Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Bir Yudum İnsan > Sosyal Bilimler

Sosyal Bilimler Sosyoloji, felsefe, hukuk


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 29.05.14, 12:54   #1
Özlemin Azı Çoğu Olmaz !

Kuzey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2013
Yaş: 26
Konular: 74
Mesajlar: 475
Ettiği Teşekkür: 158
Aldığı Teşekkür: 1346
Rep Derecesi : Kuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmedeKuzey muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Olu Gibi
Standart 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethinin 561. Yılı Kutlu Olsun

İstanbul'un Fethinin Adım Adım Hikâyesi

İstanbul, iki derya arasına kurulmuş, her sengi Acem mülküne değer efsane bir şehir. 324 yılında Büyük Konstantin tarafından kurulduğunda Roma İmparatorluğu'nun başkentiydi. 1453 yılına gelindiğinde ise Bizans'ın elinde kalan son topraklar buradan ibaretti.


11 asır boyunca pek çok sefer düzenlendi İstanbul üstüne. Ama kimse onun araları kırmızı tuğlalı taş duvarlarını aşamadı. Sonunda ‘feth-i mübîn', 21 yaşında bir Osmanoğluna nasip oldu. “Ya ben Bizans’ı alırım ya Bizans beni.” diyen Fatih Sultan Mehmed, kendi icadı toplarla sadece İstanbul surlarında değil, idarecileri o tarihe kadar yıkılamaz sanılan yüksek duvarlı şatoların arkasına gizlenmiş Ortaçağ’ın; karanlık bedeninde de gedikler açıyordu. İstanbul, çeşitli milletler tarafından birçok defalar kuşatılmıştı.

Hazreti Peygamber'in (sas) "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdâr ne güzel hükümdâr ve onun askerleri ne güzel askerlerdir." müjdesinden etkilenen Müslümanlar da Hz. Osman (ra) devrinden itibaren şehri çeşitli kereler muhasara ettiler. Fakat bu müjde 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmed'e nasip oldu. Efsane haline gelen surların aşılması için o döneme kadar görülmemiş teknikler ve silahlar kullanılmıştı. Bu, yeni bir çağın başlangıcı demekti.


TÜRK VE BİZANS GÜÇ DENGESİ
Bizans ordusunda 5 bini paralı olmak üzere 9 bin asker vardı. Buna karşılık Osmanlı ordusu için değişik kaynaklarda 100 bin ile 500 bin arasında farklı rakamlar veriliyor. Bizans ordusunda küçük çaplı topların yanı sıra mancınık, ok, tüfek, mızrak, sapan, arpalet ve espiyale denen zırh delici silahlar ve suda bile sönmeyen Grek ateşi mevcuttu. Türklerde ise dönemin en modern silahları kullanılıyordu. Çeşitli büyüklüklerde 300 adet top ve Fatih’in icadı olan havan topları ve hareketli kuleler vardı.
İSTANBUL SURLARI
İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Karada 6.492 m., Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur, arkasında 7 m. genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. En arkada ise 12-13 m. yükseklikte asıl surlar bulunurdu. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi.

1- RUMELİ HİSARI

İnşasına 1452’de başlanan hisar dört ay içerisinde tamamlandı. Boğazın en dar yerinde ve Anadolu Hisarı’nın karşısındadır. 30 metre yüksekliğinde 3 kulesi vardır.


2- DONANMA Fatih'in Gelibolu'da 400 gemi hazırlattığı ve içlerine kürekçilerle 20 bin kadar asker koyduğu kaydedilir.

3- BÜYÜK TOPLAR

Yapımı 3 ay süren Şahi adlı topun çevresi 2,5 metre, güllelerin ağırlığı 600 kilo idi. Elli çift öküzle çekilir, dengesinin sağlanması için iki tarafında 200 kişi bulunurdu. Gülleleri 1200 metreye kadar fırlatabiliyordu.


FATİH ve FETİH KRONOLOJİSİ

  • 30 Mart 1432- II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) doğdu.
  • 1434- Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii yaptırıldı.
  • 1444- II. Murat tahttan çekildi, II. Mehmed tahta çıktı ve Varna zaferi kazanıldı.
  • 1445- II. Mehmed tahttan çekildi ve II. Murad ikinci defa tahta çıktı.
  • 1447- Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii yaptırıldı.
  • 1448- II. Kosova Zaferi kazanıldı.1451 II. Murad öldü ve II. Mehmed ikinci defa tahta geçti.
  • 18 Şubat 1451- Babası Sultan İkinci Murad Han'ın ölümü üzerine Fatih Sultan Mehmet Han, ikinci defa Osmanlı tahtına oturdu.
  • 5 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet'in donanması İstanbul sularına girdi.
  • 17 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet, İstanbul adalarını fethetti.
  • 29 Mayıs 1453- İstanbul, Osmanlılar tarafından fethedildi. Sultan İkinci Mehmet, 'Fatih' unvanını aldı.
  • 1459- Ayasofya, camiye çevrildi.
  • 1460- Mora ele geçirildi.
  • 1461- Trabzon Rum İmparatorluğu sona erdi.
  • 1461- Candaroğulları Osmanlı'ya katıldı.
  • 1463- Osmanlı-Venedik Savaşı başladı.
  • 1466- II. Mehmed, Arnavut seferine çıktı.
  • 1468- Karamanoğulları, Osmanlı Devleti'ne katıldı.
  • 1468- II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı tesis edildi.
  • 1470- İstanbul'da Fatih Külliyesi inşaa edildi.
  • 1470- Eğriboz alındı.
  • 1471- Fatih Külliyesi açıldı.
  • 1472- Topkapı Sarayı inşa edildi.
  • 1473- Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi sonucu Otlukbeli Savaşı kazanıldı.
  • 1475- Kırım Osmanlı tabiiyetine girdi.
  • 1476- Boğdan Seferi zaferle sonuçlandı.
  • 1478- Fatih tarafından ilk altın para bastırıldı.
  • 1479- Osmanlı-Venedik barışıyla beraber Fatih, Venedikliler'e Trabzon ve Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname verdi.
  • 1480- Otranto'ya çıkıldı ve başarısız Rodos kuşatması gerçekleşti.
  • 1480- Kadıaskerlik Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrıldı.
  • 1481- II. Mehmed vefat etti ve II. Bayezid tahta çıktı.





Fetih ve Fâtih

İstanbul’un fethinin 549. yıldönümünü idrak etmiş bulunmaktayız. Tarihte, güçlü devletler kurmuş, büyük zaferler kazanmış, değerli devlet ve ilim adamları yetiştirmiş bir millet oluşumuzu hatırlamamız, geleceğe doğru emin adımlar atmamız için ilham ve güven kaynağı olacaktır. Tarihimiz, ruhumuzun temelleri için sağlam bir zemindir. İstanbul’un yanında Fâtih’in bize bıraktığı miras, onun örnek hayatıdır. İman, azim, kararlılık, büyük hedefler tayin etme, başarıya kilitlenme, ilme tutkunluk, hoşgörü, hakka ve hukûka bağlılık, adâlet...
Bunlardan bazılarıdır. Fethi kutladığımız şu günlerde, asıl idrak etmemiz gereken, bu manevî mîrası yaşatma şuurunu kazanmamızdır.
Edirne Sarayı’nda bir seher vakti Sultan II. Murad’a bir oğlunun dünyaya geldiği müjdesi verilir. Padişah, o sırada Muhammed Sûresi’ni okumaktadır. Okuduğu sûrenin adına bakarak oğluna bir isim buluvermiştir. Ancak, Muhammed ismine karşı bir edep inceliğini gösteren Osmanlı geleneğine göre, yeni doğan bu şehzâdeye Mehmed ismini verirler.




Fâtih’in annesi Hümâ Hâtun, fetih türküleri ile şehzâdesini büyütürken, babası da erken yaşlardan itibaren oğlunun yetişmesi için devrin en tanınmış hocalarını seferber ettirmiştir. İslam tarihinde, XII. yüzyılın ortalarına kadar, dînî ilimlerin fen ilimleri ile bir bütün halinde okutulması geleneği çerçevesinde yirmi yaşına kadar çeşitli ilim sahalarında alimlerle tartışacak kadar bilgi sahibi olan Fâtih, devrinde popüler olan sekiz yabancı dili okuyup–konuşacak düzeyde öğrenmiştir. Ona ders veren hocalar arasında Hıristiyan ilim adamları da bulunmaktaydı.

Osmanlı tahtına çıkar çıkmaz, babası II. Murad’ın vasiyeti gereği İstanbul’un fethine girişen Fâtih, ilk iş olarak, dedesi Yıldırım Beyazit’in İstanbul Boğazı’nda inşa ettirdiği Anadolu Hisarı karşısında, dört ay gibi kısa bir zamanda Boğazkesen Hisarı’nı yaptırır. Fâtih’in de inşaat süresince bir amele gibi taş taşıdığı bu hisarın yüksek duvarlarına yukarıdan bakıldığında Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ismi görülecektir. Bu da Fâtih’in mefkûresini, hayat felsefesini ve aksiyon gücünün kaynağını göstermektedir.







Fâtih’in insanlığa sunacağı hizmetler vardır. Onun “şâhî” ve havan topları, Bizans surlarını yıktığı gibi, Avrupa’da şatolara sığınarak halkın emeği ve teri üzerinde saltanat süren feodallerin duvarlarını da yıkmıştı. Böylece Fâtih, yeni bir “çağ” açmıştı. Latin işgalinden beri bir türlü huzur ve rahatı bulamayan Rumlar onun sayesinde rahat bir hayata kavuşmuşlardı. Bir ilim ve marifet merkezi haline gelen İstanbul, İslam kültür ve medeniyetinin de beşiği haline gelmişti. İstanbul’un fethinden sonra Fâtih, insanlık için yapacağı vazifesinin sona erdiğine inanmıştı. İstanbul’un manevî fâtihi ve ruhunun gıdasını temin ettiği hocasının önüne oturan Fâtih, “Dünya nimetlerinden gına getirdim.

Emelim şudur ki, tac ve tahtımı terk idem. Senin yanında Hakk’a hizmet yolunda ibadetle ömrümü geçirem.” sözleri ile dervişlik yoluna girmek istediğini belirtince; talebesine halkının başında görevine devam etmesini tavsiye eden Akşemseddin, “icrâ–yı adâlet” yolunda hizmetin dervişlikten daha hayırlı olduğunu söylemiştir.


İstanbul’un “fethi”, Napolyon, Timur ve benzerlerinin yaptığı gibi işgâl ile başkalarının toprağını ele geçirme hareketi değildir. Fâtih’in İstanbul’u fethine teşebbüs ettiği sırada imparator, Avrupa’dan yardım alabilmek için Papa tarafından şart koşulan Katolik kilisesiyle birleşmeyi kabul etmişti.

Bu maksatla Papa tarafından gönderilen bir kardinal başkanlığında Ayasofya’da ayin yapılırken İstanbul’un Ortodoks halkı, bunu nefretle karşılamıştı. Halk, 1204 İstanbul istilası sırasında Latinlerin kendilerine nasıl davrandıklarını unutmamıştı. Diğer taraftan da, Rumlar, Osmanlı’nın kendilerine hoşgörü ve adâletle davranacaklarını biliyordu. Onlar, Osmanlı himayesine giren bütün Hıristiyanların mal ve can emniyeti ile inançlarında serbest oluşlarını bildikleri için onlara karşı hayranlık duymaktaydılar. Bu bakımdan, Osmanlı’nın kendilerini bir an önce himaye altına almalarını beklemekte olan halkın arasında “Kardinal şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim.” sözü dolaşmaktaydı.

Tabiî ve stratejik önemi bakımından İstanbul, tarih boyunca; MÖ 240’ta Makedonyalılardan başlamak üzere; Persler, Emevîler, Abbasîler, Latinler, Cenevizliler, nihayet Osmanlılar tarafından ele geçirilmeye çalışılmış, 28 defa kuşatılmıştır. Fâtih döneminde yapılan 29. kuşatma fetihle sonuçlanmıştır.

Fâtih’in, surları yıkma tesirini gösterecek “şâhî” toplarını döktürmesi, aşırtmalı atış yapan havan toplarını icat etmesi ve bunların balistik hesaplarının bizzat kendi tarafından yapılması; onun hedefini gerçekleştirmek için bütün engelleri yıkmadaki azmini göstermektedir. Osmanlı gemilerinin geçişini engellemek için Rumlar tarafından Haliç girişinin zincirler ile kapatılması üzerine gemilerin dağlardan, tepelerden aşırılması da aynı azim ve irâdeyi göstermektedir. Bu iman ve irâde sahibi insan Fâtih, “Ya ben Bizans’ı alırım; ya Bizans beni!” sözleri ile bu azmini ifade etmekteydi.

Adâletin tesis edilmesi; tevhid, nübüvvet, haşir inancının yerleştirilmesinden sonra gelen Kur’ân’ın dört temel prensibinden biridir. Ahirette, özel lütuflara mazhar olacak yedi sınıftan biri de “Adâletli hükümdar”dır. Bu değerler ile yetişen Fâtih, ülkesinde, adâleti tesis etmek için mahkemelerin doğru dürüst çalışmasını temin etmiştir.

Nitekim, fetihten sonra can ve mal emniyetine sahip oldukları gibi, dînî özgürlükleri de koruma altına alınan Patrikhâne, Fâtih’e müracaat ederek; Rumların adlî dâvâlarına kendi mahkemelerinde bakılması için izin istediklerinde, Padişah, isteklerinin kabul edebileceğini, ancak önce, Osmanlı mahkemelerini gezmelerini tavsiye etmişti. Üsküdar, Kütahya ve Konya mahkemelerini gezip inceleyen papazlar, Fâtih’e gelerek, “İsteğimizden vazgeçtik, biz sizin mahkemelerinizde muhakeme edilmek istiyoruz.” demişlerdi.

İstanbul’un fethi için gerekli hazırlıkları tamamlayan Fâtih, kan dökülmesini önlemek için, 12 Nisan günü imparatora bir elçi gönderir. Teslim olmaları halinde halkın mal ve canlarının emniyette olacağını, isteyenlerin bütün eşyaları ile istediği yere gitmelerinde serbest olduklarını, aksi halde harp hukûkunun gereklerinin yapılacağını bildirir. ‘Hayır’ denilince, 12 Nisan’da başlayan kuşatmayla 29 Mayıs Salı sabahı Fâtih’in orduları İstanbul’a girerler. Fâtih askerlerine, kendilerine karşı çıkanlar hariç hiç kimsenin öldürülmemesi ve şehrin yağmalanmaması emrini verir.

Halkın can ve mal emniyetini sağlayan Fâtih, daha önceden Roma’dan gelen teklifi kabul etmeyerek Latin kilisesiyle birleşmeyi kabul etmeyen Gennadius’u “Cihan Patrikliği” makamına getirerek Ortodoksları Osmanlı himayesine aldığını ilan eder.

__________________
Kuzey isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Kuzey'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.05.14, 13:15   #2
...Az İnsan Çok Huzur...

Lion - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2012
Konular: 670
Mesajlar: 5,513
Ettiği Teşekkür: 11700
Aldığı Teşekkür: 23054
Rep Derecesi : Lion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyorLion karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: 29 Mayıs1453 İstanbul’un Fethinin 561. Yılı Kutlu Olsun

ALLAH Rahmet eylesin (Cennet Mekan) Fatih Sultan Mehmed Hanlara
Ve Ulubatlı Hasanlara...

Alıntı:
O, Hazreti Peygamber için alınan bir şehr-i Stanbul’dur.
Ve seslenir: "Ya ben İstanbul’u alırım Ya İstanbul beni" diyen o sebeb-i hayatına.
"...Benim Kudretimin ulaştığı yerlere, sizin hayalleriniz bile ulaşamaz."
...Fatih Sultan Mehmed Han...
Lion isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Lion'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.05.14, 18:25   #3
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 808
Mesajlar: 6,577
Ettiği Teşekkür: 29944
Aldığı Teşekkür: 35283
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Melek Gibi
Standart Cevap: 29 Mayıs1453 İstanbul’un Fethinin 561. Yılı Kutlu Olsun

Fatih Sultan Mehmed Han başta olmak üzere, İstanbul'un fethine katılan bütün şanlı askerlerimizin ruhu şad olsun, mekanları cennet olsun.
Sevda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.05.14, 18:49   #4
Müdavim

Insanlikarayan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Konular: 490
Mesajlar: 13,298
Ettiği Teşekkür: 141160
Aldığı Teşekkür: 47738
Rep Derecesi : Insanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardırInsanlikarayan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: 29 Mayıs1453 İstanbul’un Fethinin 561. Yılı Kutlu Olsun

Istanbulda, 2012´ye kadar kutlanan Bayramlarimiza, 19 Mayistan sonra 29 Mayis icin ayar getirmeye calisan AKP, bu kadar yolsuzluktan sonra, yeniden Milli Bayramlarimizi kesfetmis, Vali Mutlu bile, 29 Mayis´i anmaya baslayip, yandas toplama derdine düsmüs.

Halbuki 2012 senesinde kendisi 19 mayistan sonra olan 29 mayis degisiklerini destekleyip, Tarihimizi degistirmeye kalkip, unutturmaya calismisti!.

Alıntı:
Alıntı:
İleri Demokrasi..?!? - Gezi Parkı'ndaki banklara oturan sivil polisler, "valilik emri" diyerek gençleri sokmuyor.
pic.twitter.com/YfjE0KykER


Bunun icin yeniden bu Hashasilerden alinmasi gereken Vatan Topraklari!.
__________________

-Gurbet Ellerde Aldatılamadı-





Türkiyede
yasamasa bile!.
Ne Mutlu Türk'üm Diyebilene!.
Insanlikarayan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Insanlikarayan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 29.05.15, 23:20   #5
Müdavim

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 431
Mesajlar: 3,713
Ettiği Teşekkür: 18776
Aldığı Teşekkür: 20507
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethinin 561. Yılı Kutlu Olsun

İstanbul'un Fethinin 562. Yıl Dönümü

Bugün İstanbulun Fethi

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!.

İstanbul'un Fethi ya da Avrupa kaynaklarında geçen ismiyle Konstantinopolis'in Düşüşü, 29 Mayıs 1453 tarihinde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in, Fatih Sultan Mehmet önderliğindeki Osmanlı ordusu tarafından alınmasıdır. Daha sonra şehir Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmıştır. İstanbul'un fethi ile 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiş, Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ süreci başlamıştır. İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453'te (Jülyen takvimine göre, Gregoryen takvimi göre 7 Haziran 1453), şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Fatih Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethetmesidir. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Fatih Sultan II. Mehmed, Fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır.

Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.

Sultan II. Mehmed, İstanbul'un fethine karar verdiğinde o zamanki başkent Edirne İstanbul'un aşılamaz olarak bilinen surlarını yerle bir edebilmek için o güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları döktürmüştü. II. Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu topların yanısıra, Bizans'a denizden gelebilecek yardımları engellemek için Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı (Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.


Konstantinopolis'in Müslümanlar için önemi nedir?

Konstantinopolis, Müslümanlar tarafından ilk olarak Muhammed'i Hicret döneminde evinde misafir eden sahabe Ebu Eyyûb el-Ensarî tarafından 668 - 669 yıllarında kuşatılmıştır. Daha sonra birçok farklı kuşatmaya sahne olan İstanbul, 1204 yılında Haçlılar tarafından kuşatılmış ve 1261 yılına dek Latin İmparatorluğu himayesinde kalmıştır.

Kentin 15. yüzyılda Osmanlı topraklarının ortasında kalması, iki kıtayı birleştirmesi ve oldukça gelişmiş bir şehir olması bölgenin Osmanlı'nın eline geçmesi ve başkent olması ihtiyacını getiriyordu. Konstantinopolis, Osmanlılar tarafından ilk olarak Yıldırım Bayezid döneminde kuşatılmıştır. 1390 yılında yapılan kuşatma başarısız olmuş, Ankara Muharebesi'ne dek şehir aralıklarla abluka altında tutulmuştur. II. Mehmed'in tahta geçtiği dönemde, Anadolu'da Ankara Savaşı ile dağılan siyasi birlik toparlanmış, Rumeli'de fetih çalışmaları yeniden başlamıştı. II. Mehmed'in amacı Osmanlı Devleti'ni dünya çapında güçlü bir konuma getirmek, gücüne güç katmaktı. Bu siyasi yol ile önündeki ilk engel Doğu Roma İmparatorluğu ve İstanbul'un Türklerin elinde olmayısıydı. Ayrıca İstanbul, bölgenin en büyük ticaret ve kültür merkezi konumundaydı. Ortodoks Kilisesi'nin merkezinin de İstanbul'da olması, İstanbul'un politik ve dini önemini arttırmaktaydı. II. Mehmed'in hedefi Konstantiniyye'yi fethederek büyük bir İslam şehri yapmaktı.



Peygamberimizin en güzel hadislerindendir ''İstanbul'un Fethi''

Hz. Muhammed (S.A.V.)'in: "İstanbul mutlak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden asker ne güzel askerdir." sözüyle takdirine de mazhar olmuştur.

Fatih Sultan Mehmed babasına karşı saygısından dolayı ilk tahta çıkışından feraget etmiş, daha sonra ikinci kez tahta çıkmıştır. 21 yaşında Bizans'ı fethetmeyi başarmış ulu bir liderdir.


Rumeli Hisarı'nın İnşaası ve fetih hazırlıkları

II. Mehmed, Konstantinopolis'i ele geçirmek için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Bu gerekçe ile büyük dedesi Yıldırım Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısında Rumeli Hisarı'nı yaptırdı. Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz'den gelecek yardımı önlemenin yanında, Osmanlı Donanması için bir üs konumu üstlenecekti.

İstanbul'u kuşatacak ordunun arkasını korumak amacı ile Avrupa'da bir çok stratejik noktaya birlikler gönderildi. Mora Yarımadası kuşatıldı. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacı ile Edirne'de, devrin önemli mühendisleri Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılar'a sığınan Macar Urban'a toplar döktürüldü.

Edirne ve Konstantinopolis arasındaki yol düzenlendi ve topların geçebileceği kaliteye yükseltildi. II. Mehmed'in tasarlamış olduğu aşırtma gülleleri, günümüz ismi ile havan topları yapıldı.

Hisarın inşaatına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da II. Mehmed bizzat kendisi üstlenmiştir.

Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Çandarlı Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadır. Hisarın inşaası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır. Hisarın yapımında kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans İmparatorluğu yapılarından temin edilmiştir. Hisarın yapımında yaklaşık 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır.
1452 yılında II. Mehmed, Bizans İmparatorluğu'na savaş ilan etti. 28 Haziran 1452'de Rumeli Hisarı'ndan 50.000 kişilik ordu ile hareket etti. İstanbul Surları karşısında çadırlar kuruldu. 31 Ağustos'a kadar ordu İstanbul'da kaldı. Ancak 31 Ağustos'ta Edirne'ye gidildi.

Edirne'de eski Bizans esiri olan Macar asıllı Urban ve diğer Osmanlı top dökümcüleri Şahi toplarını icat etti.



Ünlü tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall'a göre Urban, topu yapma konusunda şu sözleri söylemiştir:

Konstantiniyye ve hatta Babil surlarını hak ile yeksan edilecek top imal edebilirim. Ben sanatımdan eminim, fakat topun ne kadar mesafeye gideceğini evvelden tahmin edemem.

1452 yılının sonlarına doğru, II. Mehmed Dîvân-ı Hümâyûn'u topladı. Toplantıya Akşemseddin de katılmıştı. Toplantıda ilk sözü Vezir-î Azam Çandarlı Halil Paşa aldı. Eğer fetih gerçekleşirse, Haçlı seferi başlayacağını belirtti. Ancak Zağanos Paşa, Şahabeddin Paşa, Akşemseddin ve çoğu vezir Çandarlı Halil Paşa'nın görüşüne katılmadı. Sonuç olarak da İstanbul kuşatması gerçekleşti.


Edirne'den Konstantinopolis'e hareket

Bizans'ın Haliç'e gerdiği ve bugün Askerî Müze'de sergilenmekte olan zincirler. Bizans İmparatoru XI. Konstantin Palaiologos, Papa V. Nikola'ya iki büyük Hıristiyan mezhebini (Ortodoksluk ve Katolik) birleştirmek için başvurdu. Konstantinopolis'in nüfusu da hızla azalıyordu. 1450 yılında 70.000 ile 80.000 arasında olduğu tahmin edilen nüfus henüz kuşatmadan önce 36.000 oluyordu. Papa V. Nikola ise aslen Rum olan ve eskiden Rusya Başpiskopos'u olan Polonya Kardinali İzidor adındaki zatı gönderdi. İzidor, Ayasofya'da Katolik usulüne uygun bir ayin düzenledi. İstanbul halkının bir kısmı ise bu durumu kabullenemeyerek:

Konstantinopolis'te Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim! diyorlardı.

Papa V. Nikola'dan Bizans'a 3 kadırga ve 200 asker, savaş gereçleri ve gıda maddeleri geldi. 30 geminin de vaadi bildirildi. Sakız Adası'nda bulunan Cenevizliler'den 2 gemi ile 700 asker, Galata'daki Cenevizliler'den de 2 gemi ve 300 asker, İspanya ve adalardan da bazı kuvvetler gelmişti. Cenova'dan da Cenevizliler'in teklifi üzerine 500 asker ile 1 gemi gelmişti. Ücretli Türk askeri ise nadiren bulunuyordu. En önemlisi ise Ceneviz'deki Giustiniani ailesinden Giovanni Giustiniani 700 askeri ile yardım ediyordu.


Eğer, Osmanlılar yenilirse Limni Adası'na düka tayin edebilme hakkına sahip olacaktı. Toplamında ise 20.000 asker Bizans'ı koruyordu. Gıda durumu ise genellikle Mora Despotluğu ve Sakız Adası'ndan karşılanıyordu. Bizans, ayrıca İstanbul Surları'na ve Galata'dan Sarayburnu'na çekilen zincirlere çok güveniyorlardı.


II. Mehmed, Şubat 1453'de, dökülen iri topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti.

60 mandanın çektiği topun iki tarafında ikiyüzer asker yürüyor; kaymaması için çaba sarfediliyordu. Karaca Paşa komutasındaki 10.000 kişilik ordu İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayestefanos kalelerini kuşattı. Nisan ayına gelindiğinde II. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi. 5 Nisan 1453'de Osmanlı Ordusu, II. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti. Asker sayısı 150.000 ile 200.000 arasında değişiyordu.[11] Ayrıca, önemli hocalardan Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani de orduda bulunuyordu.

6 Nisan 1453'de 10.000 sipahi Maltepe civarını tuttu. II. Mehmed de Anadolu ve Haliç'i tutmuştu. Zağanos Paşa da Beyoğlu'nu fethetti, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün padişah, Veli Mahmud Paşa'yı elçi olarak imparatora gönderdi. Ama barış teklifi kabul edilmedi.


II. Mehmet hazırlıklarını tamamladıktan sonra Bizans kralına elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Red cevabı üzerine 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başlandı. Osmanlı Ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına aldı. Osmanlı Ordusu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yeniliyor, Türklerin şehre girişine izin vermiyordu.

Osmanlı Donanmasının da Bizans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden ötürü Osmanlı donanmasının Haliç'e girememesi savaşın seyrini Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeleri üzerine Fatih Sultan Mehmet 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç'e indirilen gemilerle savaşın seyri değişmeye başladı.

6 Nisan 1453'de barış şartları kabul edilmeyince kuşatma, Topkapı'dan (Sen Rumen) başladı. 12 Nisan'da sürekli bombardıman başladı. 17-18 Nisan'da ise Prens Adaları Baltaoğlu Süleyman Paşa tarafından fethedildi. 20 Nisan'da Bizans'a yardıma gelen 5 tane Rum ve Latin gemisi Osmanlı donanması'nı geçerek Haliç'e girdi. Bu olay, Baltaoğlu Süleyman Paşa'nın azline sebep oldu. Kaptan-ı Derya Hamza Bey oldu. (1456'ya kadar) Sultan Mehmet ve kumandanlar tarafından donanmanın nasıl Haliç'i aşabileceği görüşülmeye başlandı.


II. Mehmed, donanmanın karadan yürütülüp Haliç'e indirilebileceğini belirtti. Birçok vezir ve paşa bu duruma tepki gösterdi. Sultan görüşlere tepki göstererek:

''Biz Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han'ız. Allah'ın izni ve yardımı ile imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun! Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kızakları döşeyin. Cenevizliler'den yağ alıp kızakları yağlayın. Amma çok gizli tutun. Bizans bu durumu fark etmemeli '' dedi.

Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına uzanan bir yol yapıldı. Kızaklar döşenip, yağlandı. Gemilerin altına konacak arabalar hazırlandı. Çok sayıda manda ve öküz sağlandı. Cenevizli casuslar ise yoğun çalışmayı görüyor, ama kestiremiyorlardı. Bu sırada Molla Gürani, yanında talebeleriyle geldi. Molla Gürani, fethin Sultan Mehmet'e gerçekleşeceğini belirterek:

''Hünkarım, fetih size nasip olacaktır. Sakın vazgeçmeyin. Müritlerimle geldim. Kefenlerimiz boynumuzdadır. Ölene kadar fetih yolunda yürümeye andımız var.''dedi.

Bir gece içerisinde donanma Haliç'e indirildi. 22 Nisan'da donanma Haliç'ten ateşe başladı. Bizans Başkumandanı olan Giovanni Giustiniani ise, donanmanın Haliç'e indirilmesine inanamıyordu. Ayrıca, bu sırada İstanbul'a padişahın emri ile Zağanos Paşa tarafından köprü yapıldı.

II. Mehmed, Konstantinopolis'i almak istiyordu, fakat bu hiç de kolay olmayacaktı. Ancak II. Mehmed'in tutkusu büyüktü ve bu tutku dehası ve zekasıyla birleşince Şahi toplarını döktürdü. Bu topları Macar asıllı olan Urban Usta dökmüştür. Bu top kuşatma esnasında Bizans Surları'nda gedikler açmıştır. II. Mehmed'e Bizans İmparatoru tarafından elçiler gönderildi. İmparator teklifte bulunarak:

''Kuşatma kaldırılırsa padişahın istediği kadar vergi vermeye hazırım. Konstantinopolis surlarına kadar olan bütün topraklar da kendilerinin olsun. Ayrıca şehrin güvenliğinden sorumlu, padişah tarafından tayinine hazırım.''
dedi.


Ancak Sultan bu teklifi kabul etmeyerek;

Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora'nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz, dedi.


Meryem tasvirinin yere düşmesi

Konstantinopolis'i koruduğuna inanılan Meryem'in bir tasviri. 25 Mayıs günü, Meryem'in tasvirinin Konstantinopolis'te dolaştırılacağı bildirildi. 26 Mayıs Cumartesi günü de Meryem'in tasviri şehir boyu dolaştırılmaya başladı. Eğrikapı'ya girerken tasvir yüz üstü yere düştü. Hıristiyanlar korkuya kapıldı. O sırada ani bir fırtına koptu, sağanak yağmur başladı. Halk bu olayı kötüye yorarak:

Meryem Ana da Osmanlılar'dan yana! Artık şehrimizi korumuyor.

I. Mehmed, 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan gece Akşemseddin'e Konstantinopolis hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Ahmet Paşa'yı gönderdi. Akşemseddin ise şehrin yarın fethedileceğini söyledi. Konstantinopolis'te ise XI. Konstantin, Ayasofya'dan çıkınca, atına binip askeri mevkileri dolaştı. Halkı ve askerleri heyecandıracak konuşmalar yaptı. Osmanlı tarafının kesin hücuma kalkacağı Galata'daki Cenevizliler ile Osmanlı Rumları tarafından XI. Konstantin'e bildirilmişti. II. Mehmed ise 29 Mayıs günü şehrin fethedileceğini belirterek:

Ya ben Bizans'ı alırım, ya da Bizans beni! demişti.

29 Mayıs sabahı, namazını kıldıktan sonra atına binen II. Mehmed, maiyetiyle birlikte ön safa geldi. Verilen emirle toplar ateşlendi. Osmanlı Ordusu hücuma başladı. Lağımcılar kaleyi patlatmaya çalışırken, Bizans askeri de kaynar katranları surların üzerinden Osmanlı askerlerine döküyordu. Padişah ise Topkapı önlerinde demir topuz ile savaşıyordu. bu sırada Giovanni Giustiniani ağır yaralandı. Ardından da Galata'ya sığındı ve orada öldü.

Bizans ordusu iyice bozulmaya başladı. Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri ise 30 arkadaşı ile kaleye tırmanıyordu. Bizanslılar sekizini ok ve top atışlarıyla vurmuş ise de 22 kişi surlara tırmandı ama kısa sürede ok ve top atışlarında yaralandı. Ulubatlı Hasan ise sancağı kaleye dikti. Ancak ok darbeleri ve açılan ateşlerle orada vefat etti. Söylediği son söz ise:

Allah'ım bu sancağı buradan indirme!

Bir Yeniçeri müfrezesi Ulubatlı Hasan'ın naaşını II. Mehmed'in huzuruna getirir. Padişah, cenazeyi gözlerinden öperek:

Eğer Sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim!

Bu sırada imparator öldü. İmparatorun ölümü ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Aynı zamanda veliahtlardan Kantakuzen de ölmüştü. Şehzade Orhan ise intihar etmişti. Bu sırada II. Mehmed, Topkapı'dan şehre girdi. Böylece şehir fethedildi. II. Mehmed, Fatih ünvanını aldı. Bu sırada Giritli askerler bahçede halen çatışma içindeydi. Fatih bunları görünce, silahlarıyla beraber Girit'e dönmelerine izin vermiştir. Daha sonra Bizans Patriği'ni telkin ederek:

Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız, dedi ve sancağı burçlarda gördüğüne sevinerek: Aciz, fakir kulun Mehmed'e bu günleri gösterdiğin için sana şükürler olsun Rabbim! dedi.

Konstantinopolis halkının bir kısmı ise hala umutluydu. Çünkü Çemberlitaş Sütunu inançlarına göre Türklerin şehre girmesini önleyecekti. Ancak Çemberlitaş da geçildi ve Ayasofya'ya varıldı. Camii'ye çevrilmesi emri verildi.



Çandarlı Halil Paşa'nın idamı


Çandarlı ailesi öteden beri Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetler vermişti. Ancak, Çandarlı Halil Paşa'nın Bizans ile uzlaştığı söylentileri yayılıyordu. Ayrıca Çandarlı Halil Paşa'nın kuşatma sırasında "Kuşatmanın Kaldırılması" yolunda teklifleri de olmuştu. Fatih, o zaman için olayın üzerine yürümemişti. Bizans'ın son megadükü Lukas Notaras'a niye bu kadar direndiklerini sorduklarında da:

Çandarlı imparatorumuzdan gizlice dayanmasını istemişti, demesi üzerine soruşturma büyüdü.

Ve Çandarlı önce tutuklanıp, sonra da 10 Temmuz 1453'te idam edildi. Edirne'deki idamına kadar, Yedikule Zindanları'na kapatıldı. Çandarlı Halil Paşa, ilk günler bir başvezirin ağırlığına yakışır şekilde zindandaki hücresinde ağırlandı. Son ana kadar idam edileceğine inanmamakta direndi, çünkü kendisinden önce idam edilmiş başka bir vezir yoktu. Üstelik ailesi, kısa aralıklarla tam 154 yıldır iktidardaydı.


İstanbul'un fethinin Avrupa'da etkileri ve günümüz


Avrupa ve Balkan devletlerinin Osmanlı'yı Balkanlar'dan atma çabaları sonuçsuz kalmıştı. İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları, rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.

Dünyanın en büyük imparatorlndan olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok olmuştu. Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.

Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi keşifler ortaya çıktı.

Büyük ve kalın surların toplarla yıkılabileceğini gören Avrupa, bu yöntemi derebeylikler üzerinde denemiştir. Böylelikle küçük derebeylikler yıkılıp yerine büyük krallıklar kurulmuştur. İstanbul'dan ayrılan Bizanslı bilginler, Avrupa'da Reform hareketlerini başlatmışlardır.


Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile olmuştur.



Arif Nihat Asya'nın Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..



Time Türk / Sevil Sevinç Kayma

Kaynak: haberseyret.com




__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
fethinin, istanbul’un, kutlu, mayıs1453, olsun, yılı, İstanbul’un


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sevgi Günümüz Kutlu Olsun... Megan Geyiğin Hası 0 14.02.14 13:08


WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:04.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.