Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi > Türk Tarihinde Yer Alanlar

Türk Tarihinde Yer Alanlar Türk tarihinde yer alan olay ve portreler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 06.01.16, 20:08   #1
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Rauf Orbay

Hüseyin Rauf Orbay
(1881 İstanbul 1964 İstanbul)





Balkan Savaşları’nda yenilgilerin yanısıra teselli verici başarılar da vardı. Bu başarılar karada değil, denizlerde yaşanıyordu. Aslında tek bir savaş gemisinin başarıları söz konusuydu. Hamidiye Savaş Gemisi’nin...

Hamidiye Savaş Gemisi, 1903 yılında Osmanlı Donanması’na katılmıştı; ama çok geçmeden Akdeniz’i yeniden bir Osmanlı denizi yapmayı başarmıştı. Hamidiye’nin kimi zaman vur-kaç taktiğiyle, kimi zaman “akın harekâtı” adını verdikleri gözü kara, korsan atılışlarla elde ettiği başarılar halkta büyük bir umut ve heyecan yaratmıştı. Art arda kazandığı başarıların ünü o denli büyümüştü ki, Akdeniz’e “Hamidiye Denizi” denmeye başlanmıştı.

Bu savaş gemisinin “Kaptan”ı, Hüseyin Rauf adında, genç bir deniz subayıydı. İlerideki yıllarda “Hamidiye Kahramanı” diye anılan subay.

Hüseyin Rauf, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş çalışmalarında da ön sıralarda yer almıştır.



Kurtuluş Savaşı’nın ilk saatinden Cumhuriyet'in kurulmasına değin geçen sürede Mustafa Kemal’in izinde ve çizgisinde “semper fidelis” yani “her zaman sadık” deyimiyle tanımlanan bir bağlılıkla sürdürdüğü savaşımı, tıpkı Hamidiye zaferlerinde olduğu gibi destansı boyutlardadır.

Rauf Orbay, Mustafa Kemal ile aynı yaştadır. Vali ve Osmanlı Ayan Meclisi üyesi Muzaffer Paşa’nın oğludur. Babasının görevi gereği askeri eğitimine Libya, Trablusgarp’ta başladı. İstanbul’da Deniz Harp Okulu’nu ve Askeri Mühendislik Okulu’nu bitirdi.

Denizcilikteki görevleri zamanla öylesine boyutlandı ki, “Gemisini yüzdürmediği deniz ve okyanus kalmadı” dense yeridir. Bu özelliğiyle, birçok kez Uluslararası Su Yolu Komisyonları’nda Osmanlı temsilciliği yaptı. İngilizce, Fransızca ve Almanca’yı kusursuz bir yetkinlikle biliyordu. Rauf Orbay, İttihat ve Terakki Partisi önderlerinden Enver Paşa’nın yakın dostuydu. Bu dostluk ona çetin ve karmaşık görevler yüklemişti. Bunlar arasında yeni kurulan Afganistan’ı İngiliz etkisinden kurtarıp Türkiye saflarına çekmek de vardı.


Afganistan ordusunun eğitimi için Enver Paşa tarafından resmen görevlendirilmişti. Hiç bilmediği, adı henüz haritalarda olmayan bir ülkeye ulaşabilmek için yanındaki az sayıda yardımcısıyla büyük bir uğraş verdi. Sonunda İran’da Kirmanşah’a ulaşabilmiş daha fazla gitmenin olanaksızlığını görmüştü. Buradayken Enver Paşa tarafından İran Cephesi Komutanlığı’na atandı. Ardından Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na atanınca, İstanbul’a geldi. 1918 yılında, Ahmet İzzet Paşa kabinesinde denizcilik bakanı oldu.



Rauf Orbay’ın uluslararası birçok görüşmede Osmanlı Devleti’ni başarıyla temsil etmesinde engin görgüsü ve güven verici kişiliği önemli bir etkendi. Ne var ki, Osmanlı Devleti, tam bir teslim belgesi olan Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalmış, üstelik bu imzayı Osmanlı Devleti adına Rauf Orbay atmıştı. Rauf Orbay imzayı, işgal güçleri komutanından kopardığı birçok taviz karşılığı attığına inanıyordu. Ama bu taviz ve centilmenlik anlaşmaları kağıt üzerinde ve sözde kaldı. İngiliz, Fransız ve İtalyanlar, verdikleri sözleri, ancak bir sömürgeci anlayışın sahiplerinden ve işgalci saldırganlardan beklenen bir davranış biçimiyle, hemen unuttular, verdikleri sözleri hiçbir zaman tutmadılar.

Rauf Orbay, karşılaştığı düş kırıklığına karşın, ülke için kurtuluşun başka yollarla olanaklı olacağını görmüştü. Balkan Savaşı sırasında Bolayır’da tanıştığı Mustafa Kemal ile öteden beri sık sık bir araya gelerek kurtuluş planları yapıyorlardı.

Hüseyin Rauf , Damat Ferit hükümetinin işgalcilere karşı uysal tutumunu protesto ederek deniz albayı rütbesindeyken askerlikten ayrıldı. Bu arada birlikte çalıştıkları arkadaşları Fethi Okyar işgalcilerce tutuklanmıştı.

Kendisi ve Mustafa Kemal hakkında mütareke basınında karalayıcı bir kampanya başlayınca, Mustafa Kemal ile durumu değerlendirerek savaşımı Anadolu’da sürdürme kararına vardılar. Mustafa Kemal’in sağ salim Samsun’a çıktığını öğrendikten hemen sonra, o da 24 Mayıs’ta yola çıktı. Ege üzerinden Ankara’ya giden Rauf Orbay, yol boyu Kuvâ-yı Milliye örgütlerinin kurulması ve direnişçilerin birleşmesi için çalıştı. Ankara’da Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile, Amasya’da Mustafa Kemal Paşa ile buluştu. İlk bağımsızlık bildirgesi olan Amasya Tamimi’ni birlikte hazırlayan paşalar, buradan Erzurum’a, ardından Sivas’a geçerek yaptıkları kongrelerle ulusal güçlerin tek bir çatı altında toplanmasını başardılar. Bu başarının somut sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu oldu.

Bekir Sami (Kunduh)- Mustafa Kemal-Hüseyin Rauf (Orbay)



Bu çalışmaları sırasında, İşgal Güçleri Komutanı General Milne tarafından Rauf Orbay için tutuklanması kararı çıkarıldı. Kurtuluş Savaşı önderlerinin bu karar karşısındaki tutumları tarihsel önemdedir. Ankara’dakiler, tutuklama kararına, tam o günlerde açılan Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Rauf Orbay’ın Sivas milletvekili olarak katılmasını kararlaştırarak yanıt vermişlerdi. Bu amaçla Rauf Orbay’ı İstanbul’a gönderdiler. Osmanlı Meclisi’nde bir grup kuran ve Misak-ı Milli Kararı’nın kabul edilmesini sağlayan Rauf Orbay’ın işgal güçlerince her an tutuklanmasını bekliyorlardı. Beklenen oldu ve Rauf Bey, Bekir Sami Bey ile birlikte tutuklanıp Malta’ya gönderildi.

Bunun üzerine Mustafa Kemal, o günlerde Anadolu’da bulunan Binbaşı Rawlinson’u gözaltına aldırdı; Rauf Bey ve Malta sürgünleri bırakılana değin de bırakılmayacağını açıkladı. Bu olay dünya çapında yankı yarattı. Kuvâ-yı Milliye güçlerinin taktiği başarıya ulaşmış, dünya kamuoyu Türkler’in direnişini ve kararlılığını duymuştu. Çok geçmeden öteki Malta sürgünleriyle birlikte Rauf Bey de özgürlüğüne kavuştu. Ama artık görev yeri TBMM’ydi. Oy birliğiyle meclis başkanlığına seçildi. Bir yandan da Bayındırlık Bakanlığı görevini sürdürüyordu. 1922’de de büyük oy çoğunluğuyla başbakanlığa seçildi.



Rauf Bey, Büyük Taarruz’dan sonra başlayan zafer günlerinde Mustafa Kemal ile tam bir anlaşma içinde Lozan görüşmelerini hazırladı. Lozan’da Türkiye’yi kendisinin temsil edeceğini bekliyordu.

Ama bu görev için İsmet Paşa seçildi. Rauf Orbay, Lozan görüşmeleri süresince İsmet İnönü ile birçok “diplomasi tekniği” konusunda anlaşmazlığa düştü. Onların bu anlaşmazlığında Mustafa Kemal, ağırlığını İsmet Paşa’dan yana koyunca, gururuna düşkünlüğü ile tanınan Rauf Orbay bu “yenilgi”yi içine sindiremedi ve başbakanlıktan istifa etti.


Rauf Bey, 1924’te Kâzım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy ile birlikte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu, partinin genel sekreterliğini üstlendi. Bu dönemden sonra politik rekabetin acımasız çarkları işlemeye başlamıştı. Önce partisi kapatıldı, ardından Mustafa Kemal’e yönelik İzmir Suikastı davasında yargılandı ve 10 yıl kalebentliğe (kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu) mahkum edildi.

Bu olaylar olurken Rauf Bey, yıllardır çektiği sıtma hastalığının tedavisi nedeniyle gittiği Avusturya’da bulunuyordu. Cezası, cumhuriyetin 10’uncu yılı nedeniyle çıkarılan af yasasıyla kalkmasına karşın o, Türkiye’ye dönmedi, 1935 yılına değin yurt dışında yaşadı.

Yurda döndüğünde, hakkındaki kararın kaldırılması ve itibarına (saygınlığına) kavuşturulması istemiyle Askeri Temyiz Mahkemesi’nde dava açtı. Davayı kazandı ve böylece hukuksal olarak aklandı.

Rauf Bey, mahkemenin bu kararından sonra, İsmet Paşa’nın ısrarıyla, Londra Büyükelçiliği’ne atandı. Bu görevini başarıyla yürüttüğü sırada, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Dışişleri Bakanlığı’yla anlaşmazlığa düştü, Londra Büyükelçiliği görevinden istifa etti.

Politikaya girmeyi de deneyen Rauf Bey, İstanbul bağımsız milletvekili adayı olarak katıldığı seçimde yalnızca iki bin oy alınca, köşesine çekilip sessiz bir yaşam sürdürmeyi seçti.

Kahramanlık ve serüven ile dolu yaşamının bundan sonrasında, 1964’te ölümüne değin İstanbul Bebek’te sakin bir yaşam sürdürdü.



Kaynak


Fotoğraflar: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 02.05.16, 15:35   #2
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66399
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Rauf Orbay




Türk tarihinin en önemli sahnelerinden biri ve bunu kimsenin ama kimsenin gücü yok saymaya yetmez...

Bu ve bunun gibi bir çok kare olmasaydı şimdi biz olmazdık...

Ellerine sağlık Dilaver...

Teşekkürler...



__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
atatürk'ün, cumhuriyet fırkası, çalışma arkadaşları, denizcilik bakanı, hamidiye, hamidiye gemisi, hamidiye kaptanı, hüseyin rauf orbay, orbay, rauf, terakkiperver


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.