Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Yılmaz Özdil


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Eski 22.02.19, 12:31   #1
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 7757
Mesajlar: 29,034
Ettiği Teşekkür: 107209
Aldığı Teşekkür: 155138
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Abdülhamid’in Gelini, Hanedan’ın Son Reisinin Eşi: Atatürk’ü İnkar Edenler

Abdülhamid’in Gelini, Hanedan’ın Son Reisinin Eşi: Atatürk’ü İnkar Edenler Türküm Dememeli, Osmanlıyım Dememeli


Cumartesi akşamı saat 20 suları, telefonum çaldı.
Arayan “Zeynep Osman” dı.
Padişah Abdülhamid'in gelini, Hanedan'ın reisi ve sarayda dünyaya gelen son şehzade Osman Ertuğrul'un eşi, prenses Zeynep Osman.



“New York'tan şimdi geldim, Şadiye Sultan meselesiyle alakalı açıklama yapmak istiyorum” dedi.
Canının çok sıkkın olduğu ses tonundan belliydi.
“Ne zaman nereye isterseniz geleyim” dedim.
“Salı günü saat 16'da Pera Palas'ın çay salonu” dedi.
“Hay hay” dedim.



Prenses Zeynep Osman'la ilk kez 2004 yılında tanışmıştım.
O dönem atv haber'i yönetiyordum.
Osmanlı soyundan değerli arkadaşım Neslişah Evliyazade'den rica etmiştim, beni kırmayıp aracı olmuştu, rahmetli Osman Ertuğrul'u Türk televizyon tarihinde ilk ve son kez canlı yayına çıkarmıştım.
Osman Ertuğrul, Abdülhamid'in torunuydu, Abdülhamid yaşarken Yıldız Sarayı'nda dünyaya gelmişti, Osmanoğullarının 34'üncü erkek üyesiydi, Hanedan'ın reisiydi, saltanat devam etseydi Dördüncü Osman veya Birinci Ertuğrul adıyla padişah tahtına oturacaktı.
10 yaşındayken sürgüne gönderilmiş, Viyana'da eğitim almış, babasıyla birlikte ABD'ye yerleşmiş, 70 yıl Türkiye'yi görememiş, 2004 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştu. Türkiye'ye gelir gelmez kendisini ekrana davet etmiştim, lütfedip kabul etmişti.
Osmanlı Hanedanı'nın reisi sıfatıyla, tarihte ilk kez kamuoyuna seslenecekti, ne diyeceği dünya çapında merak ediliyordu.
Saltanat devam etseydi Fatih Sultan Mehmet'in Kanuni Sultan Süleyman'ın tahtında oturacak olan Osman Ertuğrul, izlenme rekoru kıran canlı yayında kelimesi kelimesine şunları söylemişti:
“Türk olarak doğdum, Türk olarak öleceğim. Atatürk, Türk halkı için muhteşem bir liderdi. Ailemiz için çok kötü oldu ama, Türkiye kazandı, Türk milleti kazandı. Mustafa Kemal olmasaydı, İstanbul olmazdı. Memleketi kurtarmanın tek şekli, Cumhuriyet'i kurmaktı. Ben dahil bütün Türkler, Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz. Vatanı O kurtardı. Atatürk olmasaydı, Allah bilir ne olurdu. Padişahlık, monarşi, hilafet, bunların hepsi geride kalmıştır, gençlerimiz laikliğe ve vatanın bütünlüğüne sahip çıksınlar. Atatürk olmasaydı, hiçbirimiz olamazdık.”



Evet…
Osmanlı Hanedanı'nın reisi kelimesi kelimesine bunları söyledi.
Türk basını bu tarihi canlı yayını yok saydı.
Unutulsun diye bir daha asla haber yapılmadı.
Osmanlı'yla Atatürk'ü birbirine düşman göstermeye çalışanlar, Osmanlı Hanedanı reisinin bu muhteşem sözlerini sansürledi, kararttı.



Prenses Zeynep Osman'ı işte o gün tanımıştım.
Babası Afgan prensi Abdulfettah Tarzi, eşi Osmanlı Hanedanı'nın reisi Osman Ertuğrul'du.
Bu inanılmaz sıfatları tebessümle taşıyordu.
Zarafeti, tevazuyu gerçekten kelimelerle ifade edemem.



Ve işte 15 yıl sonra, yine öyle tarifsiz duygularla Pera Palas'ın mistik atmosfere sahip çay salonunda Zeynep Osman'ı bekliyordum…
İlham Gencer piyano çalıyordu.
Caz tınıları eşliğinde insanlar sohbet ediyordu.
Dakikalar geçmiyordu, ya da heyecanımdan bana öyle geliyordu.
Saat tam 16.00…
Zeynep Osman o her zamanki zarafetiyle, tam vaktinde içeri girdi.
Adeta zamanı durdurmuştu.
15 yıl önceki Zeynep Osman, 15 yıl sonra aynen karşımdaydı.
Meraklı bakışlar eşliğinde, oturduk.
Çay söyledik.
Biraz sohbet…
Sonra not defterimi açtım, başladık.



Telefonda söylediği gibi, yine “Şadiye Sultan meselesiyle alakalı açıklama yapmak istiyorum” dedi.



Şadiye Sultan meselesi, malum…
Abdülhamid'in torunuyum diye ortaya çıkan, kendisine “sultan” diye hitap edilmesini isteyen bir arkadaş var. Bu arkadaş durup dururken çıktı, “İsmet İnönü'nün Hanedan mensuplarını Fransa'da ziyaret ettiğini, vatandaşlık verme vaadiyle Abdülhamid'in kızı Şadiye Sultan'ın mücevherlerini aldığını, sonra ortadan kaybolduğunu, bu çaldığı mücevherleri götürüp kendi eşine taktığını” iddia etti.



Prenses Zeynep Osman, işte bu iddiayla alakalı açıklama yapmak istiyordu.



Canı çok sıkkındı.
Sözlerine “Osmanlı gelini olmakla iftihar ediyorum, padişah Abdülhamid'in gelini olmakla iftihar ediyorum, Osman Ertuğrul'un eşi olmakla iftihar ediyorum, ama ben Atatürk çocuğuyum, Atatürk çocuğu olmakla iftihar ediyorum, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarından Allah razı olsun” diye başladı… Anlattı.



“İlk defa konuşuyorum. İsmet Paşa'ya bu itham ağırıma gitti. Çok zoruma gitti. İsmet Paşa'yla alakalı bu sözler, doğru değil… Büyük bir hata, büyük bir yanlışlık, asla hakikat olmayan bir lakırdı.”



“İsmet Paşa meselesi hakiki bir mesele olsaydı, Hanedan'ın reisi Osman Ertuğrul bilmez miydi? Hakiki bir mesele olsaydı, Osman Ertuğrul'un eşi olarak benim bilmemem duymamam mümkün mü?”



“Cumhuriyeti, demokrasiyi, Atatürk'ü seven bir tek insan bile kaldıysa bu ülkede, bu çok ağır bir laf… Taşınamaz. Yenilir yutulur lakırdı değildir. Aslı esası yok. Çok hazin bir lakırdıdır.”



“Padişah Abdülhamid'in kızı Şadiye Sultan, Osman Ertuğrul'un çok yakın olduğu halasıydı. Paris'e gittiğinde daima Şadiye Sultan'da kalırdı. Kitaplarına çok değer verirdi, kitaplarını Şadiye Sultan'a emanet ederdi. Şadiye Sultan'ın kızı Samiye Hanımsultan, bir Amerikalıyla evlendi, New York'ta Osman Ertuğrul'a çok yakın otururlardı. Şadiye Sultan, New York'a kızına geldiğinde daima Osman Ertuğrul'la görüşürlerdi. İsmet Paşa meselesi hakikat olsa, Osman Ertuğrul'un bilmemesi mümkün müydü?”



“Abdülhamid'in son geliniyim, Osman Ertuğrul'un eşiyim. Osman Ertuğrul hayatı boyunca yaşadıklarını kendi sesiyle teybe kaydetti, kendi el yazısıyla kağıtlara kaydetti. Bu hatıratın hepsi bende, hepsini benim yanımda kaydetti. Tek bir satırında bile böyle bir şey yok. Şadiye Sultan olayı hakikat olsa, Osman Ertuğrul'un hatıratında olmaz mı?”



“Mevhibe hanımefendiyi yakından tanırdım. Annemin gayet iyi ahbabıydı. Ailece gidip gelirdik. Son derece saygıdeğer insanlardı. İsmet Paşa'nın bütün ailesini tanırım. Kızı Özden hanımı pek severim. Mutlu İlmen yakın arkadaşımdır. Mevzubahis bile olamaz.”



“Bunları söyleyen kızcağızın babasını bile hayatımda bir defa gördüm, o da galiba en fazla bir saat… Değil kendileri, babaları bile, büyükbabaları bile Şadiye Sultan'ı ne görmüştür, ne tanımıştır. Hanedan Avrupa'ya gitti, bunlar Şam'da büyüdü.”



“Sultan Abdülhamid'le Napolyon'un aynı dönemde yaşadığını söyleyen birine ne denir ki.”



“Aslında bu sözleri söyleyenleri suçlamıyorum. Eski sultanları görmemişler, tanımazlar, bilmezler. Bambaşka bir yetişme tarzıyla yetişmişler. Hanedan'ın büyükleriyle temasları olmamış. Bunların aile fertleri, kendi büyükleri saraydan uzaktaydılar.”



“Neslişah Sultan mesela, Hanedan defterine kaydı yapılan son kişidir, Neslişah Sultan yarım asır İstanbul'da yaşadı, bunları tanımazdı.”



“Bu tür sözler, Osmanlıyım diyen birine yakışmaz. Hem Osmanlı'yı küçük düşürüyor, hem Cumhuriyet'i… Çok çirkin.”



“Mal mülk istemek, Galatasaray adasının tapusundan falan bahsetmek, yakışacak iş mi… Osmanlıyım diyor. Osmanlıysan ağzından çıkanı kulağın duysun. Meziyet bu.”



Peki kim bunlar?
Prenses Zeynep Osman tane tane anlatmaya devam etti.



“2004 yılıydı, Tayyip Erdoğan başbakandı, New York'a gelmişti, Osman Ertuğrul'u davet etti, Waldorf Astoria otelinde eşiyle birlikte bizi karşıladı. İzzet ikramda bulundu. ‘Efendim vatana hicret ne zaman?' diye sordu. Osman Ertuğrul o zamanlar Türkiye'ye vizeyle gelebiliyordu, vizeyi de dışişlerinden değil içişleri bakanlığından alıyorduk. Tayyip Erdoğan “insan kendi memleketine vizeyle gelir mi” dedi. İki ay sonra vatandaşlık işlemleri tamamlandı. Osman Ertuğrul o güne kadar vatansızdı. O güne kadar defalarca çeşitli ülkelerden teklif gelmesine rağmen, ABD vatandaşlığı dahil, hiçbir ülkenin vatandaşlığını kabul etmemişti. Türküm, Türk olarak öleceğim diyordu.”



“Türkiye'ye vatandaş olarak geldi, yerleşti. 2009 yılında vefat etti. Büyükdedesi II. Mahmud'un türbesinde toprağa verilmesini vasiyet etmişti. Tayyip Erdoğan yine yardımcı oldu, cenaze sırasında eşi Emine hanımla birlikte hep yanımızda oldu, taziyeleri kabul etmemiz için Yıldız Köşkü'nü tahsis ettiler.”



“İşte bu tür lafları eden insanları, ben ilk kez orada, Yıldız Köşkü'ndeki taziyede gördüm. Sabahtan akşama kadar taziyeye geldiler, siyasilerle, bakanlarla orada tanıştılar, medyaya ilk orada çıktılar. Osman Ertuğrul yaşarken, biz bu insanları tanımazdık, bilmezdik. Osman Ertuğrul vefat etti, bu insanlar ortaya çıktı.”



“Osman Ertuğrul'un vefatı milat oldu. Meydan boş kaldı. Kurdun olmadığı yerde, kuzu ben padişahım dermiş… Yakışmıyor. Bunlar aileyi temsil edemezler, aile adına konuşamazlar.”



Prenses Zeynep Osman'ın biz gazetecilere de eleştirisi vardı…
Yanlış terminoloji kullandığımızı söyledi.



“Osman Ertuğrul'u düşündükçe üzülüyorum. Bunlara hâl⠑hanedan' diyerek, Abdülhamid'in ‘torunu' diyerek yanlış yapıyorsunuz, ‘sultan' diyerek çok fena yanlış yapıyorsunuz. Hanedan mensubu demek için, sarayda dünyaya gelmesi gerek… Sarayda doğanların, saray adabıyla yetişenlerin terbiyeleri, oturmaları kalkmaları bile farklıydı, sarayda yetişenlerin hepsi birbirinin aynıydı. Sarayda dünyaya gelen son hanedan reisi Osman Ertuğrul efendi, doğumu kayıtlara geçmiş son saray mensubu ise Neslişah Sultan… Osman Ertuğrul vefat ettiğinde, hanedan fiilen tarihe intikal etti. Artık sözü edilecek olan ‘aile'dir. Artık hanedan yok, Osmanlı ailesi var. Torunu bile denemez. Beşinci kuşakta, altıncı kuşakta torun denir mi? Ahfadı denir. Ahfaddır o, torun değildir. Sizden rica ediyorum, hanedan demeyin, torunu demeyin, aile deyin. Sultan diyorsunuz, bu nasıl sultanlık? Sultanlık makamı bu kadar ucuzlatılmamalı.”



Peki, prenses Zeynep Osman Türkiye'yi nasıl görüyordu?



“Yurtdışından her geldiğimde biraz daha geriye gitmiş görüyorum” dedi!



“Ülkemin ilerisini göremiyorum, bu beni çok rahatsız ediyor” dedi.



“Annem Pakize Tarzi, büyük bir vatanseverdi, büyük bir Atatürkçüydü. ‘Ben hekimsem, hastane sahibiysem, özgürsem bunu Atatürk'e borçluyum' derdi. Bizleri, çocuklarını böyle yetiştirdi. Cumhuriyet çocuğuyum, Atatürk çocuğuyum. Bugün sizinle bu röportajı yapabiliyorsam, bunu bile Atatürk'e borçluyuz. Osmanlı'nın kalıntısından Türkiye Cumhuriyeti'ni yarattı. Bunu inkar eden, Türküm dememeli, Osmanlıyım dememeli, vatandaşım dememeli… Hanedan'ın son reisi Osman Ertuğrul da aynen böyle düşünüyordu, aynen bunları söylüyordu. Mustafa Kemal Atatürk çalıştı, didindi, mücadele etti, Cumhuriyet'i kurdu, Allahaısmarladık dedi, gitti, bugün şu halimize bakın!”



Peki, bu halimizin bir numaralı sebebi olarak neyi görüyordu?



“Eğitim” dedi.



“Elbette pekçok başka sebep vardı ama, Osmanlı niye battı? Eğitimsizlikten battı. Avrupa'yı rönesans kurtardı. Biz atlamışız. Abdülhamid'e kadar Anadolu'da okul yok, gitmemiş, götürülmemiş… Tarihten biraz ders almak lazım, ibret almak lazım. Eğitimsizlikle mücadele edilmesi lazım. Atatürk bunun için mücadele verdi. Anadolu'ya eğitimi yayamamışız, Köy Enstitülerinin kıymeti bilinmemiş, Anadolu'nun ehemmiyeti kavranmamış… Eğitimi, sanayiyi, kültürü Anadolu'ya yaymak yerine, İstanbul'un taşı toprağa altın denilmiş, herşey ve herkes İstanbul'a taşınmış. Ne oldu? İstanbul da mahvoldu. Kültür, tarih mahvoldu. Eğitimsizlik hastalığı 50-60 yıllık değil, 500-600 yıllık hastalıktır… Mücadele edilmesi lazım.”



İlk gördüğümde yürekten onur duymuştum…
Prenses Zeynep Osman'ın WhatsApp profilinde Atatürk fotoğrafı var.



Her sabah güne Sözcü okuyarak başladığını anlattı.
Sadece Sözcü okuduğunu ve yabancı basını takip ettiğini söyledi.
“Sizin gazete de fetocuymuş, bilmiyordum” diyerek güldü.
Burak Akbay'ın uğradığı haksızlıktan ve Sözcü'ye yönelik iftira davasından bahsettik, “çok üzülüyorum, rahatsız oluyorum” dedi.
Medyanın eski dönemlerinden, Hürriyet'ten Sabah'tan bahsettik.



“Bu aralar Osmanlı dizileri pek popüler, Abdülhamid bile var, izliyor musunuz?” diye sordum… “Televizyon benim evimde sadece ekran olarak duruyor, kablolarını bile söktürdüm, bu televizyonlarla vakit kaybedecek kadar vaktim yok” dedi!



Üç saatten fazla konuştuk…
Röportaj amacımızın dışında kalan, ama ömrüm boyunca unutmayacağım anekdotlar, hatıralar dinledim.
Asla yazmayacağım, aramızdaki güven ilişkisine emanet edilmiş, Osmanlı'ya dair, Türkiye'ye dair tespitler dinledim.



“İçimi dökmek istedim” diyerek, beni tercih etmesinden elbette tarifsiz onur duydum…
Ama gazetecilik bir yana, Osmanlı'yı ve Cumhuriyet'i yücelten açıklamalarını tarihe kaydettirdiği için, kavram kargaşasıyla zehirlenmeye çalışılan topluma doğru istikameti gösterdiği için, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak kendisine teşekkür ettim.



Hesabı ödetmedi.
“Lütfen” diye çırpındım.
El işaretiyle kestirip attı.
“Ayıp” dedi.
Kendisi ödedi.



Kalktık.
Kapıya kadar kendisine eşlik ettim.
Otomobilinin arka koltuğuna otururken, “Bodrum'u çok sevdiğinizi biliyorum” dedi… Işıl ışıl yıldızlı Lacivert gökyüzülü huzur dolu bir Bodrum akşamında yeniden görüşmek dileğiyle, ayrıldık.



Arkasından el sallarken, kulağa küpe sözleri hâlâ kulağımda çınlıyordu…
“Osmanlı gelini olmakla iftihar ediyorum, padişah Abdülhamid'in gelini olmakla iftihar ediyorum, Hanedan'ın son reisi Osman Ertuğrul'un eşi olmakla iftihar ediyorum, ama ben Atatürk çocuğuyum, Atatürk çocuğu olmakla iftihar ediyorum, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarından Allah razı olsun!”


__________________
Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.02.19, 13:12   #2
Gerçek Üye

Bursalı68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 44
Mesajlar: 867
Ettiği Teşekkür: 3927
Aldığı Teşekkür: 3375
Rep Derecesi : Bursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardırBursalı68 şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Abdülhamid’in Gelini, Hanedan’ın Son Reisinin Eşi: Atatürk’ü İnkar E

Merhaba,

Harika bir sohbet yazısı...İçerik de mükemmel...Zeynep OSMAN, örnek olmalı...Osmanlı Hanedanlığının son üyesinin eşi...Diğer ortaya çıkan medyatik için ne diyor...: Ahfad…!

TDK'ya göre Ahfad=Torun,

Ancak demek ki gerçekten torun olarak görmüyor o Nihal Osmanoğlu'nu...Dıdısının dıdısı, kapı tokmağı olarak görüyor, ancak nezaketen yine de " ahfad " kelimesini kullanıyor...Verdiği mesajdır önemli olan bence, kullandığı kelimeden ziyade...

Cumhuriyet, Atatürk ve İsmet İnönü için söylediklerinden ne kazanır, hiçbirşey, hatta bu iktidar zihniyetindekiler tarafında tepki bile görür...Ancak yine de doğru bildiklerini söylediğinden ve açık sözlülüğünden dolayı Zeynep OSMAN'ı…

Sağlıcakla kalınız...
__________________
Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların bir şey yapmaması kafidir...
Edmund BURKE
Bursalı68 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Bursalı68'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.02.19, 14:37   #3
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 1472
Mesajlar: 14,072
Ettiği Teşekkür: 58710
Aldığı Teşekkür: 50525
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Abdülhamid’in Gelini, Hanedan’ın Son Reisinin Eşi: Atatürk’ü İnkar E

Global güçler, Tayyip' i iktidara hazırlarken onun memnuniyetle yapacağı iki görevi kendisine vermişlerdi. Atatürk ve onun cumhuriyetine karşı topyekün mücadele vermek ve Osmanlı' nın yıkılış sürecini pohpohlatarak yeniden kendisi üzerinden padişahlık özelemini topluma yerleştirmek.

Bu iki talebin ardında ise ulusal devlet fikrinin tahrip edilmesi, ülkenin kamplaşması ve BOP projesine uygun hale getirilmesi vardı.

Tayyip, Atatürk ve cumhuriyet ile mücadeleye başlayıp, kendi ekseninde bir padişahlık rejimi için alt yapıyı hazırlarken hanedan mensupları bir çok kereler Atatürk' e ve cumhuriyete olan bağlılıklarını medya üzerinden gösterdiler. Özellikle zamanın ''merkez medya''sında zaman zaman yer aldılar. Sanıyorum bu, Osmanlı ailesinin Tayyip' in kendi padişahlığına giden süreçte onun önünü tıkama çabalarıydı. O soyun devamı olarak kendilerinden olmayan birinin padişahlık propagandası yapmasına seyirci kalmak istememişlerdi.

Ancak medyada gerekli desteği bulamadılar çünkü laik kesim, Osmanlı soyunun siyaset içinde yer almasından pek memnun değildi. Bu durumdan endişe duydukları için onların Atatürk' e ve cumhuriyete bağlı söylemleri topluma tam anlamıyla işlenemedi ve bundan da en büyük faydayı Tayyip gördü.

...

Tayyip rejimi bir saltanat peşinde ve onun bu rüyasına en güçlü takozu koyacak olanlar da yine Osmanlı ailesidir. Bu nedenle Tayyip' in hayallerini boşa çıkarmak için muhalif medya daha önceki gibi korkmadan Osmanlı ailesine daha fazla yer vermek zorundadır.

Osmanlı ailesi cumhuriyet kurulalı beri siyasetin içinde zaten yer almamış ve her daim laik, Atatürkçü ve cumhuriyete bağlı olduklarını anlatmış ve yaşamalarıyla da bunu göstermişlerdir ve göstermeye devam ediyorlar.

Ben Tayyip' i padişahlık rüyasından uyandıracak asıl faktörün Osmanlı ailesi olduğunu ve muhalif medyada daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyorum. Bu aynı zamanda Tayyip' i padişah olarak görmek isteyenleri de Osmanlı gerçeği ile karşı karşıya bırakacaktır.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.02.19, 15:08   #4
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 493
Mesajlar: 11,603
Ettiği Teşekkür: 43948
Aldığı Teşekkür: 75337
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Abdülhamid’in Gelini, Hanedan’ın Son Reisinin Eşi: Atatürk’ü İnkar E

Dün Sözcüde bu söyleşinin duyurusu yapılınca "Diriliş" izleyen zevat gibi kılıcımı bileyleyip pc nin başına geçtim sabah ve bir solukta okudum.

Yok yok! daha önceden de bildiğim için Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki düşüncelerini ne çıkacağını tahmin ediyordum. Ben o kılıcı Dirilişçiler için hazırlamıştım zaten.
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
abdülhamid’in, atatürk’ü, edenler, gelini, hanedan’ın, inkar, reisinin, İnkar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 21:58.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.
Copyright ©2000 - 2019 www.forumgercek.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.