Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 23.11.09, 18:50   #1
|.YaraLı Yüreğim.|
Ziyaretçi
|.YaraLı Yüreğim.| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Sâcoğulları Dönemi (276-317/890-929)Kuruluşu,Siyasî Tarihi,Kültür ve Medeni

Sacoğulları (276-317/890-929)




1. Menşei, Kuruluşu ve Siyasî Tarihi:


Ebû Ubeydullah Muhammed el-Afşin tarafından Azerbaycan’da kurulan ve Sâciler de denilen Sâcoğulları, özellik ve karakter olarak Tolunoğulları’na benzemektedir.

Halifeliğin Abbasilere geçmesinden sonra devlet hizmetinde görülen isimlerden bir tanesi de, Muhammed el-Afşin’in babası Ebu’s-Sâc Divdâd b. Yusuf b. Divdest ‘dir. Uşrusana asıllı olan Ebu’s-Sâc, muhtemelen Halife Me’mun döneminde 207/822′de Uşrusana’nın fethinden sonra ülkesinden ayrılmıştır. Mu’tasım döneminde 222/837′de Bâbek isyanını bastırmakla gönderilen orduda, küçük bir birliğin komutanı olarak görev almıştır.

Mütevekkil döneminde ise, 242/856′da, Tarîku Mekke valiliğine tayin edilmiştir. Bu valilik, Irak ile Mekke arasındaki hac yolunun güvenliğini sağlamaktan sorumlu idi. Askerî ve idarî alanlarda değişik görevler üstlenerek 40 yıl kadar hizmet eden Ebu’s-Sâc, 266/879′da Cundişâpur’da vefat etmiştir.

Ebu’s-Sâc’ın iki oğlundan birisi olan Ebû Ubeydullah Muhammed el-Afşin110, Samerrâ’da doğmuş ve bazı devlet hizmetlerinde bulunmuştur. Babasının uzun süre devlet kademelerinde görev yapmış olması sebebiyle, az da olsa tecrübe sahibi olduğu söylenebilir.

Babasının ölümünden sonra da 266/880′de Tarîku Mekke ve Harameyn valisi olarak tayin edilmiştir. 276/890 yılına kadar, Abbasilerin hizmetinde çeşitli iç karışıklıkların ortadan kaldırılmasında görev üstlenen Muhammed el-Afşin’i, bir anlamda bu başarıların karşılığında Halife Muvaffak, Azerbaycan valiliğine tayin etmiştir. 276/890 yılında gerçekleşen bu tayin, Sâcoğulları devletinin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

Muhammed el-Afşin’in Azerbaycan valisi olduğu dönem, siyasî olarak merkezî idarenin iyice zayıfladığı ve mahalli hanedanların bağımsız hareket etmeye başladıkları bir dönemdir. Nitekim Mısır’da, üzerinde durduğumuz Tolunoğulları, Cezîre ve çevresinde Hamdanîler, Mâverâunnehir’de Sâmânîler ve muhtelif hanedanlar hüküm sürmekteydi.

Muhammed el-Afşin, Azerbaycan’daki valilik görevine başladıktan sonra, bu bölgede sükûneti sağlamaya çalışması yanında, Emevîler döneminde fethedilen ve Dvin merkez olmak üzere bir eyalet haline getirilen; bu dönemde yeni bir takım gelişmelerin yaşandığı Ermeniye’yi de yakından takip etmiştir. Bu süreçte Muhammed el-Afşin’in Ermeniye hakimi Simbat ile mücadelesi 11 yıl sürmüştür. Başarılı bir idarecilik sonunda Muhammed el-Afşin, 288/901′de Azerbaycan’daki bir veba salgınında vefat etmiştir.

Kendileri ve dönemleri hakkında oldukça sınırlı bilgilere sahip olduğumuz Sâcoğulları’nın başına Muhammed el-Afşin’den sonra, oğlunun devletin başına geçmesi vasiyetine rağmen, el-Afşin’in kardeşi Ebu’l-Kasım Yusuf zorla geçmiştir. Dönemin Abbasi halifesi Mu’tezid bu değişikliğe müdahale etmemiş ve onun idareciliğini tanımıştır. Hatta Yusuf, 289/902′de Erdebil’de bastırdığı dirhem üzerine kendi ismini yazdırmıştır.

Yusuf döneminde Ermeniye’nin büyük bir bölümü fethedildi. Ancak Simbat’ın yerine geçen oğlu Aşot zamanında, fethedilen yerler kısmen geri alınmıştır. Nihayet Yusuf, 302/914′te kesin zafer elde etmiş ve bu başarısından dolayı kendisine, 304/916′da Rey valiliği de verilmiştir. Arkasından Kazvin, Zencân ve Ebher’i fethetmiştir. Bu arada Abbasi halifesi Muktedir Billah tarafından 296/909′da Yusuf’un Azerbaycan ve Ermeniye valiliği resmen tanınmıştır. Buna karşılık Yusuf, yıllık 120.000 dirhem vergi ödemeyi kabul etmiştir.

Yusuf’un Halife ile aralarındaki ilişki zaman zaman bozulmuş ve 307¬310/919-922 yılları arasında Bağdat’ta hapsedilmiştir. Ancak Bahreyn’de başlayan Karmatî isyanı karşısında halife, tavsiye üzerine Karmatîler üzerine Yusuf’u göndermeye karar vermiştir.

Bunun üzerine Halife Muktedir, 314/926′da Yusuf’u, Azerbaycan ve Ermeniye valiliği de dahil olmak üzere geniş yetkilerle bütün doğu bölgesine vali olarak tayin etmiştir. Fakat Karmatîlerle 315/927′de Kûfe önünde yapılan savaşta esir düşen Yusuf, esaretin sonunda idam edildi.

Gençlik yıllarını Mekke’de geçiren Yusuf’un iyi bir eğitim aldığı, Arap dili ve kültürüne vâkıf olduğu ve devrin edebî çevreleri ile iyi ilişkiler kurduğu anlaşılmaktadır.

Yusuf’un ölümü üzerine yeğeni Ebu’l-Müsâfir Feth b. Muhammed el-Afşin, Halife Muktedir Billah tarafından 315/928 yılında Azerbaycan ve Ermeniye valisi olarak tayin edildi. 2 yıl süren valiliği dönemindeki siyasî ve askerî faaliyetler konusunda kaynaklar herhangi bir bilgi vermemektedir. Nihayet 317/929′da zehirlenerek öldürülmesi üzerine Sâcoğulları’nın bölgedeki hakimiyeti sona ermiştir. Gerçi ondan sonra oğlu Ebu’l-Ferac’dan bahsediliyorsa da, onun Azerbaycan’a vali tayin edildiği hakkında kaynaklarda bir ifadeye rastlanılmamıştır.

2. Sâcoğulları Dönemi Kültür ve Medeniyeti:

Dönem olarak Mısır’da hüküm süren Tolunoğulları ile İhşîdîler arasında yer alan bir Müslüman-Türk devleti olan Sâcoğulları’nın siyasî, askerî, kültür ve medeniyet tarihi açısından büyük bir hakimiyet ve faaliyet gösterdiklerini söylemek mümkün değildir. Ancak iktisadî açıdan bölgelerinde bir canlılık olduğu, hanedân mensuplarının kendi adlarına bastırdıkları altın sikkelerden anlaşılmaktadır.

Muhammed el-Afşin zamanında devlet merkezinin Merağa olmasına karşılık, Yusuf döneminde Erdebil devlet merkezi durumundaydı. Türk tarihi ve Azerbaycan bölgesinin İslâmlaşması yanında özellikle Türkleşmesi açısından Sâcoğulları’nın önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Ancak bu konuda ne kadar rol oynadıklarını tespit etmek zordur.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 10.11.16, 21:41   #2
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18753
Aldığı Teşekkür: 20030
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Sâcoğulları Dönemi (276-317/890-929)Kuruluşu,Siyasî Tarihi,Kültür ve

SÂCOĞULLARI

Azerbaycan’da hüküm süren bir Türk-İslâm hânedanı 889-929.

Adını, Mâverâünnehir’in Üsrûşene (Uşrûsana) bölgesinden Bağdat’a gelmiş asil bir Türk ailesine mensup olan Ebü’s-Sâc Dîvdâd b. Yûsuf Dîvdest’ten alır.

Ebü’s-Sâc önce Haydar b. Kâvûs el-Afşin’in, ardından Abbâsî Devleti’nin hizmetine girdi.

Azerbaycan’da Bâbek, Taberistan’da Kārinîler, Basra’da Zencî köle isyanlarının bastırılmasında etkin rol oynadı; Tarîkimekke, Diyârımudar, Kınnesrîn, Avâsım, Halep, Ahvaz valiliği gibi önemli görevlerde bulundu. Ahvaz valiliğinden azledilince Saffârîler’e katıldı. Kısa bir süre sonra tekrar Abbâsî Devleti’ne hizmet etmek üzere Bağdat’a gitmek için buradan ayrıldı. Ancak yolculuğu sırasında uğradığı Cündişâpûr’da vefat etti 879.


Ebü’s-Sâc’ın ölümünün ardından oğlu Muhammed, Abbâsî Devleti’nde Tarîkimekke, Haremeyn, Enbâr ve Rahbe valiliği gibi görevlerde bulundu. 889 yılında hilâfet nâibi Muvaffak-Billâh tarafından Azerbaycan valiliğine tayin edilen Muhammed merkezî yönetimin zayıflamasından faydalanarak bağımsız hareket etmeye başladı. Böylece Sâcoğulları hânedanı kurulmuş oldu. Muhammed’in Üsrûşene hâkimlerinin taşıdığı “Afşin” unvanını kullanması onun bağımsızlığının bir işareti olarak gösterilmektedir (Madelung, CHIr., IV, 229).

Merâga’yı ele geçirip (280/893) kendisine idare merkezi yaptı. Bölgenin ve idaresindeki merkezlerin güvenliğini sağladıktan sonra İrmîniye’deki gelişmeleri yakından takip etmeye başladı.


Bu sırada merkezi Ani’de bulunan Ermeni Bagratuni hânedanı İrmîniye’de en güçlü dönemini yaşıyordu. Ermeniler, I. Aşot gibi kralların gayretiyle büyük ölçüde birliğini sağlamış ve İslâm hâkimiyetinden çıkma yönünde adım atmıştı. Bu amaçla Abbâsî hilâfetiyle dostane münasebetler kuran Kral I. Simbat, 893 yılında Bizans İmparatoru VI. Leon’a bir elçi göndererek aralarındaki ittifakın yenilenmesini sağladı. Öteden beri bölgedeki Abbâsî valilerini istemeyen Ermeniler, Muhammed b. Ebü’s-Sâc el-Afşîn’i halifenin gözünden düşürmek ve Bizans’tan alacakları destekle onu bölgeden uzaklaştırmak istiyordu. I. Simbat 30 bin kişilik bir orduyla Azerbaycan sınırına dayandı. İki ordu burada karşı karşıya geldi, ancak barış sağlanarak savaş önlendi. Bu olayın ardından bölgedeki müslüman merkezlerine saldırı başlatan Simbat, Duvîn (Dvin) üzerine yürüyüp şehri ele geçirdi (894). Daha sonra müslüman yerleşim merkezlerine geniş çaplı saldırılar düzenleyen Ermeni orduları kuzeyde Kafkas dağlarına, doğuda Azerbaycan sınırına kadar yayıldı. Gürcistan ve Arrân, Ermeniler’in hâkimiyetine girdi (895).

Muhammed b. Ebü’s-Sâc vasıtasıyla durumdan haberdar olan Halife Mu‘tazıd-Billâh, onun İrmîniye’nin kendi valiliğine bağlanması şartıyla Simbat’ı bertaraf edebileceğine dair teklifini olumlu karşılayarak Ermeniler üzerine yürümesini emretti. Muhammed önce Nahcıvan’a girdi, ardından Duvîn önlerine gelerek fazla bir mukavemetle karşılaşmadan şehri yeniden İslâm hâkimiyetine kattı (Grousset, s. 402).

Bu arada Simbat da Muhammed’in üzerine yürüdü. Alagöz dağı eteğinde meydana gelen savaşta Muhammed yenilgiye uğradı ve barış teklifinde bulundu (Pasdermaciyan, s. 184).

Simbat, İslâm ordularından gelebilecek zararı önlemek için (F. Macler, IV, 160) bu teklifi benimsedi. Daha sonra Vaspurakan bölgesindeki (merkezi Van) Ermeni Ardzruni hânedanıyla temas kuran Muhammed, Ardzruniler’i yanına çekmek suretiyle Simbat’ı zaafa uğratmayı düşünüyordu. Ardzruni Hükümdarı Sergis Aşot, Simbat’ın işgalinden korunmak amacıyla Muhammed’e tâbi olmayı kabul etti (Grousset, s. 405).


El-Cezîre Valisi Ahmed b. Îsâ eş-Şeybânî’nin Kral Simbat’ı yenilgiye uğratması Muhammed b. Ebü’s-Sâc’a yeniden İrmîniye’ye baskın düzenleme fırsatı verdi. Muhammed, Bagratuni merkezinin bulunduğu Şirak bölgesine yürüdü, Kars’ı bir süre kuşattıktan sonra ele geçirdi (898).

Simbat’ın karısını, gelinini ve bazı önemli şahsiyetleri yanına alarak ele geçirdiği hazineyle birlikte Duvîn’e döndü (Pasdermaciyan, s. 184).

Ailesini kurtarma çarelerini aramaya başlayan Simbat, Muhammed’e itaatini bildirerek esirleri bırakması talebinde bulundu. Muhammed, Simbat ile akrabalık kurdu ve onunla bir anlaşma yaptı. Ancak Simbat anlaşma şartlarına uymayıp Gürcistan Kuropolatı II. Adarnase ile birlikte hareket etmeye başladı.


Kuzey İrmîniye’yi kontrol altına aldıktan sonra Vaspurakan bölgesine âni bir baskın düzenleyen Muhammed b. Ebü’s-Sâc bölgede sürdürdüğü mücadeleler sonucu Güney İrmîniye’ye hâkim oldu. Halife Mu‘tazıd-Billâh, Muhammed’in Azerbaycan ve İrmîniye bölgesindeki hâkimiyetini tanıdı (898).

Muhammed de halifeye bağlılığını göstermek üzere oğlu Ebü’l-Müsâfir Feth’i kıymetli hediyelerle birlikte Bağdat’a rehine olarak yolladı (23 Ocak 899).

Azerbaycan’a dönmesinin ardından veba salgınında hayatını kaybetti (Mart 901) ve yerine oğlu Dîvdâd geçti. Dîvdâd’ın amcası Ebü’l-Kāsım Yûsuf birkaç ay sonra yeğenini yenilgiye uğratarak (Ağustos 901) Sâcoğulları’nın yeni hükümdarı oldu (Taberî, X, 638).

Gençlik yıllarını Mekke’de geçiren ve iyi bir öğrenim gören Yûsuf b. Ebü’s-Sâc’ın Sâcoğulları’nın başına geçmesi Simbat’ı rahatsız etmeye başladı. Halife Müktefî-Billâh’a bir elçi göndererek Yûsuf’a karşı mücadelede kendisine yardım etttiği takdirde tam bir itaat içinde olacağına ve yıllık vergisini doğrudan hazineye göndereceğine dair söz verdi. Merkezî idareden kopmalar yüzünden sıkıntı içinde bulunan halife bu teklifi kabul etti. Krallık tacı, hil‘at ve kıymetli eşyalar göndererek Simbat’ı ödüllendirdi. Durumu öğrenen Yûsuf, İrmîniye’ye yürüdüyse de kışın yaklaşması dolayısıyla Duvîn’e dönmek zorunda kaldı. 905 yılında isyan eden Yûsuf’a karşı mücadelede başarılı olamayacağını düşünen halife Simbat’a bir mektup göndererek Sâcoğulları üzerine yürüme teklifinde bulundu. Simbat bu teklifi fırsat bilerek Sâcoğulları’nı ortadan kaldırmak istedi, ancak bu arada Yûsuf halife ile anlaşınca zor durumda kaldı. Yûsuf, Simbat’a gözdağı vermek amacıyla yıllık vergilerini gecikmiş olanlarıyla birlikte hemen ödemesini istedi. Simbat’ın bu vergileri ödemeye kalkması ülkede büyük bir kargaşa ve sıkıntıya yol açtı.

Bu durum Nahcıvan’ı yeniden ele
geçirmek isteyen Ardzruniler’i harekete geçirdi. Ardzruniler’in yardım isteğini olumlu karşılayan Yûsuf, Ardzruni Prensi Haçik Gagik’le anlaşıp kendisine kral unvanı verdi ve taç giydirdi (908). Simbat bu birleşik kuvvetle savaşmayı göze alamadı.

Halife Muktedir-Billâh döneminde Azerbaycan’ın yanı sıra İrmîniye’nin idaresi de Yûsuf b. Ebü’s-Sâc’a verildi. İrmîniyye topraklarına akınlara başlayan Sâcoğulları, Nahcıvan’da Haçik Gagik ve kardeşi Gurgen kumandasındaki Ardzruni Ermenileri ordusuyla birleşti. Bu arada bir müslüman birliği de Karabağ bölgesine girdi. Bölgeyi elinde bulunduran Simbat, Sâcoğulları’na karşı giriştiği savaşta yenilgiye uğradı. Yûsuf böylece Karabağ’ı da hâkimiyeti altına almış oldu. 910'da kuzeydoğu İrmîniye, Sâcoğulları’nın eline geçti.

IV. (X.) yüzyılda Derbend de bir süre Sâcoğulları’nın hâkimiyetinde kaldı. Yûsuf, Bagratuni merkezlerine karşı başlattığı akınlarını Şirak bölgesine kadar sürdürdü. İyice sıkıştırılan Simbat barış teklifinde bulunarak teslim olmak zorunda kaldı (913). Bir süre sonra Şirak bölgesine kaçan Simbat, Haçik Gagik tarafından yakalanarak Yûsuf’un yanına götürüldü ve ertesi yıl idam edildi. Simbat’ın oğlu II. Aşot Erkat kurduğu çetelerle Bagrevan (Eleşkirt), Arşarunik, Şirak ve Gugark bölgelerini ele geçirdi; kuzeye yönelerek Taşir bölgesini ve Tiflis’i zaptetti (Grousset, s. 442).

Bizans İmparatoru VII. Konstantinos’un daveti üzerine İstanbul’a giden II. Aşot Erkat yanına verilen bir Bizans birliğiyle İrmîniye’ye döndü ve İrmîniye’deki kalelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi. Ancak rakiplerinden çekinerek anlaşma ihtiyacını duydu. Azerbaycan’a gelip Sâcoğulları’na itaat arzetti. Yûsuf, Aşot’u İrmîniye kralı olarak tanıdı ve kendisine krallık tacıyla birlikte kıymetli hediyeler verdi. Halife Muktedir-Billâh da 922 yılında Aşot’a “şâhinşah” unvanı vererek onun İrmîniye krallığını tanımış oldu (Vardan, I/2 [1937], s. 161).

İrmîniye’nin idaresini II. Aşot Erkat’a bırakan Yûsuf halifenin onayı ile Sâmânîler’in idaresinde bulunan Rey’e yürüdü ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadan 916 yılında şehre girdi. Ardından Kazvin üzerine yürüdüyse de Esfâr b. Şîreveyh saldırıyı püskürterek kendisini Kazvin hâkimi ilân etti.

Hilâfet merkezinde Ali b. Îsâ İbnü’l-Cerrâh’ın vezirlikten azledilip yerine İbnü’l-Furât el-Âkülî’nin getirilmesi 2 Haziran 917 Yûsuf’un aleyhine oldu. Halife Muktedir-Billâh onun etkisiyle Yûsuf’un Rey valiliğini kabul etmedi ve Hâkān el-Müflihî kumandasındaki orduyu onun üzerine sevketti, ancak Yûsuf bu orduyu yenilgiye uğrattı (Arîb b. Sa‘d, s. 67).

Halife yenilgiden sonra Mûnis el-Muzaffer’i Azerbaycan’a gönderdi. Mûnis’in 918 yılının ilkbaharında harekete geçtiği haberini alan Yûsuf, Rey valiliği kendisine verildiği takdirde hazineye 700.000 dinar ödemeyi teklif etti. Halife bunu kabul etmeyip kendisini Bağdat’a çağırdı. Fakat Yûsuf, Rey’in haracını toplayarak Erdebil’e döndü. Mûnis de Rey, Kazvin ve Ebher valiliğini Vasîf el-Begtemürî’ye verdi. Bunun üzerine Yûsuf, yeniden halifeye başvurarak Azerbaycan ve İrmîniye valiliğinde kalması durumunda Rey’den vazgeçeceğini bildirdi. Ancak halife ısrarla Bağdat’a gelmesini istedi. Halifenin bu ısrarının kendisi için bir tuzak olduğunu düşünen Yûsuf, Erdebil’de gerekli tedbirleri almaya başladı. Bu durumda Hemedan’dan hareket eden Mûnis el-Muzaffer, Tebriz’le Erdebil arasındaki Serat’ta Yûsuf’un ordusuyla karşılaştı (918).

Yenilgiye uğrayan Mûnis yardımcı kuvvetler gelinceye kadar Zencan’a çekildi. Bu arada Yûsuf’un barış teklifi kabul görmedi. Ebü’l-Heycâ Abdullah b. Hamdân ve Ebü’l-Alâ Saîd kumandasındaki yardımcı kuvvetlerin katıldığı Abbâsî ordusu Erdebil yakınlarında Sâcoğulları ordusuyla karşılaştı (Haziran 919).

Savaşı Abbâsî ordusu kazandı. Yûsuf, Ebü’l-Heycâ’nın adamları tarafından yakalanıp Mûnis’in karargâhına getirildi, buradan Bağdat’a götürülerek sarayda hapsedildi (Mes‘ûdî, Mürûcü’ź-źeheb, IV, 219; İbn Miskeveyh, I, 48).

Azerbaycan valiliği Muhammed b. Ubeydullah el-Fârûkī’ye verildi. Ancak Yûsuf’un gulâmı Sebük dağılmış olan orduyu bir araya getirerek Muhammed b. Ubeydullah’ın ordularını yenilgiye uğratıp Azerbaycan’ın bir kısmına hâkim oldu ve yıllık 220.000 dinar vergi karşılığında halifeden Azerbaycan valiliğinin kendisine verilmesini istedi. Halife Muktedir-Billâh, Sebük’ün bu isteğini yerine getirmek zorunda kaldı (İbn Miskeveyh, I, 50).

Muktedir-Billâh, Azerbaycan’daki siyasî sıkıntılar yüzünden ve Mûnis el-Muzaffer’in araya girmesiyle Yûsuf’u serbest bırakıp yılda 500.000 dinar vergi ödemesi şartıyla Rey, Kazvin, Ebher, Zencan ve Azerbaycan valiliğine tayin etti (Mayıs 922).

Yûsuf, halifenin emri üzerine Vasîf el-Begtemürî kumandasındaki birlikle Musul’a girdi, buradaki işleri yoluna koyarak Erdebil’e döndü. Daha sonra Rey’e yürüdü. Ebher ile Zencan arasında meydana gelen savaşta Sâmânî Valisi Ahmed b. Ali’yi yenilgiye uğratarak şehre hâkim oldu (18 Mart 924).

Yerine gulâmı Müflih’i bırakıp Hemedan’a gitmek için buradan ayrıldı. Ancak isyan eden Rey halkının Müflih’i şehri terketmeye mecbur bırakması üzerine geri dönmek zorunda kaldı ve burayı yeniden itaat altına aldı (Eylül 925).

Bu sırada Karmatî isyanları tehlikeli boyutlara ulaşmış, Ahsâ bölgesinde bağımsız bir devlet konumuna gelen Karmatîler, Kûfe ve Bağdat’ı tehdit etmeye başlamıştı. Yûsuf b. Ebü’s-Sâc’ı 926'da Azerbaycan ve İrmîniye’nin yanı sıra bütün doğu bölgelerinin valiliğine tayin eden Muktedir-Billâh, Karmatîler’e karşı savaşmak için Irak’a gelmesini emretti.

Yûsuf
927 yılı başında Vâsıt’a geldi. Bu arada Ebû Tâhir el-Cennâbî el-Karmatî’nin Kûfe üzerine yürüdüğü öğrenildi. Yûsuf, Vâsıt’tan hareketle Kûfe önlerine geldiğinde Karmatîler şehri ele geçirmişti. Kûfe’yi terketme çağrılarını reddeden Karmatîler, Yûsuf’la savaşa tutuştu (7 Aralık 927). Beklemediği bir mukavemetle karşılaşan Yûsuf mağlûp olarak esir düştü (İbn Miskeveyh, I, 174).

Bu olay Bağdat’ta büyük bir paniğe yol açtı. Mûnis kumandanlarından Yelbak’ı Karmatîler’i takip ve Yûsuf’u kurtarmakla görevlendirdi. Ancak Ebû Tâhir el-Cennâbî, Yûsuf’u ve diğer esirleri öldürdü (a.g.e., I, 178; Arîb b. Sa‘d, s. 131).

Yûsuf’un yeğeni Ebü’l-Müsâfir Feth b. Muhammed el-Afşîn, Muktedir-Billâh tarafından Azerbaycan ve İrmîniye valiliğine tayin edildi (Şubat 928). Ebü’l-Müsâfir’in iki yıl kadar devam eden valiliği döneminde Azerbaycan’daki gelişmelerle ilgili kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Onun Eylül 929 tarihinde öldürülmesinin ardından Sâcoğulları’nın Azerbaycan’daki hâkimiyeti sona ermiş oldu.

Oğlu Ebü’l-Ferec’in adı Emîrü’l-ümerâ İbn Râiķ’in önde gelen kumandanları arasında zikredilmektedir. Sâcoğulları’nın en önemli icraatının Azerbaycan ve İrmîniye’de huzurun sağlanması ve müslüman varlığının korunması olduğu söylenebilir. Azerbaycan, Sâcoğulları’ndan sonra savaş meydanı haline gelmiş, huzursuzluğa ve kargaşaya sürüklenmiştir. Abbâsî ordularında yer alan ve Yûsuf b. Ebü’s-Sâc’a bağlı olarak hizmet gören gulâm kıtalarına Sâciyye denilirdi.

Kaynak
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
dönemi, kültür, medeni, or kuruluşu, sâcoğulları, siyasî, tarihi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ergenlik Dönemi Kişilik Gelişimi Suzim Psikoloji 1 29.03.15 00:41
İnsan Gelişiminde Basamaklar-Bebeklikten Bilgeliğe Giden Yol oneyouu Sosyal Bilimler 0 12.02.09 21:05
Türk Medeni Kanunu Tarihçesi oneyouu Sosyal Bilimler 0 29.01.09 00:37
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Anı oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 04:06
McCarthy dönemi oneyouu Dünya Tarihi 0 25.01.09 07:02


WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:50.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.