Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 01.10.12, 01:01   #1
--- Ata'm İzindeyiz ---

Mavigöl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2012
Konular: 16
Mesajlar: 229
Ettiği Teşekkür: 399
Aldığı Teşekkür: 1253
Rep Derecesi : Mavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerdeMavigöl Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Neseli
Standart Anadolunun Adsız Kahramanları

ANADOLUNUN ADSIZ KAHRAMANLARI!.

Aşağıda anlatmaya çalıştığım olaylar bir filmden veya romandan alınmış hikâyeler değildir, hayal ürünü ise hiç değildir. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında bölge bölge devam edenSAKARYA MEYDAN MUHAREBESİNDE vatan savunmasındaki bir ulusun gerçekten yaşadığı ölüm kalım mücadelesinin gerçek öykülerinden bir bölümdür.

İsmet paşa geceleri geç saatte gelerek Başkomutanın emir ve onayını alıyordu. Bu gece yarısı da geldi “Yunan birlikleri taarruz mesafesine yaklaşmış ve savaş düzenini almışlar, yarın düğün başlıyor.” dedi, Başkomutan cephe emrini dikkatlice okudu. Yüz çizgileri emri okudukça keskinleşip derinleşiyordu. Mustafa Kemal Paşayı izleyen Halide Edip anıları için şu notu alacaktı. “Zaferden emin, aksi çıkarsa bütün arkadaşlarıyla birlikte ölmeye hazır.

Sinirler gerilmiş, iki orduda heyecandan uyuyamıyordu,
26 Ağustos Salı günü Sakarya meydan muhaberesi başlamıştı.

Her çeşit merminin idareli kullanılması yazısız kanun olduğundan topçular gönüllerinin çektiği gibi ateş edemezlerdi.

Bir batarya coşsa hemen uyarılar gelirdi “Mermiyi idareli kullan.

Savaşı bir an önce bitirme telaşında olan Yunanlı komutan “ Hani Türk ordusu enkazdı hani hemen dağılacaktı? " diye soruyordu. Böyle zehir gibi direniş beklemiyorlardı çünkü.

Dr. Mim Kemal Bey “Ama paşam siz hareket ettiğiniz sürece ne bu kırık iyileşir ne ciğerdeki tahriş” diyerek endişelerini dile getirmişti. Paşa ise “haklısın ama düşman bütün hıncı ile üstümüze gelirken benim yatmam olur mu, şu sargıyı biraz gevşet” diyordu. Çoğu kez ağrıları yüzünden masaya dayanarak dinlenmek zorunda kalan Paşanın, doktor tavsiyelerini dinlemeye hiç niyeti yoktu.

Bouhdiba efendi koynundan İllustration dergisini çıkarıp sedirin üstüne koydu bu dergiyi bulmak için çok uğraşmıştı. Atatürk’ün büyük bir resmi vardı itina ile kesip aldı.

Türklerin emperyalizme karşı silaha sarılmalarından beri Tunus’ta tüm Magrip’de Mustafa Kemal için türküler yakılmıştı Orta doğuda, Asya’da, Afrika’da emperyalizmin kölesi tutsağı ucuz işçisi pazarı olan birçok mazlum milletler, Mustafa Kemal Paşanın bu başarısına büyük hayranlık ve saygı duyuyorlardı. Milli mücadeleyi başından beri izledikleri için Yunan ordusunun arkasında duran gücün İngiltere olduğunu iyi bilmekte bu sebeple Anadolu’nun kalbindeki bu savaşın sonucunu kaygı ve ümitle beklemekteydiler.


Oysaki
.......
Loyd George’nin sekreteri aynı zamanda sevgilisi güncesine. “....Yunanlılar Sevr Antlaşmasını koruyabilirse, Türk egemenliği sona erecek, İngiltere ile dost yeni bir Yunan imparatorluğu kurulacak ve doğudaki bütün çıkarlarımıza yardım edecektir, bunun için her türlü kumarı oynarım, siyasal ününün buna bağlı olduğunu söylüyor.” diye yazmaktaydı.

.......
Türk orduları ağır baskı altındaydı, cephelerde yer yer çökmeler oluyordu. Türk ordusu silah ve cephane eksikliğinin yarattığı sorunlar iyice yaşanmaya başlamıştır. Her iki tarafta çok kayıplar veriyordu, yorgunluktan kimse konuşmuyor yemeğini yiyen toprağa düşüp uyuyordu. Toprağa barut kokusu sinmişti.

........
Papulos masaya yumruğunu indirdi “Taarruz devaaaaam” “aldığımız sonuç uğradığımız kayba göre hiç değerinde, Adım adım geri çekilerek canımıza okuyorlar. Erimemek için tek çaremiz var, düşmanı bir an önce yenmek.”

.......
Bu sabahki Akşam gazetesinde Falih Rıfkı Atay’ın işgal sansürü nedeniyle bir çok yeri tırpanlanan yazısında “ Anadolu’nun silahsız Türk köylülerinden yarattığı ordu, dört günden beri Sakarya boyunda düşman ile boğuşuyor..... İman ile ızdırap iki seneden beri Anadolu’da yeni bir Türk yoğurdu. Bu harp halk harbidir. Bu muharebemin büyüklüğünü hissetmeyenlerde yalnız yurtseverlik değil, insanı vücuda getiren vasıflardan hiç biri yoktur.” Haklıydı İstanbul’da bu cümleyi hak eden birçok hain ve işbirlikçiler vardı, bunlar direnişi kırma gayreti içindeydi.

.......
Peyam-ı Sabah gazetesi şöyle yayınlar yapıyordu “ Anadolu’nun henüz işgal edilmemiş yerlerini Kemallerden, Ali Fuatlardan o ipsiz sapsız akılsız fikirsiz zorbalardan canilerden temizlemelidir. Kan, can, mal ne pahasına olursa olsun temizlenmelidir.”

.......
Alemdar gazetesi ise o tarihlerde ” Bugün hepimizin bilmesi gerekir ki İngiltere ve müttefikleri bize düşman değildir. Hasta olan vücudumuzu iyileştirecek olan doktor Anglo Sakson ırkıdır. Türklerin kendi güçleri ile adam olmalarına imkan yoktur. Yatağımıza serilmeden önce bir kere daha İngiltere ye elimizi uzatmalıyız.” diyordu.

........
Cebeci hastanesi ilk yaralı kafilesi ile dolmuştu, daha sonra Öğretmen okulu, Sanayi okulu hastaneye çevrilecekti. On bin yaralıyı nasıl tedavi ederiz diye düşünen Dr. Refik Saydam’ın hesabı eksikti, bu savaşın sonunda Türk ordularının kaybı 49.289 ( şehit, yaralı, esir) ve Yunan ordularının kaybı ise 23.067’dir ( ölü, yaralı, esir toplam olarak). Bu savaşa aynı zamanda subay kaybını fazla olması nedeniyle subaylar savaşı da denilmiştir.

Hiç ilaç alacak paraları da yoktu, Sağlık Bakanı Refik Saydam ilaç parası isteyince,

- Hasan Saka (Maliye Bakanı) veresiye alacaksın dedi,
- Refik Saydam titremeye başladı, dünyaya kafa tutan bir hükümet ordusunun ilaç için mahalle eczanesine el açar mı,biri duysa ne der diyordu.
- Hasan Saka istifini bile bozmadı “Ne diyecekler? Bunların paraları yok ama yürekleri var derler” dedi.

Milli Mücadelenin başlamasıyla kurulan milli ordu aşama aşama genişlemişti. On binlerce asker subay, kadın, çocuk, yaşlı, genç bu ordunun neferleriydiler, karınca ordusu gibiydiler. Ordu adsız kahramanlardan dolu idi. Ulusun tümü görülmemiş bir imeceyle yokluklar içinde bir ordu yaratıp, onu savaşa hazırlıyordu.
........
Yunan ordusunun taarruza geçmesi ile Rumlar ve Ermeniler ellerinde işgal kuvvetlerinin bayraklarıyla sevinç naraları atarak gösteriler yapıyorlardı. İstanbul’un güvenliğinden sorumlu Albay Maxwell “Milliyetçi gazetelerde çıkan ateşli yazılara siz bakmayın, onlar ümitsizlik çığlığıdır. İstanbul’daki Türkler yenilgi dolayısiyle seslerini kesmişlerdir, zaten Yunan ordusu Ankara ya dayanınca iyice sindiler. Bütün haber alma hatlarımızı açık tutuyorum. En ufak bir kıpırtı belirtisi bile yok” şeklinde beyanat veriyordu.

.......
Halide Edip hanım her gece gibi bu gecede Mustafa Kemal’e Paşaya raporunu veriyordu Veliaht Abdülmecit efendi, İngiliz Yüksek Komiseriyle görüşme yapmış, edinilen bilgiye göre “ Milliyetçilerin politikası deliliktir” demiş.......”

- Mustafa Kemal yüzünü buruşturdu “ İstanbul da böyle düşünenler az değil”.
- Halide Hanım devam ediyordu “Delibaş Mehmet adlı gerici eşkıya adamları tarafından öldürülmüş”
- Kazım Paşa merakla niye öldürülmüş? diye sordu.
- Halide hanım “Din perdesi altında düşman hesabına çalıştığını anlamışlar
- İsmet paşa “ Bu hain ve katil yobaz geçen yıl köy köy dolaşıp” Yunan ordusu Halifenin emriyle geliyor, karşı durmayın diye telkinde bulunuyordu....” yazık ki etkilide olmuştu” dedi. Mustafa Kemal “ İlerde halkımızın, bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırt edeceğini ümit ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız”.

......
Papula’la göz göze gelen Spridonus’un gözleri yaşardı. “Yorgo, Türklere yakalanmadan cephane yetiştirmeni istiyorum acele et Yorgo”. Savaş bütün gün delice sürmüş boğuşma boğazlaşmaya dönmüştü. Nikolopulos’un göğsüne ağrı saplanır. İki hafta önce Eskişehir’den şarkılar söyleyerek ayrılan o gıcır gıcır Yunan ordusu bu ordumuydu? Ne olmuştu da bu hale düşmüştü?.

.......
Falih Rıfkı Atay’ın yazısı yine Sakarya üzerineydi.” Türk dağlarının bağrından kaynayıp Türk köyleri ve Türk ormanları arasından akarak Türk kıyılarında denize karışan Sakarya’nın ismi, yedi günden beri milli coğrafyadan milli tarihe geçti....sönmüş görünen Türk ruhu yedi günden beri Sakarya kıyılarında bir alev gibi yanıyor. Türkler dirilmiyorlar, yaşadıklarını ispat ediyorlar.”

Rumbold, Lord Curzon’a “ Birbirlerini bile parçalayacaklar, yaşananlar insanı tiksindiren bir barbarlık ve canavarlık rekorudur, Türklere barbar diyen Yunanlılar bütün barbarlık ölçülerini aşmışlardı” derken, bu canavarı İngilizlerin yarattığını unutmuş görünmektedir. Yunanlıların yakma, yıkma, yağma, ırza geçme ne varsa hepsini Anadolu topraklarında yaptılar. Rumların vahşeti dizginlenemeyen kin ve düşmanlık içindeydi. Yunanlılar hareket eden tüm canlıyı öldürmekten adeta zevk alıyorlardı.

Cephane yetiştiren Yorgo’ya teşekkür eden General Papulas “Dağıtımı çabuk yap Ankara yolunu bu cephane ile açacağız” derken, belli ki sonu gelmez bir rüyanın mahmurluğu içindeydi.. Türk tümeninin yazgısı buydu. Durmadan savaşıyor, bir yere gönderiliyor, yürüyor, siper kazıp yerleşiyor savaşıyor fırsat bulursa yemek yiyor, sonra bir başka yere yetişmesi isteniyor, yeniden yürüyor, siper kazıyor yeniden savaşıyordu.... Hep böyle geçmişti günleri, bu yüzden yürürken uyumayı uyurken savaşmayı öğrenmişlerdi.

1 Eylül 1921 Perşembe günü sabah erkenden top ateşi tüm şiddeti ile devam ediyordu. Kazım Özalp kaskatı kesilmiş boğuşmanın sonunu bekliyordu sağ kalan Yunanlılar geri kaçıyor, Basrikale tepesi tekrar Türklerde kalıyordu. Polatlı boşaltılmıştı. Yunan birliği yeniden taarruza kalktığı sırada Abdurrahman Çavuş’ un tüfeği tüfek arıza yaptı bu talihsiz durum savunmayı zorlamıştı. Abdurrahman çavuş arızayı arıyor telaş ve heyecandan bulamıyor, üzüntüyle gözlerinden ip gibi yaş akıyordu. Teğmen Şevket uzaktan bağırdı” iğne mahfazasına bak!” Mahfaza o kadar kızmıştı ki el dokundurulmuyordu. Makineli tüfeğin içinde iğne kırılmıştı arıza anlaşılmıştı ama kızgın iğne nasıl çıkarılacaktı ki yenisi takılabilsin. Abdurrahman çavuş başlığa sarılı mahfazayı yakaladı dişledi dudakları dili cayır cayır yanarak kızgın iğne kovanını dişleri arasına sıkıştırarak cevirdi çıkarıp yenisini taktı. Çevreye yanık et ve kemik kokusu yayıldı, can acısı ve heyecandan bütün ciğeri ile bağıra bağıra yakına gelmiş olan Yunan askerlerini biçmeye başladı, yoksa kendileri biçilecekti.
General Papulos yaralıları ziyaret ediyordu, dev çadır öfkeli yaralıların çığlıkları ile doldu “İngiliz petrolü için ölmek istemiyoruz!” Burada ne işimiz var?

ABD’nin Atina elçisi Mr.Hall, Savaş Bakanlığından aldığı bilgilere dayanarak Anadolu’daki durumu Washington’a şöyle bildiriyordu “Sakarya ırmağının kıyısında günlerce süren savaş birkaç gün içinde Yunanlılardan yana dönmüşe benzer, Yunanlılar birkaç gün içinde Ankara ya varmayı ümit ediyorlar”. Oysaki 3 Eylül Gavallias’ın mektubunda tam tersini yazmaktaydı “ Ordumuz düşmanın daha ilk savunma hattını ele geçirebilmek için kuvvetinin üçte birini kaybetti. Ankara’ya ulaşmak için kim bilir daha kaç hat var? Eğer savaşa devam edersek anlaşılıyor ki generalim ordunun geri kalanı da tamamen eriyecek ve siz Ankara’ya tek başınıza girmek zorunda kalacaksınız”.

. .......
Görevinden alınan Albay Gavallias” Kaç uygarlığı emzirmiş olan bu uçsuz bucaksız Anadolu yaylasında ne kadar anlamsız olduklarını, ne kadar küçük kaldıklarını düşündü. Ne arıyorlardı bin yıllık Türk yurdunun ortasında diye kendi kendini sorguluyordu. Yağmur bütün şiddetiyle yağıyordu. Çarıklar eskiyip atılmış yenileri gelmediğinden yalınayaktılar. Yorgunluktan uykusuzluktan, sıcaktan yağmurdan bezmişler avurtları çökmüştü. Islana ıslana su dolu çukurlara çamurlara bata çıka ama neşeyle yürüyorlardı. Çünkü taarruz edeceklerini duymuşlardı, yarı çıplak birliklere bir heybet, hepsinin yürüyüşüne bir çalım gelmişti.

Ankara’nın çarşısı bayraklarla donatılmış yeni bir asker kafilesi cepheye uğurlanacaktı. Alay Hacı bayramda toplandı kurbanlar kesildi milli ordunun üniformasız, postalsız, palaskasız, kütüksüz, matarasız, yemek torbasız, sırt çantasız askerlerine halk alışmıştı hiç gocunmuyorlardı artık kendileri de yoksuldu orduda. Birbirlerine yakışıyorlardı.

General Stratigos Atina Başbakanı, Dışişleri Bakanı, Maliye bakanına verdiği raporda “....kısacası durum ordunun raporundan daha ürkütücüdür. Karşımızda yeni, kararlı ve çok iyi yönetilen bir ordu bulduk “ demek zorunda kalmıştır. Gunaris” kısa zamanda nasıl yeni bir ordu kurabildiler.....ordumuz nasıl oldu da yenildi.” Çözemediğimiz bir taktik ve yenemediğimiz bir irade ile savaştılar Başbakanım.” Mustafa Kemal’in orduyu toparlayamayacağını sanıyorduk ayaklanmalar, iç isyanlar bekliyorduk yanılmışsız.” “Sonunda bütün bir milletle karşı karşıya kaldık.”

Türklerin yenileceğini zanneden Albay Maxwell “Nasıl olur?” sorusu ile şaşkınlığını dile getirir.
General Mardel şaşırmakta haklısınız” askeri kuramları altüst eden bir savaş bu. Hiçbir tahminimiz tutmadı. Türk ordusunun uyguladığı karmaşık savunma yöntemini çözemedik.”

Ordu 13 Eylül sabahı savaşın 22 günü, gün ışımadan yola düştü, güney kesimi temizlenmiş kuzeyde savaş sürmekteydi. Yunanlıları kovalayan birliklerin içinde Gazi Çavuş takımının rüzgâr gibi geçtikleri savaş alanı yaralılar, cesetler, saçılmış silahlar, kaputlar, bidonlar, cephanelerle doluydu. Önde koşan Gazi çavuş yamacı dönüp de aşağıdaki Sakarya’yı görünce durdu. Takımı da durdu. Kır çiçeklerinin süslediği sonbahar toprağı dalgalana dalgalana Sakarya’ya iniyordu. Bir tek Yunanlı yoktu, köprüleri yıkıp kaçmışlardı. Gözlerinden yaş inerek gücü yettiğince bağırdı” Oğluuuuum! Boşuna ölmediiiiin! Düşmanı yendiiiik!.” Sesi tepeden tepeye yankılandı. Bulunduğu yerde diz çöktü, takımı da öyle yaptı. Kuzeyde temizlenmişti.

Savaş tarihinin en uzun sürmüş birkaç meydan savasından biri olan Sakarya Meydan savaşı, Türk ordularının zaferiyle sona ermişti.

Başkomutanın gözleri minnetle parlayarak “ Bu zafer yüz binlerce yurtsever insanımızın ortak eseridir.” cümlesiyle duygularını dile getirdi. Mutlu haberi alan Adana gazetesinin başdizgicisi Hamdi Gönen günün manşetini ağlayarak eliyle dizdi” Ordumuz kati zaferi kazandı!” Yunan tarihinin en büyük, en donatımlı ordusu yoksul Türk ordusuna yenilmişti. Anadolu altı yüz yıldır ilk kez böyle bir birlik yaşamaktaydı. Vahdettin’in rütbelerini aldığı, idam kararı çıkardığı Mustafa Kemal Paşaya 19 Eylül 1921’de Gazi unvanı ve rütbelerin en yükseği olan Meraşellik rütbesi verildi.

Alıntıdır
__________________
Mavigöl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Mavigöl'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
adsız, anadolunun


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hitit Uygarlığı oneyouu Dünya Tarihi 9 02.12.16 23:38


WEZ Format +3. Şuan Saat: 16:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.