Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 29.08.2023, 12:58   #1
Çevrimdışı
Kel ali
Gerçek Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Türkiye işgal altında

Türkiye işgal altında

WhatsApp Kod adı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olan Büyük İsrail Projesi adım adım yürütülüyor. Siyonistlerce arz-ı mevud (vaat edilmiş topraklar) olarak kabul edilen Fırat ve Nil arasındaki topraklarda yer alan ülkelerin haritaları birer birer işgal, iç savaş, renkli devrimler veya sözde seçimlerle başa getirilen kukla idarecilerin icraatları ile değiştiriliyor. Türkiye toprakları da arz-ı mevud sınırları içinde, Cumhurbaşkanımız da BOP eş başkanı. Savaşların ve işgallerin topla tüfekle olacağını bekleyenler kendilerini 20.ve 21. yüzyılda ön plana çıkan psikolojik harp, soft power, panda diplomasisi, subliminal mesajlar, kavram ve algı oyunları gibi farklı teknikler ile bir anda haklarından ve topraklarından mahrum bir halde bulabiliyorlar. Ülkemizde de bu teknikler sonuna kadar uygulanmaktadır. Bizler artık Ege adalarının Yunanlılar tarafından işgal edilmesine; uluslararası platformda Rum kesiminin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta tek söz sahibi olarak kabul edilmesine; topraklarımızın, madenlerimizin, fabrikalarımızın ve yerleşim yerlerimizin satış adı altında yabancılara devredilmesine; Kanal İstanbul ile ülkenin bölünmesine ve bu bölgenin tamamen Araplara satılmasına hiç ses çıkarmaz olduk. Hatta AKP’liler ve onlara destek verdiği için her türlü icraatını kayıtsız şartsız güzelleme ihtiyacı ve yükümlülüğü altında olduğunu hissedenler bunları savunur hale geldiler. “Ama”lar, “ancak”lar ile ülkemiz elimizden kayıp gidiyor. Ülkemizin işgalindeki en büyük adım ise 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan “Vize Serbestisi Diyalogu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması”dır. Yukarıda saydığımız teknikler ile milletimizin anlaşmanın ilk kelimelerine yani vize serbestliğine odaklanması sağlanmış asıl amaç olan ülkemizin Avrupa’nın sığınmacı deposu haline geleceği gündemde yeterince yer bulmamıştır. Tabii ki anlaşmanın bu göz boyayan vize serbestliği kısmı gerçekleşmemiştir. Anlaşma milyonlarca sığınmacının ülkemizde barınır hale gelmesine sebep olmuştur. Bu sayı ne yazık ki net dahi değildir. Bir kesime göre 10 ila 13 milyon, resmi verilere göre ise 5 milyondur. Resmi verilerin gerçeğe yansıttığını maalesef düşünmüyoruz. Enflasyon oranları gibi iktidar aleyhine dönebilecek her türlü istatistiksel oran bir kalem oynatmaya bakıyor. Resmi verilerin bile 5 milyon yabancının ülkemizde olduğunu ifade ettiğini düşünürsek kayıt dışı yabancılarla birlikte bu sayının en az iki katı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizin nüfus sayısı göz önüne alındığında ülkemizdeki yabancı sayısının tüm dengeleri altüst eden bir sayıya ulaştığı ve her gün sayısının arttığı herkesçe bilinmektedir. “Sınır namustur” deriz ama sınırlarımız şu anda maalesef eleğe dönmüş durumdadır. Yolgeçen hanı gibi elini kolunu sallayan herkes ülkemize girmektedir. Sorun bu kişilerin Türkiye’ye girmesi değil, Türkiye’den Avrupa’ya geçmesi olarak kabul edilmektedir. Yabancıların çoğu Orta Doğu’dan, Arap ülkelerinden gelen Müslümanlardır. Müslüman olduklarından bir kesim için sempati ile karşılanmakta, ensar-muhacir kelimeleri havada uçuşmaktadır. Maalesef tarihinden ders almayan ve yarınını göremeyen bir millet haline geldik. Daha Kurtuluş Mücadelemiz üzerinden bir asır geçmişken ne çabuk unuttuk. Balkanlardan, Orta Doğudan, Afrika’dan Osmanlı’nın oradaki halkın isteği ile nasıl çıkarıldığını hatırlayalım. Gelen yabancıların profilleri de genelde genç erkekler olarak gözükmektedir. (Tabii resmi veriler yine öyle ayarlanmış ki kadın erkek oranı nerede ise yarı yarıya gösteriliyor, zannedersiniz yerel halkın kadın erkek nüfus oranı veriliyor.) Savaş bölgelerinden gelen ve kuvvetle muhtemel savaşa dâhil olan bu erkelerin savaşçı olduğu da hesaba katılmalıdır. Biz sadece yabancıları hesapsızca ülkemize almıyoruz iç güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü de hiçe sayıyoruz. Özellikle Arap asıllı yabancıların dokunulmazlığı var. İktidar kendine oy verecek yeni bir halk oluşturmak için onlara en hızlı şekilde vatandaşlık veriyor. Son seçimlerde bunu çok bariz bir şekilde gördük. Ak Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanımız genel seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz yerel seçimlerin kazanılması talimatını verdi. Muhalefet genel seçimlerdeki gibi yerel seçimlerde de son dakikaya kadar ithal edilen seçmen üzerine gerektiği kadar yoğunlaşmayacak mı bilemeyiz ancak göreceksiniz bir önceki seçimlerde kaybedilen özellikle büyükşehir belediyesi olan illerimizde ithal seçmenlerin sayısı artacak. Yabancılarla ilgili en dikkat çekici konulardan biri de adli vakalarının hiçbir şekilde medyaya yansımaması. Yemin etsek başımız ağrımaz misali haber veriyoruz demek adına nadiren birkaç haber görüyoruz. Böylesi sayılara ulaşan büyük bir insan kitlesinden bahsediyoruz. Yabancıların kendi aralarında ve yabancılarla Türkler arasında birçok kötü hadisenin yaşandığı kuvvetle muhtemeldir. Bu hadiselerin büyük tepkilere yol açacağından bahisle açığa çıkarılmadığı hatta yabancıların kendi aralarındaki vukuatların görmezden gelindiği akla gelmektedir. Bunun en tehlikeli yönlerinden biri ise bireysel suçlarında cezasız kalanların bu cesaretle çeteleşerek kolektif suçları da işlemesidir. Yabancılar arasında çeteleşme, mafyalaşma, gece hayatını ele geçirme, fuhuş, uyuşturucu satışı, kaçakçılık gibi suçların var olduğunu ve artarak devam ettiğini ilerleyen günlerde fazlasıyla göreceğiz. Avrupa Birliği yeni aldığı bir karar ile göçmen ve iltica yasalarını daha sıkı hale getirdi. Ülkelerindeki sığınmacıları gözaltına alıp 12 haftalık bir incelemeye tâbi tutacaklar ve iltica hakkı vermeyeceklerse “güvenli ülke” sayılan Türkiye’ye gönderecekler. Yani şunu diyorlar; biz ülkemize yabancıların yeteneklilerini, paralılarını, üst düzey eğitimlilerini onları sömürmek için alırız ancak bu vasıfları olmayıp gözden kaçanlar varsa hemen postalayacağız. Cennet mekân Erbakan Hocam sık sık konuşmalarında Haim Nahum doktrinini dile getirirdi. Bu doktrine göre“Türkiye'yi aç bırak, işsiz bırak, borca esir et, dininden uzaklaştır, böl, böldüğün parçaları birbirleriyle çarpıştır, yumuşak lokmaları yut. Siyonizm 'Biz bunları muharebeyle İsrail’e vilayet yapamayız ancak Haim Nahum doktrini ile yaparız' diyor. Üzerimizde bu plan uygulanıyor. Türkiye'de fakirlik artmıştır, işsizlik dayanılmaz boyutlara gelmiştir, dış borç dayanılmaz hale gelmiştir, din değiştirilmeye çalışılmaktadır, Türkiye bölünmeye götürülmektedir, bu bölünen parçalar bir müddet sonra birbirleriyle çarpıştırılacak." diyerek her fırsatta bizleri uyarır ve uyandırmaya çalışırdı. Halkımızın bir kısmının tepkisizliğinin sebeplerini bu kısa paragrafta bulabiliriz. Erbakan Hocam aynı zamanda “Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye'dir.” demiş ve Büyük İsrail Projesinin Türkiye adımının nasıl başlayacağını bize çok önceleri göstermiştir. Ülkemizdekileri yabancıları artık sadece demografik yapıyı bozan, iç güvenliği tehdit eden, seçim sonuçlarını değiştiren vb. unsurların ötesinde BİP’nin aracı olarak görmemiz gerekiyor. Arz-ı mevudun içerisinde yer alan iller ile yabancıların yaşadığı illeri karşılaştırdığımızda çok fazla çakıştığını görüyoruz. BM verilerine göre en fazla Suriyelinin yaşadığı 5 ilin 3’ü Hatay, Gaziantep ve Şanlıurfa, ikinci 5 ilin 3’ü Mersin, Adana ve Kilis’tir. Osmanlıcılık yapıp yabancılara sonsuz ve sorgusuz kucaklarını açanlar da bilmeliler ki tarihçilerin araştırmaları Osmanlı da bugünkü gibi denetimsiz ve dengesiz hiçbir yabancı göçü olmadığını göstermektedir. Yabancılar elini kolunu sallayıp Osmanlı’da istediği yere yerleşemiyordu, Devlet onlara belirli bir yer gösterirdi ve oraya yerleşirlerdi. Bırakın yabancıları bir takım mahallelere Osmanlı tebaasından olan yeni biri dahi yerleşecekse o mahallede mukim olanlardan kefil istenirdi. Yabancı bir şahıs yerli halka zarar verdiği takdirde sadece kendisi değil mensup olduğu grup topluca Osmanlı sınırları içinde başka bölgelere gönderilirdi ve bu şekilde güvenliği sağlama yükü kendi üzerlerine de bırakılmış olurdu. Evet, ülkemizde büyük bir beka sorunu var ama bu sorunun asıl müsebbipleri ali cengiz oyunları ile gözden kaçırılıyor.

https://www.turkhaberler.com.tr/maka...gal-altinda-62

Kaynak Linki = https://www.turkhaberler.com.tr/maka...gal-altinda-62

Av. Alev SEZEN Mail: av.alevsezen@gmail.com Türkiye işgal altında Av. Alev SEZEN 19 Haziran, 2023, Pazartesi 21:48
  Alıntı ile Cevapla
Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 29.08.2023, 12:59   #2
Çevrimdışı
Kel ali
Gerçek Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türkiye işgal altında

"Bir dönemin ünlü Brezilya dizisi olan Yalan Rüzgarı şimdi Türkiye'de oynanıyor. Günümüzde işgaller artık tankla, topla, tüfekle, askerle olmuyor. Bu işgaller çok daha sinsi bir vaziyette zihinlerde yapılıyor. Tek bir kurşun dahi atmadan o ülke işgal ediliyor. Nasıl mı? O ülkenin kimyası, genleri, genetiği ile oynanarak, birtakım kavramların içi boşaltılarak gerçekleştiriliyor. Bunlar kurdun üzerine örtülen kuzu postu gibi işlev görüyorlar ve bu şekilde ülkeler işgal ediliyor. Benim ilk saplamam şudur ki Türkiye şu anda işgal altında bir ülkedir" dedi.

https://www.habername.com/haber-turk...inda-87585.htm


**


Türkiye'nin işgal altında olduğu gerçeği.

seçilen başbakan'ın altından koltuğu alınıyor, tüm bakanlar el pençe "ulan ne oluyor, bir gün sıra bana da gelir mi acaba" diyemiyorlar. diyemiyorlar çünkü düşünmekten aciz insanlar topluluğu olduklarının bile farkında değiller.

2016 yılında açılmış başlık benzer başlıklarda var. yadsınamaz gerçektir. türkiye cumhuriyeti bütün kurum ve kuruluşlarıyla işleyemez hale getirilmiş, bütün değerlerinin içi boşaltılmıştır. milli ve manevi bütün değerleri sömürülmüş, şimdi de doğası ve demografisine sıra gelmiştir. devlet aklı, paranoyak bir kafadan ziyade ve bütün ihtimalleri hesap etmeye çalışan programlı hesap verebilir kendi içinde şeffaf bir anlayışa sahip olmalıdır. ülkenin yarısı yanıyor neredeyse, sosyal medyadan insanlar yardım bekliyor, ya devlet nerede. bu millet hep göbek bağını kendisi kesti, kutsal olduğu iddia edilen ve vergilerle bizi ezen devlet en ihtiyaç duyulan zamanda yok oluyor. tükiye, ünlüsüyle, fenomeniyle, köylüsüyle, kentlisiyle beraber bir çetenin manipülasyonu altındadır. bugünlere bir günde gelinmedi. yüksek duvarlı siteler, uzak ormanlardaki villalar, bol korumalı kapılar güvenli değil. sınırları yol geçen hanına dönmüş. devleti işlevsizleştiren bu virüs yadsınamaz bir gerçekliktir. bir gün türkiye işgal edilirken sınırlarda türk askeri tarafından buna direnilmeyeceğini, hatta bu işgalin ülkeyi yönetenlerce organize edileceğini bilseler zamanında bu vatan için can verenler mezarında ters dönerdi.

şimdi size abartı gibi geliyor ama şu an sokakta görmekten hoşlanmadığınız tipler bundan bir süre sonra kapınızı kırıp evinize de girecekler. o zamana kadar cebinizdeki kimliklerden almış ve silahlanmış da olacaklar.

güzel bir ülkemiz vardı, çok yazık oldu.
sorumlusunun allah bin belasını versin.

sahiller, tarım arazileri, konutlar orta doğu ülkelerinin vatandaşlarına satılıyor.

andımız yasaklandı, tc kaldırıldi..

ülkenin demografik yapısı üzerinde müthiş bir oyun var. sınırlar kaldırılmış bildiğin ülke mülteciler ile işgal ediliyor.

en kritik kurumlar( şeker fabrikaları, tütün fabrikalari, kağıt fabrikaları,yabancılara satıldı veya kapatıldı

ülkenin ormanları yabancı şirketler altın arasın diye katlediyor.

akıllara atatürk'ün gençliğe hitabesini getiren durum.

Devlet kendi halkını fakirleştirirken dışarıdan zengin insanları bazı yollarla ülkeye getiriyor. yerel halkın kullanmakta zorlanacağı pahalı otoyollar, oteller, binalar yapıyor. devletin kıt kaynaklarını bu pahalı otoyollara harcarken, ülke yeterli derecede üretemediği için yerel halkın fakirliği derinleşiyor. halk daha fakir oldukça, yapılan 'hizmet'lere olan erişimi bitiyor. yani yerel halk kendi vergisi ile yapılan şeyleri kullanamıyor, dışlanıyor ve kendi ülkesinde yabancı durumuna düşüyor. kendi ülkende yabancı durumuna düşmek, işgal altında olmak demektir. dışarıdan gelen daha zengin insanlara hitap eden, kendi halkını mali yollarla ikinci sınıf vatandaş konumuna sokan bir düzen sizce nasıl bir düzendir?

https://eksisozluk1923.com/turkiyeni...rcegi--5112592
  Alıntı ile Cevapla
Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 29.08.2023, 22:33   #3
Çevrimdışı
Kel ali
Gerçek Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türkiye işgal altında




''Geldikleri gibi giderier''


Mustafa Kemal Atatürk.


30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun.
  Alıntı ile Cevapla
Kel ali'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
altında, işgal, türkiye


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 06:50.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.