Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 13.01.17, 13:07   #1
Her Şey Güzel Olacak

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3755
Mesajlar: 17,505
Ettiği Teşekkür: 73438
Aldığı Teşekkür: 67668
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak









Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı, Parfümün Dansı ve daha yüzlerce eser. Hepsinin ‘altında’ onun imzası var. Belkıs Çorakçı Dişbudak, bugüne kadar 400’ün üzerinde kitabı, İngilizceden Türkçeye çevirdi. 78 yaşındaki Dişbudak, simultane tercümanlık da yapıyor.


Yaptığı işten zevk alma ve yaparken eğlenme… Onu, kendi alanında bu denli ‘seçilir’ kılan da bu. Keyif almadığı hiçbir şeyi eline dahi almak istemiyor. Yıllar içinde bu lükse sahip olmanın verdiği hazzı, müstehzi gülümsemesinden okumak mümkün. Tecrübesiz olduğu dönemde kendi talepleri değil; arz edileni yapmakla yükümlüydü, çünkü. Belkıs Çorakçı Dişbudak, pek çok kişinin okumaktan keyif aldığı kitapları İngilizceden Türkçeye çeviren isim. Dile kolay, 400’ün üzerinde kitabı var. Her çevirdiği kitabın konusunu anımsıyor ama iş, kendi hanesindeki sayıları saymaya gelince o kadar net değil. Tam olarak kaç kitap çevirdi, o da bilmiyor.



Belkıs Dişbudak, 78 yaşında. Kitap çevirmenliğinde 45 yılı geride bıraktı. Hepsini yazmanın imkânı yok. En bilinenleri, Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı ve Parfümün Dansı... Aşk romanlarından strateji kitaplarına uzanan kalabalık bir kütüphane oluşturdu. Ancak, tarih ve mizah kitaplarını çevirirken ayrı bir keyif alıyor. Ortaokul yıllarında kurduğu hayali, onu bugün Türk edebiyatının gizli kahramanlarından birine dönüştürüverdi.



“Benim için kitap çevirmek çok keyifli. Tıpkı o yazarın o sıradaki ruhsal durumunu taklit etmek gibi. Kitap çevirmek, bir taklit etme işi. O yazarın, o kitabındaki çekirdeğini taklit etmek lâzım. Her kitapta ayrı kimliğe bürünüyorum. Doğuştan kolay taklit yaparım. Aksanları da taklit edebilirim. Böyle şeylere yatkınlığım var. Onun için, hele sevmişsem de bir kitabı, oymuşum gibi yazmaya çalışıyorum. Yaptığım bu.”



“Türkçe yazılmış gibi…”

Kullandığı dil, kendi ifadesiyle Belkıs Dişbudak’ın ‘kimliği’ni oluşturan en temel özellik. Yalın, sade ve anlaşılır olmayı her şeyin üstünde tutuyor.

“Okurken benim tutkum, çeviriyi yaparken okuyan insan 'Ne dedi bu?’ diye tekrar cümlenin başına dönmek zorunda kalmasın. Sanki Türkçe yazılmış gibi okuyup gitsin, rahat rahat. Çeviride fazla şeylerle de rahatsız etmek istemiyorum, okuyucuyu. Sahicisini okuyormuş gibi okusun okuyucu. Yani illâ yeni kelime kullanayım ya da eski kelimeyi kullanayım diye bir tutturursam o zaman o, rahatsızlık verici bir şey, zorlayıcı bir şey olur. Sokakta nasıl insanlar konuşuyorsa öyle bir dil tutturup gitmek istiyorum. Dolayısıyla eskiyi de yeniyi de kullanıyorum. Tutarsız bir dil kullanıyorum, onu bilinçli olarak öyle yapıyorum.”




Dişbudak, simultane tercümanlığa 1968 yılında beri başarıyla sürdürüyor.




Romanlar, Dişbudak için sadece bir ‘iş’ değil. Çocukluğundan bu yana sürdürdüğü bir alışkanlık, hayatının olmazsa olmazı. Sevincini de üzüntüsünü paylaştığı bir arkadaş.

“Kitap başka roman başka. Roman okuduğunuz zaman o karakterin ne hissettiğini tarif ediyor ya ağzından o sırada ne çıkıyor? Aslında ağzından o çıkarken ardında yatanı da romanda görebiliyorsun. Bunlar hep egzersiz. Genç yaşta başlayınca roman okumaya kendini karşısındakinin yerine koyabilmeye başlıyorsun, daha bir anlayış gösteriyorsun. Roman okumayan biri empati nedir bilmez. Üzgün ya da depresif olduğum zamanlarda kendimi Bernard Shaw ile tedavi ederim. Bir tiyatrosunu alıp gidip odama kapanıp onu okumaya başladığımda üzüntüm kaybolur. Kafasının muzip çalışması beni çok eğlendiriyor.”

Belkıs Dişbudak’ı anlatabilmek tek ‘iş’ ile pek mümkün değil. Simultane tercümanlığı, kitap çevirmenliğinden de eski. 48 yıl önce başladığı simultane tercümanlıkta son derece aktif. Yoğun bir programı var. Ses rengi ve Türkçe hâkimiyeti farkını anında çeviride de ortaya koymasına destek.


Belkıs Dişbudak'ın amcası Ali Sami Yen.


Şemsettin Sami’nin torunu

Edebiyat genlerinde var. Belkıs Dişbudak, Şemseddin Sami’nin torunu. Sami, Türk yazın hayatının önemli isimlerinden. İlk Türkçe sözlük ve ansiklopediyi yazdı. Şemseddin Sami, ilk Türkçe roman ‘Talat ile Fitnat’ın Aşkı’ kitabının da yazarı.

“Çok gurur duyuyorum, bundan. Türk diline pek çok hizmeti var ama Şemsettin Sami unutuldu, Türkiye’de. Büyükbabam bir dil uzmanı. Şemsettin Sami 18 yaşındayken ilk yazılarını koltuğunun altına kıstırıp İstanbul’a başkente gelmiş. Hem Arnavutça hem Türkçe yazmış. Bizim aile Fransızca konuşur. Büyükbabam 7 dil bilir. Amcam bütün Avrupa dillerini bilir. 20 küsur dil. Babam da 7 dilli. Annem 3 dil. Haftada bir kere eve gelen İngilizce hocasıyla büyüdüm. Okula gittiğimde de zaten biliyordum.”


__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.01.17, 20:39   #2
Her Şey Güzel Olacak

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3755
Mesajlar: 17,505
Ettiği Teşekkür: 73438
Aldığı Teşekkür: 67668
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak

Kitaplara Adanmış Bir Hayat | Söyleşi
Hürriyet 6 Eylül 2016




Çocukluğunuz nerede geçti? Nasıl bir aileniz vardı?
- Çocukluğum Taksim’de geçti. Talimhane’de. O zaman orası, ailelerin yaşadığı bir semtti. Daha sonra yedek parçacılar alanı, sonra da oteller bölgesi oldu. Babam ve annem evlendikten sonra, babamın elektrik mühendisliği bölümünün son senesini Paris’te bitirmesi için Sümerbank bursuyla Fransa’ya gitmişler. Annem Paris’te çalışmayınca sıkılmış, biçki-dikiş akademisine yazılmış. Sonra da Sümerbank onları İngiltere’ye, staja yollamış. Babam bir sene İngiltere’de fabrikalarda staj yapmış. Ardından Türkiye’ye dönmüşler ve ben doğmuşum. Babam, ben 5 aylıkken rahatsızlanmış, kalp iç zarı iltihabı teşhisi konmuş. 6 ay sonra da vefat etmiş. Annem ben 11 aylıkken ortada kalmış.

Sonrasında ne yapmış?

- Akrabalarımız “Bize gel” demişler ama annem kabul etmemiş. Dikbaşlı bir insandı. Zannediyorum benim birilerinin evinde büyümemi istemedi. Maliye’ye terzihane açmak için müracaat etmiş. Kapıya “Paris’ten mezun terzi” diye bir tabela asmış. Sonra da çalışmaya başlamış.

Kaç yaşında okula başladınız?

- Kaldığımız ev aynı zamanda annemin terzihanesiydi. Annem bize yardım etmek isteyen akrabalarına “Bana yardım etmek istiyorsanız, müşteri yollayın” demiş. Ben evin içinde herkesi lafa tutarak büyüdüm. Müşteri geldiğinde, eğer kıyafeti hazır değilse annem “Koş Belkıs oyala” derdi. Ben de birtakım numaralar yapardım onlara. Annem bana kitap okurdu. Ben de annemin bana okuduğu kısımları ezberlerdim.

Eve birileri gelince okuyormuş gibi yapar, tam doğru yerde de sayfa çevirirdim. O zamanlar daha 3-4 yaşındaydım. Herkes “Bu çocuk okuyor” diye şaşırırdı. Halbuki ezberlediğim yerlerdi. 6 yaşında okuyup yazmaya başlamışım. Devlet okulları beni yaşım küçük diye almamış. Annem de beni Yeni Kolej adında Sıraselviler’de bir koleje yazdırmış.


İngilizceyi ne zaman öğrendiniz?

- Annemin işleri iyi gidiyordu. İngilizcesini unutmamak için kendine bir hoca tuttu. Haftada bir gün eve geliyordu. Fakat annem çok yoğun olduğu için hocayı sonradan bana devretti.

Haftada iki kere onunla ders yapıyorduk. Gittiğim özel okulda 3. sınıfta başlıyordu İngilizce eğitimi. Ama ben daha önceden o hoca sayesinde öğrenmiştim.

Peki, lise hayatınız?

- Atatürk Kız Lisesi’nde. Okula yazıldığım sene, Amerika’dan yeni mezun olmuş eğitimci bir hanım geldi müdür olarak. Okulun havası birdenbire değişti. Müdürümüz Adnan Eseniş, her şeyi değiştirdi.

“Tırnaklarınızı o kadar dibinden kesmeyin, acır. Saçınızı doğru düzgün tarayın. Yüzünüzde bir gülümseme olsun” derdi. O okul bazı ünlü isimler de çıkardı. Suna Selen, Jale Yılmabaşar, Aysel Çelikel de bizim okuldandı.


Çevirmen olmak hayaliniz miydi?

- Çocukken İngilizce kitap okuduğum zaman, bunu niye herkes okumasın, neden aramızda konuşmayalım derdim. Dile her zaman ilgim vardı. Kelimelerin cümle içinde kullanımları beni çok ilgilendirirdi. Çevirmen olabilmek için çok uğraştım. Çünkü o zamanlar yayınevleri tanımadıklarına pek iş vermiyorlardı. İlk kitabımı 1971’de çevirdim.

Dil üzerine mi eğitim aldınız?

- Lisedeyken hangi mesleği yapacağımı bilmiyordum. Lise son sınıfta bana AFS bursu çıktı ve bir sene Amerika’ya gittim. Dönünce hangi birini yapsam diye şaşkındım. Hukuk okuyayım dedim, ama okumadım. Dayım “Benim şirketimde biraz iş öğrensin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne gitsin” dedi. Hukuk’a gitmek istediğimi söyleyince “Niyeymiş, ekonomi de çok ilginç” dedi. Sonunda kendimi onun istediği okula yazılmış buldum.

Beğenmediğiniz kitapları çevirmek zor oluyor mu?

- Hiç çevirmek istemiyorum. Araya hatır giriyor, mecbur kalıyorum çevirmeye. “Gazap Üzümleri” mesela. Gençken okumuştum. Okurken de mutlu olmamıştım. 1938’de Amerika’daki ekonomik krizle ilgili korkunç bir şey. Onu çevirmeyi niye isteyeyim? Her sabah kalktığımda bir önceki günden daha mutsuz olacağım. Ama mecburen çevirmiştim. Ben keyifli şeyler çevirmekten hoşlanan biriyim.

Çevirmenin bir tarzı olabilir mi?

- Benim bir tarzım, bir üslubum olamaz. Ben çeviri yapıyorum ve yazarın dilini yansıtmak, onun havasını taklit etmek zorundayım.

Bir tercümanın kendi yorumunu öne çıkarmak gibi bir hakkı olamaz. Olmamalı da. Ben bunu yapanlara da sinir oluyorum. Bazı kitaplarda görüyorum, ‘çevirmenin notu’ gibi şeyler yazılıyor. Ne demek yani çevirmenin notu? Çevirmen de kim? Okur o kitabı, aslını okuyor gibi rahat rahat okumalı.


Bir kitabın çevirisi ne kadar sürer?

- Hiç belli olmaz. Bir sene de sürebilir üç ay da. Geçen sene çevirdiğim “Strateji” isminde bir kitap var. Kitap 1000 sayfanın üzerinde. Çok güzel bir kitaptı ama çok uzundu. Bir ara sıkıldım. Birkaç bölümünü bir arkadaşa verdim. Bu kitabın çeyreğini o, üç çeyreğini ben çevirdim.


Bugüne kadar hiç çeviri hatası yaptınız mı?

- Çok. İlk başladığım zamanlarda editörlerden çok şikayet ettim. Editörlerden hâlâ çok korkarım. İlk çevirdiğim kitap “Rıhtımlar Üzerinde”ydi; Marlon Brando’nun filmi. O kitapta kritik bir bölüm vardı. Haydut bir sendika, işçiyi damdan aşağı atıyor. “Upuzun bir çığlık, bir gümleme sesiyle noktalandı” demişim. Acemilik. Gümleme sesi dememem gerekirdi.

Ama editör bunu yanlış okumuş, gümleme sesini, gülme sesi diye okumuş. Bu iyi olmadı demiş ve ‘kahkaha sesiyle noktalandı’ diye değiştirmiş.


Editör işi ele aldıktan sonra ben bir daha kitabı görmüyordum. Yasaktı bana geri gelmesi. Kahkaha deyince olay cinayet oluyor, kabul edilecek hata değildi. Aslında olay zaten cinayetti de, kaza süsü verilmek istenmişti, oysa kahkaha lafı işi açığa vuruyor.


Başka var mı böyle bir anınız?

- İkinci çevirdiğim kitap, bir mizah kitabıydı. Bir Fransız yazarındı. Ya bu sefer de hata olursa diye korktum. Kitabı teslim ettikten sonra kontrol etmek istedim. Mizahta bir tuhaflık yaparsak tam rezalet olur, normal romana da benzemez. Bir şeyi değiştirmeyeceğime söz vererek kitabın son halini okudum.

Kitabın sonunda İngiliz bir binbaşı Fransa’ya ilan-ı aşk ediyor. ‘Fantezinin f’si, rasyonelin r’si, aşkın a’sı, nazın n’si, samimiyetin s’si, azametin a’sı, Fransa sana hayranım’ diye bitiriyor.

Editör, samimiyetle azameti beğenmeyip değiştirmiş içtenliğin i’si ve ululuğun u’su yapmış. Okuyunca Franiu oluyor. Halbuki ben Fransa’yı bozmadan, en uygun sözcükleri koymuştum yerine. Neyse ki bu hatayı gördüm de düzelttirdim.


Hiç çocuk kitabı çevirdiniz mi?

- “Heidi”yi çevirmiştim. Çok da severek yaptığım bir çeviriydi. Çocuklara 25 sene özel ders verdim. 10-11 yaşındaki çocukları sınavlara hazırlıyordum. O işle çok uğraştım.

Nasıl bir öğretmendiniz?

- Çok iyiydim gibi geliyor bana. Cumartesi-pazar günleri 3’er saat ders yapardım. Kitap çevirisinin yanında konferans çevirmenliği de yapıyordum ve hafta içi konferanslara gidiyordum. Çeviriden hiç para kazanılmadığı için bu işleri de yapıyordum, zaten yaparken de çok büyük keyif alıyordum. Çocuklara özel ders verirken anne-babalarını da derse alıyordum. Onlar da çocuğu çalıştırırken yöntem değiştirmesinler diye. O yöntemle başka tür problemler de çözülebilsin diye.

Başarılı bir çocuk kendini nasıl belli eder? Özel dersler, ona yapılan yatırımlar ne kadar önemlidir?

- Her çocuk kendi tavanına kadar çıkabilir. Ben okulda çocukların onca zaman ne yaptığını anlayamıyorum. Çocuk “Anladım bunu” dediğinde ona birkaç kez egzersiz yaptırıp o konuyu sindirtmek lazım. Bu da anneyle babanın işi. Ben aileleri o yüzden derse alırdım. Hafta sonu yaptığım derslerle, yılbaşına kadar ilkokulda işledikleri bütün dersleri bitiriyordum. Sonra da testler yapıyordum. Ders verdiğim çocukların çoğu çok güzel okullar kazandı. Madem 4 ayda müfredat bitebiliyor, 5 sene ilkokulda bu çocuklar ne yapar? Daha sonra ‘kendi çocuğunu kendin çalıştır’ fikrinden yola çıkarak bir dergi hazırladım. İletişim Yayınları’ndan ‘abcd’ ismiyle yayınlandı.

Konferans çevirmenliği dediniz, nasıl konferanslarda çalıştınız?

- Çok çeşitli konferanslarda çalıştım. Bununla ilgili de bir anılar kitabı yazdım: “Tane Tane Simültane”

Çeviri yapmadığınız zamanlarda neler yaparsınız?

- Zaman zaman bilgisayarda oyun oynarım, kafam dağılır. Güzel yazılmış ve oynanmış komedi dizilerini seyrederim. BBC Entertainment’ta gösterilen birçok komedi dizisini izlerim. Hatta birçoğunu kaydettim. “Emret Bakanım” diye eski bir dizi vardı. Müthiş bir diziydi. Kitabını da çevirmiştim.


Yerli dizi ya da filmlerden beğendiniz neler var?

- Ara sıra vatani bir görev olarak sinemaya gidip izliyorum. “Devrim Arabaları”nı çok sevmiştim. Genelde kendi zamanımın filmlerini, naftalinden çıkmış filmleri severim.

Senaryo yazmak ister miydiniz?

- Çok isterdim. Ama bugüne kadar hiç fırsat çıkmadı, deneyemedim. Tiyatro çevirmeyi de çok istiyorum. Ama kendi kafama göre seçip çevirmek, sonra rafa kaldırmak işe yaramaz. Sonunda ‘tiyatro çevirileri sergisi’ mi açayım? Birilerinin oynamak isteyeceği bir şey olmalı. Diyalogları çevirmekte kendime güveniyorum çünkü.

En sevdiğiniz yazarlar kimler?

- O kadar çok var ki... Bernard Shaw okumayı çok severim. Karamsar bir hale geldiğim zamanlarda Shaw’un kitapları bana iyi gelir. Terapi gibi. Çok güldürür beni.

Mesleğinizin önemini idrak edemeyen kişilerle karşılaştınız mı?

- Hiç kimse yüzüme bir şey söylemedi. Benim biraz saf bir yanım vardır. Bana birisi düpedüz hakaret de etse pek farkına varmıyorum. Niye bana hakaret etsin ki, ben yanlış anladım herhalde diye düşünüyorum. Üzerinde durmuyorum.

Çocukluğunuza dair en çok neyi özlediniz?

- Aslında sonrasında hayat daha iyi oldu. Herhalde ortaokul ve lise yıllarımdır en keyifli yıllarım. Çok doyurucu bir dönemdi.

ALİ SAMİ YEN’İN ANILARI


Şemsettin Sami’nin torunu, Ali Sami Yen’in yeğenisiniz. Bu, hayatınızı nasıl etkiledi?

- Şemsettin Sami ben doğmadan ölmüş ama amcamı gayet iyi hatırlıyorum. Yazları halamın Şaşkınbakkal’daki evinde yaşardı. Kışları da Teşvikiye’de tam caminin karşısındaki Splandit Apartmanı’nın en üst katında otururdu. Galatasaray Lisesi’nde okurken ailenin yaramaz çocuğuymuş. Ortanca halam ve Mithat Amcam çok anlatırdı Ali Sami’nin yaramazlıklarını. Bizi ziyarete geldiğinde bana hep boyama kitapları getirirdi.

Ali Sami Yen’in Galatasaray Spor Kulübü’nü kurma hikayesini anlatır mısınız?

- Futbol İngiltere’de icat edildikten sonra Galatasaray Lisesi’nde Ali Sami ve arkadaşları futbol takımı kuruyor. Kuşdili Çayırı’nda maçlar yapmaya başlıyorlar. Takımın formalarını halalarım dikermiş. Şemsiyelerini güneşe karşı tutup maçları da seyrederlermiş. Daha sonra amcamla arkadaşları Galatasaray Kulübü’nü kurmuşlar. Hatta Galatasaray’ın bugünkü GS amblemini de Ali Sami eliyle çizmiş. Bir yıl sonra içlerinden bir grup ayrılmış, Fenerbahçe’yi kurmuşlar. İlk ayrıldıkları zaman hepsi çok sevinmişler, karşılıklı maç yapacağız diye.

Ali Sami Yen’in futbol oynadığı dönemden aklınızda kalan bir hikaye var mı?

- Viyana’da ve Berlin’de maçları varmış. Viyana’da onlara “Maça başlamadan önce milli marşınızı söyleyeceksiniz” denmiş. Ama o zaman daha milli marş yok. Ne söyleyelim diye kendi aralarında konuşmaya başlamışlar. “Aman Viyanalılar nereden anlayacak, hepimizin bildiği bir şeyi söyleyelim” demişler. Hepsinin bildiği bir şarkı bulmak da kolay olmamış. Sonunda başlamışlar “Hamsi koydum ta ta tavaya”yı söylemeye. Ertesi gün trenle Berlin’e geçmişler. İstasyonda tren durunca kapılar açılmış. Takımı karşılamaya bir de bando gelmiş. Bando başlamış “Hamsi koydum ta ta tavaya”yı çalmaya. Onu gerçekten milli marşımız sanmış, notaya almış adamlar! Bizimkiler hayli utanmış ama... Olmuş bir kere!
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.01.17, 07:12   #3
Müdavim

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 431
Mesajlar: 3,713
Ettiği Teşekkür: 18777
Aldığı Teşekkür: 20506
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak




Belkıs Hanımefediyi tanımıyordum ne yazık.

Hakkındaki bilgileri ve söyleşiyi keyif alarak okudum.

Çok üretken ve çok çalışkan bir hanım imiş.

Gıpta ettim.


Redwine
güzel bir konuyu bizlerle buluşturduğun için teşekkür ederim.
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.01.17, 09:49   #4
» Angel Fall «

Dilem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Konular: 30
Mesajlar: 1,910
Ettiği Teşekkür: 10738
Aldığı Teşekkür: 10399
Rep Derecesi : Dilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilem şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak

Ellerine sağlık, çok güzel bir tanıtım olmuş Redwine
__________________


Regretsmistakes they’re memories made.
Dilem Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilem'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.01.17, 10:02   #5
Müdavim

Tura - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2012
Konular: 80
Mesajlar: 5,698
Ettiği Teşekkür: 26690
Aldığı Teşekkür: 29471
Rep Derecesi : Tura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardırTura şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak

Bana,Gazap Üzümleri kitap okuma sevgisini kazandırdı.
Paylaşım için teşekkürler Redwine.
__________________
Tura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Tura'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.01.17, 14:14   #6
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 7537
Mesajlar: 28,492
Ettiği Teşekkür: 106426
Aldığı Teşekkür: 153631
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak

Belkıs Dişbudak'ı çok takdir ettim. Kendisine gıpda ettim.

Tanıtım için teşekkürler Redwineciğim.

Ellerine sağlık.
__________________
Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 14.01.17, 16:00   #7
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1602
Mesajlar: 9,359
Ettiği Teşekkür: 56542
Aldığı Teşekkür: 35419
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tercümenin Hanımefendisi: Belkıs Dişbudak

Belkıs Dişbudak Hanımefendiyi sayende tanımış oldum. Ellerine sağlık Redwineciğim teşekkürler.
__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ali sami yen'in yeğeni, amcası, atlas silkindi, belkıs, dişbudak, gazap uzumleri, hanımefendisi, hayatın kaynağı, parfümün dansı, sibumi, simultane tercuman, tercuman, tercümenin, şemsettin sami'in torunu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.