Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 28.09.12, 10:48   #1
...> Ata'm İzindeyiz <...

Türkü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Konular: 16
Mesajlar: 3,220
Ettiği Teşekkür: 31206
Aldığı Teşekkür: 18860
Rep Derecesi : Türkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmedeTürkü muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Keyifli
Standart Dayanın Yurttaşlarım | Aziz Nesin

Dayanın Yurttaşlarım



Çok eskiden, bu kavanoz dipli koca dünyanın bir yerinde, dört bir yanı dağ, ortası bağ, suları şırıl şırıl, gökleri pırıl pırol bir ülke varmış. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, burada da, insanlardan başka yaratıklar da varmış. Bunların arasında sürüngenler, zehirli böcekler, örümcekler de elbet bulunurmuş. Ama bunlar, başka yerlerdekinden ne çok, ne az olduklarından hiç kimsenin gözüne batmazmış.


Bu ülkenin başında bir kişi bulunurmuş. Buna “Başbay” denirmiş. O ülkede başbaylık seçimle olurmuş. Başbay olmak isteyenler, adaylıklarını koyarlar, seçmenler de bunların içinden beğendiklerini Başbay seçerlermiş. Hangi adayın aldığı oy çoksa o, Başbay olurmuş.

Gel zaman git zaman, o ülkede bir şaşılası değişme olmuş. Sürüngenler, zehirli böcekler günden güne çoğalmaya başlamış. Yılanlar, çıyanlar, kırkayaklar, akrepler, örümcekler, kertenkeleler, hem her gün biraz daha çoğalıyor, hem de her gün biraz daha büyüyüp irileşiyorlarmış. Yılanlar, kavak kadar uzayıp boylanmış, kavak gövdesi kadar en almış. örümcekler büyüye büyüye ev kadar olmuşlar. İrileşen kertenkelelerin yeni doğan yavrulan bile timsahtan büyük olurmuş. Kırkayaklar, yolcu trenleri gibi uzamış. Yarasaların kanatları çadır kadar genişlemiş.

Aklı ergin, derin bilgin, erdemli kişiler, bu işin nedeni üstünde kafa patlatmışlar, düşünmüşler, ama bitürlü bu zararlı yaratıkların neden gündengüne büyüyüp çoğaldıklarını anlayamamışlar.


İş bu kadarla da kalmamış. Bu zararlı yaratıklar, insanları sokmaya, ısırmaya, zehirlemeye de başlamışlar. Daha bir şaşılacak yanı, bunların ısırıp zehirlediği kişiler ölmüyorlarmış. Ölmedikten başka, bu zehirler insanın beynini uyuşturuyor, tatlı bir yarı uyku veriyormuş. Bu öyle bir keyifmiş ki, kanına bir kere bu zehirden karışan, hemen bu zehire alışırmış. Artık bu kişi kendisini yılanlara, akreplere ısırtmadan, kırkayaklara örümceklere sokturmadan, kertenkelelere, yarasalara kanını emdirtmeden duramazmış. Hem de bu zehirin verdiği keyfin sonu yokmuş. Bikere bu zehire alışanlar, onun verdiği keyfi hiçbir zaman yeter bulmazlar, hergün daha çok, daha çok isterlermiş. Haftada bir kendilerini zehirletenler, giderek iki günde bir, hergün, daha sonra da günde bikaç öğün kendilerini zehirletmeye başlamışlar.

Beyinlerinin düşünmeye yaradığını bilen, kafası önce, yüreği yüce kişiler, nasıl etsek de insanoğlunu şu yılan çıyan zehirinden kurtarsak diye bir yol aramışlar. Ama öbür yandan, kendilerini ille zehirleterek keyiflenmek isteyenler böyle düşünenlere karşı dururlarmış. Bu yüzden o ülkedeki insanlar ikiye ayrılmışlar. Aralarında başka ayrılıklar da varmış elbet ama, çoğunlukla iki belli ayrım varmış. Yılan çıyan zehirine alışanlar, bu zehirin çok iyi yararlı bir şey olduğunu savunanlarla, bunun tersini söyleyenler.

Yarasalar, örümcekler, akrepler, kırkayaklar durmadan insanları sokmaya hız verdiklerinden, zehire alışanlar gündengüne çoğalıyor, öbürleri hergün biraz daha azınlıkta kalıyorlarmış.

Gel zaman git zaman, bu zehire ahşanlar o kadar çok zehirlenmeye başlamışlar ki, gitgide yüzleri gözleri, elleri ayaklan değişmeye başlamış. Kendilerini yılanlara sokturanların, her gün birer parça, birer parça derilerinin rengi yeşile kaçıyor, vücutları uzuyor, kafaları küçülüyor, bir zaman sonra büsbütün yılan olup çıkıyorlarmış. O zaman yılandan hiç ayrımsız, yerde sürünmeye başlıyorlar, başkalarını sokmaya, zehirlemeye çalışıyorlarmış. Bitakımlarının da parmaklan, tırnaklan, elleri, ayaklan gitgide inceliyor, uzuyor, yeniden eller ayaklar çıkıyor, yavaş yavaş derken günün birinde iri bir örümcek oluyorlarmış. Ondan sonra başka insanların üzerine atılıyorlarmış. Böyle böyle derken, zehirlenen insanlar da, kanlarına karışan zehirin etkisiyle gündengüne yılanlaşmaya, çıyanlaşmaya, yarasalaşmaya, solucanlaşmaya, sürüngenleşmeye başlamışlar.
Ötekiler, insan kalmak için direnirlerken, her elveren yerde dillerinin döndüğü kadar,

- Yurttaşlar!.. İnsanlığınızı koruyun, örümcekleşmeyin, akrepleşmeyin!.. diye bağırırlar, söylerler, ama dinletemezlermiş.

Zehirlenip değişenler gitgide çoğaldıklarından, böyle söyleyenlere,

- Hainler, alçaklar!.. diye bağırır, üzerine yürürlermiş.

İnsanlığını koruyanlar gitgide o denli azınlıkta kalmışlar ki, günün birinde o ülkede büsbütün insan kalmamasından korkmaya başlamışlar. Başbay seçimi zamanı gelince, kamuoyu da onlardan yana olduğu için, yılan, çıyan, yarasa, örümcek biçimine girmiş olanlar kimi seçerlerse, o ülkeye Başbay olurmuş.

O ülkede aydın kişiler de varmış. “Başımıza gelenler nedir? Bundan yurttaşlarımızı nasıl kurtarırız, koruruz?” diye düşünmeye başlamışlar.

Her aydın kendi kafasına göre buna bir yol bulmuş. Kimi,

- Zehire alışa alışa sürüngenleşenler, örümcekleşenler, artık insan sayılmazlar. Onlarda insanlığın ne biçimi kalmış, ne özü… Bunun için de Başbay seçimine katılmasınlar!.. demiş.
Her ne kadar biçimleri insan değilse de, ilk gelişleri, doğuşları insan. Çünkü, bunların çocukları yine insan doğarmış. Kanlarına zehir katılmazsa, hep insan kalırlarmış.

O ülkedeki aydınların kimisi de,

- İnsan kalmak için, çatalla yemek yensin!.. demiş.

“Ütülü pantolon giymeli” diyen, “Hergün tıraş olmalı” diyen doluymuş. Ama bunların hiçbiri, insanların insanlığını korumaya yetmezmiş.

O zaman, o ülkenin aydınları, “Bir de başka ülkelere bakalım. Oralarda da biçimini, kalıbını, içini, özünü değiştirenler var mı? Varsa, neler yapıyorlar? Bunu nasıl önlüyorlar, gidip görelim!” demeye başlamışlar. Dedikleri gibi de, başka ülkelere gidip, oralardaki insanları incelemişler. Sonra, oralarda görüp öğrendiklerini, kendi ülkelerine uygulayıp, yurttaşlarına yararlı olmak için, evlerine, çocuklarına dönmüşler. Yine eskisi gibi herkes kendince bir düşünce sürmüş ileri. Kimisi,

- Evlere daha geniş pencereler açalım!.. demiş. Kimisi,
- Başka ülkelerden örnek insanlar getirelim!.. demiş. Kimisi de,
- Bizimkileri başka ülkelere gönderelim, oralardaki insanları görsünler!.. demiş. “Günde üç kere zıplamak gerek.” “Yatakta sol yana yatmalı.” diyenler bile
varmış. Yalnız bunların aralarında kafası işleyen biri çıkmış.

- Beni dinleyin, demiş, ben sürüngenlerin, böceklerin neden çoğalıp geliştiklerini anladım. Yeryüzünün başka ülkelerine bakıp, bunu öğrendim. Bir hava esiyor, bu hava sürüngenlere, böceklere o kadar yarıyor ki büyüyorlar, çoğalıyorlar.

Şimdi iş, bu havanın esmesine engel olmakta. Bu hava da, doğu yönünden esiyor. Gezip dolaştığım yerlerde gördüm. Doğudan esen bu havayı kesen dağ dibinde kurulmuş ülkelerde, bizde olanlar olmuyor. Aklımızı başımıza toplayıp, büsbütün iş işten geçmeden, doğudan esen hava yolunu kapamalıyız. Yoksa hepimiz, günün birinde değişip insanlıktan çıkacağız, yılan çıyan olacağız.

Bu sözlere inananlar da olmuş, inanmayanlar da, gülüp geçenler de.. Ama inananlar işi sıkı tutup, zehirli sürüngen, örümcek, kertenkele, yarasa biçimindekilerle savaşa girmişler. Bu ölüm kalım savaşı çok kanlı olmuş. Çünkü o zamanın Başbayı da, çoğunluktan yanaymış.

O, ülke düşmanlardan korunmak için çepçevre kale duvarlarıyla çevriliymiş, Bu kalın duvarların her biyana kapıları varmış. Ülkenin insanları, doğu kapısını kapamaya çalışırlarken, öbürleri de kapatmamaya çalışırlarmış. İnsanlar kapıyı içerden itmeye, öbürleri dışardan dayanıp kapatmamaya uğraşırlarken seller gibi kanlar akmış. Ama sonunda içerdekiler başarı kazanımışlar, doğu kapısını sıkıca kapamışlar. Öbürleri de kapının dışında kalmışlar. Bu düşünceyi ileri sürüp başarı kazanan kişi, o ülkeye Başbay olmuş. Yurttaşlarına,

- Sakın, demiş, bu kapıyı aralamayın! Bir kere aralarsanız, sonunu alamazsınız. Bu böyle bir kapıdır ki, bir parmak aralansa, günün birinde ardına kadar açılır.

Bir zaman sonra bu akıllı kişi ölmüş. Onun yerine başkaları seçile seçile Başbay olmuşlar.

Yine eskiden, her yerde, her zaman olduğu gibi o ülkede de sürüngenlerle öteki böcekler varmış ama, doğu kapısı kapalı olduğundan, doğudan hava girmediği için,
bunlar olduklarından daha çok büyüyemez, üreyemezlermiş.

Gel zaman git zaman, Başbay adayları arasında, sen seçileceksin, ben seçileceğim, diye çatışmalar başlamış. Doğrusu bu Başbay adaylarının hiçbiri, yeniden insanların örümcekleşmesini, akrepleşmesini istemiyorlarmış. İstemiyorlarmış ama, ne yapsınlar, oy kazanmak gerek. O zamanın Başbayı, düşünmüş taşınmış, öbür adaydan
üç oy daha çok alsa seçimi kazanacak.

- Ben şu kapıyı üç oyluk aralarım!.. demiş.

Dediği gibi de yapıp, Başbaylığı başkasına bırakmamış.

Bunu gören öbür adaylar, kapıyı daha da açıp, kendilerine oy verecekleri içeri sokmaya başlamışlar. Onlar da, kapının büsbütün açılıp hepsinin dolmasını istemiyorlarmış. Bunun için de kendilerine gerekli on oyluk kadar kapıyı aralamışlar. Biyandan da kapı temelli açılmasın diye, kendi adamlarına, kapıyı ardından ittirirlermiş. Kapı on oyluk, yüz oyluk, bin oyluk aralana aralana, gün gelmiş, ardına kadar açılmış.

Gelgelelim Başbaylar, kapının hepten açık kalmasını istemediklerinden,

- Dayanın, içerden itin! diye de kendi adamlarına emirler verirlermiş.

İçerden ite, dışardan ite, kapı kendi ekseni üstünde fır fır dönmeye başlamış.

İşte o zamandan beri o ülkede doğu kapısı fır fır döner, ama Başbaylar da, hiç durmadan,

-Dayanın yurttaşlarım, dayanın!.. diye bağırırlarmış.


Aziz Nesin
__________________
Türkü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Türkü'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.09.12, 14:27   #2
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161533
Aldığı Teşekkür: 177613
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Dayanın Yurttaşlarım | Aziz Nesin

Ne kadar anlamlı..

Okuyun derim.. Okuyun ve günümüze nasıl da uyduğunu görün..

* * *

Teşekkürler Türkü..

__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.09.12, 15:13   #3
Tam Üye

SuskunKalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2012
Konular: 2
Mesajlar: 292
Ettiği Teşekkür: 1757
Aldığı Teşekkür: 1632
Rep Derecesi : SuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dayanın Yurttaşlarım | Aziz Nesin

Paylaşımın için emeğine sağlık Türkü, okunması gerekir hemde sonuna kadar...
__________________
Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi...
Tebessümü simâsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi...
Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi!..
Mevlana...

SuskunKalem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz SuskunKalem'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.10.12, 00:56   #4
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 229
Mesajlar: 5,206
Ettiği Teşekkür: 18504
Aldığı Teşekkür: 27288
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: Dayanın Yurttaşlarım | Aziz Nesin

Örümcekler, akrepler...Çok beğendim. Ama bu hikayeyi, hiç bir örümcek, hiç bir akrep, kırkayak, yarasa anlamayacak...

Teşekkürler Türkü...
__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.10.12, 02:08   #5
Huysuz ve Tatlı Kadın

Duayen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 198
Mesajlar: 4,293
Ettiği Teşekkür: 53769
Aldığı Teşekkür: 26079
Rep Derecesi : Duayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisiDuayen muhteşem birisi
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Dayanın Yurttaşlarım | Aziz Nesin

Çok sert olmuş
Bu yazının birer kopyasını çıkartıp bütün meclise dağıtmak lazım.
Duayen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Duayen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
aziz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ne Hüseyin Ne Hristo Olabildi / Aziz NESİN oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 04:05
Son Konuğuma Mektup / Aziz NESİN oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 04:03
Bir Çin Hikayesi / Aziz Nesin oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 03:39
Aziz Nesin Ve Halk Masalları / Söyleşi oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 03:36
Eski Roma'da Yaşayan Biri / Aziz NESİN oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 03:35


WEZ Format +3. Şuan Saat: 11:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.