Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 05.11.09, 19:23   #1
Fosforlu

SuLTaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 708
Mesajlar: 4,453
Ettiği Teşekkür: 36956
Aldığı Teşekkür: 24738
Rep Derecesi : SuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?



“Meşrutiyet’in ilk yıllarında (1910-1911) Sahaflar’da kitapçı Burhan Efendi’ye bir kitap gelmiştir. Kitabı getiren, eski maliye nazırlarından Vanizade Nazif Paşa’nın akrabası bir kadındır. Kitapçı, yapıtı satmak üzere dönemin Eğitim Bakanlığı’na başvurur. Bakanlık istenen otuz sarı lirayı çok görerek almaz. Bunun üzerine kitapçı onu Ali Emiri Efendi’ye gösterir. Ali Emiri Efendi kitabın değerini hemen anlar, otuz sarı lirayı bastırır. Burhan Efendi’ye de aracılığından ötürü üç lira verir.

Bu, bir ikinci örneği bulunmayan Divanü Lügati’t-Türk’tür. Emiri Efendi onu ele geçirdiği için sadrazamlıkla sevindirilmiş gibi olmuştur. Artık herkese kitabın öneminden söz ediyor, ama onu kimseye göstermeye yanaşmıyordur. Kitabı bir kez görmek isteyenlere de, ona bir şey olur korkusuyla olumsuz bir karşılık verir. Sonunda, Sadrazam Talat Paşa’nın işe karışmasıyla buna evetlik gösterirse de basım işlerine Kilisli’nin bakmasını önkoşul olarak ileri sürer.


Şu bir düşüncedir ki, bu kitap Ali Emiri Efendi’den başka birisinin eline geçseydi, bugün belki kitaplıklarımız Divanü Lügati’t-Türk’ten yoksun kalacaktı.


Ali Emiri Efendi su katılmamış bir kitap kurdudur. Bütün yaşamı boyunca kitap toplamıştır. Parasıyla elde edemediği kitapları bin bir rica ile bin bir yalvarmayla ödünç olarak alır, onları el yazısıyla kopya ettirdikten sonra geri verir. Yaşamının sonlarına doğru Millet Kütüphanesi’ne armağan ettiği on dört bin kitabın içinde 721 tanesi bu el yazması kitaplardır.


Ali Emiri Efendi o tek yazma Divanü Lügati’t-Türk’ü Macar Bilim Akademisi’ne satmaya yanaşmaz.Oysa akademi bu iş için hazrete tam on bin sarı altın önermiştir. Türklük dünyasına yeni ufuklar açacak kitabın öyküsü böyle bir rastlantıya dayanır.


Kaşgarlı’nın Mahmut’un kendi eli ile yazdığı özgün yazma değildir. 1266 yılı 1 Temmuzu’nda Muhammed İbni Ebu Bekir İbni Ebu’l-Feth es-Savi’nin örneklediği yazmadır. Yazma, günümüzde İstanbul Millet Kütüphanesi’nde korunuyor. İlk kez Kilisli Rifat 1915-1917 yıllarında üç cilt halinde yayımlıyor.Günümüze dek birçok kez basılıyor. 1940 yılında Besim Atalay yeni bir çeviriyle yayımlamaya başlıyor. Sovyetler Birliği’nde 1960, 1961, 1963 yıllarında Muttalibov Özbekçe yayımlıyor. 1981’de Sincan’da Uygurca çevirisi basılıyor. 1982 yılında Harvard Üniversitesi yayınları içinde Robert Dankoff ile James Kelly yeni bir yöntemle İngilizce çevirisini yayımlamaya başlıyorlar.


Divanü Lügati’t-Türk, Türklük biliminin en önemli yapıtaşlarındandır. O, ‘Türk’ün Divanı’dır; ‘Türklüğün Divanı’dır. Bir ülkünün, bir bilincin ürünüdür. Türk’ün kültür savaşının öncüsüdür. Böyle bir yapıtın doğması için, sanki Göktanrı on birinci yüzyılda bir bilgeyi görevlendirmiştir. Bilge, yapıtı aynı yüzyılın son yarısında bitirecektir. Bu bilge Kaşgarlı Mahmut’tur. Yaşamı üzerine bilgiler kendi yapıtında serpiştirilmiştir.


Alman doğubilimcisi Martin Hartmann, Divan’ın birinci cildi basıldığı yıllarda Milli Tetebbular Mecmuası’nda bir makale yazar ve Kaşgarlı Mahmut’un yaşamına değinir. Divan’da, Kaşgarlı Halefoğlu Hüseyin adında bir bilgin, Mahmut’un hocası olarak gösterilir. Tac ül İslam Semani’nin Kitab ül-Ensabı’nda bilgiler verildiğini belirtir. Semani, Kaşgar’da yetişen bilginlerden söz ederken Hüseyin’i de anar. Onun erdemli zahit bir şeyh olduğunu bildirir. Ne var ki, anlattığı rivayetlerden dinlemeye değer olmadığını da vurgulamaktan geri kalmaz.


İşte gerek Semani’nin kitabından, gerekse başka tarihsel kaynaklardan, o sıralarda Karahanlı Devleti topraklarında, doğu illerinde bile İslam bilimlerinin yüksek bir gelişme gösterdiği anlaşılır. Martin Hartmann bunu açık yüreklilikle söyler. Hartmann bununla da kalmaz, o sıralarda Müslümanlar arasında yalnız din bilimlerine değer verildiğini de ekler.Bunun dışında sözlük, tarih, soy bilgisi, coğrafya gibi bilgilere önem verilmez. Ve bunun büyük olasılıkla bir çöküş belirtisi olduğunu ekler. Hartmann, yalan yanlış hadis anlatanların adlarının yaşamöyküsel kaynaklarda anılmasını, Kaşgarlı Mahmut gibi bir bilgine yer verilmemesini buna bağlar. Böylece Kaşgarlı üzerine bilgiler, Divan’da verilen bilgilerle sınırlı kalır.


Kaşgarlı Mahmut’un babası Hüseyin, dedesinin adı ise Muhammet Barshanlı. Babası Barshan’dan Kaşgar’a göçmüş. Mahmut burada doğmuş. Nitekim Divan’da Barshan’ı anlatırken, ‘bu şehir Mahmut’un babasının şehridir. Yani, Mahmut’un babası oradandır’ diye açıklıyor. Ünlü Türk hanı Gazneli Mahmut’un babası Sevük Tekin de, kökende Issık Gölü dolayındaki bu Barshan kentinden. Mahmut da soylu bir aileden. Divan’da bunun içindir ki, ‘bizim atalarımız olan beyler emir sözcüğüne hamir derler, çünkü Oğuzlar emir diyemezler’ diye yazar. Öyleyse Mahmut kendi soyunun Oğuzlarca bu ağızda e sesi yerine h sesi kullanılması nedeniyle Hamirler diye tanındığını, bunun ‘emirler’ anlamına geldiğini söylüyor. Soyunun Oğuzlar’ın oturduğu illeri yönettiğine mi değinmek istiyor? Yoksa onların buyruğundaki ordular Oğuzlar’dan mı oluşuyor? Bunu Divan’dan çıkarmak olanaksız. Ancak Mahmut Divan’ın bir yerinde, atalarının Emir Berherkin olduğunu söyler. Ataları Türk ülkelerini Samanoğulları’ndan almıştır.


Tüm bu verilere göre Kaşgarlı, Karahanlı Ailesi’nden değilse bile o aileye yakın yüksek Türk soylularından. Nitekim kendisi de yapıtının başında soyca Türk ileri gelenlerinden olduğuna değinir. Kendisinin iyi silah kullananlardan olduğunu ekler. Karahanlı soyuna giren kimi tanınmış adamlardan söylentiler iletir. Ve de yapıtında savaş şiirleri, askeri terimler, Karahanlı devlet örgütü ve saray gelenekleri üzerine bilgi verir. Tüm bunlar söz konusu yargımıza kanıttır.


Kaşgarlı Mahmut’un doğum ve ölüm yılları kesin bilinmiyor. Yapıtını Bağdat’ta yazmaya başladığına göre Kaşgar’dan Irak’a göçmüş olmalı. Ne ki, niçin geldiğini söylemiyor. Yalnız Türk bozkırlarında gezi yaptığını, birçok Türk lehçesini, görenek ve geleneklerini yerinde öğrendiğini söylüyor. Tarım, İli, Çu ve Siriderya ırmakları yöresindeki Türk kentlerini doğrudan gördüğünü belirtiyor. Türlü şehir ve boy halkının ağız ayrımlarını,sözcük konusundaki kimi ayrılıklarını bildiğini anlatıyor. Bağdat’a gelip yapıtını yazmaya başladığında tüm bunları öğrenmiş, saptamış, yaşı da ilerlemiştir. Arapça’yı eksiksiz yazabilir. İslam bilimlerini büyük olasılıkla Türk illerinde Karahanlı döneminin İslam Türk bilginlerinden okumuş olmalıdır. Hartmann’ın da belirttiği gibi bu durum Kaşgar ve Bargsan bölgelerinin o zaman uygarlıkça ilerlemiş olduğunu gösterir.

Karahanlılar, 960 yılında Budacılığı bırakıp İslamlığı seçiyor. Arapça’nın İran ve Orta Asya dilleri üzerine yoğun egemenliği başlıyor. Sogotça gibi yok olma tehlikesi ile yüz yüze. On birinci yüzyılda Karahanlı’dan iki kişi Balasagunlu Yusuf ile Kaşgarlı Mahmut, Türkçe’nin gönüllü savunmasını ele alıyorlar.

Kaşgarlı, 1072-1074 yıllarında yapıtını Bağdat’ta yazıp bitiriyor. Abbasi Halifesi El-Muktedi’ye sunarak şöyle diyor: ‘Tanrı yeryüzündeki erki Türkler’e vermiştir. Bunların dilini öğrenmekte yarar vardır. Bu kitabı Araplar’a Türkçe öğretmek için yazdım, buyrun.’


Uzun bir birikimden sonra yapıtını, büyük olasılıkla 25 Ocak 1072’de Bağdat’ta yazmaya başlar. 10 Şubat 1074’te* bitirip Bağdat’ta Abbasi halifesine sunar.


Kaşgarlı Mahmut, yapıtını iki aa amaç için kaleme alır: Araplar’a Türkçe öğretmek ve Türkçe’nin Arapça gibi büyük bir dil olduğunu kanıtlamak. Tüm amacı ve düşüncesiyle Mahmut, büyük bir Türk ulusçusudur. Nitekim o yapıtında yazış yöntemini şöyle anlatır:

‘Türkler’in hemen tüm illerini, obalarını,bozkırlarını inceden inceye gezip dolaştım. Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma, Kırgız boylarının dillerini tümüyle belleğime yerleştirdim. Bu konuda her boyun dilini eksiksiz öğrenecek ölçüde başarılı oldum.’

Türk dilleri sözlüğü, karşılaştırmalı dilcilik yöntemine uyan bir çalışma. Türk dil ve kültür tarihinden üstün bir yapıt. Divan, genel çizgileriyle o dönem Türk dili ve uygarlıklarını betimleyen eşsiz bir yapıttır. Yazar yapıtında çok değişik bilgileri bize akıcı bir anlatımla vermeyi başarır. O çağda Türk boylarından derlenmiş sözler yanında Türk gelenek, görenek, inanç ve coğrafyası konusunda bilgileri de içerir. Derlenmiş Türkçe sözler Arapça’nın sözcük düzenine göre, ünsüz sayısınca vezin kalıplarına ayrılarak sıralanır. Sözcük açıklamalarında ağızlarda karşılaştığı anlam sapmalarını ve ses değişmelerini karşılaştırır. Sözgelimi,

‘Yagma,Tohsı, Kıpçak, Yabagu, Tatar, Kay, Çumulve Oğuzlar her zamanz’yi söz içinde y’ye dönüştürür. Hiçbir zaman z ile söylemezler. Buyüzden onların dışındakiler kayı ağacına kazın der. Bu boylardan kişiler kayın der.’ diye açıklar. Evet sözcüğünü ise şöyle açıklar:

‘Bu sözcük üç türlü söylenir. Yagma, Tohsı, Kıpçakar evat, Uygurlar emet ya da evat der. Başka Türkler yemet der.’

Kaşgarlı, sözlükte dilbilgisi kuraları üzerinde de durur. Sözgelimi,
‘Oğuzlar zaman ve yer adlarındaki –gu ekinin yerine –ası ekini kullanır, bargu diyecek yerde –‘varacak yer anlamında’ anlamında- barası derler.’diye bilgi verir.

Yalnız halk ağzından seçilmiş sözcüklerle kalınmaz, o dönemin klasik yazı dilinden de alıntı yapılır. Nedir, alıntıların kimden alındığı belirtilmez. Yalnız Çuçu adlı bir Türk ozandan söz edilir.

Seçilen sözcüklerde konu ve anlam bakımından ayrım yapılmaz. Sesbilgisi,yapıbilgisi ve ağız ayrılıkları birbirine bağlı olarak ele alınır. Yansıma sözcükler, saray dilinden kimi öğeler, dilbilgisi kuralları bu ayrıma girmez. Yer ve ülke adlarından yalnız belli başlıları alınır. Bu adlardan kimileri Divan’a eklenen haritada gösterilmez.

Yapıt, söz varlığı bakımından olağanüstü zengindir. Sözlükte dokuz bini aşkın sözcük ve sözbirliği verilir. Halk yazınından örnekler sunulur. Boy, halk ve yer adları sıralanır. Bulgar lehçesine oldukça az yer verilir. Orhun ve Hazar Türkçelerine hiç değinilmez. Türkçe olmayan sözcükler üzerinde durulmaz.Ancak kimi yabancı sözcükler Türkçe sanılarak açıklanır.


Söz başı olarak seçilen Türkçe sözler Arap yazısı ile verilir. Bu sözlerin Türkçe’ye özgü ses özelliklerini belirtmek için Arap yazısının duraksama, dış ünlüleme, çift ünlüleme ve yineleme (sükun, hareke, med ve teşdid) imlerinden yararlanılır. Arap yazısından bulunmayan Türkçe’ye özgü kimi sesler için özel çevriyazı imleri konur. Sözgelimi, Türkçe’nin uzun a ünlüsü için iki elif yazacı yan yana yazılır. W sesini göstermek için üç noktalı f kullanılır. Böylece Kaşgarlı, Arap yazım geleneği ile yetinmez. Türkçe sözlere özgün yeni bir yazım yaratır.

Uzun ünlü: Kaşgarlı, Türkçe’nin kimi ses özelliklerini başarıyla saptar. Türkçe’nin uzun ünlülü yapısını ilk kez o ortaya koyar. Sözgelimi kimi sözleri şöyle gösterir:




aaw ‘av’ aaq ‘ak’
aasmaq ‘asmak’ aal ‘hile’
aaç ‘aç’ aaş ‘yemek’
aat ‘ad, san’ aay ‘ay’
aaz ‘az’ baal ‘bal’
baalıg ‘yaralı’ baar ‘var’
baaş ‘yara’ çaal ‘laca, kır’
qaan ‘kan’ qaar ‘kar’
saag ‘sağlam, sağ’ saan ‘sayı’
taan ‘inkar etmek’ taaş ‘taş’
taaz ‘kel’ yaap ‘hile’
çııq ‘nemlenmek’ qıın ‘kın’
qıız ‘kız’ tıın ‘nefes’
beeg ‘bey’ nee ‘ne’
iil ‘memleket’ iin ‘çukur, iniş’
bood ‘boy, vücut’ bool- ‘olmak’
soogun ‘soğan’ yoog ‘yas’
kööz ‘göz’ ööç ‘öc’
söök ‘sövmek’ buut ‘but, bacak’
küü ‘ün, şöhret’ küüç ‘güç, zor’
Türkçe sözbaşları Arapça olarak açıklanır. Açıklama örnekleri genellikle atasözlerinden ya da halk yazınından seçilir. Bu yüzden yapıtta Türk halk yazınından dört önemli uzun ağıt ile birlikte birtakım destan, hikmet, özdeyiş, pendname ve bahriyeler bulunur. Sözgelimi, Türk abecesine göre yeniden düzenlenmiş bir kesit şöyledir:
Alıq/er alıqtı: Adam alçaldı. Baş alıqtı: Yara azdı, bozuldu. Cünup aybaşı, loğusa olan kimselerin bakmasından bozulan her şeye de böyle denir. Alıqar, alıqmaq. Şu kesitte de geçer:
Başı anıñ alıqtı Yarası onun azdı
qanı yozup turuqtı Kanı çok akıp durdu
balıg bolup tagıqtı Yaralanıp dağa çıktı
emdi anı kim yeter Şimdi ona kim yetişir
alış: Su ağzı ve buyun havuza döküldüğü yer.
Alış: Borçluyu borcu yüzünden sorguya çekme.
Alış bériş: Bir hakkı alma, bir hakkı verme.
Alışdı/ ol maña alım alışdı: O, bana alacağını almakta yardım etti. Başkası da böyledir. Alışur, alışmaq.
Almıla: Elma.
Alp: Yiğit. Alp yagıda alçak çogıda ‘yiğit düşman karşısında, yumuşak huylu adam savaşta belli olur.’ Şu kesitte kullanılmıştır:
Alp er toña öldü mü Alper Tunga öldü mü
Êsiz ajun qaldı mu Kötü dünya kaldı mı
Öðlek öçin aldı mu Felek öcün aldı mı
Amdı yürek yırtılur Şimdi yürek yırtılır
(Afrasiyap Han öldü mü? Kahpe dünya kurtuldu mu?Zaman ondan öcünü aldı mı? Şimdi onun ülkesi üzerine –zamaneye kızarak- yürek parçalanır.)
alpagut: Tek başına düşmana saldıran, hiçbir yandan yakalanmayan yiğit. Şu kesitte de geçer:
buðraç yeme qudurdı Budhraç yine kudurdu
alpagutın aðırdı Yiğitlerini ayırdı
süsin yana qadırdı Askerini yine döndürdü
kelgelimet irkişür Gelmek için toplaşıyorlar
(Yabaku oymağının beyi Budhraç yine askerleriyle döndü, yiğitlerini seçti, gelmek için toplandı.)
alqaldı/begke alqış alpaldı: Bey öğüldü, alkışlandı./ alqalur, alqalmaq.
Alqaşdı/ ol menig birle alqış alqaşdı: O, benimle alkış alkışladı. Öğmekle alkışta yarış yapmak da böyledir. Alqaşur, alqaşmaq. Şu kesitte de geçer:
Alplar arıg alqışur Yiğitler temiz öldürüşür
Küç bir qılıp arqaşur Güç birleştirip arka verir
Bir bir üze alqaşur Birbirini övüşür
Eðgermedhip oq atar Düşünmeksizin ok atar.
Alqındı/ alqındı neñ: bir şey tümden bitti, tükendi./ er alqındı: Adam öldü./ alqınur, alqınmaq.
Alqış: Dua etme, övme, birinin iyiliklerini sayma. Ol bagke alqış bérdi: o beyi övdü. Yalavaçqa alqış bérgil Yalvaç Muhammet’e salavat getir.
Alqıştı/boy êkki bile alqıştı: İki boy birbiriniyok etti. Herhangi bir şeyi yok etmek için,yarışmak da böyledir. Alqışur,alqışmaq.
Alptı/ol tavarın alqtı: O malının bitirdi./ Başkası da böyledir. Alqar, alpmap
Alsadı/ol at alsadı: O, at almak istedi./ Başkası da böyledir. Aslar, alsamaq.
Alsıqtı/ol tawarın alsıqtı: Onun malı alındı, soyundu./ alsıqar, alsıqmaq.
Altın: Aşağı, alt.
Altun tarım: Büyük kadınlara verilen bir san.
Alturdum/men andan yarmaq alturdum: Ben ondanpara aldırdım. Altururmen alturmaq.
Aluç: Soğutulmuş nesne.
Aluçın: Yenilen, boğumlu ot.
Aluş: Kaşgar’da bir köy adı.
Altun: Altın.





Divan’da bir de dünya haritası bulunur. Bu, ilk Türk dünya haritasıdır. Haritada, 11. yüzyılda Türkler’in oturdukları alanlar ve ilişkide bulundukları uluslar pek az yanılgı ile sağlıklı bir biçimde gösterilir. Türkler’le ilişkisi olmayan uluslara yer verilmez. Denizler yeşil, bozkırlar sarı, ırmaklar mavi, dağlar kızıl ile gösterilir. Haritanın merkezi Türk hanlarının oturduğu Balasagun kentidir. Dünyanın merkezi olarak da orası gösterilir. Öbür Türk ülkeleri ona göre yerleştirilir.

Divan’da Türk boylarının yirmi ana kökten geldiği belirtilir. Ama asıl boylar göz önüne alınır. Ayrıca her boy birkaç uruğa ayrılır. Uruğlar çok olduğu için adları verilmez. Yalnız herkesin bilmesi gerektiği vurgulanan yirmi iki Oğuz boyu damgalarıyla birlikte açılanır. Yerleşme durumlarına göre Türk boyları sıralanır. Yer, ulus, kişi adları ile boy, soy, uruğ, aşiret adları gösterilir. Türk yaşam biçimi ve yerleşmesi üstüne bilgi verilir.


Kaşgarlı o dönem Türk lehçeleri arasındaki ayrılıkları şöyle özetler: ‘Asıl sözde değişiklik az olur. Değişmeler yalnız birtakım seslerin yerine başka sesler gelmesi ya da kimi seslerin atılması nedeniyle doğar.’ Buradan çıkarak yer yer kimi lehçe ayrılıklarına değinir, birtakım yargılara varır. Ona göre en doğru Türkçe, Tuhsı ve Yağma boylarınındır. Uygur bölgesine dek uzanan alanda Ila, Ertiş, Yamar, İtil ırmakları çevresindeki Türkler’in dili doğru dildir.


Kaşgarlı, Hakaniye diye adlandırdığı Karahanlı Türkçesi’ni ‘çağın en ince ve açık Türkçesi’ olarak tanımlar. Bu dil ona göre Hakaniye şehzadeleri ile çevresinin dilidir. Gerçekten Hakaniye Türkçesi, Karahanlı Devleti’nin yazın ve resmi devlet dilidir. Nitekim, Yusuf Has Hacip ünlü yapıtı Kutadgu Bilig’i ‘Han tilince’ yazdığını bildirir. Kaşgarlı ayrıca Çiğil, Yağma, Argu ve Uygur ağızlarını, Hakaniye’yi esas alır. Öbür lehçelerdeki ayrılıkları ona göre açıklar. Çiğiller’in, Karluklar’ın bir boyu olduğunu belirtir. Issık Gölü’nün kuzeybatı kıyılarında yaşadıklarını söyler. Kent ve köyleri olduğunu, üç boya ayrıldıklarını belirtir.


Kaşgarlı, Oğuzca’ya başka bir ayrıcalık tanıyor. Oğuzlar, Oğuzeli ve Oğuzca üzerinde oldukça fazla duruyor. Bu Oğuzlar’ın 10-11. yüzyıllarda Orta Asya dünyasındaki önemlerinden kaynaklanıyor. Oğuz Türkmen boyları daha 10.yüzyılda Siriderya kıyısındaki bozkırlardan başlayıp Siriderya, Maveraünnehir, Harezm ve Horasan bölgelerinde önemli bir yer tutmuşlardır. 11.yüzyılda Selçuklular batıya göç etmişlerdir. Yeni toprak kazanımları ile Oğuz egemenliği Azerbaycan, Irak bölgelerine ve dönemin büyük kültür merkezlerinden biri olan Bağdat’a dek uzanmıştır.


O çağda Oğuzca, Karahanlıca’dan bütün yönleriyle ayrılmış değil. Bu yüzden Kaşgarlı, yapıtında ortak özellikler üzerinde ayrıca durmuyor. Karahanlı Türkçesi için verdiği yüzlerce örnek aynı zamanda Oğuzca için de geçerli. Kaşgarlı, ‘Oğuzca’dır’ uyarısı ile salt Karahanlı yazı dili ve öbür ağız ve lehçelerde bulunmayan ve Oğuzca’ya özgü sözcüler veriyor.


Oğuz Türkçesi’ni Kaşgarlı, ‘Dillerin en yeğnisi Oğuzlar’ın, en doğrusu ise Tohsı ve Yağmalar’ın dilidir’ der. Yağmalar’ın dilini ‘en kolay Türkçe’ olarak tanımlar. Hakaniye’den sonra ikinci Türk yazın dili söyler. ‘Oğuz Türkçesi’ne Kıpçak, Yimek, Peçenek, Bulgar lehçeleri girer. Oğuzlar Farslar’la çok karıştıkları için, birçok Türkçe sözü unutup Farsçları’nı almışlardır’ diye açıklar. Bu konuda bir de atasözü verir:

Başsız börk bolmas, tatsız Türk bolmas.
Başsız Türk olmaz, Farssız Türk olmaz.
Kaşgarlı, Oğuzca ve öbür Türk lehçelerinin dil özelliklerini ise şöyle verir: Oğuzca ve Kıpçakça’da Hakaniyece’ye göre y- ulaması vardır. Sözgelimi.





yılıg suv ılıg suv ılık su

yelkin/elkin konuk
Oğuzca ve Kıpçakça’da ön ve iç y-, -y- sesinin c-, -c- sesine dönüştüğü olur.
cincü-yincü inci
cugdu- yugdu deve kılı
Oğuzca, Kıpçakça ve Suvarca’da m- önsesi b- biçimindedir:
Karahanlıca Oğuzca
men ben ben
mün bün çorba
manyak baynak pislik
Ne ki, b-> m- değişimine uğramış mınar sözcüğünü de Oğuzca gösteriyor. Oğuzca’da önde ve içte t-, -t- sesleri d-, -d- sesine dönüşür. Böylece 11. yüzyılda Oğuzca’da bu değişim başlamıştır.
Bögde-bökte hançer
Yigde-yikte iğde
Nitekim karşı örnekleri de verdiği olacaktır. Kaşgarlı’ya göre t- ile başlayan şu sözcükler de Oğuzca’dır:
tamar damar tarıg darı
tamak damak telü deli
tön- dönmek tubul delinmek
Oğuzca ve ona yakın ağızlarda eski Türkçe’nin b sesi v ile karşılanır:
ev ev suvıg/suvuk cıvı
tavar cansız mal savaş savaş savçı
sevük sevgili yavlak kötü, düşkün
Ancak Kaşgarlı’da, Oğuzca’da söz başındaki b- sesleri korunuyor. Henüz v- sesine dönüşmüş değil.
barmak varmak
birmek vermek
bolmak olmak
Oğuz, Yağma, Tuhsı, Kıpçak, Yabgu, Kay, Çumul lehçelerinde Çağatayca’daki d sesi yerine y sesi kullanılır. Kimi zaman ise hiç kullanılmaz.
kayın/kadın kayın ağacı
ayıg ayı (adıg)
ayrık ayrık otu (adrıg)
Burunsal ñ sesi Oğuzca’da da korunur. 11.yüzyılda Eski Türkçe’nin burunsal ñ ünsüzü Oğuzca’da kullanılır.
iñek inek yaña dere kıyısı
yalñuk cariye teñgelgüç dölengeç kuşu
bardıñız vardınız
Hakaniye Türkçesi’nde kimi zaman yer adlarının sonunda –g sesi bulunduğu durumlarda Oğuzca’da elif:a bulunur.
Bargu yir/barası yir ‘varılacak yer’
Turagu ogur/turası ogur ‘kalkılacak zaman’
Oğuz ve Kıpçakça’da ad ve eylemlerde söz içindeki –g- sesi düşer.
çumuk/çumguk ala karga
tamak/tamgak damak
o evge baran ol/ol evge bargan ol ‘o eve gidicidir’
ol er kulını vuran ol/ol er kulını urgan ol ‘o adam kulunu dövücüdür’
Argu lehçesinde Hakaniye Türkçesindeki iç ve sondaki –y- sesleri –n-, -n ile karşılanır.
kon/koy koyun
çıgan/çıgay yoksul
kanu nen/kayun nen hangi
Çiğiller’de ve Bizans’a dek uzaman kimi Kıpçak ağızlarında Çağatayca’nın d sesi z sesine dönüşür. Bu ses Oğuzca ve kimi başka lehçelerde y sesi ile karşılanır:
Hakaniye Türkçesinde a- ile başlayan kimi sözlere Peçenekler’de ve Hotanlılar’da h- ulaması olur.
hata/ata baba
hana/ana ana




Türkçe’de h- ile başlayan sözcük bulunmadığı için Kaşgarlı, yukarıdaki örnekleri Türkçe saymaz ve üzerinde pek durmaz.
(Fuat Bozkurt, Türkler'in Dili, s.164)
SuLTaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz SuLTaN'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 08.12.09, 03:57   #2
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

Çok güzel paylaşım,emeğine sağlık canım...
__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.12.09, 10:45   #3
. . . . . Erlik'in Katili . . . . .

Emilio Santos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 135
Mesajlar: 3,871
Ettiği Teşekkür: 11972
Aldığı Teşekkür: 17675
Rep Derecesi : Emilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

güzel bilgi için teşekkürler.
__________________
kahrolsun bağzı şeyler!
Emilio Santos isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Emilio Santos'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.12.09, 11:35   #4
Okunuşu: Simirna

Smyrna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 625
Mesajlar: 8,411
Ettiği Teşekkür: 37276
Aldığı Teşekkür: 38692
Rep Derecesi : Smyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzel
Ruh Halim: Enerji Dolu
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

Ansiklopedik bir paylaşım. Teşekkürler
__________________
Smyrna isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Smyrna'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.12.09, 11:43   #5
Müdavim

Kardelen26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2009
Konular: 232
Mesajlar: 4,845
Ettiği Teşekkür: 27055
Aldığı Teşekkür: 23199
Rep Derecesi : Kardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura about
Ruh Halim: Suspus
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

teşekkürler sultan..bayağı faydalı bilgiler
__________________
Kardelen26 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Kardelen26'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 08.12.09, 12:26   #6
. . . . . Erlik'in Katili . . . . .

Emilio Santos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 135
Mesajlar: 3,871
Ettiği Teşekkür: 11972
Aldığı Teşekkür: 17675
Rep Derecesi : Emilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura aboutEmilio Santos has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

Mahmud Kâşgarî bu çok kıymetli eserini Türklerin bir devlet olarak İslâm dinini kabul ettiklerinden bir buçuk asır sonra Irak'ta, ihtimal Bağdat'ta oturduğu zaman yazmıştır. İslâm dünyasının kültür merkezi olan Irak'a ne zaman geldiğini bilmiyoruz. 1069-74 yıllarında en fasih ve beliğ Arapça ile büyük bir eser telif edebilen Kâşgarî'nin her halde uzun müddet İslâm kültürü merkezlerinde bulunmuş olduğuna şüphe yoktur. Onun, 1041 yılında Müslüman Türklerle müşrik Yabaku ve Basmıl Türkleri arasında cereyan eden büyük savaşa iştirak eden Türk gazilerini görmüş ve onlarla konuşmuş olması (III, 227) eserini yazdığı tarihten aşağı yukarı otuz yıl önce Türkistan'da, Kâşgar'da ve çevresinde bulunmuş olması gerektir. Kâşgarî koyu bir Müslümandır. Müşrik Türklerle savaşan, Budistlerin tapınaklarını yıkıp putlara en ağır hakaret eden gazilerin destanlarından parçalar nakletmektedir (I, 343, 483). Bir Müslüman Türk bir Budist Uygur'u öldürdüğünü öğünerek anlatıyor: "Bana bir müşrik Uygur geldi, dedim: şimdi sen yat, kuşlara et ol, seni kerkes ve kurd istiyor" (I, 36). Bu gibi şiirler naklederken Kâşgarî mutaassıp bir Müslüman heyecanıyla izah ediyor. Fakat Müslüman Türklerin eski Şamanizm kalıntılarından olan kelimeleri ve terimleri izah ederken tam bir Şamanist Türk gibi konuşuyor. Bazan, Şamanist kalıntısı olan inanışları ifade eden kelimeleri ve terimleri anlatırken "Türkler böyle inanırlar", "bu inanış çok yaygındır" demekle yetinir. Kâşgarî'nin "umay" üzerine verdiği bilgiler dikkate değer. O, bu dişi tanrıyı unutturma çabasını, bilerek göstermiştir.

kaşgarlı mahmut'un bu yönü ile türk tarihine katkısı kadar zararı olduğu da söylenebilir.
__________________
kahrolsun bağzı şeyler!
Emilio Santos isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Emilio Santos'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 17.12.09, 22:14   #7
Outlaws
Ziyaretçi
Outlaws - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Cevap: Divan-ı Lügati-t Türk Nasıl Bulundu?

Oh hoca araştırma vermişti çok teşekkürler ya...
  Alıntı ile Cevapla
'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
divanı, lügatit, nasıl


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Essay Nedir? Nasıl Yazılır? OkyanusunKalbi Üniversitelerimiz 4 14.12.16 14:38
Araç Temizliği Nasıl Yapılmalıdır, Araç Nasıl Yıkanır? Kartal Bilgi ve Sorun Merkezi 12 15.09.16 19:27
Dalış Sporu Hakkında Detaylı Bilgiler - Tarihçesi - Malzemeleri -Her Türlü Kartal Avcılık 7 13.09.15 16:44
Geleceğin Suçlusu Nasıl Yetiştirilir? Suzim Psikoloji 2 01.04.15 11:25


WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:09.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.