Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi > Türk Tarihinde Yer Alanlar

Türk Tarihinde Yer Alanlar Türk tarihinde yer alan olay ve portreler


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 03.01.2021, 02:31   #1
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Unutulmaz Eğitim Bakanından Öğretmenlere Mektup

Unutulmaz Eğitim Bakanından Öğretmenlere Mektup





1 Ocak 1929’da çok genç yaşta yitirdiğimiz Mustafa Necati’yi eğitim tarihimizin unutulmaz bakanlarından biri yapan; Türk Milli Eğitimini çağdaş ve laik bir yapıya kavuşturmak için yaptığı çalışmalardır...


Cumhuriyetin eğitim sisteminin temeli onun çalışmalarıyla (1925 – 1929) atılmıştır. “Harf devrimi”, “karma eğitim”, “millet mektepleri”, “Talim Terbiye’nin kurulması”, “Ders kitaplarının çağdaşlaştırılması ve bakanlık tarafından basılması,” gibi çok büyük devrimleri ve dönüşümleri gerçekleştirmiştir.

Mustafa Necati, öğretmenlik mesleğinin güçlenmesi ve toplum içinde saygın bir yere sahip olması için olağanüstü çaba gösterdi. Birçok başarılı öğretmeni bilgi ve görgüsünü artırsınlar diye Avrupa’ya gönderdi. Öğretmenlerin maaşlarını önemli ölçüde artırdı. Eğitim tarihimizde öğretmenlerle bu kadar iç içe çalışmış, onların sevgisini kazanmış bir başka bakan yoktur.

Mustafa Necati, zaman zaman mektuplarla ve Bakanlık genelgeleriyle; yeni mezun olan, göreve yeni başlayan ve ilkokullarda görev yapan öğretmenlere seslenmiştir. Bugün de güncelliğini koruyan bu mektupların ve genelgelerin milli eğitim bakanlığı yetkililerince yeniden incelenip değerlendirilmesinde yarar vardır.



Öğretmen Adaylarına Mektup

Mustafa Necati bu mektubu 23.02.1928’de yazıyor ve “Genç Namzet (aday)” diye başlıyor mektubuna. “Mektepten geçen yıl mezun olan arkadaşların tümüne ayrı ayrı başvurarak yeni hayatlarındaki hislerini, endişelerini, hayatlarındaki arzularını sordum”diyerek devam ediyor.

Bu satırlardan anlaşılacağı üzere; Bakan yeni göreve başlayan öğretmenlere tek tek mektuplar göndermiş ve onların yeni hayatlarındaki duygularını düşüncelerini ve arzularını öğrenmek istemiş: “Aldığım güzel cevaplar beni o kadar büyüledi ki, seninle de ufak bir hasbıhal yapmaktan kendimi men edemedim.”


Mustafa Necati yeni mezunları yurdun en uzak yerlerine atama yaparken, kendisine, bu tecrübesiz gençlerin uzak illerde, yokluklar içinde kalacaklarını ve umutsuzluğa düşeceklerini söylemişler.

“Bunlara inanmadım ve genç öğretmenleri yurdun her köşesine dağıttım. İşte bugün aldığım nezih ve heyecan dolu cevaplar, düşüncemde ne kadar haklı olduğumu ve arkadaşlarımın iman ve feragatlerinden şüpheye düşmemekle ne kadar doğru hareket ettiğimi bana tamamıyla anlatmış oldu.”

M. Necati mektubunda; vatanın tüm gereksinimlerini iyi bir şekilde kavramış olan ve bunları gidermek için kendini görevli sayan genç öğretmenlerin, her gittikleri çevrede Cumhuriyetin en ateşli savunucuları ve Türk geleceğinin en yorulmaz görevlisi olduklarını belirtiyor. En ufak bir şikâyeti bile onurlarına yediremeyerek, her karşılaştıkları sorundan yeni bir hamle gücü bulan bu azimli ülkü yolcularının, etraflarını çevreleyen yavruların ümit verici gürültüleri arasında yorulmaktan haz duyduklarını anlatıyor.

Bir yıl önce göreve başlayan öğretmenlerin bu önemli başarılarını anlattıktan sonra M. Necati, yakın gelecekte kendilerinin de vazife saatinin geldiği zaman, memleketin her köşesinde kendisini bekleyen arkadaşlarına ve yavrularına can atarak yetişmeyi boyunlarının borcu olarak göreceklerini belirtiyor.

Mustafa Necati aday öğretmenlere yazdığı mektubunu şöyle bitiriyor: “Genç Namzet, Unutma ki insanlar fanidir (ölümlüdür).

Onları ebedileştiren ancak vatana ve vazifelerine karşı gösterecekleri temiz yürekleri ve feragatleridir. Kendini böyle bir şerefli geleceğe hak kazanmış görmez misin? Bu güzel gün için sabırsızlandığına içim rahat olarak başarılar temenni ederim yavrum!”



Yeni Atanan Öğretmenler
1928’de yazılan bu mektup (hangi ayda yazıldığı belli değil) yeni atanan her öğretmenin adına, görev yerinin hangi ilde olduğu ve okulun neresi olduğu belirtilerek yazılmış…

M. Necati, yeni atanan öğretmene, harcırahının hemen ödenmesi için ilgili yerlere yazılar yazıldığını, oraya varır varmaz donatım bedelinin de kendisine verileceğini belirterek mektubuna başlıyor.

Yollarda üst düzeyde yardım alması için maarif idarelerine gereken talimatları verdiğini, “iskele, istasyon ve yol uğrağı kasabalarda, yakalarında yıldız bulunan bir kişi seni bekleyecek ve yol gösterecektir. Dolayısıyla onların da seni kolaylıkla tanıyabilmeleri için yakana bir yıldız takmalısın. Gideceğin yer, hiç yabancısı olduğun yer değildir. Orada, seni sevinç içinde bekleyen vatan yavruları, senin gibi mektebini bitirir bitirmez, görev başına koşmuş, hanım ve bay muallim arkadaşların, hâsılı vatanın her köşesinde tesadüf ettiğin ve edeceğin yüksek alınlı kardeşlerin vardır.”



Mustafa Necati, genç öğretmene, “artık okul hayatın bitti, mücadele hayatın başlıyor. Mesleğinin kutsal ve yüce amaçlarını tamamen kavramış olan diğer muallim arkadaşların gibi senin de bir an önce mesleğine koşmakta bir an bile durup düşünmeyeceğinden eminim” diye sesleniyor ve sözünü o yıl kabul edilen yeni Türk harflerine getiriyor: “Türk harflerini yaygınlaştırma gibi şerefli bir görevinin de olduğunu” anımsatıyor. “Bütün memleket evlatlarını, bir an evvel yeni harflerle okutarak, Türkiye’de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak mecburiyetindesin” diyerek de ülkenin aydınlanma savaşında genç öğretmene zorunlu görevini bir kez daha hatırlatıyor ve devam ediyor: “Yeni Türk Harflerini çabuk öğren ve hemen herkese öğretmeye başla. Bu hedefe varmak için kürsü, mektep lazım değildir. Her yerde gördüğün kadın erkek, zengin fakir, çiftçi tüccar, köylü şehirli ayırmayarak derhal öğreteceksin! Milletimize yeni bir yükselme sahası kazandıracak olan bu büyük zaferi kısa zamanda kazanacağına inanmış olarak görevlerinde başarılar diler ve işe başlama haberini beklerim. Aziz meslektaşım.”



İlk Mektep Öğretmenleriyle Mesleki Bir Hasbihal

1928 tarihli bu mektubuna Mustafa Necati, üç yıllık bakanlığında, öğretmenlerin gösterdikleri samimiyete, milli eğitimin amaçlarına doğru yorulmak bilmeden çalışmalarına gurur ve onurla şahit olduğunu belirterek, “sizinle mesleki bir sohbet etmek istedim”diye başlıyor.

Öğretmenlere daha önceden gönderdiği anketler sonucunda fedakâr öğretmenlerin umumi dertlerini de özetleyen bu mektubu ayrıca yayınlatacağını belirtiyor. Genel sorunları bu mektupla herkesin huzurunda yayınlıyorum, diyor.

Öncelikle gelen mektuplardan öğretmenlerin görev başında mutlu ve neşeli olmalarının kendisini çok mutlu ettiğini, bunun mesleğin geleceği açısından da önemli olduğunu anlatıyor.

Öğretmenlerin çoğunun bir meslek dergisini takip edemediklerinden yakındıklarını belirtiyor, bunu da sevinçle karşıladığını, bir öğretmenin “Okuyacak kitap bulamıyorum” demesi kadar övünülecek bir feryat olamaz, diyor. “Okuttuğundan fazla okumayan bir öğretmen çabuk yıpranır, ihtiyarlar ve tükenir. Dikkat ediniz; Okumaya meraklı ak saçlı bir öğretmen, daima taze, daima genç ve dinçtir.” M. Necati, Doğu’da 500 okulda kütüphane kurduğunu, okumak isteyenlere de kitap göndermeye başladığını, bir yıl sonra ücretsiz kitaplar gönderme planları yaptığını anlatıyor.

Öğretmenlerin bir kısmının kendi memleketlerinde görev yapmak istediğini ama bunun tamamen duygusal bir karar olduğunu, memleketinden başka yerlerde görev yapmanın insanı geliştireceğinden söz ediyor…

Gelen mektuplarda, birçok öğretmenin öğretim araçları yokluğundan şikâyet ettiğini söyleyerek, bu öğretmenlerin zamanında okullarında el işi dersleriyle pek ilgilenmediğini sandığını söylüyor. “Çünkü Hayat Bilgisi dersi vermeye mecbur olan öğretmenin öğretim araçları adı altında çocuğun doğal çevresinin dışında şeyler düşünmesini garip buluyorum. Biraz düşünülünce pek kolaylıkla teslim olunur ki, bütün çevre ve doğa öğretmen için bitmez, tükenmez bir öğretim aracıdır. Bundan en üst düzey yararlanmak öğretmenin elindedir.”

Bir kısım öğretmenlerin de okul binalarının kötü olmasından şikâyet ettiğini belirten M. Necati, öğretmenlere hiç okulu olmayan yerleşim yerlerini ve okulu olmayan öğretmenleri düşünmelerini istiyor…

Genç öğretmenlerin bir kısmının dedikodudan ve yalandan şikâyetçi olduklarını da belirten Necati, işsizliğin tembelliğin en bariz özelliğinin, bu çok üzüntü verici durumlar olduğunu belirtiyor. Meslektaşlarına bu gibi durumlarla ilgili duruş ve ciddiyetlerine bir kez daha dikkat etmelerini öneriyor. “Dilimizde ‘Dilin kemiği yoktur’ sözü çok bilinir, biz öğretmenler de buna karşı ‘Kulağımızda kötü söze yer yoktur’ der geçeriz…”



Ölümünün ardından başta Atatürk olmak üzere, koca bir ülkenin gözyaşı döktüğü, tabutunu binlerce öğretmenin omzunda taşıdığı ve mezarı başında Başbakan İnönü’nün çok etkili bir konuşma yaptığı Mustafa Necati’nin unutulmayacaktır.

Mustafa Necati’yi aramızdan ayrılışının 92. Yılında bir kez daha saygıyla anıyor, onun evininin amacı doğrultusunda kullanılmamasının ne kadar acı bir durum ortaya çıkardığını ve bu acı durumu milyonlarca yurttaşımızın üzüntüyle izlediğini belirterek yazımı sonlandırıyorum…

Kaynaklar:
1. Mustafa Necati 1928, İlk Mektep Muallimleriyle Mesleki Bir Hasbıhal, Ankara, Türk Ocakları Merkez Heyeti Matbaası
2. Milli Eğitimde Mustafa Necati Dönemi, Dr. Niyazi Altunya, Uygun Basım, Haziran 2009

Erdal Atıcı
__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.01.2021, 16:50   #2
Çevrimdışı
Canan
Çiçekci kız

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Unutulmaz Eğitim Bakanından Öğretmenlere Mektup


Mustafa Necati Bey, yalnızca Eğitim Bakanı olmayıp, pek çok yönü ile, yurduna pek çok hizmetleri olan değerli bir kişidir. Hatırladığım kadarıyla (okulda öğretmenimiz kendisinden uzun uzun bahsetmişti) Millet Vekilliği, Adalet Bakanlığı ve Avukatlık da yapmış.
Arap harflerinden Lâtin harflerine geçiş yıllarında çıkan başkaldırmalar karşısında, konferanslar düzenleyerek, halkı ikna etmekte büyük payı olmuş.
Malesef, Türkiye için daha çok yararı olmasına erken ölümü mani olmuş.

Güzel konu için teşekkürler canım.



__________________
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
bakanından, eğitim, mektup, Öğretmenlere, unutulmaz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.