Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 12.06.11, 18:28   #1
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Osmanlı'da Cellatlar

Ölülerden ve ölümden bahsetmek her zaman korkutmuştur insanoğlunu... Düşünsenize ölümden bu kadar korkan insanların cellatlar için neler düşündüğünü?



  • Cellatlar ayrı yerlere defnedilmiş
Her toplumda cellatlar korkulan hatta kimilerince lanetlenen kişiler olmuşlardır. Öyle ki Osmanlı döneminde cellatlar sadece yaşarken değil, öldükten sonra bile toplum tarafından dışlanmış ve mezarları bile ayrı tutulmuş.

  • Mezar taşlarında yazı yok
Eyüp Mezarlığı'ndaki, Pierre Loti kahvesinin çevresinde yer alan ve başlarında dikdörtgen taşlar bulunan bu mezarlık dünyada tek cellat mezarlığı olma özelliğini taşıyormuş. Taşıyormuş diyoruz çünkü....




  • Cellat mezarlarının yerinde apartmanlar
Yüzlerce cellatın mezarının bulunduğu bu mezarlar zamanla yok olmuş. Günümüzde sadece sekiz dokuz tanesi kalmış durumda. Cellat mezarlarının yerinde şimdi apartmanlar ya da başka insanların mezarları yer alıyor.

  • Bölge halkı mezarlarla iç içe
Eyüp Mezarlığı ile iç içe girmiş mahallelerde oturanlar için, ölülerle komşu olmak gayet normal ve alışılmış bir durum. Çocuklar bile korkmadan mezarların arasında oyunlar oynuyor. Bazı yollar ada ada yer alan mezarların adasından geçiyor.

  • Mahalleli bile cellat mezarlığını bilmiyor
Mahalleli bu duruma alışmış olsa da, yaşadıkları yerde cellat mezarlarının olduğunu bilmiyorlar. Öğrendiklerinde biraz korkuyor, çokça da şaşırıyorlar.

  • Cellatlar üzerine büyük araştırma
Peki Osmanlı'da cellatlar nasıl seçilirdi? Onlar neden böyle bir mesleği seçerlerdi? Tüm bu soruların cevabını Yaşar Karaduman'ın araştırmasında bulabilmek mümkün.

  • Sarayda cellatlar her zaman hazır bulunurdu
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesmek, bir ceza şekliydi ve bunun için de sarayda her zaman cellatlar bulundurulurdu. Bir gurup cellat, padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda beklerlerdi

  • İnfazlar nerelerde yapılırdı
Sarayda verilen ölüm cezaları, Topkapı Sarayı bahçesinde bulunan bir çeşmenin önünde infaz edilirdi, cellatlar infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini burada yıkarlardı, bu çeşmenin sağında ve solunda kesilmiş kafaların teşhir edildiği kelle taşları vardı bu taşlara ibret taşları da denirdi.

  • İnfaz çeşmesi
Bu çeşmenin bir adı da cellat çeşmesi veya siyaset çeşmesi idi, cellatların kaldığı yer ise çeşmenin bulunduğu duvarın arakasındaydı. Bu çeşme halen Topkapı Sarayı'nın ön bahçesinde bulunmakta, her gün önünden ne olduğunu bilmeden yüzlerce kişi geçmektedir.

  • Yedikule Zindanları
İnfazlar bazen de Yedikule Zindanları'nda yapılırdı. (Bu zindanlar ziyarete açıktır idamların ve işkencelerin yapıldığı yerler gezilebilir.)



İnfaz şekilleri,
yani öldürme şekilleri, kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Bu öldürme şekli Türklerin Müslüman olmadan önceki dinleri olan Şamanizm’den geliyordu. Doğan Avcıoğlu, “Türklerin Tarihi” adlı eserinin ikinci cildinde:” Şamanist Türkler kan akıtarak öldürmekten çekinirler, Osmanlı padişah ve şehzadeleri boğularak öldürülürdü” der.


  • Kelleler padişaha sunulurdu
İnfaz edilecek halktan biri ise, kelle kesme şekli uygulanırdı. İstanbul dışında, imparatorluğun uzak vilayetlerinde idam edilen devlet adamlarının öldürüldüklerini ispat etmek için, kesilen başları meşin bir kırbaya (torba) konur, torba balla doldurulur, İstanbul’a getirilir, gümüş bir tepsinin içinde padişaha sunulur, beden ise öldürüldüğü yere gömülürdü.

  • İki yerde mezarı olan devlet adamları
Bu nedenle, başı başka yerde, bedeni başka yerde gömülü iki mezarı olan devlet adamları, sadrazamlar çoktur.. Bunlardan en meşhuru Viyana kuşatmasındaki başarısızlığı ile başı kesilen ve bir bal torbası içinde İstanbul’daki sultana gönderilen ve sonradadenize atılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi.

  • Kesilen başlar halka sergilenirdi
Bu kesilen başlar bazende Topkapı Sarayı’nın ilk giriş kapısına asılır halka gösterilirdi. Bu kapı sarayın en dıştaki ilk kapısıdır, kesik başların konulduğu oyuklar halen durmaktadır. Kafalar üç gün kalırdı burda, bazen yüzlerce kafa olurdu.




  • Gayrimüslimlerin infazı
Cellatlar, Müslüman olan kişilerin infazdan sonra başlarını, cesedi sırt üstü yatırarak koltuğunun altına , Müslüman olmayanları ise yüzü koyun yatırarak, başlarını kıçlarının üzerine koyardı.

  • Öldürülenin üzerinden ne çıkarsa celladın
Öldürülen kişinin cesedi ve üzerindeki kıymetli eşya, para ve giyecekleri cellatın malı sayılırdı. Cellat cesedi isterse atar, isterse ölünün sahiplerine mevki, rutbe ve konumuna göre parayla satardı.

  • Dilsiz ve sağır olurlardı
Osmanlıda cellatlar dilsiz ve sağır olurlardı, bu iş için seçilen kişilerin dilleri kesilirdi. Osmanlı tarihinde en hazin boğarak öldürme olayı 28 Ocak 1595 te gerçekleşmiştir.

OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
17 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 12.06.11, 18:39   #2
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

  • Padişahlar kardeşlerini infaz ettirirdi
Fatih Sultan Mehmet’in imparatorluğun devamlılığını sağlamak amacıyla çıkardığı, “Nizamı Alem” fermanı gereğince, fermanın metni şöyledir. ( Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola (nasip ola) karındaşlarını nizamı alem için katletmek münasiptir.) Üçüncü Mehmed, 19 çocuk ve yetişkin şehzade kardeşlerini bir gecede dilsiz cellatlara boğdurmuştu. Ertesi günü Divanı Hümayun avlusuna üzeri kıymetli örtüler, kıymetli taşlarla bezenmiş sorguçlar ve kavuklar bulunan 19 şehzade tabutu konmuştu.

Üçüncü Mehmed 1595-1603 yılarında saltanat sürmüştür. Kanuninin torunu ve İkinci Selim’in oğludur, Kanije zaferi bu padişah zamanında kazanılmıştır. Üçüncü Mehmed bu zaferden sonra Ünye’de mezarı bulunan Tiryaki Hasan Paşa'ya bir çok değerli hediyelerle birlikte vezirliğe eş değerde Beylerbeyilik ünvanı vermiştir.

  • Cellatlar üzerine çıkmış kitaplar
Ondan sonra tahta geçen oğlu Birinci Ahmet, Fatih Sultan Mehmet’in koyduğu 150 senelik “Nizamı Alem” kanununu kaldırarak, kardeş öldürme geleneğine son vermiş ve kardeşini veliaht (gelecekte saltanatı devralacak kişi) ilan etmiştir. Cellatlar konusunda son zamanda üç yeni kitap yayınlanmıştır: “Cellatları da Asarlar- Ergün Hiçyılmaz” “Ölümün soğuk eli, Cellat-Muhammet Pamuk” “Cellat ve Ötekiler-Cengiz Yıldırım.

  • Cellatlar insani duygulardan uzak ve merhemetsizdir
Osmanlı’da halk, İslam dininin adam öldürmeyi yasaklaması, can alan bu kişilere toplum tarafından hoş bakılmaması nedeniyle, bir çok insani duygu ve özelliklerden yoksun olan, acıma, merhamet, sevgi hisleri bulunmayan cellatları mezarlıklarına almamış, kendi aralarına gömülmelerini istememiştir.

  • Tarihçi Reşat Ekrem Koçu:
” Toplum, din ve ahlak anlayışımızın en güzel örneklerinden biri olarak, cana kıyan, kesen veya boğan celladın ölüsünü halkın, mezarlıklarına kabul etmemesi son derece takdire şayandır.” demiştir. Bu nedenle, Osmanlı cellatlar için İstanbul’un en ücra yerinde mezarlık yapmış ve cellatlar halktan ayrı olarak buraya gömülmüştür.



  • Yeni mezarlarla cellat mezarları iç içe
Bugün yeni mezarların arasında kalmış bir cellat mezar taşı bu mezarlık Eyüp semtinin Piyer Loti tarafındadır.

  • İki yerde cellat mezarlığı olduğuna inanılır
İstanbul’da iki yerde cellat mezarlığı olduğu bilinmektedir, Haldun Hürel.”İstanbul’u Geziyorum Gözlerim Açık” adlı eserinde bunlardan birinin,Edirnekapı’dan Ayvansaraya inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Diğer bir cellat mezarlığı da Eyüpte, mezarlıklar arasından dar bir yokuşla çıkılan, Fransız yazar Pierre Loti’nin bir müddet yaşadığı, şimdilerde müze-kafe olan evin önünden gidilerek çıkılan, Karyağdı bayırında, Karyağdıbaba tekkesinin biraz ilerisindedir.

  • Mezar taşlarından anlaşılıyorlar
O zaman burası İstanbul’un en uç noktası kuş uçmaz, kervan geçmez kimsenin uğramadığı doğru dürüst yolu olmayan yabani ağaçlar içinde ürkütücü bir yerdi. Buraya Karyağdıbaba bayırı denmesinin nedeni biraz aşağısında bulunan bir bektaşi tekkesinden ileri gelir. Burası bugün normal mezarlık olmuştur, aralarda tek tük cellat mezarı kalmıştır. Bunların cellat mezarları oldukları ise mezar taşlarından anlaşılmaktadır. Osmanlı mezarlıkları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri ile yapılmış mezar taşları ile doludur, burada gömülü insanların dünyada iken ne iş yaptıklarını mezar taşlarına bakarak anlamak mümkündür, vezir mi, denizci mi, subay mı yeniçeri mi ,ulema mı, kadı mı? hepsi mezar taşlarından anlaşılır.

Yan yana iki Cellat Mezarı Cellat mezar taşlarının üzerinde ise, isim, doğum tarihi, ölüm tarihi gibi hiçbir yazı ve işaret yoktur. Bu taşlar iki metre yüksekliğinde 40-50 cm. genişliğinde dikdörtgen şeklindedir. Birçok insan bu taşların bu mezarlıkta ne aradığını, niye dikildiklerini bilmez, ama normal mezar taşları ile yan yana öylece dururlar.

  • Lanetli mezarlık - dokunanlar ölür
Kuş uçmaz kervan geçmez bu mezarlığa, zamanında mahallelinin "lanetli mezarlık" dediği, gündüzleri dahi buradan geçmeye korktuğu biliniyor. Hatta bu mezar taşlarına lanetli olduklarına inandıkları için dokunamazlarmış bile. Çünkü buraya gömülenlerden birinin geride kalan aile fertleri birer hafta arayla bilinmeyen bir hastalıktan öldüler.

  • Dünyada eşi benzeri yok
Eyüp semtinin girişinde bulunan bu mezarlar günümüze ulaşanlardan en iyileridir. Cellat Mezarlarından diğer örnekler: Dünyada bir örneği daha bulunmayan bu mezarlık bir açık hava müzesi gibi korunması gerekirken kaybolup gitmiştir, birkaç sene sonra tamamen yok olacaktır. Cellatların normal mezarlıkları alınmamasında ise, insana saygı, iyilerle kötüleri aynı kefeye koymama felsefesi yatar. Halk bu insanların cesetlerini aralarına almamakla bunu anlatmaya çalışmıştır.

  • Yakınları bulamasın diye mezar taşlarında yazı yok
Mezar taşlarında hiçbir yazı ve işaret bulunmaması ise anlaşılır bir durumdur. Bu, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup, mezarlarını tahrip etme eş ve çocuklarına kötülük veya başkaca bir hatalı tutum ve davranış içinde olmamaları için alınan bir koruma önlemi olsa gerektir. Böylece en azından, cellat baba seçmeme şansı olmayan günahsız çocukların kimler oldukları, varsa annesi, babası, akrabaları bilinmeyecek, cellat yakınları diye dışlanmayacaktır.
__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 12.06.11, 23:08   #3
Müdavim

Öykü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2010
Konular: 20
Mesajlar: 3,454
Ettiği Teşekkür: 49616
Aldığı Teşekkür: 15722
Rep Derecesi : Öykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmedeÖykü muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Paylaşım için teşekkürler Okyanus.
__________________
Öykü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz Öykü'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 18.06.11, 01:42   #4
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Devletin ölüm memurları

"Cellat"ın yazarı Muhammed Pamuk: "İdama karar veren hakim kutsalsa uygulayan cellat neden hor görülüyor?"


Cellatlık teklifini götürdüklerinde 'Boynuna ipi geçireceksin, sonra da sandalyeye bir tekme vuracaksın' demişlerdi. 'Sadece bir tekme...' Uzun zamandır işsizdi. Bir çocuğu ölüme gönderene kadar düşünmemişti bir cana kıymanın ne anlama geldiğini." Gazeteci Muhammed Pamuk'un "Cellat" adlı kitabı böyle başlıyor.

Osmanlı'da ve Cumhuriyet tarihindeki cellatları konu alan kitap, mesleği adam öldürmek olanların hayatına yakından bakıyor.

Neden bu mesleği seçtiler, ipi çekerken neler hissettiler... Örneğin 12 Eylül döneminde Erdal Eren'in infazını gerçekleştiren Cellat Hüseyin 1985'te Nokta'ya verdiği röportajda şöyle diyor:

"Beni kana susamış ilan ettiler. İdam kararını ben mi verdim? Ben devletin dediğini yaptım."
Cellatların çoğunun yoksulluk yüzünden bu mesleği seçtiklerini anlatan kitapta cellatların anıları, çeşitli röportajlarından derlenen açıklamalarının yanı sıra cellatlığın tarihi, günümüzdeki infazlar gibi bölümler de var.

Cellatlarla ve idamlarla ilgili bir kitap hazırlama fikri nasıl aklınıza geldi?


İdamın kalkmasıyla ilgili tartışmaların yaşandığı bir dönemde çalıştığım gazete benden cellatlarla ilgili bir yazı dizisi istedi. O zaman Türkiye'de bu konuda çok az kaynak olduğunu, var olan kaynaklara da zor ulaşılabildiğini gördüm. Ve bu konuda bir kitap yazmaya karar verdim.

Cellatların hayatlarına dair bilgilerin yanı sıra kitapta Osmanlı'da ve Türkiye'de ölüm cezası da incelenmiş.


Evet. Osmanlı döneminin ve Türkiye'nin idam tarihini kronolojik olarak ortaya koymaya çalıştım. Engizisyon dönemi, ABD'deki ve Avrupa'daki idam tartışmaları da var kitapta. Cellatlarla ve idamla ilgili bir kaynak-kitap olmasına çalıştım.

Cellat denince, neredeyse caniyle eşdeğer bir şey geliyor insanın aklına. Siz cellatlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

İdama karar veren hakim, kutsal kabul ediliyor. Peki bu kararı yerine getiren insan niye hor görülüyor ve toplum dışına itiliyor? Genelde cellatların hayatlarında trajediler var. Bu insanlar yoksul oldukları için kabul ediyorlar bu işi. Devlet "Seni infazlarda kullanayım, sana para vereyim" diyor. Ama bu görevden sonra cellatların çoğunun hayatı daha beter hale gelmiş. Yaptıkları iş nedeniyle toplumdan soyutlanmışlar. Yalnız kalmışlar. Bir de vicdan azabı var tabii.

"Yeşil Yol" filmindeki gibi; "masum birini öldürdüklerini düşündükleri için mi?

Mesela Cellat Hüseyin, Erdal Eren'in infazından sonra büyük çelişkiler yaşıyor. Bakıyor, idam sehpasında bir çocuk. Sonra idamı kendince sorgulamaya başlıyor.

Aralarında bundan zevk alan yok mu?

Keyifle değilse de bu işi övünerek anlatanlar var. İzmir İstiklal Mahkemesi celladı Kara Ali mesleğiyle gurur duyuyor.

ABD'de ölüm cezası çok yaygın. Oradaki cellatların koşulları nasıl?

ABD'de bir infazın maliyeti 2 milyon dolar. Orada cellatların aldığı para çok yüksek ve psikolojik destek alıyorlar. Cellat Kara Ali 1930'lardaki röportajında ABD'deki cellatları örnek gösteriyor. "Onların arabası var. Bilmem kaç bin dolar geliri var. Ve onların yaptığı iş bizimki kadar yorucu değil. Onlar elektrik düğmesine basıyorlar, biz kuvvetimizle insanları öldürüyoruz" diyor.



Cellat ipinin sara hastalarına iyi geldiğine inanılıyordu


"Halk arasında cellat ipine rağbet hayli yüksekti. Birini astıktan sonra yağlı ip birden kıymete binerdi. İlacı bulunmayan sara hastalığına cellat ipinin iyi geldiğine inanılırdı. (...) Dönemin cellatları infazlarda kullandıkları ipleri rayiç bedellerle satarken, bazı Çingenelerin de sırf bu iplerden elde edebilmek için İstiklal Mahkemeleri döneminde cellatlığı kabul ettikleri olurdu.

(...) Osmanlı döneminde idama mahkum edilen bir kimsenin yağlı urganı asılma anında koparsa idareciler bunu ilahi bir hareket olarak kabul eder ve idama mahkum olanın bu cezaya haksız yere çarptırıldığına inanılır, hatta mahkum affedilirdi. (...) Cellada büyük paralar vaat edilirdi. Cellat da lifleri bıçakla önceden keserdi ve tabii adam asılınca ip koptuğunda vazifesini yapmış olarak bu iş için aldığı paralarla küçük bir servet yapardı."


Menderes ölüme giderken hastaneye gittiğini sanıyordu


Kitapta eski Başbakan Adnan Menderes'in infazı da yer alıyor: "Menderes nereye gittiklerini sorunca, Ada komutanı hastaneye gittiklerini söyledi." Menderes'in son sözleri ise şunlardı: "Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda, devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum."



Çetin Altan, "İşim acele" deyip cellatla tokalaşmadı


"Cellat"ta, yazar Çetin Altan'ın 24 Mayıs 1998'de yazdığı bir köşe yazısı da hatırlatılıyor. Bu yazıda Altan, Ankara Adliyesi'nde bir cellatla karşılaşmasını anlatıyor: "Ayağında topuğuyla burnu açık, eskimiş, kahverengi sandaletler; daracık omuzlarından uzanan sıska kollarıyla ellerinde bir dosya; boynu bükük bir sırıtkanlıkla adliye koridorlarında başvurabileceği bir kapı arayan, yoksul görüntülü genç birine rastladım. Avukat bir dost 'Önceki sabah Karaşahin'i asan cellat' dedi. Cellatlık ücreti 20 lirayı almaya gelmiş."


Çetin Altan'ın karşılaştığı tek cellat bu genç adam değildi: "İkinci gördüğüm celladın yaşlılıktan kamburu çıkmıştı. Sümükümsü bir sıvılıktaki mavimsi gözlerinde rengi kaçmış yaşlılık halkaları vardı. Milliyet'in hemen girişinde bulunan bir banketin önünde, sattığı anıların parasını almayı bekliyordu."


Altan'ın karşılaştığı bu yaşlı adam Cellat Ali idi. "Beni görünce tanışmak için elini uzatmıştı" diye yazıyor Altan. "Ne yapacağımı şaşırmış ve 'işim çok acele' diyerek, elini sıkmadan hızla çıkmıştım gazeteden."



Derviş'in dedesinin kellesi ballı torba içinde saraya gitti


Muhammed Pamuk kitabında çengele asmak, çarmıha germek, kazığa oturtmak, ata bağlayıp öldürmek, derisini yüzmek gibi idam yöntemlerine de yer veriyor. Kitapta ayrıca "Kelle getirme" adeti anlatılıyor: "Taşrada öldürülen önemli kişilerin kesilen başları meşin bir kırbaya konur, torba balla doldurulurdu. Sonra da İstanbul'a yollanırdı. (...) Osmanlı'da bu şekilde idam edilen çok ilginç bir isim de vardır. Kemal Derviş'in dedesi Sadrazam Arnavut Halil Hamid Paşa'nın başı cellat tarafından kesilerek bal dolu bir tulumda saraya yollandı."

Tuba Akyol/Milliyet
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 19.06.11, 22:56   #5
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161502
Aldığı Teşekkür: 177609
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Barbar denilince kızılıyor bir de..
Alıntı:
İstanbul’da iki yerde cellat mezarlığı olduğu bilinmektedir, Haldun Hürel.”İstanbul’u Geziyorum Gözlerim Açık” adlı eserinde bunlardan birinin,Edirnekapı’dan Ayvansaraya inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar.
Yazıda adı geçen Haldun Hürel; Üç Hürel Müzik topluluğundaki en büyük ağabey... Kendini tarihe vermiş...

* * *

Ellerine sağlık, teşekkürler Okyanus...

__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 06.08.11, 01:09   #6
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Ne kadar acı verici bir durum. Mezarını ziyaret edecek bir kişi bile yok. Edilmesin diye de bilerek hareket ediliyor. Emir veriliyor kardeşler bir gecede yağlı urganın ucunda can veriyor. Emir veriliyor işlerine gelmeyenler derdest edilip yine yağlı urganın ucunda...

Emir veren ve emri alan... İki tarafında uykuları, vicdanları...

Teşekkürler Oki...
__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.12.12, 19:13   #7
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 784
Mesajlar: 6,388
Ettiği Teşekkür: 28194
Aldığı Teşekkür: 33967
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Osmanlı mezarlık ve mezar taşları hakkında bilgiye sahip olsam da cellat mezarları hakkında hiçbir bilgim yoktu.

Okurken tüyleri diken diken oluyor insanın. Zaman içinde bu mezarlıkların kaybolması üstüne binalar ve gecekonduların inşa edilmesi hatta diğer insanların onların yanına gömülmesi ise benim açımdan oldukça trajik.

Teşekkürler Okyanus.
Sevda Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.12.12, 19:22   #8
Uzman Üye

Karagöz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 327
Mesajlar: 1,764
Ettiği Teşekkür: 1986
Aldığı Teşekkür: 8997
Rep Derecesi : Karagöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmedeKaragöz muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Alıntı:
Neden, cellatlık aşağılık bir meselek olarak görülüyor da yargıçlık kutsal, şerefli bir meslek sayılıyor. Oysa cellat, yargıcın "öldür emrini" yerine getirmiyor mu?
İdam kararı veren yargıç ile cellat arasındaki fark nedir?
Bir kurum olarak cellatlar toplum adına bir görev ifa ediyorsa neden aşağılanır?
Cellatlar toplumun hizmetkârımı, intikamcısımıdırlar?

Yukarıda ki alıntı; Ali Yıldırım'ın, İtalik Kitaplar'dan, 2000 Haziran'ında çıkan (2. Baskı) Darağacında Kan Sesleri: Bir Celladın Anıları isimli kitaptan.


Teşekkürler güzel konu olmuş...
__________________
Karagöz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz Karagöz'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 11.12.12, 21:43   #9
Düz Adam

Sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 8
Mesajlar: 954
Ettiği Teşekkür: 903
Aldığı Teşekkür: 3231
Rep Derecesi : Sami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmedeSami muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

28 ocak 1595 osmanlı tarihindeki en feci şehzade katliamıdır.

Annesi Safiye Valide Sultan'ın isteği üzerine padişah III.Mehmet emri ile yapıldı:

Katliamın dayanağı Fatih Sultan Mehmed tarafından verilmiş olan,erkek kardeşlerin öldürülmelerinin uygun olduğu ifadesidir.

19 erkek kardeşini aynı gün öldürttü.Çoğu kundakta bebekti.
10 kadını da,erkek kardeşlerinin çocuklarına hamile oldukları için öldürttü.
Sekiz sene sonra da kendi en büyük öz oğlunu öldürttü.

Bu infazları yapan Dilsizleri de Mısır'a gönderdi.
Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Sami'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.02.14, 02:45   #10
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Osmanlı Cellatlarının Öyküsü - Osmanlı'da İdam

Osmanlı Padişahlarının erkek yakınları, kafeste yaşayan şehzadeler! Osmanlı'da cellatlar vardı. Ama asıl cellatlar, yakınlarının çocuklarının, amcaların öldürülmesi için emir verenlerdi. Bir katkıda benden olsun istedim, daha önce derlenmiş ve sıralanmış asıl cellatların listesi hiç değilse bu paylaşım altında görülsün istedim.

İşte asıl cellatların isim listesi:

Padişahlık tahtı paylaşılamıyordu. Şehzadeler katlediliyor iktidar olma yarışının başlaması ile bir katliam dönemi başlıyor, kuruluş 1299’dan 1603’e kadar 304 yıl sürüyor. İktidar olma uğruna, kardeş, amca, baba ve oğul kimler boğdurulmadı kimler öldürülmedik ki!

1- I. Osman (1300-1324) 24 yıl Padişah amcası Dündar’ı öldürttü.

2- Orhan (1324-1360) 36 yıl Padişah kimseyi öldürtmedi.

3- Oğlunu öldürten ilk padişah I. Murat Hüdavendigâr’dır (1360-1389) 29 yıl Padişah 1385’te Kendisine karşı tahtı ele geçirmek için ayaklanan öz oğlu Savcı beyi yakalatarak idam ettirdi. Kardeşleri İbrahim ve Halil’i öldürttü.

4- Murat Hüdavendigâr’ın Kosova’da şehit edilmesinden sonra, 27 yaşındaki oğlu şehzâde Yakup, harp meydanından çağrılarak ve daha babasının ölümünü bile haber almadan Yıldırım Beyazıt’ın ki (1389-1402) (13 yıl Padişah) emriyle fetva olmaksızın boğduruldu.
Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesi sonrası oğullarının her birinin bir yana dağılması sonucu iktidar boşluğu anlamına gelen fetret devri başlar. Oğlu Süleyman Çelebi Padişahlığını ilan etti.7 yıl 10 ay hükümranlığı sürdü. Ancak onun hükümranlığını tanımayan kardeşi Musa Çelebi’nin askerleri tarafından öldürüldü. Musa Çelebi Rumeli’de devlete 3 yıl 6 ay hükmetti. Kardeşi Mehmet Çelebi ile savaştı. Savaşı kaybetti. Yakalanarak idam edildi. Osmanlı Devleti yıkılmış ve yeniden kurulmuş oldu.

5- Mehmet Çelebi (1413-1421) 8 yıl padişah Osmanlı devletinin ikinci kurucusu oldu. Mustafa Çelebi dışında diğer kardeşlerini öldürdü.

6- II. Murat (1421-1451) 30 yıl Padişah, tahta çıktığı sıralarda, Düzmece Mustafa diye anılan biri Yıldırım Beyazıt’ın oğlu olduğunu ileri sürdü. Etrafına topladığı kişilerle ayaklandı. Tahtta hak sahibi olduğunu ileri sürdü. Ancak yakalanarak kafası uçuruldu. Burada önemli bir ayrıntı var, hanedandan öldürülenlerin hiçbirinin kanı akıtılmamıştır, hepsi boğularak öldürülmüştür. Sultan Murat’ın en küçük kardeşi Mustafa, Bizanslılardan da destek alarak hükümdarlık sevdasına kalkmıştı. İznik’e yerleşti. Üzerine gidildi, 25 günlük kuşatmadan sonra yakalanarak asıldı. Amcası Mustafa Çelebi’yi, diğer kardeşleri Mahmut ve Yusuf’u da öldürttü.

7- Sultan Murat’ın ölümünden sonra tahta Fatih Sultan Mehmet (1444-1481) çıktı. 37 yıl padişah, İlk iş olarak 2 yaşındaki kardeşi Ahmet’i ve Hasan’ı öldürttü. Fatih kanunnamesi’ni çıkardı. Bu kanunun meşhur maddesine göre, ‘Nizam-ı alem için şehzadeler öldürülebilir’di. Bu maddeye dayanarak tahta çıkan padişahlar ilk iş ve kendilerine tanınmış bir hak olarak kardeşlerini katletmeye başladılar. Fatih, ek olarak iki de eşini öldürttü.

8- Fatih’ten sonra II..Beyazıt (1481-1512) 31 yıl padişah, tahta geçtiğinde kardeşi Cem Sultan, canını kurtarıp kaçtı, fakat İtalyanların eline düştü. İtalyanlar onu padişaha karşı kullanmaya kalktılar. II. Beyazıt İtalya’ya gönderdiği berbere boğazını kestirterek öldürttü. (kanı akıtılarak öldürülen ilk şehzade diyebiliriz.)

9- I. Selim (1512-1520) 8 yıl Padişah (Yavuz Sultan Selim), babasını öldürterek tahta geçti. Kardeşleri Ahmet, Korkut, Abdullah, Şehinşah, Şahsultan, Alemşah, Mahmut ve Mehmet’i olmak üzere 8 kardeşini boğdurarak öldürttü. Bunların tüm eş ve çocuklarını da öldürttü.

10- I. Süleyman (1520-1566) 46 yıl Padişah, (Kanuni Sultan Süleyman) oğlu Şehzâde Mustafa’yı Hürrem Sultan’dan olan oğlu Sarı Selim’in padişah olmasına imkân sağlamak amacıyla ve onun yönlendirmesiyle boğdurdu. Mustafa’nın oğlu, karısı ve tüm akrabası aynı gün öldürüldü. Ek olarak karısı Sicilyalı Rozalina’yı da öldürttü. Kanuni’nin diğer oğlu şehzâde Beyazıt da bu madde nedeniyle daha babası sağ iken isyan etmiştir. Çünkü babasının ölümünden sonra ağabeyi Sarı Selim tarafından boğdurulacağını biliyordu.

11- II. Selim (1566-1574), daha babası sağken isyan eden Beyazıt’ı Konya/Ereğli’de yendi. Beyazıt kaçıp İran’a sığındı. Ama oradan uzun pazarlıklar sonucu getirildi ve tüm ailesi ile birlikte yok edildi (1561). 4 kız, 7 erkek 11 çocuğu oldu

12- III. Murat (1574-1595), Osmanlı mülkünü devralır almaz ilk iş olarak 6 kardeşini boğdurttu. 130 cariyeden 112 çocuğu oldu. Kendilerine ve çocuklarına dokunulmayan kadınlar şunlardı: Venedikli Bafo (Safiye Sultan), Polonyalı Mona /Mihriban), Macar Ninuşka (Nazperver) Rus Olga (Şahhüban) ve Romen Meri Fahriye). Diğer kadınlardan olan çocukları doğumdan sonra anneleri ile birlikte öldürülüyorlardı. III. Murat öldüğünde, hemen o gece ondan hamile olan 10 cariye boğdurulup Sarayburnu’ndan denize atıldı.

13- III. Mehmet (1595-1603), içlerinde kundakta olan çocukların da olduğu 19 kardeşini tahta çıktığı günün gecesi öldürttü. Oğlu şehzade Murat’ı da boğdurttu. Bu son oldu. Kardeş katlinin sonu şu şekilde geldi. III. Mehmet 1603’te 37 yaşında öldü.

14- Yerine oğlu I. Ahmet (1603-1617) geçti. Aynı gün biat töreni yapıldıktan sonra III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya camisine götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Kalabalık toplanmıştı. Fakat oğlu 13 yaşındaki genç padişah I. Ahmet gelmemişti. Şeyhülislam, birkaç kişiyle padişahı davet etmeye gitti. İçeri girdikleri zaman padişahı iki elinin arasına başını almış düşünür buldular. Şeyhülislam’ın cenaze namazını kılmak için davetini şu sözlerle geri çevirdi.

“Taht sahibi olmak için 19 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam, babam da olsa katildir. Ben katil bir adamın cenazesini kılmam. Varın siz kılın ve defnedin” dedi. Kardeş katili usulünü de kaldırdı.
Osmanlı da 1389’da başlayan kardeş katliamı 1603’e kadar 214 yıl devam etti. Daha sonra tek tük şehzade katli olayı olduysa da 1700 yılından sonra 1922 yılına, saltanat kaldırılana kadar 222 yılda hiç şehzade katliamı olmadı.

Bazı tarihçiler bunun devletin devamı için gerekli olduğunu savunurlar. Bana göre vahşettir. Başka bir beceriksizlik vahşi bir şekilde yoluna koyulmaktadır. Bu yüzden Osmanlı Devletinde hiçbir zaman bir aristokrasi sınıfı çoğalamamıştır. Yalnız padişah vardır.Tarih, özet olarak yazıldığında içindeki duygu ortadan yok oluyor, yalnızca birbirini takip eden kronolojik olaylar durumuna düşüyor. Burada şunu anlamak gerekir. Bizim için korkunç olan olaylar o zamanlar çok normaldi. İlk uyanan değilse de ilk yanlıştan dönen padişah I. Ahmet oldu.
Artık o döneme dönmek olanak dışıdır.

Kafes hapsi dönemi

Ancak kardeş katliamının sona ermesinden sonra, şehzadeler için yeni bir dönem başladı: Kafes hapsi. Artık şehzadeler öldürülmüyordu ama kuş gibi kafes içinde tutuluyorlardı. Bu süre içinde çocuk sahibi olmamaları için cinsel ilişkiye girmelerine de izin verilmiyordu. Şehzade yalnızca canlı tutuluyordu o kadar. Kardeş katliamının son bulmasının başka bir nedeni daha vardı. Bütün erkekler öldürülüp hanedandan bir erkek kalınca, ve o da bir nedenle çocuk sahibi olamazsa, erken ölürse, hanedanın soyunun tükenmesi olasılığı ortaya çıkıyordu. Hanedan bu durumla birçok kez karşı karşıya kalmıştır.

Şehzadelerin bazıları kafes içinde tutularak padişahlık için yedekte bekletilmeye başladılar. Bu durumda 30-40 yıl kafes içinde yaşayıp padişah olanlar vardır. Tabi padişahların hapis oldukları süre içinde bütün psikolojik durumları alt üst oluyordu. Yıllarca hapis hayatı yaşayıp birdenbire koca bir devletin başı olmak daha da beter bir durumdu. Çünkü hiçbir zaman düzgün karar veremiyorlardı. Devleti vezirler yönetiyordu, ama padişah istediğini boğdurabiliyordu. Örneğin I. İbrahim katledilme korkusuyla kafesten çıkıp padişah olduğunu öğrendikten sonra, önünde eğilen kavuklu devlet erkânına bakarak söylediği ilk söz, “Önce hanginizi boğdurayım?” olmuştu.

Demir Kafes, tahta çıkan padişahların kardeşleri, varsa oğullarının içine konup hücre hayatı yaşadıkları özel odalardı. Yanlarında 1-2 cariye bulunur, yemekleri özel bir bölmeden verilirdi. Daha sonra padişah olan birçok veliaht burada ölümü bekleyerek zaten yarı deli bir hale geliyordu. Bunun yanı sıra ülke ve dünya olaylarından habersiz bir şekilde padişah oluyorlardı.

I. Ahmet, kardeş katlini bitirmekle birlikte, kendisi Sadrazamı Derviş Paşa’yı öldürmüş ve başını hançerle kesmiştir.

15- I. Mustafa (1617-1618) (Deli Mustafa) 3 Ay 10 gün tahtta kaldı. Deliydi. Padişah olmasının sebebi sırf Osmanlı hanedanından olmasıydı (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz). Üstelik iki kez padişahlık yaptı. Başkalarının kararı ile devrildi.

16- Huylu huyundan vazgeçmiyordu. II. Osman (1617-1622) (Genç Osman), 12 yaşında padişah oldu. Kardeşi Mehmet’i öldürttü. Bir ilk yaptı ve karısı ile imam nikahı kıyarak evlendi. Reformlar yapmak istedi. Her türlü yeniliğe karşı olan yeniçeriler isyan ettiler ve bu kez kurban Genç Osman oldu. Onu çırılçıplak soyup at üstünde İstanbul sokaklarında dolaştırdılar ve Yedikule’de ırzına geçtikten sonra öldürdüler.

Böylece yeniçerilerin de zamanı başladı. Aynı zamanda padişahın padişahlığı bırakması için artık ölmesi gerekmez oldu. Yeniçeriler gibi devletin diğer kurumlarının başındaki kişiler Padişahın ölmeden tahttan indirilmesi kararı almaya başladılar. Sadrazamlık mevki rüşvetle kazanılan bir mevki haline geldi. Parayı bastıran Sadrazam oluyordu, ama daha çok para bastıran çıkınca ömrü fazla uzun olmuyordu (Bugün neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz).

17- IV. Murat (1623-1640) 11 yaşında padişah oldu. Kardeşleri Süleyman, Beyazıt ve Kasım’ı öldürttü. 6 Sadrazam öldürttü.

18- I. İbrahim (1640-1648) (Deli İbrahim), Şehzadelik dönemini Topkapı Sarayı’nda, demir kapılar arkasında, kafes içinde yaşayan padişahlardandır. Başkalarının kararı ile devrildi.
(Bkz. Engereğin gözündeki kamaşma, Zülfü Livaneli,)

19- IV. Mehmet (1648-1687) (Avcı Mehmet) 6 yaşında padişah oldu. Deli İbrahim’in oğluydu. 8 yaşında iken annesi Turhan Sultan, Kösem Sultan’ı boğdurttu. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı Viyana yenilgisi üzerine idam ettirdi. Başkalarının kararı ile devrildi.

20- II. Süleyman (1687-1691) 39 yıl yaşadığı kafesten alınıp 46 yaşında padişah yapıldı. Deli İbrahim’in oğlu idi. Çocuğu olmadı. 4 yıllık padişahlıktan sonra öldü.

21- II. Ahmet (1691-1695) 40 yıl yaşadığı kafesten alınıp 49 yaşında padişah yapıldı. 4 yıl padişahlık yaptı. Deli İbrahim’in oğlu idi. İktidarsızdı, onun da çocuğu olmadı.

22- II. Mustafa (1695-1703) 31 yaşında padişah oldu. Öncekiler gibi bilgisizdi. Kamburdu. Zamanında sürekli sadrazamlar değiştirilip öldürülüyordu. Başkalarının kararı ile devrildi. Birkaç ay sonra 39 yaşında öldü.

23- III. Ahmet (1703-1730) IV. Mehmet’in oğlu idi. Döneminde Lale Devri yaşandı. Patrona Halil isyanı ile devrildi. İsyan sırasında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ve 40 kişinin kelleleri gitti ama isyan bitmedi. Eş ve çocuklarının akıbeti bilinmiyor.
Kendisi yine kafese kapatıldı ve 6 yıl sonra öldü.

24- I. Mahmut (1730-1754) II. Mustafa’nın oğluydu. Babası gibi kamburdu. 58 yaşında öldüğünde tarihe hiç çocuğu olmadı diye kayıt düşüldü, ancak çocuğu olduğu biliniyor. Çocuklarının tümü öldürüldü.

25- III. Osman (1754-1757) 51 yıl yaşadığı kafesten çıkarılıp 56 yaşında padişah oldu. Akli dengesi yerinde değildi ve bir söylentiye göre eşcinseldi. Bu kişi koca Osmanlı İmparatorluğunun padişahı oldu ve Halife gibi dini bir sıfat da taşıyordu (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz). Kadınlardan nefret ederdi. Kendisi gezinirken kadınlar duyup , kaçsın diye altın ökçeli pabuçlar giyerdi. Annesinin ikna ermesi üzerine 3 oğlu oldu. 59 yaşında aniden öldü.

26- III. Mustafa (1757-1774) 40 yıl (doğduğu andan itibaren) yaşadığı kafesten alınıp 40 yaşında padişah oldu. Yarı deli idi. III. Osman’ın bebeklerini hemen boğdurdu. Ülkeyi yıldız fallarına bakarak yönetmeye kalktı. Paraya çok düşkündü. Kürk giyilmesini yasaklıyor, kürk tüccarlarının verdiği rüşvetle yasağı kaldırıyor, vezirleri, sadrazamları öldürüp malına, mülküne el koyuyordu (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz).

27- I. Abdülhamit (1774-1789) Kafesten alınıp 50 yaşında tahta çıktı. Beyin kanamasından öldü.

28- III. Selim (1789-1807) Kafesten alınıp Fransız devrimi zamanında padişah oldu. Yeniçeri Ocağını kaldırmak istedi. Nizam-ı Cedit ordusunu kurdu, ancak ayaklanma çıktı. Yine kafese kondu.

29- IV. Mustafa (1807-1808) 28 yaşında padişah oldu. Bu kez Alemdar Mustafa Paşa onu devirmeye geldi. Hanedandan yaşayan 3 erkek vardı. Bir kendisi, biri III. Selim, biri Şehzade Mahmut idi. Hemen III. Selim’i öldürtüp sarayın dışına attırdı. Ama Mahmut damdan dama atlayarak kaçmayı başardı. Alemdar onu tahttan indirdi. Böylece şehzadelerin ve eski padişahların kafeste yaşama dönemi de sona erdi. Artık o döneme dönmek olanak dışıdır.

Yerine Boğaz kıyısına yapılmış küçük saraylarda hapis hayatı başladı. Kafes yoktu ama şehzadeler yine hapis idiler. Farklı olarak yanlarına öğretmen verilmeye başlanmıştı. Yeni bir gelenek olarak II. Mahmut’tan doğacak erkek çocuklarla oluşan hanedanın en yaşlı üyesi sırayla padişah olmaya başladı. Bu da yeni başka bir sorun ortaya çıkaracaktı: yaşlı padişahlar. Ancak Osmanlı Devleti öyle bir dönem görecek kadar ömürlü olmadı ve 1922 yılında tarihe karıştı. En son iki padişah çok yaşlıdır.


Ekberiyet ve saray hapsi dönemi
(Ekberiyet (büyüklük) en yaşlı hanedan üyesinin padişah olmasına verilen isimdir).

30- II. .Mahmut (1808-1839) maceralı padişah oluşundan sonra IV. Mustafa’yı öldürttü. Yeniçeri Ocağı onun döneminde kaldırıldı. 17 karısı vardı. Diğer padişahların yaptığı gibi, hiçbiri Türk değildi. 14 erkek, 14 kız çocuğu oldu. Milliyetçilik ilerledi. Sadrazamlar ait oldukları milliyetlere yardım etmeye başladılar. Yani sadrazam Sırp’sa Sırplara, Arnavut’sa Arnavutlara, Rum’sa Yunanlılara yardım ediyor, bilgi sızdırıp yol gösteriyordu.

31- Abdülmecit (1839-1861) 16 yaşında padişah oldu. Tanzimat ilan edildi. İlk kez aşık olduğu bir Mısırlı kızla nikah yaptırdı. 20 karısı, 23 kız, 18 erkek çocuğu oldu. Padişah olan üç oğlundan başka (II. Abdülhamit, V. Murat, V. Mehmet Reşat) diğerlerinin akıbeti bilinmiyor.

32- Abdülaziz (1861-1871) 31 yaşında padişah oldu. Başkalarının kararı ile devrildi. Feriye Köşküne kapatıldı. Birkaç gün sonra öldürüldü. Tarihçiler makasla bileklerini keserek intihar ettiğini yazdılar.

33- V. Murat (1876) 3 ay tahtta kaldı. Çok çabuk bir şekilde kendisini ölüm korkusu sardı. ‘Akli dengesini yitirdiği için padişahlıktan indirildi’ dense de asıl sebebin kendisini padişah yapanlara verdiği sözleri tutmaması gösterilir. Sonuç olarak o da başkalarının kararı ile devrildi. Mason olması nedeniyle tahttan indirildikten sonra 28 yıl hayata kalabilmiştir.

34- II. Abdülhamit (1876-1909) 34 yaşında tahta çıktı. 33 yıl tahtta kaldı. Devleti eskiden olduğu gibi istibdat ile yönetti. Bu dönem boyunca bütün hanedan üyeleri sıkı takip ve hapis altında tutuldular. Hiçbirinin siyasi ilişki kurmasına dünya ve çevre hakkında derin bilgi sahibi olmasına izin verilmedi. Başkalarının kararı ile devrildi. İttihad ve Terakki hareketi meclisi yeniden açtırdı ve II. Meşrutiyeti ilan ettirdi.

Artık meclislerin olmadığı, istibdat dönemlerine dönmek olanak dışıdır.

35- V. Mehmet Reşat (1909-1918) 65 yaşında padişah oldu. Osmanlı Devletinin savaşla geçen son demlerinde, İttihad ve Terakki Partisinin denetiminde ömrünü tamamladı.

36- VI. Mehmet Vahdettin (1918-1922) Osmanlının yenik çıktığı ve İstanbul’un işgal edildiği bir dönemde padişahlık yaptı. 17 Kasım’da bir İngiliz gemisi ile ülkeden kaçtı.


__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
cellatlar, cellatları, cellatların, osmanlı, osmanlı cellatları, osmanlı'da, osmanlı'da cellatlar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çanakkale Savaşı (1915 - 1916) ReaL Türk Tarihi 65 21.03.17 01:45
Balkanlar'da Osmanlı Fethi Ekin Türk Tarihi 2 07.03.16 23:00
Osmanlı Bankası Müzesi | Bank-ı Osmanî-i Şahane Basakca Müzeler 11 23.12.15 00:23
Osmanlı Sultanları'nın Güzellik Sırları Umutgüneşi Saç, Cilt ve Vücut Bakımı 14 25.04.14 10:29
Osmanlı Devletinde Yenileşme Hareketleri oneyouu Türk Tarihi 0 25.01.09 02:30


WEZ Format +3. Şuan Saat: 21:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.