Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 04.10.14, 14:29   #1
Yeni Üye
rest - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Yaş: 24
Konular: 2
Mesajlar: 2
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür: 21
Rep Derecesi : rest Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Malazgirt Meydan Savaşı ve Alparslan



Alparslan Heykeli

Güzel işlere imza atmış bazı şahsiyetler, kendinden sonra gelenlerce hayırla yâd edildiği gibi, takipçilerini yanlışlara sürükleyen bazı kişiler de tarih boyunca beddualarla anılmıştır.


Tarih sayfalarında her iki aksiyonun da temsilcilerine fazlasıyla rastlarız. İlk grupta yer alan tarihî şahsiyetlerden biri, Anadolu kapılarının Müslüman-Türklere açılmasına vesile olan Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan’dır
(1033–1092).

Alparslan’ın asıl ismi Muhammed bin Davut Çağrı’dır. Alparslan tahsiline küçük yaşlarda başlamış, zamanın âlimleri tarafından en iyi şekilde yetiştirilmiştir; küçük yaşlardan itibaren babası Çağrı Bey’in yanında haksızlık ve zulüm yapan düşmana karşı hakkı müdafaa için, hayatını hiçe sayarak muharebelere iştirak etmiştir.

Alparslan; kabiliyeti ve kahramanlıkları sayesinde Mevr şehrinin meliki, babasının da veliahdı olmuştur. Alparslan, amcası Tuğrul Bey’in 1063’te vefatı üzerine, ikinci Selçuklu sultanı olarak 27 Nisan 1064 tarihinde Halife Kaim bi Amrillah’ın da hazır bulunduğu bir mecliste sultan ilân edilmiştir.

‘Cihan Sultanı’, ‘Ebu’l-Feth’ (Fetih babası, çok fetih yapan) ve ‘Sultanü’l-Âdil’ lâkapları ile anılan Alparslan, saltanatı müddetince İslâm’a hizmet etti.

O, İslâmiyet’i içten yıkmaya çalışan gizli düşmanlara ve bâtınî hareketlerine karşı çok hassastı.

Enerjisi, disiplini, yiğitliği ve adaletiyle temayüz eden Alparslan, büyük tarihî zaferlerinin yanı sıra, medreseler kurmak, ilim adamlarına ve talebeye vakıf geliri ile maaşlar tahsis etmek, îmar ve sulama tesisleri vücuda getirmek suretiyle de hizmetler yapmış, İmâm-ı Âzam’ın Türbesi, Harezm Camii ve Şadyah Kalesi gibi pek çok eser inşa ettirmiştir.

Zamanında; İmam-ı Gazalî, İmâmü’l-Haremeyn Cüveynî, Ebu İshak eş-Şirazî, Abdülkerim Kuşeyrî, İmâm-ı Serahsî gibi büyük âlimler yetişmiştir.

Alparslan yönetime geldiğinde ilk olarak, asayişi temin etti, isyanları bastırdı.

Devlet teşkilâtına ve orduya çeki düzen verdi. Akabinde de fetih hareketlerine başladı. Bunu yaparken alperenlerini de beraberinde götürüyor, maddî fetihle beraber mânevî fethi de gerçekleştirmeyi gâye ediniyordu.

Fetih hareketlerinde diğer Selçuklu hükümdarları gibi diğer dinden insanlara karşı son derece hoşgörülüydü.

Çünkü eğitimi sırasında şu hadîs-i şerif, şuuraltına yerleştirilmişti: “Hazreti Ali, Allah Resulü’ne (sas), ‘Ey Allah’ın Resulü! Onlara hangi şey üzerine savaşayım? Onlara nasıl bir teklif götüreyim?’ deyince. İki Cihan Serveri (sas) de ona şu cevabı vermişti: ‘Bölgelerine girinceye kadar teenni ile hareket et (hemen savaşma).

Sonra onları Müslümanlığa davet et. Eğer kabul ederlerse, senden mallarını ve kanlarını korumuş olurlar. Âhiret’e ait hak ve hukukları ise Allah’a kalmış bir iştir.

Ya Ali! Allah’a yemin ederim ki senin vasıtanla birinin hidayete ermesi yeryüzü dolusu kızıl deveyi Allah yolunda infak etmekten daha hayırlıdır.”Allah Resulü’nden (sas) Alparslan’a ve ondan bugüne nerede ve ne zaman bir İslâm ordusu muharebeye girecek olsa, her nefer kulağında Allah Resulü’nün (sas) bu mesajını duyar gibi olur ve bu emre göre hareket etmeyi kendisi için bir vecibe kabul ederdi.

Türklerin Suriye topraklarındaki harekâtını haber alan Bizans İmparatoru Romen Diyojen, 13 Mart 1071’de İstanbul’dan 200.000’den ziyade Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Ermeni Rumeli’de yaşayan İslâm dinini kabul etmemiş Peçenek ve Uz Türklerinden de ücretli askerler alarak Anadolu’ya geçti.

Askere yaptığı konuşmada azmini şöyle belirtiyordu: “Doğu hudutlarımızda büyük bir İslâm tehlikesi belirmiştir. Bu tehlikeyi büyümeden ortadan kaldırmalıyız. Ordunun başında; bu tehlikeyi kesin olarak kaldırmaya gidiyorum.”

Ordusunun gücüne güvenen imparator, yakaladığı Türkmenlerin bir kısmını esir aldı, diğer kısmını da öldürttü.

Malazgirt’e kadar gelen Diyojen, şehri tahrip ettiği gibi, halkın bir kısmını da katletti.

Bu durum karşısında Alparslan, Fâtımîlere karşı düzenlediği seferini tamamlayamadan geri döndü.

Barış için teklif götüren Sultan Alparslan’ın heyeti, 25 Ağustos 1071 sabahı, Bizans ordugâhında hafife alınıp, hakarete uğradı. Diogenes, Türk heyet başkanına: “Kışlamak için İsfahan’ın mı, yoksa Hemedan’ın mı daha iyidir?” diye sordu.

Sulh teklifini şiddetle reddedip; “Sultanınıza söyleyiniz; kendileriyle sulh müzakerelerini Rey’de yapacağım, ordumu İsfahan’da kışlatıp, Hemedan’da sulayacağım.” dedi.

Heyet başkanı da, Diogenese; “Atlarınızın Hemedan’da kışlayacaklarından ben de eminim; fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyorum.” diyerek, zekice bir karşılık verdi.

Muharebe gecesi, Alparslan, ayırdığı bir kuvvetle Bizanslıları, atılan ok ve naralar rahat bırakmadı. Selçuklular, Bizanslı safında bulunan Türk asıllı birliklerle temas kurdu.

Onların, Bizans ordugâhından ayrılarak Selçuklu ordusuna katılmalarını temin etti. “Dua müminin silâhıdır.” hadîsince hareket eden Sultan Alparslan, muharebe öncesi halifeden dua talep etti.

Alparslan, Buharalı İmam Muhammed Bin Abdülmelik’in tavsiyesi üzerine muharebeyi cuma gününe denk getirmişti.

26 Ağustos 1071 Cuma günü bütün İslâm beldelerinde ve Malazgirt Ovası’nda kılınan cuma namazında halifenin gönderdiği şu hutbe ve dua okundu: “Allah’ım! İslâm’ın sancağını yücelt, ona yardım et! Sana itaatte canlarını feda edip, tâbi olmak hususunda kanlarını akıtan yolunun mücahitlerini kuvvetlendirerek, yurtlarını güvenlik ve zaferle dolduran yardımlarından mahrum etme.

Müminlerin emirinin bürhanı olan Sultan Alparslan’ın Sen’den dilediği yardımı esirgeme ki, o bu sayede hükmünü yürütsün, şanını yaysın ve zamanın güçlükleri karşısında kolayca yerinde tutunabilsin.

Sen’in dinini şerefli ve yüce tutabilmesi için onu lütufkâr ve her zaman devamlı tesir icra eden desteğinden mahrum etme.

Onun kâfirler karşısındaki bugünü, yarına da yetsin.

Ordusunu meleklerinle destekle. Niyet ve azmini hayır ve başarıyla neticelendir. Çünkü o Sen’in ulu rızan için rahatını terk etti. Malı ve canıyla emirlerine uymak gayesiyle Sen’in yoluna düştü…

Ey Müslümanlar! Doğru bir niyet, dürüst bir azim ve Allah’tan korkan temiz kalblerle ve ihlâs bahçesinde kısmet alan inançlarla onun için Allah’a yalvarınız…”

İki ordu 26 Ağustos 1071 Cuma günü karşı karşıya geldi. Selçuklu sultanı, Cuma namazı vaktini bekleyerek taarruzu biraz geciktirdi.

Cuma namazından sonra, beyaz bir elbise giyinmiş olan sultan, ordusuna hitaben şu veciz konuşmayı yaptı: “Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olursa olsunlar, bütün Müslümanların minberde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım; ya şehit olarak Cennet’e giderim. Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler takip etsin.

Ayrılmayı tercih edenler gitsinler. Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur.

Zîrâ bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan gaziyim.

Beni takip edenler ve nefislerini Yüce Allah’a adayanlardan şehit olanlar Cennet’e, sağ kalanlar ise ganimete kavuşacaklardır.

Ayrılanları Âhiret’te ateş; dünyada da alçaklık beklemektedir.

Ya Rabbi! Sen’i kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve Sen’in uğrunda cihad ediyorum. Ey Allah’ım! Niyetim hâlistir, bana yardım et, sözlerimde hilâf varsa beni kahret!”

Alparslan’ın bu hâli, mukaddes bir vazife karşısında inanmış insanın ruh portresini çiziyordu.

Şehitliği göze alan Alparslan şehit olursa, kendisinden sonra Melikşah için ordusundan sadakat istemişti. Maddî-mânevî hazırlıktan sonra Türk ordusu “Allah Allah!” nidaları, kös ve boru tarrakalarıyla harekete geçti.

Buna karşılık Bizans ordusu da çan sesleri ile hücuma geçti. Böylece iki tarafın gürültüleriyle birlikte tozun dumana karıştığı bir ortamda savaş başladı. Alparslan bizzat muharebeyi idare ediyor; birlikleri yokluyor, bazen kendini alıkoyamayarak çarpışmalara katılıyordu.

Muharebenin başlamasından iki saat sonra, Peçenek ve Uz Türkleri, Bizanslılardan ayrılıp, millî bir his ile Müslüman Selçuklu sultanına tâbi oldular.

Alparslan, hilâl şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt Meydanı’nda dövüştü. Şaşkına dönen Bizans ordusu, hilâlin içine düşmüş, kurtulma çareleri arıyordu.

Neticede 200.000 kişilik koca ordu kendisinden sayıca az Alparslan’ın ordusu karşısında perişan oldu. Bizans askerleri kaçmaya başladı.

Mezhep baskısı sebebiyle Bizanslılara kırgın ve kızgın bulunan Ermeni kuvvetleri de, muharebe meydanını terk etti.

Büyük komutan Alparslan’ın üstün savaş taktiği, askerin cesaret ve kahramanlığı, imanlarındaki sağlamlık ve Allah huzurundaki samimiyetleri sayesinde elli dört bin kişilik Türk ordusu, kendisinden kat kat fazla olan Bizans ordusunu kesin bir yenilgiye uğrattı ve büyük bir zafer kazandı.

İmparator Romen Diyojen esir alındı ve savaşın galibi Alparslan’ın huzuruna çıkarıldı.

Sultan Alparslan, huzuruna getirilen imparatoru affetti. Muzaffer padişah esir imparatorun ellerini çözdürdü ve yanına oturttu.

Ona misafiriymiş gibi davrandı. Sohbet esnasında imparatora sordu: “Ey Rum Kayzeri! Ben senin eline esir düşmüş olsaydım, bana nasıl muamele ederdin?” Diyojen: “Öldürtürdüm!” cevabını verdi.

Alparslan: “Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” diye sordu. “Ya öldürtürsünüz yahut İslâm memleketlerinde bir esir gibi dolaştırır, süründürürsünüz. Mümkün görmüyorum; ama belki de, affedersiniz!” dedi.

Alparslan, yenilgiye uğramış bir insanı daha da küçük düşürmek istemedi ve “Allah’a, muzaffer olursam sana iyi muamele yapacağımı ahdetmiştim.

Allah iyilik düşünenlerin arzularını yapar.

Bu sebeple benden göreceğiniz muamele bu üçüncüsünden başkası olmayacaktır.” diyerek büyüklüğünü ve asaletini gösterdi, Bizans imparatorunu affetti.

Bizans imparatorunun harp tazminatı ödemesi, her yıl haraç ve ihtiyaç hâlinde Selçuklu ordusuna asker göndermesi karşılığında barış antlaşması yapıldı.

Fakat Diyojen, İstanbul’a geri dönerken, Bizans tahtının el değiştirmesi, antlaşmayı geçersiz kıldı.

Yeni Bizans İmparatoru Yedinci Mihail, Diyojen’in Türklerle yaptığı anlaşmayı kabul etmedi.

Yapılan anlaşmaya sâdık kalmayan Bizans’a karşı Sultan Alparslan, Selçuklu şehzadelerini Anadolu’yu fetihle görevlendirdi.

Antlaşmanın tatbikini kumandan ve beylerine emrederek, bütün Anadolu'nun fethini istedi.

Anadolu iskân edildi ve Türkleşip İslâmlaşması için gerekli bütün tedbirler alındı.

Vergi ve diğer sebeplerden baskı ve zulme uğramış, haksızlık yapılmış yerli halk Alparslan ve askerlerinin kendi dindaşlarından daha hoş görülü olmaları neticesinde fazla bir direnme göstermedikleri gibi hoşgörünün kaynağının İslâm olduğunu görünce İslâm diniyle de şereflenmeye başladı.

Akıncıların Anadolu’ya düzenledikleri gazalarda, adaletle muamele etmeleri, zâlimleri ortadan kaldırmaları, can, mal, ırz emniyetini sağlamaları, bölge halkının Selçuklu idaresini gönülden tercih etmesine vesile oldu.

Bizans’ın zulme varan sıkı tedbirleri, halka kötü muamelesi, yerli ahalinin Türklerin idaresini tercih etmelerini daha da kolaylaştırdı.

Türklerin yeni yurt edinmesini sağlayan Malazgirt Zaferi’nden sonra, on beş yıl içinde, Anadolu ele geçirildi.

Bu zaferle, Anadolu’nun tapusu, Türklerin eline geçti. Bu bakımdan, Malazgirt Zaferi, Türk ve dünya tarihinde bir dönüm noktası oldu.

Türkleri bir bayrak altında toplamak isteyen Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra 1072’de çok sayıda atlı ile Maveraünnehir’e doğru sefere çıktı.

Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya Nehri üzerinde bulunan Hana Kalesi’ni muhasara etti. Kale komutanı, sapık Bâtınî fırkasına mensup Yusuf el-Harezmî, kalenin fazla dayanamayacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi.

Hain Yusuf, Alparslan’ın huzuruna çıkarıldığı sırada Sultan’a hücum edip, hançer ile yaraladı. Yusuf’u derhal öldürdüler. Fakat Sultan Alparslan da aldığı yaralardan kurtulamadı.

Sultan dört gün sonra 25 Ekim 1072’de, 42 yaşında şehit oldu. Tahran yakınlarındaki Rey şehrinde defnedildi. Yerine oğlu Melikşah geçti.

Alparslan vefat ettiğinde, devlet toprakları, doğuda Kaşgar’dan, batıda Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı’na, kuzeyde Hazar-Aral arasından, güneyde Yemen’e kadar olan bir bölgeye yayılmıştı.

Alparslan’a Türk milleti olarak çok şey borçlu olduğumuzu unutmayarak, “Ruhun şad olsun büyük Sultan!” diyoruz.
Kaynak
__________________
rest isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz rest'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 04.10.14, 17:52   #2
Uzman Üye

Mihri Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 1
Mesajlar: 1,895
Ettiği Teşekkür: 2172
Aldığı Teşekkür: 6531
Rep Derecesi : Mihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzelMihri Sultan gerçekten güzel
Ruh Halim: Eglenceli
Standart Cevap: Malazgirt Meydan Savaşı ve Alparslan

Malazgirt Savaşı'nda iki olay beynime işlenmiştir..!

İlki Alparslan nın askeri kıyafetin üstüne bayaz giymesidir.. O'na neden böyle giyindin diye sorarlar ve cevabı : Bu kıyafet benim kefenimdir der..!! Yani savaşta ölümü göze çoktan almıştır. Türk ordusuna o asil konuşması da buna kanıttır..

Ve Atının kuyruğunu bağlayarak yas ilan eder..

Diğer olay ise Uz ve Peçenek Türkleri nin savaşta kimliklerini hatırlayıp taraf değiştirmesidir..! Kimlik böyle bir şey belki.. Kim olduğunu unutmamak..

Bir olay daha aklıma geldi üç oldu Romen Diojen savaşta esir düşünce Alparslan nın o asil tavrı karşısındaki ezilişi ve serbest bırakıldığında kendi ülkesindeki acı ve küçük düşürücü sonu..!!

Haa bir de Turan Taktiği


Büyük Selçukluları çok severim çook
__________________
Mihri Sultan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mihri Sultan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.10.14, 02:44   #3
Üye

Asi_lurtz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1
Mesajlar: 26
Ettiği Teşekkür: 42
Aldığı Teşekkür: 116
Rep Derecesi : Asi_lurtz Karimasını arttırmak için doğru yerdeAsi_lurtz Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Malazgirt Meydan Savaşı ve Alparslan

Alparslan’ın Malazgirt’teki Nutku

Cuma namazından sonra Sultan Alparslan, ordusuna şöyle hitap etti:

Alparslan -Kumandanlarım, askerlerim! Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olursa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur cennete girerim. Büyük bir inançla söylenen bu heyecanlı sözlere askerler hep bir ağızdan:

-Ey Yüce Sultan! Her zaman senin emrinde ve seninle olacağız, nereye gidersen oraya gideceğiz, diye haykırdılar. Sultanın üzerinde beyaz bir elbise vardı. Düşmana hücum etmeden önce son söz olarak askerlerine şunları söyledi:

-İşte şehitlik kefenim, savaş meydanında ölürsem beni bu elbise ile gömersiniz. Bundan sonra Türk ordusu hücuma geçti. Cuma günü öğleden sonra başlayan savaş akşam üzeri sona erdi. Tarihin en büyük meydan savaşlarından biri olan Malazgirt Savaşı Türk ordusunun kesin galibiyeti ile sonuçlandı. Büyük komutan Alparslan’ın üstün savaş taktiği ve Türk askerinin cesaret ve kahramanlığı sayesinde elli dört bin kişilik Türk ordusu, kendisinden kat kat fazla olan Bizans ordusunu birkaç saat içinde kesin bir yenilgiye uğratmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Bu savaşta Bizans imparatoru Romen Diojen de esir alınmıştı. İmparator, savaşın galibi Büyük Türk hakanı Alparslan’ın huzuruna çıkarıldı. Alparslan imparatora çok iyi davrandı. Sultan Alparslan, imparator Diojene:

-Zaferi sen kazansaydın bana ne yapardın?, diye sordu. Diojen:

Malazgirt -Bir fırın hazırlatıp sana çok kötü davranacaktım, diye cevap verdi. Esir imparator, bu sözleri ile eline fırsat geçseydi ne kadar acımasız hareket edeceğini söylemekten çekinmemişti. Buna karşı bu büyük zaferin muzaffer komutanı Sultan Alparslan, Diojen‘i affetti ve yanına muhafızlar vererek onu memleketine gönderdi. Alparslan bu davranışı ile insanlığa çok önemli bir ahlak dersi vermiş, Türk milletinin sahip olduğu üstün özellikleri göstermiştir.
__________________
Asi_lurtz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Asi_lurtz'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.08.15, 10:11   #4
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 18751
Aldığı Teşekkür: 20027
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Malazgirt Meydan Savaşı ve Alparslan



Bugün 26 Ağustos.

Malazgirt Meydan Muharebesinin 944. yıldönümü.


Kutlu olsun !


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
alparslan, malazgirt, meydan, savaşı, sultan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri Kartal Atatürk Kimdir? 25 30.06.16 02:22
II. Dünya Savaşı | Savaşın Türkiye'ye Siyasi ve Ekonomik Etkileri OkyanusunKalbi Dünya Tarihi 9 07.03.16 13:31
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi LaLe Müzeler 14 31.08.14 18:50
I.Dünya Savaşı oneyouu Dünya Tarihi 0 25.01.09 07:04
Ulusal Kurtuluş Savaşı (1919 - 1922) oneyouu Türk Tarihi 1 25.01.09 00:36


WEZ Format +3. Şuan Saat: 11:33.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.