Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi > Türk Tarihinde Yer Alanlar

Türk Tarihinde Yer Alanlar Türk tarihinde yer alan olay ve portreler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 16.06.15, 14:12   #1
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi










Atın İyisine Doru, Yiğidin İyisine Deli derler.

Süpermen, Heman, Polat Alemdar, Çakır, Memati...Sürüp gider liste. Gerçek kahramanları tanımazsak, etrafımıza hayal kahramanlarını doldururuz böyle.

Kars, Ardahan, Sarıkamış, Erzurum, Erzincan, Nenehatun'u kurtaran bu efsane adam bir kahpe kurşunla sırtından vurulur, herkesin gözü önünde olan olayın üstü kapatılır, kim vurduya gider, ama devlet şeref mezarlığına gömmeyide ihmal etmezler.

42 Yıllık hayatından 10 tane film çıkacak bu efsane adam, TBMM'de bütçe görüşmeleri esnasında, Gazi maaşlarına zam yapılması konuşulurken, bütçe yok diyenlere itiraz eder, yolsuzlukları gündeme getiren bu adam dokuz kurşunla TBMM'de öldürülür.

Vatanı için savaşan yiğit askerlere karşı baba gibi şefkatli, vatan hainlerine karşı ise son derece acımasız bir insandı Halit Paşa...

Düşmanlarını sağ tarafında taşıdığı "Namuslu" diye adlandırdığı tabancasıyla, cepheden kaçan askerleri ise sol tarafında taşıdığı "Namussuz" diye adlandırdığı tabancasıyla vurabilecek kadar kararlı bir askerdi Halit Paşa...

Cephede düşmanla savaşırken askerlerine "Oğlum vatan bizimdir, kaçan haindir..." diye haykıran cesur bir yürekti Halit Paşa...

İşte Efsane bir adamın hikayesi, onun yaşadıklarını okumaya zamanınız var mı?


Halit Karsıalan veya Deli Halit Paşa, d. 1883 - ö. 14 Şubat 1925), asker, milletvekili.

1. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde başarılar göstermiş; Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında doğu cephesinde, Gümrü Anlaşması’nın imzalanmasından sonra batı cephesinde komutanlık yapmış bir askerdir.

İkinci Büyük Millet Meclisi'ne Ardahan milletvekili olarak katılan, bir tartışma sonrasında meclis koridorunda vurularak hayatını kaybeden Halit Paşa, TBMM’de işlenen ilk cinayetin kurbanıdır.

Yaşamı

1883 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Çerkes Ahmet Bey'dir.

1901 yılında girdiği Harbiye’den 1903’te teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Yemen'de görevlendirildi, rütbesi yüzbaşılığa yükseldi. Bundan sonraki bütün hayatı cephelerde geçmiştir.
1910 yılının Haziran ayında Trablusgarp Savaşı’na katıldı; 3 ay görev yaptı. Bu dönemde aynı cephede görev yaptığı "Kel Ali" lakaplı subay ile (Ali Çetinkaya) ile anlaşamadığı için Mustafa Kemal ve Enver Paşa’nın ortak kararı ile görev yerleri değiştirilmek zorunda kalmıştı.

Trablusgarp’taki görevinin ardından Balkan Savaşı’na katılmak üzere Çatalca’ya geçti; 1. Dünya Savaşı’nın ilanı üzerine Kafkasya Cephesi’nde görev aldı. Görevi, Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar’a bırakılmış olan Kars, Ardahan ve Sarıkamış’ı geri almaktı. Dokuz günlük bir savaştan sonra 23 Aralık 1915’te Ardahan’a girmeyi başardı. Rütbesi bu başarısından sonra binbaşılığa, Çorum müfrezesi ile yaptığı hizmetlerden sonra yarbaylığa yükseldi.

10 Mayıs 1917’de Garbi Dersim Komutanlığına atandı; savaşın en önemli milis güçlerinden birisini kurdu; Dersimli süvari birlikleri ile Erzincan, Nenehatun, Erzurum’u geri aldı. İslam Ordusu’nun 3. Fırka Komutanı olarak Ahıska’yı kuşattı. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması üzerine Ardahan, Kars ve Sarıkamış’ı tahliye ederek Tortum’a çekildi; İngilizler’in baskısı ile fırka komutanlığından alındı.

Ali Rıza Paşa kabinesi kurulduğunda 9. Kafkas Fırkası Komutanlığı’na atandı. Ermenistan üzerine yapılan harekâttaki başarısı nedeniyle rütbesi albaylığa yükseltildi.


Milli Mücadeleye Katkıları

Halit Paşa, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra terhis edilmemiş olan ve Kâzım Karabekir Paşa komutasında bulunan 15. Kolorduda görev yaptı. Bölgede İslam Tümeni'nden kalan kuvvetlerin bir savunma çekirdeği haline getirilmesini sağladı. Erzurum Kongresi'nde Trabzon delegelerinin Mustafa Kemal'e karşı çıkmalarını, aldığı yıldırma tedbirleriyle önledi.

1920 yılının sonlarında Kars ve Sarıkamış’ı, 1921’de de Ardahan’ı düşman işgallerinden kurtardı. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra ailesi bu nedenle “Karsıalan” soyadını almıştır.


Gümrü Anlaşmasından sonra Batı Cephesinde görev verilen Halit Paşa, Sakarya Savaşı'nda 12. Gruba komuta etti. Bu sırada gösterdiği cesaretten ötürü "Deli" lakabıyla anılmaya başlandı. Özellikle cephenin biraz gerisinde yüksekçe bir yere oturup tabancalarını dizlerine koyarak "Geri çekileni vururum" mesajı vermesi ve birkaç sefer geriye kaçan askerler üzerinde bunu bizzat uygulamasıyla ün yaptı. Büyük Taarruz'da Kocaeli Grubu komutanlığı yaptı ve yaptığı mezalimi ile ünlü Yunan 11. Tümenini Komutanı General Krokodeilos Kladas ile beraber esir aldı. Büyük Taarruz’dan sonra rütbesi tümgeneralliğe yükseldi.


16 Ocak 1924 tarihinde TBMM’ye sunulan özgeçmiş belgesine göre Halit Paşa, ailesi Kastamonu’nun Taşköprü kazasına bağlı Yazı köyünden olmasına rağmen, İstanbul’da 1884’te dünyaya gelmiştir. O Tütün Nazırı’nın torunudur. 22 Ağustos 1903’te Harbiye’den teğmen olarak mezun olmuş, Yemen’e gönderilmiş, orada takım komutanlığı yapmış, 22 Temmuz 1908’de Kıdemli Üsteğmenliğe yükselmiş, II. Meşrutiyet’in ilanıyla 1. Ordu’ya tayin edilmiş, görev yaptığı taburun Asir’e nakledilmesiyle ikinci daha Yemen’e gitmiş, 27 Nisan 1911’de Kıdemli Yüzbaşı olmuştur. Kuzey Afrika’da 3 ay boyunca İtalyanlarla çarpışmış, Balkan Savaşı’nın başlamasıyla İstanbul’a dönmüş, Çatalca’da bulunan Şark Ordusu’na katılarak savaşmış, Harbiye Nezareti’nde görev almış, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması ile, Kafkasya’da bulunan Yakup Cemil’in alayında görevlendirilmiş, Ardahan’ı Rus işgalinden kurtarmış, bu nedenle 23 Haziran 1915’te Binbaşılığa yükseltilmiş, Çoruh müfrezesi kumandanı olmuş, büyük başarılara imza atmış, bu nedenle 14 Haziran 1916’da Yarbay olmuş, 4 Temmuz 1916’de yaralanmış, tedavisi için İstanbul’a, oradan Viyana’ya gönderilmiş, 10 Mayıs 1917’de Garp Dersim Kumandanı olmuş, 1918 yılının başlarında Erzincan ve Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmış, Kafkasya Ordusu’nun 3. Tümen kumandanı olmuş, Batum savaşında bulunarak Ahıska ve Ahılkelek’in kuzey kısımlarını ele geçirmiştir. Onu Mondoros Mütarekesi’nden sonra İngilizlerin baskısıyla görevinden azledilmiş bir halde görmekteyiz.
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.06.15, 14:15   #2
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi


Halit Bey, Ali Rıza Bey Hükümeti zamanında Kafkasya Ordusu’na, 9 Tümen kumandanı olarak gönderilmiş, 27 Eylül 1920’de Ermenilere karşı kazanılan zaferde herkesin dikkatini üzerine çekmiş, bu nedenle 6 Aralık 1920’de Albaylığa yükselmiş, 1921 yılı başlarında Batı Cephesi’ne, Kocaeli kumandanlığına tayin edilmiş, II. İnönü, Kütahya-Eskişehir ve Sakarya Muharebelerinde bulunmuş, Büyük Taarruz’da Kocaeli Garp Kumandanı olarak görev yapmış, taarruzdaki başarıları dolayısı ile 31 Ağustos 1922’de generalliğe yükseltilerek ''paşa'' yapılmıştır.

Onun, Birinci Dünya Savaşı’nda, Milli mücadele ve Türk İstiklal Savaşı’nda 9 kere yaralandığı kayıtlarda vardır. 5 Temmuz 1923’te Ardahan vekili seçilmiş, mazbatası 11 Ağustos 1923’te onaylanmıştır.


Deli Halit Paşa, Yakup Cemil ve Topal Osman Ağa gibi bir komitacıydı. Çerkez Ethem ve Kuşçubaşı Eşref de dahil, bunlar adam toplamakta, onları eğitmekte ve saldırı başlattıkları yeri ele geçirmekte birebirdiler. Topal Osman Ağa’nın 2 Nisan 1923’de 12 adamıyla birlikte Ali Şükrü Bey’in katil zanlısı olarak Ankara’da öldürülmesinden sonra, komitacılardan bir o, bir de Kara Vasıf Karakol kalmıştı.


Deli Halit Paşa’nın Öldürülmesi

a) TBMM’de Vuku Bulan Olay:

Ali Fuat Cebesoy’a göre: Tarih 9 Şubat 1925’ti. Öğleden sonra saat 3.30. Meclise Kazım Özalp başkanlık ediyordu.

Bu sırada TBMM’de bir olay meydana geldi. Büyük Taarruz’da Kocatepe Grup kumandanlığı yapmış olan Ardahan mebusu Halit Paşa, Avrupa’dan te­daviden dönmüş, silah arkadaşlarının politikaya alet olduklarını işitmiş, onları ikaz etmek ya da nasıl hareket etmeleri gerektiğini söylemek için Meclis’e gelmişti. Kapıda onu Afyon vekili Ali Bey, Kozan vekili Ali Saip Bey, Cebelibere­ket vekili Avni Bey, Gaziantep vekili Kılıç Ali Bey, Cebeliberet vekili Hüseyin Avni Bey ve Elazığ vekili Hüseyin Bey karşıla­dılar.

O sert biriydi.

Aralarında tartışma meydana geldi. Beş kişi birlik oldular. Tartışma kavgaya dönüştü. Halit Paşa, Ali Bey’in üzerine yürüdü. Arkadaşları onu savunmak istediler. Silahlar patladı. Giriş salonunun kapısı orada, basamakların altında, Ha­lit Paşa Kılıç Ali’yi altına aldı, yumruklamaya başladı.

Dört kişi Halit Paşa’nın üzerine çullandılar. Kavga bitmiyordu. Meclis komiseri ve kapıcısı müdahalede bulunmadıkları gibi, oradan uzaklaştılar.

Bu sırada Meclis kapısından içeri Rize mebusu Rauf Bey girdi. Dayak yiyen Ali Bey’in arkadaşları ona, “Ne duruyorsun” dediler. Bunun üzerine bir el daha silah sesi geldi.

Halit Paşa vurulmuştu. Onu arkadan Rauf Bey vurmuştu.

Halit Paşa vurulunca kavga bitti. Olay yerine mebuslar koşarak geldiler. Halit Paşa’yı doktor muayene odasına götürüp yatırdılar.

O beş gün sonra burada, TBMM’de öldü.

Erzurum vekili Rüştü Paşa Halit Paşa’nın kendisine, “Üzerime ani olarak hücum ettiler. Bunun karşısında tabii başka türlü hareket edemezdim. Bana kahpelik ettiler. Rauf birden bire dışarıdan gelerek arkamdan beni vurdu. Madem ki onlar suistimal etmişler, ben bir daha onlarla beraber çalışmam” dediğini söyledi. O gün Meclis müzakeresi, meydana gelen olaydan sonra, ara verildiği yerden devam etti. Kürsüde konuşan Saruhan vekili Reşat Bey dedi ki:

Meclis’te bugün görüldüğü gibi bir derebeylik havası hakimdir. Bu nedenle arkadaşlarımız görüşlerini serbestçe ifade edememektedir. Efendiler, burası milletin meclisidir. Herkes kanaatini en iyi bir şekilde ifade edebilmelidir. Dahili nizamnamede Meclis’e si­lahlı olarak girilmeyeceği, girilemeyeceği belirtilmiştir. Bu madde bugünden itibaren istisnasız, hatta kayıtsız şartsız bir biçimde tatbik edilmelidir.

Meclis başkanı Kazım Özalp, o gün hiçbir şey olmamış gibi hareket etti, en ufak bir muamelede bile bulunmadı. Olayı kapattı. Meclis’in içinde bir cinayet işlenmişken, müsebbiplerini ve olayı mahkemeye intikal ettirmedi. Yalnız Ankara savcısı Meclis’e çağırıldı. Halit Paşa’nın ifadesi bile alınmadı. Doktor raporu açıklanmadan önce, “Tecavüze uğrayan Ali Bey’in kendini müdafaa ederken Halit Paşa’nın vurulduğu” şeklin­de Savcı tarafından açıklama yapılarak, basına haber tebliğ edildi. Savcının daha önceki olayların birinde bile tebliğ neşri görülmemişti. O söz konusu tebliği Halit Paşa’nın vurulmasıyla neden neşretti? Buna neden gerek görmüştü. Olayın meydana geliş tarzı henüz aydınlanmamıştır.

Peki, doktor raporu neden neşredilmemiş, Halit Paşa olay­dan 5 gün sonra, 14 Şubat’ta vefat etmesine rağmen, ilk günlerde zihni açık olduğu halde onun ifadesine neden başvurulmamıştı?

Harp cephelerinde, muharebe meydanlarında defalarca yaralandığı halde ölmemiş olan Halit Paşa, bir sokak kavgasına benzer kavgada, bir kahpe kurşunla öldürülmüş olması manidardır.
.......

Zeki Kadirbeyoğlu’na göre: Olay saat beşi on geçe başladı, o sırada silah sesleri duydum. Toplanma salonundan anında fırladım. O sırada üç el silah daha atıldığını duydum. Rüştü Paşa peşimde “nereye gidiyorsun” diye seslendi. Bu sırada ara salona varmıştım. Orada cümle kapısından elinde tabancayla Avni Bey’in ara salona girerken gördüm. Basamakların yanında Kılıç Ali bulunmaktaydı. O duvarın dibinde sürünerek ilerliyor, bir yandan belinde silahını çıkarmaya çalışıyor, ancak şaşkınlığından bunu da beceremiyordu.

Elimdeki silahın namlusunu Avni Bey’e doğrultarak ona tabancasını yere bırakmasını söyledim. O sırada Rüştü Bey ve Muhtar Bey geldiler. Avni Bey, “Aman ne yapıyorsun, bu tabanca benim değildir. Kapı aralığında kavga edenlerin elinden aldım” dedi. Rüştü Bey söylenen yere koştu. Kılıç Ali’ye odasına girmesini söyledim.

Gördüğümde, Halit Paşa rengi atmış bir halde, ayakta sallanıyordu. Onu kucaklayıp yol sergisinin üzerine yatırdık. Yaranın nerede olduğu görünmüyordu. “Paşa seni kim vurdu” dedim. Halit Paşa, “Kel Ali’yi altıma aldım, **** Rauf üstümden bana ateş etti” dedi.

Halit Paşa’nın yeleğinin düğmelerini çözdüm. Baktım ki, beyaz gömlek kana bulanmış. Halit Paşa nefes alırken zorlanıyordu. Gözleri kapalıydı. Boynundaki kravatı çözmeye çalıştım, çözemedim. O sırada Rize vekili Rauf Bey yanıma geldi. Onun da rengi kaçmış bir haldeydi. Endişeden titriyordu.

“Nasıl oldu?” dedi.

“Vurduğun adamı bana mı sormaktasın? Paşa’nın kendisi itiraf etti” dedim.

Bende bıçak yoktu. Rauf’un bıçağını alıp, kravatı ve kolalı yakayı kestim. Rauf da hemen yanımızdan uzaklaşıp gitti.

İki gün sonra meclise bir sorgu hakimi geldi, ifadelerimizi almaya başladı. Olayı anlattık. Meclis de, Rauf’u kurtarmak için, Afyon vekili Ali Bey’in müdafaayı nef zımnında ben vurdum diyerek (üzerine alması kararlaştırıldığından) o bunu yaptı. Bu nedenle Ali Bey, hem kendini hem de Rauf’u kurtardı.

Katil Rize vekili Rauf’tur.

Zeki Bey, Rüştü Paşa’ya yaralıyı gösterip “Paşa, burada olmaz” demiş. Bağırmış, çağırmışlar, ne bir hademe ne de bir polis gelmiş. Muhtar Bey salona koşup kapıdan, “Bir doktor arkadaş çabuk yetişsin‟ diye içeri seslenmiş, sonra gelmiş, o koltukları altından, Zeki Bey ve Rüştü Paşa da ayaklarından tutmuşlar, ara salon kapısından içeri girerek bir kalem odasına, katiplerin yardımıyla üç masayı birleştirip, üzerine Halit Paşa’yı yatırmışlar. 20 dakika geçtiği halde kimse gelmemiş. Zeki Bey’in kolu Halit Paşa’nın başının altındaymış. Bir süre sonra hafif baygınlık geçirmiş. Derken Meclis müzakereye ara verince bir kalabalık odaya doluşmuş.


Halit Paşa'nın öldürüldüğü TBMM önünde Kel Ali namıyla anılan Ali Çetinkaya -önde sağdan ikinci-, olaya adı karışan arkadaşları Kılıç Ali -ön soldan ikinci- ve Hüseyin Bey ile gövde gösterisi yaparken. Ön sol baştaki Dr Reşit Galib'dir.

Arkada ortadaki, mebus savcı Necip Ali'dir.
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.06.15, 14:17   #3
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

b) Diğer Anlatımlar:

H. V. Velidedeoğlu’na göre: Halit Paşa, TBMM 2. dönem seçimlerinde mebus olmuştu. Mustafa Kemal'e can-ı gönülden bağlıydı.

9 Şubat 1341 (1925) Pazartesi. O gün küçük defterime bir not düşüp, “Bu akşam dairede nöbetçiydim. Büyük bir tehlike atlattım. Halit Paşa, Ali Bey'i, Ali Bey de Halit Paşa'yı yaraladı. Silah sesleri üzerine kalem odasına sığındım. İyi ki tecessüsüme mağlup olarak arkalarından gitmedim. Bir felaketten kurtuldum” diye yazdım.

İptida bu işin sebebi neydi, bilmiyordum. Ankara Palas'ın karşısında mukim İkinci Meclis binasının kapısından, her iki tarafında aynalar bulunan küçük bir giriş salonuna, oradan basamakla alt katta bulunan ara salona girilirdi. Giriş salonu ile bu ara salon arasında kendiliğinden kapanan kapılar vardı. Ara salona girilince soldaki ilk oda, benim kalem odamdı. Pencere kısmı Ankara Palas’a bakıyordu. Akşama doğruydu. İç kısımda bulunan muhasebeden odama gelirken baktım, aynaların önünde Afyon vekili Ali Bey, Kılıç Ali ve Rize vekili Fuat Bey… ayakta duruyorlar. Bu sırada Halit Paşa, vestiyerden paltosunu alıp giymiş, çıkış kapısına doğru yürümeye başlamıştı.

Daha önce Halit Paşa'nın geçerken onlara bir şeyler söylediğini görmüştüm. Merakla bekledim.

Halit Paşa geri geldi ve Ali Bey'e, “Haydi, erkeksen gel” dedi.

O da, sağ elini uzatıp, “Gelirim be, ne olacak?” dedi.

Halit Paşa önde, onlar arkada yürüdüler. Ara salondan aynalı portmantolar bulunan aralık kısma geçtiler. Peşlerinden gidecek oldum, vazgeçtim. Çok geçmedi, silah sesleri duydum. Meclis'in dışından geldiğini sandım, bakmak için ön pencereye koştum. Kimseler yoktu.

Anladım ki, silahlar girişe çıkan aralık kısımda patlamıştı. Ertesi günü, tavanda ve sağ aynalı portmantonun ayağında kurşun yerleri gördüm. Halit Paşa tarafından Ali Bey'in vurulduğunu sanmıştım. Meğer Halit Paşa, aralık kısımda basamakları inerken geri dönüp tabancasını çekmiş ve ateşlemiş. Ama Ali Bey, birden kendini onun ayağına atmış. Bu durumda kurşunlardan isabet almadığı gibi, birlikte yere düşmüşler ama, kendisi altta kalmış. Halit Paşa onu dövmeye başlamış. Ali Bey silahını çıkarıp Paşayı vurmuş. Kendisi yüzündeki sıyrıklarla kurtulmuş, anlaşıldı ki kurşun da şakağını sıyırıp geçmiş.

Aralık kısımda vurulan Halit Paşa’yı sağ taraftaki odaya kaldırmışlar. O akşam nöbetçi olduğumdan gece saat 10’a kadar kalemdeydim. Hekimler odada Halit Paşa’nın tedavisini yaptılar. Savcı ve zabıt katipleri de gelerek Ali Bey’in ve arkadaşlarının ifadesini aldılar. Halit Paşa’nın bile ifadesini almışlar. O kendisini ilkin Rize vekili Fuat Bey’in, daha sonra ise Ali Bey’in vurduğunu söylemiş. (Öyle dediler.)

Gazi Mustafa Kemal Paşa, olayı haber almış ki, Saat akşam 9’dan sonra Meclis’e geldi. Halit Paşa’nın odasında bir süre kaldı. Yüzü çok asıktı.

Birkaç gün sonra 14 Şubat Cumartesi günü küçük defterimi açıp, “Halit Paşa ölmüş. Sabahleyin istasyona gittik. Naaşını trenle İstanbul’a götürdüler. Nöbetçi olduğum akşamki vak’a, hayatımın nihayetine kadar unutamayacağım pek canlı vakalardan biridir. Muharebe meydanlarında birçok kurşun yediği halde ölmeyen adam, ehemmiyetsiz bir asabiyet yüzünden yuvarlandı gitti.” yazdım..


Yıllar Sonra Bir İtiraf:

(Bu bilgi; Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Mecliste Silahlar Konuşuyor, Dünden Bugüne, 19 Ekim 1911 isimli eserinden alıntı ve kaynaktır)

Olayın bir başka boyutu daha vardır. Babamın Hüseyin Bey adında bir lise hocası vardı. Onun ziyaretine giderdik. Konuşurken laf arasında bir ara, 1932 senesiydi, dedi ve devam etti: Askeri tıbbiyede müzakereci teğmendim. Odamızda toplanır, sohbet ederdik.

Arkadaşlarımızdan biri de Yüzbaşı Daim Bey’di. Kalabalıktık. O bize Deli Halit Paşa’nın öldürülme olayını anlattı:

“Ben, Çankaya’da muhafız alayındaydım. Bir gün iki üsteğmeni ayırdılar. O zaman ben üsteğmendim. Muhafız alayı kumandanı Albay İsmail Hakkı Bey emir verdi. “Yarın mecliste bütçe müzakeresi olacak. Sen tabanca belinde, kürsünün bir tarafında ayakta bekleyeceksin” dedi. Öbür üsteğmen arkadaşıma da kürsünün öte tarafında ayakta beklemesini söyledi. Sonra bana, “Bahriye Vekili İhsan Bey kürsüye çıkarsa, kürsüde konuştuğu müddetçe, sen hep locaya bakacaksın. Locadan işaret geldi mi, tabancanı çekeceksin, İhsan Bey’i kürsüde vuracaksın”; arkadaşıma da “Sen de, Halit Paşa’yı böyle vuracaksın” diye emir verdi. Tesadüfen o gün İhsan Bey hastalandı, meclise gelmedi. Halit Paşa kürsüye çıktı. Malûl gazilerin maaşlarının artırılmasını müdafaa ediyor; sert konuşuyordu. Adı üstünde Deli Halit. Kel Ali ekibi yuh diye bağırıyor, bir yandan da sıra kapaklarına vuruyorlardı. En sonunda “Para yok; bütçe müsait değil” dediler. Bunun üzerine Halit Paşa, “Ben Kars’ta Ermenilerden yetmiş araba mücevher alıp Ankara’ya gönderdim. Ne oldu bunlar?” dedi.”…. “Tam bu sırada işaret geldi. Arkadaşım tabancasını çekip Halit Paşa’yı vurdu. Halit Paşa,”…. “yıkıldı. Fakat ölmedi. Kel Ali,”…. “geldi. Kendi tabancasının dipçiğiyle Halit Paşa’ya vurmaya başladı. Hemen götürdüler. Birkaç gün sonra da öldü.”

“İkinci hikaye seneler sonra anlatılır. Gülhane’de iki subay var. Bir dost meclisinde bahsettikleri meseleler bize kadar intikal etti. Fakat mesele tüyler ürpertici.

Subaylardan birisi Lebip Bey, diğeri Daim Bey.

Daim Bey, İsmet İnönü’nün yaveri.”….

“Diğer hikaye bizim konumuzla alakalı. Meclis’te bütçe konuşmalarının öncesi. İki muhalif kişi için talimatlar geliyor. Lebip Bey’e işaret gelince Bahriye Nazırı İhsan Paşa’yı vurma emri veriliyor. Ruaf Bey’e de işaret geldiği zaman Halit Paşa’yı vurma emri veriliyor.

İhsan Paşa o gün hasta olduğu için görüşmelere gelemiyor. Kendisi ölümden Lebip ise cinayetten kurtuluyor. Fakat Halit Paşa aynı şansa sahip değil.”
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.06.15, 14:22   #4
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

a) Cinayetin Siyasi Boyutu:

Halk Fırkası’ndan ayrılıp Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmak isteyen Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet ve Cafer Tayyar Paşalara Halit Paşa olumlu bakıyor, yeni oluşumda yer alacağı bekleniyordu. Fırka kurulduğu gün gazeteciler bunu Halit Paşa’dan sormuştular. O, henüz karar vermediğini, ancak TCF’nin programını incelediğini, kararını henüz vermediğini söylemişti. TBMM’de vurulduğu zaman, cebinden TCF programının çıkması bu beklentiyi haklı çıkarmıştı. Aralık ayında yapılan ara seçimlerdeki tavrı da onun TCF’ye yakında katılacağı düşüncesini pekiştiriyordu.

Ara seçimlerde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın vekil adayı İstanbul Belediye Başkanlığı’nı yapan Emin Bey’di. TCF’nin bağımsız adayı ise Nurettin Paşa’ydı. Halit Paşa’nın tavrı Nurettin Paşa’dan yanaydı.

Bursa’ya gelen Afyon vekili Ali Bey, Emin Bey’in seçim çalışmalarını desteklemiş, Halit Paşa da onu görmüştü. Bu nedenle aralarında bir mesele geçmişti. Ali Bey durumu Mustafa Kemal Paşa’ya aksettirmişti. Devreye Meclis başkanı Kazım Özalp sokulmuş, Kılıç Ali Bey de Halit Paşa’yla Ali Bey’in arasını bulmak istemişti. İkisini Fresko’nun barında buluşturmuştular.

TCF 17 Kasım 1924’te kurulmuş, 5 gün sonra İsmet Paşa hükümetinin yerine Ali Fethi Bey hükümeti gelmişti. Halit Paşa, TCF’nin kuruluşundan 84 gün sonra 9 Şubat 1925’te vurulmuş, 5 gün sonra 14 Şubat’ta ölmüştü. Bu birbirini takip eden her iki olay tesadüf müydü?

Katil zanlılardan Rize vekili Rauf Bey, 3 Mayıs 1925’te ölmüştür. Onun bu ölümü Halit Paşa’nın vurulmasından 84 gün sonraydı. Bu da mı bir tesadüftü?

Acaba Rauf Bey’in ölümü normal ölüm mü, yoksa başka bir nedenle miydi? Bu hususta herhangi bir açıklama yok.

Ancak kafalarda soru işareti var.

Bu hususta, “Derken bir şeyler oldu ve olaydan yaklaşık 50 gün sonra Rauf (Benli) hastalanıp ölüverdi. 50 gün önce sapasağlam olup Deli Halit Paşa gibi biriyle boğuşan Rauf’un akıbeti hâlâ meçhuldür” denir.

Rauf Bey’in adı o sırada Kılıçhane Rauf’tu. Çünkü soyadı kanunu daha sonra çıkarılacak, ailesine Benli soyadı verilecekti.

Hakkındaki bilgide gördüğümüz gibi, o 1922 yılında Ankara Merkez Komutanı olmuş, 1 Ağustos 1923’te Rize’den mebus olarak TBMM’ne girmişti.


b) Cinayetin Tartışmalar Boyutu:

Halit Paşa’yla Afyon vekili Ali Bey arasında olaydan önce ciddi tartışmalar yaşanmıştı. Bu ikisinin arasında anlaşmazlık Trablusgarp Savaşı’na dayanmaktadır. Trablusgarp Cephesi’nde Yüzbaşı Halit Bey’le Ali Bey aynı yerde görev yapmaktaydılar. İkisi arasında sürekli tartışma çıkıyor, anlaşmazlık halini alıyordu.

Bu nedenle Mustafa Kemal ve Enver Beyler tarafından Ali Bey’in yeri değiştirilip o başka bir askeri bölüme verildi. TBMM’de 2. Dönem seçimlerinde ikisi de aynı partide yer almasına rağmen tartışmalar devam etmiş ve yine anlaşmazlık halini almıştır.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Halit Paşa’dan bahsederken onun cephede durduk yere adam vurduğundan birilerinin söz ettiğini, kendisinin de bunu duyduğunu, ancak söylenenlerin doğru mu, uydurma mı olduğunu bilmediğini söylüyor, hakkında anlatılan bir öyküye yer veriyor.

Bu herhangi bir Türk subayına yakışacak bir durum değil, Halit Paşa’nın yaptığını da sanmam. Ancak söz konusu laflar nereden çıkıyordu? Kimler bir araya gelip bu lafları üretiyor ve piyasaya sürüyordu?

Asıl mesele budur?
.........

H. V. Velidedeoğlu Meclis’te görevli biri. Herhalde o, bu lafları Meclis’te bulunan birilerinden işitmişti. Aynı sözler Yakup Cemil hakkında da çıkarılmış, onun hakkında, “Emrini yerine getirmeyen veya mağlubiyete sebep olduğunu düşündüğü herkesi sorgusuz sualsiz ya kurşuna diziyor ya da astırıyordu” denmiş.

Bu laflar söylenirken devamında övgüyle adından söz ettirerek kendini ön plana çıkaran birini görüyoruz, Kel Ali namıyla maruf Afyon vekili Ali Bey.

Güya Kel Ali, Yakup Cemil Bitlis’e gelince onu başıbozuklukla itham ederek bağırmış, çağırmış, azarlamış, en ufak bir şeyde silahına sarılıp adamı alnından vuran Yakup Cemil, hakaretlerin birine bile ses çıkarmamış, Kel Ali’nin karşısında sus pus olmuş, durumu görenler şaşırmış. Yakup Cemil’i az buçuk tanıyanlar tabi ki bu laflara inanmaz. Ama Kel Ali’nin bir huyu vardır, nerede adından söz ettiren ve efsane haline gelmiş biri var, onun hakkında asılsız laflar çıkarttığı gibi kendini ön plana koymak.

O bunu huy edinmiş.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ndan bahsederken dipnotta kaynak göstererek belirttiğimiz gibi, Kel Ali’yle Said-i Kürdi arasında Bitlis’ten gelen bir münasebet var. Kumandan Kel Ali, Said-i Kürdi’yi ata bindirir, onu siperlerin önüne çıkarır, gösteri yaptırır, Said-i Kürdi’ye ne mermi işler, ne top tesir edermiş. Bunu değiştirip anlatan biri Said-i Kürdi’den söz ederken, “üç gülle ölecek yerine isabet ettiği halde, biri hançerini, diğeri tütün tabakasını delip geçmiş ve kendisine bir zarar vermemiş” diyor. Kaynak olarak da Said Nursi'nin “Tarihçe-i Hayat” adlı eserini göstermiş.

Dikkat edin mermi değil, gülle… Gülle yuvarlak olduğu gibi, ağızdan doldurma topun namlusundan çıkan demir gibi nesneye denir, Osmanlıcada da bu kelime kullanılır. Ruslar 1891 yılından beri Mosin Nagant tüfekler kullanıyordular. Bunlar bilya değil, mermi atıyorlardı

Said-i Kürdi, Bitlis savunmasında bulunmuş, bu doğru. Ancak o ve arkadaşları Bitlis boşaltılırken düşmanın eline geçmesin diye, topların nakliyesinde kullanılmış. 20 top değil, 8 top kurtarmışlar. Bunu da o dönemin Bitlis valisi kurtarılan 8 top adedini İstanbul’a bildirmiş, Said-i Kürdi’nin adından bir kere bile söz etmemiş. 10. Dipnottaki yazar, kaynakta belirttiğimiz bilgiyi veriyor. Yani Said-i Kürdi tencere, Kel Ali kapak. Yuvarlanmış, birbirlerini Bitlis’te bulmuşlar. Yalan ve palavrada, hatta birilerini karalamada yarış halindeler.

Yalan ve palavra Dr. Reşit Galip’te de var. Bu doktor Mustafa Kemal’le 1923 yılında Mersin’de tanışmış. Onun isteğiyle 1924 yılı Aralık ayındaki ara seçimlerde Aydın vekili seçilmiş. Ancak Reşit Galip, "Mustafa Kemal Ankara`ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü. Ertesi gün bana şöyle anlattı. “Reşit Bey, rüyamda bana ‘Paşam İnönü`den ne haber?’ diye sordunuz. Ben de ‘vaziyet kritiktir` cevabı verdim. ‘Kritik nedir? Anlamadım ki!’ dediniz. Ben de ‘Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm’ diyerek odama çekildim”diyerek bir kehanette bulunur.

Ali Saip’te bile yalancılık ve palavracılık var. Türklerle yapılan anlaşmayla Urfa’yı 10-11 Nisan 1920’de boşaltan Fransızların, o akşam yola çıktıklarında sabaha karşın baskın yiyip, en az 100 Fransız askerin durduk yere öldürülmesi olayı… Güya o gece Fransızlar sabaha karşı Türk köylerine baskın yapmışlar, Milis kuvvetler de onları öldürmüş. Onun raporunda bu yazıyor.

Yozgat İsyanı’nın bastırılmasından söz ederken, bu isyanı bastırmak için gönderilen “Kılıç Ali Bey, kimseye bir şey söylemeden, Ankara’ya bile haber vermeden emrindeki birlikleri alıp Boğazlıyan ta­rafına çekildi ve beklemeye başladı. Onun moral bozucu davranışlarda bulunduğu, hat­ta Akdağmadeni halkının isyancılara katılmasında ve isyancılara sempati duymasında kat­kısının bulunduğu söylenir.” Ancak Ankara’ya göndermiş olduğu raporda Kılıç Ali, “Ya­nımda 60 atlıdan başka güveneceğim kimse yoktur” demiş, 2 topla takviye edilmesi gerektiğini yazmış, ayrıca Çerkez Ethem kuvvetlerinin Çapanoğulları’na karşı Yozgat’a taarruza geçerse kendisinin de taarruz geçerek ona yardım edeceğini belirtmiş olduğu halde, isyanın bastırılmasından sonra, Yozgat’ta yapmış olduğu kahramanlıkları Ankara’da anlatmaya başlamış.

Vikipedi’de hakkında bahsedilirken, Kılıç Ali’nin Kırşehir isyanını bastırdığından söz edilir. Ancak Kırşehir’de isyan çıkmamış ki bastırsın. Mucur’da ikamet eden Alevi dedesi Çelebi Efendi, isyanın çıktığı Yıldızeli’ndeki isyancıları teskin için gönderilmek istenmiş, o da hasta olduğunu söyleyerek gitmemiş, bunu da adı geçen yazımda belirtmiştim. Görülüyor ki sırf Kel Ali ve Dr. Reşit Galip değil, Ali Saip ve Kılıç Ali de Said-i Kürdi gibi yalancı ve palavracı. Necip Ali’nin yalan ve palavrası nedir? Elbette onun da vardır ama, şimdilik bilmiyoruz. Bunlar tam anlamıyla Yalan ve Palavra Şebekesi.

Halit Paşa, Kemalettin Sami Paşa'ya yazmış olduğu mektupta, "Mücadele yıllarında nerelerde olduğunu bilmediğim adamların dilinden kurtuluş, memleket, mücadele lafları eksik olmuyor"demektedir.

O, Meclis’te Kel Ali, Kılıç Ali, Rauf ve Hüseyin Avni Bey’lerin bir köşeye çekilmiş, kafa kafaya vermiş bir halde fısıldaştıklarını görmüş, onları bu halde görünce bağırıp çağırmış, Kel Ali’ye, görüşeceğiz, peşimden gel, demiş, sonra giderlerken dönüp birden ateş etmeye başlamış…


c) Cinayetin Yolsuzluklar Boyutu:

Halit Paşa kürsüde adeta kükrermiş. Dönemin mebus hatıralarında “Halit Paşa kürsüdeyken mecliste çıt çıkmazdı” deniyor.

O kürsüde memleket meselelerini anlatırmış ve çözüm sunarmış. Mustafa Kemal Halit Paşa’yı takdir etse de, etrafındakiler Halit Paşa’dan rahatsızlarmış.

Çünkü o, Meclis’teki bütün entrikaları ve dönen dolapları deşifre ediyormuş, kimilerinin Ali Cengiz oyunlarını bozuyormuş. Halit Paşa’dan rahatsız olanların başında Kel Ali lakabıyla anılan Afyon vekili Ali Çetinkaya ve Gaziantep vekili Kılıç Ali gelmekteymiş.

16 Şubat 1925 tarihli Son Telgraf gazetesine göre Halit Paşa, Meclis’te söylenen idari olduğu kadar mali yolsuzluklar karşısında kayıtsız kalamamış, bunların üzerine gittiği gibi, meseleyi 30 Ocak 1925’te ziyaretine gittiği Mustafa Kemal Paşa’ya anlatmış, ondan bir çözüm bulmasını istemiş.

Gazete, Halit Paşa’nın halen devam eden yolsuzluklar karşısında o gün kendini kaybettiğini belirtmiş. Ayrıca, Ali Fuat Paşa hatıralarında yolsuzluğu yapanların kimler olduğunu birer birer adını vermiş, Halit Paşa’nın yolsuzluklar nedeniyle adı geçen kişilerle tartıştığını ifade etmiş. Hüseyin Bey’in takrir meselesi olayın bir bahanesiymiş. Rıza Nur da kavganın yolsuzluklar karşısında buna tahammül edemeyen Halit Paşa’nın takındığı sert tavırdan çıktığını söylemiş.

Olayın olduğu günlerde TBMM’nde gerçekten 1341/1925 yılı Bütçesi ve Malul gaziler meselesi konuşulup tartışılıyordu. Bütçe tartışmalarında konuşulanlardan biri de Toprak reformu meselesiydi. 1925 Yılı Bütçe Kanunun 25 Maddesi’ne göre, “toprağa ihtiyaç duyan ziraat erbabına, elde mevcut millî arazi, bedeli on senede taksitle alınmak ve her aileye verilecek arazi miktarı ellerindeki topraklarla birlikte en fazla 200 dönümü geçmemek üzere, değeri ba­hasına” dağıtılacaktı. Bu kanunun Meclis’ten geçmesini Mustafa Kemal Paşa istemişti.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci “Halid Paşa’yı vuran Rauf bey değil, bir başkasıdır. Kel Ali ve ekibinin İş Bankası ve Nafia Vekâleti’ndeki (Bayındırlık Bakanlığı) yolsuzluklarını devamlı dile getiren, Fethi Bey ve Terakkiperver Fırka’ya meyleden, doğru bildiği işlerde yukarısını bile takmayan, gözü pek tabiatı sebebiyle deli lakabını alan bir milletvekilinin muhtemelen ortadan kaldırılması gerektiğine hükmedilmiştir.

Bu da o zaman âdet olduğu üzere muhafız alayına verilmiştir. Muhafız subayı Halit Paşa’yı vurup çekilmiş; herkes Rauf Bey’i gerçek katil bilmiş, ama suçu Kel Ali üzerine almış, bu sebeple hâdisenin üzerine gidilememiştir”demektedir.

Görülüyor ki, banka boşaltmalar ta 1923 yılında, Cumhuriyet kurulurken başlamış, günümüze kadar devam etmektedir.


d) Tedavideki Aksaklıklar:

Yaralanan Halit Paşa, TBMM odalarından birinde bir yatağa yatırılmış. O kendine geldikçe kesik kesik konuşuyormuş. Mustafa Kemal, olayı haber alınca koşup gelmiş, Paşa’ya geçmiş olsun demiş, olayın görgü tanıklarıyla konuşmuş. Halit Paşa Mustafa Kemal’e de, Ali Bey’i altına almış onu döverken Rize Mebusu Rauf Bey tarafından arkadan kalleşçe vurulduğunu söylemiş. Paşa’nın ilk tedavisi Aydın vekili Dr. Reşit Galip Bey tarafından yapılmış. Gerekli ilaçlar alınıp yara sarılmış. Paşa’nın ilk yirmi dört saati zaman zaman gelen nöbetlerle çok ızdırap içinde geçmiş. Bir iki defa istiğfar etmiş. Buna rağmen gelenlerle görüşebilmiş. Mustafa Kemal, tedavi için İstanbul’dan bir doktor getirtmiş. Cerrah Operatör Dr. Orhan Bey 11 Şubat’ta gelmiş, Paşa’yı muayene etmiş. İç kanama yaşanmaz ise hayati bir tehlikenin olmadığı söylenmiş. Tedavisine TBMM’de devam edilmesi istenmiş. Paşa’nın yarası, 12 Şubat Perşembe, Orhan ve Süreyya Beyler tarafından açılmış ve pansuman edilmiş. 13 Şubat Cuma günü Paşa’nın durumu kötüleşmiş. Ateşi 42’ye kadar yükselmiş. Zorla 41’e düşürmüşler. O nefes almakta bile zorlanmaya başlamış. Gece İstanbul Sıhhiye Müdürlüğü’nden tedavi için gerekli alet ve edevat istenmiş. 14 Şubat Cumartesi, saat 2’yi 20’i geçe Halit Paşa vefat etmiş.

Görülüyor ki, nefes almak için gerekli alet ve edevat haricinde tedavi için gereken ne ise yapılmış. İstanbul’dan gelen doktorla gerekli alet ve edevat getirtilebilirdi. Bir de 12 Şubat günü yaranın açılması ve pansuman yapılması var. Bundan sonra Halit Paşa’nın durumu tehlikeli bir hal alıyor.

Acaba yanlış bir şey mi yapıldı?

İster istemez bu soru akla geliyor. Ayrıca üstüne basılarak, yarayı açanların ve pansumanı yapanların işin uzmanı doktorlar olduğu söyleniyor. Pekala, pansuman oradaki sağlık görevlilerinden biri tarafından da yapılmış, ama şüpheye mahal bırakmamak için bu şekilde gazeteye haber verilmiş olabilir. Ancak Halit Paşa’nın tedavisinin yapıldığı, yarasının iyi olduğu, ancak zatürreden öldüğü de söyleniyor. Cumhuriyet gazetesinde böyle bir haber çıkmış. O dönem vekillerinden İbrahim Süreyya Bey, Halit Paşa’nın ölümünün hastaneye kaldırılmaması ve vurulduğu gün kalem odasındaki masalardan birine yatırılması, bu nedenle Paşa’nın soğuktan zatürre kaptığını anılarında belirtiyor.

Demek ki yaralı vurulduğunda yatağa bile yatırılmamış, 9 Şubat’tan 11 Şubat’a kadar böyle kalmış. Orhan Bey’i İstanbul’dan getirten Mustafa Kemal. Doktor geldikten sonra Paşa yatağa yatırılmış olabilir. Vatan gazetesindeki habere göre, Paşa’nın ilk tedavisi akşama doğru 9 Şubat 1925’te, Aydın vekili Dr. Reşit Galip tarafından yapılmış. Onun kımıldatılmadan masada kalmasını da herhalde bu doktor söylemiş.


Sonuç

Söz konusu cinayet ve ölüm olayında belirtilen nedenlerin sırf birini belirli bir neden olarak gösteremeyiz. Az ya da fazla, 3 nedenin 3’ü de etkendir. a) şıkkında belirttiğimiz, siyasi boyut bir hayli fazla. b) şıkkında belirttiğimiz tartışmalar bahsi de bir o kadar. c) şıkkında belirttiğimiz yolsuzluklar ve Halit Paşa’nın bu yolsuzlukların üzerine gitmesi bile cinayet nedenlerinin biri. Buna göre a) şıkkı % 40, b) şıkkı % 30, c) şıkkı % 30 kadar pay içeriyor. Kurşun hesap edilerek, öldürücü yerden vücuda girmiş. Bütün bunlar yapıldıktan sonra, kurtulması için herhangi bir şans bırakmamak için onun ilk 2 gün içinde, d) şıkkında belirtildiği gibi, hastaneye kaldırılmayan yaralının bir odada masanın üzerinde yatırılması, hatta üzeri bile örtülmeyerek soğuk alması sağlanmış.

Rize vekili Fuat Bey’in olayda bir rolü bulunmamasına rağmen, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu tarafından, Rauf Bey denileceği yerden neden onun ismi verilmiş? İkisi de Rize mebusu. Ayrıca Hıfzı Veldet Bey, vurulmanın olduğu günün akşamı TBMM’de, akşam saat 10’a kadar nöbetçiydim diyor. Doktorların tedavisinden sonra, Halit Paşa’nın herhangi bir yatağa yatırıldığından bahsetmemiş. Öyleyse 2 gün boyunca onun masanın üzerine yatması yalan değil. Şubat ayı. Mevsim de kış. Odada soba yakılmış mı, buna dair bir bilgi bile yok.

Meclis başkanı Kazım Özalp, cinayetin soruşturulmasını önlediği gibi, Meclis’teki mebuslar üzerinde işin basit bir vaka olduğu izlenimini uyandırmış. O arada basına ve gerekli yerlere tartışmanın ve vurulmanın Halit Paşa’nın asabi halinden kaynaklandığı haber verilmiş, gazeteler ve savcılık da bu şekilde bilgilendirilmiş, olay böylece ört bas edilmiş.

Ancak saikast olayının Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşundan 84 gün sonra gerçekleşmesi, TCF’nin kurulup, 5 gün sonra hükümet değişikliğinin olması gibi, vurulmasından ardından 5 gün sonra Halit Paşa’nın ölmesi, olay başlangıcının 84.’üncü günü cinayet zanlısı Rauf Bey’in de ölmesi zihinleri oldukça karıştırmış, işin mahiyeti bir cinayet zinciri şekline dönüşmüş.

Hele ki, Denizcilik bakanı İhsan Bey’in aynı gün Meclis’te öldürülmek istenmesi, ama onun o gün gelmediğinden dolayı kurtulması vakayı oldukça esrarengiz bir mahiyete dönüştürmüş.

İşin garibi İhsan Bey, 1922-1923 yıllarındaki Ankara İstiklal Mahkemesi başkanı olduğu gibi, İş Bankası’nın da kurucusu ve yönetim kurulu üyesi. İşte onun bu nitelikleri ister istemez bizi düşündürmektedir. İsmail Hakkı Bey’in adının geçtiği anlatımın da doğru olma ihtimali çok yüksek. Ancak Kel Ali ve ekibi bu işte figüran olarak da kullanılmış olabilir. Yahut çıkarları nedeniyle olaya dahil olmuşlar.

Yalnız unutulan bir şey var, onu açıklayım. Halit Paşa, Meclis’e silahsız da gelmiş olabilir. Kel Ali’de silah var. Kılıç Ali’de silah var. Avni Bey’de silah var. Rauf Bey’de silah var. Hıfzı Veldet Bey’e göre Fuat Bey’de silah var. Hatta Kadirbeyoğlu Zeki’de silah var ama, Halit Paşa’da nedense silah yok. Zaten olsaydı Kel Ali’nin ve kendisine saldıranların biri bile kurtulamazdı.

Yani Halit Paşa, bir asker olarak, askeri disiplin ve yönetmenliklere bağlı olduğu gibi, bir milletvekili olarak da Meclis disiplinine ve yönetmenliklerine bağlı. Onu Meclis’ten içeri girince pusuya düşürüp vurmuş olabilirler. Ancak olay ağız birliği edinilmiş gibi, öyle yansıtılmış, Halit Paşa’yı görgü tanıklarından ne Kadirbeyoğlu Zeki, ne Hıfzı Veldet Bey, ne Ali Fuat Cebesoy, ne Rüştü Bey, ne de Muhtar Bey silahlı olarak görmediği halde, Kel Ali başta olmak üzere, Kılıç Ali, Ali Saip ve Rauf Beyler onu silahlı olarak anlatmışlar, hatta ilk silahı çekip ateş edenin de o olduğunu söylemişler, böylece görgü şahitlerini bile etkilemek istemişler. Bu adamlar cinayet nedenlerini açıklarken b) şıkkında belirttiğimiz gibi yalancılık ve düzmecilikte şebeke haline gelmişler.

Ancak anlatımlarda ortak bir nokta var. O da, Halit Paşa’nın Kel Ali’yi altına alıp dayak atması. Zaten Halit Paşa, Mustafa Kemal dahil, Kadirbeyoğlu Zeki’ye de olayı anlatırken üstüne basa basa bunu söylüyor, “Kel Ali’yi altıma aldım, döverken **** Rauf arkamdan ateş etti, beni sırtımdan vurdu” diyor. Sırtından vurulması doğru olabilir. Zaten Kadirbeyoğlu Zeki, “rengi atmış, sallanıyordu ama, yarası görülmüyordu” diyor. Çünkü Paşa’yı o bu halde önden görmüş, arkadan değil. Yere yatırmışlar, halen vurulduğu yer görülmüyor. Sonra anlamışlar. Eğer Kel Ali, Halit Paşa’yı alttan vursaydı, yarası belli olurdu, kan önden görünür, bir tarafından sızardı. Kadirbeyoğlu Zeki, olay yerine giderken ara salonda Avni Bey’i ve Kılıç Ali’yi silahlı olarak görüyor. Ama olay yerine varınca kimseyi göremiyor, Kel Ali bile ortalıkta yok, kaçıp gitmiş. Halit Paşa’yı yere yatırınca Rauf Bey yanlarına geliyor. Sonra o da çekip gidiyor.


Kaynak: haber.kafkasdiasporasi.com
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 16.06.15, 23:24   #5
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,711
Ettiği Teşekkür: 72273
Aldığı Teşekkür: 66409
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

Doğru söyleyen her zaman dokuz köyden kovulmayıp işte böyle hayatıyla ödüyor...

Allah rahmet eylesin...

Ellerine sağlık Sayın Modum...

Uzundu ama zevkle okudum...

Teşekkürler...

__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 17.06.15, 01:18   #6
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

Tarihte iz bırakan bir asker ve siyasetçiyi sayende tanımış oldum.
Hiç duymamışım adını. Yazık olmuş...
Çıkarlarda uyuşmayınca yapılan kahramanlıkları bile gözleri görmüyor insanların.


Teşekkürler....
__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 24.06.15, 13:15   #7
«... Beklenen Şarkı ...»

Çengelli İğne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 1654
Mesajlar: 9,563
Ettiği Teşekkür: 33017
Aldığı Teşekkür: 32006
Rep Derecesi : Çengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

Hem üzülerek hem de kahrederek yazının tümünü okudum.

Devlete bu kadar hizmet etmiş görev için oradan oraya yollanmış Halitpaşa'nın TBMM'de işlenen ilk cinayetin kurbanı olarak tarihe geçmesi ne acı.

Emeklerine sağlık,teşekkürler.
__________________






Çengelli İğne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Çengelli İğne'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 24.06.15, 15:44   #8
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi




Yorumunun altına imzamı atarım Çengelli İğne, bu konuda aynı düşünüyoruz seninle..

Okuduğun için teşekkür ederim..

__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 25.06.15, 03:20   #9
Dönersen Islık Çal..

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 784
Mesajlar: 6,388
Ettiği Teşekkür: 28194
Aldığı Teşekkür: 33967
Rep Derecesi : Sevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardırSevda şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Deli Halit Paşa | Yaşamı | Ölümü Üzerindeki Sır Perdesi

Adı ilk kez duydum Halid Paşanın. Kahraman bir askerin böyle öldürülmesine üzüldüm.

Teşekkürler Dilaver.
Sevda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Sevda'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
deli, halit, Ölümü, paşa, perdesi, Üzerindeki, yaşamı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 14:18.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.