Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Forum Gerçek Özel > Benim Bölümüm | Yazarlarımız

Benim Bölümüm | Yazarlarımız Kendi ürettiklerimiz


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 07.06.2016, 18:55   #21
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Din, DİN lemekten gelir. Tüm dinler başlangıçta masumane bir şekilde ortaya çıkmıştır. Daha sonraları gücü eline geçirdiklerinde ise masumluğu bir tarafa bırakıp öç alırcasına diğer rakip gördüklerine saldırıyorlar. Dine dogmatik bakıp, objektifliğimizi kaybetmemiz ve bir taraf tutmamız, bu gün İslam dünyasının düştüğü durumu göz önüne sermektedir. Zira bir biz, bir de ötelediklerimiz var. Yunus’un ‘’Yaratılanı Hoş gördük yardandan ötürü’ demesinin ardından yaklaşık bir 700 yıllık süre geçmiş ve biz ne hoş görü bırakmışız, ne de hoş görünün altında yatanı, sadece tarafız. Taraf olmakla aslında tevhitten de uzaklaşıyoruz. Parça parça dökülüp insanlığımızı yitirmekteyiz.
Yahudiliğin doğduğu yıllarda Firavunun zulmünden kaçan İsrail Oğulları mazlumdu, bugün torunları dünyayı firavunluk ile yönetiyorlar. Hıristiyanlığın ilk çıkışıyla mağaralarda toplanan ilk Hristiyanlar mazlumdu, daha sonraları engizisyonlar kurdular, binlerce insanı inançlarından ötürü öldürdüler. Peygamberimizin tebliği ile Mekkelilerin gazabına uğrayan Müslümanlar da mazlumdular, şimdi milyon dolarlık petrol şirketleri ve sermayeleri ile birbirlerine hava atma yarışına girdiler.

İnançlar aklın ötesine geçip gerçekle yani hakikatle örtüşmedikçe olay gericilik olmaya başlıyor. Çalışıp üretmeyen, tembelliği kendine adet edinen ve üstüne bir hırka geçirip her gün birkaç zeytin yiyip toplumdan kendini soyutlayan, düşünmeyi yasaklayan, döne döne kendini uyuşturan ve el eteğini bu dünyadan çekip; bilim, teknoloji, mal ve hizmet edenleri de ‘kafir’ diye suçlayanlardan ne hayır gelebilir? O kadar karamsarlar ki, düşünen neslin katlını vacip gören yobaz bir kitleden insanlık adına nasıl bir fikir çıkabilir, nasıl ilerleme kaydedebilir?
Toplumlar, teknolojiyi, medeniyeti ve temiz düşünmeyi beceremedikçe maalesef bunu başarabilen diğer toplumların gölgesinde kalarak yaşıyorlar.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.06.2016, 18:59   #22
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...


Malum, ramazan geldi. Ramazan vesilesi ile geleneksel televizyon hocaları ekranlarda, cami ziyaretleri ve teravih namazları, oruç tutup sevap bonusları ortalıkta cirit atıyor. Hadi ha geyret! Bir ay değil mi, nasıl olsa gelir geçer. Biz bu ay bonus toplayalım da öbür tarafta huriler karşılasın bizi… Sokağa çıkıyorum, ortalık dindarlık içerinde, ruhani bir hava var anlayacağınız. Millet kendinden geçmiş, tabi bir de sıcak var normaldir. Diller bir karış dışarıda. Susuzluğun getirisidir. Oruç tutuluyor ya, haydi gayret altı üstü bir ay değil mi? Kimilerinin de sigarasızlık canına tak diyor ve ona buna sarıyor. Gün içerisinde kırdığı adam sayısı belli değil.
Bununla beraber kimlerin gün içerisinde bir şeyler yediğini takip eden tip’ler var. Kendisi oruçlu ya, ayrıcalığı olacak tabii ki. Geçen birini gördüm, orta yaşlı bir bayan su içtiği için bir genci fırçalıyordu. Genç ne yapsın, yüzü kızarmış, kolay mı oruç tutmuyor!
Bir gariplikler ülkesidir benim ülkem. Zaman zaman hepimiz din dar oluruz. Din dediysem de din algımız hep mış lar ile doludur yani kulaktan dolma. Hoca efendi şöyle yapmış, böyle olmuş vs.. Evliyalarımız vardır bizim. Türbelerine koşturur mumlar yakarız, başuçlarında oruç açmaya koşarız. Belki aslı evliyada değildir de biz öyle kabul ettik ya, öyledir!
Bazı tiplerimizde Camilerde felah bulur. Eee, tabi kimler cami de, kimler değil onları kesiyor. Bir de cami de gözüktü ya reklamını da yaptı, dindarlığı tescillendi. Şimdi kolaylıkla cami’de görmediklerine laf çakabilir…
İnsan güzellik ürünüdür. Her ne hal içerisinde olursa olsun güzeli görebilen, güzeli söyleyebilendir. Güzel ise, doğru olan (hak) ve bu doğruyu yaşayıp, yansıtabilmektir. Her ne olursanız olun bir gün öleceksiniz yani faniyiz. Bu faniliğin getirmiş olduğu sıkıntı ile hiç görmediğiniz bir âlem için bu dünyayı yaşamayı unutuyor, dindarlığı gösteriş ile karıştırıyoruz. İster namaz kıl, istersen kılma! İster içki iç istersen içme! Sen sadece kendin ol yeter….
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 07.06.2016, 21:51   #23
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...


Ramazan Geldi. Millet 33 rekat namaz kılıyor. Bunun 20 rekatı teravih, kalanı ise yatsı ve vitr namazı. Kimi nefes nefese, kimi uykulu...

Acaba teravih nereden geliyor?
Biraz araştırınca gördüm ki, "Teravih " kelimesi Arapça, " oturmak, istirahat etmek'" anlamına gelmekte ve çoğulu ise teravihaymiş http://www.islamiarastirmalar.com/up...9e50196fee.pdf

Rekat sayısı bile İslam alimlerince aslında tartışmalıdır, kimi 8 rekat diyor (araştıran ve hadis toplayan bazıları), kimi 20 (Ebu Hanife), kimi de 36(İmam Maliki). Teravihin kökenine gelirsek;Ramazan gecelerinde kılınan teravih namazı, varlığını ikinci halife Hz. Ömer bin El-Hattab sayesindedir.Hatta ilk zamanlar bu uygulamaya bid'at (yenilik) denmiştir. Fakat Ömerin bu konudaki sözü de önemli; “Abdurrahman bin Abdulkari dedi ki: “Ben Ömer bin
El-Hattab ile birlikte bir Ramazan gecesinde camiye gitmiştim ve insanları
çeşitli gruplar halinde namaz kılarlarken gördüm. Bir adam yalnız namaz
kılıyordu, bir başkası arkasında küçük bir topluluk ile. Bunun üzerine Ömer
dedi ki: “Benim kanaatime göre, bu insanların bir Kari’nin (okuyucunun) imamlığında toplansalar [yani cemaat olarak namaz kılsalar] daha hayırlı olurdu. Ve kanaatini uyguladı ve onları Übey bin Ka’b’in arkasında topladı. Sonra başka bir gece yine onunla birlikte oraya gittim, ve o zaman insanlar bir imamın arkasında namaz kılıyorlardı. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Ne kadar güzel bir bid’at! (dinde yenilik); Ama kılacakları yerine, uyudukları namaz, kıldıklarından daha hayırlıdır. Gecenin son kısmında kılınan namazı kastediyordu.” [Sahih el-Buhari, 3.
cilt, 32. bab, hadis no: 227] ayrıca https://www.al-islam.org/nutshell/files/tarawih-tr.pdf
Ömer, Ramazan ayında kılınan teravih namazlarının ilk olarak kıldıran ve bu amaçla insanları toplayan kişi olmuştur. Bugün hala toplu halde camilerde teravih namazı kılınır..
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 08.06.2016, 01:13   #24
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Aristo Mesajı göster
Çok anlamlı konulara değinmişin...

Ama bu teravih namazı dinden dışarı çıkmanın güzel örneklerinden biri.

Hz. Ömer, rivayete göre bir şekilde Kuran' da yeri olmayan bir konuyu müslümanlara kural yapıvermiş.

Nu tür sonradan çıkma ve rivayete (dedikoduya) dayalı konulara Kuran' da yer yoktur.

Müslüman mısın?

Kuran' da emir ise yapacaksın.

Kuran' da olmayan bir şeyi Allah' ın emri gibi uygulamak tam bir şirkçiliktir.

Allah' ın olmayan emirlere uymak da zaten dinden çıkmaktır.

...

Teravih namazı kılanlar da, maalesef bilmeden bu şirkçileri destekliyor ve sevap kazanalım derken, günaha giriyorlar.

...

Hani erkek çocukların sanki Allah' ın emri imiş gibi sünnet edilmeleri gibi bir şey bu...

Kuran' da erkek çocukların sünneti diye bir ayet falan yoktur. Emir de yoktur... Kuran' da geçmes bile...

Ama sanki Kuran' da varmış ve Allah' ın emriymiş gibi erkek çocukları sünnet ettirilir.

Bu da şirk koşmanın bir diğer biçimidir.

...

Kendini müslüman olarak adlandıran her kişi, Kuran' da olana uymakla yükümlüdür.

Kuran' da olmayan bir çok şeyi, Allah emri gibi yerine getirmek şirkçiliktir.

Ki bugün şirkçilik İslam dininin nerdeyse özü (!) haline gelmiştir.
Yazdıklarına katılıyorum @Aristo. Günümüzde inanç konusu taklitten ibaret kalmış... Bak bakara 170. Ayet ne diyor;
Diyanet İşleri: Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 21.06.2016, 21:10   #25
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

Bir ülke düşünün ki çocuklar öğretmen olmuş, saflığı, sadeliği öğretiyor, büyükler ise birer öğrenci olmuş, hem de yaramaz bir öğrenci, ders çalışmayı öğrenmeyi sevmeyen. Çocuklar büyüdükçe ders vermekten öğretmen olmaktan çok, ders almaya, öğrenci olmaya başlıyor, yani öğrencileşiyorlar. O saflık yerini, sinsiliğe, yapmacıklığa, kavga ve şiddete bırakıyor. Hayatın başında yaşadıkları saflığı, sadeliği geride bırakarak kirleniyorlar. Asıl trajikomik olanı ise bu kirlenmeyi maharet sayıp daha fazla kirlenebilmek adına yaramazlık yapıyor, birbirlerine zarar veriyor, birbirlerini suçluyor, birbirlerine kin ve nefret besliyorlar.
Bu ülkede saflık timsali çocuklar yavaş yavaş kirlenip, çamurlara bulanıyor, bu çamuru birbirlerine sıçratıyorlar. Bu oynadıkları oyunlarla ve kirlilikleri ile öğretmen olan çocuklara, çocukluklarına da zarar veriyorlar. Zira çocukluk ile beraber sevgilerini, sevgileriyle beraber, rahmaniyetlerini, rahmaniyetleriyle beraber rahimiyetlerini kaybetmişler. Bu kaybolmuşluklar içinde kendilerine ait bir inanç ve bir tür vicdan rahatlama ritüelleri geliştirmiş büyükler. Bu ritüellere de sıkıca sarılmışlar çünkü bu ritüellrden başka sarılacak bir şeyleri yok ellerinde. Bunlarda olmasa tamamen karanlıkta bulacaklar kendilerini.
Bir ülke düşünün ki çocukları öğretmen olmuş, öğretmeye çalışıyor büyüklere sevgiyi ve samimiyeti. Gülücükler atıyor, maskaralıklar yapıyor büyüklerin ilgisini çekebilmek adına. Bu sayede sevgiyi öğretmek istiyor belli ki. Karanlık olan vicdanların, kin dolu , nefret dolu nefesine umut ekmek istiyor.
İşte böyle bir HayAli bir ülke düşünün. Düşündükçe göreceksiniz ki, sizde böyle bir gerçekliği içinde kaybolmuşsunuz. Göreceksiniz ki, büyümüşsünüz çocukluğu geride bırakarak….
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.06.2016, 20:40   #26
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...



İlk emir ''İKRA'' (oku) olmuş. İnsan Okudukça seyredebiliyor hayatın rengini. Daha sonrasında ise yazabiliyor, yazabilmenin dayanılmaz zevkini yaşayabiliyor.
Hayatın kendisi bir zevktir aslında. Bu zevki göremiyor olabiliriz veya algılayamıyor da olabiliriz ama hayat zevk üzerine kuruludur. Zevk almadığın her an seni rahatsız eder ve insanı, hatta bazen öyle bir seviyeye gelir ki dayanılmaz ve çekilmez olur hayat. Taşıyamayacağın bir yük haline gelir ömrün. Böyle yaşamak yaşamak mıdır acaba?
Dışarı çıktığımız her gün yüzlerce yüzle karşılaşırız. Kimisinin suratında nur varken kiminin ise ''RABBİYESİ'' silinmiştir. Kimi zevk içinde gözleri gülebiliyorken ,kimi ise içinden kavruluyordur. Vicdan dediğimiz gönül ve akıl arasındaki terazidir aslında. Her kişilik kendini çekebilen bir terazi de dengede olduğun da sorun yaşamıyor fakat bu denge bir bozuldu mu yanıyoruz işte.
Yanmak tasa üzerine oldu mu hamlıktır. Sevgi üzerine olmalı yandığımız. Sevgiyle yanan sevgi hamurunda pişer. İnsanlığı ve insanları sevmenin ise en güzel yolu insanı ve insanlığı görebilmektir...
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.06.2016, 20:42   #27
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...


İlk emir ''İKRA'' (oku) olmuş. İnsan Okudukça seyredebiliyor hayatın rengini. Daha sonrasında ise yazabiliyor, yazabilmenin dayanılmaz zevkini yaşayabiliyor.
Hayatın kendisi bir zevktir aslında. Bu zevki göremiyor olabiliriz veya algılayamıyor da olabiliriz ama hayat zevk üzerine kuruludur. Zevk almadığın her an seni rahatsız eder ve insanı, hatta bazen öyle bir seviyeye gelir ki dayanılmaz ve çekilmez olur hayat. Taşıyamayacağın bir yük haline gelir ömrün. Böyle yaşamak yaşamak mıdır acaba?
Dışarı çıktığımız her gün yüzlerce yüzle karşılaşırız. Kimisinin suratında nur varken kiminin ise ''RABBİYESİ'' silinmiştir. Kimi zevk içinde gözleri gülebiliyorken ,kimi ise içinden kavruluyordur. Vicdan dediğimiz gönül ve akıl arasındaki terazidir aslında. Her kişilik kendini çekebilen bir terazi de dengede olduğun da sorun yaşamıyor fakat bu denge bir bozuldu mu yanıyoruz işte.
Yanmak tasa üzerine oldu mu hamlıktır. Sevgi üzerine olmalı yandığımız. Sevgiyle yanan sevgi hamurunda pişer. İnsanlığı ve insanları sevmenin ise en güzel yolu insanı ve insanlığı görebilmektir...
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 26.06.2016, 20:45   #28
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...


İnsanı insan yapan değer zayıflığından ileri gelir efendim.Zayıflık İnsanı düşünmeye sevk etmiştir. Bir hayvan soğuk la karşılaştığında vücudu doğal olarak kürk yapmış,bir geyik zayıflığıyla beraber hızlı koşan bacaklara kavuşmuştur ama İnsan, düşünmek zorunda kalmıştır.Düşünce ile kendine kürk ten elbiseler yapmış,atları ehlilleştirmiş, nice icatlara imza atmıştır.
Şu iki kutuplu Dünyada ,her işleyiş ve iş zıttı ile kaim dir zira her gücün ardında güçsüzlük,her güçsüzlüğün ardında da güç vardır.
İnsan ilk düşünce halini dil'e döktü ve dolayısıyla ilk düşünen, ilk konuşan oldu. diğerleride takip ettiler onu.İnsan düşündükçe fark yarattı,fark yarattıkça da farklı bakmayı ,farklı düşünmeyi ileri noktalara taşıdı.Buna bağlı olarak ahlak ve erdem farklılıklarıda oldu şu fani Dünyada.Farklar ve farklılıklarda çoğaldıkça yeni yeni düşüncelere hayat verdiler taa günümüze kadar.
İnsan neyi düşündüyse o noktada yürüyor.Kimi iş dedi,emek dedi,ekmek dedi.Kimi Para dedi,köşe dönme dedi,kapital dedi.Bir başkası erdem dedi,ahlak dedi.Sonuçta her kişi düşündüğü yolda ilerledi.
Her kişi düşündüğü noktada ve mertebededir efendim.Asıl insanlık bunu fark edip har mertebeden hayatı seyredebilmektir.Böylelikle insana insanlık veren değer anlam kazanır...
Yalnız kaldığımız,biçare göründüğümüz an aslında ,kendimize en yakın olduğumuz an dır. İnsan kendine yaklaştıkça huzur bulur çünkü gidebileceği başka liman,başka sığınacak noktası yoktur.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 27.06.2016, 22:48   #29
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...

yaşam ve Ölüm



Ölüm ve Yaşam iç içe geçmiş . Biri diğerinin içinde.Gezerler işte beraber bir sevgili gibi .Biri olmazsa diğeri olmaz.Ölüm yaşamsız,yaşamda ölümden ayrılmaz.Bir gövdenin iki kolu dur ki,biri diğerinden kopabilir mı? Birisinin olmaması , diğerinin de eksikliği olur.

Yaşam harekettir,faaliyettir.Hep bir hal üzere gezmektir aynı zamanda.Hayatın içerisindeki hareketlilik,yaşamın ahengidir.Bazen dertli oluruz bazende sevinçli, işte bunlar hep yaşamın yapı taşlarıdır.Yaşam hız dır.Hızla geçer zaman.Yaşayarak geçeriz tüm anıları.Yaşayarak biliriz ,öğreniriz bir çok hadiseyi.Yaşam sorgulamaktır,Sorgulamakla kalmaz peşinde olmakta yaşamın parçası..Yaşam gözlemektir.Gördüğüne anlam vermekte olur aynı zamanda.Yaşam sevinmek ve ağlamaktır.Yaşam sarılmaktır yerince doya doya,yerincede ayrılmaktır.Yaşam gezmektir diyar diyar.Yaşam söylemektir düşündüklerini.Yaşam saklanmak , gizlenmektir bazen.Yaşam ,bazende çiledir.Yaşam,eğlenmektir arkadaşlarla veya bir kahvede kağıt oynayıp gülmektir.Yaşam,özgür olduğunu hissetmektir,özgürce anlatabilmektir tüm fikirlerini.Yaşam üretmektir,Yaratıcı olmaktır.Yaşam kahretmektir veya kahırlara düşmektir. Sonuçta yaşam,herkesin içinden kendine has parça aldığı bir çeşit denizdir.

Ölüm,yaşamın kardeşidir.Ölüm rızık verir yaşamı besleyen olur.Yaşamak için ölüme muhtacız.Kimse nin ,hiçbir nesne nin ölmediği ortam bir cehennem olur.Öldürerek veya ölen leri yiyerek hayatta kalırız.Tarlada ki buğdayı öldürüp,öğütüp yeriz veya Öldürülmüş bir hayvanın eti, bize can,hayat verir.Ölüm, sevgi,şefkat gösterir sırf hayat bulalım diye.Hep öldürür ölüm, yaşamın doğmasını istediğinden. Bizi sever ölüm, yaşayalım diye vardır hep.Ölüm idraklardadır ki, ölen bir böceği,karınca yı ölürken gördüğümüzde umursamaz iken, bir adamı gördüğümüzde etkileniriz.Ölüm , idraklarda yaşamdır asla kaybolmaz.Öldüğünü zannettiklerimiz hep idraklarımızda yaşar.Ölümü düşündüğümüz an da ölüm, hep yaşar bizimle beraber.İnsan öleceğini bilir.Ölüm adildir ve her can lıya uğrar.Kimseye torpili yoktur asla. Ölüm,hasrettir yerince değer katar.Ölüm sevginin adı da olur kaybettiğimizde sevdiğimizi.Ölüm, yaşama değer katar,bu değer ile yaparız yaşamın muhasebesini ve özetini.Ölüm korku olur ham yüreklilere ,sınır koyar.Ölüm bir yaşamın şekillendirilişine nihayi noktadır ki hayatın amacı ortaya çıkar.Ölüm vuslat olur kendine çeker.Ölüm hasret olur, perde çeker.Ölüm sadece yaşatmak için var.Yaşıyoruz ölmek için ve bir gün karşılaşıyoruz ölümle.

İşte dostum,ölüm ve yaşamın hikayesi,bu fani hayatın iki gerçeği.Yaşamak güzel ise eğer, ona bu anlamı ölüm katar.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 02.07.2016, 10:49   #30
Çevrimdışı
alkanaga
Uzman Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fani den Baki ye...



Yaşadığımız evrende,mutlu huzurlu,sevinç dolu bir hayat geçirmek bizim kendi elimizde.Zannederiz ki, elimizden birşey gelmez.Mutluluğa sırt çevirir,karanlık çukurlara yuvarlanırız ama inanın herşey bizim elimizde.
Çağımızda teknoloji ile beraber,stress,yorgunluk,çalışma tempoları ve kaygılar da arttı.Kimimiz işsizlik,kimimiz sevgisizlik, kimimimiz de başarısızlık sancıları çekeriz.Çünkü bu sancıları beynimizin içine dolduran biziz.Çöplük gibi her bulduğumuzu doldurduğumuz kafanın içinde türlü türlü çıkmazlar,kaygılar açığa çıkar.Kendimizi güçsüz,beceriksiz,yalnız hissederiz.Bunu bize hissettiren de ne acaip ki yine kendimiziz.Bizim korkularımız,bizim beslediğimiz kaygılardan ileri gelir.
İş bulamıyorum deriz mesala,işim yok...Acaba iş bulamama mı yoksa işlere atılamamızdır asıl olan.Seçimler yapar,duvarlar öreriz.Bunu yapamam ben,şu bana gitmez.Hayatta öğrenemem bu işi veya Millet ne der?Ben bunun için mi okudum... Türlü hallere,türlü duygulara büründürürüz zihnimizi.Küçünük görünen,gözümüzün yakınında olunca veya hep gözümüzün önün de durunca büyük görünür.Büyük gördükçe de cesaretimiz kırılır.Cesaretini kaybeden birey ise,korkularıyla tekrar başbaşa kalır.
Bazıları olur ki,hep izleniyormuş gibi tedirgindir.Hata yapmaktan çekinir.Sanki herke onu izliyor,hata yapacak mı diye bakıyor gibi görünür.Aslında tüm bu vesveseler kişinin iç dünyasındadır.Bunu çözemediğinden,korkuyladır hareketleri.Bu bazen de küçük görülmüşlükten,itilip kakılmaktan gelen bir duygudur.Kişi kendini küçük görür.Hep horlanmışlıktan ,kendide yitip gitmiştir.
Ama şunu bilmek gerekli ki her insan değerlidir.Kişi kendine değeri kendi vermeli ilk.Kendinde göreceği yetenekler ile cesaretini asla kaybetmemeli.Cesaret,hayatı yaşanılır kılar.Kendi kabuğunu kıramayan,kendi iç dünyasından çıkamayan kişiler iletişim problemi çekerler.Sosyal bir ortamda nasıl davranacağı veya nasıl hareket edeceği konularında çelişkiler yaşarlar.Çünkü insanın kendi olgunluğu,çizdiği sınırlarda ve olaylar karşısında ortaya koyduğu hal ve hareketlerde yatar.

İletişim bir noktada,hissettiklerini doğru bir şekilde hayata yansıtabilmendir.Tabii ki,hayatın içerisindeki her olay istediğin gibi gitmeyebilir.Zaten kendini bile insan, olmuyacak olan ile olanı ayırd eder.Biri gerçeğindir,diğeri ise hayalin.Hayal ile gerçeği ayırt edebildiğiniz noktada,hayatın gerçeklerini kabul edersiniz.Size normal gelir.Tek yaşadığımı An olan şu an,hayatın gerçeğidir.
Hayata pozitif bakabilmek kabullenebilmekten geçer.Ne olursa olsun ,kim olursa olsun,her görüş,her fikir ,farkli bile olsa dinlemeye değerdir.İçerisinde alınacak dersler veya size farklı bir yanınızı gösteren bir ayna olabilir.Kendini böylelikle tanıyan insan,herseferinde hayran olur.Çünkü her İnsan değerlidir...
Kimi bencil,kimi korkak,kimi inatçı ,kimi cimri.Her insan ayrı bir değer barındırır.Aslında cimri gibi görünen,sadece cimri ddeğil,birçok gösterdiği hal ve tavırla size cömertliği öğretir.Bir insan da binbir huy,duygu ve düşünce vardır.İnatçı görünen biri size komik gelir,bilirsiniz ki,inat ancak sahibine zarar verir.Korkuları veya farklı bir yol,farklı bir tecrübeden kaçınma hissi insanı sabit hale getirir.Sabit bir düşüncede kalıp,kabul kapıları kapamak,görülebilecek pek çok fırsatı da örter.Gözlerimizin önünde pek çok fırsat vardır.Düşünemediğimizden,sabit bakışlarla baktığımızdan göremeyiz bu zevkleri ve fikirleri.
Mutluluk,hayatın ahengine uyum sağlayıp,kendinle barışık bir birey olmaktan geçer.Böylelikle hayata da pozitif bakabilirsiniz ve bu pozitiflik etrafınıza yansır.Gülmeyi,eğlenmeyi,konuşup dertleşmeyi ,paylaşmayı ve yardımlaşmayı bilen insan, pozitif birçekim gücüne sahip olur.
Bazıları,parayla yapar bunu,ona buna borç verir veya maddi problemlerini çözmede yardımı olur. Kendini çekim merkezi görür ama çekim merkezi o değil Para dır.Para ile dost satın alamazsınız.Bence asıl önemli olan,yüreklere hitap edebilmek.Zihinlerde yaşayabilmek.Kalıcı dostluklar yaşanılanve yaşanmış mutluluklarla,paylaşmışlıklarla,dertleşmişliklerle ve en önemlisi güven ile sağlanır...
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur.
Alkanaga
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
baki, fani


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 05:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.