Forum Gerçek

Forum Gerçek (http://www.forumgercek.com/)
-   Sosyal Bilimler (http://www.forumgercek.com/sosyal-bilimler/)
-   -   Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu (http://www.forumgercek.com/sosyal-bilimler/81936-bir-insanin-anavatani-cocuklugudur-dogan-cuceloglu.html)

LaLe 15.01.12 23:45

Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.
- Ne oldu, nasıl oldu?

- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.”

Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:


- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?
- Hayır, neden?

- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. “Oğlum bugün ödevini yaptın mı?” Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, “cık” sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, “Niye yapmıyorsun ödevini!” diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.

Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:


- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. “Ben ne biçim babayım,” diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul’dan çalışma yerim olan Kayseri’ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.
- Radikal bir karar!

- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.
- Eşiniz ne dedi?

- Hocam biliyor musun ne oldu?
- Ne oldu?

- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, “Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz.”
- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!

- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.
- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?

- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve “Hayır!” anlamına gelen “cıkk” dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.
- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!

- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, “Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın,” demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.
- Eşiniz gelmek istemedi!

- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. “Çok mu kötü hocam?” diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. “Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?”
- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?

- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. “O kadar mı kötü?” diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.

“Gel seni yeniden kucaklayayım!” dedim. Kucaklaştık.

“Çocuklar gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!

Doğan CÜCELOĞLU


Türkü 16.01.12 00:56

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Her anne-babanın okuması gereken oldukça etkileyici bir yazı.

Şöyle bir silkelendim, yarış atına çevrilen çocukları düşündüm. Kafamın içinde en az kırk soru oluştu.

En acilinden bu yazıyı oğlumun sınıf arkadaşlarının annelerine okutmam lazım. Günlerdir Seviye Belirleme Sınavı ile yatıp kalkıyoruz haksızlık ettik kesinlikle evlatlarımıza.

Hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız,yarın farklı anne-babalar olabiliriz.

Teşekkürler Lale, beni kendime getirdin.

Banemin 16.01.12 01:01

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Alıntı:

Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.

Yazının tam burasında gözlerim doldu iyi mi? (tabi ki iyi)

Çok güzel bir anekdot ve sadece okunarak geçilmemesi gereken, içindekinin alınıp hayatımıza yapıştırılması zaruri olan bir ders...


Teşekkürler Lale...

CeMKaN 16.01.12 01:01

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Çok ibretlik yazı çünkü insanın okudukça okuyası geliyor. Çoğu babaların yapmadığı ve neler yapması gerektiğini anlatan bir yazı emeğine sağlık teşekkürler Lale..

Basakca 16.01.12 01:54

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
"İnsan odaklı iletişim" konulu katıldığım bir seminerde, kürsüde bulunan konunun uzmanı kişi;

"Muhatap olduğunuz kişi sizin gibi düşünecek diye sakın düşünmeyin. Karşınızdaki yaşı geçkin biri ise yaşı geçkin biri gibi, deli dolu bir genç ise deli dolu bir genç gibi, çocuk ise bir çocuk gibi düşünün" demişti.


Yazıyı okuyunca aklıma geldi.:dsnm:









Ayzıt 16.01.12 12:06

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Keşke benim de cocuklugumu yasatacak insanlar olsaydı.

Papazulya 16.01.12 12:21

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Cocukluk her yetiskinin imrenerek baktigi ve tekrar donup yasamak istedigi bir surectir. Birakalim cocuklar bu sureci yasamin butun kirliliginden, stresinden arinmis, cocuk gibi yasasinlar.

Guzel ve ibretlik bir paylasimdi LaLe. Tesekkurler...

Minnosh 16.01.12 12:39

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Cok duygulandim, umarim bundan hepimiz bir nebze olsun birseyler alabilmisizdir, tesekkürler lalecigim

Canan 16.01.12 12:42

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Yazı çok güzel. Hem duygulandım, hem de ders aldım.
Teşekkürler Laleciğim.

LaLe 20.01.13 01:12

Cevap: Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur - Doğan Cüceloğlu
 
Şimdiki çocuklar hem her yerin beton yapılaşmasının getirmiş olduğu eksik yeşil alanlardan dolayı, hem de teknolojinin esiri olmalarının yanı sıra okulda çok vakit geçirmelerinden, maalesef çocukluklarını doğru dürüst yaşayamıyorlar. Bir de üstüne 4+4+4 eklediğimizde yapılan artık iyice eziyet.

Ailemizin en ufak bireyi yeğenimdir. Onun okul temposunu gördükçe üzülmemem elde değil. Hergün sabah saat 7.45'te evden çıkıp, akşam saat 17:30 de evde oluyor. Sonrasında gerekliyse etüde giderse, saat 19:30 da eve geliyor. Verilen ev ödevleri akla zarar. Tüm gün okulda beyin yorgunluğundan sonra, evde ödevleri yapmak ona işkence gibi geliyor. Aldığı birçok proje ödevini ben yapıyorum, çünkü yetiştirmesi imkansız. Lise hazırlık programı için hafta sonuna eklenen derslerden dolayı, Cumartesi gününün yarısı da gitmiş oluyor. Sorasında ise ders çalışmak ve ödev yapmakla geçiriyor, sözde hafta sonu tatilini. Arkadaşları ile geçirebildiği zamanlar onun yerine bize bayram gibi geliyor, çünkü kendi yaşıtları ile beraber birşeyler yapma imkanı oluyor.

Şu an 12,5 yaşında. Okula başladığından beri hemen hemen bu tempoda. Çocukluğunun en güzel zamanını maalesef böyle geçiriyor. Elimizden geldiğince ona kaybettiği zamanı güzel geçirmesini sağlamaya çalışsak da, maalesef kaçırdığı çok şeyler var:(


WEZ Format +3. Şuan Saat: 13:37.

Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker