Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi > Türk Tarihinde Yer Alanlar

Türk Tarihinde Yer Alanlar Türk tarihinde yer alan olay ve portreler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 22.11.13, 13:44   #1
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Kendi Yaptığı Anayasanın İlk Kurbanı Olan Ahmet Mithat Paşa | 1822-1884








18 Ekim 1822’de İstanbul’da dünyaya geldi. Rusçuk'lu Hafız Mehmed Eşref Efendi 'nin oğludur. Asıl adı Ahmet Şefik idi. “Övülen” anlamındaki Mithat ismi, Divan-ı Hümayun Kaleminde görev yaparken amirleri tarafından verilmişti. Aile geleneği uyarınca Bektaşiliğe intisap ettiği bilinir.

Çocukluğu babasının naip (kadı vekili) olarak bulunduğu Vidin ve Lofça'da geçti. 12 yaşında iken İstanbul’a geri döndü; Divan-ı Hümayun Kalemi’nde görev aldı. Bir yandan da Fatih Camii’nde ünlü hoca efendilerin derslerini izledi; Arapça, Farsça mantık ve İslâm hukuku öğrendi.

1840 yılında Sadaret Mektub-i Kalemi'ne atandı; iki yıl burada çalıştıktan sonra Şam, Konya, Kastamonu'da divan katibi olarak görev yaptı. Yolsuzluklarla mücadele hakkında hazırlayıp gönderdiği bir rapor dönemin sadrazamı Mustafa Reşit Paşa'nın beğenisini kazanınca İstanbul'a çağrıldı. Memuriyet hayatına İstanbul’da devam etti ve Reşit Paşa tarafından himaye edildi. 1848'de Antakya Alevilerinden olan Lamia Hanımla İstanbul’da evlendi. Bu evlilikten “Memduha” adlı bir kız çocukları oldu.

1851'de''serhalife'' tayin edildi ve Arabistan Ordusu müşiri Kıbrıslı Memet Emin Paşa’nın durumunu teftişe gönderildi; bazı yolsuzluklarını belirleyerek görevden azline neden oldu. 1852'de halk ve hükümet arasındaki anlaşmazlıklara bakan Meclis-i Vala'yı Ahkam-ı Adliye Dairesi 'ne atandı. 1854'te Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa'nın sadrazam olması üzerine Mithat Paşa, Rumeli'de hüküm süren isyan, karışıklık ve asayişsizlik konularını incelemek ve önlem almak üzere İstanbul'dan uzaklaştırıldı. 6 ay kadar süren çalışmalardan sonra hazırladığı detaylı raporu tekrar sadrazam olan Mustafa Reşit Paşa'ya sundu ve yıldızı yeniden parladı. 1858'de devrin sadrazamı Emin Ali Paşa'dan izin alarak Avrupa kentlerinde 6 ay geçirdi. Bu arada Fransızca’yı öğrendi. Dönüşünde Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye Başkatipliğine atandı (1859) ve Kuleli Olayı sanıklarının yargılanmasında görevlendirildi.



Niş Valiliği

Mithat Paşa’nın başarılı çalışmaları, düşmanı olan Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın bile takdirini kazanmıştı. Yeniden sadrazamlığa yükselmiş olan Kıbrıslı, onu “vezir” rütbesi ve “paşa” ünvanı ile Niş valiliğine atadı. Dört yıl süren bu görev sırasında üstün yeteneğini e yaratıcılık gücünü ortaya koydu. Yörede eşkıyalık olaylarını önledi; Müslüman ve gayri-Müslüm halkın barış içinde yaşaması için önlemler aldı; maliye, bayındırlık alanlarında başarılı çalışmalar yaptı. Sulama kanalları yaptırmak, kimsesiz çocuklar için ıslahhaneler açmak, zirai kredi kooperatifleri kurdurmak, posta şirketlerini faaliyete geçirmek gibi büyük reformlar gerçekleştirdi. Çalışmalarının başarısı üzerine sınır komşusu Prizren eyaleti de Niş valiliğine bağlandı.


Tuna Vilayeti Nizamnâmesi

Vilayetlerde yeni bir idari düzen kurmaya çalışan hükümet; Mithat Paşa’nın Niş’te uyguladığı düzeni benimsedi ve onu 1863'te İstanbul’a çağırarak vilayetler idaresi hakkında yeni bir kanun tasarısı hazırlamasını istedi. Mithat Paşa’nın katıldığı, Keçecizade Fuad Paşa başkanlığındaki komisyon “Tuna Vilayeti Nizamnâmesi”’ni hazırladı. Nizamname, 1864 yılında kabul edildi ve yeni sistemin uygulanacağı örnek bir vilayet olarak “Tuna vilayeti” kuruldu. Niş, Silistre, Vidin eyaletlerinin birleştirilmesinden oluşan Tuna eyaletine vali olarak Mithat Paşa atandı. Bu görevi, vilayet merkezi olan Rusçuk'ta seçimle oluşacak bir “Vilayet Meclisi” kurulması şartıyla kabul etti.


Tuna Valiliği

Mithat Paşa, üç yıldan fazla kaldığı Tuna vilayetinde önemli hizmetler gerçekleştirdi. Bir devlet büyüklüğündeki eyaletin idaresini yeni nizamnameyi uygun olarak düzenledi. Köylerde İhtiyar Meclisleri, kazalarda İdare ve Deavi Meclisleri'ni kurdu. Senede bir kez toplanacak olan Vilayet Umum Meclisleri'ni oluşturdu. Paşa, özellikle şose yollarına önem verdi. Tuna' da kaldığı üç buçuk yıl içerisinde 3000 km. yol, 1400 köprü yaptırdı. “Menafi Sandıkları" adı altında bir teşkilat kurdu, ziraatçiler, küçük bir faiz karşılığında sarraflar yerine bu sandıktan borç alabildiler. Zamanla, Tuna Vilayeti'nden başka Osmanlı Devleti'nin tüm vilayetlerinde benzer şekilde "Memleket Sandıkları" kurulmuş ve bu sandıklar Ziraat Bankası ile Emniyet Sandığı’nın temelini oluşturmuştur. Niş, Rusçuk, Sofya'da öksüz ve yetimler için ıslahhaneler kurdu. Bu kurumlarda çocuklara terzilik, ayakkabıcılık gibi el becerileri kazandırıldı. 17 Temmuz 1866’da Tuna'da telgraf hattı döşendi. “Tuna Ticaret Vapurları”’nı işletmeye açtı. “Tuna” adında bir gazete kurdu. Verginin zamanında toplanması için “tahsildarlık” kuruldu; vilayetin yıllık gelirinde büyük artış sağlandı. Tuna Vilayeti Nizamnamesinin Tuna’da çok başarılı uygulanması sonucunda Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da da gerçekleştirilmesine karar verildi.

Mithat Paşa’nın asayiş alanındaki çalışmaları Panislavist Bulgar çetelerinin faaliyetlerine engel olunca Bulgarları isyana teşvik eden Rus siyasetine aykırı düşmekteydi. İstanbul’daki Rus sefiri İgnatiyef’in de çabaları ile Mithat Paşa’nın Tuna’da Mısır gibi imtiyazlı bir vilayet yaratmaya çalıştığı düşüncesi Bab-ı Ali’de yayıldı. Böylece Mithat Paşa Tuna valiliğinden alınarak İstanbul’a çağrıldı ve Şura-yı Devlet Başkanlığı’na atandı(1868).


1868 Bulgar İsyanı

Mithat Paşa’nın Tuna valiliğinden ayrılmasının hemen ardından Bulgar İsyanı meydana geldi. İyi bir idare kurmak için ayaklandıklarını söyleyen çeteler, Tuna Nehri’ni geçip Ziştovi yakınlarına ilerlerdiler. Sultan Abdülaziz, ayaklanmanın bastırılması görevini Mithat Paşa’ya verdi. Mithat Paşa, yirmi günde ayaklanmayı bastırdı ve İstanbul’a döndü.


Şura-yı Devlet Başkanlığı

Mithat Paşa, İstanbul’da yeni kurulan Şurayı Devlet (danıştay) adlı kuruluşu başkanlığına 5 Mart 1868’de atanmıştı. 41 üyeli kurul 10 Mayıs 1868’de fiilen göreve başladı. Mithat Paşa, bu kuruldaki başkanlığı döneminde metrik sistem, vatandaşlık, madenler, emniyet sandığı ve sanayi mektebi gibi konular üzerinde çalıştı. Sadrazam Ali Paşa ile anlaşmazlığı düşmesi üzerine 1 yıl sonra bu görevden alındı; vali olarak Bağdat’a gönderildi.


Bağdat Valiliği

Mithat Paşa, sınırları Musul ve Basrayı da kapsayan Bağdat vilayetini üç sene boyunca geniş yetkilerle yönetti. Aynı zamanda 6 . Ordu komutanı ünvanını da taşıdı. Tuna valiliğinde olduğu gibi başarılı çalışmalar yaptı. Dicle ve Fırat'ta vapur işletmeleri, Fırat'ın temizlenmesi, (Irak'ta) sulama tesisleri, Irak'ta ilk petrolün elde edilmesi , (Bağdat'ta) Sanat Okulu, Emniyet Sandığı kurulması, Basra'nın Şattülarap sahiline nakli, Kuveyt'in Osmanlı idaresine bağlanması gibi başarılar elde etti.

Sadrazam Ali Paşa’nın 1871'de ölümünden sonra sadrazam olarak atanan Tanzimat karşıtıMahmut Nedim Paşa ile anlaşamayınca 1872'de Bağdat valiliği görevinden istifa ederek İstanbul'a döndü.

İlk sadrazamlığı

Mithat Paşa’ya Bağdat Valiliği istifasından sonra bir yıl görev verilmedi. Sadrazam Mahmut Nedim Paşa onu Sivas'a vali olarak göndermek istedi ancak bunu kabul etmedi; Edirne valiliği teklifini ise kabul etmek zorunda kadı. Ne var ki görev yerine gitmeden önce onu huzuruna kabul eden padişah kendisini sadrazam atadı. 31 Temmuz 1872'de başlayan sadrazamlığı yalnız 80 gün sürdü. Bu dönemde memleken imar işleri ve yolsuzluklar uğraştı. 80 günün sonunda görevden azledildi.


Adliye Nazırlığı

Mithat Paşa, sadrazamlıktan azledildikten sonra dört sene boyunca kısa süreli görevlerde bulundu. İlk defa 1873'te getirildiği Adliye Nazırlığı görevinden birkaç ay içinde azledildi; Selanik'e vali olarak görevlendirildi; bu görev 3 ay sürdü. 1875'te yeniden Adliye Nazırlığına getirildi ancak devletin büyüyen problemleri karşısında Sadrazam Mahmut Nedim Paşa'yı protesto için istifa etti.

1875-1876 kışında İstanbul'da meşruti rejimi destekleyen kimselerle parlamento ve anayasa fikrini tartıştı.


Metin ve resimler için KAYNAK


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.11.13, 14:40   #2
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap:Kendi Yaptığı Anayasanın İlk Kurbanı Olan Ahmet Mithat Paşa|1822-1884





İstanbul 1877


19. Yüzyılın son çeyreğine doğru ilerlenirken hala üç kıtaya yayılmış dev bir imparatorluk olan Osmanlı devleti de ayakta durmakta zorlanıyordu. Aslında yüzyılın başından beri bu duruma çare aranıyor ve bulunmuş gibi de görünüyordu; Batı Avrupa'nın yönetsel modeli Osmanlı'ya uyarlanacaktı. Ancak sonuçta kapitalizmin siyasal üst yapısı olarak nitelendirilebilecek bir modelin uyarlanmasıyla imparatorluğun kurtulması doğrusu pek mümkün değildi.

Gelişmekte olan kapitalizm, uluslararası bir sistem haline gelirken dünyayı da yeniden şekillendiriyordu. Bazı ülkeleri bağımlı, yarı-sömürge ve sömürge durumuna getirerek merkezdeki kapitalist ülkelerin sermaye birikimini daha hızlı sağlamak için bu ülkeleri de daha yoğun bir sömürüye tabi tutuyor, yağmalıyordu.

Aslında Osmanlı devleti de, görünüşteki tüm azametine rağmen bu süreçte bağımlı olmaya ve tabii bu arada dağılmaya mahkumdu. Çağın ideolojik akımlarından da etkilenen Osmanlı aydınları ülkeye bir an önce anayasal bir sistem, meşruti bir monarşi getirmeye çalışırken Osmanlı'yı kaçınılmaz kaderinden uzaklaştırmaya çalışıyordu.

III. Selim'le başlayan ve Tanzimat'la ilerleyen bu yenileşme ve reform çabalarının hedefi 19. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde artık meşruti bir monarşinin kurulmasıydı. 1867'de kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin desteklediği bu çabaların siyasi önderi olarak sivrilen ismin de Ahmet Mithat Paşa olması doğaldı.

Neredeyse devlet hizmetine girmesinden itibaren reformcu çalışmalarıyla dikkat çeken, eğitim ve maliye başta olmak üzere birçok alanda önemli düzenlemeler gerçekleştiren Mithat Paşa Batı Avrupa'daki gelişmeleri de yakından izliyordu. Bu arada Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Yeni Osmanlıların fikir adamlarıyla da yakın bir temas ve işbirliği içindeydi.

İlk kez Temmuz 1872'de Abdülaziz tarafından sadrazamlığa getirilen Mithat Paşa'nın padişahın Mühr-ü Hümayununu elinde tutması ancak üç ay sürebildi. İmparatorluğun bir federasyona dönüşmesi fikrine yakınlık duyduğu iddialarının yanı sıra maliyeye sıkı bir düzen getirmeye yeltenmesi ve Abdülaziz'in Dolmabahçe Sarayı'ndaki hesapsız harcamalarını da denetlemeye kalkışması üzerine üç ay sonra görevden alındı.



Sultan Abdülaziz




Sadrazamlıktan uzaklaştırılmakla birlikte devlet içinde etkili olması engellenemeyen Mithat Paşa daha sonra çeşitli nazırlıklarda ve yüksek görevlerde bulunmaya devam edecek ve bu arada o dönemin en etkili üç veziri arasında bir tür yakınlaşma ve işbirliği ortamı da yaratacaktı. Sonuçta Mithat Paşa, Mehmet Rüşdi Paşa ve Hüseyin Avni Paşa birlikte hareket ederek 30 Mayıs 1876'da Abdülaziz'i tahttan indirerek yerine V. Murat'ı geçirdiler.

Uzun yıllardır Topkapı Sarayı'nda kendi dünyasında yaşayan içkiye düşkün V. Murat reformlara yatkın görünüyordu. Ancak ruh sağlığı yerinde olmayan yeni padişah Abdülaziz'in 4 Haziran'da kuşkulu bir şekilde ölümü üzerine iyice bunalıma girdi ve kendisinden beklenenleri yerine getiremeyeceği anlaşıldı. Bunun üzerine üç ay sonra V. Murat da tahttan indirilecek ve Mithat Paşa ile arkadaşlarının çalışmalarına destek olacağına, bir anayasa ilan edeceğine söz veren II. Abdülhamit 31 Ağustos I876'da tahta çıkarılacaktı.



II. Abdülhamit

Hemen bir anayasa oluşturmak üzere çalışmalara başlandı; Mithat Paşa'nın başkanlığında kurulan bir komisyonda 16 yüksek dereceli devlet memuru, ulemadan 12 kişi ve 2 de asker yer alıyordu. 30 kişiden oluşan komisyonun elinde zaten kimi taslaklar ve hazırlanmış metinler vardı. Hızla yürütülen çalışmalar sonuçlandırılırken biri halkın oylarıyla seçilmiş Meclis, diğeri padişahın atayacağı Ayan olmak üzere iki temsili organa dayanan bir sistem öngörülüyor, Batı'da geçerli olan çeşitli temel hak ve özgürlükler tanınıyordu.


Abdülhamit kendisine onaylanmak üzere sunulan taslağa bazı maddeler ekleyerek kabul edecekti. Eklenen en önemli madde ise padişaha Anayasayı askıya alma yetkisi veren ve bu arada "kendisi veya ülke için tehlikeli" gördüğü kişileri sürgüne göndermesine olanak sağlayan ünlü 113. Maddeydi. Ve bu madde ilk kez Anayasa Komisyonu Başkanı Mithat Paşa için kullanılacaktı.

Osmanlı'yı meşruti bir monarşi haline getiren Anayasayı hazırlayan komisyonun başkanı Mithat Paşa'yı 17 Aralıkta sadrazamlığa atayan II. Abdülhamit, hemen altı gün sonra da, 23 Aralıkta Anayasayı onaylayarak yürürlüğe soktu. Acelesi vardı çünkü aynı gün İstanbul'da toplanan çeşitli Batılı ülkelerin temsilcileri "Tersane Konferansı" diye bilinen bu toplantıda Osmanlı'dan özellikle Balkanların yeniden düzenlenmesiyle ilgili olarak yeni bir takım taleplerde bulunmaya hazırlanıyorlardı.

Toplantı Kasımpaşa'daki Donanma Komutanlığı binasında başladığı sırada duyulan top seslerinden şaşkınlığa uğrayan temsilcilere Anayasanın ilan edildiği açıklandı. Aslında böylece konferans boşlukta kalmış oluyordu. Yine de 20 Ocak 1877'ye kadar çalışmalarını sürdürmekte ısrar etti ama ortaya konulan talepler Osmanlı yönetimi tarafından kabul edilmeyince delegeler de hep birlikte İstanbul'dan ayrılarak protestoda bulundular. Ancak hükümet umursamayacak, padişah ise rahat bir nefes alacaktı.

Batılı devletlerin temsilcilerinin İstanbul'dan ayrılmasıyla uluslararası baskıdan uzaklaştığını düşünen Abdülhamit, Abdülaziz'in ölümünden sorumlu tuttuğu ve hiç güven duymadığı Mithat Paşa'yı tasfiye etmek için vakit kaybetmedi. Aslında anayasal bir düzeni de benimsemiş değildi ve daha sonra hayli uzun sürecek hükümranlık dönemi için kendisine göre planları vardı. Egemenliğini ne Mithat Paşa gibi etkili isimlerle, ne de milletin oylarıyla seçilen temsili organlarla paylaşmaya niyeti vardı.

5 Şubat 1877'de Dolmabahçe Sarayı'na çağrılan Anayasa Komisyonu Başkanı ve Sadrazam Mithat Paşa sarayın önünde, Boğaz'da demirlemiş olan bir geminin bacasından dumanların çıktığını görünce buna bir anlam veremeyecekti. Kış vakti padişahın denize açılması pek görülen bir durum olmadığına göre acaba yolcusu kim olabilirdi?

Anayasayı ve temel reformları yapma sözü verdiği için tahta çıkardığı padişahın kendisinden kurtulmakta kararlı olduğunu bilse belki kendine göre önlemlerini alır ve bir karşı darbeye kalkışabilirdi. Ama bu gibi kuşkulardan uzak bir şekilde gittiği Dolmabahçe Sarayı'nda II. Abdülhamit'in kendisi yoktu. Mabeyn Feriki Sait Paşa; sadrazama padişahın kararını bildirdi; Anayasanın 113. Maddesine göre padişah, sadrazamı kendisi ve ülke için "tehlikeli kişi" olarak değerlendiriyor ve sürgüne gönderiyordu. Böylece anayasayı yapan paşa, o anayasanın da ilk kurbanı oluyordu!

Sadaret mührü Mithat Paşa'nın elinden alındı, odada hazır bulunan yeni Başbakan İbrahim Ethem Paşa'ya verildi. Böylece Mithat Paşa'nın 19 Aralık 1876'da başlayan ve bir buçuk ay kadar süren ikinci sadrazamlığı sona ermiş oldu. Mithat Paşa hemen Dolmabahçe önündeki gemiye bindirilecek ve İtalya'nın yolunu tutacaktı.

Sultan II.Abdülhamit hatıralarında olayı şöyle anlatır:

"19 Aralık 1876 günü Mehmet Rüştü Paşa'nın yerine Mithat Paşa'yı sadaret makamına getirdim, ama göreve geldiği ilk günden başlayarak bana bir amir, vasi kesildi. Üstelik tutumu da meşrutiyetten çok despotluğa yakındı. Amcam Abdülaziz'in, kardeşim V. Murat'ın tahttan indirilmesinde onun da rolü olduğundan şüpheleniyordum. Giderek Mithat Paşa'nın durumu güven vermemeye başladı. Bana gönderdiği bir mektupta Kanuni Esasi’nin ilanından maksat sarayın istibdadına son vermek, zat-ı şahanelerine vazifelerini öğretmektir diyordu. Artık duramazdım, Kanuni Esasinin bana verdiği hakka dayanarak kendisini sadrazamlıktan uzaklaştırdım ve sınır dışı ettim."

Anayasanın mimarına üç ay tahammül edebilen II. Abdülhamit Anayasanın kendisine ise bir yıldan fazla katlanacaktı. Doğrusu Meclis-i Mebusan'ı fazla ciddiye aldığı söylenemezdi ama 24 Nisan 1877'de başlayan Osmanlı-Rus savaşında uğranılan yenilgiye bir sorumlu arayıp bulması gerektiğinde Meclis'i buldu ve Şubat 1878'de yine Anayasanın kendisine tanıdığı hakka dayanarak Anayasayı askıya alacak ve Meclis-i Mebusan'ın da kapatıldığını ilan edecekti. Ardından da 30 yıl süreyle ülkeyi istediği gibi yönetmenin yollarım bulmak konusunda ne kadar becerikli olduğunu kanıtlayacaktı.

İkinci sadrazamlığı da yine ancak üç ay süren Mithat Paşa ise önce bir yıl kadar Avrupa'da sürgünde kaldıktan sonra yeniden ülkeye dönecek ve devlet hizmetine devam edecekti. Ancak İstanbul'a yaklaştırılmayan ve önce Suriye ardından da Aydın valiliklerinde bulunan Mithat Paşa, padişahla ilişkilerinin normalleştiğini zannedecekti. Oysa Abdülaziz'in tahttan indirilmesini ve ölümünü hiçbir zaman unutmayan, kendisi de sürekli "hal edilme" kuşkusu içinde yaşayan Abdülhamit, en sonunda 1881'de Mithat Paşa ve Mehmet Rüşdi Paşa'nın Abdülaziz'in ölümü dolayısıyla sorgulanmalarını gündeme getirecekti.

Mithat Paşa önce 5 Mayıs 1881'de konağının bir askeri birlikçe sarılması üzerine Fransız konsolosluğuna sığındı. Üç gün sonra hükümetin güvence vermesi üzerine teslim oldu. İstanbul'a getirilen Mithat Paşa sarayda kurulan özel bir mahkeme olan, "Yıldız Mahkemesi" olarak bilinen yargılamada kendini;

"Yayınlanan raporu okudum. Merhumun (Sultan Abdülaziz’in) intihar ettiğine pek ihtimal vermedim. Ama diğer vekiller (bakanlar) ses çıkarmadığı için ben de sustum."

sözleriyle savundu.

Sonunda suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırılacak ama Batılı devletlerin araya girmesiyle cezası ömür boyu hapse çevrilerek imparatorluğun en uzak köşelerinden birine, Taif'e gönderilecekti. Ve burada padişahın emriyle 8 Mayıs 1884'de öldürülecekti.


Yaptığı Anayasanın ilk kurbanı olarak sürgüne gönderilen paşanın ölümü de kendi elleriyle tahta çıkardığı padişahtan gelecekti.

Mithat Paşa'nın cenazesi 1951'de Taif'ten getirildi ve 26 Haziran 1951'de Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın katıldığı bir törenle Abide-i Hürriyet Tepesi'ne defnedildi.




Ahmet Mithat Paşa'nın Anıtı




Yararlanılan Kaynaklar;

Metin: tarih.sitesi.web.tr

Resimler:
tr.wikipedia.org /jethaber.com.tr



__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.11.13, 21:22   #3
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Kendi Yaptığı Anayasanın İlk Kurbanı Olan Ahmet Mithat Paşa| 1822-18





Devletçe, seçkin tarihçi ve bilim adamlarından kurulu bir komisyon aracılığıyla uzun yıllar süren uğraş sonunda yayınlanan "Türk Ansiklopedisi"nde, Mithat Paşa ile ilgili olarak, bu konuda şu görüşlere yer verilmektedir.

"Hadiselerin incelenmesinden, Mithat Paşa'nın meşrutiyete kendisine hayat boyu iktidar (sadaret) temin edecek bir vasıta gözü ile baktığı anlaşılır.

Eyaletler idaresinde
çok büyük işler yapan bu vali İstanbul'a gelip nazır ve sadrazam
olunca, yüksek devlet yönetiminin yabancısı olduğunu, bilhassa dış politika hakkında hiçbirşey bilmediğini ortaya koymuştur. Gerçekte, istibdada mütemayildir.

İlk sadaretinde Namık Kemal'i Magosa'ya o sürdürdüğü gibi, Meşrutiyetten sonraki ikinci Sadaretinde de, birçok devlet adamını şahsi emirle sürdürmüştür. Sürgüncülüğü, II. Abdülhamid'in Mithat Paşa'dan öğrendiği ve ilk
tecrübesini üstadı üzerinde yaptığı hususunda tarihçiler birleşirler.

(Türk Ansiklopedisi, C.XXIV, İstanbul, 1977)


Türk Tarihi üzerindeki incelemeleri ile tanınan Yılmaz Öztuna, Mithat Paşa ile ilgili şu görüşleri ileri sürmektedir.

''Demokrasi aşıkı rolünü oynayan bir müstebiddi. Hoşuna gitmeyen adamları belki Hüseyin Avni Paşa gibi öldürtmüyordu fakat kim olduklarını düşünmeden bir an sürüveriyor, azlediveriyordu. Kendi nefsinden başka Türk İmparatorluğu'nda hiç bir şahsiyetin ehemmiyeti olabileceğini kavramayacak bir havsalaya sahipti...

Mithat Paşa her gece içki masasında devletin en gizli sırlarını, gönlünün en mahrem arzularını ifşa ediyor, bu sırlar ertesi sabah bütün İstanbul'a yayılıyordu.''

(Öztuna Y. Bir Darbenin Anatomisi, İstanbul 1987 sh 339)


Necip Fazıl Kısakürek Türkiye deki masonları şöyle sıralar, Mustafa Reşit Paşa bir numaralı masondur, Ali paşa iki, Fuat paşa üç, Mithat Paşa dördüncü sıradadır.

(Kısakürek, Sahte Kahramanlar, s.63)


Gerçek adı Ahmet Şefik olan Mithat Paşa için Hikmet Tanyu, 1889 yılında yayınlanmış olan Edvaro Drumont’un ‘’La France Juwe’’ adlı kitabının birinci cildinin 113 sayfasını kaynak göstererek Yahudi olduğunu yazar.

(Tanyu.a.g.e.c.1, s. 259)


Prof. Hikmet Tanyu'nun Mithat Paşa'nın Yahudi olduğuna dair verdiği kaynaklardan biriside, 3 Aralık 1979 günü bir suikast sonucu öldürülen eski milletvekili ve Türkiye Siyonizm’le Mücadele Derneği başkanı Kemal Fedai Coşkuner dir. Kemal Fedai Coşkuner Mithat paşanın Macaristanlı bir hahamın oğlu olduğunu, kendisi gibi bir Yahudi olan, Simon Deutch un talimatıyla hareket ettiğini yazmaktadır.

(Kemal Fedai Coşkuner,Yakın tarihimiz ve Siyonizm, Orta doğu 10 ocak 1979)




__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
1822, abdülaziz, abide i hürriyet tepesi, ahmet mithat paşa, mithat, paşa, rusçuk kasabası, ı.meşrutiyet, ıı.abdülhamit


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


İlgili Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri Kartal Atatürk Kimdir? 25 30.06.16 02:22
Nicolas Tesla (1856-1943) oneyouu İcatlar - Mucitler | Keşifler - Kaşifler 18 02.04.15 20:10
Kıbrıs'la İlgili Bütün Belgeler, Bütün Gerçekler Kartal Türk Tarihi 8 03.02.14 13:03
Aziz Nesin Ve Halk Masalları / Söyleşi oneyouu Türk Edebiyatı 0 27.01.09 03:36
Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler Kartal Türk Tarihi 29 26.01.09 04:21


WEZ Format +3. Şuan Saat: 19:05.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.