Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 02.01.17, 20:03   #1
Her Şey Güzel Olacak

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3755
Mesajlar: 17,505
Ettiği Teşekkür: 73438
Aldığı Teşekkür: 67668
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Günümüzde Pek Kullanılmayan Eski Türkçe Kelimelerin Anlamları

Eski Türkçe Kelimelerin Anlamları | Bu Kelimlerin Kullanıldığı Eserlerden Alıntılar



Mültefit: Güler yüz gösteren, hoş davranan

“Deminki o nazik ve mültefit maskeler birdenbire düşmüş, yerini asıl yaratılışın iğrenç çizgileri almıştı. Şimdi artık dost ve ahbap yoktu, sadece zarara sokulmuş insanlar vardı, evvela ümitlerinde aldatmış, sonra da paralarını almış olduğum insanlar…”

(Geçmiş Zaman Elbiseleri, Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Ahmet Hamdi Tanpınar)




Behemehal: Kesin olarak, kesin bir biçimde

“Ertesi günü Eyüp’ü ziyaret ediniz, Haliç’e nazır mezarlıklar arasına çömelip, servilerin gıcırtıları arasında, uzaktaki fabrikaların vinç ve kalafat sadalarını dinleyiniz. Sonra Boğaziçi tenezzühünü sakın ihmal etmeyiniz. Anadolu sahilini takiben gidip Rumeli kıyısı dönü­nüz ve yaprakları kızaran serin, hazin ve loş korularda dolaşabilmek için de behemehal bir zaman ayırınız.”

(Ay Peşinde, Refik Halit Karay)





Bolâhenk: Neşeli, hoş sohbet, konuşkan

Tevfik Bey başını gökyüzüne doğru kaldırdı; sonra bahçeyi, kızarmış ağaçları, uzaklarda morlaşan ağaç kütüklerini ve dalları, son çimenleri seyretti. Bir arıyı gözüyle bahçe kapısına kadar takip etti. İhtiyar vücudundan garip ve üşümeli bir hayat sıcaklığı geçiyordu. “Ses kaldı mı dersin İhsan?” Aklı geçmiş mevsimlerde, kendisine Bolahenk Tevfik adını verdikleri zamanlardaydı.”

(Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar)




Efsunkâr: Büyülü, çarpıcı, karşı konulmaz şekilde çarpıcı


Ne efsunkâr imişsin ah, ey didâr-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten”

(Hürriyet Kasidesi, Namık Kemal)




Tufeylî : Başkasının sırtından geçinen, asalak

“Giren çıkan, çalan kaçan belli değil. Etrafında bir sürü tufeylî var ki, çocukların rivayetine göre, servetinin son parçalarını kemâl-i afiyetle yiyorlar.”

(Dudaktan Kalbe, Reşat Nuri Güntekin)




Perestiş: Tapınma veya taparcasına, delicesine sevme

“Görüyorsun ki burada her dakikamız elem, matem, ıstırap içinde geçiyor. Bir dakika kalbimiz rahat değil. Ufak bir gürültü bizi korkutuyor. Mesela seni işte o kadar severken, sana o kadar perestiş ederken dehşetle memnu dimağımda aşkım için müsterih bir yer kalmıyor. Dudaklarının lezzetini tamamıyla duymuyorum.”

(Bomba, Ömer Seyfettin)






Mübrem: Çok gerekli olan

"Tütüncüye gazete ve Bafra borcu, gazinocuya iki üç bira, gazoz borcu, muhallebiciye on yedi lira kadar bir takıntım olsa. Geçen ay ödemediğime, bu ay da çok mübrem bir işe elli altı lira vermek zorunda bulunduğuma göre çarşıya inebilir miyim? İnemem değil mi? Evet bu hikaye böyle bitebilir. Gülen güler. Acıyan acır. “Amma da hikaye ha!” diyen der.”

(Çarşıya İnemem, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık)




Hemdert: Dert ortağı

“Dinlesin, dinlemesin ha bire anlatıyordu. Dinleyenler Abdi Ağa’ya acıyorlar, İnce Memed’i lanetliyorlardı. Kaymakamı, karakol komutanı, candarması, katibi, memuru, kasabalısı, köylüsü herkes Abdi Ağa ile hemdert… Abdi Ağa başından geçeni öyle ağlayarak anlatıyordu ki, acımamak elde değildi. Kadını karşısında kendini dinlemeye hazır görünce, içinden ılık ılık, sevince benzer, neşeye benzer bir rahatlık geçti.”

(İnce Memed, Yaşar Kemal)




Tumturaklı: Anlama bir şey katmayan, bir anlam bildirmeyen, ancak kulağa hoş gelen, gösterişli


Elde Var Hüzün


söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam âşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün

(Attila İlhan)





Bittabi: Doğal olarak, elbette, tabi şekilde

“Bir mesire yerinde ve bittabi eski zamanlarda, muhtelif milletlere mensup insanların koz helvacı, şerbetçi veya arabcı gibi esnafla olan pazarlık ve münakaşalarını anlatıyordu. Evvela Arnavutla işe başladı, gayet acemice bir taklit ile, mizah gazetelerinden kapma birkaç cümle söyledi, ondan sonra gelen tipler: Arap, Laz, Çerkez, Yahudi, Ermeni, Rum, Kürt, hepsi Arnavut’un ilk söylediği cümleyi, birbirlerinden daha acemice taklitler ile tekrar ettiler. Salondakilerin en basitinde ve en iyi niyetlisinde bile tahammül edecek hal kalmadı ve komik delikanlı alkışlar arasında battaniyelerin önünden çekildi.”

(İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali)





Filhakika: Doğrusu, gerçekten

“Bu adam eski evlere, bazan da kızların kalbine musallat olan bir tayfa benziyor. Ondan kurtulmak için ona varmaktan başka çare yok. Tevfik’i düşünürse belki ondan kurtulur. Filhakika babasının Şam’daki hayatını tahayyüle başlayınca içine biraz sukunet geldi. Kalktı su istedi.”

(Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar)


__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 02.01.17, 20:11   #2
Her Şey Güzel Olacak

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3755
Mesajlar: 17,505
Ettiği Teşekkür: 73438
Aldığı Teşekkür: 67668
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Günümüzde Pek Kullanılmayan Eski Türkçe Kelimelerin Anlamları

Merdümgiriz: Toplumdan kaçan, insanlar arasına karışmaktan çekinen

“Yalnızlığın şekilleri vardır: Kimsesiz bir yerde yalnızlık; sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık… Yolculuk hayatımda bu şekillerin ikisine de çoktan beri alışmış olduğum için bana pek ağır basan tarafları yoktur. Hatta merdümgiriz zannedilmek tehlikesine rağmen bunları, beni pek alakadar etmeyen bir insanla konuşmak halinde tecelli eden üçüncü yalnızlık şekline tercih ettiğimi de söyleyebilirim.”

(Anadolu Notları I – II, Reşat Nuri Güntekin)




Lâl ü ebkem: Şaşa kalmış, sükuta mecbur olmuş, susmuş


“İki bin üç yılı Nisan ayının ilk gününde Konya toprağına ayak bastığımda, bir tel kopup da ahengin ebediyyen kesilişinin üzerinden hayli zaman geçmişti. Bir haylidir dilim tutulmuş, lâl ü ebkem kesilmiştim. Bir yitiği, bana ait bir parçayı bulmak için yüz vurmuyordum eşiğine tapusuna, kaybetmeye alışalı çok zaman olmuştu. Ben sadece, bir şeyi tümüyle bırakıp da geriye dönmek için düşmüştüm kapısına. Ona, onlara ait olması gereken bir şeyi. Alın emanetinizi, diyecektim, ben taşıyamadım. Alın emanetinizi. Hikayem, bırakmak için geldiğim şeyi tümden bulup da geri dönmemin hikayesi. Geniş ve sarı ova ve sınırsız gibi görünen gök altında.”

(Cümle Kapısı, Nazan Bekiroğlu)




Muhayyile: Hayal etme gücü

“Asıl İstanbul, yani surlardan beride olan minareyle camilerin şehri, Beyoğlu, Boğaziçi, Üsküdar, Erenköy tarafları, Çekmeceler, Bentler, Adalar, bir şehrin içinde adeta başka başka coğrafyalar gibi kendi güzellikleriyle bizde ayrı ayrı duygular uyandıran, hayalimize başka türlü yaşama şekilleri ilham eden peyzajlardır. Her İstanbullu az çok şairdir; çünkü irade ve zekasıyla yeni şekiller yaratmasa bile, büyüye çok benzeyen bir muhayyile oyunu içinde yaşar. Ve bu, tarihten gündelik hayata, aşktan sofraya kadar genişler.”

(Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar)




Maatteessüf: Üzülerek söylüyorum, ne yazık ki

“Kayınpederiniz nasıl?” diye sorduğu vakit o epeyce gülmüş. “ Maatteessüf, hala ölmedi biçare adam, bir türlü Azrail bile alıp götürmek istemiyor” demişti.”

(Masum Katiller (Hikayeler), Yakup Kadri Karaosmanoğlu)




Hasbıhal: Söyleşi, sohbet

“Hasbıhal ediyoruz ya; size garip bir vak’a nakledeyim… Devri Hamidî’de en kuvvetli takım, Fehim Paşa çetesiydi. Bir gece çetenin kabadayılarından birinin canı dayak istemiş. (Evet, ben bilirim, bu yolda gezenlerden bir haylisinde, siyahi karıların baba tutması gibi, bir tutarak vardır. Miadında dayakcağızını yemezse rahat edemez.) Gelmiş, birisine çatmış. Adamcağız hasbinallah okuyarak gazinodan kalkmış, bir başkasına girmiş, oturmuş.”

(Eski Palavracı Kabadayılar, Dünkü Mizahımızdan Yazı ve Çizgiler), Ahmet Rasim)




Mütemadiyen: Hiç ara vermeksizin, sürekli

“İşte Şadiye Hanım şimdi böyle bir adama tutulmuştu. Bonmarşede, lavanta camekânın önünde bir şunu bunu almakla meşgulken yanımızdan geçti. Küçük Hanım zaten, daha evvelden, bir başkalaşmıştı. Kabına sığmıyor, sağa sola mütemadiyen dönüp kıvrılarak lüzumsuz bir telaş, sabırsız bir helecan gösteriyordu.”

(İstanbul’un İç Yüzü, Refik Halit Karay)




Serencam: Bir olayın işin sonu, baştan geçen bir olay, durum

“Şair bu şiirinde bir kurt avındaki serencamını anlatır: Şair, dostları bir çok asilzadelerle dağlarda kurt avına çıkar. Vakir gece, ıssız bir ay aydınlığı var. Alevlenmiş gibi yanan ayın üzerinden bulutlar geçiyor. Siyah ormanlar ufuklara kadar dayanıyor. Tabiatın böyle tenha bir saatinde avcılar birbiri ardından tüfekleri tetikte, yürüyorlar.”

(Eğil Dağlar, Yahya Kemal Beyatlı)




Deruni: İçle ilgili olan, içten

“Bu hülyadan sonra kafamda, ordumuzu ötesinde berisinde serviler ve çamlar görünen engin bir meşe ormanı halinde görüyordum. Gölgeleri ezeli, gövdeleri namağlup, dalları hülyayla çok ciddi ve deruni bir ıstırapla dolu bir ormanı. Koca dünya bunu mütemadiyen biçiyor; büyük ağaçlarını yere seriyor: Fakat yere dökülen tohumlardan daha zengin genç bir orman fışkırıyor.”

(Ateşten Gömlek, Halide Edip Adıvar)




Yeis: Umutsuzluktan doğan karamsarlık, umutsuzluk

“Sait Faik’in Yeis’i hani o akşamüstleri çöken, kıpırdamıyor. Ama burada o yeisi ne yapayım. Anadolu içlerinde bir otobüs yolculuğunda olsaydım, akşamüstü bu yeisi içime çekerdim. Ya da hiç değilse İstanbul’da. Çıkar birkaç dost görürdüm. Çiçek Pasajı’na uğrardım. Burada o yeisi ne yapayım.”

(Şiirin Kanadında Mektuplar 1970-1995, Ataol Behramoğlu, Metin Demirtaş)





Daüssıla: Yurt Özlemi

İstanbul’u anladığınız gibi anlamakta haklısınız. Bu şehrin medeni insana bahşedeceği hiçbir sühulet yoktur. Sizden bu şehri sevmiş olanların hiçbiri medeni değildi. Medeni, biz, ruhu olmayanlara veya onu çıkartmış olanlara deriz. Gérard de Nerval, Chateaubriand, İstanbul’u anladığınız gibi anlamakta haklısınız. Bu şehrin medeni insana bahşedeceği hiçbir sühulet yoktur. Sizden bu şehri sevmiş olanların hiçbiri medeni değildi. Medeni, biz, ruhu olmayanlara veya onu çıkartmış olanlara deriz. Gautier, Loti, Farrère, Régnier ve diğerleri, bunlar bizim nim-meczup dervişlerimize benzer adamlardı ki, arzın gurbet yollarında dolaşa dolaşa, bir akşam, manzaralarına, selvilerin pür-şa‘şaa altın ufuklar gibi saplandığı bu azim kubbeler şehrine vasıl oldular ve aradıkları vatanı nihayet bulmuş oldular. Pekin’i, Tokyo’yu, Benares ve Semerkand’ı da gören bu adamlar, oralardan ayrıldıktan sonra mabetleri, kuleleri, Asyaî ıtırları, incileri ve ilâhî raksları unuttular, fakat hayatlarının sonuna kadar daüssılasını çektikleri yegâne memleket, bu minare ve gurup memleketi olmuştur. Onun için biz onları bizlerden biliriz.”

(İstanbul Hakkında Bir Ecnebi ile Muhavere, Ahmet Haşim’in Tarık Gazetesinde yayımlanan denemesi)




Bigâne: İlgisiz, kayıtsız

Rindlerin Hayatı

Bazen kader, gelen bora halinde zorludur;

Dağlar nasıl bakarsa siyah ufka öyle bak.
Bazan da çevreden nice bir adem oğludur,
Görmek değil düşünmeğe bigâne kal! Bırak!
Dindar adam tevekkülü, rikkatle, herkese
İsa’yı çarmıhında, uzaktan, hatırlatır.
Bir arslan esniyor gibi engin vakar ise
Rind’in belaya karşı kayıtsızlığındandır

(Yahya Kemal Beyatlı)


__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
anlamlarä±, anlamları, bazä±, bazı, eski, kelimelerin, tã¼rkã§e, türkçe


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 11:43.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.