Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Forum Gerçek Özel > Benim Bölümüm | Yazarlarımız

Benim Bölümüm | Yazarlarımız Kendi ürettiklerimiz


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 24.04.2016, 23:50   #11
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Dostum kime Acı bilirmisin?
Derdini Anlatamayana Acı...
Gönlünün sesini dinleyemeyen,
Hayatın rengini göremeyen,
körlereve boş Kelama acı...
Dostum kime Acı bilimisin?
Mutluluğu hep öteleyen,
şuursuzca hareket eden,
Cahiller arasında olan,
Garip kalmışa Acı...
Dostum kime Acı bilirmisin?
Kibrini görmeyen,
Alemine zulmeden,
Alim geçinene Acı...
Dostum kime acı bilirmisin...
Yanan gönlüne,
Gören gözüne,
Söyleyen Diline,
Önce kendine Acı...
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 03.05.2016, 00:32   #12
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...


Tasavvuf içerisinde her şiirde bir mana bulunur. Aslında şiirler ve türkü ya da ilahi sözleri birer mesajdır...

Bir bakıyorumda şu fani hayata,
Söz söyleyemiyorum yaşananlara.
Ne desem tamamen boş geliyor.
Susuyorum işte tam o anda.

Can olarak varsam şu görünürde.
Şarapta içiyorsam öyle , kime ne?
Akıl azabından şarapla kurtuluruz.
Ne söylenir ki hiç söz bilmeyene.

Tüm yolların tozu üstümüzdedir.
Tüm can ların kanı alnımızdadır.
Dil ağzımızda kızarıp delirsede,
Gönlümüz hep niyazımızladır.

Ey fani dört rüzgar geçti şu arz dan.
Birgün elbet çıkacaksın Dünyadan.
Gününü gün eyle kendince devam et.
Neyi nasip eylemişse sana, Yaradan.

__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.05.2016, 00:07   #13
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Şu şaraba Var mı Düşman olan..
Akıl yok onda be inan..
Biz bir devirdikmi kadehleri..
Biz bizi unuturuz be agam..

Gecen yedi gezegen bir güneş olduk..
Güneşe karşı sema durduk..
Döndük deliler gibi içerek..
Sor o sofuya bilirmiymiş mutluluk..

Yüzlere nur yağdı o sofrada...
Melekler saf oldu Anında..
Tüm kainat cümbüş eyledi..
Cennet bahçesi oldu orada...

Hani Taşa vurulmuştu kadehler..
Hani takılmazdı kabahatler..
Demekki takan takılmış be agam..
Sen bak dalgana iyi seyirler..
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.05.2016, 00:28   #14
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...



Bir Pir yaşardı Mısır taraflarında.İlmi nam salmış idi yedi cihanda.Bilgisi ve görgüsü ie örnekti, pekçok talebe okutmuştu yanında.Sofuluğuda vardı.Kuranı ezbere bilirdi.Fıkıh,kelam tahsilinde nam-ı pek iyiydi.Lakin bir rüya gördü.Gördüğü rüyası kabus oldu.Kabe içinde bir put a tapıyordu.Kabe yi bırakıp put a tavaf ediyordu..


-Fessuppanaallah...
diye uyandı.Besmele çekip Abdest aldı.Durdu niyetlenip namaza ama o put onu hiç bırakmadı.
Sohbetlere gitti günlerce.Lakin ne heves ne neşe.Hiçbirşey kalmamıştı birden.Yandı ciğeri,gördüğü rüya yüzünden..
Dedi ;
-Duramam artık buralarda,düşüp gitmem lazım gurbet bağrına.
Bindi küheylanına,düştü yollara.Talebeleri baka kaldı ardında. Birkaçı bizde gelces dedi.Yoldaş oldular bu Sofuya..
Aylarca gezdiler Alemi,vardılar bir rum diyarına.Bu rumeli ne güzel imiş. Dinlenmeye karar kıldılar birkaç hafta..



Öyle gezer iken bizim sofu.Bir güzel gördü fidan boylu.Feleğini Şaştı birden.Aklı bile gitti kendinden...Güzel i görünce kaçamaz oldu biryere.Ayrılamadı bu rumelinden.Günlerce kapısını gözledi güzelin.Yandı ciğeri görmek için.Güzel Alay etti bu sofuyla dedi
- Beyaff sen sofuydun ne oldu böyle sana
Sofu dedi;
- Aşık oldum ey dilber.Bırakamadım seni böyle kader..
Güzel güldü
-Be hey sofu kılıklı ihtiyar,sofu diye gezersin. Bir güzel gördün gönül verdin kendine put ettin.Dön şimdi etrafımda..
Sofunun kanı kurudu.Dudakları kilitlendi.O güzele tek kelam edemedi..
Bırakmayan talebeleri geldiler sofunun yanına.
-Efendim dediler gidelim biz beraber yine Mısıra.
Sofi inat etti dedi;
-olmaz. Bir parçam var burada.Bırakamam o nu yalnız burada...
Günlerce yalvardılar sofiye gidelim diye ama sofi ikna olmadı gitmeye.Sonunda talebeleri de döndü Mısıra Sofi tek kaldı bir güzel uğruna.
Güzel ile karşılaştı birgün güzel sordu
- neden dönmedin?
Sofi acıklı baktı güzele dedi;
-Senin Aşkın etti bana burayı mapushane..
Güzel dedi
-peki evlenirim seninle lakin 3 dileğim var benimde.
Birincisi şarap içeceksin,ikincisi kuranı yakacaksın,üçüncüsü isebeline zünnar bağlıyacakın...
Sofi nin gözleri doldu.Dedi;
- Kuranı yakamam.Lakin şarap içerim.Zünnarıda belime bağlaarım.
-Tamam
Dedi güzel,
-Gidelim Nayko nun meyhaneye,Orada bir güzel içip eeğlenmeye...
Gittiler meyhane ,Bir kadeh tutuştudular Sofi ye.Sofi içti o kadehi yavaş yavaş.Şenlendişevke geldi..
Saatlerce içtiler Sofi kendinden geçti..

Talebeleri Mısıra vardı.Kalanlar ile ağlandı.Herkafadan ses vardı.Talebelerden bii söz aldı..
- Yazık dedi sizin gibilere,Dost hiç bırakılır mı yaban ellere.Nasıl bırakıp geldiniz o nu.Terketmek dostluk mudur dostu.
Ortalık sessiz oldu.Hep beraber ağlandılar. Dostu yeniden bulup O na yardım için yola çıktılar.Yol boyunca dua ettiler. Dost u yine bulmak için.Yine Dostu bulup alıp ta dönmek için.Vardılar rum diyarına buldular Dostu orada. Dost bir kenarda durmaktaydı.Dilenci halinde bir aylakçıydı.
Dediler dost biz geldik.Dost görünce arkadaşlarını gözlerinin içi parladı.
-Hoş geldiniz Can lar,dönmek nasipmiş sizler ile.Türlü hale girdim bir güzel ruyası ile..


Toplanmışlar hep beraber düşmüşler mısır yoluna.Lakin Arkalarındaki güzel alışmış o yaşlı adama.Gece rüyasında gö rüyormuş sofuyu.Demiş;
-herşeyinden geçti senin uğruna bırakma bu sevgiliyi..
Arkasından dayanamamış güzel Düşmüş yollara Gitmiş aylarca sofuyu bulmaya.Bulmuş Sofuyu.Mısır memleketinde. Demiş;
-Ey Sofu kıymet bilemedim,seni layığınla sevemedim.Dile ne dilersen benden hazırım her dediğini etmekten.
Sofu demiş
-Güzel,sen sevgiye aşk a geldin.Gel Muhammedi ol.Aşk ı bir eyleyesin.
Güzel, Müslüman olmuş anında, teslim olmuş herşeyi tüm halıyla..
Feriuttin Attar ın Mantık-ul Tayr eserinde geçerdi benzer bir hikaye biz de paylaşalım istedik bunu kendi dilimizce......
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.05.2016, 00:44   #15
Çevrimdışı
Canan
Çiçekci kız

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

@alkanaga teşekkürler...

Zevkle okudum.
__________________
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.05.2016, 01:05   #16
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

@CeMKaN ve @Canan ben teşekkür ederim. Maksat güzellikler olsun...
Alın size bir hikaye daha...

FAL






Falcı kadın: Neyse Halım çıksın falım diyerek falı kapattın Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır. Ama işte bir fincandan 40 yıllık kehaneti kopartıp, hayatınızı o duruma göre şekillendirirseniz işin rengi değişir (Kadın güler).
Falcı kadın kahve fincanına bakar.
Ahmet meraklı bir şekilde sorar;
Ahmet: Neler var, ne görüyorsun?
Falcı Kadın: Ne göreceğim kısmetin kapanmış oğlum. Bir adağın var senin, gidip adak keseceksin.
Sahne değişir
Yer: Ahmet bir hayvan pazarındadır, hayvan satıcısı ile pazarlık yapar. Tokalaşıp el sallıyorlardır.
Satıcı: Yooh hemşerim yoh! Bu koç''u 750 ‘den aşağı viremem kusura kalma.
Ahmet: Bak kardeşim adağım var benim. Ver şu Koç''u bana. Bak, hem bir hayvan satmış olursun, hem de sevap işlemiş olursun.
Satıcı: Sana başka hayvan viriyim. Bak şu sağdakini al. Hem bütçene daha uygun olur.
Ahmet: Hangisi O?
Satıcı: Aha şurada duran yok mu?
Satıcı hayvanı göstermek için sürüye girer. Ahmet''te satıcının ardından sürüye, hayvanların arasına dalar. Fakat Koç''un biri Ahmet''i süzer ve arkadan toslar. Ahmet yüzüstü yerdedir ve ağzı yüzü kirlenmiştir.
Ahmet: Ver ulan bana! Ben şu bana “Tos" yapan Koç''u istiyom. Kescem lan onu!
Satıcı: tamam abi kızma! Hayvandır o. Fakat sana 1000 gayme''den aşağı vermem.
Ahmet: Tamam ulen, 1000 lira! Kesicem Onu…
Yer: Ahmet Hayvanı almıştır ve ipinden sürükleyerek götürmeye çalışır. Hayvan direnir.
Ahmet: Gel buraya Koç efendi, kesicem seni! Az kaldı.
Sahne değişir.
Falcı Kadın: Yüreğin kabarmış, bu yürek kabarıklığını bu adakla gidereceksin. Üç vakte kadar bu adağın sana getirecekleri de var.
Yer: Ahmet hayvanı sürüklemeye devam eder. Derken hayvan ip ''ten kurtulur ve kaçmaya başlar ve Ahmet''te peşinden koşturur.
Ahmet: Dur ulen kaçma! Nereye gitsen yakalayacağım seni! 1000 lira saydım lan sana!
Hayvan kaçarken yol''da bir taksinin altında kalır. Taksici de hayvana vurmamak için direksiyonu kırmış ve direğe toslamıştır. Taksici iri yarı bir adamdır ve arabadan iner.
Taksici: Kim saldı lan bu hayvanı buraya? Yol kenarında hayvan mı otlatılır?
Ahmet olay yerindedir hayvanın peşinden gelmiştir.
Ahmet: Yuhh ya! Görmedin mi koca Koç''u? Ne olacak şimdi? 1000 lira saydım ben bu hayvana.
Taksici: Bak hala hayvan diyor! Ulen kim ödeyecek bu taksinin masrafını?
Ahmet ile taksici boğuşmaya başlarlar. Ahmet taksiciye yumruk atar, taksici de Ahmet''e bir yumruk sallar. Yumruk Ahmet''in gözüne gelir. Ahmet ve taksicinin üstü başı dağınık ve gözleri mor ''dur. Yoldan geçenler araya girer ve ayırmaya çalışırlar.
Yoldan geçen 1. adam: Ayıp ya hu! Koca adamlarsınız yol ortasında kavga ediyorsunuz.
Yoldan geçen diğer adam, yerde yatan Koç''un başucundan bağırır:
Yoldan geçen 2. Adam: Anaam bu hayvan can çekişiyor! Hemen keselim de murdar olmasın.
Şoför: Benim masraf ne olacak? Polis çağıyorum ben. En aşağı 3 milyarlık hasar var.
Ahmet: Ne? 3 milyar mı? Dalga mı geçiyorsun sen benimle!
Ahmet şoförün üzerine yürür ve yine araya girenler olur.
Yoldan geçen 1. adam: oğlum, şoför haklı. Senin hayvana vurmamak için kırmış direksiyonu. Yol ''da salma hayvan olmaz.
Ahmet söylenerek cüzdanını çıkartır ve 3 milyarı sayar ve taksiciye uzatır.
Ahmet: Al bu paranı. Dua et yerde hayvan var, yoksa.. Neyse.
Bu sahne burada biter.
Ahmet eve gelir. Kapıcının yanından geçerek apartman merdivenlerini çıkar. Elinde kesmiş olduğu adağın bıçakları ve adaktan aldığı kanı koyduğu küçük bir kavanoz içinde olduğu poşet vardır. Üstü başı pejmürde bir şekildedir. Yüzü, elleri, ayakkabıları çamurludur. Merdivenleri çıkarak Evinin kapısını açar. İçeri girer. Poşetteki Kan''ı dolaba koyar, bıçakları da lavaboya bırakır. Bir sigara yakarak masaya oturur. Sigarasını dertli dertli içerken cep telefonu çalar.
Ahmet: Alo?
Telefondaki kız kardeşidir.
Kardeşi (Telefonda): Abi, nasılsın? Falcıya gittin mi? Bak ne derse çıkıyor.
Ahmet: Gittim kızım gittim! Sabahtan beri bir fal davası yüzünden başımıza gelmedik kalmadı anasını satayım zaten.
Kardeşi (Telefonda): Öyle deme! Bak ne derse çıkıyor. Saliha abla var ya bizim, hani eski mahalleden komşumuz.
Ahmet: Eee? Ne olmuş ona?
Kardeşi (Telefonda): Kadına çok hastalanacaksın demiş bir haftaya kadar, kadın yatak yorgan hasta şimdi, evden dışarı çıkamıyor.
Ahmet: Ne o! Bu falcı doktor mu? Bırak yaa…
Kardeşi (Telefonda): Abi, inşallah senin de kısmetin açılır. Ben kapatıyorum abi. Yakında Ankara''ya geliyoruz annemle, görüşürüz.
Ahmet: Tamam, anneme selam söyle, görüşürüz.
Ahmet telefonu kapatır. Duş''a girer, başını sabunlar. Tam başını köpürttüğü esnada sular kesilir, Ahmet sinirlenir.
Ahmet: Yaff, bu ne be!
Üstüne bornozunu giyer ve Aski''ye telefon eder.
Ahmet: Alo, Aski mi?
Araya fon müziği girer, Ahmet sinirli şekilde telefonda konuşur, fon müziği biter.
Ahmet: Ne demek boru patladı tamirat var kardeşim. Üstümüz başımız sabunlu kaldık şurada.
Ahmet: Tamam tamam anladık yapacağınız yok sizin bu işi.
Ahmet telefonu kapatır e banyoya gider. Kovada birikmiş soğuk su ile yıkanır (Tabii titreyerek).
Bornozunu giyip, banyodan çıkar. Tam o esnada kapı zil''i çalar.
Sahne değişir.
Falcı kadın fala bakmaya devam etmektedir.
Falcı kadın: Komşularınla aranda bazı tartışmalar yaşayabilirsin. Belli konuları müzakere edeceksiniz bekli de.
Ahmet Kapıyı açar. Yönetici kadın, birkaç komşusu ve kapıcı karşısındadır.
Yönetici: Ahmet bey, ben bu apartmanın yöneticisiyim. Biz çocuklara mana buluyorduk, siz çamurlu ayakkabılarla kirletmişsiniz apartmanı. Bak şu kadar insan şikâyetçi. Bu kadar vurdumduymaz olunmaz ki canım!
Ahmet gergindir.
Ahmet: Bakın, elimden bir kaza çıkacak. Zaten bir sürü şey yaşadım, bir de sizinle uğraşmayayım.
Yönetici: Polis çağıracağım. Nedir be senden çektiğimiz. Git polise anlat derdini. Terbiyesi herif!
Ahmet yüzlerine kapıyı çarpar ve koltuğa oturup, bir sigara yakar. Gergin bir şekilde tüttürür.
Ertesi gün olur, Ahmet koltukta uyuya kalmıştır ve gözlerini açar. Lavaboya gider ve elini yüzünü yıkar ve yine kapı çalar. Karşısında polis vardır.
Falcı kadın: Devlet dairesi gibi bir yerlere gideceksin. Şapkalı insanlarla işin olacak. Dur bakayım? Polis mi desem, asker mi desem…
İki polis memuru Ahmet''in kapısının önündedir.
Polis: Ahmet Bey değil mi?
Ahmet: Evet, benim.
Polis: Hakkınızda şikayet var, bizimle Karakol''a kadar geleceksiniz.
Ahmet: Peki, müsaade edin de montumu giyeyim.
Ahmet montunu giyer ve polisle beraber çıkarlar.
Sahne değişir.
Yer, polis Karakol''u dur. Ahmet Bey daktilonun önünde polislerin sorduğu soruları cevaplar, apartman sakinleri de ordadır. Ahmet e doğru bağırmaktadırlar, Ahmet''te gergindir ve o da onlara bağırır. Arka planda ses yerine fon müziği vardır. Gergin bir ortamda Ahmet''in ifadesi alınır.
Ahmet''in iç sesi: Ne oluyor lan bana? Fal mı çıkıyor, yoksa ben mi fal oluyorum. Şuraya bak şu iki günde tepetaklak oldum. Kısmetim zaten yoktu, iyice kısmetsiz oldum.
Sahne değişir.
Falcı kadın kahve fincanın tabağından kahve telvelerini süzerek, fal''a devam eder.
Falcı Kadın: Adağının kanını bir ağaca sürüp ağaca mendil bağlayıp etrafında dönerek dua edeceksin, kısmetin açılacak.
Sahne değişir.
Yer mahalle arasında bir ağaçtır. Ahmet kavanozla getirdiği adak kanını ağaca boşaltır, Ahmet ağacın dalına bir mendil bağlar ve etrafında dönerek dua eder. Ahmet''in bu durumunu etraftan geçen mahalleli görür.
Mahalleli: Ayşe kız, adam baksana ağaca dua ediyor. Yatır var herhalde dibinde!
Mahalleli (Ayşe): He ya, mahallede yatır var diyorlardı. İşte burada yatıyor.
Mahalleli (Rıza): Abi, bu adam ne yapıyor, ağacın altında namaz mı kılıyor?
Mahalleli (Selim): Yok oğlum, kesin yatır var burada.
Ahmet duasının sonunu ellerini yüzüne sürerek bitirir.
Sahne değişir.
Ertesi günü tüm mahalleli ağacın altındadır. Ağacın altında mumlar yakıp, mendiller bağlamışlardır. İçlerinden biri daha önce fark edemediği adağın ağaca sürülmüş kanını fark eder ve bağırır.
Mahalleli: Ağaç kanıyor! Ağaç kanıyor.
Mahalleli galeyana gelir. Tekbirler, secdeler, ağlamalar vs…
Falcı kadın kahve fincanına Bakmaya devam eder.
Falcı kadın: Başına bir kısmet konacak pek yakında. Bu kısmet üzerine denk gelecek.
Ahmet: Kısmet mi? Hayırdır İnşallah!
Sahne değişir.
Yer; Ahmet kaldırımda yürüyordur. Adağını adamış, Ağaç etrafında ritüelini tamamlamıştır. Evinin yolunu tutmuştur. Derken apartmanlardan birinin altından geçerken bir saksı düşer ve Ahmet''in başına denk gelir. Kısmet başına gelmiştir. Ahmet kaldırıma yığılır kalır.
Falcı Kadın: Apar topar yola gideceksin ardından (ses olarak sahne devam eder).
Ahmet''i sedyeye koyup ambulansa yüklerler, Ahmet kendindedir. Fakat sonradan bayılır.
Sahne değişir.
Falcı Kadın: Huzura ereceksin, kısmetinden sonra, boylu boyuna sırt üstü uzanacaksın.
Sahne değişir.
Ahmet gözlerini Hastanede açar. Başı sarılıdır ve yatakta boylu boyunca sırt üstü uzanıyordur, canı yanıyordur.

Falcı kadın: Geleniniz çok olacak, o kadar ki, biri gelip biri gidecek.(ses olarak devam eder).
Sahne değişir.
Ahmet''in hastanedeki başucuna eş dost ve akraba toplanmıştır. Kalabalık uğultu halinde konuşmaktadır.
Akraba(Süleyman): Teyzemlere haber verdiniz mi?
Akraba (Hasan): Verdik Süleyman abi, yoldalar geliyorlarmış.
Akraba (Fatıma): Çarpılmış diyorlar. Yatır''ın oradan geliyormuş, kafasına saksı düşmüş.
Akraba(Hasan): Amma abarttın amma Fatıma abla kim diyor bunları?
Akraba (Fatıma): Mahallenin dilinde kim diyecek? Ayrıca döndüğü ağaçtan kan fışkırmış.
Akraba(Süleyman): Fatıma, ya bir git Allah''ını seversen bir sus ya!
Fatıma burun bükerek kafasını çevirir.
Akraba (Fatıma): Yarın ben de gidicem yatıra, siz inanmayın hala.
Bu sahne burada biter. Falcı kadın kahve fincanına bakmaya devam eder.
Falcı Kadın: Bu kısmetinle beraber hem kendinin hem de başkalarının hayatını değiştirmiş olacaksın.
Sahne değişir;
İlk sahnede Ağacın bulunduğu mahallede ağacın altında bir tabela vardır ve her taraf mendil ve mumlar ile kaplanmıştır. Tabelada “ Ağaçlı Baba" yazmaktadır.


Sahne değişir;
Ahmet''te hastaneden akrabaları, anne ve kardeşi tarafından tekerlekli sandalye ile çıkarılmaktadır zira felçlidir artık…
Annesi: Tüüüh gördün mü kızım başımıza felçli kaldı…
Kardeşi: Bu musibetleri var ya Falcı kadın bir bir bilmiş anne,abim “ başıma gelen kalmadı" dediydi, abimle telefonda konuştuyduk. Biz de büyük nazar var, nazaaar….
Sahne değişir;
Falcı Kadın Kahve fincanını çevirip masaya koyar.
Falcı kadın: Kaderimiz aslında kadarımızdır, sınırımızdır. Bu kadarımız yani sınırlarımız içerisinde her insan kendi çizdiği kaderini yaşar. Kaderini, sınırlarını bilmez, üzerine çıkmaya çalışırsan, kaderin kaza ‘ya döner. Aslında bir bakıma; çizilmiş olunan kader senin yaşadığın ve yaşattıklarından ibarettir (Güler).
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.05.2016, 01:27   #17
Çevrimdışı
Canan
Çiçekci kız

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Alıntı:
Kaderimiz aslında kadarımızdır, sınırımızdır. Bu kadarımız yani sınırlarımız içerisinde her insan kendi çizdiği kaderini yaşar. Kaderini, sınırlarını bilmez, üzerine çıkmaya çalışırsan, kaderin kaza ‘ya döner. Aslında bir bakıma; çizilmiş olunan kader senin yaşadığın ve yaşattıklarından ibarettir
İşte yazının tümünün ana fikri.

Güzelmiş.
Teşekkürler akanaga...


__________________
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 09.05.2016, 21:04   #18
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

KAF DAĞININ ARDINDA



İnsan nice fırtınalı denizler geçiyor şu Alemde. Her denizde ayrı zevklerde dalgalanıyor, dost ve düşman olarak bölünüp, Musa gibi denizler yarıyor. Yerince İdris olup aleme elbiseler biçiyor...

Alem daha su iken ANka kuşu Kaf dağına göçmüş. Yanında buğday taneleri götürmüş. Yeryüzü yaratılınca Adem de ekip biçmek için buğdayların peşine düşmüş. Kaf dağının ardına Nice yollar aramış,nice devler ile savaşmış. Üçyüzyıl kadar dolandıktan sonra Kaf dağına ulaşmış. Kaf dağına ulaşmak yeterli değilmiş ardına geçmek için ferhat gibi dağı kazmış. Nihayetinde Anka kuşunu bulmuş, 3 damla kan karşılığında 3 buğday almış. Bu buğdaylardan birini karaya ekmiş, diğerini suya, bir diğerini ise Tanrıya vermiş. Bu buğdaylar karşılığında Tanrı da ona iki evlat vermiş. Bu evlatlardan biri habil diğeride kabil imiş.



Nice Sultanlar göç etti bu diyardan. Ne kaldı sanki Arkalarından. İnsan yalnız bu alemde. Yalnızlığı Ademin Tanrıya verdiği buğdaydan.

Padişhın biri bir saray yaptırmış. Kapıları som altın duvarları inci mercanmış. Ecel askerleri saldırmış ansızın bir gece bu sarayına. Yel esmiş üzerlerinden, ne saray ne de padişah kalmış...



İyilik yapan iyilik bulur derler. Ne yaparsa kişi aslında kendine eder. Nereye takılıyorsa orasıdır dünyası, bir gün yerinde yine yel estirirler...

Bir kuşçağız yakalamış lokman Avcının biri, hemen çıkarmış kesmek için gırtlağını, Almış kuşcağızın orda canını. Kuş çırpınmış ayağında mesaj varmış. Açmış hemen avcı mesajı bakmış ki, mesaj padişahtan lokmanaymış. Acıyan gözlerine çare aramaktaymış. Omuz silkmiş avcı, banane demiş. Lakin az ilerden onu askerler gözlermiş. Yakalamışlar avcıyı sormuşlar neden öldürdün kuşu. O bir haberciydi. Lokman avcı da cevap vermiş o kuş haberci ise ben de avcıyım. İşim bu benim kuşları yakalarım. Padişahta , çare arıyorsa gözlerine, kulak versin sözlerime. Acıyorsa gözleri, çıksın hemen saraydan dışarı, görsün halkının ağlanacak halını. Şayet Düzeltirse halkını şifa bulur gözleri. Nasıl yönetirse ülkesini öyle olur gözleri...



Er yolundan yürüyen kişi, şarapsız yola çıkmaz. Şarap içtiğinde ortalığı kavurmaz. Yiğit bir genç yaşarmış eski bir ülkede, savaşmak dilemiş büyük ejdarha ile. Hemen tez elden koyulmuş yola, at sürmüş dört nal''a. Bir de Himmet dede ismiyle bir yaşlı varmış. O da yollarda dolaşırmış. Yavaş yavaş atarmış adımlarını, Asası ile yoklarmış, önündeki toprağı dört nala giden genç bataklığa kapılmış ormandan geçerken. Himmet dedenin de yolu ordan geçermiş gezerken. Hafifçe önünü yoklayıp asasıyla bataklığı fark etmiş.Yardım dileyen gence asası ile Yardım etmiş. Tedbir Gerektir şu fani haayat yolunda, kimseye kin, garez yapma. Kırdıysan bir gönül Almaya bak. Kolay değildir hilm sahibi olmak...

__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 22.05.2016, 22:32   #19
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Kafana faza takmıycaksın fani alemin yükünü..
Nice Eşekler çekti,bitiremedi tümünü..
İnsan olana laf bir kere söylenir...
Tadını çıkar hayatın,zevk et hergününü..

Yerince diken de olur şu fani hayat yolunda..
Dikensiz bir Gül göster bakalım Dünyada..
O halde bilki her gül ün dikeni var..
Her Diken bir gül saklar sonunda...

Sorma sakın şu hayatın sırrını..
Sır sensin sıkma asla canını..
Biz mutluluk şarabıyla Can veririz...
Hüzünlü de olsan gör arkasında olanı....

Muhtaç olma kimseye,kendinden emin ol.
Güzel bas ayaklarını yıkılmadan Dik ol..
Nice engeller dalga gibi çarpar bedene...
Her dalga ile dolup boşalan sahil ol....

Alkanagam dert eyledi söz içinde..
Her söz ile yol eyledi Dost iline...
Bugün var yarın yok fani hayatlar...
İçelim biz yine baki olanın Şerefine.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.06.2016, 18:51   #20
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Doğduğumuz günden başlayarak oluşan inançlarımız, bilinçaltına kattığımız, kendimizle ilgili olumlu veya genellikle olumsuz düşünce kalıplarıyla oluşur. İşte bu inanç sistematiği ise bizim gerçek çekirdek inançlarımızı oluşturur.
Bu tür inançlar zihnimizin karanlık derinliklerinde tabakalaşırlar ve bilinçaltından bilince doğru buldukları çatlaklardan kendilerini ele verirler. Karanlıklarda olan bu inançlar genellikle korku ve kaygı içerirler. Örneğin; kendi çocuğunuz ile ilgili olabilir. “Bizim oğlan yine sınavı kazanmayacak”, “ boşuna uğraşıyorum bir şeylerin olacağı yok” şeklinde cümlelerle ele verebilir bu tür inançlar kendilerini. Akabinde ise sizi stres’e ve kaygı haline sokarlar. Endişelenmeye, engellendiğinizi hissetmeye, canınızı sıkılmaya başlarsınız. İşte bu tip inanç kategorileri cehennem ateşinin tam kendisidir. Sizi içerden kavurur durur. Dışarıya atmaya çalıştığınızda dışarıyı da yakar. Zira diliniz haşlak bir su misali karşınızdakileri de haşlayacak ve hatta belki de şiddete başvurmuş bulacaksınız kendinizi. Ardından ise eğer otistik biri değilsek derin bir pişmanlıkla yakacaktır içimizden.

İnsanın içine kök salmış böyle inançlar size fark ettirmeden bir zehirli sarmaşık gibi sarar sizi her cerahatinizden. Kıpırdandıkça hareket edemez bulursunuz kendinizi zira bu alevli haykırışlarınızın ateşi etrafınıza yansır ve ortalığı kavurur.
Hayatta başarılı ve sonuç olarak mutlu olmamızın önündeki en büyük problem kendimiz olamamaktır. Bu durum öyle bir hal ki kendi ni tanımayıp kendini başkalarının gözünden çıkarmaya çalışanların yarattığı kendileri hakkındaki umutsuzluk, başarısızlık üzerine olan inançlar sadece kendimize yabancılaşmamıza neden olurlar.
Gerçekten kendine bir sormalı insan, ” Ben kimim?”, “Ben ne istiyorum hayattan?” diye. Gerçekten neleri gerçekleştirmek istiyorsunuz bir düşünün. Sonra neleri gerçekleştirmeden elinizden kaçırdınız, bir düşünün. Ardından yine bir düşünün ki önünüzde yapabileceğiniz şeyler için ne kadar zaman var. Zira sen kendini tanımak istiyorsan, yapabildiklerin ve düşünebildiklerinden ibaret olduğunu göreceksin.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
baki, fani


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 05:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.