Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada


Cevapla
 
Seçenekler
Eski 31.08.21, 10:56   #1
Ben kimim
Tam Üye

Ben kimim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2020
Konular: 166
Mesajlar: 477
Ettiği Teşekkür: 614
Aldığı Teşekkür: 1072
Rep Derecesi : Ben kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerdeBen kimim Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Diyanet'in haramla imtihanı


Murtaza Demir: Diyanet'in haramla imtihanı

22 Aralık Cumartesi 2012 12:59

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, kapıcısından başkanına kadar bütün kadroları Sünni olan Sünni Diyaneti eleştirenlere celallenerek; “bizim bütçemizin yüzde 95’i maaşlara gidiyor” demiş ve devam etmiş; “Başkanlığımızı, milletimizin sırtında bir yük gibi göstermek hiç kimsenin haddi de değildir, hakkı da yoktur. Ülkemizin tarihine baktığımızda, hem din hizmeti, hem de yaygın din eğitimi amacıyla kurulan vakıflarımızın mal varlığını düşündüğümüzde aslında DİB devlete hiçbir şekilde borçlu değildir… bu nevi haber ve gazete manşetleri camiamızı üzmektedir.”

“Camiamızı üzmektedir.”

Teşekkürler Sn. Görmez, DİB’nın kamuya değil, bir camiaya hizmeti ettiğini, dolaysıyla meşruiyet dışılığını kızgınlıkla da olsa itiraf ettiniz. Kurumunuz, neresinden tutsak elimizde kalıyordu, bu itiraf da tuz-biber oldu. DİB, yasal bir kurum elbette ama uygulaması-kurumlaşması, kadrolaşması ve din-inanç algısı itibariyle, vicdani ve meşru değil. Bu olgu, hemen herkesin zımni olarak kabul ettiği ancak itirafa yanaşmadığı bir gerçek... Zira din, doğası gereği, gayrı vicdanilik, kul hakkı ve haram üzerine bina edilemez.

Sn. Başkan, kurumsal olarak yaptığınız şu; dini, din olmaktan çıkarıp, elbirliğiyle siyasetin bir aracı haline getirdiniz; camiler ibadethane niteliğinden çok birer siyaset merkezi olarak öne çıkıyor. İmamlar, bir partinin ilçe başkanı gibi boğazınıza kadar siyasetin batağında… Bu durumdan utanç duymanız, bir din adamı olarak “yahu kamunun bütçesi, dinin finansı adına kullanılmaz; kutsal dinimiz bu duruma düşürülmez, ayıptır, günahtır” demeniz gerekirken, “bu para az” diyerek “üzüldüğünüzü” okuyunca, yemin derim yüzüm kızardı!

Paranın az olmasına değil, konumunuza, durumunuza, manevi dünyamızı nasıl bu duruma getirdiğinize üzülün! “Az” dediğiniz bütçe; 4.6 milyar lirası başkanlığınıza tahsis edilmek üzere; imam okulları, ilahiyatlar, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, il özel idarelerinin, belediyelerin, Vakıflar Genel Müdürlüğünün harcamaları, cami onarımları derken bu rakam toplamda 10 milyar liraya ulaşmaktadır. Ve bu rakamın tamamı “camianıza” verilmektedir.

10 milyar lira Sn. Başkan… Türkiye bütçesinden, sizin deyiminizle “camiaya” verilen para 10 milyar lira! 12 bakanlığın bütçesinden daha büyük… İşte çarpıcı gerçek ve bunca kul hakkı üzerine inşa edilen bir “inanç!” Gerçek inanan Sünni kardeşlerimi tenzih ederek ve özenle ayırarak, bunun bir “sus payı” olduğunu söylemek zorundayım. Bunun inançla, maneviyatla bir ilgisini, mantığını bulamadım. Yüce Allah ve ahlak bağırıyor Sn. Başkan, böyle bişey yok!

Yazık!

Vergisini, parasını-pulunu kullanıp, varlığını inkâr ettiğiniz, düşmanlık güttüğünüz, akıl dışı fetvalar düzenlediğiniz, üzerinize vazifeymiş gibi “cemevi ibadethane değildir” dediğiniz, iftira ve buğuz ettiğiniz inancın size, devlete, millete bir kuruşluk maliyeti var mı? Nedir derdiniz; neden size benzememizi zorluyor, dayatıyorsunuz? Aleviler de bu anlayışa evrilir, inançlarını para, çıkar, siyasete endekslerse, nicolur bu ülkenin hali; nereye gider!

DİB’nın bütçesi, imam maaşlarına gidiyormuş! Vah, vah, vah! Tüyü bitmedik yetimin hakkını gasp edip, dağıttınız kadrolarınız ne iş yapıyor; bunlara niçin maaş veriyorsunuz? Namaz kıldırıyor, ezan okuyor, cenaze kaldırıyorlar değil mi?

Sn. Başkan, lütfen söyler misiniz?

1- İnancınızın giderini, neden bize-millete fatura ediyorsunuz? Kendiniz karşılasanız ya.

2- Her mahalleye, köye, sokağa, caddeye, mezraya hatta meraya cami yapılıp, kadrolu imam ve vaiz atanmasından önce, yani devletin inanca müdahil-yönlendirici hale gelmesinden önce bu “hizmetler” nasıl yapılıyordu?

3- “Bu para az” diyerek üzülmek yerine; bir din adamı olarak alakalı-alakasız herkesten, helal eden etmeyen, hatta genelevden dahi alınan verginin, böylesine ulvi ve kişiye özel bir alan için sarf edilmesine itiraz etmeniz, aydınlatmanız gerekmez mi?

4- İslam Dininin, “Diyanetin dini” durumuna getirilmesinden önceki olumlu-birleştirici rolünü siz de özlüyor musunuz?

Ben özlüyorum:

Bakın neden? 1950 öncesi ve sonrası dönemde, köylerde imam da, dede de herkes gibi günlük işleriyle meşgul olur, ibadet zamanı da ibadete öncülük-rehberlik ederlerdi. Kentte de durum bundan farklı değildi. Örneğin bir esnaf hem esnaflığını yapar, hem de bir koşu gider ezanını okur, arkasından namazını kıldırır, tekrar işine dönerdi. Keza dede, akşam ceme-ibadete rehberlik eder, günlük yaşamına devam ederdi. Dolaysıyla, Hak için ibadete bir bedel-ücret düşünmek, günahla eşdeğer sayılırdı. Uzatmayayım ibadet; ticaret, siyaset, terfi ve tribünler için değil, inancın gereği için yapılır, mescit, cami, kilise, havra ve cemevinin tüm gereksinimleri, mekânda ibadet eden cemaat tarafından yerine getirilirdi. Ve herkes, bütün farklı kesimler birbiriyle dosttu.

Bu gelenek salt camiyi siyasetin işgal etmesini önlemekle kalmaz, o ibadethaneye gerçek bir ibadethane niteliği yükler, inananların iç huzuruyla ibadet etmelerini de beraberinde getirirdi. İbadethaneye dedikodu ve fitne giremez, diğer mekânlarda ibadet eden-etmeyen kesimlere iftira edilmez, nefret aşılanmaz, siyasetin oyuncağı olunmazdı.

Sn. Başkan, gerçek dünyanızı bilemem, ama kabul edin, siz yaptığınız görev itibariyle inancı, huzuru, kardeşliği değil, inançlar arasındaki çelişkinin nefrete dönüşmesine hizmet ediyorsunuz! Çünkü vicdani-dini değil siyasi davranıyorsunuz. Yukarda da ifade etmeye çalıştığım gibi size ne Alevinin cemevinden, ibadethane olup-olmamasından; siz Alevi misiniz ki, cemevine dair fetva veriyorsunuz?

“Cemevi ibadethane midir” zırvalarına; “ben karışmam kardeşim; insanlar nasıl inanıyorlarsa, nasıl huzur buluyorlarsa, hangi mekânda ibadeti makbul görüyorlarsa doğru olan odur; herkesin günahı da, sevabı da kendine” diyemiyor musunuz? Gayet açık olan, bu doğruları söylediğiniz an, makamınızdan olursunuz değil mi? Yani siz doğrunun-hakkın değil, menfaatinizin yanındasınız…

Sn. Başkan;

Sivrialan, İğdeli, Karaözü, Yusufoğlan gibi yüzlerce Alevi köyüne imam atadınız… Ve bu köylerde bir tane dahi namaz kılan cemaat olmadığını biliyorsunuz. İmam geliyor, gelmiyor, ezan okuyor okumuyor… hiiiç kimsenin umurunda değil… Hatta “okumasa daha iyi” deniliyor… Nedir derdiniz; Alevi köylerine neden cami yapıyor, imam atıyor, nifak sokuyor, tahrik ediyorsunuz? Yeni bir fetih harekâtı mı?

Birbirinden nefret eden, mezheplerini sorgulayan, mezhebine-meşrebine göre davranan bir toplum haline geldik; bu duruma gelmemizde büyük paylardan biri de DİB’dır. Dolaysıyla kurumun yönelimini tespit eden sizlerin… Sadece demokrasiye, laikliğe, insan hak ve özgürlüklerine değil, ayırımcı, ötekileştirici ve nefret saçan siyasetinizle birliğimize de kıydınız. Bu gidişle pek yakında din ve mezhep adına birbirini boğazlayan diğer İslam ülkelerinden farkımız kalmayacak; bizi hızla o noktaya taşıyorsunuz.

Din, her geçen gün siyasetin güdümüne-himmetine daha muhtaç duruma geliyor. Böylece halk dini olmaktan çıkıp, bir tür devlet ve Diyanet dini haline geliyor; siyasallaşıyor, paragöz oluyor, doymuyor… Din adına sorumlu olduğunu iddia eden kurum ve kişiler kirlenince, manevi alan da kirleniyor, toplum; düne göre daha hırçın, mutsuz, kavgacı, hırsız, arsız, şiddet yanlısı oluyor! Bunu da araştırmalar söylüyor.

Önerim şu;

İnancı rahat bırakın; Tanrıyla kul arasından çıkın! Caminin, mescidin, inanç mekânlarının kadro, temizlik, bakım ve giderini, eskiden olduğu gibi köye-mahalle halkına bırakın. Diyanet Kurumu olarak harakiri yapın. Bu milleti kul hakkıyla ibadet edilen, siyaset merkezleri haline getirdiğiniz mekânlarda ibadet etmekten kurtarın. Misyonerlikten vazgeçin. Günahlı-ayıplı bir kurum olduğunuzu ilan edin ve kendinizi lağvedin!

Murtaza Demir

Odatv.com


https://odatv4.com/analiz/diyanetin-...12121200-29154
__________________


Ben kimim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ben kimim'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
diyanetin, haramla, imtihanı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 06:46.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright ©2000 - 2021 www.forumgercek.com
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.