Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı > Türk Edebiyatı Ustaları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 15.08.14, 13:47   #1
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart İbrahim Abdulkadir Meriçboyu | (1917 -1985)

A. Kadir ya da tam adıyla İbrahim Abdülkadir Meriçboyu
(D. 1917, İstanbul - Ö. 1 Mart 1985, İstanbul)





Yaşlılara saksılar dizdim, bahçeler yaydım.
Yorgunlara diri beden verdim, taze yürek.
Döşekler serdim hastalara, rahat, yumuşacık.
Nerde yalan dolan gördüysem kızardım.
Yiğit yüreklere, dedim, canım armağan.
Ardına kadar açtım çocuklara kapıları.




YAŞAMI

Asıl adı İbrahim Abdülkadir Meriçboyu’dur. 1917 yılında İstanbul’da doğdu, 1985 yılında yine İstanbul’da öldü. Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi (1936). Ankara Harp Okulu son sınıfındayken, Nâzım Hikmet’in bu okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, on ay hüküm giydi, okuldan çıkarıldı (1938). İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi (1941). Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla Yürüyüş dergisini çıkardı. Savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı Tebliğ (1943) toplatılınca, sıkıyönetim tarafından İstanbul dışına sürgün edildi (1943-1947). Sürgünlüğü Muğla, Balıkesir, Konya, Adana ve Kırşehir’de geçti. 1965’ten sonra şiir çevirileri ve kitaplarının yayımıyla uğraştı. Azha Erhat ile birlikte İlyada ve Odesa çevirilerini yaptı.

İlk şiirleri Ali Karasu imzasıyla yayınlandı. Başlangıçta Faruk Nafiz Çamlıbel ile Necip Fazıl etkisinde şiirler yazdı, Nâzım Hikmet’in şiirleri ile karşılaşınca şiir ve dünya görüşünde önemli değişikler oldu. Bireysel dramı toplumsal sorunların birlikteliği içinde ele aldığı şiirlerinde Nâzım Hikmet’in etkisi belirgindir. 1940 kuşağının önde gelen toplumcu gerçekçi şairlerindendir. Savaş karşıtı tutum, yoksul insanların durumu, insana inanma ve güvenme, özgürlük ve yaşantısındaki zorlu anlar şiirlerinde ağırlık taşıyan konulardır.


ŞİİR KİTAPLARI

Tebliğ (1943)
Hoş geldin Halil İbrahim (1959)
Dört Pencere (1962)
Mutlu Olmak Varken (1968)
Bütün Şiirleri (1988,ölümünden sonra)

ÖDÜLLERİ

1959 Habib Edip Törehan Çeviri Ödülü
1961 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü
1980 Türkiye Yazarlar Sendikası Hasan Ali Ediz Edebiyat Çeviri Ödülü
1983 Yazko Çeviri Ödülü

ŞİİRLERİ

Açılır Kapılar
Bir İnsan
Bu Su Çoğala Çoğala
Cibali
Çiçekleri Umudumuzun
Çile
Dağ Başında
Dön Geri Bak
İnsan
Koğuş
Koru Kendini
Nöbette
Siperde
Terhis
Uşaklı İzzet
Yol
Yolda Esirler


ŞİİR ÇEVİRİLERİ

A. Kadir, güçlü ozan kimliğini çevirilerine de büyük ustalıkla yansıtmış bir çevirmendi. Onun yabancı ozanlardan dilimize kazandırdığı şiirler, -tıpkı Can Yücel çevirileri gibi- hiçbir zaman çeviri kokmaz. Onları, “Türkçe söylenmiş” ürünler gibi yakın buluruz kendimize. A. Kadir, gericiliğe, bağnazlığa, savaşa, açlığa, yoksulluğa karşı tutum almış dünyaca ünlü ozanların şiirlerinden yalın bir Türkçe’yle yaptığı çevirileri, 1960 yılında yayımladığı “Asıl Adalet” adlı kitapta toplamıştır. A. Kadir’in Mevlânâ ve Hayyam çevirileri de ayrı ayrı kitaplaşmıştır.


Anış - Federico Garcia LORCA
Asıl Adalet - Paul ELUARD
Asker - Nikiforos VRETTAKOS
Ayakta - Eugène GUILLEVIC
Dövülen Çingenenin Şarkısı - Federico Garcia LORCA
Filistinli Sevgili - Mahmud DERVİŞ
Gene Geleceğiz - Abu SALMA
Gelecek - Bertolt BRECHT
Gitme Dedim - MEVLÂNÂ
Halk - Paul ELUARD
Holivut - Bertolt BRECHT
Hoşça Kalın - Federico Garcia LORCA
Kaçak - Boris VIAN
Merhaba, Guatemala! - Miguel Angel ASTURIAS
O Gün Gelince - Vítezslav NEZVAL
Saint - Martin Sokağı Şarkısı - Robert DESNOS
Savaşta Ölenler - Paul ELUARD
Yaşamak Artıyor - Eugène GUILLEVIC

BESTELENEN ŞİİRLERİ

Koru Kendini, Ahmet Kaya - Koru Kendini

__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 13:58   #2
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu-A. Kadir(1917-1 Mart 1985)

BU SU ÇOĞALA ÇOĞALA

Yaşlılara saksılar dizdim, bahçeler yaydım.
Yorgunlara diri beden verdim, taze yürek.
Döşekler serdim hastalara, rahat, yumuşacık.
Nerde yalan dolan gördüysem kızardım.
Yiğit yüreklere, dedim, canım armağan.
Ardına kadar açtım çocuklara kapıları.
Dostluklar boy attı yeryüzünde,
dostluklar orman orman.
Ebemkuşakları gökyüzünde fır dolandı.
Yürüdü dağlardan ovalara doğru
gümbür gümbür bir deli su,
yıktı bu su önüne geleni,
bu su, çoğala çoğala.
İnsanlar insanları aldı götürdü.

Ne kavga kaldı, ne zulüm, ne korku.



ÇİLE

Bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
Hiç bir hürriyetimiz,
Ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
Ben burda en büyük çileyi doldurayım,
Ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.



AÇILIR KAPILAR

Cansel'e
Alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma,
kaygıma, sevincime, acıma,
umuduma, sabrıma, gücüme.

Alır seni bölerim parça parça,
dağıtırım topraklara, denizlere, geceye.
Açılır her sabah kapılar gözlerinde,
girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye.



BİR İNSAN

Seni bir gün
çekip aldılar topraktan,
benzedin köksüz bir ağaca.
Önce öğrettiler sana uygun adımı,
sonra büyük şehirlerini gösterdiler Avrupa'nın.
En muazzam saraylar karşısında bile sen
evini unutmadın.

Varşova'da kaputun kaldı,
Dunkerk'te arka çantan.
Düştü bütün fotoğrafların Sivastopol'da.
Bir şafak vakti Paris'te bıraktın zavallı yüreğini,
kurşuna dizilenler karşısında.

Lanet okusunlar sana bırak,
iyi bir asker olamadın diye.
Ölmesini bildin ya sen arkadaş kurşunuyle,
iki çürük patatesi
ekmek torbanda unutarak!

CİBALİ

Cibali dendi mi
aklıma siz gelirsiniz, kadınlar,
kiminizin beş çocuğu,
kiminizin nar gibi yanakları var,
kiminiz kocasız kalmış,
kiminiz ihtiyar,
kiminiz daha körpe henüz.
Bana umulmadık,
eskimiş türküler düşündürür
siyah başörtüsü altında yüzünüz.

Parmaklarda tütün kokusu.
Tütün kokusu pazen entarilerde.
Biriniz ekmek alır fırından,
biriniz durmuş öksürüyor ilerde,
geçiyor bizim mahalleden biriniz.

Cibali dendi mi
aklıma siz gelirsiniz, kadınlar.
Çarpık ayakkaplarınız gelir
ve kahraman elleriniz.



DAĞ BAŞINDA

Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.

Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
ve yüreğimdeki.
Mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabakçekirdeği.

Şu anda hiç bir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak
ve her şeyden mahrumum ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.

Hayır, güzelim.
hayır, ceylan bakışlım,
hayır, kafamın ateşi, hayır,
hayır, yüreğimdeki.
Şu anda mümkün ve güzel olan tek şey vardır:

Yanarak sevmek seni.

DÖN, GERİ BAK

Kaç bu kokudan, kaç bu pislikten, bu sürüden kaç,
insan mısın, bu pazarda mısın, iki pula mısın,
kaç bu kokudan, kaç bu pislikten, bu sürüden kaç.
At denize kendini, git boğul.
Düş bir kör kuyuya, ordan çıkama.

Bir kere dön ama, bir geri bak,
şu kolu gör bir kere, şu kolu,
pisliğin, sürünün içinden uzanan şu kolu,
durur dimdik, bembeyaz havada,
budaklı bir ağaç gibi güzel.











__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 14:08   #3
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

İNSAN

İnsan kuş kanadında gelen yazı.
İnsan arı su, insan ak süt.
İnsan yemyeşil uzanan bahçe.
İnsan kum, insan çakıl taşı.
İnsan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
İnsan kancık, insan ödlek, insan hergele.
İnsan kocaman, dağ gibi.
İnsan parmak kadar, küçücük.
İnsan alın teri, insan lokma, insan kan.
İnsan solucan, insan sülük.

İnsan kuş kanadında gelen yazı.
İnsan gül fidanında yanan konca.
İnsan umutların kapısı.



KOĞUŞ

Tekmil koğuş uyudu şimdi.
On bir nöbetçisi,
belki dört defa saydı uyuyanları.
Sonra kendi kendine bile görünmeden,
o kadar yorgun ve bitkin
yere çöktü.

Artık herkes başka uykuda.
Hüseyin onbaşı,
çıplak yolunda yürür Avanos' un.
Beyşehir' li Ahmet,
bir tas ayranla çıkarır yorgunluğunu
talim yerinin.

Nalbant İsa,
bir dağ ortasında oturmuş,
ev ekmeği yer.

Maksut çavuş çarşıdadır.
Merzifonlu tarlada.
Çorumlu türkü söyler Karacaoğlan' dan.

Biride bizim Darendeli,
gerine gerine bir şeyler oluyor,
hiç utanmadan.



KORU KENDİNİ

Kaldırınca tabancasını
Nişan almak için sarı saçlıya
Parıldayıverdi gözleri
Koru kendini
Kırlangıçlar uçuştular
Korkudan çığrışıp
Kanat çırparak koru kendini.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.

İşte nişan aldı tam
Kemanının üstüne
Iskalamaz iyi nişancıdır
Koru kendini
Ama teller gene şakıdılar
Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.

"Havasız bir delikte
Gıcırdayan somya üstünde yatakta
Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe
Gel de şarkı söyle.
Ama yine de sarı saçlı adam
Devam etti kemanı çalmaya
Dirildi içimizde ölü düşler."



NÖBETTE

Bir kurtuluş savaşını anarak

Gece saat on.
Nöbetteyim.
Toprağın üstünde geceyi
kara bir kabuk gibi hissetmedeyim.
Ve kuşlar kadar hafif vücudum,
içerim rahat.
Yorgun bir asker gibi serildi uykuya hayat.

Gece saat on.
Nöbetteyim.
Ne olur uzatsalar nöbetimi aylarca!
Böyle ta barışa kadar,
ihtiyar anacığımı düşünmeden,
memleketimin türkülerini söylesem
içimden!



SİPERDE

"Cephedekilere ithaf ederim."

Şimdi sen;
yolda yolcu,
denizde rüzgâr,
gökte ay yürürken,
kimbilir neler düşünürsün:
Elinde ağ,
başında kasket,
--- bir tasavvur et
ufuklarda hürsün.

Anan;
değneğine dayanmış,
kolunda bir bağ sepeti,
kilise yolundadır.

Baban;
dudaklarında gemici türküsü,
saçlarında rüzgâr,
birşeyle meşgul.

Bakarak başı üstünde uçan martılara,
hiç kimsenin düşünmediğini söyler
mavi göklere doğru bağıra bağıra,
yuvarlak yüzlü bir çocuk.

Ve karın;
deniz suyu ile taranmış başı,
rüyalı bir gecenin sabahında
siler evinin camlarını
güneşe karşı.



TERHİS

Tezkere var,
emir gelmiş, dediler.
Hafikli Zeynel' le Zileli Saim
bizden müjde istediler.

Traş olduk.
Giyindik gri, lacivert
renk renk esvaplarımızı.
Sonra haber geldi,
hazır olun, diye,
yolculuk akşama.
Ve Maksut çavuş,
son cigarasını ikram etti ayrılırken,
bir senedir kavgalı olduğu adama.



UŞAKLI İZZET

Mısır ekmeğini, yoğurdunu yedi
elma ağaçları altında
Hacı Mercan köyünün.
Suyunda yıkadı çamaşırlarını
pazar günleri.
Ve göl gibi gözlü insanlarıyla ahbap oldu.
On iki nöbetini bekledi çok gece
yol ağzında.

Eh artık, yol göründü,
gitmek düştü gayrı.
Çok görmeyin acele ettiğini, çocuklar,
terhis olmuş,
cebinde teskeresi var.



YOL

Tekmil haklar alınır.
Tekmil hürriyetler kısılır.
Tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
Gökyüzü tıkılır dört duvar içine.

Bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.



YOLDA ESİRLER

Şimdi melûn bir gecedir.
Bir nöbetçi kürkü gibi simsiyah ortalık,
ve görünmez, garba giden yollar.
O görünmeyen yollara,
dokunaklı bir yağmur yağıyormuş gibi,
yorgun ayak sesleri dökülmektedir.

Hepsini tanıyorum onların.
Aynı topraktan buğday yediler.
Aynı topraktan taşıdılar saadeti harmanlara
kucak kucak

Ve söylediler aynı türküyü;
güneşin karşısında gerinirken,
bir zerresine bile
en harikulâde bir tebessümden fazla
kıymeti olan toprak.

Hepsini tanıyorum onların.
Yıldızlı bir gece altında otlara uzanıp,
onlardan dinlemiştim bir zamanlar
anadan doğma hikâyelerini yeryüzünün.
Hepsi memnun, hepsi genç, hepsi güzeldi.
Dudaklarında damlası yoktu hüznün.
Hiçbiri bıkmamıştı yaşamaktan.

Şimdi melûn bir gecedir.
Ne gökte bir tek yıldız,
ne yerde bir tutam ot var.
Yalnız, o mavi gözleri,
ve sarışın yüzleriyle
gençleri ve ihtiyarlarıyle insanlar,
girmişler içine sıcacık düşüncelerinin,
garba gidiyorlar,
garba giden yolda ...

__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 15:07   #4
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5425
Mesajlar: 24,454
Ettiği Teşekkür: 97396
Aldığı Teşekkür: 135805
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

Güzel şiirleri varmış. Alıntıladığım şiiri, de çok anlamlı ve farklı geldi.

Tanıtım için teşekkürler Mislina...

Alıntı:
AÇILIR KAPILAR

Cansel'e
Alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma,
kaygıma, sevincime, acıma,
umuduma, sabrıma, gücüme.

Alır seni bölerim parça parça,
dağıtırım topraklara, denizlere, geceye.
Açılır her sabah kapılar gözlerinde,
girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye.
__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 15:12   #5
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

Beşiktaş Tramvayı

Bahçemdeki dut ağacı
vurdu ince dallarıyla penceremin camına,
bir Beşiktaş tramvayı geldi aldı beni,
bir Beşiktaş tramvayı götürdü sana.

Çemberlitaş, Şehzadebaşı, Saraçhane.
Almışım parmaklarını ellerime,
Beşiktaş tramvayında giderim yane yane.
Terzi Adem, berber Ali,
dikimaneden Emine teyze
ve Makbule.
Üç sarışın birader,
Kapalıçarşı terlikçileri.
Bir küçücük simitçi çocuk,
levent bir hizmet eri.

Hep iyi insanlar bunlar.
Dert yüzü görmesinler.
Eksik olmasınlar.
Vatman ağabeyimiz de eksik olmasın.
Her akşam böyle götürsünler seni evine,
bir elinde gönlüm benim,
bir elimde sefertasın.



Deme

Bu ne bitmez yolmuş, deme
bitmedik yol yok.
Bu ne aşılmaz dağmış, deme
aşılmadık dağ yok.
Bu ne erişilmez ülkeymiş, deme
erişilmedik dağ yok.

Kendini kapıp koyverme.



Bir Kayısı Ağacı

Ben bir kayısı ağacıyım
Kırşehir'in Dinekbağı'ndan.
Küçücük bir ev öünde yaşarım yapyanlız.
Yılda bir çiçek açar,
yılda bir kayısı veririm,
avuç içi kadar.

Yaz olur,
bir kadın silkeler dallarımı,
bir çocuk yerde bağırır, güler,
bense hoşnut olurum.
Hem zaten benim
ne söğütler gibi nezaketim vardır,
ne kavaklar gibi gururum.

Ben bir kayısı ağacıyım
Kırşehir'in Dinekbağı'ndan.
Dinekbağı'nda üç insan severim,
bir çocuk,
bir genç kadın,
bir genç adam,
benim kadar sessiz sedasız,
benim kadar halim selim.

En güzel Ay nisan ayı,
toprak yumuşak yumuşak,
en güzel ay nisan ayı.
Yamur yağdı, çiçek açtı,
bir hoş oldu içerim,
en güzel ay nisan ayı.

Kavaklar uzakta upuzun,
bir sağa, bir sola,
başı döer kavakların.
Ben bir kayısı ağacı,
başımda çiçeklerim.

Ben bir kayısı ağacı,
üç insan severim:
bir çocuk,
bir genç kadın,
bir genç adam.
Çocuğun adı Ahmet,
kadının adı Fatma,
adamın adı İbrahim.
Ahmet küçük ve sarı,
Fatma tombul ve beyaz,
İbrahim uzun ve narin.

Bir tek Toprak odaları var üçünün,
toprak odanın bir tek penceresi.
Ben bir kayısı ağacı,
bazan eğilir bakarım odaya,
yerde bir eski yatakla yorgan görürüm,
duvarda bir eski kırık ayna,
yerde bir eski kilim,
bir eski hasır.

Bir kayısı ağacı,
bazan eğilir bakar odaya,
çiçeklerinden utanır.
Dün gece Gaz yakamadılar,
ayışığında gördüm üçünü.
Üçünün suratı asık.
Önce oturup
zeytin Ekmek, taze soğan yediler,
sonra baktılar birbirlerinin gözüne,
sonra esnediler.
Gökyüzü bembeyazdı.
Gökyüzü çiçeklerimin renginde.
Gökyüzünde kavaklar
Fatma uzandı İbrahim'in yanına,
sağa dödü.
Tombul,beyaz yüzü pencerede,
gözleri açık durdu sabaha kadar

Çiçeği en öce kayısı döker.
Ben bir kayısı ağacıyım,
döküyorum çiçeklerimi.
Yer beyaz beyaz,
başım yeşil yeşil,
kayısılarım memede.
Haziran gelecek,
güneş yakacaktır tepemi,
kayısılarım Balla, şekerle dolacaktır.
Ben bir kayısı ağacıyım,
haziran gelecek,
avuç içi kadar kayısılarım
Ahmet'in ekmeğine katık olacaktır.

Ben bir kayısı ağacıyım.
Kötü bir düşüncedir almış beni.
Geçti bağları budama zamanı, dedim,
dedim, çarşıda dört döer İbrahim,
dedim ekmek parası,
zeytin parası,
gaz parası.
Dedim, insanlar
neden yaşatılmıyor
ağaçlar kadar olsun.
Ben bir kayısı ağacı.
Fatma'nın, İbrahim'in, Ahmet'in
yumurtası, şekeri, eti.
Gittikçe artmakta kederim.
Günlerden pazartesi.
Gene geldi, elinde çanta, o şişman adam.
Şişman adam bir düşman gibi beni seyreder,
ben şişman adamı bir düşman gibi seyrederim.
Durmuş İbrahim kapıda,
yüzü dalgın ve sinirli,
bakıyor eli çantalı şişman adama.
Şişman adam uzattı gövdeme elini,
pencereden korkmuş kuzular gibi baktı Ahmet,
büktü boynunu kuzular gibi.

Ben bir kayısı ağacı.
Gövdemde sarı kağıt.
Yol parasını verememiş İbrahim,
verilmiş haciz kararı.
Yapmayın, dedim.
yılda bir çiçek açarım, dedim.
Etmeyin, dedim.
ekmeğe katık oluyor kayısılarım, dedim.
Bir öğle vakti baktım,
kavaklar uzakta upuzun,
bir sağa,bir sola.
Ben kışlık odun,
altı lira



Sabah Türküsü

Bir deniz üstündeyim, ne ucu var ne bucağı
Bir rüzgâr önündeyim, gel keyfim gel

Bir deniz üstündeyim, ne ucu var ne bucağı
Bir sevda içindeyim, başım dumanlı

Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü
Bir iner bir çıkarım bu yokuşu
Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü
Kazanırım çocuklarıma ekmek parası

Ben deniz üstünde, rüzgâr önünde
Ben sevda içinde, tatlı türküde
İnişte, yokuşta, ekmek parasında
İki oğlum var, Mehmet'le Ali
Gönlümde bir dünya, pamuk gibi



Gecenin İçinde

Sıcacık bir yağmur siner
kara gecenin içine,
toprak somun gibi kabarır.

Tak tak vurulur kapıma,
kişner kapımda kır atım,
dünyam gümüşler kuşanır.



__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 15:26   #6
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

Canan,her ne kadar etkilendiği söylensede kendine has bir stili var.şiirleri ve çevirileri ile edebiyat dünyasına yeni kapılar aralamış.Yasaklar A.Kadir'e'de uzanmış 1943'te yayımladığı Tebliğ adlı şiir kitabı yasaklanarak toplatılmış.Sıkı yönetimce sürgüne gönderilmiş,bir bisküvi fabrikasında çalışmaya başlamış.çeşitli yayın evlerinde çevirmenlik yapmış.1965'ten sonra kitaplarını kendisi yayımlayarak yazarlık yaşamını sürdürmüş.

Teşekkürler bizden)
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 15:43   #7
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5425
Mesajlar: 24,454
Ettiği Teşekkür: 97396
Aldığı Teşekkür: 135805
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

Biyogrfisinin ilk paragrafında, başına gelen yasaklanmaları, sürgün edilişini, hapisaneye kapatılışını, kısacası, aydın oluşunun cezalarını çekişini esefle okudum.
Görüyoruz ki, böyle durumlar, her çağda olağan şeylerdir.
__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.08.14, 23:28   #8
...> Ata'm İzindeyiz <...

Türkü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Konular: 16
Mesajlar: 3,220
Ettiği Teşekkür: 31206
Aldığı Teşekkür: 18860
Rep Derecesi : Türkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

İnsan şiirini çok beğendim.Ağır dönemlerden geçmiş ama yılmamış, kalemini konuşturarak sesini duyurmuş.

Teşekkürler Milsina.
__________________
Türkü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 15.08.14, 23:30   #9
Uzman Üye

Tanıdık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 71
Mesajlar: 1,969
Ettiği Teşekkür: 4465
Aldığı Teşekkür: 7540
Rep Derecesi : Tanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Suspus
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu (1917 -1985)

Sayenizde kalemi sağlam bir şair tanımış oldum.. Teşekkür ettim..
__________________
Bizde bilirdik kıkırdak fıkırdak olmasını...Ama kalbe en güzel hüzün yakışıyordu, bizde onu bastık sinemize...

Tanıdık
Tanıdık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 23.11.16, 20:12   #10
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu | (1917 -1985)

İstanbul

Orda, adamı düşündüren

Denizler vardır,

-ışıltılı ve berrak-

Şurada gemiler durmuş,

Kim bilir, zincirleri ne ağırdır

Sarayburnu,

Kızkulesi,

Haydarpaşa…

Bak işte köprü,

Böyle ayak altında bütün gün.

İşte yollar gıcır gıcır,

İşte Sultanahmet Meydanı şu gördüğün.

Nihayet, ilerde deniz,

Mis gibi balık kokar.

Daha sonra adalar

Ve hep çam ağaçları.

Oranın mehtabı tatlı olurmuş.

Öyle derler,

Rüyadaymış gibi yaşar insan.

Galiba böyle görülür İstanbul,

Bir kartpostal önünde iştahla durup

İştahla bakarsan.
__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
(1917 -1985), 1985, abdulkadir, ibrahim, kadir, mart, meriçboyu, İbrahim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama OkyanusunKalbi Türk Tarihinde Yer Alanlar 25 11.04.16 13:37
Halil İbrahim Türküsünün Hikayesi tequila Türkülerimizin Hikayesi 6 12.01.16 11:26
Pargalı İbrahim Paşa Neden Öldürüldü? CeMKaN Türk Tarihi 10 19.06.13 02:22
Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı Hayatını Kaybetti Slower Futbol | Diğer Futbol Kulüpleri 0 07.05.13 16:38
İbrahim Üzülmez'i duygulandırdılar Süperman Beşiktaş 8 27.07.09 22:20


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.