordu.

Köy Enstitülerinin Açılış Nedenleri
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 1935’teki IV. Kurultayı’nda İlköğretimin yaygınlaştırılması amacıyla bir dizi karar alındı. Bunların en önemlisi, askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapan köy gençlerinin kısa bir eğitimden geçirilerek kendi köylerinde eğitmen olarak görevlendirilmesiydi. İlk uygulama 1936’da başladı ve 84 köylü genç Eskişehir’e bağlı Çifteler’de açılan bir kurstan sonra köy eğitmeni olarak görevlendirildi.



Uygulamanın başarılı olması üzerine kursların sayısı artırıldı, eğitmenlere toprak, tohumluk ve tarım araç-gereci de verilerek bulundukları bölgede tarımsal çalışmalara öncülük etmeleri sağlandı. 1937’de konu daha kapsamlı bir biçimde ele alındı ve Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın hazırlattığı bir program çerçevesinde Eskişehir Çifteler’de (1937), İzmir Kızılçullu’da (1937), Edirne Kepirtepe’de (1938) ve Kastamonu Gölköy’de (1939) deneme niteliğinde dört Köy Öğretmen Okulu açıldı. Edirne’deki okul önce Karaağaç’ta öğretime başladı, sonra Kepirtepe’ye nakledildi.

Bu çalışma Hasan Ali Yücel’in milli eğitim bakanlığını üstlenmesiyle birlikte daha da genişletildi. Başlatılan yeni programın mimarı, dönemin ilköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç oldu. 17 Nisan 1940’ta çıkarılan 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu önceki deneme okullarının enstitüye dönüştürülmesini ve ayrıca 17 yeni köy enstitüsü açılmasını öngörüyordu. Bu okulların her birinin bir çevresi olacak ve bu çevre içinde yer alan illere, nüfusa göre öğrenci kontenjanı ayrılacaktı. Enstitülere, beş yıllık köy okullarını bitirenlerle üç yıllık okulları bitirenlerden iki yıllık hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayanlar alınacaktı. Karma öğretim sistemine dayanan enstitülerin öğretim süresi beş yıldı. Öğrencilerin ilk üç yıllık başarı düzeylerine bakılarak en başarılılar öğretmenliğe, geri kalanlar öteki köy hizmetlerine yönlendirilecekti. Okullar aynı zamanda birer tarım işliği, sağlık ocağı olarak işlev görecek, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri buralarda yapılacaktı. 1942 yılında çıkarılan 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu’yla Enstitüler sağlam bir yapıya kavuştu.



Milli Eğitim Bakanlığı’nın ayırdığı ödenekle, öngörülen 21 Köy Enstitüsü’nün kısa sürede kurulup tamamlanması olanaksız olduğundan, gerek yapım, gerekse öğretim ve uygulama harcamalarının karşılanmasında köy bütçelerine ve imeceye de başvuruldu. Enstitülere alınan öğrenciler okulun yapım işlerinde ve örnek tarım uygulamalarında da görev aldılar. Köy Enstitülerinde okutulan derslerin %50’si kültür, %25’i tarım, %25’i de teknik dersleriydi.
Köy Enstitülerine öğretmen yetiştirmek amacıyla 1942-43 öğretim yılında Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne bir Yüksek Köy Enstitüsü eklendi. Köy Enstitülerinin en başarılı öğrencileri, öğretmenler kurulu kararı ve sınavla üç yıllık bu okula alındı, ilk yıl Kızılçullu ve Çifteler Köy Enstitülerini bitirenlerin tamamı Yüksek Köy Enstitüsü’ne alındı. Diğer Köy Enstitüleri henüz mezun vermemişti.
Köye yönelik bir araştırma enstitüsü olması da amaçlanan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde Türkiye’nin en seçkin eğitimcileri, üniversite öğretim üyeleri ve devlet yöneticileri görev aldı.
Derslerin bir bölümü Ankara’daki bazı fakülte ve yükseköğretim kurumlarında görülüyor, bazı uygulamalı dersler ise ilgili devlet kuruluşlarında işleniyordu. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kısa sürede başlı başına bir kültür çevresi durumuna geldi.



Köy Enstitüsü mezunu ilk 1941 öğretmen 1944 yılında köy okullarında görev aldı. 1948’de Van’a bağlı Erciş’te açılanla birlikte toplam sayısı 21’e ulaşan köy enstitülerinden kapatıldıkları 1953 yılına kadar 1.398’i bayan, 15.943’ü erkek olmak üzere 17.341 köy öğretmeni diploma aldı.
1936-1947 yılları arasında faaliyet gösteren eğitmen kurslarından ise 8.675 eğitmen mezun oldu. Sağlık bölümlerinden de 1.248 sağlık memuru yetişti.

Çok partili rejime geçildikten (1946) sonra, yeni kurulan Demokrat Parti’nin (DP) yoğun eleştirileriyle karşılaşan Köy Enstitüleri bu dönemde belirgin bir duraklama geçirdi. 1947’de, Reşat Şemsettin Sirer’in milli eğitim bakanlığı sırasında, eğitim programları temelli yitikliklere uğradı ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıld.
Köy Enstitülerinin yönetici ve öğretmenleri değiştirildi. İbrahim Hakkı Tonguç görevden alındı. Aynı yıl, eğitmen kurslarına son verildi.
DP’nin iktidara geldiği 1950 seçimlerinin ardından önce sağlık bölümleri kapatıldı sonra da Köy Enstitülerinin programı klasik ilköğretmen okullarının programıyla birleştirildi (1951). Birkaç yıl sonra da çıkarılan 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri tümüyle kapatıldı (1954) Köy Enstitülerinin adı İlköğretmen Okulu olarak değiştirildi.


Çok sayıda öğretmen ve eğitmen yetiştirmenin ve köy çocuklarına öğrenim olanağı sağlamanın yanı sıra Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vuran bir “köy kökenli aydın kuşağı” yaratan Köy Enstitüleri, yöneltilen bütün eleştirilere karşın kalıcı bir iz bırakmıştır.
Kel ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.08.19, 17:35   #3
Tam Üye

Kel ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2017
Konular: 242
Mesajlar: 485
Ettiği Teşekkür: 888
Aldığı Teşekkür: 1500
Rep Derecesi : Kel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Köy Enstitüleri


Köy Enstitüleri nedir? Köy Enstitüleri dersleri nedir? Köy Enstitüleri özellikleri nedir? Köy Enstitüleri nerelerde kuruldu ve neden kapatıldı? İşte Köy Enstitüleri hakkında bilmeniz gerekenler...
Köy Enstitüleri kuruluş amacı nedir? Köy enstitüleri özellikleri

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile ilkokullara öğretmen yetiştirilmesi amacıyla açılan okullara verilen addır. Köy Enstitüsü projesi bütünüyle Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından yönetilmiş bir programdır.
Köy Enstitüleri kuruluşu ve amacı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ardından Anadolu'da okul ve öğretmen eksikliği konusu gündeme geldi. Dönemin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü önderliğinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabaları sayesinde köylerde yaşayan ve ilkokul mezunu vasfı taşıyan çocukların Köy Enstitüleri'nde eğitim görüp tekrar yaşadıkları köylere dönerek öğretmenlik yapması amaçlanmıştır.

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda okuma yazma oranı yüzde 5'i bile geçmiyor ve nüfusun yüzde 80'i köylerde yaşıyordu. Bu sebeple 1940 yılı itibariyle tarıma elverişli köylerde Köy Enstitüleri açıldı.
Köy Enstitüleri nerelerde kuruldu?


Köy Enstitüleri, tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kuruldu. Köy Enstitüleri'nde eğitim görenler hem örgün eğitim aldı hem de modern tarım teknikleri konusunda bilgiler edindi. Böylece tarımda verimliliğin arttırılması planlandı.

Köy Enstitüleri'nin kurulduğu iller ve ilçeler şunlardır;

- Akçadağ, Malatya (1940)
- Akpınar-Ladik, Samsun (1940)
- Aksu, Antalya (1940)
- Arifiye, Sakarya (1940)
- Beşikdüzü, Trbzon (1940)
- Cılavuz, Kars (1940)
- Çifteler, Eskişehir (1939)
- Dicle, Diyarbakır (1944)
- Düziçi, Adana (1940)
- Erciş, Van (1948)
- Gölköy, Kastamonu (1939)
- Gönen, Isparta (1940)
- Hasanoğlan, Ankara (1941)
- İvriz, Konya (1941)
- Kepirtepe, Kırklareli (1939)
- Kızılçullu, İzmir (1939)
- Ortaklar, Aydın (1944)
- Pamukpınar, Sivas (1941)
- Pazarören, Kaysei (1940)
- Pulur, Erzurum (1942)
- Savaştepe, Balıkesir (1940)
Köy Enstitüleri dersleri nelerdir?

Köy Enstitüleri'nin tümünün kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri vardı. Köy Enstitüleri'nde verilen derslerin yarısı temel örgün eğitim diğer yarısı ise uygulamalı eğitim konularını kapsıyordu.
Köy Enstitüleri neler kazandırdı?

Köy Enstitüleri sayesinde 1940 ve 1946 yılları arası 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi ve bu tarlalarda üretime başlandı, 750 bin fidan dikildi, 1200 dönüm bağ oluşturuldu, 150 büyük çaplı inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 100 km yol, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 20 uygulama okulu ve 12 elektrik santrali yapılmıştır.



Köy Enstitüleri neden kapatıldı?

Köy Enstitüleri, 1946 yılında Hasan Ali Yücel'in Milli Eğtim Bakanlığı görevinden ayrılmasına kadar işlev görmeye devam etti. Hasan Ali Yücel'den sonra Milli Eğitim Bakanı görevini sürdüren Reşat Şemsettin Sirer Köy Enstitüleri'ni Köy Öğretmen Okulları'na dönüştürdü. Köy Öğretmen Okulları da 27 Ocak 1954 tarihinde Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 1945'te Sovyetler Birliği Türkiye'den Kars, Artvin, Ardahan'ı istedi ve boğazlarda askeri üs talebinde bulundu. İsmet İnönü bu sebeple ABD'den askeri yardım talebinde bulundu. Destek talebini kabul eden ABD, Truman Doktrini ile yardımlara başladı fakat bunun karşılığında Türkiye'de demokrasi düzeninin tesisi için 5 yıllık kalkınma planı ve Köy Enstitüsü gibi Sovyetler Birliği'ndeki sistemlere benzer uygulamaların kaldırılması talebinde bulundu.

Okullar ilk olarak öğretmen okullarına dönüştürüldü. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde Köylüyü Topraklandırma Yasası'na karşı çıkan bir grup milletvekili partiden ayrılarak Demokrat Parti'yi kuru. Bu oluşum içerisinde Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerine karşı olan ve yeniliklerin önünü kesmek isteyen bazı kişilerin bulunduğu iddia ediliyordu.

Köy Enstitüleri'nin kapatılması bazı Köy Enstitüsü müdürlerince bir tür karşı devrim olarak nitelendirildi.

10 Kasım 1938 Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü...

1966 yılında İsmet inönü, yaşamı boyunca bıraktığı en önemli eserlerin Köy Enstitüleri ve çok partili hayata geçiş olduğunu söylemişti.
Kel ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 07.08.19, 17:36   #4
Tam Üye

Kel ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2017
Konular: 242
Mesajlar: 485
Ettiği Teşekkür: 888
Aldığı Teşekkür: 1500
Rep Derecesi : Kel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardırKel ali şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Köy Enstitüleri


Zeytinin teri

Dr. Mehmet bir yaz günü, ailesiyle birlikte seyahat ederken, arabası bozulunca, Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde durmak zorunda kalır. Tamirci aradığını söylediğinde; Hüseyin Amca ile tanıştırırlar.

Elindeki küçük alet çantasını kenara koyup, uzun uzun motoru dinler “motorun soğutma sisteminde sorun yok” der.

Ardından birden bire;
-Buldum galiba. Diye sevinir.
-Her şeyin normal görünmesine karşın hala su eksiltiyorsa, muhtemelen kalorifer peteği delinmiş, su kaçırıyordur. O taktirde döşemelerde ıslak olmalı.

Gerçekten, onlarca uzmanın çalıştığı servislerde bulunamayan sorunu kısa sürede bulup, gideriyor Hüseyin Amca… Teşekkür edip, borçlarını soracak oluyorlar ki, araçtaki tıp armasına bakıp;
-Doktor musun? Diye soruyor Hüseyin Amca… “Evet”i duyunca da “bizi hanımın yıllardır geçmeyen ağrıları var. Gelip bakarsan ödeşiriz” diyor…

Küçük şirin bahçelerinde çay içip, muayene sonrası soluklanırken, Dr. Mehmet Bey’in küçük kızı evi dolaşıyor… Rahatsızlık vermesini engellemek için Doktor Beyde peşinden… Evin bir odasının kitaplarla dolu olduğunu görünce şaşırıyor… Meğer tamirci sandığı Hüseyin Amca, emekli bir ilkokul öğretmeniymiş. Tam 39 yıl devlet hizmetinde çalışıp, emekli olunca da Savaştepe’ye yerleşmişler… Savaştepe’nin Hüseyin Amca için farklı bir önemi varmış çünkü; okumayı, yazmayı, hayatı burada öğrenmiş…

Savaştepe Köy Enstitüsü’nün ilk mezunlarından.

DÜŞÜNMEYİ, SORU SORMAYI, AKIL KULLANMAYI ÖĞRENMEK

KÖY ENSTİTÜLERİ

- Türkiye'nin geleceğine damga vurdular... -

Bahçedeki sohbetin bir anında Dr. Mehmet sorar:
-Peki bu tamircilik nereden çıktı.

-Dedim ya, bilmezsiniz sizler, Köy Enstitüsü mezunu olmanın ne anlama geldiğini… O zamanın okulları sanırsınız. Hâlbuki orada bu toprağın çocuklarına, okuma yazmanın yanı sıra, çiftliği, hayvancılığı inşaat yapmayı, yemek pişirmeyi, bozulanları tamir etmeyi, örgü örmeyi hatta birazcık hekimliği bile öğrettiler. Hayatı öğrendik ve öğretmen olup hayatı öğrettik çocuklara.
-Yani elinizden çok iş geliyor…
-Köy Enstitülerinde bilemeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi, soru sormayı, aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya.

ZEYTİNİN HİKMETİ

Sohbet sürerken masaya çaylar geliyor yanında kahvaltılıklarla… Başköşede zeytin… Kendileri yetiştiriyorlarmış. Soruyor doktora Hüseyin AMCA; “Zeytinin hikmetini bilir misin?” Meyveleri karnımızı doyurmuş, yağını çıkarmışız, kandillerde yakıp aydınlanmışız, odunu ile ısınmışız… Giderek ona benzemişiz. “Nasıl yani?” diyorsunuz değil mi? Dr. Mehmet Bey gibi sizde… İnsan da doğanın meyvesi değil mi?

Zeytinden birini alıp, ışığa tutuyor Hüseyin Amca; “Doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve insan. Çoğunu sıkıp yağını çıkartarak posasını da sabun yapıyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyoruz. Selede tuza yatırıp, acı suyunu atmasını, buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Ya da salamura yapıp olduğundan daha şişkin, gösterişli hale getiriyoruz. İnsanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup, hayata hazırlandığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup atıyoruz.

ÖĞRENDİKLERİMİN ZEKÂTINI VERMEK

-Sizin Köy Enstitüsünde yaptığımız eğitim böyle değil miydi?
-Hurma zeytini bilir misin?
-Hiç duymadım.
-Eğe’nin bazı yerlerinde olur: Ağaç aynı ağaçtır ama her yıl kasım sonu gibi denizden karaya esen rüzgarla, zeytin ağaçlarına mantar bulaşır. Bu mantar zeytinin terini giderir, acısı dalında alır… Toplandığında yemeğe hazırdır anlayacağın. Eee Köy Enstitüleri de böyleydi. Dalında oluşan zeytin gibi insanları oldukları yerde yetiştirmeye, onların bilgilerini de diğer insanlara bulaştırmaya amaçlamıştı. Doğup büyüdüğü ortamda olgunlaştırıyorlardı insanları.

İşte bu yüzden öğrendiklerimin zekâtını vermek, zeytinin terini hatırlatmak için buradayım. Unutulsun istemedim.

İdil ÇELİKER’in bir makalesinden aktardığım, Dr. Mehmet UHRİ’nin emekli öğretmen Hüseyin KOCAKÜLAH ve Köy Enstitüleri’ne emek verenlerin anısına ithaf ettiği bu anı, Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra, ezbere dayalı ve tek tip sunulan eğitim sistemini bir kez daha sorgulamak hepimizin görevi… Salt okul bilgileriyle, hayata dair pek çok şeyi beceremiyor, kalıpların dışına çıkamıyoruz. Çocuklarımızın çok önemli bölümü, tek tipleşti kafalarını kaldırıp, evlerinin bahçesindeki ağacı görecek halleri yok… Eğitimin, insanları bilinçlendirip, uyandırmak içindir, bitap düşürüp, uyutmak değil…

Zeytin ağacı kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, arınmanın, yeniden doğuşun, insanlık için, erdem ve değerlerin simgesi. Meyvesi sofrada, sabunu tenimizde, yağı yemeğimizde.


Kaynak


**

Tüm öğretmenlerimizin ellerinden saygı ile öpüyor,şu anda aramızda olmayan öğretmenlerimize tekrar rahmet diliyorum.
Kel ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
enstitüleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.