Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Görsel ve İşitsel Sanat Yapıtları > Resim | Fotoğraf | Heykel > Türk Ressamların Biyografileri

Türk Ressamların Biyografileri Türk ressamların biyografi ve eserlerinden örnekler


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 26.05.11, 23:44   #1
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2491
Mesajlar: 21,229
Ettiği Teşekkür: 85449
Aldığı Teşekkür: 125444
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Türk Kadın Ressamlarımız

Kadın Ressamlarımız
(19.yy. sonu ve 20.yy başında)




19.yy.da başlayan batılılaşma hareketleri ile ülkemizin pek çok alanında gelişmeler yaşanmıştır. Cumhuriyet’e giden yolda eğitim ve kadınların sosyal hakları konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitim düzeyi yükselen kadınlar buna paralel olarak sanatla da ilgilenmeye başlamışlardır. Kadın sanatçılarımızın çoğu üst düzey görevlere sahip, eğitimli bir aileden gelmektedirler.

Kimileri sanatçılardan özel dersler alarak, kimileri de daha geç dönemde açılan Sanayi-Nefise Mektebi’nde eğitim görerek resim çalışmışlardır. Manzara, natürmort, nü, portre, otoportre konularında çalışan sanatçılar natüralist, empresyonist, kübist ve expresif tarzda eserler üretmişlerdir.


Cumhuriyet rejiminin getirdiği ortamda bu faaliyetler hız kazanmış ve kadınlar diğer tüm alanlarda olduğu gibi resim sanatında da adlarından ve varlıklarından söz ettirmişlerdir. Naciye Tevfik Biren, Celile Hikmet, Müfide Kadri gibi ressamlarla başlayan bu süreç, 19.yy. sonu–20. yy. başında sayıları gittikçe artan ve bu araştırmanın konusunu teşkil eden kadın sanatçılarımızla hız kazanmıştır.





  • Batılılaşma Döneminde Kadın Ressamlarımız
Osmanlı’nın son dönemlerinde batılılaşmanın getirdiği ortamda sanatsal gelişim ivme kazanmış, kadınlara sunulan hak ve imkânlar sayesinde ülkemiz resim hayatına katkıda bulunacak olan kıymetli kadın sanatçılar yetişmiştir.

Kadınların fırça ile tanışması 19. yy. sonu ve 20.yy.ın ilk yarılarına denk gelir. Kadın ressamlarımız da bu ortamda yeşermeye başlamıştır. Atatürk’ten güç alan Türk kadını her alanda kendini yenilemiş ve göstermiştir. Yüzyılın ortalarına doğru kadın sanatçıların sayısında artış olmuş, son dönemlerde iletişim olanaklarının gelişmesiyle kadın sanatçılarımız da günümüz sanatını takip ederek çağdaş eserlere imza atmışlardır.

Yaşam öyküleri ve sanatları ile ele alınan kadın ressamlarımız doğum tarihinin önceliğine göre listelenerek incelenmiştir.

Yrd. Doç. Dr., Trakya Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü
Deniz Bayav

LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
15 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 04:59   #2
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Naciye Tevfik Biren
(1878 - 1960)
Saygın bir devlet adamı olan Tevfik Hamdi Bey ile evli olan Naciye Hanım portre ve çiçek resimleri üzerine çalışmış bir sanatçıdır. Kızı Meliha (Zafir) Yenerden ise resim, müzik ve şiir gibi güzel sanatların pek çok alanıyla ilgilenmiştir. Tam adı Emine Naciye Neyyal Tevfik (Biren) olan bu hanımın eşi önemli kentlerde valilik yapmış, nihayet Son Osmanlı Kabi-nesf’inde maliye bakanı sıfatıyla görev almış bir Osmanlı centilmeniydi.

Onun sayesinde İmparatorluğu diyar diyar dolaşan, resim yapmaya meraklı, devrine göre oldukça modern bir kadın olan Emine Neyyal Hanım, İtalyan ressam Salvatore Valery'den resim dersi almıştı. Emine Hanım yaşlandıkça resimden daha çok hatıralarını yazmaya önem verdi. Ama resimleri de otoritelerce beğenildi ve adı halen "öncü kadın ressamlar" arasında anılmaktadır.



Celile Hikmet
(1883 - 1956)

İstanbul’da doğan sanatçı ilk resim eğitimini ailesinin de saraya yakınlığı sayesinde saray ressamı Fausto Zonaro’dan almıştır. Babası Enver Paşa, bu sıralarda Sultan II. Abdülhamit’in yaverliğini yapmaktadır. Dedesi Mahmut Celalettin Paşa ise daha sonradan Türk tebasına geçmiş bir Polonyalı’dır. Anne tarafının kökleri de Almanya’ya dayanır.


İleriki dönem çalışmalarını Roma ve Paris’te sürdüren Hikmet, daha çok nü ve portreler çalışmıştır. Hamamda çıplaklar en sevdiği konulardandır. Celile Hanımın en güzel portreleri, aile çevresiyle ilgili olanlarıdır. Annesi Leyla Hanımın portresi müzededir. Kendi portresiyle, oğlunun, torununun, yeğeninin portreleri, başarılı eserleri arasında yer alır.

Pastel renkler ağırlıkta çalışır. Nazım Hikmet’in annesi olan sanatçı I. Dünya Savaşı bitiminde Berlin’de resim çalışmaya gider. Ölmeden önce görme yeteneğini kaybeden sanatçı İstanbul’da yaşama veda etmiştir.



Mihri (Rasim) Müşfik
(1886 - 1954)




İstanbul’da doğan sanatçı ilk resim derslerini Zonaro’dan almıştır. Ünlü Tıbbiye Nazırı Rasim Paşa’nın kızı olan Mihri Hanım, Saltanat Dönemi’nin o dar görüşü içinden kendini sıyırıp Avrupa’da sanat eğitimine gidebilmiştir. Fransız elçisinin eşinden aldığı sahte pasaportla Roma’ya kaçan sanatçı Roma’dan sonra Paris’te çalışmalarına devam etmiştir. Burada sanatçıların yoğun olarak yaşadığı yer olan Montparnasse’a yerleşmiştir. Bir odasını kiraya verdiği evinde resim çalışmalarını sürdürmüştür. Evinde kiracısı olarak kalan Müşfik Selami ile birliktelikleri evlilikle tamamlanmış ve Müşfik soyadını almıştır. Mihri Hanım’ın 1913 yılında İstanbul Kız Öğretmen Okulu resim öğretmenliğine atanmasıyla ülkeye dönmüşlerdir. Yurda dönen çiftin beraberlikleri 1922 yılında Mihri Hanım’ın tekrar yurttan kaçmasıyla sona ermiştir. Ülkeden ayrılışından önce sanatçının ülkemiz sanat eğitimine katkıları olmuştur. Yaptığı Atatürk’ün portresini, bizzat kendisine Çankaya köşkü’ne giderek vermiştir...


Türkiye’de 32, İtalya’da 36, Fransa’da 23 ve Amerika’da 60’ıaşan 150 adet tablosu kayda alınmıştır. Dönemin Yugoslavya kralına armağan edilen mareşal olarak resmettiği Atatürk resmi bugün kayıptır. Tevfik Fikret’le dostluğu bulunan Mihri Hanım, ölümü üzerine O’nun yüzünün kalıbını almıştır. Bu, ülkemiz heykel sanatı için önemli bir adımdır.

Yurttan ayrılışında İttihatçılarla olan bağlantısından doğabilecek sıkıntıların tedirginliğinin payı olduğu düşünülmektedir. İkinci kez gittiği Roma’da yaptığı Papa portresi Vatikan Müzesi’nce alınmıştır. Yurttan ayrılarak New York’ta yaşamaya başlayan sanatçı özel dersler vererek yaşamını sürdürmeye çalışmış, ömrünün son zamanlarını yoksulluk ve sıkıntı içinde geçirmiştir.




Müfide Kadri
(1889 - 1911)




Doğumundan hemen sonra annesinin ölümü ve küçük yaşta babasını da kaybetmesi üzerine; çocukları olmayan, çevresinde yardımsever, dürüst ve saygınlığı olan Kadri Bey evlatlık edindi. Okula gönderilmedi. Eğitim ve öğretimini eve gelen özel hocalardan aldı. Yalnız resim değil; güzel sanatların tümüne karşı yeteneği keşfedildi. On yaşında resme başladı ve Osman Hamdi Bey’den özel ders aldı. Resim ile müziği birlikte yürüten; piyano, keman ve ud gibi enstrümanları çalabilen Müfide Kadri yoğun bir çalışma temposu içinde gençliğini değerlendirdi.



Yetenek ile çalışma azmi birleşince dikkatleri üzerine çeken sanatçı genç yaşta “Şimdiki adıyla İstanbul Kız Lisesi olan dönemin Dersaadet İnas İdadisi’nde resim ve müzik öğretmeni olarak çalıştı. Bir sergide yer almak üzere Münih’e gönderilen resimleri ona altın madalya kazandırdı. Bu madalya onu motive etti ve resme dört elle sarıldı. Resim yapmadığı zamanlarında ise müzikle değerlendirdiği serbest zamanlarında beste yaptı. O dönemde popüler olan Fransızca da konuşan Müfide Kadri resim, müzik ve edebiyat bilgisi sayesinde birikimini çeşitli eğitim kurumlarında dersler vererek değerlendirdi. Portre ve figür alanında daha çok eser üreten; ilk kadın ressamlarımızdan biri olan ve Taha Toros’a göre "İlk Kadın Resim Öğretmeni” olarak vurgulanan sanatçının, ilk önce Nümune Mektepleri’ne sonra da Süleymaniye’deki Nümune-i İnas adlı kız okulunun öğretmenliğine atandığı, İnas Rüşdiyesi ile İnas İdadisi’nde resim, nakış ve musiki öğretmenliği yaptığı belirtilir.

Nüzhet İslimyeli’ye göre “ Çok küçük yaşlarda başarıya ulaşmış ve 1911 de İstanbul Opera Cemiyeti Salonu’nda sergilenen üç yağlıboya ve bir pastel resmi geniş ilgi görmüş” olan Müfide Kadri, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 1912 yılında İstanbul’da öldü.

Ölümünden sonra babası tarafından kırk kadar eseri sergilenip satılmak üzere Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ne verildi. 1912’de sergilenen eserlerden elde edilen gelir cemiyete bağışlandı.
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 05:01   #3
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Vildan Gizer
(1889 - 1974)



İstanbul’da doğan sanatçının büyükbabası izinle Kur’an-ı ilk kez yayınlayan matbaacı Osman Bey’dir. Osmanbey ilçesinin adı da sanatçının büyük babasından gelir. Babası da ünlü bir ressam ve hattattır. Gizer’in sanata yeteneği aileden gelir. Güzel Sanatlar Akademisi hocalarından Salvatore Valeri’den resim dersleri alan sanatçı başarılı portre çalışmalarına imza atmıştır. Sanata düşkün olan ve kendisi de resim çalışmaları yapan eşi Hikmet Bey’in görevi gereği gittikleri Viyana şehrinde resim çalışmalarına devam etmiştir. Pastel ve yağlıboya tekniklerinde çalışan Gizer’in eserleri kızlarının koleksiyonunda bulunmaktadır.



Melek (Ziya) Celal Sofu
(1896 - 1976)




Çok yönlü olan sanatçı resim, heykel, hat gibi sanatın pek çok alanında eserler üretmiştir. İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde konuk öğrenci olarak eğitim alan Sofu, Nazmi Ziya Güran atölyesinde ders almıştır. Dayısı asker ressamlardan olan sanatçı Alman doktor Prof. Lampe ile olan ikinci evliliği ile birlikte Münih’e yerleşmiş, burada da bir kişisel sergi (Scumacher Galerisi) açmıştır. Resim çalışmalarının yanı sıra heykel de çalışmıştır. “TBMM’de Kadın Konuşmacı” adlı eserinin önemi, bir kadın sanatçı olarak mecliste kadın varlığının gerekliliğini ve önemini sanatı vasıtasıyla göstermesidir.


Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Julian Akademisi’nde dersler alan Sofu, figür, natürmort ve portre konularında çalışmıştır. Büst çalışmaları da (Salah Cimcoz, Bilinsky, Ziya Sofu) bulunmaktadır. Resim Heykel Müzesi’nde de eserleri bulunan sanatçının Fransızca ve Almanca yayınlanmış kitapları bulunmaktadır. Kamil Akdik, Türk İşlemeleri ve Şeyh Hamdullah Türkçe olarak yayımlanan kitaplarıdır. Sanatçı1976’da Münih’te hayat veda etmiştir.



Belkıs Mustafa
(1896 - 1925)




İstanbul’da doğan sanatçı rüştiyeyi bitirdikten sonra İnas Sanayi-i Nefise’de eğitim görmüştür. Sami Boyar’ın atölyesinde çalışan ve ikinci kuşak kadın sanatçılarımızdan olan sanatçı bu okuldan mezun olan ilk Türk kızıdır. Devlet tarafından bursla Almanya’ya gönderilen sanatçı Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirmiş aynı zamanda dönemin önemli Alman empresyonist sanatçısı Lovis Corinth ile çalışmıştır. 1921 yılında yurda dönmüştür. Yurda dönüşünde ilk kez dördüncüsüne olmak üzere Galatasaray sergilerine katılmıştır. Nü, İstanbul manzaraları ve figüratif çalışmalar üretmiştir. Portre üzerine de yoğunlaşmıştır.


Güzel Sanatlar Kız Okulu’nun ilk öğrencilerindendi o, sekiz yıllık resim hayatı süresince dramatik portreler çalışmıştı; “İhtiyar Adam”, “Peçeli Kadın” ve “Kadın” portreleri, yirmi dokuz yaşında vefat eden genç ressamın parlak kabiliyetinin ihtişamlı suretleriydi. 1924 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tekrar Almanya’ya gönderilen sanatçı burada hayata veda etmiştir.

ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 05:03   #4
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Emine (Dürriye) Fuat Tugay
(1897 - 1975)



İstanbul’da doğan sanatçı önce Prof. Albert Mille’den sonra Zürih Güzel Sanatlar Okulu’nda resim eğitimi almıştır. Tanınmış kumandan, bakan ve büyükelçilerden Mahmud Muhtar Paşa’nın kızıdır. Resim eğitimini Zürih Güzel Sanatlar Okulu’nda ve Almanya'da yaptı.

Ünlü elçilerimizden Ahmet Hulusi Fuat ile evlenen Emine Hanım eşinin vazifesi dolayısıyla pek çok ülke gezmiş, resim, desen ve gravürler çalışmıştır. Sanatçının İngilizce olarak yazdığı” Three Centuries (Üç yüzyıl) adlı kitabı Oxford Üniversitesi tarafından basılmıştır. Bir kökü Mısır hanedanlığına dayanan sanatçının basılan bu kitabı da Türk ve Mısır’ın ünlü ailelerinin eski Türk konaklarındaki yaşamını gerçekçi bir görüşle yansıtmaktadır




Müzdan (Sait) Arel
(1897 - 1986)

İstanbul’da doğan sanatçı İnas Sanayi-i Nefise Mektebine babası tarafından yazdırılmıştır. Burada Mihri Müşfik’ten, Sami Bey’den ve Feyhaman Bey’den ders almıştır. Okulun ilk mezunlarındandır. Pek çok karma ve kişisel sergiye katılan sanatçının Akbank Koleksiyonu’nda eserleri bulunmaktadır.



Güzin Duran
(1898 - 1981)

Sanatkâr bir aileden gelen sanatçı İnas Sanayi-i Nefise’de okumuş ve burada Mihri Hanım’ın atölyesinde çalışmıştır. Daha sonra Ömer Adil Beyden ders aldı... Ahmet Haşim’den estetik, Feyhaman’dan pastel dersleri alırken, Avrupa konkurunu kazandı. Ne var ki, Sanayi- Nefise Mektebi’nin genç hocası İbrahim Feyhaman ile 19 Eylül 1922 günü evlenince, eğitimini İstanbul’da sürdürdü.

Empresyonist üslupta eserler üreten sanatçı uzun yıllar boyunca resim öğretmenliği görevinde bulunmuştur. Karagöz oyunları konusu üzerine eğilen ve bununla bağlantılı eserler üreten sanatçının nü, natürmort ve manzara çalışmaları da yer almaktadır.



Nazlı Ecevit
(1900 - 1985)




Asker kökenli bir ailenin çocuğu olan Ecevit İstanbul’da doğmuştur. Babası Albay Emin Bey’dir. İnas Rüştiyesini ve Darülmuallimat’ı bitirdikten sonra İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girmiş, Mihri Müşfik Hanım ve Ömer Adil Bey’in öğrencisi olmuştur. İbrahim Çallı ve Feyhaman Duran’dan da dersler almıştır. Yurdun çeşitli yerlerinde (İstanbul, Kastamonu, Bolu, İzmit) öğretmenlik de yapan Ecevit, Anadolu insanını ve köy yaşantısını konu edinen çalışmalara imza atmıştır. Bülent Ecevit’in annesi olan sanatçı Güzel Sanatlar Birliği'ne girmiş, bu birliğin ortak sergilerine resim vermiş, yönetiminde görev almıştır. Sanatçı, çok sayıda kişisel ve karma sergi açmıştır. Ankara’da ilk sergisini Amerikan Kültür Merkezi’nde açmıştır. Uluslar arası Kadın Kulübü’nün Paris’te düzenlemiş olduğu bir sergiye katılmıştır.


Manzara, figür, portre, natürmort gibi pek çok alanda eser veren sanatçı akademik ve izlenimci eğilimi kaynaştıran sanatçılardandır. “Doğanın mevsim değişikliklerine bağlı görüntüleri, Nazlı Ecevit'in resimlerinde izlenimciliğin biraz da formüle edilmiş bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Ama sanatçıyı yalnızca bir manzara ressamı olarak görmemek gerekir: Portrelerinde daha kişisel bir anlatım yakalamayı başarmıştır. Kerime Salahor’un, eşi Fahri Ecevit’in ve oğlu Bülent Ecevit’in, Şeref Akdik’in, Güzin Duran’ın, Leman Alp ve Fatma Adalan’ın portrelerini de çalışmıştır.
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 05:05   #5
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Fahr el Nissa (Şakir) Zeid
(1901-1991)




Sanatçı İstanbul’da doğmuştur. Dame de Sion’dan sonra Sanayi-i Nefise’de başladığı eğitimine Paris Ranson Akademisi’nde devam etmiştir. Dönüşte İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde Namık İsmail ile çalışan Zeid D grubu üyesidir. 1933 yılında altı sanatçı tarafından kurulan D grubu Narmanlı Han’daki ilk sergilerinden sonra gruba katılan yeni sanatçılarla gittikçe genişlemiştir. On yılın sonunda sayıları on dörde ulaşan sanatçıların içinde kadın sanatçılarımızdan Fahr el Nissa Zeid ve Eren Eyüboğlu da vardır. D grubunun 11. sergisinde görülen Zeid gruba 1942 yılında katılmıştır. Natürmort ve portrelerin yanısıra bir dönem tual üzerinde bölünmüş parçaların renklendirilmesine dayalı soyut anlayışta çalışmalar üretmiştir.


Sanatçı, İzzet Melih’le evliliğinden olan Nejat Devrim’in annesi, Aliye Berger ve Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kardeşidir. Ürdünlü emirlerden Zeyit’le evlenerek Londra’ya giden, eşinin ölümünden sonra Paris’e yerleşen Fahrünnisa, Londra, New York, Zürich, Brüksel, Dublin, Bristol gibi Avrupa şehirlerinde sergiler açmıştır. Paris’te Katia Granof galerisinde 1972’de açtığı sergide, tavuk kemiklerini kullanarak düzenlediği resimle heykel arası nesnelerden vazgeçip anıtsal çapta figür ve portrelere yöneldiği görülüyor. 1948’de Paris’e yerleşmiş ve orada soyut çalışmalara başlamıştır. Heyecan ve coşkunun hissedildiği serbest fırça darbeleriyle lirik soyutlama tarzında eserler üretmiştir. 1964’de Ankara Hitit Müzesi’nde geniş kapsamlı bir sergi açmıştır. Sanatçının yurt içinde ve dışında müzelerde ve çeşitli koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.




Sabiha Bozcalı
(1903 - 1998)




Küçük yaşta resme meraklı olan sanatçı Ali Sami Boyar’dan resim dersleri, özel öğretmenlerden Almanca, Fransızca ve İtalyanca dersler almıştır. Genç yaşta Almanya’ya gitmiş, Münih’te beş yıl kaldıktan sonra Paris ve Roma’da da bulunmuştur. Münih’te Karl Kapsar ile çalışmıştır. Paris’te Paul Signac ile çalışan Bozcalı, ailenin portrelerini de resimlemiştir. Ardından Roma’da Giorgio de Chirico’nun yanında çalışmıştır. Karakalem, yağlıboya, suluboya ve pastel gibi resim sanatının pek çok tekniği ile eserler üreten sanatçı Reşat Ekrem Koçu’nun editörlüğünü yaptığı İstanbul Ansiklopedisi için illüstratif eserler üretmiştir. Mısır’da saray duvarı süslemesinde ve Roma’da çalışmıştır.


Yurt Gezileri kapsamında Zonguldak’a giden Bozcalı“Kozlu Elektrik Santrali, Skip Tesisatı, Karabük Demir Çelik Fabrikası, Asansör (İncir Harmanı), Asansör Makinesi, Sömikok Makinesi, Varagel, Sömikök Fabrikası, Demir Çelik Fabrikası’nı çalışmıştır. (Giray, 1995: 37) Portre, manzara, tarihi köşkler ve natürmort konularını tercih eden Bozcalı1922–1923 yıllarında Galatasaray sergilerine desenleriyle katılmıştır.



Aliye Berger
(1903 - 1974)




İstanbul'un ünlü ailelerinden Şakir Paşa'nın son kızıdır. Fahrünnisa Zeyd’in kız kardeşi, Füraya Koral ile Nejat Devrim’in teyzesi olan Berger Notre Dame de Sion mezunudur.


1903 yılında İstanbul'da doğdu. Küçük yaşta keman çalışması ile musikiye yöneldi. 1935-1939 yılları arasında Berlin ve Paris’te kalarak burada sanat hareketlerini izlemiştir. Macaristan’da halk ayaklanmasına katıldığı için kaçarak Türkiye’ye sığınan ve evlerinde müzik dersi vermeye gelen Carl Berger’le evlenmiş ancak eşinin ölümüyle yıkılan sanatçı Londra’ya gitmiştir. Burada John Buckland Wright’in atölyesinde gravür çalışmıştır. Sanatçı, gravür çalışmalarında değişik malzemelerin doku etkisinden yararlanmıştır. Daha çok baskı tekniği ile çalışan sanatçı, teknik sorunları ustalıkla çözümleme çabasındadır.


Dışavurumcu anlayışta baskılar yapmış olan Berger, yurda döndükten sonra 1951’de ilk kişisel sergisini açmıştır. 1954’te Uluslar arası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin (Aica) İstanbul’da toplanan kongresi nedeniyle yapılan ve jüride üç yabancı sanat tarihçisinin de bulunduğu Yapı Kredi Bankası’nın düzenlediği yarışmada “Güneş” adlı çalışması ile birincilik, 1955’te de II. Tahran Bienali’nde ikincilik almıştır. 1951 - 1954 arası oyma baskı tekniğini yaymak amacı ile, İstanbul manzaraları ve tebrik kartları da üretmiştir.
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 05:06   #6
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Hale (Salih) Asaf
(1905 - 1938)



Büyükbabası Sultan Abdülhamit’in yaverlerinden Asaf Paşa, babası 2. Abdülhamit döneminin temyiz reisi Salih beydir. İngilizce, Rumca, Fransızca ve İtalyanca bilen Hale Asaf, İstanbul’da doğmuştur. Notre Dame de Sion Fransız Okulu’nda okumuş, teyzesi Mihri Müşfik Hanım’dan ve Namık İsmail’den resim dersleri almıştır.

Anne ve babasının şiddetli geçimsizlikleri yüzünden evden uzaklaştırılarak, 16 yaşındayken Almanya'ya gönderildi. Annesi'nin İsviçre'de veremden ölümü üzerine bir süre İsviçre'de yaşam sürdü.

Daha sonra Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde Kampf Arthur ile çalışmış, parasal sıkıntılar nedeniyle yurda dönerek kısa bir süre İstanbul Güzel sanatlar Akademisine devam etti.


1924’de başladığıİnas Sanayi-i Nefise’de Ömer Adil Bey ve Feyhaman Duran’dan, 1927’de Paris’te Andre Lhote’dan ders almıştır. Milli Eğitim bursu ile Paris’e gitmiştir. Bir dönem Roma’ya teyzesi Mihri Hanım’ın yanına geçmiştir. 1928’de yurda dönen sanatçı, Bursa’da öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Yurda dönüşünde İsmail Hakkı Oygar ile kısa süren bir evlilik gerçekleştirir. 1929 yılında kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin üyesi olan Asaf grup ile ilk sergisini Ankara Etnografya Müzesi’nde açmıştır. Bu sergide altı adet portre ve manzara çalışmasını sergilemiştir. İkinci sergileri ise 1931 yılında Cağaloğlu Türk Ocağı’nda açılmıştır. Asaf grubun tek kadın sanatçısıydı.

1931 yılında tekrar Paris’e giden Asaf, Paris Jeune Europe galerisinde çalışmıştır. Burada Antonio Aniante ile tanışan sanatçı onunla galeriyi yönetmiştir. Sanatçı Aniante’nin Atatürk hakkında kitap yazmasına vesile olmuş ve kitap Asaf’a ithaf edilmiştir. Sanatçı, Paris’te, 1932 yılında Genç Avrupa Resim Sergisi’ne, Tuileries Sergisi’ne, 1935’de Societe des Artistes Independants’ın Sonbahar Sergisi’ne katılmıştır. 1925 yılından itibaren babasının adı Salih’in yerine dedesinin adı Asaf’ı kullanmaya başlamıştır. Otuz üç yaşında Paris’te ölen Hale’de, Arseven’in belirttiği gibi Raoul Dufy ve Henri Matisse esintileri görülür.

Kuvvetli bir desene sahip olan sanatçı portre ve figür ağırlıklı çalışmıştır. Konu onun için de bir araçtır fakat duygudan yalıtılmış değildir. Onun sanatında, tuvale yansıtılan kişinin seçiminde öznellik bulunmakta ve öznelliğe, tuvale nasıl yansıtılacağı, planların nasıl bölümleneceği, hangi renklerin kullanılacağı gibi, plastik açıdan değerlendirilmeye ilişkin sorunlar eklenmektedir. Sanatçının pek çok yapıtı Fransa’da kalmış, Asaf erken yaşta Paris’te hayata veda etmiştir.



Şükriye Dikmen
(1918 - 2000)




İstanbul’da doğan sanatçı Akademi’de Zeki Kocamemi, Nurullah Berk ve Cemal Tollu atölyelerinde resim eğitimini almıştır. Mezun olduktan sonra Paris’e giden sanatçı orada Leger, Singier ve Chastel ile çalışmıştır. Aynı zamanda devam ettiği Ecole de Louvre’un Sanat Tarihi Bölümü’nü 1953 yılında bitirdi. 1957’de Edinbourgh Festivali’ne, 1961’de 6. Sao-Paulo Bienali’ne, 1962’deParis, Brüksel ve Viyana’da açılan Çağdaş Türk Sanatı sergilerine katıldı. 1954’de İstanbul’da kişisel sergi açan sanatçı, kadın ve çiçek temaları üzerinde çalışmıştır. Çalışmalarında Matisse’in yalınlığı ve Modigliani’nin kadın figürlerinin izleri görülür.

Kadın ressamlarımız arasında üsluplaştırılmış, şematik bir deseni örten düz, gölgesiz, uyumlu renkleriyle kendine özgü bir üslubun başarılı temsilcisi olan Şükriye Dikmen (1918) biçimlerine anıtsal bir sadelik verir. O, daha çok, tek figürün, özellikle kadın ve genç kız portrecisidir.



Sınırları belli, iri gözlü, minyatürleri, Japon estamplarını hatırlatan kadın başları, ince boyunları, kavuşturulmuş elleriyle Şükriye Dikmen’in kadın figürleri, tartışılmaz bir kişiliğin ürünleridir. Şükriye Dikmen’in kardeşi Tiraje Dikmen Leopold Levy atölyesinde çalışmış, bir dönem soyut daha sonra sürrealist çalışmalara imza atmıştır.




Maide Arel
(1907 - 1997)

Aslen Ermeni asıllı olan sanatçı Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olmuştur. Paris Andre Lhote, Leger ve Metzinger atölyesinde eğitim almıştır. Lhote’un üslubunda geometrik düzenlemeli, kübist eserler vermiştir.


“Figüre dayalı, yerel konulu geometrik stilizasyonlar yapmıştır. Paris’te iken “Arte Moderne” müzesinde açılan “Clup İnternational Feminen” yıllık sergisinde “Türk Hamamı” resmi ile bronz madalya alır. (Azeri, 10.12.2009) Sanatçı, ressam Şemsi Arel ile evlenmiştir. Yurt dışında karma sergilere katılan sanatçı 1951 yılında ilk kişisel sergisini İstanbul’da açmıştır.

ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 05:08   #7
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Eren Eyüboğlu / Ernestin Letoni
(1907 - 1988)



Romaya’nın Yaş kentinde dünyaya gelen sanatçı önce Yaş Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve sonra Fransa Julian Akademisi Andre Lhote atölyesinde resim eğitimi almıştır. Paris’te Bedri Rahmi Eyüboğlu ile tanışarak onunla evlenmiştir.

İlk sergisini 1933 yılında Paris’te açmıştır. İki resim sanatçısı eş olarak yaşamlarını sürdürmeye başladıkları Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak Anadolu insanının yaşam biçimini tuvallerine folklorik özellikleri plastik öğelerle birleştirerek yansıttı. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile birlikte D Grubu’na katıldı.


Topluluğun etkinliklerinde önemli rol üstlenen sanatçı resimlerinde soyutlamacı ve Ekspresyonist görüşü ile Anadolu insanına ve doğal yaşama yönelik konular işledi. Eyüboğlu da Anadolu kültürünü yansıtan tüm öğeleri resmine konu yapmıştır. Eşine göre daha anıtsal bir anlatıma sahiptir. Parlak renklerle çalışan sanatçı mozaik tekniğinde de çalışmalar üretmiştir. Portre ve natürmort konularında da eserler veren sanatçı bir süre non figüratif çalışmalar üretmiştir. Resimlerinin yanısıra Ankara Etibank, 4. Levent Mahallesi konut duvarları, Ankara Çocuk Hastanesi, Hacettepe Hastanesi, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, Cerrahpaşa Hastanesi, Haydarpaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi için mozaik çalışmaları üretmiştir.



Bedia Güleryüz
(1908 - 1991)

Hat sanatına ilgi duymuş bir babanın kızı olan sanatçı, İnas Sanayi-i Nefise’de Feyhaman Duran’dan resim dersleri almış, buradan mezun olmuştur. Doğaya bağlı bir sanatçıdır. İzlenimci anlayışta çalışmalar üretmiştir. Berlin’de iki yıl Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü ve bir yıl kadar New York’ta incelemeler yaptı... Bir açık hava ressamı olup bütün eserlerine doğada başladı ve orada bitirdi.


Resmi ve özel birçok koleksiyonda eserleri bulunmaktadır. Ressam Mehmet Güleryüz’ün halası olan sanatçı Berlin’de Arthur Kampf ile çalışmıştır. Sanatçı, Nazlı Ecevit gibi Güzel Sanatlar Birliği’nin son yıllarındaki sergilerinde yer almıştır.




Fürumet Tektaş
(1912 - 1961)

Diplomat bir babanın kızı olan sanatçı Cumhuriyet’in ilk Roma büyükelçisi Suat Davaz’ın kızıdır. Roma Villa Medicis Akademisi ve Via Margutta’daki İngiliz Akademisinde resim eğitimi sürdürür. Paris’te Grande Chaumıére ve André Lhote atölyelerinde babasının Paris büyükelçiliği sırasında 5 yıl çalışır.(Azeri,20.08.2009) Fürumet Tektaş ilk Flarmoni Derneği’ni kurmuş ve galeri açmıştır. Daha çok portre çalışmaları ve birkaç natürmort çalışması bulunmaktadır.



Leyla Gamsız
(1921 - ….)




1950’li yıllarda aktif olmaya başlayan ve 2000’e dek resim yapmayı sürdüren Leyla Gamsız, her Bedri Rahmi talebesi gibi kendi tarzı olan bir ilerici ressamdır. Pek çok eser üreten Gamsız’ın ömrü resim aşkıyla geçmiş.

1921 senesinde İstanbul’da dünyaya gelen Leyla Gamsız, öğretmen olan babasının sık sık değişen görev yeri sebebiyle ilkokulu yatılı, ortaokulu Erenköy Kız Lisesi’nde, liseyi de Sivas Lisesi’nde okudu. Ailenin tek çocuğu Leyla‘nın resme olan yeteneği, hocası usta ressam Eşref Üren tarafından destek gördü ve genç kız, üniversite için babasıyla birlikte İstanbul’a, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde resim eğitimi almaya gitti. O zamanlar yalnız ortaöğretim mezunlarını kabul eden Güzel Sanatlar Fakültesi’nden vazgeçmek zorunda kalan Leyla, İstanbul Üniversitesi’nde Coğrafya Bölümü’ne yazıldı. Dört yıllık üniversite hayatı boyunca resim sevdasından hiç vazgeçmeyen Leyla, mezun olunca Yüksek Resim Bölümü‘ne yazılmayı başarır ve nihayet istediği hayatı yaşamaya başlar.


Yüksek Resim Bölümü’nde Türk resminin mihenk taşı Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun öğrencisi olan Leyla Gamsız, 1947 senesinde; yani 26 yaşındayken bir grup Eyüboğlu öğrencisiyle birlikte “10’lar” adlı grubu kurar. 1953 senesine kadar aktif olan bu grup, Eyüboğlu’nun yolundan giderek Doğu ile Batı’yı sentezlemek ve Türk resmini daha ileri götürmek amacını taşımıştır. Bu yolda sergi de açan 10’lar Grubu, o dönem büyük ses getirdi ve sanat mecmuaları uzun süre 10’lar‘dan bahsetti.

1949’da Fransız Konsolosluğu’nda ilk kişisel sergisini açan Leyla Gamsız, eserlerine olan yoğun ilgi sonucu konsolosluktan 1 yıllık burs kazanır. 1 yıl boyunca Paris’te Andre Lhote ve Fernand Leger’in atölyesinde resim eğitimi alan Gamsız, İstanbul’a döndüğünde Tepebaşı’nda bir daire kiralar ve burayı galeriye çevirir. Okul arkadaşı Hulusi Sarptürk‘le evlenen Gamsız, eşinin öğretmenlik mesleği sebebiyle bir süre Sakarya, Hendek’te yaşamak durumunda kalır. Burada, tıpkı küçükken babasıyla olduğu gibi konar göçer bir yaşam tarzı olan Leyla’nın gözlemleri, yaptığı eserlerde vücut bulacaktır.

Tepebaşı’ndaki Gamsız Apartmanı’nda hocası Bedri Rahmi ile komşu olan Leyla eşi Hulusi’nin ölümünden sonra kendini tamamen sanatına verir. Onun için ‘iyi resim‘ demek, kalabalık resim demek değildir ve bu görüşle eserlerinde arınmış, daha yalın ama net bir hava vardır. 1964 ve 1967’de iki kez Akademi Ödülü kazanan Gamsız, 2000’de Atatürk Kültür Merkezi’nde açtığı Retrospektif Sergi’de resim yapmayı bıraktığını açıklar. 13 Temmuz 2010’da hayata veda eden Leyla Gamsız’ın mezarı Zincirlikuyu’dadır.
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.11.14, 10:30   #8
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 8722
Mesajlar: 30,518
Ettiği Teşekkür: 104323
Aldığı Teşekkür: 160976
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Müsait bir zamanda, bunları okumam lazım.

Teşekkürler ReaL.
__________________
Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.12.14, 14:23   #9
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2491
Mesajlar: 21,229
Ettiği Teşekkür: 85449
Aldığı Teşekkür: 125444
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Osmanlı döneminde evde yapacak başka işleri olmayan / olamayan kızlar çoğunlukla sanata yönelmişler ve bu dönemde de iyi ressamlarımız yetişmiş.

Bunların arasından ilk kız resim okulu kurucusu ve sanat için müthiş mücadeleler vermiş, güzel sanatsal calışmalara imza atmış olan Mihri Müşfik ne yazık ki Amerika'da yoksulluk içinde ölmüş. Son yolculuğu da New York'ta kimsesizler mezarlığında bitmiş.

Ressamların çoğunun hayatına bakarken, aile yapılarının iyi olmasına rağmen bir çok mücadelelerden geçmiş oldukları görünüyor. Bunda tabi en büyük etken de o zamanlar kadın olmaktan geçiyor.

Emeklerin için teşekkürler ReaL.
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 28.12.14, 14:33   #10
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2670
Mesajlar: 30,892
Ettiği Teşekkür: 165431
Aldığı Teşekkür: 185366
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Türk Kadın Ressamlarımız

Alıntı:
Kadınların fırça ile tanışması 19. yy. sonu ve 20.yy.ın ilk yarılarına denk gelir. Kadın ressamlarımız da bu ortamda yeşermeye başlamıştır. Atatürk’ten güç alan Türk kadını her alanda kendini yenilemiş ve göstermiştir.
Burası çok önemli.. Tabi bazıları hala anlamaz, hala anlamaz..
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
kadın, ressamlar, ressamlarımız, türk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı, Padişahları'nın Eşleri Kartal Türk Tarihi 26 28.06.14 03:46
Kadınlar ve Futbol Takımları ReaL Kadınlara Ait Güncel Konular 27 18.01.14 14:15
Gerçek Kadın Nasıl Olurmuş? Kartal Kadınlara Ait Güncel Konular 3 18.12.13 00:05
Kadın..... **EMEL** Kadınlara Ait Güncel Konular 11 30.08.10 00:26
Kadın Dili = Bükçe DAMLA Kadınlara Ait Güncel Konular 10 12.11.09 09:37


WEZ Format +3. Şuan Saat: 14:32.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.