Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 21.11.13, 18:18   #11
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri

Beberuhi Mizah Dergisi




1898 yılında yayınlanan Beberuhi osmanlı mizah basınının dergilerinden birisidir. II. Abdülhamit dönemi dergilerindendir. 1878 – 1908 arası dönemde yayın yapan bir çok dergi İstanbul dışından yayın yapmış ve yurt içine gizlice sokulmuştur. Bu dönem dergilerine Beberuhi örnek verilebilir. Beberuhi de Cenevre’den yayın yapmıştır.

İttihat ve Terakki Cemiyeti`nin görüşlerini aksettirir. Gazetenin, muhtevasından sadece Abdülhamid aleyhtarlığı yapmak için çıkarıldığı hissedilmektedir. Bütün yazı ve karikatürlerde Sultan II. Abdülhamid`le alay edilmektedir. Yazı ve karikatürleri imzasızdır. Yayın hayatı kısa sürmüştür. Sadece 5 sayı yayımlanabilmiştir.
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 18:24   #12
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri






El Üfürük

Yüzyılda Bir Yayınlanan Güldürü Dergisi


1878-1908 arasında otuz yıl devam eden istibdât döneminde basına ağır sansür uygulanmış, mizah basınına ise izin verilmemişti. 24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet ikinci kez ilan edilip basında sansür kaldırılınca bir anda birçok dergi ve gazete yayın hayatına başlamıştı.

Bunlardan en ünlülerinden biri de "asırda bir defa eşref saatte yayımlanır" notu ile çıkan ve II. Abdülhamid'in üfürükçüsü olarak bilinen Ebülhüdâ Efendi'nin hicvedildiği El Üfürük dergisi olmuştu.




22 Ağustos 1908'de, Sermet Muhtar, Sait Hikmet ve Osman Kemal adında üç gencin yayımlamış olduğu ve üzerinde "Asırda bir defa eşref saatte yayımlanır" ibaresi bulunan mizah dergisi El Üfürük'ün ikinci sayısı tam yüz yıl sonra 22 Ağustos 2008'de İstanbul'da çıktı ve "El Üfürük, bol tükürük" sloganıyla satışa sunuldu.
Yeni sayının yanında birinci sayının tıpkıbasımı ve açıklamalı nüshasının da ek olarak verildiği El Üfürük'ün ikinci sayısının künyesinde Hakan Sümer, Bülent Sümer, Veysel Usta, Gamze İlaslan ve Kenan Sarıalioğlu bulunuyor.





''Ebülhüda'nın kim olduğu konusunda araştırma yaptık. Gördük ki Ebülhüda'nın Abdülhamid üzerinde önemli etkisi var. Onunla ilgili Başbakanlık Osmanlı arşivlerinde birçok belgeye ulaştık. Bu belgeleri ve diğer kaynakları incelediğimizde Ebülhüda'nın profili de ortaya çıktı. Bu kişiyi tıpkı birinci sayıda olduğu gibi El Üfürük mizahının merkezine yerleştirdik. Elbette bunu yaparken, aradan geçen 100 yılı dikkate alarak Ebülhüda'yı günümüze uyarladık. Derginin bütününde de meşrutiyet dönemine göndermeler yaparak, 1908-2008 yılları arasında mekik dokuyarak, 100 yıl boyunca nelerin değişip nelerin aynı kaldığını, El Üfürük'ün kendine özgü mizah diliyle dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık...Dünyada başka bir örneği var mı bilmiyorum ama bu derginin Türkiye'de yayın hayatını sürdüren en eski mizah dergisi olduğu kesin'' diyen editör Hakan Sümer, ilk çıkan dergide ''100 yılda bir çıkar'' ibaresinin yer aldığı açıklamasını yaparak, kendilerinin de bundan sonrakilere bu mirası bırakacaklarını vurguladı ve 5000 adet basılan derginin üçüncü sayısının 22 Ağustos 2108 tarihinde yayımlanmasını umduklarını belirtti.
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 19:09   #13
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri


Kalem Mizah Dergisi






Kalem, Türkçe - Fransızca olarak İstanbul'da 3 Eylül 1908 - 29 Haziran 1911 yılları arasında yayımlanmış olan haftalık mizah dergisi. Çağdaş Türk mizahı ve karikatürünün öncüsü olarak sayılan dergi.

II. Meşrutiyet'ten sonra Salah Cimcoz ve Celal Esat Arseven tarafından yayımlanmaya başladı. Dergide yazılar Fransızca ve Türkçe çevirileriyle yayımlanıyordu. Dergide pek çok Türk ve yabancı yazar, karikatürist yer aldı.
Cemil Cem'e ait bir karikatür

Kalem yalnızca içeriğiyle değil aynı zamanda kâğıt ve baskısıyla da oldukça kaliteli bir yayın organı oldu. Ancak tüm bunlara rağmen döneminin önemli bir mizah dergisi olarak II. Abdülhamit ve sonrasında İttihat ve Terakki yönetimini de eleştirmekten geri kalmıyordu. Bu yüzden de sık sık iktidardan baskı gördü ve bunlar sonucunda 130. sayısını çıkardıktan sonra kapandı.





Dergide pek çok önemli yazar ve çizer çalıştı. Bunlarda biri de Türk karikatürünün öncüsü sayılan Cemil Cem'di. Öyleki buradaki karikatürleriyle tanındı ve daha sonra Kalem'de yayımlanan yapılarını bir kitapta toplayarak Türk karikatürünün ilk albümü'nü hazırlamış oldu.

Dergide çalışan başka önemli yazarlar ve çizerler şunlardı: Sedat Nuri İleri, Refik Halit Karay, İzzet Melih Devrim, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mithat Cemal Kuntay, İzzet Ziya, Ahmed Rasim gibi Türk ve L. Andres, İon, A. Rigopulos, Scarselli, Pahatrekas, Plaicek d'Ostoya gibi yabancılardı.






Dergide Yayınlanmış Bazı Karikatürler


Kalem Dergisi, Sayı 16, Sayfa 1
Yayınlandığı tarih: 17 Aralık 1908





Karikatürün alt yazısı:

"Fes fabrikalarını sıyanet maksadıyla Avusturya Ordusu için fesi serpuş-u resmi olarak kabul etmiştir."

Karikatürist, Cemil Cem. Karikatürdeki kişi Avusturya Macaristan İmparatoru François Joseph'tir. Avusturya Macaristan İmparatorluğu, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 1878 Berlin Anlaşması ile yönetimi kendisine verilmiş Bosna Hersek'i ilhak kararı alınca, Avusturya'da mallarına karşı bir boykot eylemi başlamıştı.

Avusturya'dan ithal edilen maddeler arasında fes önemli bir yer tutuyordu. Karikatür, boykot sonrası Avusturya'nın uğrayacağını umduğu ekonomik sorunları söz konusu ediyor.

***

Kalem Dergisi, Sayı 1, Sayfa 5
Yayınlandığı tarih: 3 Eylül 1908




Karikatürün alt yazısı:

"Feylezof Doktor Rıza Bey'in tarih-i tabii dersi: Rıza Efendiler, şu karşınızda gördüğünüz mahlukat karbonifer devrinin en müthiş hayvanatındandır. Bunlar şimdiki fillerin yüz misli yerler yine doymazlardı. Çok şükür ki bugün bunların yalnız enkaz-ı azamı kalmıştır."
Karikatürstin adı yok.

Karikatürde II. Abdülhamid döneminin muhtekir yöneticileri hicvediliyor. Camekan içindeki kişiler, soldan sağa: Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa, Başkatip Tahsin Paşa, İkinci Katip Arap İzzet Paşa ve Kabasakal Mehmet Paşa.

Eleştirel sözleri söyleyen filozof Rıza Tevfik.

Hasan Rami Paşa (1842-1923): II. Abdülhamid döneminde filo komutanlığı ve Bahriye Nazırlığı yaptı. Kendisine Harami Paşa lakabı takıldı. Anılarını yayınladı.

Tahsin Paşa (?-1933): II. Abdülhamid'in mabeyn başkatibi. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra tutuklandı ve sürüldü. Uzun süre sefalet çekti. Anılarını "Abdülhamit ve Yıldız Hatıraları" adlı kitapta topladı.

Arap İzzet Paşa (?-1924): II. Abdülhamid'in mabeyn ikinci katibi. Padişahın üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenir. II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine önce Avrupa'ya kaçtı, sonra Mısır'da yaşadı. Büyük bir serveti olduğu iddia edilmişti.

Kabasakal Mehmet Paşa (?-1909): Abdülhamid dönemi paşalarından. İkinci yaverliğe kadar yükseldi. Cahilliği yanında padişaha sadakati ile tanınırdı. 31 Mart Vakası suçlularından addedilip Örf-i İdare Mahkemesi kararıyla asıldı.


***

Kalem Dergisi, Sayı 13, Sayfa 1
Yayınlandığı tarih: 27 Ekim 1908




Karikatürün alt yazısı:

"Ala, bala, dana, müstesna bir muhabir; bir muhabir ki İkdam'ın şimdiki muharriri, muharrir-i muktediri, muharrir-i muktedir-i siyasisi oldu. Oldu da ne oldu? Buldu, çıkardı, gösterdi, bütün karain-i İkdam'a gösterdi ki..."

Karikatürist, Cemil Cem.


Ünlü karikatüristin Kalem'deki ilk çalışmalarından biri.
Karikatürdeki kişi, ünlü yazar Ali Kemal (1867-1922). O dönemde İttihad ve Terakki'ye muhalefete başlayan İkdam gazetesinin başmuharriri. Karikatürde Ali Kemal övülerek hicvediliyor.

Kısa bir süre sonra 31 Mart Vakası olacak ve suçlu bulunan Ali Kemal Avrupa'ya kaçacak. Daha sonra yurda dönecek ama hep gözaltında kalacaktır. Bilindiği gibi mütareke döneminde Milli Mücadele aleyhinde yazacak ve zaferden sonra İzmit'te Sakallı Nurettin Paşa'nın tertibiyle linç edilerek öldürülecektir.
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 19:38   #14
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri

Karagöz Mizah Dergisi




"Karagöz" gazetesi, 10 Ağustos 1908"de yani II. Meşrutiyet"in ilanından topu topu 17 gün sonra çıkmaya başlamıştır. Hürriyet"in ilanıyla II.Abdülhamid"in sansürü kalkınca oluşan serbestlik ortamında; düşüncelerin sansüre tâbi olmadan özgürce yayınlanabilmesi hem yayıncıları hem okurları bir gazete ve dergi bolluğu ve çılgınlığı içine sürüklemişti. Hürriyet"in ilanını izleyen iki ay içinde 200"ün üstünde gazete ve dergi çıkar, ama çoğu kısa bir süre sonra kapanır. Bunun ender istisnalarından biri yaşamını 40 yıldan fazla sürdürecek "Karagöz" gazetesidir.
Karagöz gazetesinin sahibi, o dönemlerin deyimiyle "sahib-i imtiyazı" Ali Fuad Bey"dir. Ali Fuad Bey(?-1919), ülkemizin ilk karikatürcülerinden biridir. İlk karikatürlerini Çaylak Tevfik Bey"in 1870"li yılların ilk yarısında çıkardığı "Letaif-i Âsâr" isimli mizah dergisinde yayınlamıştır Daha sonraları yine Tevfik Bey"in lakâbına neden olan "Çaylak" dergisinin 1875-1876 yılları arasında yayınlanan sayılarında karikatürlerine rastlıyoruz.. Türk karikatür tarihinin araştırılmasında büyük emekleri olan Turgut Çeviker; Ahmet Fuat Bey"i "tasvirci" bir karikatürist olarak tanımlar, yani karikatürleri resim gibidir ve mesajlar karikatürün altındaki yazılar ile verilir; daha ileride ünlü karikatüristimiz Cem"in öncülüğünü yapacağı çizgilerle mesaj veren ustalığa sahip değil, naif hatların egemen olduğu karikatürlerdir.

III. Meşrutiyet ilan olduktan sonra Ali Fuad Bey, kesintiye uğramış gazetecilik merakını tatmin için hemen kolları sıvar, Kadıköy"deki Mühürdar Gazinosu"nda arkadaşlarıyla buluşup anlaşır ve Belediye Muhasebe Müdürü Reşat Bey"den aldığı 500 lira borç ile gazetesini çıkarır. Gazete halka dönük bir mizah dergisidir, haftada iki gün çıkmaktadır; bol karikatürlü ve olayları halkın anlayabileceği sade bir dille anlatıp yorumlamaktadır. Ne incelikli mizah dergileri olan "Kalem" ve "Cem" gibi aydınlara dönük, halka tepeden bakan, Fransızca bölümü olan ve iyice siyasete soyunan dergilere öykünmekte ne de iyice bayağılaşan ve seviyesiz yayınlar yapan dergilere benzememektedir. Bu tutumuyla beğeni toplar ve geniş kitlelerce sevilip alınır. Öyle olur ki satışları birçok gündelik gazeteyi geçer ve Ali Fuad Bey, aldığı borcu ödeyip yayınını rahatlıkla sürdürür.





Belirtmemiz gereken bir husus "Karagöz" tiplemesinin Türk basınına bu gazete ile girmediğidir. 1870"li yıllarda Teodor Kasab"ın çıkardığı "Hayal" mizah dergisinde ilk kez olarak işlenen konular Karagöz-Hacivat konuşmalarıyla, o zamanki deyimle "muhavereleri" ile verilmiştir. Bu derginin karikatüristlerindoen biri olması muhtemel Ali Fuad Bey, gazetesini çıkarırken bu örnekten hareket etmiş ve adını "Karagöz" koyduğu gazetesinde bu uygulamayı sürdürmüştür. Kütüphanemizde bulunan ilk on yılına ait "Karagöz" koleksiyonunun incelenmesinde gazetenin içeriği ile ilgili şunlar saptanmıştır.

Gazetenin ilk sayfasında o günün konusu olan bir karikatür ortada sunulmakta ve "Muhavere" başlığı altında bir Karagöz-Hacıvat konuşması yer almaktadır. Bu konuşma o günlerde gündemde olan bir konuyla ilgilidir. Bu bütün sayılarda görülen bir bölümdür. Bu yazıların uzun süre bizzat Ali Fuad Bey tarafından yazıldığını kendisini iyi tanıyan Münir Süleyman Çapanoğlu"Karagöz" ile ilgili bir yazısında belirtmektedir. Dört sayfalık gazetenin diğer sayfalarında "Takvim-i Ceraid" (Gazetelerin Takvimi) başlığı altında o günlerde gazetelerde çıkan haberler yorumlanmakta, yine "Dahili" başlığı altında bazı yurtiçi haberleri verilip buna Karagöz"ün yorumları eklenmekte; "Telgraf" başlığı altında ise yurtdışı haberler iletilip yorumlanmaktadır. Bazı sayılarda manzum söyleşiler ve çeşitli konulanr hakkında manzum yazılar bulunmaktadır.
"Karagöz"ün satışı artınca ilan da almaya başlamıştır; bu arada bazı ilginç uygulamalara da rastlıyoruz. Gazetenin taşra bayiliklerini alıp, gazeteyi satıp parasını göndermeyenler açıkça teşhir edilip okuyucu katında cezalandırılmaktadır.

Ali Fuad Bey, herhalde II.Abdülhamid döneminden deneyimli olduğundan mevcut iktidarlarla iyi geçinmeyi ilke edinmiş ve bu nedenle bütün yayın yaşamı boyunca gazetesi hiç kapatılmamıştır. Bunun ilginç bir saptamasını 31 Mart ayaklanmasında görüyoruz. İlk başta irtica karşıtı yazılar yazan "Karagöz" 31 Mart Vak"ası gerçekleşip asi askerler İstanbul"a egemen olunca dil değiştirmiş "Muhterem Ulema ve Askerimiz" diye asileri metheden yazılar yayınlamış, ancak isyan bastırılınca çark etmiş ama eleştirileri de üstüne çekmiştir. Onun üzerine bir düzeltme yazısı yayınlayarak asilerden korktuklarından öyle yazmak zorunda kaldıklarını belirtmiş ve İttihat Terakki karşıtlarını acımasızca eleştirenlere katılmıştır ve o günden itibaren biraz "sade suya tirit" muhalefet yapmıştır.

Ali Fuad Bey, 1912"de gazetenin yönetimini dönemin önemli aydınlarından ve "materyalizm" konusunu ülkemize ilk getiren kişi olan sosyalist eğilimli Baha Tevfik Bey"e vermiş ve Baha Tevfik Beyin ölümüne kadar (15 Mayıs 1914) dergi yepyeni bir hüviyet kazanmıştır. Bu dönemde özellikle Baha Tevfik Bey"in gazetenin ikinci sayfasında çıkan "Hasbıhal" başlıklı yazıları ilginçtir ve daha önce Karagöz"de rastlanmayan bir içerik ve niteliği simgeler.

Baha Tevfik Bey"in ölümünden sonra gazete dönemin ünlü yazarı Aka Gündüz"ün yönetiminde yayınlanır. Bu sırada I.Dünya Savaşı çıkmış ve Türkiye Almanya safında savaşa katılmıştır. 1914-1918 arası Karagöz savaş koşullarında yayın yapan ve İngilizleri"Con Kikirik" adı altında aşağılayan bir yayın organıdır. Savaştan sonra Karagöz, mütarake dönemine sahibi Ali Fuad Bey"in ölümüyle girer. gazete kızkardeşi Fatma Hanım"a kalmıştır; o da yönetime deneyimli yazar ve gazeteci Burhan Cahit(Morkaya 1891-1949)" i getirir. Karagöz, mütarake döneminde Ankara hükümetleri taraftarı bir tutum içindedir. Bu okuyucu katında saygınlığını artırır, bir ara İstanbul"da ençok satan gazete bile olur. Cumhuriyet"in ilanından sonra da Burhan Cahit"in usta yönetimiyle bu başarısını sürdürür. 1928 yılında Latin harflerinin kabulü, bütün matbuat gibi Karagöz" ü de etkiler, satışlar düşer. Burhan Cahit de kendi gazetesi "Köroğlu" nu çıkarmak için Karagöz" den ayrılır. Bir süre Ornan Seyfi Orhon ve Refik Ahmet Sevengil yönetiminde çıkmaya devam etse de 26 Ocak 1935" de kapanır.





Kapanınca dönemin iktidar partisi Cumhuriyet Halk Fırkası, gazeteyi sahibi Fatma Hanım"dan satın alır ve deneyimli gazeteci Sedat Simavi"nin yönetiminde halka dönük bir mizah dergisi olarak çıkarmayı sürdürür. Bu dönemden 1950 yılına kadar Karagöz artık Cumhuriyet Halk Partisi"nin halka dönük bir yayın organı olarak yaşar. Deneyimli gazeteci Sedat Simavi, başarılı bir gazetecilik sergiler; özellikle II. Dünya Savaşı"nın bunalımlı günlerinde geniş kitlelerin moralini yükseltecek yayınlarla gazeteyi başarıyla sürdürür. Bu dönemdeki ilginç bir gelişmede 1935- 1938 arası Kemal Tahir"in Karagöz"de önce muharrir sonra yazıişleri müdürü olarak çalışmasıdır. 1938 yılında Nazım Hikmet"le birlikte Donanma Davası"nda hapise girince bu görevi biter.

1950" de Sedat Simavi Karagöz"ü bırakır. Hem kendi kurduğu ve çok tutulan Hürriyet gazetesi ile uğraşmaktadır ve asıl önemlisi de Cumhuriyet Halk Partisi seçimleri kaybetmiş, muhalefete düşmüştür.
"Karagöz" bundan sonra etkisini hızla yitirerek beş yıl daha kesintili olarak çıkar, ama 1955 yılında 4785. sayısıyla birlikte kapanır. Tam 47 yıl yayınlanmıştır.

Karagözde Yayınlanmış Bazı Karikatürler



Karagöz, Sayı 16, Sayfa 4
Yayınlandığı tarih: 1 Ekim 1908




"-Karagöz o elindeki inci terazisi... sırtında bir küfe taş... hiç de nispet yok...
- Neden nispetsiz oluyormuş... böyle giderse taş, inciden daha kıymetli olacak...
- Ya... aman sebebi ne?...
- Haberin yok mu ayol... erkan-ı matbuatın muradı şeytan taşlamakmış..."
Basında yapılan eleştirilerden rahatsızlık duyulması hicvediliyor.




Karagöz, Sayı 21, Sayfa 4
Yayınlandığı tarih: 12 Ekim 1908



"-Ah Hacivad ah... Haniya şöyle böyle diyordun... İşte yine eski hamam eski tas..."

Hamamın kubbesindeki yıldız şeklindeki aydınlık pencereler II. Abdülhamid'i simgeliyor.
Hürriyetin ilanı olarak adlandırılan İkinci Meşrutiyet'in başlamasından beri çok az şeyin değiştiği eleştiri konusu olmuştu.


Karagöz, Sayı 25, Sayfa 4
Yayındığı tarih: 22 Ekim 1908




"-Aman yahu... Karagöz... Bu ne kıyafet...
- Yerli malı yerli malı diye başımı ütüledin... Ben de sırtıma İnöz küpü ile başıma Göksu saksısından başka geçirecek yerli malı bulamadım... Bu hale geldim... Bari bir de ballı kahve ısmarla da tamam olsun..."



Karagöz, Sayı 12, Sayfa 4
Yayınlandığı tarih: 17 Eylül 1908




Resmin üstü:

"İdare-i Mahsusa ve Anadolu Şimendiferi grevleri üzerine Haydar Paşa ve Kadıköy ile İstanbul arasında iyab ü zihab (gidip gelme)."
(İkinci maşrutiyet'in ilk aylarındaki işçi hareketinin gelişmesi ve Boğaz vapurları ile trenlerde grev başlamasıyla İstanbul'da yaşananlar...)


Resmin altı:

"- Ah Hacivad... Ben sana şu cankurtaran simitlerinden al demedim mi idi...
- Yorgunluk olmasa... Banyo fena değil ama kışın nasıl edeceğiz... Balonlarda kim var Karagöz...
- Kim olacak şimendifer yolcuları..." Erol ÜYEPAZARCI-Mehmet ALKAN






Karagöz: -Efendi galiba iane vereceksiniz. Veriniz. Cidden muhtac muavenetdirler.

Muhacir: -Onda yardım verecek surat var mı Karagöz Ağa! Bizim öküzü ucuzca kapatmak istiyor!..




Karagöz: Hey baba bu kadar kişi böyle yıkık bir dam altına sığar mı?! Size emval metrukeden bağ, bahçe, ev vermediler mi?


Muhacirler: Biz ondan vazgeçtik Karagöz Ağa biraz yemlik ve yemeklik bile vermediler! Daha üçgün böyle beklersek acımızdan öleceğiz!


1908’de yayınlanan Mehmed Baha’nın karikatürü



Osmanlının ekonomik boykotundan etkilenen imparator Franz-Joseph çizilmiştir.





Karagöz



Karikatürün altındaki yazı:

-Baba bu eli bayraklı ihtiyar kimdir?
-Bir Genç Türk oğlum.
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 20:47   #15
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi


Boşboğaz İle Güllabi





Sahibi ve başyazarı Hüseyin Rahmi yayıncısı Tüccarzade İbrahim Hilmi’dir. Pazartesi ve Perşembe günleri olmak üzere haftada iki defa yayınlanan kendi deyimleriyle Şathiyyat içinde müdafaa-i hukuk ve vatan ve millete hadim musavver mizah gazetesidir. Yazarları Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim, Ahmet İzzet, M.Rıdvan ve Mithat Cemal’dir. 6 ağustos 1908 ile 14 aralık 1908 arasında 36 sayı basılmıştır.

6 ağustos 1908’de yayınladıkları birinci sayının ikinci sayfasında şu ifadelere yer vermişlerdir.

Bu tuğyan-ı matbuat içinde (bu azgın haddini aşmış basın içinde) Boşboğaz bilmem kaçıncı olarak seyl-ü intişara (yayın seline) karışıyor. Arkadaşlarıyla el ele vererek o da bu huruşan-ı hürriyyet müdafiileriyle birlikte (coşmuş hürriyet savunucularıyla) insanlığı dava eyleyecek (insanlığın derdini çekecek). Bu velvele-i zar-ı hamiyette (vatan sevgisiyle aşka gelmiş insanların gayret gürültüleri arasında) avazının erebildiği kadar feryad edecektir. Fakat bu şamatalı günümüzde serapa (baştan başa) ciddiyet kesilerek vaaz gibi ağır makaleler neşreden eski gazetelerimizin (her gün şeker yense bıkılır) zihinleri yorma tehlikesine karşı, bütün o mantıklı süslü metinlerin ve yeni kardeş gazetelerimizin heyecanlı vatanperverane bazen ifrata kaçan sözlerinin üzerine tuz biber olmak kabilinden “Boşboğaz” şakalarını serpiştirecektir. Boşboğaz, diğer gazetelerden, halkın faydasına olabilecek sözleri alacak ve bunu mizahi bir dille halka neredeyse ezberletecektir.

Ağır mesuliyetle yorgun düşen gazeteci dostlarımız da öyle zannediyorum ki sayfalarımızda her gün, gülecek bir şeyler bulabilecek ve zihinlerini biraz olsun dinlendirip eğlendirebileceklerdir. Boşboğaz sayfalarında kimseye karşı bir kötüleme ve garazkarlık görülmeyecek, ancak zaman zaman hakikate bağlılığından dolayı ifrat derecesinde keskin ifadeler kullanabilir. Bunu da garazkarlıktan ayırmak lazım gelir. Bu dediklerimizden, Boşboğaz aldığını bulduğunu söyler, şeklinde anlaşılmasın. Boşboğaz halktan saklanmaya çalışılan gerçekleri bulur ve halka bildirir. Bu iyi niyetimizi ortaya koyduktan sonra zannediyorum ki refiklerimiz (diğer gazeteler) bize gücenmezler Boşboğaz’ın şakalarını çekememezlik yapmazlar. Şakayı kaldırırlar. Gazetemiz lüzum gördüğü haftalarda “Boşboğaz’ın ciddi makalesi “ başlığı altında ciddi makaleler de neşredecektir.






(Boşboğaz ile Güllabi’nin karşılıklı konuşması)


(Boşboğaz ile Güllabi, Sayı 1, Sayfa 4, Sütun 1-3, 24 Temmuz 1324) (6 Ağustos 1908)

Boşboğaz – Aman Güllabi koş… Yetiş…
Güllabi – Ne var? Bağırma... Hanginize yetişeceğimi şaşırdım…
Boşboğaz – Öteki gazeteleri bırak, şimdi bana gel. Biz, yani gazeteciler ne olmuşuz,
haberin var mı?
Güllabi – Yok.
Boşboğaz – Hepimiz kondüktör olmuşuz. şimendifere mi, tramvaya mı, orasını
anlayamadım. Biz kondüktör olmak için mi hürriyeti getirmeye çalıştık?
- Bu lakırdı kalabalığında her şeye inanıp ta nafile telaş etme. Bu cevherleri de kim
yumurtladı?
- Mizan gazetesi… Geçen Cuma günkü nüshasının 11. sayfasında işte bak ne yazıyor:
“Dün sansürle idare edilen matbuat arabalarının yürüyen aksamıydık. Bugün kondüktör olduk.”
- Sus. Gazeteyi kapa… Matbuat komitesi ileri gelenleri, bu vazife bize lâyık değil
diyorlarsa belki güçlerine gider. Anayasa’nın ilanından evvel yayınlanan gazetelerin
idarehanelerinde emirler altında senelerden beri ezilen zavallı muharrirler hürriyet sarhoşluğuyla çarçabuk kulüplere komitelere başkan ve üye oluvermişler. Şimdi bu kondüktörlüğe doğrusu ya…canları sıkılır.
- Bir gazete daha çıkmış…
- Acayip… Her gün bir tane çıkıyor. Boşboğaz, biz nasıl geçineceğiz? Bize hürriyet
verdilerse milletin bütün fertleri gazete çıkarsın demediler ya… Bu yenisinin adı ne?
- Tin Tin.
- A cahil adam… Öyle isim olur mu? Yanlış söylüyorsun… Dikkatli bak.
- Evet, yanlış görmüşüm. “Tin” bir tane.
- Yine yanlış okuyorsun. Getir bana bakayım.
- Ha “Tanin”…
- Aferin, okudun işte.
- Bunun muharrirleri kimler?
- Kulağını bana ver. Fıs… fıs… fıs…
- Yaa?…
- Bu zat burada da mı başmuharrir? Ayol İstanbul’da ne kadar havadis evrakı
yayınlanıyorsa bu gayretli adamın orada ismi görünüyor. Sekiz gazeteye birden nasıl yazı yazılır?
- Aman Güllabi pek hımbılsın. Şimdi yazı yazmanın ne kadar kolaylaştığını bilmiyor musun
sen. Boğaziçi, ada vapurlarında, trenlerde görüyorum. Hep muharrirler ellerinde bir kurşun kalem hem birbiriyle konuşuyorlar hem de çorap örer gibi yazı yazıyorlar.
- Bu yeni Tanin neler yazıyor?
- Pek iyi anlamadım ama Babıâli’de vekillerden birinin dişi mi ağrımış, vekillerden
bazılarını çürük dişlere mi teşbih etmiş (benzetmiş), anlayamadım.
- Yaa… İyi iyi. Babıâli’yi milletin ağzı farz ederek ızdırap veren diğer çürük dişlerin hep
birden ayıklatılmasını tavsiye ediyor galiba.
- Azı dişlerden hemen hepsi çıktı, Zeki Paşa, Memduh Paşa. Bakalım matbuattaki
döküntüler hangi gazetecinin kerpeteniyle sökülecek?

**Aşağıdaki muhaverede de İkdam gazetesinden alınan bir haber malzeme yapılarak, eski
idare, bazı gazeteler, sansür, hafiyelik ve jurnalcilik sistemi hicvedilmiştir.


***

II. meşrutiyetin Fransız devriminden mülhem uhuvvet/kardeşlik ilkesinin cemiyet yaşamındaki yansıması!




Boşboğaz ile Güllabi
No: 34
24 Teşrin-i Sani 1324

-Aman uçurtmanın ipi sağlam mı?
-Merak etme sağlam. Hem ucu ordunun elinde.

(Salih Seyhan/ Derleme )
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 21:05   #16
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi

Coşkun Kalender Mizah Dergisi






Coşkun Kalender, Şehbenderzade Filipeli Ahmed Hilmi tarafından ikinci meşrutiyet sonrası kısa süreli yayınlanmış mizah dergisidir. (1909 yılında sekiz sayı yayınlanmıştır) Haftada iki defa yayımlanan, hakikate hizmetkâr, tenkidi resimli mizah gazetesi “Coşkun Kalender” den iktibaslar.



Çoşkun Kalender 15 Nisan 1909



Osmanlı Arslanı-Artık yetişir, çok oldunuz! ! ! (Arslanın boynundaki levhada “Osmanlı Milleti” yazısı görülüyor.



Meclis-i Kalenderan




Havanın küşayişinden istifade ile Kalenderler bu hafta Edirnekapısı Mezarlığı’nda içtima etmişler ve hüsn-i tesadüf olarak o gün vefiyat olmadığından yapayalnız mezarlığa sahip olmuşlardır. Esnay-ı müzakerede hatib-i şehir Ballı Baba gelmiş ve kürsi-i hitabet vazifesini yapan At Kestanesi ağacına çıkarak şu nutku okumuştur. “Ey Kalenderan! İstikbalimiz tehlikededir. Artık bu diyardan göçelim. Eyvah! Heyhat! Mahv olduk, bittik, başka yere gidelim. Bu memleketten kaçalım(heyecanından ağlayarak) icab ederse ukbaya göçelim. (Bütün Kalenderler de heyecan, enfiyeyi fırt-ı istimalinden burnu ve ağzı, gözü çağlayan gibi akan sırnaşık Kalender heyecanından öksürmeye, aksırmaya başladı.)

Evet, kardeşler, biz bu âlemin pek çok alâyişinden, namanından el çekmişizdir. Yalnız insanların mürüvvetinden ne koparsa onunla geçiniyorduk. Eyvah! Dilencilikte alafrangalaştı. Meğer reklam adı verilen şey bazı hususatta “Sual” manasını ifade ediyormuş. Bazı büyük adamlar toptancı dilenciliğe başlamışlar. Artık bizim gibi perakende dilencilere iş kalmadı. Bu ahir zaman dilencilerini protesto etmeliyiz. Hukukumuza tecavüz ediliyor.”

Müzakerat-ı medideden sonra ber-vech-i ati arzuhalin Mebusan ve Ayan riyasetleriyle Sadarete takdimine karar verildi:

Kalenderane hiçbir intisabı olmadığı cemiyetimizden tezkire almadığı halde bazı zevat-ı kiramın milletinden para dilendiği istihbar kılındı. Bu tabakat-ı bala dilencilerine kaçakçı nazarıyla bakılarak efkâr-ı umumiye muhakemesine tevdileriyle hukuk-u kalenderanın muhafazasını istida eyleriz. Ol babda ve beriki kapıda… İla ahire…


Kalenderan namına Ballı Baba


(Dünyabülteni.net)
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 21:38   #17
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi

Püsküllü Bela Mizah Dergisi







24 şubat 1909 – 7 nisan 1909 tarihleri arasında toplam 7 sayı basılan Püsküllü Bela’nın sahibi Hüseyin Hüsnü’dür. Her hafta Çarşamba günleri yayınlanan dergini ismi kendi deyimleriyle Ahval-i Zamane Tenkide Sezadır: İsmi O Sebeple Püsküllü Beladır. Yazarları arasında Berki bela, Encam, Halit, Naci, Servet, Seyyid İsmetullah bulunmaktadır. Sekiz sayfa olarak yayımlanan gazetenin sayfaları arasında bir olayı bahane ederek hiciv ağırlıklı yapılan değerlendirmeler yer almış, bu değerlendirmelerde genellikle toplumsal sorunlar işlenmiş ve hükümet hedef alınmıştır. Derginin tüm sayılarının orta sayfalarıyla, ilk ve son sayfalarında imzasız karikatürlere yer verilmiştir. İlk dört sayısı siyah beyaz olarak basılan derginin 5. sayısından itibaren karikatürlerin yer aldığı ilk ve son sayfaları renkli olarak basılmıştır.

Karikatürlerin günün konularıyla bağlantılı olarak değişkenlik gösterdiği dergide genel olarak şu konulara yer verilmiştir: Gazeteler, gazeteciler, yabancı devletlerle olan münasebetler, torpille iş–mevki sahibi olanlar, toplumsal meseleler.

***


Zarif Sözler


(Püsküllü Bela, Sayı 4, Sayfa 7, Sütun 2, şubat 1909)

Devr-i istibdat paşalarından biriyle küçük bir memur arasında:

PAŞA- (Hiddetle) Defol, gözüm görmesin.
MEMUR- (Çıkarken) Amin!!

**


Devr-i istibdat kodamanlarından bir nazır ile gazabına uğramış azledilmiş afif bir
mutasarrıf arasında:

NAZIR- Ne istiyorsun?
MAZUL MUTASARRIF- Efendim, mağdurum, artık merhamet buyurunuz.

NAZIR- Ben sağ olduğum müddetçe sana memuriyet yok.
MAZUL MUTASRRIF- (Yeis ve ümitsizlikle) Gençliğim var beklerim.
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 22:22   #18
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi


Eşşek Mizah Dergisi






Vaktiyle “Eşek” isimli bir mizah dergisi çıkarılıyor ve bundan zamanın yöneticileri çok rahatsız oluyor. “Eşek”i kapatıyorlar adı “Malum” oluyor. O da kapatılınca “Hımar” çıkıyor. Onu kapatıyorlar “Merkep” çıkıyor. Onu kapatıyorlar “Har” çıkıyor. Onu da kapatıyorlar. En sonunda dergi yöneticileri başlık yerine “iki kulak” resmi koyup, “O’dur O” yazıyorlar.

“Eşek”, baskılara mizahla direnmenin en çarpıcı örneği olarak karşımızda duruyor. Yani insanların inançları ve kimlikleri kolay kolay yok edilemiyor. Baskı yaptıkça gülünçleşen ve çirkinleşen zalimler, zorbalar oluyor ve tarih bunları hiçbir zaman affetmiyor.


Meşrutiyetin ilanından sonra, oluşan hürriyet ortamı içinde Osmanlı toplumunda peş peşe gazete ve dergiler yayınlanmaya başlar. Meşrutiyetten sonra Baha Tevfik (1881–1916) tarafından yayınlanan mizah dergilerinden en ilginci de, 1910 yılında yayınlanmaya başlayan “Eş şek” ismindeki haftalık mizah dergisidir. Eşek ve eşeklik konusu mizah edebiyatımızın ana maddelerinden biridir.
“Eşek” dergisinin ilk sayısı, 16 Teşrinisani (Kasım) 1326 (1910) da çıkmıştır. Başında imtiyaz sahibi, yani şimdiki “sorumlu yazı işleri müdürü dediğimiz kişiler şöyle belirtilmişti:


“Sahibi imtiyaz: Merzifonî
Müdiri mesul: Halil”
Merzifoni, bilindiği gibi, Merzifonlu demektir. Merzifon da cins eşekleriyle tanınmış bir yerdir.


Derginin idarehane adresi olarak da şu beyit yazılmıştır:
“Babıali Caddesindedir ahır,
Numro dörttür, iş düşerse gel anır”.
Notaya muafık her türlü anırtı kabul edilir.
İnsanlara ders-i edep verir. Sahiplerinin eşekliği tutunca neşrolunur, muti, mütehammil ve beynelmilel hayvan gazetesidir.”


Sermuharriri (başyazarı) Kıbrısî Don Kişot.
Müdir-i edebî: Çimenderzade Faik.
Heyet-i tahririye (yazı kadrosu): Topal eşek, tırnağı karıncalı eşek, kaba kulak.


“Eşek” ismiyle bir dergi imtiyazı almak o zaman kolay olmamıştır. Sahipleri de sansür heyetinin bu isimde bir yayına müsaade etmeyeceklerini bildiklerinden bir hileye başvurmuşlardır.

Eski yazıda, eşek ile gözyaşı anlamına gelen “Eşk” diye imtiyaz vermiş, sonra kelimenin üzerine bir şedde koyarak dergi, “Eşşek” adı ile çıkarılmıştır.

Eşek kapış kapış satılır. İlk baskı 10.000 adettir ve hiç kalmaz. Yeniden basılır bu baskı 42.000 adete kadar çıkar. Fakat Eşek’in ömrü uzun olmaz. 16 sayı sonra kapatılınca, sahibi bu sefer (Malûm) adı ile yeni bir imtiyaz alıp “Eşek”i bir süre böyle devam ettirir.

“Malûm” un başlığında şöyle bir resim vardı: Bir masa, arkasında bir eşek… Masanın üstünden, eşeğin yalnız iki uzun kulağı görünüyor.





Şüphesiz, eşeği ne kadar gizlerse gizlesinler, “Malûm” da “Eşek”in akıbetine uğramış, birkaç sayı sonra kapatılmıştır.


“Eşek” in ilk sayısında, başyazı yerine çıkan şu fıkra da ilginçtir:
“İLK ANIRTI: Gayet açık fikirli bir zat, bir gün bir arkadaşına demiş ki:
—Yahu, bir oğlum doğarsa, ismini eşek koyacağım.
Arkadaşı cevap olarak:
-Tuhhaf!.. Dünyada bu kadar isim varken, eşek ismine ne lüzum var?
O zat da cevap vermiş:
-Evet lüzum var. Çünkü bu memlekette büyük adam olmak için eşek olmaktan başka çare yok.


“Eşek” dergisinde çıkan bir manzume aynen şöyle:
“Vay mübarek yine dörtnala şitadan geldi,
Gemi ağzında, param parça küheylan geldi,
Yık, dağıt, her ne dilersen onu yap hiç korkma,
Artık alemde uğursuzlara meydan geldi!
Üç buçuk yılda dokuz ay seni ancak gördük.
Üst yanı eski devirden bile zindan geldi.

***



Neyzen’den “Eşşek” Gazetesinde Mülakat: “Sövme Hürriyeti” gibi garip iddialarda vardır.

9 Ağustos 1912 günlü “Eşşek” gazetesinde “sövmek” üzerine bir anket açılır.
Neyzen Tevfik(1879-1953) ankete şu cevabı verir: “Küfür lisanın tuzu biberidir. Sövmek müsekkin-i asaptır. Bazı kimseler, bilhassa matbuat sövmenin fena olduğundan bahsediyor. O büyük adamdır, sövülür mü? Diğeri küçük sövme cahildir. Sövme o ihtiyardır, sövme kadındır… O halde kime sövmeli? Sövme hürriyet olduğu gibi, sövme müsavatı da olmalı. Herkes bi kaderi imkân sövmelidir”.



(Ustura Dergisi/Türk Edebiyat tarihi ansiklopedisi/ Google group)
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.11.13, 22:38   #19
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri | Karikatür Tarihi

Cem Mizah Dergisi



(Cem Dergisi, sayı 19,1911)

Cem, (10 Aralık 1910 - 18 Ekim 1912 ve 10 Aralık 1927 - 2 Mayıs 1929) yılları arasında İstanbul'da Cemil Cem tarafından yayımlanan haftalık mizah dergisi.

Derginin başyazarlığını Refik Halit Karay yaptı. Avrupalı karikatüristlerin de yapıtlarının yer aldığı Cem, Kalem'den sonra Türkiye'de çıkan Batılı anlamda ikinci mizah dergisi oldu. Dergi ilk basıldığı yıllarda Fransızca olarak da sayılar çıkardı. Ancak Cumhuriyet'ten sonra tamamen Türkçe olarak yayımlandı. 1929 yılında 49. sayısından sonra kapanan Cem, sahibi Cemil Cem'in iktidarla olan uyuşmazlığı sonucu kapatıldı.



Cem Mizah Dergisi Kapaklarından Örnekler

(Cem Dergisi, sayı 32, 1911)
**

(Cem Dergisi, sayı 6, 1910)

**

(Cem Dergisi, 1911)

**


CEMİL CEM KİMDİR?




1882 yılında İstanbul'da doğdu. 1889'da Vefa Lisesini bitirdi daha sonra Mekteb-i Hukuk'ta okudu. Avrupa'da hariciyeci (Dış işleri görevlisi) olarak görev yaptı. 1908'de 2. Meşrutiyetin ilanıya başlayan özgürlük ortamından sonra karikatürlerini Avrupa'dan yollayarak yayımlamaya başlayan Cemil Cem daha sonra görevini bırakarak İstanbul'a yerleşti ve karikatürcülüğü meslek olarak seçti. Önce "Kalem" dergisinde çizen Cem; bu dönemde istibdat yani baskı döneminin yıkılmasına rağmen padişahlığı süren Abdülhamid'i de ağır şekilde eleştirdi, İttihat ve Terakki'yi de... En yakın dostlarını bile eleştirmekten kaçınmadı. Ancak günümüz karikatürüne epeyce ters düşecek bir inancı vardır; o sıradan insanların karikatürünün çizilemeyeceğine inanıyordu. Karikatürün o dönemlerde henüz çok yeni bir sanat dalı olmasının katılmadığımız bu görüşlerinde epeyce payı olsa gerek. Dediğimiz gibi karikatürün henüz emekleme dönemidir Cemil Cem'in dönemi. 1910'da çıkardığı Cem dergisinin ilk sayısında karikatürle ilgili bir yazı yazmıştır. O yazıda karikatür üzerine görüşlerini açıklarken bir bölümde şöyle der: "... Herhangi bir kişinin karikatürü olmaz, saygı değer kişilerin karikatürü yapılır. Yurdun siyasal ve bilimsel yaşamında yeri olmayan kişilerin karikatürü olmaz..."






Aynı Cemil Cem, karikatürü şu şekilde görmüştür: "Karikatür hiçbir zaman kötü düşünmez, hep tuhaf düşünür." Gerçekten de karikatür farklı bakış açısıyla çoğunluğa "tuhaf" gelecek şekilde düşünebilir bu da onu farklı kılar. Yukarda da bahsettiğim gibi Cemil Cem, 1910'da kendi adını taşıyan "Cem" dergisini çıkardı ve orada çizdi. (1910-1912) Sanayi Nefise'de (Güzel Sanatlar Akademisi)nde müdürlük yaptı. Cumhuriyet'in ilanı sonrasında 1927-1928 yıllarında "Cem" dergisini yeniden yayımladı. Karikatür tarihimiz üzerine de kafa yormuş çizerlerden Ferit Öngören usta, Cem'in 1927'lerdeki çizgisi için "Çizgisi eski vurucu gücünü yitirmiştir" der.


Cem Dergisinde Yayınlanan Bazı Cemil Cem Karikatürleri



Louvre Müzesi'nde bulunan Roma dönemine ait "Les Trois Graces". "Sevimli üçler" anlamına geliyor. Yukarda ki karikatüre ilham olup aynı adı taşımaktadır.

Karikatürdekiler;

Halil Menteşe Bey (1874-1946), Nâzır [Bakan]
İbrahim Hakkı Paşa (1862-1918), Sadrâzam [Başbakan]
Mahmut Şevket Paşa (1856-1913), Ordu Komutanı

(Cem Dergisi, Cemil Cem, 2 Aralık 1910)


**

Don Kişot ve Hemdemi

(Harbiye nazırı Mahmut Şevket Paşa ve sadrazam Hakkı Paşa)

(Cem Dergisi, Cemil Cem, 1911)

**

-Güleyim bari, kız Pembe, nedir o kibir?

(Cem Dergisi, Cemil Cem, 1911)


**

Ne olmuş, deniz mi tutmuş?..
- Yok canım, güneş çarpmış!..

(1927 yılında, CEM dergisinde yayımlanmış bir Cemil Cem karikatürü...)
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.11.13, 13:23   #20
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi

Edeb Yahu Mizah Gazetesi




3 Teşrinievvel 1324/16 Ekim 1908 - 21 Teşrinisani 1325/4 Aralık 1909 tarihleri arasında elli yedi sayı çıkarılan Edeb Yahu, II. Meşrutiyet döneminde İzmir’de yayımlanmış mizah gazeteleri içerisinde gerek sayı itibariyle gerekse yazıların niteliği bakımından en dikkate değer olanıdır. İmtiyaz sahibi Zeytinoğlu Mehmet Remzi, sorumlu müdür Taşlızade Hasan Rüştü, başyazarı Şair Eşref’tir. İdarehanesi, dava vekili Taşlızade Hasan Beyin yazıhanesidir. Her sayıda “Edeb Yahu” klişesinin altında Şair Eşref’e ait olduğunu düşündüğümüz şu kıta yer almaktadır:


Aransın hakkı varsa her kimin kimde, mahâkimde
Demem sâir refîkânımla mîzâna Edeb Yâhû
Hükûmet bundan evvel etti matbûâtı çırçıplak
Kusûra bakmasınlar, çıktı meydâna Edeb Yâhû

Aynı kıta, ilk sayıda yer alan ve üslûbundaki benzerlikten dolayı derginin başmuharriri Eşref’in kaleminden çıktığını düşündüğümüz “Mukaddime” nin sonunda da yer almaktadır. “Edeb Yahu” klişesinin altına yan yana birer beyit hâlinde yazılan kıtanın hemen altında iki çizgi arasında “Şimdilik haftada bir defa cuma günleri neşr olunur Osmanlı mizah gazetesidir” ibaresi yer almaktadır. 16. sayıda ibare “Şimdilik haftada bir defa cumartesi günleri neşrolunur ciddî ve mizah yazar Osmanlı gazetesidir” şeklinde değişir. 15. sayıdan itibaren de Eşref’in kıtasının yerini “Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hüdâdan/Giy ol tâcı emîn ol her belâdan” beyti alır. 26. sayıda sorumlu müdür Müderriszade Mehmet Kâmil, 27. sayıda ise imtiyaz sahibi olan Mehmet Remzi aynı zamanda sorumlu müdür olur, başmuharrir de Hafız İsmail şeklinde değişir. Başmuharrir 32. sayıda Ahmet Cemil, 44. sayıda Nüzhet Hâtifi’dir. 46. sayıdan sonra elimizde sadece 52, 56 ve 57. sayılar olduğu için göremediğimiz diğer sayılarda ne gibi değişiklikler olduğunu bilemiyoruz, ancak 52. sayıda sorumlu müdür Osman Nuri, sermuharrir Mehmet Said olarak değişmiştir.



İlk sayıda “Mukaddime” başlığı altında derginin ismi olan Edeb Yahu ifadesinden hareketle dönemin hangi yanlışlarına “edeb yahu” deneceği mizahî bir üslupla anlatılır:

Zamanımızda bu “Edeb yahu”nun mahall-i tatbîki pek ço-tur. Ezcümle hürriyeti, alacağını alıp borcunu vermemek zannedenlere “Edeb yahu!”.

Haddini bilmeden polis namzedi çıkanlara, namzetlerin ehliyetlileri varken inadına yapar gibi ehliyetsizlerin üzerine rey veren ve ârâ-yı umûmiyeyi kâğıt paçavrası gibi parçalayan müntehib-i sânîlere de maa’t-takbîh “Edeb yahu” denilir.

Her ihtiyaç bitmiş de yalnız iki mesele kalmış gibi diyâneti elde alet ederek tesettür-i nisvân meselesiyle uğraşan ve halkı birbirine düşürmek için münafıklık eden vâizlere, gazetecilere dahi maa’t-teşhîr “Edeb yahu” denilir.

Esbak Bahriye Nazırı Celâl Paşa, Tophane müşiri Zeki Paşa babalarını gözetmezler, aç bırakırlar. “Canım bunlar sizin sebeb-i hayatınızdır, niçin bakmıyorsunuz?” denildikçe “Babalarımız zevklerini icra esnasında sâika-i tesâdüfle biz de dünyaya gelmişiz. Biz onları infâk ve iâşeye mecbur değiliz” dedikleri vakit “Edeb yahu” denilir.

Tecessüs alamadıkları için hizmet ve betâetle muamele gö-ren ve sırıtmış köpek gibi amirlerinin yüzüne atılan memurlara, ashâb-ı mesâlihin resmen davet olunduğu vakitten ancak iki üç sa-at sonra toplanıp işe başlayan ve vaktin adem-i müsâadesine meb-nî işleri vakt-i âhara ta’lik ederek hukûk-ı ibâdı mahkemelerde s-ründüren mahkeme heyetlerine de “Edeb yahu” denilir.

Menâfi-i vatan uğrunda kemâl-i germî ile çalışmayı bırakıp da ara sıra çıngar çıkararak birbirine saldıran gazetecilere “Edeb yahu” denilir.

Yine aynı sayıda “Mesleğimiz” başlıklı yazıda geçen “Bizim mebde-i hareketimiz şathiyat, fakat hedefimiz ciddiyattır” ifadesi derginin tuttuğu yolu ortaya koymaktadır.

Edeb Yahu sadece mizahî yazılara yer veren bir gazete değildir. Ciddî üslupla kaleme alınmış siyasî ve sosyal hayatla ilgili yazılar, şiir ve hikâye gibi edebî metinler onu, dönemin özellikle kısa süreli çıkmış, yergi ve gülmeceyi gaye edinen gazetelerinden ayırmaktadır.

Edeb Yahu’da yer alan yazılarda ağırlıklı olarak Girit ve Bosna-Hersek olayları, Meclis-i Mebusan’ın açılışı için yapılan seçimler, basın, II. Abdülhamit’in hal’i ve II. Meşrutiyet yönetimiyle birlikte Mehmet Reşat’ın tahta çıkışı, belediye kaynaklı sorunlar, gündelik hayatla ilgili meseleler ele alınır. Bunların dışında yoğun olarak şiire yer verilmekle birlikte özellikle son sayılarda hikâyelere ve tiyatroyla ilgili eleştirilere de yer verilir.

(II. Meşrutiyet Döneminde İzmir’de Çıkmış Olan Mizah Gazeteleri / Yrd. Doç. Dr. Şerife ÇAĞIN )
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
dergileri, geçmişten, günümüze, karikatür, mizah, mizah dergileri, tarihi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Geçmişten Günümüze: Kız Kulesi (İstanbul) DAMLA Türkiye'den Tarihi Yerler ve Mekanlar 76 24.06.16 17:21
Geçmişten Günümüze Çikolata | Çikolatanın Tarihçesi ReaL İcatlar - Mucitler | Keşifler - Kaşifler 23 21.07.14 13:41
Geçmişten Günümüze Ütüler AFiLi Her Konuda Kısa Bilgi ve Haberler 2 29.07.11 22:21
Geçmişten GüNüMüZe SCANIA (NeReDeN NeReYe) Kartal Araç Tanıtımları 3 21.07.09 00:23
Geçmişten Günümüze Kişilik Kavramı oneyouu Sosyal Bilimler 0 29.01.09 00:43


WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:12.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.