Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 10.04.14, 17:44   #1
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar




İnanacaksın önce sen her söylediğine,sen kendin güveneceksin önce kendine ve sen emin olacaksın ne olduğundan tümüyle / benim inanmadığım senin varlığın Şirâze


varsa gitmek hep fikrinde sevmeyeceksin, ola ki sevdin yakıp gemileri gitmeyeceksin, her şeyden önce Şirâze kendinle halleşeceksin ve her gerçeği söylemekle bütün meseleleri hallettiğini zannetmeyeceksin.

Belki bilirsin ölümcül kazalar en çok düz yolda olur, “Asla” dediğin ne varsa bir şekilde ansızın gelip seni bulur ve “keşke”ler yoldaşın,vesveseler sol yanın, dimâğ da uyuyan tarafın olup kalır; hesap vermeden sıyrılacağını sandığın an yanarsın; ya burada şimdi, ya da nihâyetinde vaktin emin ol kendinle yüzleşeceksin.

Hiçbir şey kolay değil, hiçbir şey yalın değil, hiçbir şey değil kusursuz; ille de O…

Göremiyorsan ahengi, duyamıyorsan kutsî melodiyi,hissedemiyorsan eşsizliği; yazık sana ki Şirâze, terkedilmişsin.


Bütün yollar önü ummanla kesilse de hep kesişir, gök ve yer birbirinden ayrı görünse de ne yöne baksan ufukta birleşir; yalnız kaldığını düşündüğün an kalabalıkları hayatın geçmiş ve gelecekten üzerine çöreklenir; kapılar görürsün de Şirâze takdîr edilmemişse birini bile açamazsın.

Susmayı bilirsen konuştuğunda dinlenirsin / sus noktam benim, sensin Şirâze

Yolu yoksa sen yapacaksın bir yol, çıkışı kapalıysa sen bulacaksın bir çıkış; bilmiyorsan hedefini, şaşırmışsan kıbleni, helâk korkusu dolanmışsa boğazına, batmışsan balçığa; dur ve bak çevrene bir lâhza Şirâze
, bütün kalabalığın içinde sen kimsin, kimlerlesin, neredesin, nerelerdensin;yerini açık seçik belirle ve çekinmeden ver tüm cevapları kesintisiz.

Olmasaydı gücün taşıman için seçilmezdin; sana zamanı, sana seni, sana dünyayı emanet etmezlerdi; uyan Şirâze, sen sana verileni O’na karşı kullanma cür’etinden dolayı bu hâldesin.

Tutamayacaksan söz vermeyeceksin / ben bakıyorum, hep yine hep yine ardım boş Şirâze

Binlerce soru yığın yığın:doğru olanı mı yapmaktır zor olan, doğruyu kısa yoldan söyleyivermek midir?
Nedir insanın en çetin bulduğu yol ve neden hep sarp yamaçlara tırmanmayı tercih eder insan?Seni bulmak çözümse, kalmak da gitmek de ölmekse ve ölmek zaten hep zamansız geldiği düşünülense, üstelik ölmeden geçilemiyorsa ötelere, ille de ölümle kavuşmak şart koşulmuşsa…Neden seçmek zorundadır insan kalmayı ya da gitmeyi?

Çok sormamalı mı Şirâze, çok sorup boş yere yorulmamalı mı…
Semâya bak dilersen, dilersen arza; bakmayı bilirsen baktığına, inan bana hep aynı ışığı göreceksin.
İlk çalacağın kapı dua kapısı olsun her güne başlarken ve sabır gün boyu yoldaşın; çünkü ben sana verdiğim her “günaydın”ı bilsen de bilmesen de tek tek geri aldım.Yosun bakışlım, yokluğunla yoklandım…


Velâ
Tüm diyeceklerimi sıralayacak kadar görmedim seni, o kadar az kaldın bana; yazıyorsam sebebi sen; yanılmamak için direniyorsam her gün, yine sebebi sen; bütün sızlayan yanlarımı gizliyorsam Karpat’ta donarak, Pampa’da kavrularak, kıvranarak… Sebebi külliyen ben Şirâze.

Uzaktan izledim seni; uzaktan duydum ben hep sözlerini, hangisi bana ait hiç bilemedim; budur sebep yıl 95; yola girilmişse gidilmeliydi.

İllâ
dedim: anıların içinde kimseyi bulamazsın ve dedim:Kimseyi o anıların içinden çıkarıp karşına oturtamazsın,Yine dedim: kimseye daha önce söylenmişleri yeniden söyleyemezsin ya da yeni hiçbir şey ekleyemezsin söylenmişlere,ben dedim: anıları değiştiremezsin, birini bile yerinden oynamatamazsın, onların yerine de bir yenisini koyamazsın…
Hep dedim: biten bitmiş, yazılan yazılmış, söylenen söylenmiş, yaşanan yaşanmıştır Şirâze.
Yolun kenarında dur ki, ardından gelen sana takılıp düşmesin / tüm kazaların sebebi bil ki benim Şirâze

Ey sen!Bırak beni, bırak dinleneyim…

(…)



"Ne kadar seversin Şirâze;
ateşe atacak kadar mı,
ateşten çekecek kadar mı?”

Neva kıyılarında donan yüzlerin resmini çizeceğim sana kış vakti her yer bembeyaz; beklemeyeceğim yaz gelsin yeşille şenlensin diye Kiji, Ben seni en soğuk gecelerin en ölümcül noktasıyla tanıştıracağım; hep sıcak değil günlerimiz, hep yeşil değil rengimiz ve hep değil yumuşak yüreğimiz; anla diye Şirâze soğuk iliklerimize işlemiş.Kimi kederlendirdiğini umursamadan söylenen sözlerin nereye gittiğini izleyeceğim ben, kendim, bir başıma; korkunun derinde bir yerde neden ille de çoğaldığını anlatacağım; tam da Aral kıyısında çekilirken sular geriye, çöl sıcağında sana, sevmenin de az geldiği, belki de sevmenin hiç dillendirilmediği topraklarda, sapsarı kumların üzerine bırakılan izlerin sebebini dizelere dökenlerin şimdi nereye gizlendiklerini söyleyeceğim; gör diye Şirâze sıcak da soğuk da nasıl acımasızmış.

Çiçeklerin hiç açmadığı yerlerde renkleri tanımayan insanlar var, suyun kenarında kilometrelerce uzanmış yeşermeyen çorak topraklar
var;içilemeyen saf sular, tadılamayan meyveler var; ısıtmayan güneş, yıldız dolu gecelerde gökyüzünü çaresiz göremeyenler var; ömür geçmiş bir sokak öteye henüz adım atmamışlar, bir öyküsü olduğundan habersizler var; resim çizmeyi bilip kalemi olmayanlar, kalemi olup yazamayanlar, yazmayı bilip de cesaretini kökten kaybetmişler var; çok bilip susanlar, sustukça kaybolanlar, kayboldukça alkışlananlar var; öyle yerler var Şirâze adı masalsı, sanı destansı; hayâli Kaf kadar uzak, İrem kadar yitik, Petra kadar dimdik…Yok’lar içinde var’lar var, var’lar içinde yok’lar…İstanbul içinde kaç şehir, dünya içinde kaç alem var; yazacağım bil diye Şirâze her yer kendince ahenkliymiş.


Elbruz’da bekle beni tam buzul zamanı, Malkar’dan yayılan efsanenin adını ben okuyacağım titreyen sesime aldırış etmeden, her kelimenin vurgusunda olmasın diye en ufak bir yanlışlık, aktris edâsı takınmadan, sahneye en hâkim havamda sana ben, bir de Asya’dan şiirler okuyacağım; yalın, postmodernizmin henüz bulaşmadığı kafiyelere dikkat ederek, bilmediğim dilin bilmediğim inceliklerini zedelemeden, masallara taht kurmuş toprakların tebessümüyle bakacağım sana; anla diye Şirâze

inciten incindiği için incitirmiş.

Susarsam konuşursun sandım konuşursam susarsın…Ol sebepten Şirâze, her kelimeyi tek tek senin için yazdım âzâde et ki beni ayyânım çok, son demde zincirlerimi tek tek kırayım adın kaçağa çıkmışsa eğer, ömrün sürgün yeridir artık


Şehirler geçersin Şirâze, sonra ülkeler…Zaman kilidin barınamazsın dar gelir her sığınak, geniş yerde kesilir nefesin adın işlenmişse bir yere, attığın her adımda oraya çıkarsın sana yazılmış tüm isimleri kazıdıkça, bile bile yaralanırsın çaresi yok Şirâze,Sen böyle bu yolda tükene tükene yürüyeceksin

"Deliyim bilirsin, biraz çocuk ve biraz da karanlık
gelme içimdeki öfke beslensin, yeter ki sen gelme
düştüğüm yer Şirâze, olmasın senin gözlerin”
Derdim seninle değil benim;erken tarihlerin birinde, bir Pazardı Şirâze, Seni külliyen dert edindim.



(…)
"Bu bir tutku biliyorum;tehlikeli, cezbedici ve önlenemez”
Sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin; dışarıda çılgın bir yağmur yıkarken tüm kirleri Şirâze, kendini bulursun yine tam karşında ve ben hangi dar zamandayım sen bilemezsin.
İfadelerin kıymetini yitireceğinden korkmandır susmana sebep; sesine kapılıp yağmurun uzarsın Skanderna yamaçlarına, ben kelebekleri sen diye izlerim ve sen hangi dar zamanda hangi acının içinden çıkamadığımı bilemezsin.
Söylenmemişlerin tümü mütemâdiyen kanayan bir yaradır, zamansız seni kıvrandıran; bilsen nerede belki sarmayı denersin; yağmur yamaçları okşar, toprak şenlenir, her can derin bir iç çeker huzurla ve sen Şirâze, bendeki yangının keskin bir hınçla hangi paragrafta neleri yalayıp yuttuğunu bilemezsin.

Zaman akar, duruyormuşsun sanırsın aynı yerde; yanılgındır bu ve an gelir kendinden sıkılmaya başlarsın, tartışma alevlendikçe ateşlenir;sıkışırsın kendi içine; zaman akar, akar ve katar götürür Şirâze, ne yön verebilirsin bu akışa, ne bu akıştan sıyrılabilirsin ve benim de sele kapıldığım noktada nasıl boğulduğumu hiç bilemezsin.
Hiç kimsesiz olmak nerede durduğunu bilememek belki de, belki de mesafesini duruşların ölçememek…Hangi kelimenin hangi cümleye fit olduğunu bulmaya çalışırken konuşmayı unutmaya başlamak, hayatın içinden gölge misali kayıp gitmek, halledememek henüz açısal sorunları; küçük kalmak mı, sıkışmak mı dar sokaklara Şirâze ya da ağırlaşmak mı her gün az biraz daha, az biraz daha.Büyür sesler perili köşkün ıslak bahçelerinde tartışırsın, takılırsın,bir mâkul sebep ile tüm olanlardan kendince sıyrılırsın ve sen haince ayıldığında zaman sarhoşluğundan kim olduğumu bilemezsin.
Sorularım var da benim nerede senin cevapların?

Beni baharla yıka anne gözlerime kaçsa da sabun, söz sana ağlamayacağım
İki küçük sözle öpeceğim yanaklarından ve kızaran yüzümü büyük bir aynada uzun uzun seyredeceğim
Beni baharla sen yıka anne
Saçlarım ıslak ıslak dolaşacağım kış güneşinin altında,yine ve bir gülücükle yırtık pabuçlarımın pembesini mora boyayacağım
Soğuk gecenin sıcak sobasına dolayınca narin kollarımı defne olacağım, olup dallanacağım, kuşlarımla ben sana şakıyacağım
Sen beni baharla yıka anne

Tut gençliğinden oturt el emeği sedirine,bir ucu yanmış mektuplarını okuyacağım sana aksayarak 80’li yılların soğuk kıpırdanışını büyütürken içimde ne olacağımı bilmeden ve kime vurulacağımdan habersiz
Sana arkası yarın’dan bölümler oynayacağım yeter ki sen beni baharla yıka anne
Avludaki erik, bodrumda gizlenen kedi ve duvara tırmanan bir sarmaşık var hatırımda sen bekle, gelecek düşlerini bildiğin bütün figürlerle çizeceğim ve ne vakit üzülsen ben sileceğim yüzüne düşen endişeyi Sen izleyeceksin dalgaların taşlarla oynaşmasını mavi deniz buluşacak mavi gökle bir çizgide, kokusu yosun

Ben senin eteğinde bir iz, yüreğinde uykuya dalacağım üzülme diye
Yeter ki beni baharla sen yıka anne.
Arala pencereyi ara sıra, rüzgâr gezinsin odalarında adımı söyleyerek sen anneni sar yerime iki esinti arasında, ben de sayısınca sana sarılacağım büyüdüğümü işaretleyen her şubat seremonisinde, kış demeden,bana ait ne varsa hepsi senden miras diye, seni sana anlatmaya geleceğim

Kızma bana yüzüm düşünce yere kızma bana hüznüm gülüşümü gölgeleyince kızma bana yıldızlarım sönünce soğuk ve puslu gecelerde
Sen beni her hâlimle sev, ben her hâlimle sevildiğimden emin yürüyeceğim
Sen beni baharla yıka anne
Sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin ifadelerin kıymetini yitireceğinden korkmandır susmana sebep sıkışırsın ve sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin Şirâze



(…)

"Bir gün çözülür mü düğüm”

Bazen ufak bir ihmâl hayatı mahveder, bazen uzak bir ihtimâl değiştirir rengini mevsimlerin ve bazen Şirâze, aldığımız kararlar değildir en doğru seçimler söylenmesi gerekenler fazlaca ertelenir bazen, belki de en acı sözler yok yere erken söylenir ve bazen hiçbir söz yerini tutamaz ufak bir sessizliğin.
Vardır Şirâze en az bir sebebi tüm yaşananların, vardır her işaretin bilinenden başka bir anlamı ve vardır inan her kapının bir anahtarı geç kalmak keskin virajlar aldırır bazen, erken atmak bir adımı yolları aniden ayırır,bazen acırsın çaresizlikten sonsuz, ne yaparsan yap Şirâze neresi bilemezsin ve hiçbir bulmacayı eksiksiz çözemezsin…
Her cümlenin şerhe muhtâc olması gibi her sırrın vardır mutlak bir şâhidi
sırlar tutulmak için, acılar yoğrulmak için, anılar her an hatırlamak için varsa da Şirâze hiçbir sır tek başına taşınacak kadar hafif değil, hiçbir acı hafife alınacak kadar boş değil ve hiçbir anı es geçilecek kadar önemsiz değil

Her sır Şirâze
, kabını zorlar da bir yol bulup sızar dışarı her acı yumuşatır bakışlara yerleşen her sertliği ve her anı öğretir her gün insana nerede durması gerektiğini gözler görüneni, yürek hep gizlide bekleyeni izler; ikisi de inkâr edilemeyecek kadar gerçektir
İnsan çoğu zaman kendi hapsinde, kendi sorgusundadır karanlık odalarında zamanın ve bilir Şirâze insan, kendi desenini ve kendi rengini ve kendi suç çizelgesini kimse giyotini seçmese de alenen, her gün azar azar karartır günlerini üçüncü şıkkın tüm ihtişamına rağmen yeniden yazmaktan ben vazgeçsem

Her gün taşları tek tek dizersin sabırla, her gün yeni baştan kurarsın cümleleri ağırlığını ölçerek ve her gün Şirâze yeniden oynarsın her sahnesini
yazılanların bıkmadan, yorulmadan, sızlanmadan; bir an gelir bir esintiyle devrilir taşlar, savrulur cümleler ve yerle bir olur sahne karşı duramazsın ölüme, itiraz edemezsin senin için seçilene; yazılmışları değiştirmek de, yanlışın yerini belirlemek de, eğriyi düzeltmeyi denemek de Şirâze boyunu kat kat aşar;insan olmak aczini o an anlarsın ve duruma noktayı koyan vurgu bir tokat gibi iner yüzüne uzun öykülerde yorulursun, yüksek binalarda düşüşün resmini görürsün, durulmak için durursun,dal dediğin ne varsa tutunursun;ve her gün Şirâze yeniden başlarsın saymaya: bir, iki, üç…

Kurşunî zamanların bitiminde biri çıkar karşına her şeyi boşverdirecek; bilinçsiz, sanki iradesiz ve akıldan yoksunmuş gibi kilitlenir, odaklanırsın; oysa
bilmez misin Şirâze geçici olan ne varsa kendini adamaya değmez
Camlar kırılır, nehirler çekilir, her gün onlarca tür dünya üzerinden silinir, eskiyenler tabîatın içinde kendi hâline öylece bırakılır; kimi kapılar hızla kapanırken yüzüne, hiç beklemediğin bir açıda kimi kapılar açılır ve sen Şirâze çaresizlikten belki, zayıflıktan belki, cehaletten belki olanları seyretmekten öteye gidemezsin
Şimdi dur biraz, soluklan; düşün ki biri var ya da bir şey sana an be an yaklaşan

Şam’dan gelirdi gümüşler, ince işlemeli zamanın boyandığı tutku turkuaz,

turkuaza hakkedilen zarafetti/sefalet gizlendiği mekânda siyah/saray bu siyahtan yine habersizdi/Sen aşkı sevdin, aşk seni sevdi/kimse seni görmedi Şirâze
Her günü toparla bir tek gün için



(…)
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.04.14, 18:19   #2
Uzman Üye

Tanıdık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 71
Mesajlar: 1,969
Ettiği Teşekkür: 4465
Aldığı Teşekkür: 7540
Rep Derecesi : Tanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Suspus
Standart Cevap: Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar

Paylaşım için teşekkürler...Beğendiğim bir alandır bu da...
__________________
Bizde bilirdik kıkırdak fıkırdak olmasını...Ama kalbe en güzel hüzün yakışıyordu, bizde onu bastık sinemize...

Tanıdık
Tanıdık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Tanıdık'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
mektuplar, saklı, şirâze, şirâze’den, şirâze’ye


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mektup Nedir, Nasıl Yazılır? Mektubun Tarihi, Özellikleri ve Türleri SuLTaN Türkçe'miz 19 12.07.17 02:15
Bir Tanışmanın Öyküsü ve Mektuplar MyStery Atatürk Kimdir? 4 26.01.14 10:41
Adı Bende Saklı | Sezen Aksu ReaL Türk Pop Müziği 15 02.01.13 19:59
Saklı Şehrin Saklı Kahramanlarıydık. MyLife Resimli, Resimsiz Şiirler 0 29.11.12 21:47
Gönderil(e)memiş Mektuplar..! Umutgüneşi Resimli, Resimsiz Şiirler 0 26.01.10 23:45


WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.