Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi > Türk Tarihinde Yer Alanlar

Türk Tarihinde Yer Alanlar Türk tarihinde yer alan olay ve portreler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 15.03.13, 15:08   #11
Her şey aşk için...

Zeynep Sappho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2012
Yaş: 27
Konular: 21
Mesajlar: 904
Ettiği Teşekkür: 4079
Aldığı Teşekkür: 4487
Rep Derecesi : Zeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura aboutZeynep Sappho has a spectacular aura about
Ruh Halim: Saygin
Standart Cevap: Neyzen Tevfik | 1879-1953

Neyzen'inin şiir ve bestelerinden daha çok fıkraları meşhurdur. . üstadın tüm fıkraları gerçekten başından geçen olaylardır. Bunların bir kaçı şöyledir ;


Edep
Tanıdığı bir subayı ziyarete, kışlaya gider. Subayın ricası üzerine askerlere ney çalar. Sonunda aska gelip zeybek oynamaya durur. Pantolonun düğmelerini iliklemeyi unuttuğunu gören erlerden biri " Efendi amca,edep yerin açıkta kalmış " der.Neyzen oyunu kesip keserek ellerini kaldırarak Tanrı'ya seslenir: " Çok şükür sana, nihayet karşıma edebim olduğunu söyleyen bir kulunu çıkardın "


* Hangisini içer

Yeşil aycı bir profesör, "içkinin zararları" konulu bir konferans veriyormuş. Konuşmasının bir yerinde dinleyicilere sormuş:
" iki kovadan birine rakı diğerine su doldurup bunları bir eşeğin önüne koysak, eşek hangisinden içer acaba " Dinleyiciler hep bir ağızdan " Suyu " demişler. " Neden suyu içer" demiş profesör, Neyzen hemen atılmış " Eşekliğinden "

Ahmet Rasim millet vekilliği döneminde bu espriyi Mustafa Kemal Atatürk'e anlatmış. M.Kemal bunu çok beğenmiş.
Atatürk beraberindekilerle bir aksam çiftliğinde içerken,az ötede dolasan bir köylü çocuğunu yanına çağırarak sormuş :
--Biz ne yapıyoruz ?
--Raki içiyorsunuz.
--Söyle bakalım, iki kovadan birine rakı diğerine su doldursak,bunları eşeğin önüne koysak,eşek hangisini içer ?
--Rakiyi !
--Aman, demiş,sebebini sormayalım!!!



* Yeyip içmek için mi ?

Neyzen,bir gün Mazhar Osman'la karşılaşır.
--İçmeye devam ediyor musun, Neyzen ?
--Neden sordunuz,Beni tedavimi edeceksiniz,yoksa yemeğe mi çağıracaksınız?


* Şişe çekerken

Neyzen,bel ağrılarından yakınmaktadır. Tanıdık doktorlardan biri: "En iyisi şişe çekmek" der, "ağrılardan kurtarır seni"
Ertesi gün bir dostu,Neyzen'i kaldırıma uzanmış,elinde rakı şişesini tepesine dikmiş şekilde görünce :

--Üstat,rakıyı bırakacağını söyleyip duruyordun,bakıyorum azaltacağına ölçüyü büsbütün kaçırmışsın.
Neyzen,dostunu yattığı yerden söyle bir süzer:
--Bu sefer doktor tavsiyesiyle içiyorum. Bel ağrılarından şikayet ediyordum;doktor "şişe çek" dedi.


* Nasıl görüyor ?
Birinci dünya savaşında iki gözünü kaybeden bir tanıdığıyla söyleşmektedir. Tanıdığı sorar:
--Durumu nasıl görüyorsun Tevfik'ciğim?. Neyzen "karanlık" diyecekken vazgeçer,
--Sizin gördüğünüz gibi,diye cevap verir.


* Yol veririm
Meyhanenin tuvaletine giderken,daracık koridorda bir kabadayı ile karsilasir. Birinden birinin kenara çekilmesi gerekmektedir.
Neyzen, " Müsaade et,geçeyim " der. Sarhoş kabadayı, "Sen kime kafa tutuyorsun babalık, ben senin gibi ciğeri iki para etmezlere yol vermem " diye aksilenir. Bizimki hemen kenara çekilir, " Ben veririm " der.


* Herkesin Bildiğini
Basın çevrelerinde tanınmış bir hanim,Neyzen'le karşılaşınca,
--Ask olsun,benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz ?
Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamiş;
--Hanim,sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem .


* Kime uygunsa...
Moralinin bozuk olduğu bir gün, hoşlanmadığı bir adam masasına çöker ve münasebetsiz laflarla Neyzeni kızdırır. Adam bir ara;
--Üstat, bugüne kadar hiçbir yerde neden görev almadınız acaba ? diye sorunca,dayanamaz !
--Senin gibi hımbılların yerine geçmemek için der.


* Pisliğe bulaşmamak
Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılmaktadır.
--Tonla parası var. Herifin bir eli yağda,bir eli balda... Nereye gitse,hemen yol açıyorlar.
Neyzen sorar :
--Gerçekten kenara çekiliyor mu herkes ?
--Çekiliyor
--Demek cebindeki pisliğe bulaşmak istemiyorlar...


* Benzetmede hata olmaz !
Kafayı iyice bulmuş,yalpalayarak giderken bir tanıdığa rastlar.
--Yazık dostum, yazık, canına hiç acımıyorsun. Bu gidişle sen fazla yaşamazsin.
Neyzen adamın yüzüne bakıp gülümser.
--Ömür denilen,içi su dolu fıçıya benzer,içindeki,azar azar da kullansan,hepsini de boşaltsan,mutlaka biter.
__________________
Hayat seninle sen yeterki iste
Zeynep Sappho isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Zeynep Sappho'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.14, 01:23   #12
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18753
Aldığı Teşekkür: 20030
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Neyzen Tevfik | 1879-1953

Ne ararsın Allah ile aramda!
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın?


Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.


Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk´e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.


İşgaldeki hali sakin unutma.
Atatürk´e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin ********.

İnternet üzerinde bir çok kaynakta 'Be Hey Dürzü' şiirinin Neyzen Tevfik’e ait olduğu yazılır.

Ancak bu şiir Neyzen Tevfik’e değil Mutlu Çelik’e aittir.

Mutlu Çelik'in bu şiiri, TBMM’de Atatürk aleyhine konuşma yapan eski RP Milletvekili Hasan Mezarcı’ya ve Atatürk düşmanlarına ithafen 1994 yılında yayınladığı 'Cevaben' adlı kitabında yer alır.



Gazete Haberi !

ŞAİR EMNİYET MÜDÜRÜ ÇELİK
Mahkeme kararıyla şiirini tescil ettirdi

Çiçekçi Bülent Ulusoy'un vitrinine ‘‘Be hey Dürzü’’ başlığı ve ‘‘Neyzen Tevfik’’ imzasıyla astığı şiir, çoğu kişi tarafından ünlü hiciv ustası Neyzen Tevfik'e ait biliniyor. Ancak üslup olarak Neyzen'in şiirlerine çok benzeyen şiir, aslında Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Asayiş Şube Müdürü olan Mutlu Çelik'e ait. Çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda uzman olan Emniyet Müdürü Mutlu Çelik, gerçekte ‘‘Cevaben’’ başlıklı bu şiirini 1994 yılında yayınladığı ‘‘Yalnızlık Pusuda Bekler’’ adlı kitabına da koymuş. Mutlu Çelik'in ‘‘Neyzen Tevfik'e ait olduğu iddiaları üzerine’’ şiirin kendisine ait olduğunu mahkeme kararıyla tescil ettirdiği de belirtiliyor.



Hangi gazete olduğunu söylemem, yasak çünkü
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 27.11.16, 21:10   #13
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66396
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Neyzen Tevfik | 1879-1953

Türk Edebiyatı’nın Hiciv Ustası
Neyzen Tevfik




Aklıyla gerçeği, kalbiyle aşkı arayan, mutlak özgürlüğün peşinden ruhunu dolduran isyankarlık ve insan sevgisiyle koşan, gündelik hayatın bozukluklarına, bayağılığına küfreden, hayat dolu nefesiyle neyde can bulmuş, neyde can vermiş sergüzeşt, berduş, sanatkar Neyzen Tevfik…

Mezarında 1880 yılında doğduğu yazar. Doğum yeri olarak da Bodrum geçer. Fakat bazı yerlerde de şu şekildedir:

Atatürk, yaverini görevlendirip Neyzen’i Florya Deniz Köşkü’ne getirtir.

Konuşurlar.

Bir ara Atatürk sorar, “Bir isteğin var mı?” diye…

“Paşam, ayıptır söylemesi. Benim bugüne kadar bir kafa kağıdım olmadı. Lütfedin de bana bir nüfus kağıdı versinler”
diyerek ricada bulunur Neyzen.

Atatürk, özel kalem müdürünü çağırır ve orada bir nüfus kağıdı doldururlar ve doğum tarihi 1879 yazılır.


Edebiyatımızda Nef’i ve Şair Eşref’ten sonra 3. büyük hiciv ustası olarak kabul edilen Neyzen Tevfik’in yayınlanan Hiç ve Azab-ı Mukaddes adlı şiir kitapları, bestelenmiş şiirleri ile plakları vardır.

Neyzen Tevfik, 7 yaşlarındayken şiirle ilgilenmeye başlar. İlk sara nöbetini 14 yaşında geçirir.

Kardeşi Şefik Kolaylı, Neyzen Tevfik’in çocukluğunu şöyle anlatır:

“Tevfik, henüz çocuk iken pehlivanlığa merak etti. Bu uğurda bir kolu kırıldı, biraz çarpık kaldı. Bu çarpıklığın ney üflemeye çok faydası olduğunu söylerdi. Boş gezenin boş kalfasıydı. Sar’aviyüşşekil bir hastalığa tutuldu. Doktorlara bakdırmak üzere anamla beraber İstanbul’a gönderildi. Hastalığın hangi maddeden ileri geldiği anlaşıldı. Urla’ya gelince doktorun tavsiyesiyle babam onu ferah tuttu. Ama çok yaramaz olduğundan çok dayak yerdi.”




1903 yılında yönetimin baskısına baş kaldırarak Mısır’a kaçtı. Orada gizemlerle dolu bir 7 yıl geçirdi. II. Meşrutiyet’in ilanıyla önce İzmir’e sonra İstanbul’a geldi. Rahat yaşaması için kendisine verilen evlerde yaşayamayan Tevfik, sokakta, kaldırımlarda yatar, arada Bakırköy Akıl Hastanesi’nde, Haydarpaşa, Cerrahpaşa Hastaneleri’nde bulunur, bazen de Pendik’teki kardeşinin evinde kalır. Son yıllarını ise Nuri Demirağ’ın kendisine verdiği ahşap bir evde geçirmiştir.


İçkiyi çok defa bırakmıştır. Bir ara 5-6 ay içki içmemiş, bir kütüphaneye kapanarak mütemadiyen kitap okumuştur. Fakat bir dolaşayım diye evden çıktıktan bir süre sonra sarhoş olarak dönmüştür. Bir ara 4 ay kadar Üsküdar’da Şemsipaşa Medresesi’nde kalmıştır. Bu süre içinde de içki içmemiştir. Bir gün de yine bir gezip geleyim diye ayrılmış, bir hafta sonra sarhoş olarak, yüzü gözü yara bere içinde dönmüştür.

Arada bir dinlenmek ve içkiye ara vermek amacıyla hastaneye getirilir. Bazen de kendisi gelirmiş. Kendisine ayrılan özel odada, yakın bulduğu insanlarla, buradan ayrılıncaya kadar keyfince yaşarmış. İçkiye ara vermek ihtiyacına kendisi tımara ve kalafata çekilmek diye adlandırırmış.


Neyzen’in içkiyi bırakmasıyla ilgili olarak Mehmet Akif Ersoy Safahat adlı eserinde yer alan ve Neyzen Tevfik’in 3400. tövbesinden istifası münasebetiyle “Derviş Ahmed” adlı bir şiir yazmıştır.


Doktor Fahri Celal onun hakkında şunları söyler:

“Onun kadar ahbabı çok, olmadık insanlarla tanışan bir kimseyi tanımadım. Sanki mıknatıs gibi idi. Acayip maceralar, tuhaf vakalar, garip hadiseler onun etrafında döner, hadiselere karışır, vakalara dahil olur, seyircilikten ziyade işlerin içinde bulunurdu bütün hüviyetiyle…”


Hayatı boyunca şatafattan kaçınan Tevfik, cenazesine çiçek gönderilmemesini, bunlara harcanacak paraların fakirlere ve hayır cemiyetlerine verilmesini vasiyet etmişti. Kendisine saraydan verilen madalyayı denize atmıştı. V. Mehmet Reşat tarafından verilen paralardan on kuruşu Tepebaşı’nda ayı oynatan birine vermiştir. Kırmızı atlas kesedeki 30 lirayı Galata’daki sokaklarda bulunan Rumeli’den göç etmiş arabacılara dağıtmıştır.




Bir arife günü fakir çocuklarını toplamış ve Mahmutpaşa’ya götürerek hepsini bayramlık elbiselerle giydirmiştir. Talat Paşa’dan aldığı paraların çoğunu yolda rastladığı dilencilere dağıtan Neyzen, bir gün üzerindeki yeni elbiseleri sokakta gördüğü üstü başı çok eskimiş bir adama giydirerek eve dönmüştür. Bir başka gün de kendisine yapılan jübileden sağladığı parayı karısını ameliyat ettirmek isteyen; ancak işten çıkarılan ve ağlayan bir adama vermiş ve şöyle demiştir: “Boş ver, üzülme sen, jübile mübile derler bana yardım ederler, sen bunları al.” Bir gün de ayı oynatan bir kişiye yardımcı olmak amacıyla ayı oynatmış ve kazandığı paraları bu kişiye vermiştir.


Neyzen Tevfik, hiçbir zaman kendisini dinlesinler veya alkışlasınlar diye ney üflememiş, yayınlamak için şiir yazmamıştır. Bu yönünü şu sözleriyle belirtmiştir: “Şimdiye kadar ben, gerek sazımdan, gerek sözümden dünya menfaati temin etmek kahramanlığını gösteremedim.”


Neyzen, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yatarken yanında 6 ay kadar kalan Fikret Mualla, “Biraz edebiyat bilgim ve zevkim varsa onu, Neyzen Tevfik’e borçluyum” demiştir. Mualla, Neyzen’e “Hocam” diye hitap etmiştir.


Hayvanları çok seven Tevfik evinde Sarı adını verdiği bir kedi besliyordu. Mısır’da bulunduğu sırada bir köpekle karşılaşmış ve adını Çakar Almaz koymuştu. Bu köpeği dönünceye kadar yanından hiç ayırmamış. Ayrıca evinde mahallenin kedilerini beslerdi. Evi için “Burası kedilerin kervansarayıdır” derdi. Neyzen’in Mernuş adını verdiği bir köpeği vardı. Bu köpek her yere onunla beraber giderdi. Neyzen, köpeği Mernuş’un ölümü üzerine şu şiiri yazmıştı:
Bu engin ayrılık canıma yetti,
Başımdan aşıyor kaderim Mernuş,
Bu yolda yazılmış fermanı kaza,
Bunu da gösterdi kaderim Mernuş..
Bağlanmıştım bütün kalbimle sana,
Şu fani cihanı okuttun bana..
Sen göçtükten sonra ben yan yana,
Hicranla gözyaşı dökerim Mernuş

Birçok hastalıkla uğraşmıştır. 1953 yılında müzmin bronşite yakalanan Tevfik, üç ay hasta yattıktan sonra, 28 Ocak 1953 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Cenazesi Kartal Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.




Anladın Mı

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşursan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme



Bi-namaz

Bî-namaz deyip beni Hak’dan uzak gören,
Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
Ben her zaman onunla emîn ol beraberim



Derd-i Firakın

Derd-i firakın ile düşeli sevdaya mey’e

Müptelayım, deliyim, düşmüşüm esrarı-ney’e
Feleğin kahpe başında paralansın parası
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye



Felek

Yamansın her zaman aldattın beni,
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!
Mecnun’sun diyerek Leylâ peşinden,
Issız vâdilere saldırdın felek!
Rehbersin dedin ben ise kördüm,
Elimle başıma çok çorap ördüm.
Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
Hesapsız günahlar aldırdın felek!
Şifadır dedin zehir tatdırdın,
Gençliğin okunu boşa attırdın,
Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!
Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
Hicran köşesinde bozuk düzenle,
NEYZEN’e her telden çaldırdın felek!



Geçer

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer,
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer,



Kime Sordumsa Seni

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!.



Koşma

Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevdâ seli oldum; taşarak geldim.
Kapılmışım ak oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefâya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.
Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim



Ne Ararsın Tanrı ile Aramda

Ne ararsın tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucu mu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın



Dörtlükler (1949)

Kim demiş bizde bir demokrat idare yoktur.
Ne demek olmasa elbet dışarıdan alırız
Sırredip karne usulüyle o gümrük malını
Karaborsaya verir, biz bize benzer kalırız.
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
neyzen


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 13:16.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2017 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.