Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Yılmaz Özdil


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 15.11.16, 10:59   #1
Moderator

Gülümsün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2014
Konular: 1660
Mesajlar: 9,656
Ettiği Teşekkür: 57789
Aldığı Teşekkür: 36174
Rep Derecesi : Gülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardırGülümsün şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Asrın liderimizin canı öyle istedi, Boğaziçi Üniversitesi'ne kayyum tayin etti, rektörlük seçiminde yüzde 86 oy alan adayı değil, seçime bile girmemiş olan, Akp milletvekilinin kardeşini rektör yaptı.

*

Bence şahane yaptı.

*

Dünya çapında saygın biliminsanlarımız Profesör Mehmet Haberal, Profesör Erol Manisalı, Profesör Fatih Hilmioğlu, Profesör Kemal Gürüz, Profesör Yalçın Küçük, Profesör Uçkun Geray, Profesör Kemal Alemdaroğlu, Profesör Mustafa Yurtkuran, Profesör Ferit Bernay, Profesör Tayfun Uzbay, Profesör Yücel Aşkın, Profesör Rennan Pekünlü, iftirayla hapse tıkılırken, hukuk alenen katledilirken… Boğaziçi Üniversitesi'nin gıkı çıktı mı? Çıkmadı.

*

ODTÜ biat etmiyor diye “terörist yuvası” ilan edilirken… İktidar milletvekilleri ODTÜ için “kapatılsın” derken, “parazit” derken, “barbar” derken… Asrın liderimiz “bunların yetiştirdiği öğrenciler bunlarsa, bu ülke batmış, bize böyle hocalar lazım değil, o profesörler doçentler bu mesleği bıraksın” diye bağırırken… Adını bile duymadığımız tırışkadan üniversiteler, senato bildirileri yayınlayıp ODTÜ'yü kınarken… Boğaziçi Üniversitesi çıkıp “kardeşim siz kim, ODTÜ kim, ODTÜ ülkenin gururudur, saygılı olun” dedi mi? Demedi.

*

Fetocular rektör yapılırken, tarikatçılar dekan yapılırken, takunyalılar-takkeliler kendi kendilerine kurdukları akademik jürilerle zart diye doçent, zurt diye profesör olurken, padişaha fahri doktora verilirken, tübitak'a hayvanat bahçesinden atama yapılırken, bilim ve teknoloji bakanlığının başına imam getirilirken… Boğaziçi Üniversitesi bilim'i temsilen itiraz etti mi? Etmedi.

*

Kadın erkek eşitliği fıtrata ters denilirken, kürtaja cinayet denilirken, sokağa çıkan hamilelere terbiyesiz denilirken, kadınlara sırf güldüğü için iffetsiz denilirken… Bizzat bu ülkenin başbakanı “bahçede kızlı erkekli oturuyorlardı, yoldan çıkarım diye Boğaziçi Üniversitesi'ne gitmedim” derken… Kadın Araştırmaları Kulübü bile bulunan Boğaziçi Üniversitesi sesini yükseltti mi? Hayır.

*

Lozan'la alakalı saçmalıklarda, camiler ahır yapıldı safsatasında, Amerika'yı Kolomb keşfetmedi tuhaflığında, kafasında fesle dolaşan çakma tarihçiler pespayeliğinde… İki ayyaş tartışmalarında… Atatürk'e, devrimlere yönelik çirkefliklerde… Boğaziçi Üniversitesi ölü balık taklidi yapmak yerine, lütfedip fikir beyan etti mi? Etmedi.

*

Laik eğitim imamlaştırılırken, beş yaşındaki anaokulu çocuklarına türban takılırken, cehalet yüceltilirken… Boğaziçi gibi en yüksek puanlı üniversitelere pırıltılı öğrenciler yetiştiren seçkin liselerimiz proje okul adı altında imha edilirken… 1863'ten beri bu topraklarda “eğitim-öğretim sorumluluğu” üstlenen Boğaziçi kültürünün, söyleyecek tek kelime lafı yok muydu? Yoktu.

*

“Oh olsun” yazısı değildir bu.
“Olacağı buydu” yazısıdır.

*

Türkiye avaz avaz çığlık atarken, inim inim inlerken, temellerinden zangır zangır sarsılırken, Türkiye'nin en prestijli üniversitesi hiç sesini çıkarmayarak prestijini koruyabileceğini, tavşan boku gibi kokmayıp bulaşmayarak paçayı kurtarabileceğini zannederse… Olacağı buydu.

*

Ben asrın liderimizin yerinde olsam… Boğaziçi köprüsü gibi, Boğaziçi Üniversitesi'nin adını da 15 Temmuz Şehitleri Üniversitesi yapardım!




__________________
Gülümsün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Gülümsün'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 11:16   #2
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2661
Mesajlar: 31,146
Ettiği Teşekkür: 171449
Aldığı Teşekkür: 185125
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Alıntı:
“Oh olsun” yazısı değildir bu.
“Olacağı buydu” yazısıdır.
Yılgınlık yazısı olmuş.

Muhalefet var, ama yok...
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 12:44   #3
Müdavim

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 875
Mesajlar: 7,122
Ettiği Teşekkür: 21191
Aldığı Teşekkür: 24398
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

O yılgınlık herkeste var.
Pazar günü program esnasında Gürkan Hacır'a bir mail geldi diyordu ki: ''artık umudum kalmadı, eskiden hiç kaçırmadan izliyordum programınızı artık vaktim oldukça izliyorum.''
Ben de aynen öyleyim.
Hani evinizde hatıra bir eşyanız vardır, sizin için çok değerlidir ama hiç bir işe yaramaz, işte Atatürk devrimleri de o...
Değerli olmasına değerli ama çalışmıyor işe yaramıyor...
Zaten Atatürk'ün 15 yıllık dönemi dışında hiçbir zaman da yaramadı, hep zoraki yürütüldü, e olacağı da buydu.
Benim babadan kalma en az 50 yıllık makaralı bir teybim vardı geçenlerde ağlayarak atmak zorunda kaldım çünkü çalışmıyordu ve evde kalabalık yapıyordu...
İşe yaramayan, çalışmayan ve çalışması da mümkün olmayan bir ideolojiyi durup durup bu şuursuzlara anlatmaya çalışmak da ayrı bir şuursuzluk olsa gerek.
Adı üzerinde burası Anadolu ve Anadolu'luk şark zihniyeti demek yani Atatürk'çülük bu topraklar için müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan farksız, o nedenle yeniliyor.
Bu kadar büyük bir çoğunluk Atatürk'ü istemiyorsa sebebini zekâda değil jeolojik gerçeklerde aramak gerek, ümit varsa akıntıya kürek çekersiniz ama en ufak bir ümit yoksa ve elinize silah alıp sokağa da çıkmayacağınıza göre bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.
Hep diyoruz ki olup bitenler karşısında kimse gıkını çıkarmıyor ya da şunlar şunlar yapılırken neredeydiniz!..
Hiç bir yerde değillerdi çünkü kimse çoluğunu çocuğunu, işini gücünü, kariyerini belki de hayatını riske atmak istemez.
Ben de burada yazmaktan başka gıkımı çıkarabiliyor muyum!..
Hayır, çünkü yaşlandım, hastayım, yalnız bırakmak istemediğim bir annem var bu şartlarda Atatürk de dahil olmak üzere hiçbir amaç için hayatımı geleceğimi riske atmam atmayanları da kınamam.
İdealizm...
Nereye kadar?
İdealist olmak için çıkışı görmek gerekir, hiç bir çıkış olmadığı halde idealist olmak aptallıktır, kendini ve başkalarını kandırmaktır.
Ve ben görmek için kendimi zorladığım, gördüğümü zannettiğim o çıkışı aslında görmediğimi farkettim...
Hepsi bu.
Gören varsa ne mutlu.
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 13:28   #4
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 76
Konular: 555
Mesajlar: 2,562
Ettiği Teşekkür: 20662
Aldığı Teşekkür: 11125
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

*İlk okul, bize anlatılan bir hikaye; süt dolu bir küp içerisine düşen 3 adet kurbağa, kurtulmak için yukarıya atlamaya çalışırken, çıkamayacakları inancı ile yukarıya atlama mücadelesini bırakan ikisi ölür, üçüncü kurbağa mücadeleye devam eder ve köpüren süt onu yukarıya taşıdığından kolaylıkla dışarıya atlayarak kurtulur!

*Türkülere şarkılara konu olmuştur, dize olmuştur, deyim olmuştur..."Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir."

*Yaşam tek düze değildir. inişleri çıkışları, emin adımlarla yürürken önünde maniaları, engelleri vardır. Her engel aşmak içindir dürtüsü ve azmi ile engelleri aşmaya çalışmayanlar mayın tarlasına düşmüş gibi olur.

*İdari, siyasi, mali açıdan idealleri olmayan, ufkunu açıp, basiretle hareket edemeyenler, mili, manevi, ulvi değerlerinden daima geri kalırlar.

*Hani bir söz var, sen yanmazsan ben yanmazsam diye başlayan öğüt sözü!

*Bizde meşhur bir söz; "dertsiz baş türbede taş" acaba hangi bireyin sevdiklerinden, geleceklerinden, sağlığından, iaşesinden, mutlu ve huzurlu yaşam tasavvur etmesinden kaygıları yok ki? Hem geleceği iyilikler ile bezenmiş, güzellikler ile çeşnilenmiş olarak tahayyül edeceğiz, hem yılgınlığa yeise kapılıp kaderciliği kendimize düstur edineceğiz.

*Bekir çoşkun bu günkü çok güzel bir yazısında tepki vermenin, karşı koymanın püf noktalarını yazmış bayıldım. Sanırım dikkatli okuyanların alacağı çok ders vardır.

Paylaşım ve yorumlar için teşekkürler.

Sürc-i lisan ettik ise affola.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 13:37   #5
Üye
birbilen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2016
Konular: 44
Mesajlar: 195
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür: 944
Rep Derecesi : birbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyorbirbilen artık herkes tanıyor
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Sevgili @Rosebud,
Çıkış yolu olmadığı için, yılgınlık göstermekte haklısınız.
Toplumsal ve dinsel gerçekleri tam olarak anlamayan, bilmeyen kişiler,
(ister seçimle, isterse de başka bir yolla) tekrar Atatürk'ün devrimlerinin hüküm süreceği ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'ye dönüleceğini sanıyor olabilirler.
Oysa dinsel anlamda, atılan her adımın, geri dönülemez olduğunu bilen sizin gibi bireyler, artık Atatürk İlkelerinin aydınlattığı çağdaş Türkiye'ye dönüşün belki (din devleti yönetiminin nasıl olduğunu anlayan Türk halkının geri dönme gayretleri sonunda kanlı bir şekilde olabileceğini) 100 veya 200 yıl sonra dönülebileceğini anlıyorlar.
Günümüzde ise tek çıkar yol, @Aristo'nun zaman zaman dile getirdiği, bölünmedir.
%25 veya 30; ''Biz, laikliğin, demokrasinin, insan ve kadın haklarının olmadığı bir din devletinde (Tayyip Erdoğanların emrinde) yaşamaktansa, referandumla belirlenecek bölge veya şehirlerde, Atatürk devrimlerine ve ilkelerine bağlı küçük bir devlette yaşamak istiyoruz!'' kararlığıyla bir şemşiye altında birleşmek ve sonuna kadar bunu savunmak, gerçekleştirmek gibi görünüyor.
Oysa, Atatürkçü muhalefete bakınca, hala büyük bir çoğunluk, bir sihirli değneğin dokunacağınıve seçim kazanılacağını veya ne kadar din yayılırsa yayılsın kendi yaşamlarına dokunulmayacağı hayaliyle yaşadıkları görülüyor.
Kendileri batağa batmışken, kendi yaşamlarını kurtaramamışken, bütün Türkiye'yi kurtarabilecekleri yanılgısına düşüyorlar. Oysa birazcık düşünseler, din devleti heveslilerin ve Atatürk düşmanlarının arka bahçesine dönüşmüş, tüm din ve eğitim kurumları her geçen gün kendilerine (devlet olanakları, bizlerin paralarıyla) kendilerine milis ve seçmen yetiştiriyorlar.

Bir din devletinden en çok zarar görecek olanlar bayanlarken, (çünkü din devletinde) erkek camiye gidip, oruç tuttunca sorun kalmıyor.
Oysa kadın, hem özgürlükleri, hem tercihleri, hem de ekonomik ve sosyal alanda tamamen geri plana itiliyor, tek başına evden çıkamayan br mal haline indiriliyor.
Durum bu haldeyken, dini devlete gidişe en fazla yardımcı olanlar yine bayanlar oluyor, bu da ümitleri daha fazla kırıyor. Çıkar yol kalmıyor.
__________________
birbilen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz birbilen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 14:16   #6
Yasaklı Üye

CeMKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 945
Mesajlar: 8,658
Ettiği Teşekkür: 79421
Aldığı Teşekkür: 37485
Rep Derecesi : CeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Bitkin
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Bogaziciciler iyiler Odtücüler terörist ilan edildiklerinde sesleri cikmiyordu. Simdi igne bogazicicilere dokununca hopladilar. Bu yazdiklarim tüm TC icin böyle sessiz kaldikca daha cok degerlerimiz elimizden alinacak.
CeMKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz CeMKaN'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 21:08   #7
Müdavim

Rosebud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 875
Mesajlar: 7,122
Ettiği Teşekkür: 21191
Aldığı Teşekkür: 24398
Rep Derecesi : Rosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardırRosebud şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil'e yanıtımdır





Yılmaz Özdil, Türkiye'nin en yetenekli köşe yazarıdır. Sabah ilk okuduklarımdandır. Ne yazık ki bugün ağır şekilde hatalı yazmış. Konu Boğaziçi olunca da düzeltmek Boğaziçililere düşer.

Önce Özdil'in yazısını okumanızı öneririm: Yılmaz Özdil: Boğaziçi

Yazıyı okuyunca ilk tepkim, "Özdil'in İnternet bağlantısında bir kopukluk olmuş, Google'a ulaşamamış, yazıyı da acele yetiştirmesi gerekiyormuş besbelli" oldu. Yazı şöyle yapılanmış:

"-Boğaziçi falanca konuda bir tepki koydu mu?

-Hayır.

-Filanca konuda tepki koydu mu?

-Hayır. -Şu hususta?

-Hayır.

...

Eh o zaman başına gelenleri hak etti."

Çabuk tarafından köşelik yazı üretmek isteyenler için güzel formül, yalnız ufak bir problem var. O "Hayır"lar var ya? Onlar yanlış! Aslında cevaplar "Evet" olacak!

Şimdi şöyle oluyor: Bir grup insan senelerdir didiniyor. Bir yandan kendi işlerini yapıyorlar; asal sayıların dağılımı konusunda çığır açan matematikçiden kanser hücrelerini sesle teşhis etme yöntemini geliştiren biyofizikçiye, bütçesi kendisininkinin 50 katı olan Alman robot takımını geçip birinci olan robotbilimciden CERN'deki temel parçacık deneyini yönetene, dünyadaki emsallerinin kahkahalarla güleceği maaşlarla dünya düzeyinde bilim üretiyorlar. (Bu örnekler sadece benim şahsen tanıdıklarımın birkaçı.) Bunun yanında Türkçenin en büyük bilişim sözlüğünü çıkarmak, halka açık dersler düzenlemek gibi etkinliklerle kampüsün dışına dokunuyor, ülkede ve dünyada yanlış gidenlere karşı işin doğrusunu anlatmaya çabalıyorlar. Herhalde biraz çok oluyorlar ki, ülkenin yükseköğretim yasası sırf Boğaziçi'nin %86'yla seçtiği rektörünü atamamak için değiştiriliyor. Sonra da ülkenin en çok okunan muhalif köşe yazarı oturup Google'a bakmaya da zahmet etmeden "Boğaziçi şuna bir şey demedi, buna ses çıkarmadı" diye yazı yazıyor. Çok mersi.

Özdil diyor ki:

"Dünya çapında saygın biliminsanlarımız Profesör Mehmet Haberal, Profesör Erol Manisalı, Profesör Fatih Hilmioğlu, Profesör Kemal Gürüz, Profesör Yalçın Küçük, Profesör Uçkun Geray, Profesör Kemal
Alemdaroğlu, Profesör Mustafa Yurtkuran, Profesör Ferit Bernay, Profesör Tayfun Uzbay, Profesör Yücel Aşkın, Profesör Rennan Pekünlü, iftirayla hapse tıkılırken, hukuk alenen katledilirken… Boğaziçi
Üniversitesi'nin gıkı çıktı mı? Çıkmadı."

HİÇ DUYMAMIŞ

Yanlış! Özdil şu duyuruyu hiç duymamış:

"Biz, aşağıda imzası bulunan Boğaziçi Üniversitesi öğretim elemanları, Silivri'de görülen dava kapsamında yıllarla ölçülen sürelerdir tutuklu olan aydınların durumunu hukuka ve insan haklarına olan saygımız çerçevesinde kaygıyla izlediğimizi duyurmak istiyoruz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre tutukluluğun devamı için "sanığın suçu işlediği hususunda şüphenin varlığı" şeklindeki genel gerekçeler yeterli görülmemekte, kişinin davranışlarının kaçacağı, delilleri karartacağı, veya tanıklara, mağdurlara baskı girişiminde bulunacağı yolunda kuvvetli şüpheye neden olduğunun ayrıntılı biçimde gösterilmesi gerekmektedir.

Sözkonusu aydınların çoğu için böyle nedenlerin bulunmadığı kanısındayız. Kendileri serbestken haklarında basında çıkan suçlamalara ve açıklanan iddianamede adlarının geçmesine karşın görevlerini olağan biçimde sürdüren bu kişilerin kaçacaklarını düşündüren somut olgular yoktur. Bu aşamadan sonra delillerin karartılması veya ilgililere baskı yapma olasılıkları da gerçekçi görünmemektedir. Nitekim otuz civarında sanık için mahkeme heyeti başkanı bu gerekçelerle tahliye yönünde oy kullanmaktadır.

Yasalar önünde herkes eşittir. Bilim adamı veya yazar olmak kimseye bu anlamda bir ayrıcalık kazandırmaz. Yargılananlar mahkemece suçlu bulunurlarsa kuşkusuz yasada belirtilen cezaya çarptırılacaktır. Fakat yakın tarihimizde sanıklarının yıllarca tutuklu olarak yargılandıkları
ve beraatle biten davalar hatırlıyoruz. Hiç bir yurttaşımız için tutuklamanın bu şekilde telafi edilmesi olanaksız fiili bir cezaya dönüşmesini istemiyoruz. Amacımız kesinlikle adaletin yerine gelmesini engellemek değil, tam tersine, ülkemizde evrensel hukuk ve insan hakları ilkelerinin tümüyle yerleşmesi için bu bağlamda göze çarpan olumsuzlukların düzeltilmesi dileğimizi seslendirmektir.

Kamuoyuna duyurulur."

Bir zahmet bu duyurunun (BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KAYGILI)
tarihine bakın derim. İnsanlar ikiye ayrılır: O günlerde bu lafları ed(ebil)enler ve diğerleri.

Ya şuna ne buyurursunuz?

ZARARLI YAZILIMLARLA BELGE YARATMA VE TAHRİFİ

"KAMUOYUNA DUYURU

Biz, aşağıda imzası bulunan Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyeleri, adlî soruşturma ve kovuşturmalarda bir süredir önemli rol oynayan "dijital deliller" hakkında aşağıdaki bilgileri kamuoyuyla paylaşmayı meslekî ve vicdanî sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz:

Dijital belge:

Elektronik ortamda oluşturulan dijital belgelerin gerek içerikleri, gerekse de "yaratılma ve son kaydedilme tarihleri" ile "yaratan ve değiştiren kullanıcı ve bilgisayar adları" gibi üstveri bilgileri
kolayca ve genelde iz bırakmadan istenildiği gibi kurgulanabilir ve tahrif edilebilir. Bu nedenle, başka kesin bulgularla desteklenmeyen bir dijital belge, tıpkı sıradan bir kağıda basılı imzasız bir metin
gibi, içeriği veya üstverisinde adı geçen kişileri bağlayamaz.

Dijital belgenin aidiyeti: Dijital bir belgenin bir kişiye ait bir veri depolama ortamında
bulunduğu, sadece söz konusu belgenin daha sonra denetime olanak sağlayacak teknik önlemler alınarak çıkarılmış güvenilir bir örneğinin el koyma sırasında ilgili kişiye verilmesi halinde kabul edilebilir. Ancak bu koşulun yerine getirildiği durumlarda el koymadan sonra herhangi bir değişikliğe uğradığından kuşku duyulamayacak, sağlıklı bir delilden söz edilebilir.

Zararlı yazılımlarla belge yaratma ve belge tahrifi:

"Zararlı yazılımlar, bir bilgisayara kullanıcısının bilgisi olmadan yerleşip çalışmasını aksatmak veya imkânsız kılmak, ya da içindeki bilgileri değiştirmek gibi kimi işlevler gerçekleştirmek üzere hazırlanmış programlardır. Kimi zararlı yazılımlar özellikle yerleştikleri bilgisayarlara belge ekleyecek şekilde tasarlanmışlardır. Bu türden bir zararlı yazılımın yerleştirildiği saptanan bir bilgisayarda bulunan belgelerin o bilgisayarın meşru kullanıcıları tarafından oluşturuldukları veya içeriklerinin tahrif edilmediği iddiaları şüphe ile karşılanmalıdır.

Yukarıda özetlediğimiz temel bilgilerin adlî mercilerce göz önüne alınmasının ülkemizde adalet hizmetinin verilmesinde niteliği arttıracağı ve önemli adlî hataların ve mağduriyetlerin önüne geçeceği yolundaki inancımızı kamuoyuna saygılarımızla duyururuz."

Hangi üniversitenin mensupları var acaba imza listesinin (O dijitaller delil değil) başında?

Var mı acaba bu haberin tarihinde bunu söyleyen başka akademisyenler?

Sözgelimi hukuk fakültelerinde?

Kolay mıydı acaba bunu söylemek o zamanlar?

Özdil hızını alamıyor, devam ediyor:

"ODTÜ biat etmiyor diye “terörist yuvası” ilan edilirken… İktidar milletvekilleri ODTÜ için “kapatılsın” derken, “parazit” derken, “barbar” derken… Asrın liderimiz “bunların yetiştirdiği öğrenciler bunlarsa, bu ülke batmış, bize böyle hocalar lazım değil, o profesörler doçentler bu mesleği bıraksın” diye bağırırken… Adını bile duymadığımız tırışkadan üniversiteler, senato bildirileri yayınlayıp ODTÜ'yü kınarken… Boğaziçi Üniversitesi çıkıp “kardeşim siz kim, ODTÜ kim, ODTÜ ülkenin gururudur, saygılı olun” dedi mi? Demedi."

Yanlış! Özdil şu haberi de hiç okumamış:

Onlarla aynı safta mücadele edeceğiz

Acaba "Bu ve benzer saldırılara karşı onlarla aynı safta mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu mücadele, üniversitenin özerklik, özgürlük ve onur mücadelesidir ve sonunda üniversite kazanacaktır” demek kafi gelir miydi? Aynen öyle dedik de!

Özdil Google'sız kalmaya görsün! Devam ediyor:

"Laik eğitim imamlaştırılırken, beş yaşındaki anaokulu çocuklarına türban takılırken, cehalet yüceltilirken… Boğaziçi gibi en yüksek puanlı üniversitelere pırıltılı öğrenciler yetiştiren seçkin
liselerimiz proje okul adı altında imha edilirken… 1863'ten beri bu topraklarda “eğitim‐öğretim sorumluluğu” üstlenen Boğaziçi kültürünün, söyleyecek tek kelime lafı yok muydu? Yoktu."

Yanlış kere yanlış! Özdil şu duyuruyu (Boğaziçi öğretim üyelerinden alternatif öneri - Memurlar.Net) da hiç görmemiş:

"İmam hatip okullarına kız öğrenci alınmasına son verilmelidir. İhtiyacın çok üzerinde olan imam hatip okulları da normal liseye dönüştürülmelidir. Eğitim ve öğretim kurumlarında zorunlu din dersleri kaldırılmalı ve seçmeli hale getirilmelidir. Din derslerini zorunlu kılan ilgili anayasa maddesi kaldırılmalıdır."

GURUR DUYUYORUM

O bir yana, bakın üniversitenin resmi sitesinde halen yayında olan "4+4+4 kanun tasarısı hakkında Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin görüşü" dokümanında (Boğaziçi University - Faculty of Education) ne diyor:

"Yeni taslakta 1’inci sınıf yaşı bir yıl öne alınmaktadır. Böylece, 60-72 ay çocukları, okulöncesi eğitime değil, 1’inci sınıfa alınacaktır. Bu uygulama pedagojik açıdan sakıncalıdır. Dördüncü sınıftaki bir çocuğun, somut işlemler döneminin tam ortasındayken ilköğretimin ikinci kademesine geçmesi, bilimsel veriler ve bulgulara ters düşmektedir. ... Yeni taslakta ilköğretim ikinci kademeden sonra, öğrencilerin açık öğretim ve evde eğitim gibi olanaklarla da öğretim görebilme önerisi, özellikle alt sosyo-ekonomik düzeyden gelen kız ve erkek çocuklarını okullaşma süreci dışına çıkaracak ve şu anda kız erkek farklarının belirdiği tek eğitim aşaması olarak çağ nüfusunun % 69.33’ünü, erkek çağ nüfusunun % 72.35’i ile kız çağ nüfusunun % 66.14’ünü kapsayan ortaöğretim içinde bulunma oranını, bu gruplar aleyhine düşürecektir. ... Önerideki son 4 yılın mesleki ve teknik yönlendirmeyi içermesi, bilimsel açıdan sakıncalıdır. Bilimsel veriler ilgi, bilgi, yeti ve becerilerin 15 yaşlarında bile kararlılık göstermediğini ve kaygan bir zeminde olduğunu saptamıştır."

Lafı uzatmayalım. Yılmaz Özdil'i severiz, ama bu, içinde bulunduğumuz bu karanlık dönemde Boğaziçi'ne destek olacak yerde iftiraya varan bir bilgisizlikle saçmalamış olduğu gerçeğini değiştirmez. Sanırım bir özür beklemek hakkımız.

Boğaziçili olmakla gurur duyuyorum.

Not: Boğaziçi'nin gerçekte ne olduğunu anlamak için Prof. Dr. İlker Birbil'in şu yazısını okuyabilirsiniz:

Boğaziçi

Prof. Dr. Cem Say

Odatv.com
Rosebud isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Rosebud'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 15.11.16, 23:35   #8
Üye

-Yildirim- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2014
Konular: 6
Mesajlar: 68
Ettiği Teşekkür: 120
Aldığı Teşekkür: 244
Rep Derecesi : -Yildirim- Karimasını arttırmak için doğru yerde-Yildirim- Karimasını arttırmak için doğru yerde-Yildirim- Karimasını arttırmak için doğru yerde-Yildirim- Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Fikirci
-Yildirim- isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Boğaziçi | Yılmaz Özdil

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi birbilen Mesajı göster
Sevgili @Rosebud,
Çıkış yolu olmadığı için, yılgınlık göstermekte haklısınız.
Toplumsal ve dinsel gerçekleri tam olarak anlamayan, bilmeyen kişiler,
(ister seçimle, isterse de başka bir yolla) tekrar Atatürk'ün devrimlerinin hüküm süreceği ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'ye dönüleceğini sanıyor olabilirler.
Oysa dinsel anlamda, atılan her adımın, geri dönülemez olduğunu bilen sizin gibi bireyler, artık Atatürk İlkelerinin aydınlattığı çağdaş Türkiye'ye dönüşün belki (din devleti yönetiminin nasıl olduğunu anlayan Türk halkının geri dönme gayretleri sonunda kanlı bir şekilde olabileceğini) 100 veya 200 yıl sonra dönülebileceğini anlıyorlar.
Günümüzde ise tek çıkar yol, @Aristo'nun zaman zaman dile getirdiği, bölünmedir.
%25 veya 30; ''Biz, laikliğin, demokrasinin, insan ve kadın haklarının olmadığı bir din devletinde (Tayyip Erdoğanların emrinde) yaşamaktansa, referandumla belirlenecek bölge veya şehirlerde, Atatürk devrimlerine ve ilkelerine bağlı küçük bir devlette yaşamak istiyoruz!'' kararlığıyla bir şemşiye altında birleşmek ve sonuna kadar bunu savunmak, gerçekleştirmek gibi görünüyor.
Oysa, Atatürkçü muhalefete bakınca, hala büyük bir çoğunluk, bir sihirli değneğin dokunacağınıve seçim kazanılacağını veya ne kadar din yayılırsa yayılsın kendi yaşamlarına dokunulmayacağı hayaliyle yaşadıkları görülüyor.
Kendileri batağa batmışken, kendi yaşamlarını kurtaramamışken, bütün Türkiye'yi kurtarabilecekleri yanılgısına düşüyorlar. Oysa birazcık düşünseler, din devleti heveslilerin ve Atatürk düşmanlarının arka bahçesine dönüşmüş, tüm din ve eğitim kurumları her geçen gün kendilerine (devlet olanakları, bizlerin paralarıyla) kendilerine milis ve seçmen yetiştiriyorlar.

Bir din devletinden en çok zarar görecek olanlar bayanlarken, (çünkü din devletinde) erkek camiye gidip, oruç tuttunca sorun kalmıyor.
Oysa kadın, hem özgürlükleri, hem tercihleri, hem de ekonomik ve sosyal alanda tamamen geri plana itiliyor, tek başına evden çıkamayan br mal haline indiriliyor.
Durum bu haldeyken, dini devlete gidişe en fazla yardımcı olanlar yine bayanlar oluyor, bu da ümitleri daha fazla kırıyor. Çıkar yol kalmıyor.
Yazdıklarınıza aynen katılıyorum, elinize sağlık. Artık bir şeyleri farketmek lazım.
__________________
'Vazifeye atilmak için , içinde bulunduğun durumun imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.'
-Yildirim- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz -Yildirim-'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
boğaziçi, özdil, yılmaz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 07:34.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.