Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Bir Yudum İnsan > Sosyal Bilimler

Sosyal Bilimler Sosyoloji, felsefe, hukuk


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 12.02.09, 19:46   #1
oneyouu
Ziyaretçi
oneyouu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart 13. Yüzyıl Devlet Düşüncesinde Egemenlik ve S. Thomas

13. Yüzyıl Devlet Düşüncesinde Egemenlik ve S. Thomas


13. yüzyıl siyaset düşüncesinde devlet fikri, insanların ortak yararı ve kamu menfaati prensibinden hareketle bireyin iyiliğini ve mutluluğunu esas alan bir yapıda şekillenmiştir. 13. yüzyıla hakim olan devlet görüşü budur. Ve bu dönemin tüm filozofları bu konuda ittifak halindedir.

İnsanların iyiliğini esas alan bu devlet yaklaşımında iktidar kavramı genel olarak güç ve egemenlik gibi iki önemli kavram etrafında tartışılır. İnsanın sosyal bir varlık olması ve sosyal hayatın her düzeyde varlığına itaat edilen bir otoriteye ihtiyaç duyması egemenlik ve güç meselelerinin müzakeresini gerektirir. Egemenliğin kaynağı, egemenliğin kapsamı ve egemenliği elde etme yolları bu müzakerenin çerçevesini oluşturur.

Egemenlik konusunda 13.yy’da hakim olan düşünce, bütün gücün Tanrı’dan geldiği, her şeyin takdir-i ilahi çerçevesinde geliştiği ve eşyanın nizamına ve varlıkların doğasına ilişkin ebedi bir kanun tarafından idare edildiği yönündedir. Bu kapsamda rasyonel bir varlık olarak insanın amacı, Tanrı’nın buyurduğu evrensel kozmik kesinlikle işbirliği içinde onu idrak etmektir. Bu çerçevede mutluluğu elde etmek insanın yegâne görevidir.

13. yy siyaset düşüncesinde egemenlik gücü Tanrı’dan gelir. Bu anlamda metafiziğin talepleri Tanrı’yla birleşmiş olur. Bu bağlamda egemenliğin varlık nedeni kendi doğasına yerleştirilmiş olur. 13. yy.da egemenlik içerik olarak toplumun mutluluğu ve çıkarı olması anlamında bir fayda, bir görev, bir memuriyet olarak ele alınmıştır. Kamu menfaati (bonum commune) düşüncesi, kusursuz bir dayanışma fikrinin üzerine tesis edilmiş ve bu doğrultuda sürdürülmüş olmalıdır. Her iyilik ve erdemli fiil bireyler tarafından toplumun iyiliğine, menfaatine uygun olacak şekilde yerine getirilmelidir. Bu düşünceye özel bir değer atfedilir, zira bu fikir 13.yy.da sosyal düzenin karakteristik bir anlamını ifade eder. Şimdi 13.yy siyaset düşüncesini kapsamlı bir biçimde ortaya koyan ve devlet, egemenlik ve hukuk konularında çağının bir portresini vererek ideal yönetin anlayışını soruşturan Aquinumlu Thomas’ın düşüncelerini ortaya koyalım.

Aquinumlu Thomas Ortaçağ’da felsefi ve dini anlamda uyum ve sentezi temsil eden düşünürdür. Thomas Hıristiyanlık ve Aristoculuğun teolojik bir sentezini ortaya koyma başarısını göstererek her ikisi arasındaki sorunlu durumları gidermeye çalışmıştır. O, Aristo’yu deyim yerindeyse Hıristiyanlaştırmış ve Aristo’nun “ilk neden”i Thomas’ın sisteminde yerini Hıristiyanlığın Tanrısına bırakmıştır. Thomas bir şehir devletinde değil feodal bir toplumda yaşadığı için siyaset felsefesi açısından bakılacak olursa belli ölçütlerde Aristoteles’ten ayrılır.

Thomas Batı medeniyetinde kendinden öncekilerinin daha önceleri ortaya koymadığı bir tarzda özgün, sistematik ve rasyonel bir felsefe ortaya koymuş ve kendinden sonraki felsefeleri ve Batı düşünce sistemini ciddi bir biçimde etkilemiştir. Aklı ve vahyi uzlaştıran, Hıristiyan teolojisini Grek felsefesi ile canlandırmaya ve yeni bir tarza ulaştırmaya çalışan Thomas toplum, devlet, siyasal rejimler ve hukuk görüşleriyle teolojisini siyaset ve ahlakla bütünleştirmiş ve kapsamlı bir felsefe sistemi ortaya koymuştur.

Siyaset Thomas’ın yaşadığı 13..yy’dan itibaren “toplumsal ilişkiler”den ayrı bir alanı ifade etmeye başlamıştır. Bunu doğrudan doğruya “devlet”e veya “siyasal iktidar”a ait ilişkiler, fiiller alanı diğer toplumsal ilişkiler alanının birbirinden ayrışması olarak da ifade edebiliriz. Thomas felsefi-teolojik düşüncelerini siyasal iktidar sorununa, siyasal ilişkiler alanına uygulamış ve siyaset kuramına insanın ele alarak başlamıştır: Aristo gibi Thomas da insanı siyasal ve toplumsal bir varlık olarak düşünmüştür. Yani insanın özüne en uygun düşen yaşama biçimi, onun siyasal ve toplumsal bir varlık olarak yaşamasını mümkün kılan bir toplumsal ve siyasal örgütlenme olmalıdır. İnsanların toplum içinde yaşamaları, onların kendilerini gerçekleştirme becerilerinin bir koşuludur. Aristo şehir-devleti insanın kendini gerçekleştirmesinin son aşaması olarak görmüştür. Feodal bir Hıristiyan toplumda yaşayan Thomas’a göre nihai gaye, gelecek yaşamdaki ebedi kurtuluştur. Ve en üstün toplumsal ortam hukukun tanzim ettiği Hıristiyan toplumudur. Thomas’a göre erdem, hukuk tarafından yönetilen, dengeli ve tümüyle kuşatıcı bir toplumsal hiyerarşi içinde sürdürülen ahlaki bir yaşamla kendini gerçekleştirmektir.

Topluluklar Thomas’a göre sadece huzur ve sükûnu sağlamak için değil, aynı zamanda insanların bağlı bulundukları grupların mensubu olmaları hasebiyle bir araya gelmeleri sonucu ortaya çıkmışlardır ve siyasi bir topluluğun mensubu olarak yaşamak insan için bir zarurettir. Topluluk içinde yaşayan insan artık yalnız bir insan değildir. Toplulukla beraber ortaya çıkan ve insanı farklı davranmaya iten sebepler mevcuttur. Bu bağlamda Thomas doğal bir varlık olarak “insan” ile “vatandaş” arasında bir ayrım yapar. Siyasal düşünceler tarihi açısından bakıldığında Ortaçağ’da “siyaset” kavramını sadece “yönetim” anlamında değil de vatandaşların siyasal kararlarda söz sahibi olması anlamında katılımcı bir boyutla birlikte vurgulayan ve bu bağlamda “uyruk” yerine “vatandaş” kavramını gündeme getiren Thomas, Salisburyli John ile birlikte başlayan yenileşmeyi bütünselliği olan bir siyaset felsefesi haline getirmeye çalışmaktadır.

Thomas insanların tek başına değil de birlikte yaşamalarının doğal bir zorunluluk olduğunu, dolayısıyla siyasal iktidar kavramının bu birilikte yaşama zorunluluğundan kaynaklandığını belirtmektedir. Bir arada yaşamak için insan, yol gösterici bir yöneticiye ihtiyaç duyar. Thomas burada, “yönetici” ile insan topluluğu arasında karşılıklı ve bağımlı bir ilişki kurmaktadır. Bu durum, yöneticinin eylemleri üzerinde bir sınırlama getirmekte ve yöneticinin kendi kişisel çıkarları için keyfi davranışlarda bulunmasını engellemektedir. Zira Thomas’a göre birlikte yaşayan insanların tek tek peşinde koştukları kişisel amaçlardan veya çıkarlardan ayrı ve onlardan farklı olan, topluluğu bir arada tutan bir “ortak yarar” veya bir “ortak iyilik” (bonum commune) vardır. Bu ortak yararın gözetilmemesi durumunda bir arada yaşamak, toplumu teşkil etmek mümkün değildir.

Görüldüğü üzere Thomas toplumsal varoluşun kalıcı olmasını “ortak yararı” gözeten bir “yönetici”nin varlığına bağlar. Burada sorulması gereken soru şudur: Bu yönetici bir kişi mi, yoksa toplumu oluşturan insanların katılımıyla oluşan bir mekanizma mı olacaktır? Bu sorunun cevabı siyaset felsefesinde önemli bir konu olan “siyasal rejimlerin değerlendirilmesi” meselesine götürür. Thomas’ın siyasal rejimleri değerlendirmesinde yer alan ve çağının koşullarına da uygun düşen anlayış statüs popularis (halk devleti) anlayışıdır. Statüs popularis dünyevi ve ruhani iktidarlar arasında Thomas tarafından yapılan bir ayrımla pekiştirilir. Dünyevi devleti “insanlar topluluğu” (civitas est nonnisi congregito hominum) olarak nitelendiren Thomas kiliseyi ise “inananların cemaati” olarak değerlendirir. Bu ayrım önemli ve üzerinde durulması gereken bir ayrımdır. Thomas yaptığı ayrım insanı, üç ayrı özelliğine göre, yani insan, vatandaş ve Hıristiyan olup olmamasına göre değişik biçimlerde tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Doğal bir varlık olarak insanın zati niteliğinin ürünü olan “dünyevi devlet”, kaynak ve işleyişi bakımından kilise otoritesiyle ilişkili değildir. Doğal bir ürün olarak devlet, kendi doğal özünde mündemiç olan amaçların peşinden koşar ve amaç da az önce altı çizilen “üyelerinin iyiliği, refahı” doğrultusunda şekillenir.

Thomas devleti canlı bir organizma olarak görür. Bu canlı organizma üyelerinin bireysel çıkarlarından bağımsız bir ortak çıkara sahip olmakla aynı zamanda bağımsız bir nitelik de kazanmaktadır. Devlet organizmasının siyasal ve ahlaki amaçlar olarak tezahür eden bu “kamu yararı”nı gerçekleştirmesi Thomas’a göre “yöneticinin kişisel çıkarı”na göre değil “ortak yarar”a göre belirlenir. Bu gereklilik ise “tek kişi yönetimi” (monarşi) ile değil, ortak yararı oluşturan “parçalar”ın söz sahibi olduğu “karma yönetim”dir. Thomas, karma yönetim biçimini insanın doğasına en uygun yönetim biçimi olarak kabul eder.

Thomas’a göre en iyi yönetim biçimi herkesin üzerinde hüküm sürme gücünün bir kişiye verildiği, bununla birlikte diğerlerinin de yönetici güçlere sahip bulundukları bir devlet veya krallıkta olur. Ve yine bu tür yönetim herkes tarafından paylaşılır. Çünkü hem herkes yönetime seçilme yeteneğine sahiptir ve hem de yöneticiler herkes tarafından seçilmektedir. Thomas’ın ortaya koyup tercih ettiği bu kara yönetim, sonuç olarak herkesin başında bir kişinin bulunması anlamında kısmen krallık; birkaç kişinin otorite sahibi kılınmaları anlamında kısmen aristokrasi; yöneticilerin halk tarafından seçilmeleri ve halkın da yöneticileri seçme hakkına sahip olmaları ölçüsünde demokrasidir. Ve siyasal örgütlenme Thomas’a göre en iyi yönetim biçimidir. Bu, kutsal yasa tarafından kurulmuş bir yönetim biçimidir.

Thomas insan, vatandaş, devlet ve siyaset kavramlarını yeniden yorumlayarak ulaştığı bu karma yönetim anlayışını gelişmiş bir hukuk kuramıyla da güçlendirir. Thomas insan eyleminin nihai amacını mutluluk olarak gördüğü ve bu bağlamda insanın toplumsal varlığın bir parçası olması hasebiyle de bireysel mutluluğu ortak mutluluktan ayırmayan bir anlayışı kuramsal olarak ortaya koyduğu için yasayı da ortak mutluluğu ve ortak yararı gözetme zorunluluğu ile açıklar. Yasanın ortak yarara yönelik olması bir zorunluluktur. Yasayı yapan iradeyi Thomas şu şekilde ortaya koyar: Yasa, ortak yararı gözettiği için akılla, ancak herhangi bir kişinin aklıyla değil, topluluğun veya topluluk adına hareket eden bir prensin aklıyla yapabilir.

Thomas sonsuz yasa, doğal yasa, insan yasası ve Tanrısal yasa olmak üzere başlıca dört yasa ortaya koyar. Sonsuz yasa dünyanın tanrısal güç tarafından yönetildiği düşüncesine uygun olarak evrendeki tüm varlıklara, yaratılmış olan şeylere uygulanan ve bu varlıklara “evrenin Prensi olan Tanrı tarafından” gösterilen yolu ifade eden yasadır ve Tanrısal aklı ifade eder. Doğal yasa, insanın doğal eğilimlerine, doğal amaçlarına uygun düşen ve bunları mükemmel bir hale getirecek kurallar bütünüdür. İnsanın doğal eğilimleri ve amaçları da ancak bir toplumsal hayat içinde mükemmelleştiği için doğal yasa aynı zamanda ortak refahı, topluluğun ortak iyiliğini amaçlar. Bu özelliği ile doğal yasa, yöneticinin iktidarını sınırlar ve iktidarın tatbikini yönlendirir. Thomas’ın en özgün tarafı doğal yasa kavramına yaklaşımıdır. Bu ayrıntılı ve özgün yaklaşımıyla kendinden sonra gelen düşünürleri ciddi bir biçimde etkilemiştir. Üçüncü yasa türü ise insan yasasıdır. Tanrısal aklın ifadesi olan somut yasa ve onun uzantısı olan doğal yasa soyut ilkeler bütünüdür. Ancak insanlar somut toplumsal ilişkiler içinde yaşarlar ve uydukları somut ilkeler vardır.

İnsanın yaptığı ve somut toplumsal yaşamda uyguladığı bu kurallar bütününe insan yasası der Thomas ve insan yasası, kaynağını sonsuz yasa ile doğal yasadan alır. Dolayısıyla insan yasası, sonsuz yasa ve doğal yasa ile uyumlu olmak zorundadır. Bu uyum, insan yasasının topluluğun ortak iyiliğini gözetmesi ile gerçekleşir. Son olarak insan, var oluşunu aşan bir kutsanmışlığa, Tanrısal bir boyuta da sahiptir. İnsan somut var oluşu ile, kendi akli özellikleriyle ile bu boyutu kavrayamaz. Ayrıca insan doğru çözüm yolları hakkında nihai ve mükemmel bir karara ulaşamaz, zira Thomas’a göre bu, insan aklının sınırlarını aşar. Bu nedenle evrendeki tüm varlıkları yöneten Tanrı’nın kullarına ihtiyaç vardır. Tanrısal yasayı ifade eden bu kurallar akıl ile değil ancak “vahiy” veya “nakil” yoluyla gelen emirlere iman edilerek kavranabilir.

Sonuç olarak Aquinumlu Thomas, Aristoteles’in kavramlarını yeniden yorumlayarak ortaya koyduğu teolojik, felsefi ve siyasal görüşleriyle Ortaçağ’ın sona erişini ve modern toplumun ve siyasal düşüncesinin başlangıç temalarını haber vermektedir. Siyaset bilimi ve siyaset felsefesini bir bilim olarak ayrı bir şekilde değerlendirmesi; insan, vatandaş, Hıristiyan ayrımını yaparak dini olanla dünyevi olanı ayrı alanlar olarak değerlendirmesi; yasa türleri arasında yaptığı ayrımla Kilise ve devleti birbirinden ayrı tutmaya yönelik görüşlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlaması ve böylece Kilisenin tüm gücü elinde tuttuğu teokratik yönetim anlayışından ayrılarak modern devletin “laik” niteliğini haber vermesi ve son olarak insanı “vatandaş” olarak değerlendirip devleti tek başına var olması gereken bir organizma olarak tasarlaması Aquinumlu Thomas’ın siyaset kuramında dikkati çeken temel özelliklerdir. Aquinumlu Thomas bu özellikleri ile evrensel ve kutsal Hıristiyan idealinin kaybolup bağımsızlıklarına bağlı ulus-devletlerin ortaya çıktığı modern düşüncenin ilk habercilerindendir.

Kaynaklar:

1- İmparatorluktan Tanrı Devletine, Levent Köker, M.Ali Ağaoğulları, İmge yay., Ankara, 1991

2- Batı Düşüncesinde Siyaset Felsefeleri, ed. Maurice Cranston, M.Ü. İ. F. yay., İstanbul, 1995

***
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
devlet, düşüncesinde, egemenlik, thomas, yüzyıl


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Başkanlık Sistemi Nedir? | Başkanlık Sisteminin Özellikleri Nelerdir? Ekin Sosyal Bilimler 4 29.03.15 17:16
Türkiyedeki Tüm Hastahane ve Sağlık Kuruluşları Linkleri Kartal Sağlığımız İçin Püf Noktaları 13 10.03.15 20:42
Devlet tiyatrosu oneyouu Tiyatro Haberleri 0 25.01.09 19:28
Rusya İmparatorluğu’nun Sonu ve SSCB’nin Kurulması oneyouu Dünya Tarihi 2 25.01.09 04:03
Devlet Tiyatrosunun Tarihçesi oneyouu Tiyatro Haberleri 0 24.01.09 07:18


WEZ Format +3. Şuan Saat: 18:04.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2018 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.