Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Türk Edebiyatı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 13.04.13, 02:58   #1
Üye

Cenk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Konular: 9
Mesajlar: 84
Ettiği Teşekkür: 179
Aldığı Teşekkür: 584
Rep Derecesi : Cenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmedeCenk muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Hakan Günday (Yeraltı Edebiyatı)

Bence bu ülkenin son dönemde yetiştirdiği en yetenekli genç yazardır. İlk kitabı Kinyas ve Kayra'yı 24 yaşında yayınlamış, yazar olma isteğime ve hayalime büyük oranda darbe vurmuştur. Eserleri karanlıktır, rahatsız edicidir ama en ufak ayrıntısına kadar gerçekçidir. Metinleri o kadar doludur ki, her sayfada size sorgulayacak yeni materyaller sunar. Eğer henüz kendisiyle tanışmadıysanız, Kinyas ve Kayra'dan başlamanızı tavsiye ederim. Tadımlık bi' kaç bi' şey de paylaşayım, bi' görmüş olun;

“Daha anlayamamıştı sonunda ölüm olan bir hayatta mutlu son olmasının mantığa aykırı olduğunu. Ölüm mutlu bir son olamazdı. Kimse için. Ama yine de insanlar, kendilerini kandırmak için hayatlarını dönemlere bölüyorlar ve ancak o dönemlere mutlu sonlar uydurabiliyorlardı. Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi.”

“Ahlak çoğunluğun görüşüdür, toplumsal sözleşmedir, derler. Ve geceleri o çoğunluk yoktur.”

“Asık suratlı olmamalıyım diye düşündüm. Olur olmaz yerlerde gülümsemeliyim. Mutlu olmanın ilk yolu taklidini yapmaktan geçer.”

“Tanıdıkları insanlara yeterince borçları vardı. Bir de hayata borçlanmak istemediler. Onun için aldıkları her nefesi geri verdiler.”


Hakan Günday kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ettiğim bi' yazar. Başta da söylediğim gibi, kitapları biraz rahatsız edicidir, fotoğraf karesi gibidir çünkü anlatımı, hiç bi' gerçeği saklamaz, her şeyi göründüğü gibi anlatır. Ama pişman olmayacağınızı garanti edebilirim sanırım.
Cenk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Cenk'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.04.13, 11:34   #2
Uzman Üye

C.Cienfuegos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2012
Konular: 95
Mesajlar: 1,397
Ettiği Teşekkür: 1191
Aldığı Teşekkür: 5226
Rep Derecesi : C.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmedeC.Cienfuegos muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Hakan Günday (Yeraltı Edebiyatı)

Harika bir yazar, akıcı bir solukta okunuyor.
__________________

"Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla , ama Nietzsche'yi okudun mu?"

John Fante
C.Cienfuegos isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz C.Cienfuegos'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 13.04.13, 13:11   #3
Eflamor

Subutay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 166
Mesajlar: 2,717
Ettiği Teşekkür: 30889
Aldığı Teşekkür: 14584
Rep Derecesi : Subutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzelSubutay gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Hakan Günday (Yeraltı Edebiyatı)

Kinyas ve Kayra sı 23 üncü baskısını yapmıştır. Yeraltı edebiyatının okunası isimlerindendir.
__________________
Asya boz kırlarında bir bebek dünyaya geldi. Bu bebeğe asya stepleri beşik oldu. Rüzgarlar şarkı söyledi ona. Yıldızlar yol gösterdi. Yağmurlar yıkadı. Bu bebek büyüdü ve ona Türkadını verdiler. Türk büyüdü kasırga oldu tayfun oldu. Türk budur. Türk tayfundur, kasırgadır, Boradır. | Mustafa Kemal Atatürk.






la şey e vaki ün mutlak bel küllün mümkin
nisi credideritis non intelligentis
Subutay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Subutay'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.11.13, 02:49   #4
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Hakan Günday (Yeraltı Edebiyatı)

Hakan Günday

29 Mayıs 1976’da Rodos'ta doğan yazar Hakan Günday ilköğretimini Brüksel’de tamamladı.
Ankara’da Tevfik Fikret Lisesi’ni bitirdi ve daha sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü’nde üniversite eğitimine başladı.

Ertesi yıl Universite Libre de Bruxelles’in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’e girdi. İlk romanı Kinyas ve Kayra’yla (2000) edebiyat çevrelerinin ilgiyle izlediği ve kendi okur kitlesini yaratan bir yazar olan Günday’ın eserleri, Doğan Kitap tarafından yayımlanmaktadır.

Romanları;

Kinyas ve Kayra (2000)



Kendimi ölümsüz olarak görüyorum. Mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor. Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. Benim adım Kaygusuz Abdal. Tanrı'dan vazgeçtim. Ölmekten vazgeçtim. Çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. Ölmek istemiyorum, çünkü Tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. Ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... Platon'un Mağara İstiaresi'ne karşılık, ben de Kuyu İstiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. Ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. Ve sordum, Tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu. Eskiden poker oynardım. Şimdi de, Tanrı’nın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. Hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle.

**

Zargana (2002)


Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulmuş, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. Anlam aramak boşunadır ve her şeyin "hiç"e dönüşmesi gerekir. Henüz on ikisinde Berlin'de dört kişinin tecavüzüne uğrayan Zargana, bu olaydan sonra kendini insan sınıfından sıyırır. Ne var ki insan olmaktan uzaklaşıp "hiç"e yaklaştıkça kendisine döner; aşık olur. Parçalanmış benliğini onarmak için, başkalarının oynadığı bir "hayat oyunu"nu sahnelemeye koyulur.


Piç (2003)



Piçlerin çocukları olmaz.

Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.

Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.

Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.

Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.

Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.

Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.

Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.

Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.

Malafa (2005)


Bir kuyumcu dükkânının kapısından giriyorsunuz. Gösterişli, albenili bir dükkân burası. Pahalı mücevherlere ulaşıyorsunuz. Ama önce tezgâhtarlar... Yani tezgah. Önce tezgahtan geçiyorsunuz. Ya da hep tezgâhta kalıyorsunuz. Hayatta da olduğu gibi... Bir kuyumcu dükkânına kocaman bir dünyayı sığdırıyor Hakan Günday.. Kozan, ana karakaterimiz tezgâhtardır. Eline ne geçerse satabilecek kadar başarılı… Ağzı laf yapan, herkesi ikna edebilecek kadar laf yapan bir tezgâhtar. Onun kullandığı dili kullanıyor Günday da. O jargonla konuşuyor. Satmak dışında dünyada olup biten hiçbir şeyi umursamayan Kozan da bugünün insanını yeniden tanımlıyor. Yüzeysellik ve satmak… Her şeyden ve hepsinden önemlisi satmak, yani başarı. Kocaman bir yalanın hüküm sürdüğü bu büyük kuyumcu, ona göre, büyük bir kuyu. Bir hayaller ve yalanlar diyarı burası. Hakan Günday Malafa’da eğlenceli bir düzen eleştirisine imza atıyor.



Azil (2007)



Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor. İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor. Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor. Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın “hiç”leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor. Günday, ana karakteri Asil’in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor. Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.

Ziyan (2009)


"Beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. Adları da var. Ama onlar birer heykel. Çağırınca gelmiyorlar artık. Cennetin kapısını bekliyorlar. Karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki, paslı demirin bile ak sakalı var. Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. Havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. Beyaz ağzı etimizle dolu. Bu yüzden sessiz bir ayaz var. Saçaklarından sarkan mızrak dişleri ensemize saplanmış. Gazete kağıdı gibi buruşmuş derimizde mor diş izleri, bekliyoruz. Cennetten kovulmayı. Bembeyazız. Soğuk. Donmak. Çözülmek. Tekrar donmak. Daha fazla hiçbir şeye gerek yok. Fiilleri çekmeye bile. Herkes kalsın yerinde. Bıraksınlar yaslansın göğsüm sırtlarına, ılıklaşsın enseleri nefesimle. Yavaş yavaş sokayım dilimi derilerine. Aksın içlerine hayatımın zehri. Yirmi adet mermi. Muhteşem! Hepinizi geberteceğim! Ama hepinizi!

Az (2011)


11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu “mezarlık çocuğu” Derda’nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı’nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A’dan Z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman…

Daha ( 2013)


"..Son olarak da Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı. yirmi yıl boyunca boğulacakmış gibi yiyip sonra pişman oluyor, bir yirmi yıl da boğazını kanatana kadar kusup sonra yeniden yemeye başlıyordu.."

Daha Hakan Günday' ın geçtiğimiz günlerde okurlarıyla buluşan son kitabı.

"Çözmek için tükemmez kalemi kağıda koyduğun an tekrar kaldıramayacağını bildiğin; dünyanın tüm çirkinliği, tüm yanlışları, tüm yalnızlığı, tüm hataları, tüm çürümüşlüğü ve üzerine sinen tüm o ölüm kokusu ile çözmeye mahkum olduğun bir labirent."

Yazar Kinyas ve Kayra' dan beri değişmeyen üslubu ve yalın anlatımıyla okurlarını yeni bir hikayeye davet ediyor.



"o an aklıma, hayatlarını bir kumar fişi gibi cennete yatıran insanlar geldi. varsın hepsi zorlasın cennetin kapılarını, diye düşündüm. ben kovulduğum yere dönmem. asla! o kadar yüzsüz değilim. o kadar da değil! artık değil.."

***


Hakan Günday’dan



Maddi Haller Cetveli

Maddenin sonsuz halinden sadece ilk üçü bilinmektedir...

*maddenin dördünce hali zamandır.buna göre gün,zaman halindeki maddedir.

*maddenin beşinci hali düşüncedir.buna göre insan,düşünce halindeki maddedir.

*maddenin altıncı hali algıdır.buna göre iletişim,algı halindeki maddedir.

*maddenin yedinci hali aşktır.buna göre seks,aşk halindeki maddedir.

*maddenin sekizinci hali geçmişitr.buna göre gelecek,geçmiş halindeki maddedir.

*maddenin dokuzuncu hali rüyadır.buna göre uyku,rüya halindeki maddedir.

*maddenin onuncu hali bilgidir.buna göre felsefe,bilgi halindeki maddedir.

*maddenin onbirinci hali etkisizliktir.buna göre hiç,etkisizlik halindeki maddedir.

*maddenin onikinci hali rastlantıdır.buna göre hayat,rastlantı halindeki maddedir.

*maddenin onüçüncü hali Tanrı'dır.buna göre ölüm,Tanrı halindeki maddedir.




Hakan Günday

Karakalem Dergisi / Nisan 2008
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
edebiyatı, günday, hakan, için, kesinlikle, mutlu, yazar, yeraltı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yeraltı Şehirleri (Kapadokya – Nevşehir) ReaL Türkiye'den Tarihi Yerler ve Mekanlar 35 29.07.15 19:11
Çocuk Edebiyatı SuLTaN Türkçe'miz 12 12.12.14 00:37
' Efendi Hakan ' Bekriya Benim Bölümüm | Yazarlarımız 4 10.03.12 02:57
Türk Edebiyatı oneyouu Türk Edebiyatı 1 27.01.09 04:08


WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.